Mustafa Kemâl Atatürk, bir Türk milliyetçisidir. 22 Mayıs 1919'da yazdığı raporda millî birlik, millî egemenlik ve Türk duygusunu amaç edinmişti. İlk hedef Türk milletinin Türkiye'de bağımsızlığını elde etmesidir. Türk milletinin oluşumunda tabiî ve tarihî bağlar ki, dil birliği, tarihî hatıralar, ahlakî örf ve âdetlerde ortak karakter, yurt ve siyasî varlıkta birlik şartlarıdır ve bunların hepsi de Türk milletinde vardır. Ortak kültür mirasına sahip fertlerin teşkil ettiği millî birlik ise, bütün bu unsurların bağları ile kuvvetlenir. Atatürk'ün deyimi ile, "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözünü millî benliğimizin bir ifadesi olarak kullanabiliriz
(Sen konuyu yanliş değerlendiriyorsun milliyetçiliği dine alet ediyorsun din ayrı bir konu )
Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ Erdoğan'ın "Biz her türlü milliyetçiliği ayağımızın altına alan bir iktidarız" açıklamasına Twitter'da cevap verdi. Elekdağ "Telkinim hatanızdan dönme erdemini göstermenizdir" dedi. Başbakan'ın sözlerini iki açıdan ele aldığını belirten Elekdağ şunları yazdı:
"Birincisi, 'her türlü milliyetçilik' ifadesi, Kurtuluş Savaşı'nda şahlanarak Anadolu'yu düşmandan arındıran Türk milliyetçiliğini de kapsıyor. Bu nedenle ben zât-ı âlinize soruyorum: Milliyetçilik duygusu ile millet olarak var olma ve yaşama azmi Kurtuluş Savaşımızda bir şuur ve iman hâlinde yaşamasaydı, bugün hür, haysiyetli ve şerefli bir millet olarak ayakta kalabilir miydik? Anadolu düşman kuvvetlerinden arındırılabilir ve Türkiye Cumhuriyeti kurulabilir miydi?
İkincisi Sayın Başbakan, 'Türk milleti', asla ve kat'a bir kavmin, bir ırkın veya bir etnik grubun adı değildir.
Bir gönül bağı olan Atatürk milliyetçiliği, diğer milliyetçi akımların sizi rahatsız eden sakatlıklarından arındırılmıştır. Şöyle ki: Atatürk milliyetçiliği, ırkçılık, Turancılık karşıtıdır, kafatasçılığı reddeder, özgürlükçü ve eşitlikçidir, demokrasiyi hedefler, dünya ile barışıktır, başka milletleri ne hakir ne de kendinden üstün görür.
En önemlisi de, Atatürk milliyetçiliği, Türk halkını, tüm toplum bireylerini dil, kültür ve tarih bilinci temelinde 'Türk Milleti' ve 'Türklük' şemsiyesi altında birleştiren bir toplumsal yapıdır. Bu milliyetçiliği 'ayak altına almaya' kalkarsanız, o zaman, Türkiye halkını milli kimlikten ve aidiyet duygusundan yoksun bırakır, bölünmüş, ufalanmış, dejenere bir kitleye dönüştürürsünüz.
Türkiye'yi, Türk milletinin var olmadığı bir noktaya getirirseniz, Türkiye Yugoslavya'ya döner, parçalanır."
ABD'deki bütçe kesintilerinin otomatik olarak uygulamaya konulması ilk etapta olumsuz algılandı ama bu hava kısa sürede dağıldı.
İyimserlik havasının etkisiyle ABD hisse senedi piyasalarında 1996'dan bu yana kaydedilen en uzun soluklu yükseliş hareketi yaşandı.Hafta içinde açıklanan ve beklentilerden iyi gelen perakende satışlar, işsizlik maaşı başvuruları ile sanayi üretimi verilerinin piyasalardaki olumlu algılamayı desteklemesiyle, yeni rekorlar kırıldı.
Avrupa'da sıkıntı var
Avrupa'da ise oldukça sıkıntılı bir görünüm dikkat çekti. Beklenti Euro Bölgesi sanayi üretiminin yüzde 0,4 yükselmesiydi. Gerçekleşen ise yüzde 0,1 düşüş oldu. Bu da İtalya kaynaklı endişelere tuz biber eken bir gelişme olarak kayıtlara geçti. Bölgeye ilişkin olumsuz haber ve veri akışı, küresel piyasalardaki ABD kaynaklı iyimserliğin etkilerini sınırlandırdı.
AB Parlamentosu'nun liderlerin sunduğu 7 yıllık bütçe teklifini reddetmesine, düşüş gösteren Euro Bölgesi sanayi üretimine ve beklentilerden kötü gelen şirket bilançolarına rağmen borsalarda haftalık bazda yüzde 1 kazanç elde edildi ama bütün bunlar euro/ dolar paritesindeki geri çekilmeyi engelleyemedi.
Paritede 1,286 önemli
Şubat ayını 1,31'lerde parite, artan Avrupa kaynaklı gerginliğe ve beklentilerden iyi gelen ABD verilerine bağlı olarak 1,29 bölgesine geriledi. Şu sıralar 1,30'un üzerinde tutunmaya çalışan paritede 1,2960-1,3150 aralığındaki dalgalanmaların bir süre daha devam edeceğini öngörüyor; 1,2960 desteğinin kırılmasıyla tekrar 1,28'li rakamlara çekilebileceğini düşünüyoruz.
Doların yönü dalgalı
Dolar/TL kuruna baktığımızda ise paritede yaşanan hareketliliğin etkili olduğunu görüyoruz. Öyle ki, paritede yaşanan aşağı yönlü hareket doların değer kazanmasını sağlarken, kur tarafında 1,80'lerden başlayan yukarı yönlü hareket ile 1,8150'li seviyelere gelinmesi önemli. Doların küresel piyasalardaki hareketliliği ile haftayı 1,8080 bölgesinde kapatan kurda, 1,7950-1,8150 kanalındaki dalgalı seyrin bir süre daha devam etmesini bekliyor, 1,8150'nin kırılması durumunda ise 1,8200, 1,8230 ve 1,8280 dirençlerinin gündeme geleceğini düşünüyoruz.
Dolar altını etkiliyor
Bir süredir 1560-1585 dolar kanalına sıkışan altın, geçen hafta hafiften toparlanır gibi oldu. Alım yönündeki işlemlerin ağırlık kazandığını ve en yüksek 1597 dolara gelindiğini gördük. Dünya Altın Konseyi'nin "Merkez bankaları dolar ve euro varlıklarını azaltmak için altın alımlarını artırıyor" şeklindeki açıklaması altın için sınırlı etkili bir itici güç oldu. Lakin 1600 bölgesinden gelen kâr satışları ile altının yönü tekrar aşağı çevrildi.
Haftayı 1592 dolardan kapatan altında geçen haftaya kıyasla ufak bir kazanç sağlanmış olsa da, ABD'deki iyileşme eğilimi ile birlikte dolardaki güçlenmenin korunacağını, bu doğrultuda da altındaki görünümün olumsuz olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Takip edeceğimiz destekler 1585, 1560 ve 1540, izleyeceğimiz dirençler de 1595, 1600 ve 1615.
Evet her türk vatandaşı gibi bende terörün bitirilmeli ama bu şekilde deyil.türk silahlı kuvetleri çok güçlüdür.hepimiz askerlik yaptık bilirizi.bir emirle kandili yerle bir ederiz ve önumüzde hiç kimse duramaz-terör belasından kurtulmuş oluruz..
(ABD.ALASKADAN GELDİ MÜSLÜMAN OLAN IRAK YERLE BİR ETTİ)
Çydd-sendikalar-yeşilay-tobb.tsk mahmetcik vakfı-akut her birinin ayrı ayrı kendi görev alanları vardır-mesale akut-işçi ve memur sendikaler ayrı ayrı görevleri vardır.halkın yararına olan sivil toplum örğütleri dir..öğrenmek istersen sana bir kitap göndereyim-
adreseni yaz.ben gönderirim....asur kardeş..
Özlemim
hasretim
olmayan
ve belki de
hic olmayacak
vuslatım'sın sen benim...
Aşk aşk beklediğim
Sevgi ile beslediğim
sevda sevda kokladığım
rüya rüya dolaştığım
sabah sabah aradığım
esmeyen
ve belki de
hic esmeyecek
seher yelim'sin sen benim
Ümidim
ışığım
NUR'um
yıldızım
mehtabım
ve
hiç bir zaman
bitmeyecek
batmayacak
GÜNEŞ'imsin sen benim...
Şimdi aktı
dogaçlama
yüreğimden
bu dizeler
parmak uçlarımdan
klavye tuşlarımdan
bağrımı delen
yürek vuruşlarına...!
Çok güzel konuşuyorsun.benim bildiğim ülkeler arsaı anlaşma ve tutanak tutulur.40 000 kişinin ve bebek katillerle anlaşma oluyor.
bu izni kim veriyor..türkiye cumuriyeti devleti cumuriyet tarihi boyunca bu duruma düşmemişti.türk halkına ihanettir.ben askerlerin aillerine kavuşmalarına mutlu oldum bu ayrı bir olaydır--
sivil toplum örğütler.işçi -memur vb.sivil toplum örğütleri halkın yararına olan alanlarda haklarını arar ve savunur...
"Kahraman şehitlerimiz, vatan size minnettardır! Bizler sizin sayenizde yaşıyoruz!.."
"Bu vatan sizlerin sayesinde kurtuldu!.."
"Her yıl olduğu gibi bugün de sizleri özlemle ve saygıyla anıyoruz"
Tören düzenlemek, nutuk atmak kolay!
Hele "Atatürk, Türk milleti" gibi kavramları anayasadan çıkarmaya yeltenenler için çok daha kolay. Bunu şehitlere nasıl anlatacaksınız!
Ulusal bayramlarımızın kutlanmasını yasak eden bunlar.
O ulusal bayramlarımız ki, şehitlerimizden bize kalan aziz anılarıdır.
Çok uzaklara gitmek gerekmez.
1914 yılında Birinci Dünya Harbi'nden başlayalım.
Kafkas cephesi, Suriye, Filistin, İran, Hicaz,
Sarıkamış ve özellikle Çanakkale cephelerinde bir milyondan fazla şehit verdik.
Mehmetçik taaa Süveyş Kanalı önlerine bile gönderildi, orada ne yazık ki mahvedildi.
* * *
Sonra Kurtuluş Savaşı başladı ve bu kez binlerce şehidimizi Anadolu topraklarına gömdük.
En son olay PKK'dır. Bu mücadelede yedi bin şehidimiz, ayakları, bacakları, elleri kolları kopmuş, gözleri kör olmuş tam 16 bin gazimiz var.
Şehit, vatan uğruna canını veren insandır. Şu tabloya bir bakınız, son 100 yılda bütün şehitlerimiz, vatan toprağına yapılan saldırılarda can vermiştir.
O saldırılar önce dış düşmanlardan geldi, sonuncusu ise (PKK terörü) iç düşmandan.
Dış düşmanın amacı vatan toprağını ele geçirmekti.
İç düşmanın amacı ise vatanı bölmekti.
Türk milleti ve Türk Ordusu, vatan toprağına yapılan hiçbir saldırıya sessiz kalmadı. Bütün gücümüzle direndik ve kazandık.
Bu büyük başarıların ya başında, ya da sonunda ulusal bayramlarımız oluştu.
Şimdi o bayramların halk tarafından kutlanması yasak!
23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim
Çünkü AKP öyle buyurdu!
* * *
Yarın 18 Mart Şehitlerimizi Anma Günü.
Çanakkale'de 200 bin dolaylarında şehidimiz vardı.
18 Mart aynı zamanda Çanakkale Zaferi'nin Yıldönümü.
Yarın aslında hem onlar, hem de bütün şehitlerimiz anılacak.
Yarın yine törenler düzenleyecekler, kürsülere çıkıp bol bol nutuk atacaklar
Ama şehitlerimizin hiçbiri, günün birinde piyasaya çıkacak bir hükümetin bir terör örgütüyle pazarlık masalarına oturacağını, Türkiye'deki gelişmelerin bir katilin emir ve direktifleriyle belirleneceğini bilemezdi.
Ölmeden önce söyleseler hiçbiri inanmazdı.
Hele PKK mücadelesinde toprağa verilen yedi bin şehit!
Şimdi onların gökyüzünde ruhları, mezarda kemikleri sızlıyor.
Sen Apo'dan talimat alacaksın, "Türk" sözcüğünü yok etmeye kalkışacaksın, halkın ulusal
bayramları kutlamasını yasaklayacaksın, sonra şehitler için törenler düzenleyeceksin!
Bunu kimseye anlatamazsınız efendiler, kimse yemez bunu!
senin düşündüğün gibi değil ben bulunduğum bölğede sivil toplum örğütleriyle iç içeceğim onları düşünceleri çok farklı insanlar çok değişti
eşkiya ile anlaşma olmaz tutanak tutamasın türk milleti bu olaylara karşı,dır sen anketleri boş ver doğru deyil.gel kayseri halkına sor ne diyor...
türk halkı-neye göre oy kullanır-1-ekonomi-2 siyasi ortam-3 dış poltika-4 insan hakları ve özğürlük-5 ülkenin toprak bütünlüğü-
bir değerlendirme yapar ve oyunu kullanır- önümüzdeki seçim çok farklı olaçaktır.ülkemiz bir değişim yaşıyacaktır-bu kesin...
PKK'nın sivil uzantısı olduğu netleşen BDP'ye, iktidar-PKK görüşmesinde rol verilme niyeti var. Daha önce yazmıştım. AKP'nin PKK ile müzakeresi, iktidarı yıpratmıştı. Hemen yeni rol model bulundu. B planı yani. PKK ile değil BDP ile müzakere süreci başlatılması, bir nebze tepkileri dindirebilirdi. BDP PKK'nın yerel ayaklığına soyunduruldu. BDP, güya Kürtlerin temsilcisi. Kim vermiş onalar bu hakkı? Zorlama bu iş olur mu? Soğuk süte yoğurt mayası çalınır mı?
Oysa aleni bölücülük yapıyorlar. Bölgede düzenledikleri mitinglerde bebek katilinin resmini taşıyıp, kendi öz kuvvetlerini kurmaktan bahsediyorlardı. İktidar hepsine göz yumdu, palazlandırdı bir nevi.
Kendilerine öyle güven geldi ki 'barış' adı altında vatanın her noktasında yapacakları bölücülüğü duyurma toplantılarına çıktılar. Başlarına geleni biliyorsunuz. Palas pandıras geri döndüler. Geriye döndükleri yerse ne acı ki, vatanımın başkenti.
Erdoğan'sa eli kanlı katillere sesleniyor. 'Dağdan inin, meclise gelip siyaset yapın' diyor. TBMM, eşkıyanın doldurulacağı yer midir? PKK mecliste ne hakkı arayacak? Bu devletin vatandaşını öldürmekten hak mı doğar?
Son olay, İstanbul'da gösteri yapan BDP'li kadınların Bursaspor taraftarının saldırısına uğraması. Sporla haşır neşir olmadığımdan, taraftarın İstanbul'da ne işi var demiştim. Maça gelmişler. BDP'de 'Bursaspor ırkçılık yaptı, spor kulübü kapatılsın' demiş. Emirleri olur. BDP'nin kaçıncı bevli bu cami duvarına?
Bursa'da birkaç ay geçirip, Bursaspor'un Bursa'da ne demek olduğunu görmeli bilmeyenler. Taraftarı, benzetmek gerekirse Trabzonspor'la eşleşir belki. Hatırlarsanız, BDP Trabzon'a gidememişti, Samsun'dan sonra. Karadenizliler böyle falan durumu değil. Ülkenin her yanından BDP ve BDP/PKK ile yol yürümeye çalışan AKP'ye tepki var.
Şimdi seçim olsa şeklindeki vatandaşı yönlendirici anketler fasa fiso. İnsinler halkın nabzını doğru dürüst tutsunlar. Türk oğlu Türk vatanını tehlikede gördüğünde, basar tekmeyi.
İşin sevindirici yanı ise belki de amaçlanan 'Türk-Kürt' kaosunun fitilini ateşleyemedikleri. Belki de BDP vekiller ondan gönderildi Karadeniz'e. Bilmiyoruz. Vatandaş, batı kontrolünde bölücü Kürtçülük yapanı ayırt ediyor. Onları kardeş görmeye devam ediyor. Bunda en büyük rol MHP'nin. Oyuna gelmiyor. Gelmesi için 'Ülkücü tandanslı' ayarı bozukların 'Ülkücüler sokağa insin' haykırışının artık ne anlama geldiği anlaşıldı.
MHP'nin önümüzdeki dönem yapacağı dokuz miting, olgunlukla geçecek. AKP ve PKK birlikteliğinin vatanı ateşe attığı halk kitlelerine duyurulacak. Emin olun Erdoğan'ın ayırmaya çalışacağı nice insan, üç hilalin altına gelecek.
Demem o ki, Türk Milleti çok ferasetli. Kimseyi ayırmıyor, toparlıyor. Karşılıklı bu sevgiyi yıkmaya, Türkiye'yi Yugoslavyalılaştırmaya, emperyal batı ve uzantılarının gücü yetmeyecek.
Allah(c.c.) Türk Milletinin yardımcısı olsun. Ayrıca vatanımız üzerindeki kara bulutları toplayanlarla birlikte hepsinin dağılması için dualarınızı da esirgemeyelim. "Tedbir bizden (Allah'ın emri doğrultusunda), takdir Allah'tan."