Mustafa

Son güncelleme: 07.12.2009 18:59
  • noimage







    Can Dündar'ın 'çocuklara Atatürk'ü sevdirecek' MUSTAFA adlı belgeseli sinemalarda 29 Ekim'de gösterime girecek

    noimage
    Atatürk'ün hayatını konu alan ve Can Dündar'ın senaryosunu yazıp yönettiği "Mustafa" adlı belgesel film 29 Ekimde vizyona girecek.

    Konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, ölümünün 70. yıl dönümünde Atatürk'ün Türkiye'ye, dünyaya ve yeni yetişen nesle tam anlatılamadığı, yapılan belgesellerin Türkiye ölçeğiyle sınırlı ve belli bir dönemle kısıtlı kaldığı belirtildi.

    Selanik'ten Dolmabahçe'ye kadar hayatını başından sonuna mercek altına alan, Atatürk'ü şablonlardan uzak olarak askeri, siyasi, insani boyutlarıyla anlatan bir filmin eksikliğinin hep hissedildiği kaydedilen açıklamada, 15 yıldır Atatürk belgeselleri yapan ve "Sarı Zeybek" ile Atatürk'ün değişik yönlerini seyirciyle tanıştıran gazeteci Can Dündar ve ekibinin, Atatürk'ün hayatını sinema diliyle anlattığı "Mustafa" belgeselinin 29 Ekimde vizyona gireceği bildirildi.

    "Mustafa" filmiyle özellikle yeni neslin Atatürk'ü yeniden keşfedeceği belirtilen açıklamada, film için Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı arşivleri başta olmak üzere, yerli ve yabancı pek çok arşivin özel izinle açıldığı ifade edildi.

    Atatürk'ün daha önce görülmeyen fotoğraflarına, hatıralarını yazdığı not defterlerine, yakınlarına yolladığı çok özel mektuplarına, günlüğüne, el yazmalarına ulaşıldığı kaydedilen açıklamada, çekim ekibinin Atatürk'ün ayak bastığı Selanik'ten Manastır'a, Şam'dan Berlin'e, Sofya'dan Karlsbad'a kadar her coğrafyaya giderek, doğduğu odadan öldüğü odaya dek her mekana girerek yerinde görüntülediği vurgulandı.

    Geniş ve deneyimli bir kadronun Atatürk'e dair yazılan kitapları, yerli yabancı basını, diplomatik yazışmaları tarayarak objektif, sıcak bir hayat hikayesi anlatmaya çalıştığı bildirilen açıklamada, Atatürk'ten kalan eşyaların, anıların, çalıştığı karargahların, yaşadığı evlerin, geride bıraktığı belgelerin, sevdiği müziklerin, söylediği sözlerin titizlikle derlendiği belirtildi.

    Açıklamada, filmin müziklerinin, Balkanlardan yetişen uluslararası müzisyen Goran Bregoviç tarafından bestelendiği kaydedildi.
#12.09.2008 20:29 0 0 0
  • Can Dündar ve ekibi, ölümünün 70. yıldönümü anısına Atatürk'ün hayatını anlatan bir film hazırladı. Yerli ve yabancı pek çok arşivin özel izinle açıldığı filmde Atatürk'ün daha önce görülmemiş fotoğraflarına, hatıralarını yazdığı not defterlerine, yakınlarına yolladığı çok özel mektuplarına ve elyazmalarına ulaşıldı. Atatürk'ün ayak bastığı her coğrafyaya giderek hayatını yerinde görüntüleyen film ekibine, müziklerde Goran Bregovic destek verdi. Mustafa Kemal Atatürk'ü askeri, siyasi, insani boyutlarıyla anlatan film, 29 Ekim'de vizyona girecek.
#18.09.2008 18:50 0 0 0
  • teşekkürler
#18.09.2008 23:39 0 0 0
  • walla didemcimben heyecanla bekliyorum,
    iyi ama umutla nasıl sinemaya gideceğiz.sen git didoşbana anlatırsın
#19.09.2008 09:14 0 0 0
  • Konular Birleştirildi..
#20.09.2008 02:09 0 0 0
  • helal olsun ne diyim izlenmesi gereken bir şey tşk ve tbrk sunumun için
#24.09.2008 12:38 0 0 0
  • Yapım : 2008, Türkiye
    Tür : Belgesel
    Yönetmen : Can Dündar
    Senaryo : Can Dündar
    Oyuncular : Bahadır Yazıcı, Mustafa Sütçü, Cemalettin Canlı, Ulaş Canlı
    Görüntü Yönetmeni : Candan Murat Özcan
    Müzik : Goran Bregovic
    Gösterim Tarihi : 29 Ekim 2008
#03.10.2008 13:32 0 0 0
NaZ NaZ foto
  • noimage


    Tür : Belgesel / Tarihi / Biyografi
    Gösterim Tarihi : 29 Ekim 2008
    Yönetmen : Can Dündar
    Senaryo : Can Dündar
    Müzik : Goran Bregovic
    Yapım : 2008, Türkiye , 130 dk.


    10 Kasım 2008, Atatürk'ün ölümünün 70. yıldönümü. Türkiye 70 yılda Ata'sı için dört başı mamur bir film yapamadı. Yapılan belgeseller, Türkiye ölçeğiyle sınırlı, belli bir dönemle kısıtlı ve resmi bir dilde tutsak kaldı.

    Selânik'ten Dolmabahçe'ye kadar hayatını başından sonuna mercek altına alan, onu şablonlardan uzak olarak askeri, siyasi, insani boyutlarıyla anlatan bir filmin eksikliği hep hissedildi. Mustafa, işte bu ihtiyaca cevaben hazırlandı.

    15 yıldır Atatürk belgeselleri yapan, Sarı Zeybek'le seyirciyi
    Ata'nın insani yüzüyle tanıştıran Can Dündar ve ekibi şimdi onun bütün hayatını sinema diliyle anlatıyor. Filmin müziklerini ise, Atatürk gibi Balkanlardan yetişmiş uluslararası bir müzisyen olan Goran Bregoviç besteledi.
#20.10.2008 12:55 0 0 0
  • Kadro mükemmel konuyu nasıl yorumladıklarını izlemek için sabırsızlanıyorum.

    Beklediğim 2. film bu ..Paylaşım için teşekkürler arkadaşlar
#20.10.2008 12:58 0 0 0
  • çk güzel bir film belgesel olmuş
#29.10.2008 11:28 0 0 0
  • İlk başta Can dündarı ve ekibini tebrik ediyorum.Sarı Zeybek cok güzel bi yapımdı Mustafa filmine en yakın zamanda gitmek istiyorum cok merak ediyorum
#30.10.2008 22:46 0 0 0
  • Zorunlu bir açıklama

    30 Ekim Perşembe 2008

    "Mustafa" dün vizyona girdi. Ama gün boyu bunun keyfini sürmek yerine "filmin sponsoru"na dair sorularla uğraşmak zorunda kaldım.
    İş dallanıp budaklanınca "En iyisi her şeyi bütün açıklığıyla anlatmak" diye düşünerek bu yazıyı yazmaya karar verdim.
    Kişisel bir mevzu gibi görünürse kusura bakmayın.

    Son dakikada...
    Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv'le bir uçak yolculuğu sırasında tesadüfen tanışmıştım. Belgesellerimi ilgiyle izlediğini söylemişti.
    "Mustafa" henüz tamamlanmadan filme bir sponsor arayışı gündeme gelince kendisine bu konuyla ilgilenip ilgilenmeyeceğini sordum. Atatürk'e olan büyük saygı ve hayranlığından söz edip derhal kabul etti.
    Turkcell yetkilileri de projenin heyecanı içine girdiler.
    Şirketin logosuyla afişler basıldı; fragmanlar sinemalara dağıtıldı. Savarona'da yapılacak bir basın toplantısıyla projenin duyurulması kararlaştırıldı.
    O ana kadar ilişkiler karşılıklı güven esasına dayalı gittiği için henüz ne bir sözleşme imzalamıştık, ne bir kuruşluk destek almıştık.
    Basın toplantısına birkaç gün kala, Turkcell filmin içeriğiyle ilgili bilgi istedi.
    Hemen bir toplantı yaptık. Onlara filmi anlattım. Hatta bitmemiş filmin hazır olan sahnelerinden birkaç örnek gösterdim.
    Ve filmde verdiğimiz bazı bilgilerin onları yadırgattığını fark ettim.
    Film, Atatürk'ün imza attığı büyük devrimi belgelemekle birlikte özel hayatına da giriyor, sofrasından, yalnızlığından dem vuruyor, dinin toplumsal hayattan tasfiye edilmesi gereğine ilişkin radikal görüşlerine yer veriyordu.

    Uzun tartışmalar
    "Acaba bunlardan bahsetmek zorunlu muydu?"
    Bu soru ile yıllardır o kadar çok karşılaşmıştım ki...
    Bir lider portresinde onun hayatının bütün unsurlarının yer alması gerektiğini anlattım uzun uzun... Konu Atatürk olunca daha fazla hassasiyet gösterilmesi gerektiğini anladığımı, ama anlatılanlarda Atatürk adına gocunulacak bir şey olmadığını, tersine onun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacağını söyledim.
    Turkcell ise oradaki mesajların yanlış anlaşılmasından, Atatürk üzerine bir spekülasyon açılmasından endişeleniyordu. Bu tartışmaların Atatürk'e zarar vermesinden, inanç sahibi insanları rencide edebilecek yanlış anlamalara yol açmasından kuşkulanıyorlardı.
    Aynı kaygıları benim de taşıdığımı, böyle olmasın diye de azami dikkati gösterdiğimi, ele aldığım her konuyu belgelendirdiğimi anlattım.
    7 saatlik bir toplantı sonunda hem Atatürk'e asla zarar vermemek, hem de onu gizlememek esasında anlaştık.

    "Biz vazgeçtik"
    Ancak ertesi günkü (daha geniş katılımlı ve daha uzun) toplantıda konu biraz daha derinleşti. Çıkacak filmin, Turkcell'in beklentileriyle tam çakışmayacağı gibi bir izlenim oluştu.
    Ertesi gün de (basın toplantısına 24 saat kala) Turkcell'den (hem de bana da değil, büroma) "Biz vazgeçtik" notu iletildi.
    Elbette haklarıydı. Ama afişler asılmış, fragmanlar sinemalarda dönmeye başlamış, basın toplantısı için bütün gazetelere davetiyeler gitmişti.
    Afişleri asmadan güven esası içinde (biraz da acemilikten) bir sözleşme de yapmadığımızdan zor durumda kalmıştık.
    "Sağlık olsun"dan başka diyecek bir şey yoktu.
    Öyle dedik; geçtik.
    Basın toplantısını iptal ettik. Afişleri, fragmanları tek tek sinemalardan toplattık.
    Turkcell bir süre sonra "Afiş ve fragmanlar yüzünden üstlendiğiniz zararı biz karşılamak isteriz" dedi.
    Üstlendiler. Konu kapandı.
    Sabancı
    Yapımcımız NTV'nin desteğiyle filmi bitirdik.
    Artık bir projeden değil, bitmiş bir eserden söz ediyorduk ve yapmaya çalıştığımız şeyi anlatmam gerekmiyordu; göstermem yeterliydi.
    Filmden Güler Sabancı'ya söz ettim. Hemen ilgilendi. "Mustafa"yı ilk kez Sabancı grubunun yetkilileri izledi. Beğendiler.
    Ve birkaç gün içinde "Biz varız" dediler.
    Böylece film, Sabancı'nın sponsorluğunda vizyona girdi.

    Film ayrı, kahramanı ayrı
    Bütün bunlarla sizi meşgul etmemin amacı, hem "Mustafa"yı bu tartışmaların, hem kendimi mesnetsiz iddiaların dışında tutmaktı.
    Son söz olarak şunu yazmak isterim:
    Bir filme verilen desteğin filmin kahramanına verilmiş sayılması kadar, verilmeyen desteğin ona karşı tavır olarak algılanması da hata olur.
    Atatürk'ü başka bir filmin kahramanıyla ya da bir reklam karakteriyle kıyaslamak da ona zarar verir.
    Atatürk'ü yaptıklarıyla, yaşadıklarıyla, söyledikleriyle tartışalım, ama lütfen onu bu polemiklerin dışında tutmaya özen gösterelim.


    Can Dündar / Milliyet
#31.10.2008 18:26 0 0 0
  • Daha izleme fırsatım olmadı ama en kısa zamanda izleyeceğim :)
#31.10.2008 23:35 0 0 0
  • Mustafa'yı ilk gün 150 bin kişi izledi

    Atatürk'ün askeri, siyasi ve insani yönlerini anlatan ''Mustafa'' filmini, vizyona girdiği ilk günde 150 bin kişi izledi

    Filmin dağıtımını üstlenen Warner Bros. Turkey'den yapılan yazılı açıklamada, filmin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda vizyona girdiği belirtildi.

    Cumhuriyet Bayramı'nda ''Türkiye'nin dört bir yanında sinema salonlarına akın eden genç, yaşlı sinemaseverlerin gişelerde zaman zaman uzun kuyruklar oluşturduğu'' bildirilen açıklamada, filmin tüm Türkiye'de 193 kopya ile 206 salonda gösterildiği ifade edildi.
    Açıklamada, vizyona girdiği ilk gün 150 bin 26 kişinin seyrettiği ''Mustafa'' filminin, 70. ölüm yıl dönümünde Atatürk'ü izleyiciyle yeniden tanıştırmayı amaçladığı kaydedildi.
    Can Dündar'ın yazıp yönettiği, müziklerini Goran Bregovic'in bestelediği filmin, Atatürk'ün ölümünün 70. yıl dönümünde, Selanik'ten Dolmabahçe'ye kadar hayatını başından sonuna mercek altına aldığı vurgulandı.
    Atatürk'ü şablonlardan uzak olarak askeri, siyasi, insani boyutlarıyla anlatmayı amaçlayan ''Mustafa'' filminin, seyirciyi, özellikle de yeni nesli Atatürk'ü yeniden keşfe davet ettiğine dikkat çekilen açıklamada, film için Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı arşivleri başta olmak üzere, yerli ve yabancı birçok arşivin özel olarak açıldığı aktarıldı.
    ''DAHA ÖNCE GÖRÜLMEMİŞ ÇOK ÖZEL FOTOĞRAFLARA YER VERİLİYOR''
    Açıklamada, bu arşivlerden derlenen Atatürk'ün daha önce görülmemiş fotoğrafları, hatıralarını yazdığı not defterleri, yakınlarına yolladığı çok özel mektuplarından günlüğüne, el yazmalarına kadar pek çok belgenin filmde yer aldığı, bu nedenle, bütün bu belgelerle Atatürk'ün kendisini anlattığı bir filme ulaşıldığına işaret edildi.
    Açıklamada, şöyle denildi:
    ''Çekim ekibi, ciddi bir hazırlık aşamasından sonra Atatürk'ün ayak bastığı Selanik'ten Manastır'a, Şam'dan Berlin'e, Sofya'dan Karlsbad'a kadar her coğrafyaya giderek, doğduğu odadan öldüğü odaya dek her mekana girerek O'nun hayatını yerinde görüntüledi.
    Geniş ve deneyimli bir kadro, Atatürk'e dair yazılmış kitapları, yerli yabancı basını, diplomatik yazışmaları tarayıp, onlardan sahici, objektif, sıcak bir hayat hikayesi anlatmaya çalışıyor.
    Ondan kalan eşyalar, O'nu anlatan anılar, çalıştığı karargahlar, yaşadığı evler, geride bıraktığı belgeler, sevdiği müzikler, söylediği sözler titizlikle derlenip filmde ustaca kurgulanıyor.''
    ''Mustafa''da yer verilen, Atatürk'ün kendi sesinden çok önemli konuşmalarla kişilik özelliklerini çok net ortaya koyan özel mektuplara dikkat çekilen açıklamada, Mustafa Kemal'in okullarda okutulsun diye yazdığı birtakım eserlerin de gün ışığına çıkarıldığı kaydedildi.
    Açıklamada, ''Atatürk'ün kendi fotoğrafçılarının arşivlerinden derlenen çok özel fotoğrafların, 'Mustafa' ile seyirciye ulaşacağı, Atatürk'ün şu ana kadar bilinen en eski fotoğrafını seyircinin ilk defa filmde göreceği'' ifade edildi.
    AA
#01.11.2008 11:54 0 0 0
  • ben bir arkadaşımla gitmeyi düşünüyorum konusu şuymuş:10 Kasım 2008, Atatürk'ün ölümünün 70. yıldönümüTürkiye 70 yılda Ata'sı için dört başı mamur bir film yapamadı. Onu Türkiye'ye, dünyaya, yeni yetişenlere tam anlatamadı.Yapılan belgeseller, Türkiye ölçeğiyle sınırlı, belli bir dönemle kısıtlı ve resmi bir dilde tutsak kaldı.Selanik'ten Dolmabahçe'ye kadar hayatını başından sonuna mercek altına alan, onu şablonlardan uzak olarak askeri, siyasi, insani boyutlarıyla anlatan bir filmin eksikliği hep hissedildi."Mustafa", işte bu ihtiyaca cevaben hazırlandı. 15 yıldır Atatürk belgeselleri yapan, "Sarı Zeybek"le seyirciyi Ata'nın insani yüzüyle tanıştıran Can Dündar ve ekibi şimdi onun bütün hayatını sinema diliyle anlatıyor."Mustafa", seyirciyi, özellikle de yeni nesli Atatürk'ü yeniden keşfe davet ediyor.



    Film için Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı arşivleri başta olmak üzere, yerli ve yabancı pek çok arşiv özel izinle açıldı. Atatürk'ün daha önce görülmemiş fotoğraflarına, hatıralarını yazdığı not defterlerine, yakınlarına yolladığı çok özel mektuplarına, günlüğüne, elyazmalarına ulaşıldı.Çekim ekibi Atatürk'ün ayak bastığı Selanik'ten Manastır'a, Şam'dan Berlin'e, Sofya'dan Karlsbad'a kadar her coğrafyaya giderek, doğduğu odadan, öldüğü odaya dek her mekana girerek onun hayatını yerinde görüntüledi.Geniş ve deneyimli bir kadro, Atatürk'e dair yazılmış kitapları, yerli yabancı basını, diplomatik yazışmaları tarayıp onlardan sahici, objektif, sıcak bir hayat hikayesi anlatmaya çalıştı.Ondan kalan eşyalar, onu anlatan anılar, çalıştığı karargahlar, yaşadığı evler, geride bıraktığı belgeler, sevdiği müzikler, söylediği sözler titizlikle derlendi.Yeni kuşağın okulda öğrendiği klasik bilgilerden ve eski, siyah beyaz görüntülerden sıkılmış olacakları varsayımıyla filmde samimi bir dil ve modern animasyon teknikleri kullanıldı.Filmin müziklerini, Atatürk gibi Balkanlardan yetişmiş uluslararası bir müzisyen olan Goran Bregoviç besteledi.NTV-Ko'medya ortaklığı ve Sabancı katkılarıyla "Mustafa", 70. ölüm yıldönümünde Atatürk'ü seyirciye yeniden tanıştırabilecek bir film oldu.









    Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk Hakkında Yapılan " Mustafa " Filmi Hakkındaki Yorumlarınızı Lürfen Belirtiniz

#01.11.2008 16:54 0 0 0
  • Filmi henüz izleme fırsatım olmadı .. ama medyada filmle ilgili tartışmaları ilgiyle izliyorum..
#03.11.2008 15:39 0 0 0
  • teşekkürler
#03.11.2008 16:32 0 0 0
  • 'Mustafa' kimin 'Mustafa'sı?


    Atatürk'ün yaşam öyküsünü anlatan Can Dündar imzalı 'Mustafa'yı izleyen köşe yazarları ve ünlü isimler film hakkında çok farklı yorumlar yaptı. 'Mustafa'nın "Kemalizm'e yeni bir hayat öpücüğü" olduğu da söylendi, ulusalcıların ezberini bozduğu da...


    noimage NTV-MSNBC
    Güncelleme: 22:14 TSİ 03 Kasım 2008 Pazartesi


    İSTANBUL - Atatürk'ün ölümünün 70. yıldönümü için hazırlanan 'Mustafa' gösterime girdiği günden itibaren seyircinin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Can Dündar'ın yazıp yönettiği 'Mustafa' vizyona girdiği ilk gün 150 bin kişi tarafından izlendi. 193 kopyayla 206 salonda gösterilen film medyada da geniş yer buldu. Kimileri film için "Kemalizm'e yeni bir hayat öpücüğü" nitelemesi yaparken, kimileri de "bu film ulusalcıların ezberini bozdu" dedi.noimage
    KOVULDUNUZ
    Perihan Mağden, Radikal
    Bu bayram, sanatsal/sinemasal: yapıcılarını finansal olarak DA gönendirecek bir Cumhuriyet Bayramı oldu. Olacak yani. Can Dündar, mesela, Cumhuriyetin İçli Böreği olarak Susurluk'tan aldığı/duyduğu heyecanı, Ergenekon için duyamıyormuş. Hayret! Böylesi 1 araştırmacı dolgusalcı! Neden acaba? E; işin içinde yüksekyüksek generallerimiz olduğu için mi? 1 Numara hâlâ ortaya çıkarılmadığı, bir başka (daha alçak) general Rusya'ya tüymüş olduğu için mi? Genelkurmay, tarihçilerimize dahi açmaya kıyamadığı arşivlerini Müthiş Dolgusal AraştırmaElemanımız Can Dündar için açı açıvermiş: Ki, o da 'Mustafa' isimli, ay pek bi 'controversial', Mustafa Kemal'in insani yanlarını pek bir ortaya çıkartan filmini, Genelkurmayımız'ın DA cömert katılımlarıyla ortaya koyuversin diye. Artık gelsin okul gezileri Bu Film'e; gitsin Gülben Ergen'in lastik (ve fakat armalı) çizmeleriyle katkılandırdığı Dolmabahçe'de galalar! İş Bankası'nın Çocuk Mustafamız cömertçe kızkardeşi Makbule'yle karga kovalayan reklamlarına bakıyorum filan: Bizim Kemalizm'de olsun, Mustafa Kemal tapıcılığında olsun EKSİĞİMİZ Mİ VAR?

    KEMALİZM KALMADI, MUSTAFAİZM VERELİM
    Yıldıray Oğur, Taraf
    Can Dündar'ın Atatürk'ün hayatını anlatan belgesel-filmi Mustafa bugün vizyona giriyor. Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına yetiştirilen film şimdiden gayri-resmi film muamelesi görmeye başladı bile. Önceki gün Dolmabahçe Sarayı'ndaki filmin galasına katılan yıldızlar listesi (Büyükanıt, Sabih Kanadoğlu, Gülben Ergen, Aysun Kayacı gibi bir çeşitlilik) Mustafa'yı izlemenin kaçılamayacak bir nevi vatan borcu olacağının ilk işaretleri. Bugün itibarıyla sinemalara doğru ilk, orta ve lise hükmündeki üniversitelerden okul gezilerinin başlayacağını, filmi izlemiş olma zorunluluğunun yeni dönem müfredata gireceğini, DVD'si çıkar çıkmaz her okulun demirbaş listesinde yerini alacağını tahmin etmek de güç değil.

    Can Dündar film ile ilgili röportajlarında Atatürk hakkındaki aşamadığımız tabulardan, klişelerden şikâyet ediyor. Ona göre "Mustafa" adı da filmin zaafları, hırsları, kusurları ve yalnızlığı ile insan Atatürk'ü anlatma gayretinin bir göstergesi. Aslında Atatürk ile ilgili bu tabulardan söz etmek artık ne kadar mümkün bilemiyorum. Resmî tarihi deşifre eden yeni bir tarihçilik anlayışı Türkiye entelektüel hayatına ve iyi tarih bölümlerine uzun yıllardır hâkim zaten. Resmî tarihçilik ise ancak devlet güdümündeki kurumlarda ve bazı taşra üniversitelerinde yaşatılmaya çalışılıyor.


    noimage


    Ayrıca insan Atatürk de artık bize öyle çok da yabancı değil. 90'lardan itibaren yine Can Dündar'ın belgeselleri (Fikriye, Sarı Zeybek) sayesinde "insan Atatürk" ile de yakinen tanıştırıldık. Çapkın, çok içen, dans seven, yalnız, hüzünlü Atatürk ile. Hatta bugünkü popüler Kemalizm'in üzerinden tevatür ve rivayetten ibaret o sığ ideolojik tortuyu kazıdığınızda geriye o belgesellerdeki "insan Atatürk" ile kurulan duygusal ilişkiden başka bir şey de kalmayabilir. Kaşlarını çatmış bizi izleyen Ulu Önder Atatürk'ten sevimli yanaklarını sıkasımız gelen öksüz Mustafa'ya kolay gelmedik tabii. Mesut Yeğen'in Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce serisinin Kemalizm cildindeki Hegemonya ve Kemalizm adlı makalesinde olağanüstü bir biçimde anlattığı gibi 1930'ların Kemalizm'i radikal sekülarizm, etnisist milliyetçilik ve otoriter merkeziyetçilik sacağayı üzerine kurulu, tüm gayretlerine rağmen toplumda karşılık bulamamış bir iktidar ideolojisiydi. O yüzden 1950'de yenilgiye uğradı. Ama Batılı-ulusal-seküler bir toplum ve devlet projesi olarak varlığını korudu. Yeni adı da artık Atatürkçülük'tü. 1960'larda yükselen sol, anti-emperyalist yeni bir Atatürk'te siyasal meşruiyetini aradı. (Her ne kadar Atatürk tüm bu "emperyalist" ülkelerde, sokaktaki insanlar tarafından bile "Modern Türkiye'nin kurucusu" olarak bilinip, çok sevilse de.)

    noimage


    80 darbesi bu Atatürk'ü de beğenmeyip depoya kaldırdı ve kendi Atatürk'ünü yarattı. Bu Atatürk, o yıllarda her yere asılan kürklü kabanlı o meşhur Atatürk resmi gibi o kadar can sıkıcı, öylesine iç bunaltıcı resmi bir Atatürk'tü ki, o yıllarda gayri-resmi tarih zirve yaparken, 90'ların başında artık Atatürkçülük dibe vurmuştu.
    Ta ki Refah Partisi'nin yerel seçim başarıları ve Uğur Mumcu'nun öldürülmesiyle yükselen laik duyarlılıklarla Atatürk'ün bir popüler kültür imgesi olarak yeniden keşfedilmesine kadar. Atatürkçü Düşünce Dernekleri, ÇYDD'ler öncülüğünde diğer laik aydın cinayetleriyle arada alevi harlanan, 28 Şubat ile zirve yapan bu yeni "Rozet Atatürkçülüğü", Kemalizm'i belki de tarihinde ilk kez popüler bir ideoloji yaptı, orta-üst sınıfları mobilize etmeyi başardı.

    İşte Can Dündar tam da bu yeni nesil Atatürkçülerin/ Atatürkçülüğün ihtiyaçlarını karşılayan başarılı işlere imza attı. Talep mi arzı doğurdu, arz mı talebi yönlendirdi bilmiyoruz. Artık taşınması ağır, bu çağda savunulması güç Kemalizm'in ideolojik yüklerinden kurtulmuş "insan Atatürk" ile Can Dündar, Türkiye'de nefessiz bırakılmış resmî ideolojiye bir hayat öpücüğü verdi. Tıpkı Mustafa'nın bugün yapacağı gibi. "Mustafa" Kemalizm'in belki tarihinin en derin krizinden geçtiği günlerde vizyona giriyor.

    Tam da ülkenin en ünlü Kemalistleri darbeci, ırkçı, karanlık bir örgüt olan Ergenekon'un üyesi olmaktan yargılanırken... Tam da Atatürk, Ergenekon davası önünde ırkçı, totaliter sloganlar atan öfkeli grupların dövizlerine düşmüşken. Tam da marjinal, korkutucu, dünya gerçeklerinden kopuk bir Kemalizm tüm Atatürk imajını işgal etmişken. Tam da bu marjinal Kemalizm yeni bir toplumsal hegemonya kurma ufkunu da tamamen yitirmişken... Tam da Atatürk de ona sahip çıkanlarla birlikte marjinalleşiyorken... Tam da Kemalizm bir emekliler, yaşlılar ideolojisine dönmüşken...

    İşte böyle bir tarihsel anda Kemal Atatürk'ün imdadına yetişti küçük Mustafa. Bakalım sevimli, masum, yanaklarını sıkasımız gelen öksüz Mustafa, öfkeli, sevimsiz, yaşlı, darbeci Kemalizm'i bize unutturabilecek mi? Bakalım bu Mustafa-Kemal kavgasından geriye İttihatçı Matematik hocasının Kemal'i mi, İslamcı Zübeyde Hanım'ın Mustafa'sı mı kalacak? Yoksa Mustafa, Can Dündar'dan Ergenekon önlerinde nefessiz bırakılmış Kemalizm'e yeni bir hayat öpücüğü mü? Bu yüzden mi tarihçilerin giremediği, girmeye çalışanların ailelerine kadar soruşturulduğu Genelkurmay arşivlerindeki Atatürk günlüklerine Can Dündar'ın bakmasına izin verildi? Can Dündar o gizli kapılar ardından gördüğü "Mustafa" hakkında her şeyi ne zaman bize de anlatacak? Yoksa Mustafaizm, Kemalizm'in son sürümü mü? Sistem yeniden mi yükleniyor?

    ARTIK ATATÜRK'ÜN BİLE KESMEDİĞİ ATATÜRKÇÜLER
    Yıldıray Oğur, Taraf (2 Kasım 2008)
    Üstelik epey bir tıraşlanmış, sansürlenmiş bir 'insan Atatürk' bu. Buna bile...Deniz Baykallar, Müjdat Gezenler, Bekir Coşkunlar, birden bire karşılarına çıkıveren bu 'insan Atatürk', ilkokul üçüncü sınıfta onlara anlatılan 'Süperman Atatürk'e benzemiyor diye çocuk gibi Atatürk'e küstüler. Hani utanmasalar travmatik bir çocukluk geçirdiği için, Anadolu'ya geçmeden önce Vahdettin ile görüştüğü için, devrimlerin konuşulduğu Çankaya sofralarında içki içip sarhoş olduğu için Atatürk'ü de kabarık Cumhuriyet düşmanları listelerine ekleyecekler. (...) Yağmur, çamur, kar demeden her meydanda öylece duracak, her bir duvardan bize bakacak, her şeyden anlayacak, er konu hakkında söz söylemiş, her alanda dünyanın en iyisi, her şeyin sebebi, her şeyin yaratıcısı, hatasız, günahsız, her yere çekilebilecek, her şeyi meşrulaştıracak, her ayıbımızı örtecek, her halt yediğimizde imdadımıza yetişecek, çatık kaşları, keskin bakışlarıyla iç ve dış düşmanlarımızı korkutacak, tarlamıza dadanan her kargayı kovalayacak, hiç yorulmayan, hiç kızmayan, hiç söylenmeyen, hiç hayır demeyen, hatta hiç konuşmayan yeni bir Atatürk'tü bu ellerimizle yarattığımız. Şimdi birden bire 'İnsan Atatürk' çıkageldi. O kadar yıl sonra, sürpriz yaptı. Biz yeni Atatürkümüze iyice alışmışken. Onun şarkılarını, marşlarını, şiirlerini söylerken. Onun nutuklarını atarken. Onun uğruna Ergenekon davalarında kan, ter içinde kalmışken. Peki, ne yapacağız şimdi? İki Atatürk'ümüz var artık. Hangisini 'Ata' bileceğiz?

    MUSTAFA, ERGENEKON, PKK, ÜZMEZ
    Ali Ünal, Zaman
    (...) Mustafa Kemal'i öncelikle İslâm'a karşı, hattâ Allah'ın varlığını bile sorgulayacak derecede inkârcı biri olarak takdimde ısrar eden Can Dündar'ın "Mustafa"sı konusunda Kürşat Bumin'in tesbiti şöyle: "Mustafa, hakkında izlemeden de konuşmanın pekalâ meşru sayılabileceği filmlerden biri. Ülke tarihi çoğul okumalara kapısını sonuna kadar açmış olacak ki, yapılan edilen şeyleri izleyip de iyi vakit geçirebilelim. Bu yoksa ne işime yarar 'belgesel'? O'nun ülkenin kamusal hayatına ilişkin gerçekleştirdikleri enine-boyuna sadece bir değil bin tane belgesele konu olmamış ise, 'özel hayatındaki insanı getiriyoruz önünüze' diyen bir belgeselden bize ne?" Ana karakteriyle ele alınmayan, alınması kanunlarla, anayasayla mümkün bulunmayan ama bir gün her gerçek gibi ortaya çıkacak olan bir gerçek, temelde o gerçeğe karşı ve onu ideolojik-siyasî, hattâ misyonik hedefi istikametinde kullandığı pekalâ düşünülebilecek biri tarafından başka yönleriyle yansıtılıyorsa üzerinde düşünmek gerekir.

    (...) Yalçın Küçük'ü, Soner Yalçın'ı en çok okuyanlar gibi, korkarım Mustafa'yı en çok merak edenler de İslâm hassasiyetli Müslümanlar olacak.

    MUSTAFA KEMAL'DEN APE MUSA'YA...
    Rasim Ozan Kütahyalı, Taraf (2 Kasım 2008)
    (...) Can Dündar'ın Mustafa'sı da bence Tek Adam ve Çankaya tipi Kemalizm çizgisini izleyen bir eser. Tıpkı onlar gibi ciddi ve nitelikli bir eser Mustafa... Müzik kullanımları, resim seçimleri, hikâye bağlanışları çok iyi. Yağ gibi kayan, akıcı bir belgesel. Ki bunu belgesel-film alanında yapmak zor iştir... İçeriği de bu filmin hitap ettiği temel Kemalist kitle açısından çok yerinde bence. Dündar fazla ileri gitmeden temel bazı noktalarda günümüz "çılgın" Kemalistlerine tadımlık dokundurmalar yapmış. Bir tip "Makul olalım, kendimize gelelim" çağrısı bu. Vahdettin meselesine, Kürtlere anayasal özerklik sözü verildiği hakikatine ve altı ok ilkelerinin dogma olmadığı noktasına bir dokundurup geçmiş Dündar. Ki bu kadarı bile en başta Baykal olmak üzere birçok çılgın-Kemalistin bu filme cephe almasına yetti. Fakat bence Dündar müsterih olsun, geniş popüler Kemalist kitle Dündar'a Baykal'a kıyasla çok daha fazla güven duyuyor. Popüler Kemalist çizgi için Dündar kilit nitelikte bir isim. (...)

    MEMLEKETİMDEN "MUSTAFA" MANZARALARI
    Mevlüt Tezel, Hürriyet
    Star gazetesi köşe yazarı Ahmet Kekeç, "Mustafa" belgeselini izleme zahmeti bile göstermeden "Muhtemelen Can bize 'insan Atatürk'ü anlatmıştır. Fakat bu filme de 'ikon' muamelesi yapmayın lütfen. Durduk yerde yeni bir 'Şu Çılgın Türkler' fetişizmi yaratmayın. Hele, ilk ve ortaokul öğrencilerini sinema salonlarını 'ziyarete memur' etmeyin" diyor. Çünkü korkuyor!

    CHP Başkanı Deniz Baykal, "Atatürk, yalnız ve umutsuz, kadınlara zaafı olan, günde bir büyük rakı içen, yaptıklarından pişman biri olarak gösterilmiş. Bunlar gerçek değil. Atatürk'ün diktatör eğilimi de yoktu. Belgeselde, Türkiye'nin başta Ergenekon olmak üzere yaşadığı 2008 sürecinin yansıması olan Can Dündar yaklaşımı var" diyor.

    Çünkü seri üretim bir ulusalcı olduğu için ezberi bozuluyor. Radikal yazarı Perihan Mağden de belgeseli izlemeden "MİT Görevlisi Evladı Can Dündar'ın Mustafa'sı" diyor. Çünkü üretmeyi değil, sadece çamur atmayı biliyor. Akşam köşe yazarı Ali Saydam, "Tarlada karga kovalamaktan, 10'uncu Yıl Nutku'na kadar her şey 'Emin Oktay'ın lise 3 tarih kitabına uygundu" diyor.

    Çünkü izlediğini bile anlayamıyor. Cumhuriyet gazetesinin kültür sayfasında sadece "Mustafa belgeseli tartışılıyor" başlıklı küçük bir habere yer veriliyor. Çünkü o da seri üretim ulusalcı. Anlı şanlı Kemalist köşe yazarları bile tek kelime yazmıyor, çünkü Atatürk'ün not defterinden çıkan bilgiler onların da algısını bozuyor. "Atam böyle bir şey söylemiş olamaz" sendromu yaşıyorlar.

    noimage


    Her yer Mustafa ile çalkalanırken, belgeseli es geçen Sabah gazetesi, Issız Adam filminin haberini yapıyor. Çünkü Mustafa'da Ergenekon skandalı geçmiyor. Akşam Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turgut da filmi izlemeden "...Binlerce insana iş alanı açan, Türkiye'yi dünyada en iyi şekilde temsil eden... Sadece la
#16.11.2008 21:25 0 0 0
  • sağolun
#23.11.2008 17:27 0 0 0