Coğrafya > AĞRI

    AĞRI


    YÜZÖLÇÜMÜ: 11.376 km²

    NÜFUS: 437.093 (1990)

    İL TRAFİK NO: 04

    İLÇELER: Ağrı (merkez), Doğubeyazıt, Diyadin, Eleşkirt, Hamur, Patnos, Taşlıçay, Tutak.

    İLGİ ÇEKİCİ YERLER: İshak Paşa Sarayı, Balık Gölü, Sinek Yaylası, Ağrı Dağı, Tendürek Dağı, Meteor Çukuru, Doğubeyazıt Kalesi, Yeraltı Kilisesi, Diyadin Kaplıcaları, Aznavurtepe (Urartu Tepesi).

    İl Kültür Müdürlüğü


    Tel: (472) 213 76 00-01
    Faks: (472) 215 39 18



    Örenyeri



    İshakpaşa Sarayı Detaylı Bilgi - Doğu Beyazıt

    Önemli Günler

    Kurtuluş Günleri:

    Doğu Beyazıt İlçesinin Kurtuluşu
    Doğu Beyazıt
    14 Nisan

    Tutak İlçesinin Kurtuluşu
    Tutak
    14 Nisan

    Patnos İlçesinin Kurtuluşu
    Patnos
    14 Nisan

    Diyadin İlçesinin Kurtuluşu
    Diyadin
    14 Nisan

    Taşlıçay İlçesinin Kurtuluşu
    Taşlıçay
    14 Nisan

    Hamur İlçesinin Kurtuluşu
    Hamur
    14 Nisan

    Ağrı İlinin Kurtuluşu
    Cumhuriyet Caddesi (Merkez)
    15 Nisan

    Eleşkirt İlçesinin Kurtuluşu
    Eleşkirt
    16 Nisan

    Şenlikler:

    Aşıklar Bayramı
    Merkez (Belediye Sineması)
    1-3 Ocak

    Halk Oyunları Gösterileri
    Merkez (Halk Eğitim Salonu)
    15 Ocak

    Okullararası Halk Oyunları Yarışmaları
    Merkez (Belediye Sineması, Halk Eğitim Salonu)
    26-28 Ocak
    Ağrı

    Ağrı

    Ağrı''nın Kurtuluşu M.Ö. 18. Yüzyıl öncesine dayanmaktadır. M.Ö.15. yüzyılda Hurri Mitani krallığının kuzey ucunu işgal etmiş olan ve bu topraklarda asıl hakimiyeti Urartular kurmuştur. Kimerlerle başlayıp, Pers ve Makedonyalılardan sonra M.Ö. 1. yüzyılda Part ve Şahlar, Moğollar, İlhanlılar, Kara koyunlular ve Safaviler 16. Yüzyıla kadar Ağrı ve çevresinde hakimiyet kurmuşlardır. 1514 yılında Yavuz Sultan Selim''in Şah İsmail''i Çaldıran meydan muharebesinde yenmesiyle bölge Osmanlıların eline geçmiştir.
    1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşında Ruslar tarafından işgal edilmiş, aynı yıl yapılan Berlin Antlaşmasıyla işgal sona erdirilmiştir.

    1.Cihan Harbi''nin ikinci senesinde düşman birlikleri topraklarımıza girerek hunharca katliamlar yapmışlardır. Esaret ve işgale alışmamış cesur ve imanlı halkımız 15 Nisan 1918 ''de kurtuluş meşalesini Ağrı Dağı''nın doruklarından ateşleyerek, özgürlüğünü kazanmıştır.
    Osmanlı dönemlerinde yıllarca sancaktarlık olan Beyazıt , Cumhuriyetle birlikte Vilayet olmuştur. 1927 yılında coğrafi, ekonomik, nüfus ve ulaşım gibi sebeplerle önce Şorbulak, Karakilise ve karaköse isimleri ile anılan İl , 1938 yılında İl sınırları içinde yer alan ve Türkiye''nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı''ndan esinlenerek AĞRI olmuştur....
    15 Nisan 1918 yılından beri her yıl 15 Nisan günü İl''in düşman işgalinden kurtuluşunun şenlikleri yapılır...

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    Ağrı hakkında benim ilave edebileceklerim

    Ağrı - Ağrı Dağı

    Türkiye'nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı jeolojik konumu ve Büyük Tufandan sonra Nuh'un gemisine ev sahipliği yapması dolayısıyla efsanevi özelliği olan bir dağdır. Kutsal kitaplarda da adı geçen Ağrı Dağının farklı dillerde bir çok ismi vardır. Başlıcaları, Ararat, Kuh - i Nuh, Cebel ül Haristir.

    Marco Polonun hiç bir zaman çıkılamayacak dediği Dağa ilk tırmanışı, kayıtlara göre 9 Ekim 1829 yılında Prof. Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirildi. İkinci kış tırmanışı ise ilk tırmanıştan çok sonra 21 Şubat 1970' de Dağcılık Federasyonu eski başkanlarından Dr. Bozkurt Ergör tarafından gerçekleştirildi. 1980'li yıllarda binlerce dağcı Ağrı Dağını ziyaret etti. Ağrıya tırmanışa 1990 yılında yasaklandı.1998 de Dağcılık Federasyonunun bir grup dağcıya izin vermesiyle bu yasak kaldırıldı

    Yöre yemekleri

    Ağrı yöresinde hayvancılığın büyük çapta olması nedeniyle hayvan ürünleri büyük miktarda kullanılmaktadır. Ağrı zengin bir mutfak kültürüne sahiptir. Saç kavurma en meşhur yemeğidir. Gosteberg buğulama, Abdigör köftesi, Hengel, haşıl, erişte, kuymak, kete, bişi, erdek, hasude, bulgur pilavı, yalancı köfte, ekmek aşı,lalanga, ayran aşı, halise,çiriş ketesi, murtuğa ve ağızyakan ve deveci çorbası gibi yöreye özgü yemekleri vardır

    Ağrıda küçükbaş hayvancılığın fazla yapılması nedeniyle halıcılık en önemli el sanatıdır. Bunun yanında kilim, kazak, keçe ve çorap gibi el sanatları da vardır
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız
    Sagolun, tesekkurler
    EmeqinizE saqLık ..
    valla dostlar ben orda dört yılımı çürüttüm :) her tarafını ve herşeyini iyi bilirim
    eline sağlık kardeş güzel hazırlamışsın
    memleketimin heryeri güzel
    teşekkürler paylaşımların için
    FOLKLORiK DEğERLER
    1-Giyim
    A)Erkek Giyimi
    Erkek giyimleri moda ve klasik giyime uygundur. Köyde çalışma zamanları ve sıcak günler hariç erkekler ceket ve pantolonla dolaşır. Orta yaştaki erkekler ve yaşlılar altta uzun don ve fanila giyerler. Soğuk günlerde buna birde pijama eklenir. Pantolon, işlik, gömlek ve kazak bunların üstüne geçilir. Gömleğin üzerine ceket giyilmez arada mutlaka yelek veya kazak vardır. Baştaki şapka bütün giyecekleri tamamlar. Yaşlılar şapka yerine fes yada papak giymeyi tercih ederler. Erkekler genelde bıyık bırakırlar.

    B)Kadın Giyimi
    Kadınların köylerde giydikleri giysiler daha çok milli ve mahallidir. Entari bunların en önde gelenleridir. Kadın ve kızlar en alta can gömleği ve içe tuman giyerler. üst üste entari giyme eski alışkanlıktan ve iklim şartlarından ileri gelmektedir. Entarilerin üzerine hırka veya kazak giyilir. iş zamanları öne peştamal, kola kolçak takılır. En üsteki entarinin kadife, ipek veya simli olmasına dikkat edilir. Gümüş, madeni ve öteki kemerler bunun üzerine bağlanır. Ayakta çorap ve diz kapağının altına kadar uzanan tuman vardır. Genç kız ve gelinler başlarına eşarp bağlar, orta yaştakiler leçek, yaşlı kadınlar beyaz bezle (cuna) örter. üzerini renkli yazma (hayrat) ile bağlarlar. Günlük ve özel giyimlerde bazı kadın ve kızlar başlarına kufi takar, boyunlarına altın asarlar, kadınlarda günlük süslenme pek olmaz. Süslenme genellikle düğünlerde, bayramlarda, şehre giderken ve özel günlerde olur. Kadınların ellerine ve saçlarına kına yakmaları kadın güzelliğini tamamlayan öğedir. Boyuna ve bileklere takılan mavi ve renk renk boncuklar süslenmek içindir. şeve, sırğa, hızma, sürme, altın ve bilezik, mavi boncuk, yüzük, küpe ve kına kadın süs ve takı aksesuarlarındandır

    2-GELENEKSEL EL SANATLARI
    A)Halı ve Kilim Dokumacılığı
    Ağrıda kış şartlarının ağır geçmesi nedeniyle yüne dayalı dokumacılık genellikle bu aylarda el tezgahlarında geleneğe bağlı olarak devam eder. Kilimin halk arasındaki adı yemendir. Kilim ve halı dokumacılığı Ağrıdaki el sanatlarının en önemlileridir. Halı, yastık, heybe, yün çorap ve kazak, tiftik eldiven, çorap ve papakda yün ve örmeye dayalı el sanatlarıdır.

    Hayvancılığın yaygın ve egemen olduğu ilde morkaraman ırkı koyunların yünlerinden elde edilen iplik bir çok işlemden geçirildikten sonra ev tezgahlarında dokunacak duruma getirilir. En iyi iplikler bu Karaman cinsi koyunlardan elde edilmektedir.

    Kurs ve halıcılık atölyeleri hariç Ağrıda halı ve kilimler ekseri Mengensiz dik döner yer tezgahlarında dokunur.

    B)Yün kazak ve Yün çoraplar
    Yerli ırk koyunların yününden örülen kazak ve çoraplar sanat değeri taşıyan bir özelliğe sahiptir. Bu kazaklar ve çoraplar tezgahlarda yapılmayıp elde yapıldıkları için oldukça sağlam ve güzel motiflerle süslüdür. çorapların parmak uçlarında geleneksel halı ve kilim motifleri kullanılır. Diğer motifler örgü şekliyle ortaya çıkarılır. Yünden ayrıca eldiven ve papakta örülür. Bunların beyaz renkli olanları daha fazla tercih edilir.

    C)Tiftik Papak ve Tiftik çoraplar
    Keçilerden taranarak elde edilen tiftik özel işleyiş biçimleriyle giyim eşyası olarak değerlendirilir. Elde edilen tiftik yıkanıp temizlendikten sonra taranır. Teşi adı verilen eğirme aletiyle eğrilip iplik haline getirilir. Tiftik giyecekler el örgü şişleriyle örülür. örüldükten sonra sıcak ekmek arasına baskıya bırakılarak yumuşatılır. Tiftik giyeceklerin kabartılıp saçaklandırılması bu yöntemle yapılır. Tiftikten kazak, atkı ve eldivende yapılır. Tiftik çoraplar dize kadar uzandığından dizleme de denilir. Dizlemenin üzerine değişik halı ve kilim motifler işlenir.

    D)üzerlik veya Nazarlık
    El sanatlarıyla ilgili olarak halkın üzerlik veya nazarlık olarak tabir ettiği üzerlik, üzerlik otu tanelerinin ipliklere dizilerek geometrik şekil verilen bir süs eşyası olduğu gibi inanç bakımından da kültürel değerler taşımaktadır. Halk inanışına göre üzerlik muska ve mavi boncuktan sonra nazardan iyi koruyan eşyadır. üzerlik otu bulunmayan yerlerde arpa ve mızır taneleri boyanarak kuşburnu kızardıktan sonra toplanıp yapılır. üzerine nazar boncuğu takılır. özellikle Doğubeyazıtta yetişen ve burada yapılan üzerlik köy odalarındaki duvarların başlıca süsüdür.

    E)Buğday ve çavdar Sapından Yapılan Eşyalar
    Olgun hale gelmiş buğday sapları başaklarından temizlenerek ıslatılıp yumuşatılarak örmeye elverişli hale getirilir. Ağrılı kadın ve kızlar bunlardan çanta, sepet, çay tepsileri ve çocuk şapkaları yapmaktadırlar. Ayrıca bunlar güzel renkler boyanıp motiflerle süslendiği zaman turistlerin ilgisin çekmektedir

    F)Keçe yapımı
    Keçecilik Ağrıda hayvancılığa bağlı olarak gelişmiş diğer bir el sanatı koludur. Genellikle kuzu yününden yapılan keçeler, yünün hallaç taraklarından geçirilmesinden sonra özel yöntem ve tekniklerle sıkıştırılmayla elde edilir. Keçelerin üzerine renkli yünlerden desen yapılır. Keçeler kırsal kesimde yaşayan ve hayvancılıkla uğraşan Ağrı halkının kullandığı bir yazgıdır. Köylüler kendi koyun ve kuzularından ürettikleri yünleri keçecilere götürerek ihtiyaçları olan keçeleri yaptırırlar. Keçeler sıcak tutması yönüyle bilhassa yaylalarda hayvancılıkla uğraşan halk için halı ve kilimden daha fazla bir önem taşır. Keçeden yazgı çoban başlığı, çoban kepeneği gibi eşyalar yapılır. önemli bir ihtiyaç maddesi durumundan olan keçe ve keçecilik bölgede ticari bir meslek ve unsurdur.

    3-HALK MüZiği VE GELENEKSEL OYUNLAR
    Ağrıda Halk Müziği geleneksel kültürün önemli bir parçasıdır. Halk müziği oyunlara paralel olarak gelişmektedir. Halk Müziği denince düğün türküleri ve halk oyunları asla gelir. Kullanılan belli başlı halk müziği araçları Davul, zurna, kaval, tef, tulum, gayda, düdük ve bağlamadır. Türküler konusunda en çok emeği geçen ve derleme yapan sanatçılar, başta ismet öZTüRK ve ismet KOçKAR olmak üzere Talat BAYDAR, şinasi HATUNOğLU, Burhan çAçAN ve Ali Haydar GüL dür.

    Ağrı Türkülerinin en yaygın olanları şunlardır:
    -Ağrı Dağından Uçtum
    -Ağrı Dağı Buzludur
    -Ağrı Dağının Tipisine
    -Oy Eleşkirt
    -Konma Bülbül Konma
    -Eleşkirtin önü Ova
    -Kükıran Ovaları

    Sünnet ve Kirvelik
    Erkek çocukların oyun çağında sünnet ettirilmesi görüşü yaygındır. Aile, kirve tutacağı kişinin sayılı ve varlıklı biri olmasını ister. Ağrıda kirvelik önemlidir ve akraba sınıfına girer. çünkü kirve kirvenin dostudur. Bir birinin hayrına şerrine koşarlar.

    Sünnetten önce kirve tutulan kişiye koç, teke, tosun gibi havyar veya bunlara eşdeğer hediye gönderilir. Kirve de çocuğa / çocuklara hediye alır masraflarının bir kısmını karşılar.

    Sünnet, düğünlerden sonra en gösterişli ve masraflı tören ve eğlencelerdendir.

    Doğum
    Düğünden uzun bir süre geçtiği halde, gelinin çocuğu olmasa , kaynana bunun sebebini ve çaresini araştırır. Türbe, kutsal yerler, şehit mezarı ziyaret edilir, sadaka verilerek dua edilir.

    Doğumdan sonra, özellikle erkek çocuk haberi verene, babası bahşiş verir. Yeni doğan çocuğa akraba ve komşular hediye götürür. Kırkı çıkmayan çocuk gelene - gidene fazla gösterilmez. Yeni doğan çocuk kırk gün boyunca yalnız bırakılmaz.

    çocuğun kırkı, çimdirilirken başına kırk kaşık su dökülerek çıkarılır. Nazar değmemesi için dualar okunur, altında üzerlik yakılır, üzerine muska, kurşun, mavi boncuk vs. dikilir. çocuğun dişi çıkınca hedik pişirilir; komşu ve akrabalara dağıtılır. Buna diş hediği denir.

    Kız isteme ve Elçilik
    Oğullarını evlendirmek isteyen ana ⬠babanın kız bulmak amacıyla yaptıkları işlere dünür gezmesi denir. Dünür gezmesi sırasında uygun bulunan kız, babasından istenir, yani elçi gidilir.

    Kızlar, elçilik yapılarak ailesinden istenir. Elçiliğe hatırı sayılır kişiler götürülür. Kız kaçırmalarında elçilik söz konusu değildir. Oğlan tarafı ön elçilik yapmış, kız tarafından he sözü almışsa, yakın akrabalarını ve komşularını alarak elçiliğe gider. Erkekler misafir odasında, kadınlar başka bir oda da toplanır. Oğlan temsilcisi geliş sebeplerini dolaylı olarak anlatır. Kız temsilcisi haberleri yokmuş gibi davranır. Sohbet ve şakalaşmalardan sonra alınacak hediye ve başlık kesilir. Geline yüzük takılır. Başlık süt hakkı veya süt parası olarak ta adlandırılır. Alınan bu para gelinin hazırlayacağı çeyiz içindir. çeyiz eşyalarının çoğunu oğlan tarafı alır.

    Nişan
    Nişan ayrı yapıldığı gibi, düğünle birliktede yapılır. Nişanda hediye olarak şunlar alınır. Yüzük altın bilezik gelinin giyim ve kullanma eşyası, gelin ailesinin fertlerine hediye, çerez sigara misafir şekeri, yemek eşya ve malzemesi.

    Nişandan bir veya iki gün önce oğlan babası komşu ve akrabalarını davet ederek çay verir ve isteğini belirtir. Topluca kız evine gidilir. Kız ailesinin yakınları gelen konukları misafir ederler. Akşam getirilen nişan hediyeleri bir tepsi içerisinde takdim edilir. Oğlanın yakınlarından başlanarak kim ne hediye getirmişse adı yüksek sesle seslenerek belirtilir. isteyen para da atar. Nişan şerbeti içiler çerezler dağıtılır. Nişan şerbetinden sonra yemek verilir.

    Nişan ile düğün arasında gelin görmesi denilen ziyaret vardır. Bu olan tarafının akrabaları ile birlikte çeşitli hediyeler alarak ziyarete ve gelini görmeye gitmesiyle olur. Buna haftalıkta deniliyor. Araya dini bayram girmişse, bayramda gelin görmeğe gidilir ve götürülen hediye ye bayramlık denir.

    Gelin görmesinden sonra, gelin kız, rahatça çeşmeye gider, bahçe ve tarlaya çıkar. Buna gelin ayağını çıkarma denir.

    çeyiz ve hasat durumu göz önünde tutularak, gelin görmelerinde düğün günü kararlaştırılır. Düğün gününün belirlenmesine gün kesimi denir.
    -----------------------------
    Gönderen : Faik İsrafiloğlu

    AĞRI İLİ FOLKLOR GİYSİLERİ

    ERKEK GİYSİLERİ:Ağrı yöresinde oynanan oyunlarda erkek giysileri şöyledir:Başta 'Puşi'adı verilen renkli,gösterişli bir bez dolanmıştır.'işlik'denilen beyaz gömlek giyerler(boğazı yarım diklikte olup,boynunda iki sıra düğme,boğaz ile kol kesimleri ince sırma ile işlenir).Gömlek üzerine siyah yelek giyilir(yeleğin düğmeleri yandadır,ön ve yanları sırma ile süslenir).Şalvar siyah kumaştan yapılır,kaytan ve sırma işler yan tarafta bulunur.Bazılarında renkli ve gösterişli bir kuşak sarılır.Yelek cebinden uzanan saat kösteği kuşağa sokulur.Yün çorap ve yemeni adı verilen Siyah bir rugan ayakkabı veya çarık kıyafeti tamamlar.

    KADIN GİYSİSİ:Başta kofi adı verilen fes biçiminde bir başlık renkli vala ile tamamen sarılır.Kofinin alın kısmına gelen kısımda altıtınlar pul gibi dizili bulunur,perçem ve zülüf altınların yanlarından sarkar.İpek şalvar,beyaz gömlek ,üstte renkli kadife entari,entarilerin belleri büzgülü,uzun kollu,kol ağızları büzgülü,kol ve etek uçları çiçekli veya dantel süslüdür.Bele gümüş kabartma kemer takılır.Ayrıca cebken ve peştamal da giyilir.Ayaklarda yemeni veya kabaralı kundura bulunur,çarıkta kullanılır.






    Değişik renklerle Ağrı Dağı




    image
    orjinalini görmek için tıklayınız




    ıyı bısey bence
    evet paylaşımları görüp tebrik ediyor saygı duyuyorum. ben ağrıdayım şu an işim gereği sık sık da ugruyorum. tavsiye etmiyorum :)
    elınize sağlık
    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    Jeolojik Yapýsý ve Rota

    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    ertugrul melikogli
    agri dagina ilk tirmanan insan..
    paylaştığın için teşekkürler saol
    Arkadaşlar ağrı dağını uzaktan gördüm Çaldıranda Askerlik yaptığım sırada O dağda Ağustos ayında kar görüyodum. Paylaşımlarınız için Teşekkürler.
    guzel diyorlar
    tesekuler main board ailesi ne memleketlerimizin guzeliklerini acikladi gi icin
    super
    sagol

    a$igim sana agri dagi <---| dagli_04 |--->


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız


    image
    orjinalini görmek için tıklayınız

    teşekkürler ellrine sağlık.....
    Ağrı Dağın Eteğinde Uçan Güvercin Olsam.Türkü Olsam Dillerde Cano Cano Diyar Diyar Dolansam...
    Vatanın her karış toprağı kutsaldır.Elinize sağlık
    Paylaşım İçin Saol Eline Sağlık..
    eline sağlık
    Eywallah kardeşim eline koluna yüreğine sağlık
    AĞRI



    GENEL BİLGİLER



    Yüzölçümü: 11.376 km²



    Nüfus: 437.093 (1990)



    İl Trafik No: 04



    1650 metre yüksekliğindeki bir yaylada yer alan Ağrı, ismini yanında heybetle görünen dağdan almaktadır. Türkiye'ye en tepeden bakabileceğiniz ve doğuya açılan kapısı Ağrı, tarih boyunca çok sayıda kavim ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Ağrı ili, yazın dağcılık ve doğa yürüyüşüne, kış mevsiminde kayak sporuna elverişli parkurlara sahip efsanevi dağı ile doğunun turizm merkezleri arasındadır.



    İLÇELER:



    Ağrı ilinin ilçeleri; Diyadin, Doğubayazıt, Eleşkirt, Hamur, Patnos, Taşlıçay ve Tutak'tır.



    Diyadin: Merkez ilçenin doğusunda, Erzurum - İran yolunun 50. kilometresinde 7 km.lik bir yol ile bu yola bağlanmıştır. Murat nehri kıyısında yer alan kaplıcaları ile ünlüdür. Diyadin Kaplıcaların suları cilt, romatizma, adale ağrıları için şifalı sulardır.



    Doğubayazıt: İl merkezinin 93 km. doğusunda, Erzurum - İran yolu üzerindeki İlçenin en önemli tarihi eseri İshak Paşa Sarayı'dır. Balık Gölü ve Ağrı Dağı yamacındaki Meteor çukuru, ilçenin ilgi çeken diğer değerleridir.



    Eleşkirt: 1998 yılında İlçeye, Güneykaya mevkiinde kayak turizmine yönelik tesisler yaptırılmıştır.



    Hamur: İl merkezine 15 km. güneyinde yer alan İlçenin başlıca tarihi eserleri Selçuklulardan kalma Havaran Kalesi ve Mahmut Paşa Kümbetidir.



    Patnos: İlçe Ekonomisine canlılık getirecek sergi, fuar, panayır gibi etkinlikler yapılmamaktadır. Turizm açısından da art bölgede yer aldığı için herhangi bir faaliyet yoktur. Aynı zamanda turistlerin ilgilenebilecekleri yeterli bir tarihi ve doğal güzellikleri bulunmamaktadır. Mevcut eserler ise doğa ve insan tahribatı nedeniyle gözle görülebilir özelliklerini kaybetmiştir.



    Taşlıçay: Ağrı ilinin orta kısmında bulunan Taşlıçay ilçesinin kuzey ve güneyinde bulunan 2000 m yükseklikteki dağlar,orta bölümde Murat Vadisi ile ayrılır.Arazi volkaniktir,en yüksek noktası Güneydeki Aladağ üzerinde bulunan Koçbaşı tepesidir.



    Tutak: Deniz seviyesinden 1535 metre yükseklikteki ilçenin alanı 1562 Km². dir. Yörenin toprakları yüksek yayla karakterinde ve oldukça engebelidir.



    NASIL GİDİLİR?



    Karayolu: Karayolu ile çevre il ve ilçelerden Ağrı ya, Ağrıdan çevre il ve ilçelere düzenli karayolu ulaşımı olduğu gibi büyük şehirlerede hergün karşılıklı otobüs seferleri vardır.











    Havayolu: Havalimanının kent merkezine uzaklığı 7 km.dir.





    GEZİLECEK YERLER



    Ağrı - Ağrı Dağı



    Türkiye'nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı jeolojik konumu ve Büyük Tufandan sonra Nuh'un gemisine ev sahipliği yapması dolayısıyla efsanevi özelliği olan bir dağdır. Kutsal kitaplarda da adı geçen Ağrı Dağının farklı dillerde bir çok ismi vardır. Başlıcaları, Ararat, Kuh - i Nuh, Cebel ül Haristir.

    Marco Polonun hiç bir zaman çıkılamayacak dediği Dağa ilk tırmanışı, kayıtlara göre 9 Ekim 1829 yılında Prof. Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirildi. İkinci kış tırmanışı ise ilk tırmanıştan çok sonra 21 Şubat 1970' de Dağcılık Federasyonu eski başkanlarından Dr. Bozkurt Ergör tarafından gerçekleştirildi. 1980'li yıllarda binlerce dağcı Ağrı Dağını ziyaret etti. Ağrıya tırmanışa 1990 yılında yasaklandı.1998 de Dağcılık Federasyonunun bir grup dağcıya izin vermesiyle bu yasak kaldırıldı.

    Yükseklik 5165 m.

    Konumu Doğu Anadolu'da İran sınırları yakınında yükselir. (Aras-Murat Nehirleri arası)

    Tırmanış Zamanı Tırmanışlar İçin En Uygun Zaman Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarıdır. Kış tırmanışları zorlu ancak zevklidir.

    Özellikleri Ağrı dağı(5165 m.), Anadolu Yarımadası ve Avrupa'nın en yüksek doruğudur. 4000 metreye kadar bazalt daha sonra sonraki yükseklikte andezit lavlarından oluşarak volkanik bir dağ özellikleri gösterir. Dağın doruğunda bir örtü buzulu vardır. Doğu yüzünde Serdarbulak yaylası ve 3896 m. yükseklikteki Küçük Ağrı Dağı yer alır. Ağrı dağı yüksekliği, buzulları, insanları, değişik yapısal görünümleri, kar sınırına kadar kaplı otlukları ve dağ çayırları ile ilginç ve çekici bir görünüme sahiptir.

    Ulaşım ve Konaklama Trabzon-Erzurum-Tahran Uluslararası kara yolları Ağrı eteklerini dolanarak İran'a uzanır. Ankara-Erzurum arasında düzenli olarak hava, demir ve karayolu bağlantısı mevcuttur.

    Dağa en yakın merkez Doğubeyazıt'tır. Buraya Ağrı ve Erzurum'dan ulaşmak mümkündür. Kent ve çevresinde konaklama ve lokanta tesisleri vardır.

    Tırmanışlar

    Malzemeler Krampon, İp (11 mm), Buz Kazması, Emniyet Malzemeleri (Perlon, Buz Burgusu vb)

    Yaz çıkışlarında (-5, -10 ºC'ye) dayanaklı uyku tulumu, anorak, rüzgarlık, diğer kamp malzemeleri ile gerekli ihtiyaçlar, Dağcıların çıkışları izne tabi olan Ağrı ve Küçük Ağrı dağlarına tırmanışlarında şu noktalarından hareket etmeleri zorunludur.

    * Ağrı dağına çıkışlar Doğubeyazıt - Topçatan köyü - Eli Çiftliği güzergahından olmak şartıyla yalnızca dağın Doğubeyazıt sınırları içinde kalan cephesinden yapılmaktadır.

    * Küçük Ağrı Dağına ise yalnızca kuzeybatı güzergahından çıkış yapılmaktadır. Ağrı Dağı doruğuna tırmanmak için haberleşme, taşıma güvenlik ve tırmanma açısından en rahat ve sık kullanılan rota güney rotasıdır.

    * Doğubeyazıt'ta konaklayan dağcılar tırmanış için gerekli hazırlıkları burada tamamlayarak oto mobil ile Eli köyüne ulaşırlar. Burada su ikmali yapıldıktan sonra 7-8 saatlik bir yürüyüşle 2800 m. yükseklikteki ilk kamp yerine varılır ve burada geceleme yapılır. 2. gün 4-6 saatlik bir tırmanışla 4200 m. dolaylarında ikinci kamp yerine ulaşılır. Doruk tırmanışı için krampon, buz kayması ve ip alınması zorunludur. 8-10 saatlik tırmanışla doruğa ulaşılır ve birinci kamp yeri olan 2800 m. ye dönüş yapılır.



    Ağrı - Bubi Dağı



    Doğu Anadolu Bölgesi, Ağrı ili sınırları içinde yer alan Kayak Merkezi Ağrı şehir merkezine 18 km. mesafedeki Bubi dağında kurulmuştur.

    Ulaşım: Ankara ve İstanbul'dan haftanın belirli günlerinde uçak seferleri bulunmaktadır. 18 km. uzaklığındaki şehir merkezine ulaşım, özel araçlarla mümkündür.



    Coğrafya: Karasal iklimin hüküm sürdüğü kayak merkezinde kayak için en uygun sezon Aralık-Nisan aylarıdır. Alpin Çayırlarla kaplı merkezde, kayak mevsiminde kar yüksekliği 1-2 metreyi bulmaktadır.

    Konaklama ve Diğer Hizmetler: Ağrı il Özel İdare Müdürlüğüne ait bir kayak evi hizmete girmiştir. Merkezde 60 kişilik bir kafeterya bulunmaktadır.

    Mekanik Tesisler ve Pistler: Kayak Merkezinde uzunluğu 1227 m. olan 600 kişi/saat kapasiteli teleski hizmet vermektedir. Ayrıca Ağrı'ya 45 km., Eleşkirt ilçesine 4 km. uzaklıkta, 4 kişilik iskemleli sökülebilir telesiyej tesisi daha yapılmıştır. Tesis uzunluğu 1650 m olup kapasitesi. 1000 kişi/saattir.



    Ağrı Dağı



    Türkiye'nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı (5165 m.) eskiden beri bilginlerin, dağcıların, serüvencilerin ilgisini çekmiş ve birçok hikaye, türkü ve efsaneye konu olmuştur.

    İncil ve Tevrat'ta da adı geçen dağa, turizm açısından önemli bir konum kazandıran yaygın inanca göre; Nuh Peygamber zamanında yeryüzünü kötülükler kaplamıştır. İnsanlara bir ders vermek amacı ile Tanrı, Nuh'a bir gemi yapmasını emreder. 300 arşın boyunda, 50 arşın genişliğinde ve 30 arşın yüksekliğinde yapılacak gemiye, Nuh Peygamber, eşi, oğulları, oğullarının eşleri ile birlikte yeryüzünde bulunan bütün canlı türlerinden 7 erkek, 7 dişi, sürüngenlerden 2 erkek, 2 dişi, yeterli yiyecek de alarak binecektir. Nuh Peygamber, Tanrının emri doğrultusunda gemiyi yapar ve canlılarla beraber gemiye girer. 7 gün sonra 40 gün 40 gece süren tufan sonucunda gemidekilerin dışında kalan tüm canlılar yok olur. Suların çekilmesi ile gemi, Ağrı Dağı'na oturur ve içindeki canlılar sevinçle gemiden ayrılarak yeryüzüne dağılır. Bu; yönüyle dini açıdan çok özel olan dağ, düz bir arazide aniden yeryüzünden göğe doğru yükselen heybetli görünümü, yazın bile karlı dorukları, bitki örtüsü ve barındırdığı hayvan türleri ile etkileyicidir.



    Nuh'un Gemisinin İzi



    Türkiye-İran transit yoluna 3.5 km. uzaklıkta, Ağrı Dağı'nın güneyinde Telçeker ile Meşar köyleri arasında yer alan doğal bir anıttır. Bu anıt gemiye benzer bir siluettedir. Başta Amerikalı araştırmacı James Irwin olmak üzere birçok araştırmacı büyük tufandan sonra Nuh'un gemisinin buraya oturduğu yönündeki iddiaları araştırmak üzere kutsal geminin kalıntılarını bulmak için 1983 yılından itibaren çalışmalara girişmişlerdir. Kültür Bakanlığı gemi kütlesine benzeyen bu jeomorfolojik yapının "Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı" özelliği taşıması münasebetiyle 1987'de 3657 sayılı kararı ile burayı doğal SİT alanı ilan etmiştir.



    Meteor Çukuru



    Alaska'daki meteor çukurundan sonra dünyanın 2. büyük göktaşı çukurudur. Gürbulak Hudut Kapısı ile Sarıçavuş köyü arasında, İran sınırına 2 km. kadar mesafededir. 70-80 yıl önce düşen bir Göktaşı tarafından oluşturulan meteor çukuru 35 m. genişliğinde ve 60 m. derinliğindedir.



    Müzeler



    Ağrı İshak Paşa Sarayı



    Doğubayazıt ilçesinin 5 km. doğusunda, bir tepe üzerine kurulan saray İstanbul Topkapı Sarayı'ndan sonra yapılmış sarayların en ünlüsüdür.

    Osmanlı İmparatorluğu'nun Lale Devri"ndeki son büyük anıt yapısıdır. 18. yüzyıl Osmanlı mimarisinin en belirgin ve seçkin örneklerinden olduğu kadar, sanat tarihi yönünden de değeri büyüktür.

    Saray binasının bulunduğu zemin, vadi yakası olduğundan, kayalık ve sert bir yerdir. Eski Beyazıt şehrinin merkezinde olmasına rağmen, bu yapının üç tarafı (kuzey, batı, güney) dik ve meyillidir. Sadece doğu tarafında müsait bir düzlük vardır. Sarayın giriş kapısı buradadır. Saray, kalelerin özelliğini kaybettiği, ateşli silahların bulunduğu bir çağda yapıldığından, doğu yönündeki tepelere karşı müdafaası zayıftır. Cümle kapısı savunma bakımından en zayıf noktasıdır. Cümle kapısı bölümü, İstanbul ve Anadolu'da kurulan saraylarınkinden farksız olup, taş işçiliği ve oymacılığı yönünden muntazamdır. Türklere özgü tarihi saray örneklerindendir. 366 odadan oluşan sarayın yapımına Çıldır Beyi Çolak Abdi Paşa tarafından 1685 yılında başlanmıştır. 1784 yılında saray iki avlu ve bu avluda bulunan yapılar topluluğundan meydana gelmiştir. Birinci avludaki yapıların bazıları yıkılmıştır. Dört tarafı yapılarla çevrili ikinci avlu dikdörtgen planlıdır. Girişe göre sağ tarafta selamlık ve onun arkasında haremlik vardır. Bunların sonunda cami ve türbe bulunmaktadır. Türbe Selçuklu kümbet mimarisi üslubunda inşa edilmiştir.



    Mağaralar



    Buz Mağarası: Küçük Ağrı Dağı eteğinin bittiği düzlükte bulunmaktadır. Doğubayazıt-Gürbulak transit yolunda Hallaç köyü yolu sapağına 3 km. mesafededir. Örneğine çok az rastlanılabilecek doğal bir anıt durumundaki mağara toprağın 15-20 m. derinliğinde yer almakta olup 100 m. uzunluğa ve 50 m. genişliğe sahiptir. Mağara içinde insan büyüklüğünde buzdan dikitler yer almakta ve bu dikitler ışık altında farklı renklere bürünmektedir.



    Meya Mağaraları: Diyadin'e 15 km. uzaklıkta bulunan, kayaların insan eliyle oyularak barınma, ibadet ve diğer yaşamsal faaliyetlerin gerçekleştirilmesi amacına yönelik olarak yapılmış mağaralardır. Eski bir yerleşim merkezi olan bu mağaralar bütün olarak ele alındığında adeta bir anıt kent niteliğinde olup, değişik inanç ve kültürlerin izlerini taşımaktadırlar. Oldukça geniş olan mağaralarda kilise ve mezar kalıntıları ve su kanalı bulunmaktadır. Tokluca Kalesi'nden yer altına inen merdivenler aracılığı ile bu mağaranın bağlantısı olduğu düşünülmektedir.



    Kaleler



    Tokluca Kalesi: Diyadin ilçesine 19 km. mesafede bulunan Tokluca köyünün hemen arkasındaki tepe üzerinde bulunmaktadır. 100-150 m. uzunluğunda bütün bir kaya kütlesi gibi duran kale 2 m. uzunluk ve genişliğindeki taşlardan yapılmıştır. Kalenin üstünde yer alan 3 m. genişliğindeki bir giriş deliğinden 30 basamaklı merdivenle kale içindeki sahanlığa inilmektedir. Bu sahanlıktan üç ayrı yeraltı tüneline açılan giriş kapıları ve merdivenler bulunmaktadır. Bu tünellerden birine 70 basamaklı, diğerine de 350 basamaklı merdivenle inilmekte olup bu tünellerin Meya Mağaraları'na ulaşmakta kullanıldığı tahmin edilmektedir.



    Kan Kalesi: Tutak ilçesinin 15 km. batısında eski adıyla "Kalekule" denilen Dönertaş köyü yakınlarında bulunmaktadır. Hangi tarihte ve kimler tarafından yaptırıldığı bilinmeyen kale "Kale-i Hum" adıyla da bilinmektedir.



    Doğubayazıt Kalesi: Eski Beyazıt'ın kuzey doğusundaki Belleburç denilen yerde, kayalar üzerinde, Doğubayazıt'ın 5 km. doğusundadır. Kaledeki Urartu mezarları ve antik çağlara ait kalıntılar, buranın antik kent olduğunu göstermektedir. Kaleyi inşa edenler ya da yapım tarihi ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır.



    Diyadin Kalesi: Diyadin ilçe merkezinde Murat Nehri kıyısındaki kayalıklarda kurulmuş olan kale, Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sine göre Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'ın oğlu Ziyaüddin tarafından yaptırılmıştır. Gerçekte ise, kullanılan malzemeler ve yapılış tarzı, Urartular tarafından inşa edildiğini göstermektedir. Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlılar döneminde onarım görmüştür.



    Havaran Kalesi: Hamur ilçe merkezinde bulunmaktadır. Hamur Deresi'nin üzerindeki kayalıklara kurulmuştur. Dereden yüksekliği 100 m. civarındadır. Selçuklu dönemine ait olan kale içinde cami, kalebeyi konağı, deve hanları ile kaleden 400 m. uzaklıkta ve kaleden daha yüksek bir tepe üzerinde gözetleme kulesi bulunmaktadır.



    Şoşik Kalesi: Hamur ilçesine 35 km. uzaklıkta bulunan Karlıca köyündeki sarp kayalıklar üzerine kurulmuş bir kaledir. Kalenin ne zaman ve kimler tarafından yaptırıldığı kesin olarak bilinmemekle beraber Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde kaleden "Azerbaycan Hükümdarı Ziyaüddin tarafından yaptırılmıştır" şeklinde bahsedilmektedir. Kale içerisinde ibadethane, hamam, gözetleme kulesi, zindanlar ile su kulesi bulunmaktadır. Kale Karakoyunlular zamanında tamir görmüştür.



    Kız Kalesi: Şoşik Kalesi'nin 2 km. doğusundaki bir tepe üstünde yer alan kalenin Şoşik kalebeyinin kızı için yaptırıldığı rivayet edilmektedir.



    Küpkıran (Harabe Göl) Kalesi: Ağrı il merkezinin 20 km. doğusunda yer alan Yukarı Küpkıran köyü ile Harabegöl köyü arasında bulunmaktadır. Büyük kesme taşlardan yapılmış mazgallı bir kaledir. Eski ve önemli bir yerleşim yeri olan Harabegöl köyünün depremler ve toprak kaymaları sonucunda batmasıyla oluşan çukura zamanla su dolması nedeniyle köyün yakınında bulanan kaleye bu ad verilmiştir.



    Toprakkale: Eleşkirt ilçesinin 14 km. doğusunda Toprakkale köyünde bulunmaktadır. Urartulara ait olan kalenin tapınak ve yerleşim yerleri tamamen yok olmuş, günümüze ancak burç ve duvar kalıntıları kalmıştır.



    Anzavur Kalesi: Patnos ilçesinin 2 km. kuzey batısındaki Anzavur Tepesinde bulunan kale, Urartu medeniyetine ait olup M.Ö. 8. yüzyılda yapılmıştır. Kalenin duvarları Urartu Kralı Menua, tapınak kısmı ise İşpuini tarafından inşa ettirilmiştir.



    Cami, Kümbet ve Kiliseler



    Beyazıt Eski Camisi (Cami-i Gevher Digar): Beyazıt Kalesi'nin güney eteğinde Birinci Selim tarafından yaptırıldığı kabul edilen camidir. Caminin yer aldığı vadi yamacı düzeltilerek duvar örülmek suretiyle düz bir platform oluşturulmuş ve üzerine bina inşa edilmiştir. Kesme taştan inşa edilen cami 15x15 m. boyutlarında kare planlı ve tek kubbelidir. Yapıda kahverengi, sarı ve beyaz renkte taşlar karışık bir biçimde kullanılmıştır. Caminin giriş kapısı, beden duvarları, mihrabı, son cemaat yeri duvar payları, kubbeye geçiş sistemleri duvarlardaki kemerler, pencereler ve minare estetik bir sadelikte yapılmıştır.



    Toprakkale Camisi: Toprakkale köyünde 1684 tarihinde Mirza Bin Adbi Paşa'nın yaptırdığı camidir. Höyüğün güney yamacındadır.

    Sürmeli Mehmet Paşa Türbesi: Hamur ilçesi merkezinde olup, Osmanlı döneminde inşa edilmiştir. Beyaz, yumuşak taştan yapılan kümbetin duvarlarında iki sıralı kırmızı taştan kuşak mevcuttur.



    Üç Kümbetler: Üç kümbetlerden birisi Patnos ilçesine 2 km. mesafede olan Ziyaret, ikincisi Süphan Dağı eteğindeki Taşkıran, üçüncüsü de Dedeli bucağının Acım köyündedir.



    Hamur Kümbeti: Hamur ilçe merkezinin kuzeydoğusunda, Ağrı-Van yoluna 300 m. uzaklıktadır. Selçuklu kümbetlerinden ayrı bir mimari tarzda, altı (gövde kısmı) dikdörtgen, üstü balık sırtı biçimindedir. Kümbetin 18. yüzyılda İshak Paşa'nın torunlarından İbrahim Paşa tarafından yapıldığı söylenmektedir.



    Karagöz Kilisesi: Tutak ilçesinin 26 km. batısındaki Dayıpınarı köyü yakınında kayalar oyulmak suretiyle yapılmış bir yeraltı kilisesidir.



    Üç Kilise: E-23 karayolunun hemen güneyinde olan Taşlıcay ilçe merkezine 18 km. uzaklıktaki Taşteker köyündedir.



    Termal Merkezler



    Termal merkezler yönünden oldukça zengin olan Ağrı'nın Diyadin ilçesinde Yılanlı, Davut ve Köprü kaplıcaları bulunmaktadır. Suları romatizma ve deri hastalıklarına iyi gelmektedir. İlçenin girişinde 3 yıldızlı bir termal otel bulunmaktadır.



    Dambat Çermiği ve Maden Suyu: Ağrı'ya 5 km. uzaklıktaki Yolluyazı (Dambat) köyünde, Murat Nehri'nin kıyısındadır. Yerden fışkıran su kükürtlüdür. Yara, çıban, sivilce gibi deri hastalıkları ve romatizma için şifalıdır.



    Diyadin Kaplıcaları: Diyadin ilçesinin 5 km. güneyindedir. Köprü, Yılanlı ve Davut adlarını alan üç sıcak su kaynağından oluşmaktadır. Deri hastalıkları ile enfeksiyonlara bağlı romatizmal hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir. Kaplıcalar Diyadin'in 7 km. güneyindedir. Sezon süresince devamlı dolmuş seferleri yapılan kaplıcalarda 150 yatak kapasiteli turistik bir otel bulunmaktadır.



    Kuş Gözlem Alanı



    Sarısu Ovası

    Doğubeyazıt Sazlığı



    COĞRAFYA



    Ağrı, kuzeyden Kars ve Iğdır, Batıdan Erzurum ve Muş güneyden Bitlis ve Van, doğudan İran sınırı ile çevrilidir.



    Ağrı' da mevcut toprağın büyük kısmını dalgalı, yüksek dağlık arazi meydana getirir. Ağrı ilinde dağlar sıralar halindedir.



    Ağrıda bitki örtüsü olarak zengin otsu bitki türleri egemendir. İlkbaharda canlanan otlar, sonbaharda havaların soğumasıyla tükenir. Kışları soğuk ve sert yazları kurak ve sıcaktır.



    TARİHÇE



    Ağrı ilinin tarihi, Paleolitik Çağ"a kadar uzanmaktadır. Daha geç dönemlerde bu bölge ile Mezopotamya arasında kültürel ilişkiler olduğunu gösteren Tunç Çağı araç gereçleri bulunmuştur. Ağrı ve çevresine yerleşen en eski topluluklardan biri Hurrilerdir. M.Ö. 14. yüzyılda Hititlerin Doğu Anadolu Bölgesi"ndeki etkinliklerini yitirmeleriyle ortaya çıkan Hurrilerden sonra yöre Urartu, Pers, Makedon, Roma ve Bizans hâkimiyetine girmiştir. M.S. 7. yy. ortalarında Arapların eline geçen ve stratejik konumu nedeniyle istilalara uğrayan Ağrı"yı 11. yüzyılda Selçuklular egemenlikleri altına almışlardır. Selçukluların aralıklarla süren egemenlikleri Moğol akınlarıyla son bulmuştur. Sonradan İlhanlılar, Celayirliler, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlı İmparatorluğu egemenliğine girmiştir. I. Dünya Savaşı"nda Ruslar tarafından işgal edilen bölge, 1921 yılında yapılan Kars Antlaşması ile Türkiye"ye iade edilmiştir.



    NE YENİR?



    Ağrı yöresinde hayvancılığın büyük çapta olması nedeniyle hayvan ürünleri büyük miktarda kullanılmaktadır. Ağrı zengin bir mutfak kültürüne sahiptir. Saç kavurma en meşhur yemeğidir. Gosteberg buğulama, Abdigör köftesi, Hengel, haşıl, erişte, kuymak, kete, bişi, erdek, hasude, bulgur pilavı, yalancı köfte, ekmek aşı,lalanga, ayran aşı, halise,çiriş ketesi, murtuğa ve ağızyakan ve deveci çorbası gibi yöreye özgü yemekleri vardır.



    Ağrı'dan Yemek Tarifleri



    Gosteberg Buğulama



    Malzemeler:



    Genç kuzu veya oğlak eti

    Tereyağı

    Salça

    Gosteberg adı verilen dağ otu



    Hazırlanışı: Genç kuzu veya oğlak kesilip yüzüldükten sonra ayıklanıp doğranır. Tereyağı ve salça ile yoğrulur. Üzerine gosteberg otu ince kıyılarak serpilir. Tüm bu karışım aynı hayvanın postu içerisine koyularak açık yerleri dikilir. Düz bir yerde üzerine nemli toprak yığılır, bu toprağın üzerinde bir saat kızgın ateş yakılır. Bir süre dinlendirildikten sonra post açılarak servis yapılır.



    Selekli Saç Kavurma



    Malzemeler:



    Taze oğlak veya kuzu eti

    Sarımsaklı yoğurt

    Tereyağı



    Hazırlanışı: Et doğranır içine tereyağında eritilmiş salça konur, bu şekilde kızartılan et indirilip bir süre dinlendirilir. Üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek servis yapılır.



    Abdigör Köftesi



    Malzemeler:



    Kemiksiz kuzu, oğlak veya dana eti

    Soğan

    Haşlanmış pirinç

    Baharat



    Hazırlanışı: Taze et dövülerek hamur haline getirilir, baharat ve haşlanmış pirinçle yoğrulur köfte yapılır. İnce doğranmış soğanlar suda tuzla birlikte kaynatılır, kaynayan suya köfteler atılır. Piştikten sonra bir saat kadar dinlendirilen; köfteler; pilav üzerine konularak servis yapılır.



    NE ALINIR?



    Ağrı"da küçükbaş hayvancılığın fazla yapılması nedeniyle halıcılık en önemli el sanatıdır. Bunun yanında kilim, kazak, keçe ve çorap gibi el sanatları da vardır.








    YAPMADAN DÖNME



    İshak Paşa Sarayı'nı görmeden,



    Dağcılar için, Türkiye ve Avrupa'nın en yüksek dağı olan Ağrı Dağına çıkmadan, (izin almayı unutmayın)



    Abdigör Köftesini tatmadan,



    Kış ayları için bir kaç çift tiftik eldiven ve çorap almadan ...



    Dönmeyin
    duzeltildi