Sivasspor'un Kuruluş Hikayesi

Son güncelleme: 10.06.2009 15:41
  • Kulübün Adı......: Sivasspor Kulübü
    Kuruluş Tarihi..: 1967
    Renkleri............: Kırmızı-Beyaz
    Stadyumu........: 4 Eylül Stadyumu

    noimage

    Altmışlı yılların ikinci yarısı ile birlikte Türk futbolunda yaşanan gelişmenin etkisiyle Anadolu'nun hemen her yerinde profesyonel şehir takımları kurulmakta ve Türkiye Liglerinde karşılaşmalara hazırlanmaktadırlar. İşte bu ortamda Sivas'ta da bir futbol takımı kurma hayalleri gerçeğe dönüştürülmek üzere harekete geçilmiştir.

    1967 Mart ayında Nusret AKÇA, Hüseyin YILDIRIM. Hüseyin PALA, Nurettin TARIKAHYA gibi isimler ilk olarak o günün Belediye Başkanı Ahmet DURAKOĞLU'na ve dönemin Valisi Vefik KİTAPÇIGİL'e giderek durumu anlatırlar. Vali olaya çok sıcak yaklaşır ve kurulacak olan kulübün yalnızca sportif açıdan değerlendirilmemesi gerektiğini dile getirerek bu oluşumu şehrin kültürel, ekonomik ve sosyal hayatına da büyük bir hareketlilik getireceğini belirtir. Valinin dile getirdiği son derece olumlu sözlerini duyan kurul üyeleri sevinirler.

    Sivasspor kurulacaktır. Hemen kuruluş hazırlığına başlanır. Çünkü 1967-1968 sezonuna Sivasspor yetiştirilmelidir. Mayıs ayının ilk günlerinde hazırlıklar hemen hemen tamamlanmıştır.

    Takımın renkleri konusuna da açıklık getirildikten sonra, 9 Mayıs 1967 tarihli gazeteler Sivasspor Kulubünün kurulduğunu yayınlamaya başlar. Osman Paşa Caddesi numara 1 Sivasspor'un kulüp binası olarak belediyeden 50 liralık sembolik bir ücret karşılığında kiralanır. Kulübün ilk telefon numarası da 2283 tür.

    Sivasspor Kulübünün İlk Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşmaktadır:

    1. Başkan
    Ahmet DURAKOĞLU Belediye Başkanı

    2. Asbaşkan
    Güngör DABAK Nafa Müdürü

    3. Muhasip
    Şükrü GÜNHAN Ticaret Odası Başkanı

    4. Kulüp Amiri
    Hüseyin YILDIRIM Tüccar

    5. Veznedar
    İsmail MENEVİŞOĞLU Demiryol-İş Sendikası Başkanı

    6. Bölge Temsilcisi
    Aslan KAVUKÇU Tüccar

    7. Genel Kaptan
    Fikret AKBAŞ Doktor

    8. Sekreter
    Nurettin TARIKAHYA İcra Memuru

    9. Üye
    Nusret AKÇA Esnaf

    10. Üye
    Muuammer EKİNCİ

    11. Üye
    Kemal ŞEKER Esnaf

    12. Üye
    Yalçın ÖZDEN

    13. Üye
    Ethem USLU

    14. Üye
    Hüseyin PALA


    Sivasspor tarihinde ilk Yönetim Kurulunu oldukça zor görevler beklemektedir. Kollar sıvanarak büyük bir heyecanla işe başlanır. Bu kulübü kuranlar başlangıçta takımın doğrudan ikinci lige alınacağını düşünürler. Ama evdeki hesap çarşıya uymaz ve bu iş göründüğü kadar kolay olmayacaktır. Kulübün ikinci lige alınması isteminin iletilmesi için, Kulüp Başkanı Ahmet DURAKOĞLU, Genel Sekreter Nurettin TARIKAHYA, Kulüp Amiri Hüseyin YILDIRIM ve yönetim kurulu üyeleri Nusret AKÇA ve Hüseyin PALA'dan oluşan bir heyet Ankara'ya gider. Ankara'da başvuru yapılır. Bu başvuru sonrasında o günün Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref APAK, bir kurulla incelemelerde bulunmak üzere Sivas'a gelir. Sivas dönüşü yazılan rapor hem Yönetim Kurulunu, hem de tüm Sivas'lı sporseverleri büyük bir hayal kırıklığına uğratır. Zira raporda tesis ve altyapı yetersizliğinden istemin yerine getirilemeyeceğinin belirtilir. Yönetim Kurulu kısa süreli bir şok yaşadıktan sonra harekete geçer. Bütün yollar denenecek ve Sivasspor mutlaka ikinci ligde oynayacaktır. Başta Vali Vefik KİTAPÇIGİL olmak üzere şehrin ileri gelenleri Ankara üzerinde baskı oluşturur.

    Yönetimde bulunan Nusret AKÇA ve Hüseyin YILDIRIM gibi aynı zamanda siyasi partilerin İl Teşkilatında görevliler aracılığıyla baskı siyasi bir boyut kazanır. Spor Bakanı Kamil OCAK'la görüşülür. Sivas milletvekili Rıfat ÖÇTEN dönemin Başbakanı Süleyman DEMİREL'den yardım ister. Bu isteğin içinde üstü kapalı bir tehdit de vardır. "Ya Sivasspor'u ikinci lige alırsınız; ya da Sivas'tan oy almayı unutursunuz." Bu istek yankı bulmakta gecikmez. Aynı günlerde Futbol Federasyonu bir de Şekerspor olayı ile uğraşmaktadır. Birinci ligden düşürülen Şekerspor, idare mahkemesine açtığı davayı kazanmış ve mahkeme kararı ile 1967-1968 sezonunda birinci ligde oynama hakkını elde etmiştir. Bu karar ikinci lig beyaz grupta Şekerspor'a ayrılan yeri boş bırakmıştır. Bu kadar olumsuzluk içinde şans ibresi Sivasspor'dan yana dönmüştür. DEMİREL'in talimatına zamanın federasyon başkanı Orhan Şeref APAK daha fazla direnemez ve Sivasspor 1967-1968 sezonunda Türkiye ikinci ligi beyaz gruptaki takımlar arasında yerini alır.Sivasspor bu zamandan sonra 2-3 lig arasında gidip gelmiştir taki 1998 yılında Genel Başkanlığa gelen Sivas Belediye Başkanı Osman Seçilmiş'in Sivasspor'u yenilenmeye başlatması Taraftarın kulübüne sahip çıkması Sivasspor'u bir anda hareketlendirir öyle ki bulunduğu 3.Ligden en yakın rakibine 15 puan fark atarak 2.Lige çıkar...daha sonra ise 2.Lig 5.Gruba gönderilen Sivasspor ilk sene orta sıralarda ligi tamamlar bir sonraki sene ise Sivas'ın 2.Grupta mücadele etmesi gerektiğini düşünen Yönetim Federasyona başvurur ve Sivasspor 2.Lig 2.Grubta mücadele etmeye başlar ve 2.sırayı alarak Yükselme gurubuna çıkar Yükselme gurubunda ilk sene yine orta sıralarda yer alan Sivasspor Lig Sisteminin değişmesi ile Türkiye 1.Liginde mücadele etmeye başladı ve geçen sene son anda ligde kalmayı başaran Sivasspor 2002-2003 sezonunda lige çok iyi başladı ilk yarıyı lider bitiren ve ligin son 8 haftasına lider giren Sivasspor kendi sahasında oynadığı A.Sebat maçında rakibine yenildi ve düşüş yaşadı ligi üçüncünün 4 puan gerisinde bitirdi ve çok yaklaştığı Süper Lige çıkmayı başaramadı.2003-2004 sezonunda ise ligde orta sıralarda yer alan Sivasspor 2004-2005 sezonunda A katagorisini şampiyon bitirerek Süper Lige çıktı.

    Kulüb Tarihi ile ilgili bilgiler Üc Yıldızın öyküsü adlı kitaptan kısaltılarak alınmıştır...
#26.04.2009 21:27 0 0 0
  • 4 Eylül Stadı - Sivas 4 Eylül Stadyumu bilgileri

    noimage

    noimage

    Sivas 4 Eylül Stadı 16 bin 850 seyirci kapasitesiyle ortalamanın altında yer alıyor. Süper ligdeki 18 takım, maçlarını 15 ayrı stadda oynuyor. Bu stadların arasında Sivas 4 Eylül Stadı seyirci kapasitesi açısından 9. sırada bulunuyor.

    UEFA kriterlerinin uygulanmaya başlanmasından sonra özellikle süper lig takımlarının stadlarında yapılan yenilikler dikkat çekiyor. Bütün stadlar gece maçı oynanır hale getirilirken, seyirci kapasiteleri de biraz daha artırıldı.

    Yapılan çalışmalarla yenilen stadlar arasında Sivas 4 Eylül Stadı da bulunuyor. Zemini değiştirilen ve tribünlerde genişletme çalışmaları yapılan 4 Eylül Stadı'nın seyirci kapasitesi 16 bin 850'ye çıkarıldı. Bu rakam süper ligde mücadele eden diğer takım stadlarının ortalamasının altında bulunuyor.

    Süper ligde mücadele eden takımlardan Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın 50 bin 530 kapasitesiyle, en büyük stadına sahip bulunurken, Antalyaspor ve Ç.Rizespor 10 bin seyirci kapasiteleriyle en küçük stada sahipler.

    Süper ligde stadların seyircisi kapasitesi ortalaması 20 bini 500 olurken, bu ortalamayı Fenerbahçe Stadı'nın 50 bin olması, Üç Ankara takımının maçlarını 19 Mayıs Stadı'nda, iki Kayseri takımının da 25 bin kişilik Atatürk Stadı'nda oynamaları biraz daha yukarıya çıkarıyor.

    Sivas 4 Eylül Stadı 16 bin 850 seyirci kapasitesiyle ortalamanın altında yer alıyor. Süper ligdeki 18 takım, maçlarını 15 ayrı stadda oynuyor. Bu stadların arasında Sivas 4 Eylül Stadı seyirci kapasitesi açısından 9. sırada bulunuyor. Bir başka deyişle, Sivas 4 Eylül Stadı süper ligdeki 5 staddan daha çok seyirci alabiliyor.

    İŞTE STADLAR VE KAPASİTELERİ

    Şükrü Saraçoğlu ( Fenerbahçe) 50 bin 530
    İnönü stadı ( Beşiktaş) 32 bin 145
    Atatürk stadı ( Kayseri-Erciyes) 25 bin
    Atatürk stadı ( Konyaspor) 21 bin 960
    Ali Sami Yen ( Galatasaray) 20 bin
    19 Mayıs ( Ank.G.B ve A.G) 19 bin 812
    Avni Aker ( Trabzonspor) 19 bin 751
    Atatürk ( Bursaspor) 19 bin 616
    Kamil Ocak ( G.Antep ) 17 bin
    4 EYLÜL ( SİVASSPOR) 16 bin 850
    Atatürk ( Denizlispor) 15 bin
    19 Mayıs ( V.Manisa) 15 bin
    Atatürk ( Sakaryaspor) 13 bin 500
    Atatürk ( Antalyaspor) 10 bin
    Atatürk ( Ç.Rizespor) 10 bin
#26.04.2009 21:37 0 0 0
  • Sivas bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Yiğidin harman olduğu yer diye bilinmektedir. Lakapları bu yüzden Yiğidolar'dır. Yiğidoların hikayelerinin ilk adımı da 1932'dir



    Üç Yıldız'ın hikayesi - 1

    HAKAN DİLEK


    Sivas... Tarihinin bütün duraklarında acı ve sevinci iç içe yaşamış bu koca kent makus talihini yenmek için yürüyor Süper Lig'e. Kentin tarihi ve talihi sayılıyor Sivasspor, sihirli değneği, umutlarının yeşerdiği yer, geleceği... Hatta o coğrafyada yaşayan insanların varoluş umudu dersek abartmış olmayız Sivasspor'u. Sivasspor'un o uzun ince yoldaki hikayesi aynı zamanda Sivas'ın bugününün de hikayesidir...

    Sivas değişik kategorilerde liglerde boy gösteren Kırmızı - Beyazlı ekibini 38 yıl önce kuruluşlarındaki heyecanla Süper Lig'e yolluyor. Kent nazlı gelinler gibi salınan pankartlarla donatılmış. Herbirinin üzerinde Sivasspor'u, Süper Lig'e göndermenin sevincini, kıvancını belirten cümleler var. Her sokak. Her büyük bina, Kırmızı - Beyaz bir anıt gibi görünüyor Sivas'ta. Sivasspor Sivas için bir yeniden dirilişin adı, anlamı... Kırmızı - Beyaz bir rüya, o coğrafyada yaşayanlar için yüksek rakım bir beklenti Sivasspor.

    Dar-ûl-âlâ

    Selçuklu'nun "Dar-ûl-âlâ"sı yani Yücelik Beldesi'dir Sivas. Büyük bir tarihi birikim üzerine oturmaktadır; doğru. Bin yıla yakın bir geçmişe sahiptir, büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır, yiğidin harman olduğu yer diye bilinmektedir, lakapları bu yüzden Yiğidolardır, şairi, yazarı, ressamı, müzisyeni ve bilcümle sanat dallarında yetiştirdiği insanlarla ünlüdür: Doğru. Hepsi doğrudur doğruluğun bütün anlamlarıyla; acıları ve kederiyle yaşamayı bildiği kadar. En son doğrusu da bu acılarıdır Sivas'ın. "Ne olur bizi böyle bellemeyin!" dediğini duyar gibiyim Sivaslılar'ın. Tamam, kimseyi öyle bellediğimiz! yok elbette ki, tarihin imbiğinden süzülen gözyaşı olarak dursun bir kenarda acılarımız.

    Tarihin ve talihin Sivasspor için ilk adımlarını attığı 14 Nisan 1932'ye; "Sivas'ın Bağdat Caddesi'nde gençliğin bedeni inkişafına hadim..." olmak üzere kurulan Sivasspor'un resmi kuruluş tarihi olarak bilinen 1967'den çok önceki yıllarına dönelim. Kamil Matbası'nda basılan Esas Nizanname'de kuruluş amacı şöyle bildiriliyor Sivasspor'un; ".. memlekette gençleri spora teşvik etmek ve onları muntazam sporlarla idmancılığın fenni esasları dahilinde çalıştırmak, netice itibariyle vatana gürbüz, iyi görür ve düşünür gençler yetiştirmektir." - Bu iyi görür ve düşünür sözünü imleyelim ve tarihi yolculuğumuza devam edelim.-



    Alameti Farika

    Ayrıntılı olarak bir kulübün oluşturulması - yaşatılması için gerekli yasalar sıralanmış bu nizannamede ve kılık kıyafetin belirlendiği, "Alameti Farika" başlığı altında verilen 14 maddede şöyle denilmiş; "Spor kıyafeti, yukarısı kulüp rengindeki (kırmızı - beyaz) forma veya fanila ve aşağısı beyaz ve kısa pantolondur." Umumu Katip Fazıl Şevki'nin kaleminden dökülenler arasında "Azalar" için ayrı bir not var; "Her aza sahaya çıkarken son derece temiz kıyafetle sahada bulunmak ve diğer gençlere bu hususta bir intizam ve temizlik nûmûnesi olarak bulunmak mecbüriyetindedir..." Bu mecburiyet karşısında toplanır Sivaslı gençler. Kayıtlara göre "38'i faal 84'ü hâli olmak üzere toplam 122 üyeli, o dönemde bütün faaliyetleri Halkevi ile birlikte yürüten bir oluşumdur Sivasspor. İlk kurucular Başkan Fahri, Üyeler Reşat, Baki, Şevki, Bekir beyleri saygıyla anıyoruz.

    Çok idmana çıkılıyor, çok maç yapılıyor, ama "2. Dünya Savaşı dolayısıyla ülkenin ahvali ortadayken top peşinde koşmayalım" diyen gençler çalışmalarını askıya alıyorlar. Savaş geçiyor ve Türkiye yaralarını sarmaya başlıyor.

    Cumhuriyet döneminin atılım bölgelerinin arasında Sivas var elbette ki. 1939'da açılan CER Atölyesi, 1943'te devreye giren Sümerbank Çimento Fabrikası o yılların sosyoekonomik koşulları içinde hatırı sayılır yatırımlar olarak görülüyor. Bu iki kuruluşun, spor kulüplerinin kurulması ve yaygınlaşmasında önemli yerleri var. Yine 1940'ta Mavi - Lacivert renkleriyle demiryolcuların takımı Demirspor, Lacivert - Gri renkleriyle Sümerspor, kuruluyor. Onları Avcılık ve Atıcılık, 4 Eylül Belediye Gençlik, Divriği Gençlik, Dikim - İş Güreş İhtisas izliyor. Ayrı bir önemi var.

    Yıl 1950'ye geldiğinde... Tamam takımlar var, ama kentin adıyla anılan bir takımın mutlak ve mutlak kurulması gerekmektedir. 1960'larda yurt sathında bir kalkınma hamlesi başlatılmış, yatırım ve hizmetlerin bölgesel dağılımında elverdiğince eşitliğin gözetildiği planlı kalkınmanın 2. yılı doldurulmuştur. İstanbul piyasasından, Anadolu'ya doğru bir yatırım kayması görülmektedir. Anadolu sermaye çevresi İstanbul'a yığılan yatırım çokluğunun tersine çevrilmesi için özel bir çaba içindedir. İşte bütün bu dönem takımlarının yaşı o nedenle Sivasspor gibi 1965'lere dayanmaktadır. Yani o dönem takımları bir varolma ve kendini ispat etme mücadelesinin ürünüdürler.

    3 Yıldız

    Hal böyle iken Yolspor, Kızılırmak ve Sivas Gençlik kulüpleri 1965 yılı Temmuz sıcağında bir araya gelip Vali Vefik Kitapçıgil, Belediye Başkanı Ahmet Durakoğlu rengi Kırmızı - Beyaz, arması üç kulübü temsilen üç yıldız olarak belirlenen Sivasspor'u kuruyorlar. Kuruyorlar ama, yine o dönemin kalkınma hamlelerine başat yürütülen 2. Lig kurma - oluşturma çalışmalarında Sivasspor'un esamesi okunmuyor. Bin dereden su getiriliyor, kırk deveye hendek atlatılıyor, ama dönemin Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak'ın özel gayretleriyle! - tesis yetersizliği, koşulların elverişsizliği v.b. nedenlerle- Sivasspor'a lig kapıları açılmıyor.

    Zaman geliyor senatör Rıfat Öçten ağır konuşuyor; "Ya Sivasspor'u lige alın ya da Sivas'tan oy almayı unutun!". Sivas'ta 12 mahalli kulüp, karşılaşmaları boykot ediyor, Sivas halkı pulsuz bir dilekçeyle başvuruyor Başbakanlık makamına. Dilekçe kabul olunuyor ve 1 Temmuz 1967 Sivas için en az 4 Eylül kongre tarihi kadar önemli bir tarihi kayıt olarak geçiyor belgelere. Aslında bir gerekçe bulunuyor; 1965-66 sezonunda haksız yere 2. Lig'e düşürüldüğünü iddia eden Şekerspor açtığı davayı kazanıp, tekrar 1. Lig'e, Sivasspor ise onun yerine 2. Lig'e alınıyor.

    Önce centilmenlik

    1967-68 sezonunda 2. Lig Beyaz Grup'ta mücadele eden Sivasspor'un Başkanı Ahmet Durakoğlu ilk demecini veriyor: "Önce centilmenlikte şampiyon olalım. Bir yıl sonra takımı yakışan seviyeye çıkaralım"

    Sivasspor - Üç Yıldız'ın hikayesi - 2


    Sivasspor 1967 - 68 sezonunda yer aldığı Türkiye 2. Lig Beyaz Grup'ta sıkı bir mücadeleye girişiyor. Amaç, güçlü rakipleriyle mücadelesini centilmenlik sınırları içinde sürdürmek ve lig maratonunu iyi bir yerde tamamlamak. Ama Sivasspor'un olmazsa olmazı önce iyi görür, iyi düşünür bir ekip yaratmaktır.
    İlk tartışmalarının üzerinden çok az geçmesine rağmen yeniden gündeme gelen kulüp rengi tartışmaları da yönetici Hüseyin Yıldırım tarafından yine Sivaslılar'a özgü bir nüktedanlıkla sona erdiriliyor; "Kırmızı kanımız, beyaz karımız!". Sivasspor Osman Paşa Cadesi No - 1'de kulüp olarak arz - ı endam edecek, bu büyük atılımın mimarları şiarlarıyla yola çıkacaklardır;

    "Her şeyimiz Sivasspor için"

    Yeni yönetim 'Her şeyimiz Sivasspor için!) derken aynı zamanda kentin bütününün Sivaspor için hareketlenmesini, manevi açıdan olduğu kadar ekonomik açıdan da takıma sahip çıkılmasını öngörmekte ve çalışmaların bu yönde yoğunlaştırılmasını istemektedir.

    Başkan Ahmet Durakoğlu tarafından basına verilen ilk demeçler Sivasspor'un Türkiye 2. Ligi'ndeki yerini tanımlamaya yönelik olacaktır; "...önce centilmenlikte şampiyon olmak, bir yıl sonra da takımı tarihi Sivas şehrine yakışır bir seviyeye çıkarmak"... O dönemin yönetim kurulunu ve takım kadrosunu bir kez daha yad edelim. Önce Nusret Akça ve Hüseyin Yıldırım harekete geçiyor. Ardından Hüseyin Pala ve Nurrettin Tarıkahya katılıyor onlara. Özellikle Nusret Akça'nın özel çabaları var bu süreçte anılmaya değer.- Kendisi aynı zamanda basketbolcu Hüseyin Alp'i sporumuza kazandırmış bir spor adamıdır da - TCDD Yol Bakım Atölyesi yöneticileri, Cer Servisi Amiri, Tahakkuk Memurları, Bayındırlık Müdürlüğü, Çimento Fabrikası Müdürlüğü gibi sair kurumlardan Sivasspor Yönetim Kurulu'na girer insanlar. Bir tek amaç vardır; Sivasspor'u layık olduğu yere yükseltmek.

    İyi isimler

    Zamanın iyi isimlerinden oluşturulmuş bir kadroyla işe başlar Sivasspor yönetimi. Kadroya iyi isimler dahil edilip antrenör olarak Vefa'nın Kiremit'çisi seçilir. Sivaslılar'ın gönüllerinde taht kuran o meşhur kadroyu bir kez daha hatırlayalım; Erol, İsmet, Varol, Tevfik, Ayhan, Orhan, Ercan, Aydın, Mahmut, Murat, Selahattin, Saim, Nurettin, Üner, Yılmaz, Goral, Nail, Naci, Yusuf Ziya, Hasan, Roni ve Metin... Kırmızı - Beyazlı Yiğidolar maçlara girer, maçlardan çıkarlar. Yenilgiler de alınır, göz yaşartan galibiyetler de. İlk sezon İzmirspor, Samsunspor, Trabzonspor, Konyaspor, Güneşspor, Giresunspor, Kayserispor v.b. dişli takımların olduğu bir grupta mücadele ediyor Yiğidolar. Ama ilk yıl biraz hüsranla kapanıyor. İzmirspor'un 56 puanla şampiyon olduğu grubu 30 puanla tamamlıyor Kırmızı-Beyazlı ekip.

    Azim timsali

    Maçlara gidiliyor, maçlardan dönülüyor. Galibiyetler de yaşanıyor, mağlubiyetler de... 1967-68 sezonu. Çiçeği burnunda Sivasspor'un. Yüreği ağzında desek abartmış olmayız. 20 takımlı 2. Lig Beyaz Grup'ta 16. tamamlıyor Kırmızı - Beyazlı ekip sezonu. Sivasspor Başkanı Ahmet Durakoğlu ilk günkü kararlılığını göstermek için konuşuyor sezon sonunda;
    Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin,
    Dönersek kahpeyiz, spor yolunda bir azimetten...
    Gazete başlıkları bu cevval takım için ilginç başlıklar atıyorlar 70'li yıllarda;

    "Yiğidolar toprağı deler, taşı eritir!"


    Kimler gelip geçmemiş ki çalıştırıcı isimleri arasında; Naci Özkaya'lar, Lefter Küçükandonyadis'ler Bülent Eken'ler, Serpil Hamdi Tüzün'ler, İsmail Kurt'lar, Nazım Koka'lar, Köksal Mesci'ler, Yılmaz Şen'ler, Metin Kurt'lar... 1970-71 sezonunda Fenerbahçeli Ogün Altıparmak kabul etse Üç Yıldız'ı iliştirecekler Sivaslılar golcünün göğsüne. Futbolcular arasında da ismi azımsanmayacaklar var. Galatasaraylı Ahmet Tuna'yı alıyorlar sonra. 1971-72 sezonunda 42 puanla şampiyon olan Şekerspor'un arkasında 38 puanla ikinci, 1972-73 sezonunda 43 puanla ligi bitiren Adana Demirspor'un arkasından yine ikinci bitiriyor ligi Yiğidolar. Kahır elbette ki...

    1977-78 sezonu maçları sonunda ligden düşüyor Yiğidolar; ama Futbol Federasyonu'nun, Sivasspor'un şikayetiyle verdiği şike tespit kararı Kırmızı - Beyazlı ekibin ligde kalmasını sağlıyor. 2. Lig macerası 1983-84 sezonunda düştüğü amatör kümeyle son bulan Sivasspor, 1984-85'te yeniden 2. Lig'e döner. 1986-87 sezonu yeni kurulan 3. Lig'e misafir olur Kırmızı-Beyazlılar, taa ki 2000-2001 sezonuna kadar.

    'Biz öyle değiliz'

    En kötüsü Kayseri Stadyumu'nda yaşananlardır. Unutmak ister yöre halkı bu hazin olayı. Ne zaman bu olaylardan söz açmak istesek boğazı düğümleniyor Sivaslılar'ın. Tıpkı Madımak Oteli'nde çıkan yangında alazlanan gelecekleri gibi. Bir türlü silinmeyen ve silinmeyecekmiş gibi duran o olaylardan sonra unutmak istiyor Sivaslılar her şeyi; "Biz öyle değiliz"i anlatmaya çalışıyorlar her seferinde...

    Çıkan olaylarda kırk vatandaşımızın öldüğü olaylar için kimisi "Henüz hazır değildik 2. Lig'e" diyecektir, kimisi takdir -i ilahi. İki takım bir yıl sonra yeniden karşılaşıyor. Kardeşlik galip geliyor bu kez. Yaralar sarılıyor, yeniden düşülüyor yola. Uzun İnce Bir Yol hikayesidir o yüzden Sivasspor'un hikayesi; Kıldan ince, kılıçtan keskin bir yolun hikayesi...

    Yönetim Kurulu (1967)

    İkinci Başkan Güngör Dabak, Genel Sekreter Nurettin Tarikahya, Genel Kaptan Dr. Fikret Akbaş, Kulüp Müdürü Hüseyin Yıldırım, Bölge Temsilcisi Hikmet Kavukçu, Muhasip Üye Şükrü Günhan, Veznedar İsmail Memişoğlu, üyeler Hüseyin Pala, Ethem Uslu, Kemal Şeker, Yalçın Özden ve Muammer Ekinci...

    Amigo Ehsan

    Takım Sivas'ın sevgilisi. Tribünler Kırmızı-Beyaz çekiyor; ama önlerinde, yanlarındaki kardeşleri rahmetli Amigo Ehsan'ın gayretleri unutulur cinsten değil.

    Es - Eslerin Amigo Orhan'ı var, Sivaslıların Ehsan'ı. Bir şenlik yerine çeviriyor Amigo Ehsan maç saatlerinde stadyumu; "Kırmızı - Beyaz - Üç Yıldız - Sivas - Hey hey hey". Kırmızı - Beyaz giysilerini maç günlerinde geçiriyor sırtına Ehsan ve önce sokakları dolaşıyor, ardından yarattığı memnunluk verici havanın etkisini stadyuma, tribünlere taşıyor...

    Rivayet o ki taraftarın soğuktan - ya da isteksizlikten - durduğu, sus pus olduğu bir maçta tribünden bir yiğit seslenmiş bas bariton; "Ehsan la, bizi eccük bağırdırdsene la!" Ve başlıyordu Amigo Ehsan: Kırmızı - Beyaz / Üç Yıldız Sivas / Hey Hey Hey...

    Ve elbette ki sevgili hocaları Hilmi Kiremitçi'ye yaptıkları ve hiç tükenmeyen tezahürat: "Heelmi Heelmi Heelmi!". Antrenör Hilmi Kiremitçi onlar için takımın çalıştırıcısı olmaktan çok, uzak diyara lütfedip gelmiş öğretmen ya da doktor gibi.

    YARIN: Sivas kent olarak da Süper Lig'e çıkacaktır.



    Sivas bir düçar şehirdir

    Rivayet o ki İstanbul'da 1,5, dünyada 6 milyon Sivaslı yaşıyor. Sivasspor'un son haftalarda şampiyonluğu garantilemesinin ardından sokaklarda boy göstermeye başlayan "Sivasspor'a başarılar dileriz", "Süper Lig Hayırlı Olsun" mealinden göndermelerin yapıldığı pankartların neredeyse her mahallede, her ana caddede hatta sokaklarda arz-ı endam eylemesinden bu kanının doğruluğuna inanıyoruz.

    Yaşadığı göç dolayısıyla, göçün yarattığı terk etme ve edilme duygusuyla dolu bir insan topluluğu sınırlarını zorladığı bir ayrılığı yaşıyor ülkemizde ve dünyada. Kendi ülkesinde gurbeti yaşayan insanlar Sivaslılar. Nerelisin hemşerim muhabbetinin özneleri, dünyalıyım kardeşim yanıtının muhatapları. Tam 1967'den bu yana 1. Lig özlemiyle geçirdikleri o yılların ardından yeniden bir diriliş sürecine gireceğine inanıyorlar. Bazen bu tür olayların birleştiriciliğine güvenip-sığınıp 'bütün Sivaslılar' ya da bütün insanlar dediğimiz, börtü böceği, kadını erkeği, çoluğu çocuğuyla herkesin olaya katıldığı var sayılır. Çoğu zaman bir yanılsamadır bu. Ama bu kez durum gerçekten öyle. Sokaklar, hatta Kongre Binası bile pankartlarla donatılmış. Konuştuğumuz insanlar Sivasspor Başkanı Mecnun Odyakmaz'ın tarihsel önemdeki hemşehriliğine vurgu yapıyor. Memlekete sahip çıkmanın böyle bir dönemde ne kadar önemli olduğunu anlatıyor.

    Biten ve başlayan ne varsa Sivaslılar'ın duruşundan okunuyor zaten. Sorunuzu karşılayışlarındaki ciddiyetle kanıksanmışlık yan yana. Gülen ve gülümsemesi yüzünde donan halleriyle yanıtladılar sorularımızı. Ben sordum, onlar yanıtlarken kelimeleri beklentili hallere sokmaktan usanmadılar. Bir futbol takımından çok, bir kentin geleceğini konuştuk. Teşvik kapsamındaki iller arasındaki durumu, bir kültür kenti olarak Sivas'ın ülke için anlamı, dünyadaki Sivaslılar'ın sayısı, eski Sivaslılar'ın yakınmaları, yeni Sivaslılar'ın çıkışsızlıkları yüzünden yaşadıkları sessiz isyanları, bir kenti suçlayan olaylar, bir kentin böyle bir durumda suçlanmamasını anlatmaya çalışan cümleler... Sivas ki bir düçar şehirdir indimizde, ama belli ki öyle kalmayacaktır...

    Sivasspor Künyesi

    Kuruluş: 1967

    İlk kurucular: (1932)

    Başkan Fahri, Üyeler Reşat, Baki, Şevki, Bekir beyler

    Renk: Kırmızı-Beyaz

    Başkan: Mecnun Odyakmaz

    Teknik Direktör: İsmail Kartal
    Adres: Çevre Yolu 3. km - SİVAS

    YARIN

    Kırmızı -Beyaz

    Üç Yıldız Sivas

    Hey Hey Hey

    Asla yalnız yürümeyeceksin

    Süper Lig, Sivasspor'la yeni bir takımı ve en genç başkanı Mecnun Otyakmaz'ı karşılamaya hazırlanıyor. Odyakmaz'ın beklentisi açık; Sivas şehir olarak da Süper Lig'de yer almalı...

    Sivasspor - Üç Yıldız'ın hikayesi - 3 /


    Gencecik bir isim var Sivasspor'un başında: Mecnun Otyakmaz... 2000'li yıllarda kulübün ve takımın rahat nefes alacağı bir takım girişimleri cesurca gerçekleştiriyor 'yeni' başkan. Bir tek amacı var; 38 yıllık özlemi sona erdirmek. Bunun için de bütün olanakları, öncelikle Sivas sevgisini seferber edecek koşulları yaratmak amacında. Gurbeti ortadan kaldıracak bir Sivaspor taraftarlığı, memleket sevgisi, azim, kararlılık ve cesaret gerekiyor bunlar için. Kent böyle bir cesareti gösterebilecek mi ? Yanıt evet elbette ki. Ama bir şartı var Odyakmaz'ın; potansiyel harekete geçmeli ve takım yalnız kalmamalı...

    Sivas nasıl bir motif sizin için?

    Doğanşar ilçesinin Ortaköy denilen köyünde doğmuşum. Bir yaşımda hastalık nedeniyle İstanbul'a gelmişim ve bir kez daha geri dönmemişiz. 80'li yıllarla birlikte birkaç dostumu görmeye gidip geldiğim dönemlere rastlar Sivas'ı yakından görmem...
    Geri kalmış demeyeyim, ama fazla ilerleyememiş bir şehir olarak görünüyor, ancak insanı etkileyen bir kültürel motif. Selçuklular döneminde başkent olmuş. Büyük bir birikimin üzerinde durduğunuzu hissediyorsunuz. Osmanlı döneminde de, Anadolu insanının elde kuş sayıldığı dönemde de pek fazla yatırım yapılmamış.

    Bu da göç dalgasıyla bütün dünyaya yayılmalarına yol açmış...
    Evet. Kayıtlara göre dünyada 6,5 milyon Sivaslı var. Bir arkadaşım Pasifik'te yolculuk yaparken garsonun Sivaslı olduğunu öğreniyor.
    - gülüyor -

    Siz hiç futbol oynadınız mı?

    Hayır. Çocukken Altın Ayaklar diye takımımız vardı. Bir iki maç kaleye geçmiş Altın Eldiven olmuştum - gülüyor - Geçenlerde yerel basınla bir maç yaptık, ama yenildik ve bundan sonra halı sahada da oynamama kararı aldım, çünkü yenilgiyi hazmedemiyorum.
    Neden ? Oyun bu...

    Boğazıma yumruk tıkanmış gibi oluyorum yenilince.
    Sizin önünüze nasıl düştü top?

    Top Kadıköy'de yaşadığım için hep önümdeydi zaten. Sarı - Lacivert bir top vardı önümüzde. Alt Yapı Dernekleri bünyesinde görevler alıyordum. Ama Sivas'ta Osman Seçilmiş gibi kulübün yükünü çeken insanlar bana yöneticilik teklif edince kabul ettim.

    Süper Lig'in en genç başkanı olacaksınız. Nasıl bir duygu bu?
    Bu bir heyecan. Ben 1965 doğumluyum. 'Bunun içindeysek hakkını vermemiz gerekir!' diyen insanlar var yönetimde.

    Yaş ortalaması genç bir yönetim kurulu...

    Benden genç olanlar da var, yaşlı olanlarda...

    Sadece Sivaslı olmanız başkan olmak isteğiniz için yeterli oldu mu?
    E, ben bulunduğum yerden doğduğum topraklara karşı görevimi yerine getirmeli ve bunu bildiğim kulvarda yapmalıyım diye düşündüm. Önce genel koordinatörlük, yöneticilik yaptım. Osman Seçilmiş belediye başkanlığını kaybedip yeni başkan Sivasspor Başkanlığı'nı düşünmeyince, biz de dediğiniz gibi topa girmiş olduk.

    Bu, etrafımızdaki Sivasspor'u sevenlerin de isteğiydi. Mayısta yapılan kongrede yüzde kırkı yenilenmiş bir kadroyla yönetim kurulumuzu oluşturduk, göreve devam ediyoruz.

    Peki İstanbul'dan yönetim zor olmadı mı?

    İletişim çağında zor değil elbette ki... İstanbul'dan on, Sivas'tan on yöneticimiz var şimdi. İyi bir iletişimimiz var aramızda. Bakın deplasmana idarecisi en fazla giden kulübüz diyebilirim. On - on beş arkadaşımız gider ekip olarak.
    Bu değirmenin suyu nereden geliyor? İkinci Lig'de idare edilebilir sınırlarda harcamalar var, ama Süper Lig...

    Yönetim Kurulu, sponsor ve reklam gelirleri, hibe edilen yardımlar ve değişik organizasyonlardan gelen paralarla karşıladık. Biraz borcumuz var, ama bunu da aşacağız. Taze kazancımızı Süper Lig'e yönlendireceğiz.
    Hedefleriniz nelerdir?

    Şu anda UEFA lisansı almış yedi kulüp var Türkiye'de ve biz sekizinci olmak istiyoruz. 600 milyar borcu yeni yönetime devrettik. Yani ben kendime borçlandım. Bunu da Süper Lig'in başlangıcıyla çözeceğiz.
    Stadyumun çehresi de değişecek...

    Evet. Stadyumumuz 1965'te yapılmış, yani 65 model bir stat. 8 basamaklı, kapalı tribünü dar, hacimsiz olan stadımızın kapasitesini artırıp 12 bin kişinin maç izleyebileceği bir duruma getireceğiz ve sezonun sonunda başlayacak çalışmalarla.

    Bu yetecek mi?

    Elbette ki yetmez. Eski stat atletizm yarışmaları için düzenlenecek ve yeni yapılacak 25 bin kişilik statta oynayacağız maçlarımızı. Biz eğer potansiyelimizi değerlendirebilirsek Süper Lig'le baş edebilecek bir kadroyu oluşturabileceğimizi ve çok büyük zorluklar çekmeyeceğimizi düşünüyorum. Kaldı ki bu birikim kentte var. Ve biz sadece futbolda değil, kentin de Süper Lig'de olmasını istiyoruz.

    Nereye yapılacak stat?

    Şimdiki tesislerimizin karşısındaki alana, spor okulu, antrenman sahaları, oteller, fuar gibi içinde stadyumu olan bir kompleks yapılacak. Bu anlamda sayın Abdüllatif Şener'e de buradan şükranlarımı sunuyorum.
    Süper Lig için hazır mı taraftarlar?

    Bakın Beşiktaş'la yaptığımız maça, ki hafta içi olmasına rağmen, beş bin kişi geldi. Şükrü Saracoğlu'nda oynanan Sarıyer maçında bu rakam 20 bin kişiye çıktı bir anda. Hiç azımsanmayacak bir rakama ulaşacağımızı düşünüyorum.
    Bir de şu var ki çoğu Sivaslı, kentin takımını değil de başka takımların taraftarı olmuş durumda...

    Kalıcı olacağımıza inanırlarsa kesinlikle ikinci takım biz olacağız onlar için. Bazıları için de tuttukları takımdan vazgeçme gerekçesi olacağız... Gelecekte çocuklar Sivasspor'u kesinlikle yalnız bırakmayacaklarına inanarak büyüyeceklerdir.

    Otyakmaz: Biz bir aileyiz

    Ligimizde şaibe söylentisi en güçlü söylencedir. Örneğin maçların sahada kazanılmadığına dair açıklamalar yapıyor kulüp başkanları bile... Siz Süper Lig gibi kaynayan bir kazanın içinde nasıl bir duruş sergilemeyi düşünüyorsunuz?
    Son dört senedir profesyonel düzeyde yöneticilik yapıyorum. Bazı şeyleri gördüğümde kutsal kitaplardaki göze göz, dişe diş hakkımı kullanmak istediğim, yani oyunu onların yöntemleriyle oynamak istediğim anlar olmuştur.

    Ama bir söz var ki; kumarcının kumarcıya bir kuruşu geçmezmiş, bu da aynı ona benziyor. Bir yerden kazanır bir yerden kaybedersiniz böyle durumlarda. Buna ne zaman tevessül edildiyse hep kaybedilmiştir. Biz her anlamda bu meselelerden uzak durdukça maç kazanmasını bildik. Çünkü gözümüzü kendimize çevirmiştik.

    Nasıl bir takım kurgulamıştınız?

    Bir kolej takımı gibi davranan, ama aile gibi yaşayan bir takım, biri sahada tekme yerse kulübedeki onun acısını duyumsayacak bir takım... Bunun da diğer ayrıntılarla pekiştirip anamızın ak sütü gibi herkese helal olacak bir şampiyonluğu yakaladık. Buradan emeği geçen herkese çok teşekkür etmek istiyorum.

    'Aslolan Sivasspor'dur'

    Bu soru zaman zaman gelec
    ek ve bununla yüzleşmek zorunda kalacaksınız. Sedat Peker'le ilişkiniz konuşuluyor hep. Kendisiyle akrabalık ilişkileriniz dışında siyasi olarak da bir yakınlığınız var mı ?

    Aynı mahallede büyüdük Sedat beyle. On yıldır da akrabayız. Bana en zor dönemlerimde verdiği manevi destekle de yanımda olmuştur. Kaldı ki, kendisini tanımaktan ve arkadaş olmaktan da onur duyuyorum. Kendisiyle ilgili diğer durumlara ilişkin de kendisinin yanıt vermesi çok daha doğru olur. Bu da kendisine duyduğum saygıdan ve sevgiden kaynaklanıyor. Benim de bu ülkeye ve dünyaya ilişkin düşüncelerim elbette ki var ve esas olarak memleket yararına olduğunu düşündüğüm her görüşten de yararlanırım. Ayrıca beni bir siyasi duruşla tanımlamak da yanlış olur.
    YARIN: Tarihinle büyüksün
    Aşık Veysel ve Peker



    O gol kaçmazdı / Hakan DİLEK


    Sivasspor Süper Lig'in yeni konuğu olacak 2. Lig A Kategorisi maçları bitiminde. Fakat yine mafyöz ilişkilerin gölgesi düşüyor futbolun üstüne. Sivas zaten söylentilerin gölgesiyle yaşayan bir şehir. Söylenceler şehri. Söylence güzeldir. Destan gibi...

    Şiir güzeldir dağlarına, ovasına, çayırına çimenine türkü yakarsın Sivas'ın... Türkü de, şiir de güzeldir. Ağıt yakar bir de Sivaslılar. Kendilerini parçalarcasına yakılan ağıtlar, yanan bir yüzyılın üzerine söylenen sözlerin üzerini kaplar. İşte yüzyıllardır 'korkunç atlılarıyla parçalanmış' topraklarında yeşermek isteyen bir fidan gibi duruyor Sivas; boy atamayan fidanlar gibi. Birkaç gün sonra başlayacak Sivasspor yazı dizisi içinde daha geniş değineceğim bunlara. Ama atlanamayacak, üzerine birkaç kelam edilecek aciliyette duruyor mafyöz ilişkilerin gölgesi. E mafyöz ilişkilerin gölgesi bu, ağaç gölgesine benzemez. Bir takımın, bir kentin, bir evin, bir insanın üzerine düşeni var, üzerinde kalanı var, etrafına yayılanı var.

    Gölge işte.

    Şimdi bir gölge gibi takımın üzerinde eli ayağı olduğu iddia ediliyor Sedat Peker'in... Sivasspor Başkanı Mecnun Odyakmaz'la ilintisi, rabıtası açık ediliyor. E bir rahatsızlık var elbette ki. Böyle bir takım sevgisi de rahatsız etmişti alemi bir aralar. Bir pankartla açık edilen sevgi Diyarbakır tribünlerine asıldıydı Galatasaray'a ithafen; "Seni severiz seni sevenden ötürü!" Kimin kimi seveceğini, kimin kimi sevmeyeceğini, beğenip beğenmeyeceğini tayin edebilir miyiz? Zorla güzellik olmaz bu toprakların deyimi. Olmazmış demek ki. Elin oğlu sever sever...

    Sonra aynı kentte doğmuş bir ademoğlunun her o memleket evladı gibi memleketinin takımını sevmesinden, hatta gidip o takıma başkan olmasından daha doğal ne olabilir? Doğal olmayan akrabalık ilişkileriymiş. Bazı gölgeli ilişkilermiş bunlar. Gölgenin nereye düştüğü tartışmaları boğar, yaralar narin bünyelerimizi. Geçelim bunları. Memleketin neresinde gölge eksik ki.
    Gölgeyi izleyeceğiz derken bir futbol takımının var olma, bir kenti temsil etme, o kentin makus talihini yenme isteğini göz ardı etmeyelim.




    Sivasspor 3 Yıldızın Öyküsü
    Sivasspor 3 Yıldızın hikayesi
    Sivasspor 3 Yıldızı nasil aldi
    Sivasspor 3 Yıldızi nasil kazandi
    Sivasspor tarihi
    Sivasspor tarihi gecmisi
    Sivasspor tarihi hakkinda bilgi
#27.04.2009 08:04 0 0 0
  • Emeğine sağlık Halil
#27.04.2009 18:04 0 0 0
  • emeğine sağlık çook teşekkürler :)
#27.04.2009 18:15 0 0 0
  • Herkes uc yildiz icin bi taraflarini yirtsin,
    biz dogustan 3 yildizliyizzz:)
#30.04.2009 15:34 0 0 0
  • Çok güzel bi stat aslında burayı büyütseler bence daha iyi
#09.06.2009 04:28 0 0 0
  • Daha Çok Yıldızlar Alırız :D Kimse Tasalanmasın Doğuştan FANATİĞİZ Demekki :D
#10.06.2009 15:41 0 0 0