Ne Mutlu Türküm Diyene
Başbakan İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşkü'nde Atatürk'ü ziyaret etmiş:
- Hayırdır İsmet... Habersiz geldin.
- Paşam, azınlıklar meselesi... Konuyu Meclis'e getireceğiz... Ne diyorsunuz?
- İsmet bugün geç oldu... Yarın sabah erkenden gel, konuşalım.
İnönü çıkınca Atatürk "bütün görevlileri" toplamış:
- Sadece laleler kalsın... Bahçedeki diğer bütün çiçekleri sökün, atın... Derhal.
İsmet Paşa sabah gelmiş, bahçenin "halini" görmüş ve "görevlilere" sormuş:
- Ne oldu böyle?
- Gazi Paşa Hazretleri emrettiler, söktük.
Başbakan İnönü, Cumhurbaşkanı Atatürk'ün odasına girmiş:
- Paşam, bahçenin durumu nedir?
- Azınlıkları söküp attım İsmet.
İnönü "anladım" dercesine başını öne eğmiş:
Atatürk:
- İsmet, ben "Ne Mutlu Türküm Diyene"
sözünü boş yere söylemedim... Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın öz evladı... Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin... Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın.
"Bunları" dün bize Ateş Ünal Erzen anlattı. "İnan Kıraç'tan dinledim" dedi. Belediye Başkanı Erzen, Ermenilerin "Sevgi Sofrası" adını verdiği kutlamalarda bu "olayı" anlatmış. Dinleyenler ağlamaya başlamışlar.
Ateş Ünal Erzen gittikten sonra İnan Kıraç'la konuştuk. "Evet, doğru" dedi.
İnan Kıraç'ın babası Ali Numan Kıraç "Atatürk'ün 6 yıl Amerika'da okuttuğu, Türkiye'nin ilk ziraat mühendisi." Atatürk onu "Atatürk Orman Çiftliği'ne müdür yapmış." "Anlattığımız olay", İnan Kıraç'ın bizzat babasından dinlediği bir olay.
Büyük Atatürk'ün "verdiği dersi" bugün hâlâ anlayamayanların olması ne kadar acı.
Neyse "vesile" oldu, İnan Kıraç'la "Atatürk'ü ve babası Ali Numan Kıraç'ı" saygıyla andık.
Bugünkü Tüm Yazıları
Bir hadise var
Bakırköy kriterleri
Ne Mutlu Türküm Diyene
Dadyan Paşa Sokağı
Kuyudaki taş
...............................................................................................................................................
,
,
,
,
Kanuni'nin öyküsünü Atatürk'e mâlettiler
Yavuz Donat'ın önceki gün köşesinde yazdığı ve azınlıklarla ilgili olarak Atatürk ile İsmet İnönü arasında geçtiğini söylediği konuşmanın aslı, Kanuni Süleyman ile sadrazamı Rüstem Paşa ya ait. Murat Bardakçı yazdı
Yavuz Donat, önceki gün, Sabah'taki köşesinde azıklıklarla ilgili olarak Atatürk ile İsmet Paşa arasında geçtiği iddia edilen bir hadiseyi yazıyordu.
İsmet Paşa, Türkiye'yi bütün azınlıklardan temizlemek istemiş ama Atatürk bu girişimi son derece şık ve çiçekli bir cevapla engellemişti: Çankaya Köşkü'nün yani Köşk kompleksinde şimdi "Atatürk Müzesi" olarak kullanılan eski binanın bahçesinde lâleler dışında kalan bütün çiçekleri söktürmüş, ertesi gün azınlıklar meselesinin ayrıntılarını görüşmeye gelen İsmet Paşa'ya "Ben de bahçemdeki azınlıkları söküp attım ama bahçe berbad oldu" mesajını vermişti. Sonra, "Ben, 'Ne Mutlu Türk'üm Diyene' sözünü boş yere söylemedim. Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın öz evlâdı. Ben hayatta olduğum sürece, bu böyle bilinsin ve sakın azınlıklarla ilgili bir kanun çıkarılmasın" demişti.
İsmet Paşa, Türkiye'yi "azınlıklardan temizleme" projesinden Atatürk'ün bu son derece ince mesajından sonra vazgeçmişti.
Yauz Ağabey, köşesinde işte böyle yazdı ama bu "çiçek" meselesinin aslı çok başkaydı. Sözünü ettiği hadise Atatürk ile İsmet Paşa'nın arasında değil, o tarihten dört asır önce Kanuni Sultan Süleyman ile meşhur sadrazamı Rüstem Paşa'nın arasında geçmiş, üstelik tâââ 1674'te yayınlanmıştı.
Azınlıklar konusunda çiçeklerle örnek verme meselesini dört asır önce detaylarıyla anlatan kişinin ismi, Stephan Gerlach'tı. 1573'te, Avusturya elçisi ile beraber elçilik heyetinin vâizi olarak İstanbul'a gelmiş, tuttuğu günlük 1674'te torunlarından Samuel Gerlach tarafından Frankfurt'ta yayınlanmış, seyahatnamenin Türkis Noyan'ın Türkçe'ye kazandırdığı tam metni de 300 küsur senelik bir gecikmeyle ve "Türkiye Günlüğü" adıyla 2007'de Kitap Yayınevi'nden çıkmıştı.
Olayın aslının bütün detayları, işte, Gerlach'ın sözünü ettiğim bu seyahatnamesinde yazılıydı. Stephan Gerlach, Türkiye'ye Kanuni'nin ölümünden birkaç sene sonra gelmişti. Yazdığına göre, hükümdarla sadrazamı arasında geçen bu hadise o yıllarda bütün İstanbul'da konuşulmaktaydı ve şu şekildeydi:
Kanuni Sultan Süleyman'ın veziri ve aynı zamanda damadı olan Rüstem Paşa, bir ara imparatorluktaki bütün gayrımüslimleri ortadan kaldırma hülyasına düşmüş, bu emelinden hükümdara da bahsetmişti. İşin tuhafı, Rüstem Paşa'nın da aslında devşirme ve büyük ihtimalle de Hırvat olmasıydı.
Hükümdar, Paşa'nın söylediklerini dinledikten sonra bahçeden bir çiçek koparmış, Paşa'ya "Bu çiçek güzel mi?" diye sormuş, "Çok güzel hünkârım" cevabını alınca çiçeğin bütün yapraklarını yolmuş ve "Şimdi nasıl?" diye sormuştu. Rüstem Paşa bu defa "Yapraklarıyla beraber çok daha hoştu hünkârım" cevabını vermiş, Kanuni "Devletimin Müslüman olmayan teb'asını ortadan kaldırırsan, memleket işte bu hâle gelir" demiş ve Paşa hayalinden vazgeçmek zorunda kalmıştı.
Gerlach'ın yazdıklarının tamamını tarihçi dostum Erhan Afyoncu'nun yarınki sayfasında okuyabilir ve çok eskilerde yaşanmış olaylarla konuşmaları başka zamanlara taşımanın nasıl bir hata olduğunu daha anlaşılır şekilde görebilirsiniz.
kaynaklar böyle bende merak ettim araştırdım ancak benzerlik göstersede olay aynı değil üstelik inan kıraçtan bizzat dinlenmiş yavuz donat yazmış. bence Atatürk bu olayı okumuş belkide çocukluğunda okumuş etkilenmiş bilinçaltında kalmıştır. sonuçta hepimiz ailelerimizin yaptıklarından etkileniyoruz ders alıyoruz.
Olaylara mantıksal yollarla bakacaksınız..Atatürkçü düşüncelerle Atatürk sevginizle bakarsanız mantığı çözemezsiniz..Arkadaşın biri alıntı yaparak konu paylaşmış diğeri yorum yapmış kanıtı nerde diye haklı olarak..başka biride Atatürk sevgisine yenilerek kötülemediği halde kötülediklerini öne sürdügü atatürk düşmanlarını öne vurmuş ve buna cehalet demiş..cehalet dediğiniz kelimeyi kullanırken önce anlamını iyice çözün araştırın.
Atatürkü sevmeyen milliyetçi Cumhuriyetçi çok kişi var ve gizliyorlar..Sonrada ortalıkta Atatürkçü naraları atıyorlar
benzerlik olabilir taklit edilmişte olabilir ama bu kimseyi Atatürk'e hakaret etmesi gerekliliği sunmuyor değilmi?
siz istediğinizi düşünebilirsiniz buda beni hiç ilgilendirmiyor benim veya Atatürkçü herhangi biri gibi düşünmek zorundada değilsiniz yada ben sizin gibi düşünmek zorunda değilim..üstelik bana taraflı bir gazetenin yazdığı yazıyı getirmeyin lütfen hiçte inandırcı değil...
benzerlik olabilir taklit edilmişte olabilir ama bu kimseyi Atatürk'e hakaret etmesi gerekliliği sunmuyor değilmi?
siz istediğinizi düşünebilirsiniz buda beni hiç ilgilendirmiyor benim veya Atatürkçü herhangi biri gibi düşünmek zorundada değilsiniz yada ben sizin gibi düşünmek zorunda değilim..üstelik bana taraflı bir gazetenin yazdığı yazıyı getirmeyin lütfen hiçte inandırcı değil...
Biz sizin gibi varsayımlı alıntılarla yola cıkmayızKomiksiniz resmen
ben gazeteden alıntı falan yapmadım lütfen artık cevap vermeyiniz...çünkü görüyorumki sizin anlayışınız farklı bundan sonra ne yazarsanız yazın cevaplamayacağım üstelikte yönetime bildireceğim. kabul etmek zorundamıyım sizin görüşünüzü sizde benim düşüncemi kabul etmiyeceğinize göre uzatmayın artık...
üstelik bana taraflı bir gazetenin yazdığı yazıyı getirmeyin lütfen hiçte inandırcı değil...
Loresima kardeş yazıyı ben getirdim pişmanda oldum açıkçası bu yorumunun üzerine, yazıyı yazan kişi bu Yavuz Donat ,diğerleri alıntıdır inanıp inanmamak sana kalmış
Başbakan İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşkü'nde Atatürk'ü ziyaret etmiş:
- Hayırdır İsmet... Habersiz geldin.
- Paşam, azınlıklar meselesi... Konuyu Meclis'e getireceğiz... Ne diyorsunuz?
- İsmet bugün geç oldu... Yarın sabah erkenden gel, konuşalım.
İnönü çıkınca Atatürk "bütün görevlileri" toplamış:
- Sadece laleler kalsın... Bahçedeki diğer bütün çiçekleri sökün, atın... Derhal.
İsmet Paşa sabah gelmiş, bahçenin "halini" görmüş ve "görevlilere" sormuş:
- Ne oldu böyle?
- Gazi Paşa Hazretleri emrettiler, söktük.
Başbakan İnönü, Cumhurbaşkanı Atatürk'ün odasına girmiş:
- Paşam, bahçenin durumu nedir?
- Azınlıkları söküp attım İsmet.
İnönü "anladım" dercesine başını öne eğmiş:
Atatürk:
- İsmet, ben "Ne Mutlu Türküm Diyene"
sözünü boş yere söylemedim... Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın öz evladı... Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin... Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın.
"Bunları" dün bize Ateş Ünal Erzen anlattı. "İnan Kıraç'tan dinledim" dedi. Belediye Başkanı Erzen, Ermenilerin "Sevgi Sofrası" adını verdiği kutlamalarda bu "olayı" anlatmış. Dinleyenler ağlamaya başlamışlar.
Ateş Ünal Erzen gittikten sonra İnan Kıraç'la konuştuk. "Evet, doğru" dedi.
İnan Kıraç'ın babası Ali Numan Kıraç "Atatürk'ün 6 yıl Amerika'da okuttuğu, Türkiye'nin ilk ziraat mühendisi." Atatürk onu "Atatürk Orman Çiftliği'ne müdür yapmış." "Anlattığımız olay", İnan Kıraç'ın bizzat babasından dinlediği bir olay.
Büyük Atatürk'ün "verdiği dersi" bugün hâlâ anlayamayanların olması ne kadar acı.
Neyse "vesile" oldu, İnan Kıraç'la "Atatürk'ü ve babası Ali Numan Kıraç'ı" saygıyla andık.
(Vatan)
Bakınız atatürk ingilizden korkmasaydı bugün türklerin türkiyede nasıl hakları varsa kürtlerin lazların arapların ve diğer ırkların yeri türkler kadar olurdu....
Yaw mafyamı insanların gözüne sokar gibi İnsanların dağlarına ne mutlu türküm diyene yazıyor...