İnsanlar armağan olarak çiçek verirler, çünkü çiçekler Aşk’ın gerçek anlamını taşırlar.Bir çiçeğe sahip olmak isteyeni onun güzelliğinin soluşunu seyretmek zorunda kalır.Ama bir tarladaki çiçeğe sadece bakmakla yetinirsen, o hep seninle kalacaktır; çünkü çiçek akşamın ve günbatımının ve nemli toprağın ve ufuktaki bulutların bir parçasıdır.
Bir idam mahkumu ölümünden bir dakika önce şöyle düşünmüş:Eğer yüksek bir yerde,... bir kayanın üzerinde, iki ayağımın sığacağı kadar bir yer verseler ve deseler ki, "Çevrende okyanunslar, altında uçurumlar, korkunç bir yalnızlık içinde böylece dikilmeye razı mısın?" Bütün samimiyetimle şu cevabı verirdim: "Evet razıyım! Yeter ki yaşayayım, binlerce yıl bile olsa böyle yaşamaya razıyım."
Aman Allah'ım, ne yaman bir gerçek! Yaşamak, her şeye rağmen yaşamak...
-Suç ve Ceza-/Dostoyevski
Bazı şeylerin gitmesine izin vermek işte bu nedenle çok önemlidir. Onları serbest bırakmak.
Gevşek olanı kesmek…
İnsanların hiç kimsenin işaretli kağıtlarla oynamadığını anlaması gerekiyor; bazen kazanırız ve bazen de kaybederiz. Hiçbir şeyi geri almayı bekleme, yaptıkların için takdir edilmeyi bekleme, ne kadar zeki olduğunun keşfedilmesini bekleme ya da aşkının anlaşılmasını. Daireyi tamamla. Gururlu, yetersiz ya da kibirli olduğun için değil, sadece artık onun senin yaşamında yeri olmadığı için. Kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtul. Geçmişte olduğun kişiyi bırak ve şu anda kimsen o ol.
Bir öykü bulalım yerleşebilmek için.
Deli gibi yağan yağmurdan kaçabileceğimiz,küçücük,
sımsıcak,içinde mumlar yanan,kadınların şarkılar söylediği,
çiftçilerin kutsal ellerine benzer bir Latin Amerika öyküsü mesela..
Ama bir sevda söz konusu olunca
insan hiçbir yere yalnız gidemiyor,hüsranları ve ayrılıkları hep beraberinde götürüyor.
Bir çeşmeye,bir sokağa,bir yemek kokusuna,yıllar yılı yaşadığımız,doğup büyüdüğümüz
şehirlere bile değişik anlamlar yükleyebildiğimiz anlardır bunlar.
Kokular,renkler ve görüntüler: artık herşey bir çağrışımdır..
Ah sevgilim! Şimdi gökyüzüne bakmak, başkalarının evini gözetlemek kadar tedirgin edici. Gidelim başka bir gökyüzü bulalım, başka bir Ay bulalım kendimize. Bu doymazlar, bu arsızlar gökyüzümüzü çalmışlar!
Şayeste canım harika bir konu paylaşımı olmuş herzamanki seni taşıyan ;yansıtan bir paylaşım.Okudukça zevk aldım.Çok çok güzel düşünmüş ve çok güzel ayrıntıları bulup bizlerle paylaşmışsın yüreğine sağlık diyorum.Emeğine sağlık.
"Bazı anlarda yüzün aldığı bir ifade, sevenin belleğinde sonsuzlaşır, insan o ifadeyi herşeyden çok daha fazla özler. o yüzün sahibiyle günün birinde darıldıktan, ayrıldıktan, hatta ondan nefret ettikten sonra bile, o ifadeyi özler. bir andır o ama bütün zamanlara siner"
ProbLem buradadir asLinda. Gunes komure de eLmasa da vurur ama; eLmas gunes i$igini binbir guzeLLikLe yansitirken, komur kayitsiz kaLir i$iga, beLki de emer de di$a yansitmaz yedi rengi. ProbLem buradadir asLinda. Yurekteki aynayi parLatabiLmektedir asiL meseLe. Bunda ne kadar ba$ariLi oLabiLirse insanogLu, etrafina o derece guzeLLik yansitacaktir. Bunda ba$ariLi oLabiLenLer baska yurekLerden de yansiyacaktir...
Onlar bir bakıma kaybediyorlar..Eksik olsun böyle kazanç.
Ben ölüyorum; görmüyor musunuz?
Yazık diye üzülecekler.
Fakat, haklı çıkmanın sevinci içlerini ısıtacaktır.
Beter olsunlar diyeceğim;
Oysa beter olan benim..