Acıdan sevinç sevinçten umut yapardım
Bölüp yüreğimi acılara
Dünyadaki bütün çocuklara sevgi satardım
Ah! mümkün olsa rüzgar olur eserdim bozkırlarda
Dağ bayır dolaşır,
Usulca odalarına sızardım çocukların
Üstlerini örter, alınlarından öper
Sonra bir masal anlatır usulca çekip giderdim
Ah! Mümkün olsa ağaç olurdum bozkırda yeşerip
Her bahar her yaz meyve verirdim çocuklara
Sonra döküp yapraklarımı sonbaharda
Rüzgarlarla savrulup giderdim
Benim hala umudum var böyle diyor sufi mazhar
Ben mazhardan yanayım kaynaşırız azar azar
Olmasa da tek tabancayız ölüm var yalnızlık ne yazar
Daha karpuz keseceydik vallahi billahi hep nazar
Seviyoruz dedik işte
sorma ne kadar
baya çok, aşırı şiddetli,
kuvvetli, heybetli artı hiddetli.
Kısaca söylersem, su kadar
..uzunca, mississippi kadar
şirince, pisi pisi kadar
elimle gösteriyim mi?
nah bak şu kadar
ah huma kuşu kadar
vah işci maaşı kadar
tüh az mı oldu bu kadar?
Uzatma işte..
Seviyorum dedim, o kadar !
Sen öpünce geçen yaralarımı özlüyorum anne.
Aklım uf olmuş, geçermi ki öpsen yine?
Kanmaya razıyım yine dudaklarının pembeliğine.
Hani dünya güzeldi, hani insanlar güzeldi ?
Peki bunca beyazı kim kirletti?
... O insanlar nasılda çirkinleşti.
Ben çocukken bana canım diyenleri özlüyorum anne.
Canını acıtıyorlar canlarının.
İnkar etme, yalan söyledin anne..!
Geçmiyor artık yaralarım bir öpücükle ...♥..
Bir gül ekiyorum yanıbaşıma, bir de sabır
Her sabah gözyaşı döküyorum suya muhtaç yaprağına
Gül çölde büyüyor, sabır yüreğimde
Ağlamayı öğretiyor bana gül, umut etmeyi, yalvarmayı...
Gece yarısı kaçarsa uykuların
Sabahta göremezsen güneşi
Doğsada karanlıksa dünya
Aydınlanmaz ise odanın penceresi
Mutluluğun dışarıda olmadığını anlarsın
Mutluluk yüreğimizin içinde
Dışarıdaki ise aynadaki yansıması