Yaa buralarda ne dedikodular yapılmış böyle!Ne yanlış anlamalar ortaya çıkmış anlayıp dinlemeden!
Birincisi;biz hurilerden konuştuk evet.Ama Ayaz,benim yanımda bir huri var ve onla cehenneme dahi giderim dedi,ben de sizin orada ne işiniz var cennet daha güzeldir dedim.
İkincisi;adamcağızı hiç anlayıp dinlemeden katlettin,acı çığlıklarını duydukça benim de canım yandı
Ablamm olayın aslı budur,can arkadaşım yanlış yorumlamış konuştuklarımızı.
ya ya .. ben duydum duyacaklarımı biliorum ki kafadarında gelse senin gibi lafı kıvırıcak ucundan köşesinden, inanma balım sakın hem o acı cığlıklar sadece plastık cataldan cıkıordu , oh olsun ...yine konuşun siz hurileri ..bir bardak kola elimde kaldı da
Sen ki mavi gökyüzünün nazlı bulutu,
Sevda olup yağdın gönlüme.
Gökkuşağı gözlerine bağladığım umutlarım
Gidişinle asılı kaldı hayal perdemde!
Suç ne sende ne de bende
Cezası bana kesilsede
Çekerim bu cezayı,ağır bir suç işlemiş gibi.
Gözyaşlarımdan ırmaklar çağladı senin için,
Kendi selimde boğuldum ses etmedim.
Senin yokluğuna her düştüğümde,
Yeni bir gül filizlendi gönlümde
Sen kokan.
Ellerin olsun diye mi sevdim ben seni?
Ellerin elini tutmak için mi bıraktın ellerimi?
El veremedik bu sevdaya,el olduk birbirimize!
Yasla başını göğsüme,
Seni seviyorum derken gözlerinin nemiyle,
Yüreğim ılık ılık olsun.
Saçlarını koklarken,ellerin elimde
Gözyaşlarım süzülüp düşsün saçının tellerine.
Sana hiç Güneş ile Ay'ın hikâyesini anlattım mı?
Anlatmadım değil mi!
O zamanlar bilmiyordumki,
Yeni öğrendim bende
Ben anlatayım,sen dinle;
Dünya yaratıldığında Güneş'le Ay'a bir görev verilmiş
Güneş gündüzlerin hakimiyken
Ay gecelerin rengiymiş.
Ay aydınlıktır,ışıktır,karanlıkta da çok şıktır.
Ama Ay suskundur,Güneş coşkun,
Bir parladımı yakarmış yeri göğü.
Çok da kibirliymiş,sevmezmiş karanlığı,
Yakar yıkarmış ortalığı,yanaşamazmış yanına hiçbir şey.
Sadece Ay'ı beslermiş ışığıyla.
Ve Ay aşık olmuş Güneş'e bütün saflığıyla.
Ay aşmış geceyi ölümüne sevdasıyla.
Güneş doğduğunda gökyüzüne bak,
Ay,Güneş'in arkasında salınır durur gökyüzünde
Parlamak ister bütün ihtişamıyla
Ama müsaade etmez ona mavi gökyüzü
Asılı durur gökyüzünde seven bir yürek!
Güneş önde Ay arkada
Aşkın sürüklediği bir intahar,
Darağacı ise mavi bir gökyüzü.
Sen Güneş oldun,ben Ay,
Sürüklendim peşinden yar.
Mavi umutlarımı darağacına astım artık
El olduk birbirimize
El veremedik sevdamıza
Unutma;Güneş sıcaktır ve sıcağa yaklaşılmaz,
Gün gelir yalnız kalır ve yalnızlığıyla kendini yakar.
Karmakarışık Dünya'nın karanlık yüzüdür sevda,
Umut mezarlığında.
Yanyana gelemediğin her gün
Yana yana özlersin.
Ağla hadi,silme gözlerini
Sen ne Deniz ne de deryasın,
Bu hayata kucak açmış mahsun bir damlasın
Yağ yağabildiğin kadar
Sen yürekte taşıdığın sevdayla
Sevmekte özgürsün.
Mesafelere rağmen,herşeyden uzak...
Aşkını,içinde bir nefes gibi hissedip yaşama tutunmak,
Mahsun,hüzünlü ve hep bir bekleyiş içinde.
Umut çiçeklerinin yavaş yavaş oksijensiz kalıp solması gibi
Zehirlersin kendini...
Sevda en değerli cemre'dir,sevgiliden miras kalan,
Keşke'lerden kurtulmuş, inadı terketmiş, beklentilerden uzak...
Yenik düşsende acıya,kavuşmak olsada sana yasak,
Kalbinde bahar çiçekleri yeşertirsin,gözyaşlarınla besleyerek.
Hadi,gökyüzüne çiz mutluluğun resmini,
Maviye boyansın umutlar.
Her yağmur damlasında kök salsın sevda
Sevmeyi bilmeyen yüreklerde.
Geceyi sana teslim ettim,aynı kalbimi ellerine bıraktığım gibi!İstediğin gibi hükmet kararan dünyama.Bütün yaradılış senin etrafında dönüyorken ben nasıl sahiplenirim Ayı,Yıldızı,Bulutu,toprağı!Ama sadece senden bir isteğim var;seni çalma benden.
Güneş sende doğar içimi yakar,gece senle gelir gözlerim kararır yar gözlerim kararır bu sevdaya.
Benim ismim artık inatçı!İnatla severken seni,imdat dilenmedim senden;''gel de kurtar beni'' diye.
Sen gelme,sen beter halimi görme
Sen sevme,benim gibi olma.
İster dua ister beddua kabul et ama
Benim gibi sevme
Kalbim gibi bitme.
Ben senin kirpiklerinden bir tanesini kopardım ve sol göğsüm üzerinde saklıyorum
Bakışların kalbimden uzağa düşmesin diye.
Sen sevdayı bana teslim ettin
Ben emanetini gözüm gibi koruyorum
Ben seni sana teslim ettim,
Ona iyi bak olurmu!
Merhabaların yerini hoşçakallar aldığında,
Yüzdeki gülümsemeler solduğunda,
Umutlar unutlara esir düştüğünde,
Gitmenin zamanı gelmiştir.
Unutmak istediğin zamanlarda daha çok hatırladığında,
Kavgalarının dahi adının mutluluk olduğunda,
Dudaklarının acıyla gülümseyip gözlerinin kan ağladığında
Bitmenin zamanı gelmiştir.
Çaresizlik içinde eski günleri özlediğinde,
Ellerini tuttuğunu düşünüp yalnızlığı kucakladığında
Özlemlerin volkan olup hasretlerin dağ gibi büyüdüğünde
Solmanın zamanı gelmiştir.
Sanki bir anda gelip boynuna boğazına sarılacağını düşündüğünde,
Ama düştüğün yerde elinden tutup kaldıran olmadığında,
Sen unutmaya çalıştıkça beynin,kalbin,ruhun sürekli ona kaçtığında
Ölmenin zamanı gelmiştir.
Ben bu gece ağlamak istiyorum,tutma gözyaşlarımı kirpiklerim,kapanma göz kapaklarım
Benim bu gece canım acıyor,ıslansın yanaklarım,dolsun avuçlarım.
Yıldızların hüküm sürdüğü gökyüzü krallığında küçük bir yıldız varmış.Bu yıldız diğer yıldızlardan biraz farklıymış;bütün yıldızlar karanlık geceyi ışıklarıyla aydınlatırken bu küçük yıldız bir türlü parlayamıyormuş!Ne yapsa ne etse de yıldız olmayı başaramıyormuş.Gökyüzünün bir köşesinde kendi karanlık dünyasında sessiz ve sevgisiz bir hayat sürüyormuş.Karanlıklar içinde kaldığından dolayı da onu hiçbir gök tanrısı farkedemiyormuş.
Gökyüzünü bulutlar kaplayıp da yağmur yağmaya başladığı geceler bütün yıldızlar güzelliklerinin yağmur damlalarına karışıp yeryüzüne düşmesinden korktukları için ışıklarını söndürüp gökyüzünden kaybolurlarmış.Gökyüzünde sadece bu küçük yıldız kalırmış.Nasıl olsa sönecek bir ışığı yok,nasıl olsa kaybolacak bir güzelliği yok ya,saklanmazmış ne bulutlardan ne de yağmur tanelerinden ve ağlarmış yağmur yağarken.Gök tanrıları ağladığını görmesinler diye de yağmur tanelerine karıştırırmış gözyaşlarını ve salarmış yeryüzüne,gök tanrıları görmeden.
Karanlık yıldızın gözyaşlarının düştüğü yerler ışıl ışıl parlarmış,rengârenk çiçekler açar,kırmızı güller bitermiş.Ama bu gözyaşlarının bir de laneti varmış;eğer bir insanın gözlerine düşerse yıldızın çektiği acı o insanı en çok seveni yakarmış.
Gözlerin,gökyüzünün en parlak yıldızı gözlerin.
Gözlerin,acımın tuzu gözlerin,
Beni benden alan sana mahkûm eden gözlerin,
Ah o gözlerin,sevdamın ışığı gözlerin.
Gönül sazımın teli koptu yine bu gece,
Ellerim titriyor,içime çektiğim nefes boğazımı tıkıyor
Yalnızlığı yutkunuyorum yar,sensizliği yutkunuyorum
Kalbim üşüyor.
Ben de sevdayı kusuyorum
Sensizliğin inadına.
Bağırmak istiyorum saatin kaç olduğunu umursamadan
Sesim sensizliğe karışıyor,atmak istediğim çığlıklarıma ihanet ediyor.
Susuyorum.
Bilesin ki ,gidişinle sevdaya şehid verdiğim yüreğime
Bu şehir ağıtlar yakıyor,kararan her ışığıyla
Duasız gömüyorum seni kalbime
Amin'lerin inadına.
Gece ağlıyor umutsuz halime,
Yıldızlar kayıp gidiyor gözümün önünden
Elimi uzatıyorum tutmak için,sahipleniyorsun hepsini
Karanlığa mahkûm etmek istiyorsun beni
Ay'ı parlatıyorum sevdamla,
Yıldızların inadına.
Sen bırakıp gitsende sevdanın inadına,
Ben seveceğim seni,sensizliğin inadına.
Biliyorum ki çok acı çekeceğim
Acılarımda benden hediye olsun sana,
Senin mutluluklarının inadına.
Yolcu yolunda gerek, durmanın zamanı değil şimdi!
Hadi, düşelim yokluklara
Boğulalım hasret denizinin yar girdaplarında.
Yamalı bir elbiseye dönen kalbimle gran-tuvalet giyindim sevdanı.
Gülüşlerin düğün alayı,şenşakrak.
Bakışların,sevdanın kalbimle gelin-güvey oluşu,
Utanmadan uzak,arlanmaya niyeti olmayan,çırılçıplak.
Ben bu yola kime niyet kime kısmet diye çıkmadım
Sevmekti tek niyetim,ayrılık acısı oldu kısmetim!
Yar,senin bitmeyen fakirliğindeyim.
Ama bilirsin işte, fakirlik bel bükermiş, sahip çıkan olmayınca da küçüldükçe küçülürmüş
Ve sonunda adına piç denirmiş!
Oysa bu sevda kalp rahmine göz nuruyla düştü.
Biriktiremedim be,biriktiremedim işte
Cebimde üç-beş umut parçasını bir türlü biriktiremedim!
Zamanında hesapsızca harcadığım hayatı
Şimdi idareli şekilde kullanmaya çalışıyorum.
Ama ya yetiremiyorum hatıralarına ya da fazla geliyor hasretlerine.
Tükeniyorum sensizce.
Gel, sahibim ol, piç bırakma, fakir bırakma sevdamızı,
Belim bükülsün razıyım.
Hüzünle bitmesin aşkımız.
İmkânsızım olma,vazgeçilmezim kal,
Şahdamarımsın,gel de şaha kalksın sevdamız.
Eyy başımın tacı,kalbimin dinmeyen ağrısı
Mahrum bırakma senden beni,eğilmesin sevdamızın başı öne
Acılara direnişimin tek gâyesi, izin verme bitişimize.
Anla beni ey yâr! Yaşam sebebimsin,
Sensiz yolunu şaşırmış pusulasız batmaya mahkûm bir gemi gibiyim.
Sunduğun güzellikleri çok görme sevdamıza,
Tecellim,
Tesellim,
Sicilime işlenmiş kara yazım,
Seni bekliyorum.
Fecr-i sâdık ya da leyl'de gel, dilim lâl; yolum hicretlere düşmeden gel...