Ceylan kardeşim,hayatı anlatacak kelimeleri ve cümleleri kurmak çok zordur,ne kadar uğraşırsan uğraş hep birşeyler eksik kalır ve tamamlamak için koca bir ömrün son bulması gerekir.Nasılki doğarken ilk gözyaşı damlasıyla bu hayata ilk imzamızı atıyorsak ölürken de son bir bakışla o imzayı tekrar atmaya çalışırız fakat imza birkere atılır ve tekrarı yoktur,sadece arkamızda nasıl bir leke ve ya beyaz bir sayfada oluşturduğumuz desen kalır.Önemli olan bırakılan imzanın desen gibi başka bir kalbe kazınmasıdır.Yorum yazan ellerine,değer veren kalbine sağlık kardeşim.
Ablamcığım;yazacak o kadar çok şey var ki ama onları yazacak kuvvetin bende olduğundan emin değilim,içimden geçenleri olduğu gibi karalıyorum hayatın renklerine ve kendi rengimi bulmaya çalışıyorum.Umarım karanlık düşmez benim payıma!Değer veren güzel kalbine sağlık Ablamm.
Değerli yönetici ve güzel sitenin yaratıcısı;herşey olduğu gibi kalsın,sizlerin başını zaten fazlasıyla ağrıtıyorum birde yorgunluk yaratmayayım.Alâkanız için teşekkürler.
Hayatın renklerini doğru dürüst algılayamadım, aslında bütün renkleri seviyorum
Siyahtan beyaza kadar, çünkü karıştırdıkça tuval üzerinde sunduğu güzelliklere doyum olmuyor
Yeri geliyor gri hüzünlerin içinden pembe bir el uzanıyor.
Tam tutacakken; birden yok oluyor, o zaman diyorum bu siyah olmalı, ama gözyaşlarının rengi ise bütün dünya da aynı renk
Irkı, rengi, memleketi neresi olursa olsun
İçim de hep bir özlem, hep bir gizem, bir istek var...
Her ne olursa olsun, içimden bir ses "Yaşa Yaşayabildiğin kadar" diye avaz avaz bağırıyor
Evet içimdeki ses ''yaşa yaşayabildiğin kadar '' diye avaz avaz bağırıyor ama nereden peydah olduğu belli olmayan soğuk bir rüzgâr bu sesimi alıp çok uzaklara hemde benim dahi duyamayacağım kadar uzaklara kaçırıyor.Kaçan sesim mi yoksa aklım mı bende bilmiyorum.Sadece heveslerimin ve umutlarımın sönmüş yangınlarından geriye kalan küllerinin arasında kirleniyorum.Elimde tek kalan şey ise ''yüzümde beliren acı bir gülümseme.''
Gidenler dönmedi geri,
Kalanlar gidemedi bir adım ileri,
Pusulasını şaşırmış hayat denen hüzün gemisi
Dönülmez bir yolculuğa sürükler sevenleri.
Sen,yorgun kalbimin çılgın sahibi,taşımak o kadar zor ki seni!Sevda rotasını bir türlü tutturamıyorum sana doğru!Gönül pusulası bozuk yarim,yokluğunla demlenirken hasretini yudumluyorum her gün.Sen deli,ben deli ama unutma ki;sevda bizden deli.
Gitti de gelmez zalimin kızı,
Yüreğimde oldu bitmez sızı
Ne de karaymış şu bendeki yazı,
Çürüttün yar çürüttün sol yanımı.
Gece olunca bütün karanlığınla oturuyorsun kalbime,yokluğunu çektikçe nefes nefes içime yıldızlar bir bir dökülüyor gökyüzünden ellerime,Ay küsüyor bana.O da yakamoz olup düşüyor gözyaşlarıma.Güneş olmayı bir türlü beceremedin be şu karanlık dünyama.
Bülbüle söyleyin gül dalına konsun,
Benim bu derdime dermanın bulsun
Seni gören şu gözüm kör olsun
Bir daha sevmem,sevmem bu son olsun.
Gözlerin,o gözlerin var ya;namluya sürülmüş bir kurşun gibi,aklıma geldikçe parçalıyor kalbimi.İstemem Güneş doğmasın,istemem Ay geceyi aydınlatmasın,istemem aldığım her nefes umut olup yarına koşmasın.Son bir defa daha bak gözlerime,son kurşun olup saplansın kalbime,tüketsin ömrümü tek nefeste.
Deli bir rüzgâr eser senden bana,
Bırakıp gittiğinden bu yana
Bilmezsin sen yaşamak nasıl da ağır gelir
Canandan (g)ayrı nefes alana.
Her gece acılarımla demlenirken,soğuk duvarların hüzünlü tablosu oluyor gölgem.Bütün kapıları kilitledim,camlar siyaha boyalı.Biliyorumki süzülmeyecek gönül haneme hiçbir umut ışığı.
Azraile söyleyin derin uykusundan uyansın,
Ecel gelsin kapıma dayansın
Cehennem listesine adım yazılsın
Mezarım üstüne yar yanağından bir damla gözyaşı süzülsün.
Zaman sensizliğe akarken,gecenin koynunda yetimleri oynuyorum.
Ekmeği,suyu sen olmuş bir bedenin ağır aksak atan kalbinde sevda kırıntılarıyla oyalanıyorum.
Ruhum kayıp,bedenim ise ölüme beş kala sana koşuyor delicesine.
Uzaksın sevgili,çok uzaksın bana,aramızda sanki dağlar var,
Karlı,başı dumanlı dağlar.
Ve sana ulaşmak için attığım her adımda aramızdaki mesafe uzuyor
Yoruldum artık,kalbim bıraksa da seni düşsem senli düşlerden.
Güneşi giyin sevgili,Güneşi giyin üzerine
Gülüşlerin Ay olsun,gece yıldız yıldız parlasın saçlarında
Gölgen düşsün gözlerime,can gelsin yorgun bedenime.
Kaç zamandır mesken tuttum geceleri kendime
Geçmeyen zamanın hesabını yaptım her saniye
Su olup aktım sana da,sel olup çağlayamadım mutluluğa
Güneş canımı çok acıttı umuda her doğduğunda
Eyy dağların maralı,sen ne zaman avcı oldun da
Vurdun beni bakışlarınla!
Söylesene sevgili;silah gibi kullanmayı ne zaman öğrendin o ceylan gözlerini?
Kır çiçeklerini giyin üzerine
Menekşe,Lale,sümbül güzelliğinde güller kok,hasret yerine
Baharım ol güz mevsimime
Dalından düşen yaprak gibi sana savrulayım son nefesimde
Hadi,yeterki bana öl de,
Öleyim uğruna.
Gittin
hem de bu kez neden olduğunu söylemeden gittin
içimdeki acabalarımla beni bir başıma koyup cekip gittin
yıkamazdı hani hiç bir şey bizi
seven beklerdi ya hani acılarını yudum yudum içerek
sevdiğini yazardı her zülmune ragmen hani , iç çekerek
ben seni dinledim de burdayım
söylesene nerde şimdi ,senin bana öğütler veren, dayanıklı , o yüreğin ?
bana bunları söylerken dilin , kaçmakmıydı tek bildiğin ?
gittin;
her biri içimi yakıp kavuran soru işaretlerinle , beni bir basıma koyup cekip gittin
bakmadın bile dönüp arkana... belki son kez biz orda birleşicektik
ipleri çürümüş, tahtaları eksik köprümüzden belki de elele ölümüne yürüyecektik
belki de..
belki de....
ama sen gittin!
usul usul cekildi soluğun nefesin yüreğimin şehrinden
sessizce kayboldu gölgelerin ,aydınlık günlerimden..
ben istediğim icin o da ya
pencereden boynumu uzatınca getirior sadece rüzgarlar artık kokunu
kirpiklerimi nemlendirerek ,için için sızlatıor burnumu
gözlerim yollara takılıor istemesemde,
bekleme dediğini duyuyorum, gelmeyeceksin biliorum ama sus duymak istemiorum
sen benden giderken düşünmedin ama
ben senden düşeceğim diye engel olamıorum korkularıma
bağlayamıorum yardım et kendimi yüreğine
bakma bana ordan
kopmak üzereyim tut beni ucumdan...
kurtar ölüm kadar zor uçurumlardan..
biliorum gelmeyeceksin ama
günahlarını vermek için bare son kez gelll bana..
Benim gittiğim yerlerde acı var,dert var,keder var
Uğramasın yolun hüzün gemilerinin yalnızlığa yol alan rotasına
Gurbete düş olmuş kalbim acıyla inlemekte ümütlerim
Hani ben sevilendim,hani özlenendim,hani dost yolunda gözlenendim!
Kim kurdu yolumuza bu ayrılık tuzağını!Kim yazdı yakın olan kalplerimizin uzağını?
Ben acıyım,ben hüzün rüzgârıyım,
Ben sırat köprüsünde ayaksız kaldım
YÜrüyecek mecalim yok bu yolda,
Bana dayanak olacak dostlarım hani nerde?
Sarsın Ablamm,bu müzik çok güzel ve hüznün notaları yansımış nağmelerine.Ben kederlerde gezinmeyi seviyorum galiba. Ama siz kederlerden uzak kalın be Ablamm.Güzel yüreğin dert görmesin canım Ablamm.
Benim gönlüm sizlerin dostluğuyla zenginleşiyor Ablam,Rabbimin bana nasip edeceği en önemli şey;kalbimin kararmaması ve kirlenmemesi olsun ki sizleri kaybedecek hatalardan uzak durayım Ablamm.
Sensin ayrılığa sürükleyen bizi
nasıl kolayca sildin söylesene izlerimi
onları yazarken düşünmedinmi üzüleceğimi
ellerin titremedi mi?
ben senin ilk dostumdun hani
nasıl aklına soktuğunu bilmiorum o düşünceleri
incitmeye kıyamadığının , nasıl istedin ağlayıp üzülmesini
uzaklaşarak istemiorum beni düşünmeni
mutluluğunu paylaşmasını bildiğim gibi
bilirdim acılarınada sürüklenmesini
sensiz bırakarakmı mutlu edecektin beni?
ince düşüncelerin gibi olsun peki
git şimdi
unut seni önemsediğim değerini
unut yaşattığım onca paylaştığımız hiçliği
unut bir tek sana yakıştırdığım ,Dostum deyişlerimi
düşünme halimi , vaziyetimi
uzaklaş uzak kalabildiğince
aklımdan gecmeyenlerle , başbaşa kal öylece
alışmışsın zaten sen bensizliğe
ama sakın şunu unutma ki
ben seni yanımdan eksik etmeyeceğim
sen beni uzak bilip , yakınında olduğumu hiç hissetmiyeceksin
ben seni adım adım izlerken , sen beni göremeyecksin..
herşeyi ittim bi kenarada
ne gidior biliormusun en cok zoruma
en çokta bu duruma üzülüorum ya
' bunca zamandır beni tanımadığına..'
Gözünde iki damla yaş birikmiş
Küçük bir kız çocuğu tanıdım ben,
Geceleri kendine mesken tutmuş
Korkuyordu sevdasıyla yüzleşmeye
İçin için kalbi ağlarken,
Çektiği hasret acısıyla sarhoş olmuştu duyguları.
Gökyüzündeki bütün yıldızlara anlatıyordu sevdiğini
Ay,gözlerinde parlarken kara bulutlar sarıyordu gönlünü
Ağlıyordu sessizce Ayaz vurmuş gecelerde.
Doğan Güneş'ten nefret ediyordu
Çünkü Güneş onun gönlünü sevdiğinin gözleri kadar ısıtamıyordu.
Koca Dünya'da sanki iki duvar arasına sıkışmış gibi acı çekerken
Gülmelerin yalan olduğu mutluluk oyunları oynuyordu.
Ve papatya falına bakıyordu sürekli,papatyaların açmadığı kış gecelerinde
Sevecek sevmeyecek,sevecek sevmeyecek,
Gelecek gelmeyecek,gelecek sevecek.
Ve her sevmeyecek çıktığında falında,
Sevda ısmarlıyordu gökyüzündeki uçan kuşa.
Bir kanat çırpışı uzaklığındaki sevdiğine sevda büyüsü yaparcasına.
Gönlüne sevda düşmüş küçük bir kız çocuğu tanıdım,
Tanıdık yaralar taşıyan,
Sessizce duruyordu karşımda,
Ona birşeyler söylememi bekliyordu sevdadan yana,
Seni aşk çarpmış küçüğüm,seni aşk çarpmış
Ayaz vurmuş gecelerde üşümüş avuçların
Kucaklayamamışsın mutluluğu gönlünce,
Gözlerin küsmüş kalbine,
Ağlasan ne çare!
Sevdiğinin sıcacık bir bakışına hasret
İnler durursun soğuk yatağında.
Seni aşk çarpmış küçüğüm,
Ayaz düşmüş gecelerine.
Ben hiç sevmedim,bilmem sevda yangınını,
Ama iyi bilirim hayat acısını.
Belimde kambur,avuçlarım nasırlı,
Ben iyi bilirim acıları kucaklamayı,
Gözyaşımı dışarı dökmem,
Ama iyi beceririm;gözyaşımdan kurşun döküp kalbime sıkmayı.
Sessizliğim aslında en acı çığlığımdır küçüğüm,
Duyamazsın asla gönül gözüyle bakmayınca.
Asırlık hikâyeler vardır bir türlü eskimeyen,
Geçmişten gelip geleceğe meydan okuyan
Leyla'dan yol alıp Mecnun'a öl diyen,
Şirin'de gözyaşı olup Ferhat'ı sele boğan
Aşk-a'yı yakıp Ayaz'ı üşüten
Asırlık hikâyeler vardır sevdaya kucak açan.
Ben bu hikâyelerde yokum küçüğüm,
Ben seni senden daha iyi tanırken,
Söylesene ben kimim küçüğüm?