Oyuncular
Erkan Can
Güven Kıraç
Meray Ülgen
Erman Saban
Senaryo
Önder Çakar
Müzik
Gökçe Akçelik
Görüntü Yönetmeni
Soykut Turan
Muharrem dünyaya atılıyor...
Muharrem, 1863 Balkan savaşında İstanbula göçmüş Arnavut bir ailenin son ferdidir. İstanbulun en eski semtlerinden Süleymaniyede babasından kalma küçük ahşap evde tek başına yaşama tutunmaya çalışmaktadır. 30 yıldan uzun süredir aynı mahallede yaşar. Annesi ve babası öldükten sonra küçük olan dünyası iyice küçülmüş, nerdeyse tek başına kalmıştır. Mütevazi, içine kapalı, ailesine bağlı, cinsel istekleri kötü bir ahlak sapması olarak gören bir insandır. Sade bir işi vardır. Gece gündüz ibadet ederek, cinsellikten uzak, en sert İslami akidelere sıkı sıkıya bağlı bir yaşam sürdürmektedir.
Muharrem'in koyu dindarlığı, varlıklı ve güçlü bir tarikat şeyhinin dikkatini çeker. Onun güvenilirliği ve vicdani zenginliği, şeyhin kendisine tarikatın sahip olduğu sayısız mülkün kira toplayıcısı olarak çalışacağı idari bir görev teklif etmesini sağlar. Böylece Muharrem birden dışa kapalı bir tarikatın dışardan görünen yüzü olur, tarikata duyulan mistik saygının ve bunun sonuncunda doğan maddi gücün görünürdeki temsilcisi haline dönüşür.
Yeni giysiler, cep telefonu ve bilgisayarla donatılmış Muharrem, uzun yıllar boyunca uzağında kalmayı başardığı modern dış dünyaya çıkmıştır. Artık tarikata ait taşınmaz mülkün tamiri, bakımı, onarımı ve tabii ki gelirlerini takip eden biri olarak, o çok kaçındığı kocaman dünyanın, koca İstanbul şehrinin betonlaşmış yeni yüzünün ve bu betonlaşan İstanbulun beton gibi sert fakat yine beton gibi çabuk dağılan insan ilişkilerinin içine düşmüştür. Sakin ve hepsi birbirine eş geçen günlerin ardından şimdi günleri koşturmacayla ve hiç alışık olmadığı yeni sürpirizlerle dolmuştur.
Sürekli bastırmaya çalıştığı cinsel hayatı kendisine aşırı güven duyan şeyhinin evlenmesini önermesiyle tetiklenirken, kendine söylenen herşeyi yerine getirme alışkanlığı da yanında başka kişiler çalıştırıp onlara buyruk vermeye dönüştürmüştür. Bu hızlı dönüşümün, onun zihninde korumaya özen gösterdiği Tanrı sevgisi ve korkusu arasındaki dengeyi bozması uzun sürmez. Yaşamını dünyevi ve manevi değerleri birbirlerinden ayırabilme üzerine kuran Muharremin kendini adadığı değerler bir bir yıkılırken, Allah korkusu da akli dengesini zedelemeye başlayacaktır...
Özer Kızıltanın yönettiği Takvanın başrolünde Erkan Can (Muharrem) kamera karşısına geçmiş. Senaryosunu Önder Çakarın yazdığı filmde oyuncuya eşlik eden isimler Güven Kıraç (Rauf), Meray Ülgen (Şeyh), Öznur Kula (Hace Anne), Settar Tanrıöven (Ali Bey), Engin Günaydın, Erman Saban (Muhittin), Salaettin Bilal (Şükrü), Murat Cemcir (Mahmut), Feridun Koç (Muzaffer) ve Müfit Aytekin (Ünal) olmuş.
toplumda gizli kalmış bazı gerçekler cesurca anlatılmış,kendi başına ibadet eden ve düzenli bir yaşamı olan bir insan tarikat içine girince gördüğü yolsuzluklar ve yaşadıkları sonucu onurunu ve dürüstlüğünü kaybetti ve delirdi,bence ders verici bir film..tavsiye ederim
Tarikat yaşamını anlatan Takva filmi Diyanet İşlerinin aylık dergisinde yorumlandı. Filmin görüntü, müzik ve kurgusuna tam puan verilirken Erkan Canın canlandırdığı Muharrem karakterinin erotik rüyaları beğenilmedi
Tarikat yaşamını ele alan içeriğiyle tartışma yaratan Takva filmi, Diyanetin de ilgisini çekti. Diyanet İşleri Başkanlığının aylık dergisinin son sayısında, Diyanet Uzmanı İlhami Ayrancının Farklı bir sinema filmi: Takva başlıklı yazısında, film genel olarak beğenildi. Ayrancının, Takva filmiyle
ilgili yorumunun bazı bölümleri şöyle:
NAMAZI DOĞRU KILDI
Sinemamızda sık sık şahit olduğumuz şey, din adına çekilen neredeyse her karenin aksaması, doğru dürüst yapılamaması. Örneğin; namaz kılan başrol oyuncusunun bile namazın erkanını layıkıyla yerine getirememesi ve sonuçta traji-komik durumların ortaya çıkmasıdır. Bu filmde bu durum belli bir seviyeye kadar aşılmış görünüyor.
RÜYAYA EKSİ PUAN
Takva için, sinematografik anlamda kusursuz diyebiliriz. Görüntü, kurgu ve müzik seçimi harika. Film ilk karesiyle birlikte seyircinin bütün dikkatini toplamayı başarıyor, aynı akıcılıkta da devam ediyor. Ancak finalin aynı güzellikte olduğunu söylemek kolay değil. Film ile ilgili ikinci eleştirim de, filmde yer alan rüya sahnelerinin mütedeyyin seyirciyi rahatsız edebileceğidir.
BU FİLM ÇOK TARTIŞILIR
Sonuç olarak, bir yazarımızın anlatımıyla dindarlığın en mahrem ve en çok didiklenen alanına, propaganda veya aşağılama dışındayaklaşarak, sade bir müminin sınıf atlayarak geçirdiği değişimi anlatan ve bence de bunun başarılı bir şekilde gerçekleştiren Takva,özellikle konusu itibarıyla bu ülkede çok tartışılır diye düşünüyorum.