Tut Ellerimden

Son güncelleme: 20.04.2013 23:12
  • Çiçek açmış ağaçların sevinci doğanın düğünüdür be BirsummSenin de o güzel kalbin çiçek açmış ağaçların sevinci gibi şenlendirsin sevgi zengini ruhunu...

    Kelebeklerin valsi yarım kalmıştı,
    Devamı mutlaka olmalıydı.
    Öyle ya,
    Yaramaz çocuk bu,
    Ne yapacağı belli olmazdı
    Evet yaramaz bir çocuğum ben,nerde ne yapacağı belli olmayan!Bu akşam da bir hikâye anlatmak isterim sizlere,inşallah beğenirsiniz :)

    Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederim SuSquN PeRi,varlığınızla onore ettiniz bu kardeşinizi...

    Engin yüreklim,hoşgelmişsin gönül sayfasına...Uzun zamandır senin sunumlarına hasret kalmıştım ve bir sunum yaptığını gördüm.Değerli yorumlarınıza cevap verdikten sonra senin sayfanda atmaya gidiyor bu kardeşinin yüreği.Yorum yazan ellerin dert görmesin Engin yürekli kardeşim.
#14.04.2013 20:49 0 0 0
  • Sabırsızlıkla bekliyoruz abiicim hikayeyi
#14.04.2013 21:28 0 0 0
  • sağol dostum o senin teveççüğün sen deki o güzel yürek olduktan sonra biz hep burdayız belki paylaşım yapmaya işyoğunlugumdan zaman bulamasamda şiirlerini okumaktan geri kalmıyorum inan sağlıcakla kal
#14.04.2013 21:43 0 0 0
  • Teşekkürler dost...
#15.04.2013 10:07 0 0 0
  • Birsu kardeşim,aslında dün yazılması gerekenleri bir türlü lâyıkıyla bu sayfada paylaşamadım!İnsan kendisine fazla güvenmemeliymiş eğer duyguyu yakalayamıyorsa!Benimki de biraz öyle oldu galiba :) Aslında yazdım da hikâyeyi ama anlatmak istediklerimi anlatamadım bir türlü...
    Sabah erkenden kalkıp işe gittiğimde benim herzaman söylediğim bir şey vardırya hani;''ilham perilerim beni bir türlü yalnız bırakmıyor'' diye!Bu sabah da öyle oldu galiba,hem çalıştım hem yazdım...Ne işime engel oldum ne de duygularımı kaybettim!Gelene git demek olmaz elbet ben de hoşgeldin dedim ve başladık güzel bir muhabbete ve bu muhabbetin sonunda ortaya çıkanları da sizlerle paylaşmak istedim vermiş olduğum söz gereği...Umarım beğenirsiniz Küçük Yıldız'ın Son Dokunuş'unu.:)

    Engin yürekli kardeşim;sizlerin varlığının kattığı zenginlik olmasa ne işe yararki acemice atan şu kalbim!Ama sizlerin varlığıyla ayrı bir değer kazanıyor...İnsan sevdiklerinin varlığını her zaman hisseder be kardeşim kendisini göremesede!Varlığına sağlık herdaim.

    cay_guzeli;güzel yürekli kardeşim senin bu teşekkürün dahi ne anlatmak istediklerini fazlasıyla haykırıyor bu kardeşine...Bilirim sen dersin ki;''fazla uzun yazamıyorum'' diye,yazmana da gerek yok zaten,senin bir teşekkürün ve gülen yüzün yeterlidir benim için.
#15.04.2013 20:50 0 0 0
  • harika şiir olmuş değerli arkadaşım müzikle uyumlu harika ötesi bir sunum kalemine kuvvet emeklerine sağlık.tşkler
#15.04.2013 21:47 0 0 0


  • noimage


    Kuşların etrafı şenlendiren cıvıltılarıyla açtı gözlerini.Yatağından çıkmak istemiyordu,zaten çıksada yapacak birşeyi yoktu!Çünkü akşam biraz yaramazlık yapmış ve annesi tarafından bir gün boyunca odasından dışarı çıkmamak üzere cezalandırılmıştı.Ama o hiç yerinde duramazdıki!Cıvıl cıvıldı bahar gibi,kara kuru bir kız idi,o Yıldız idi paylayınca etrafına ışık saçan...
    Bu küçücük odada nasıl günü bitirecekti,nasıl akşam edecekti hiç bilmiyordu...O bunları düşünürken,her açılışında gıcırdayan kapının sesiyle annesinin sesinin ağır bir kavgaya tutuşmuş gibi birbirlerine üstünlük taslarcasına çatışmasının şahitliğinde dikti gözlerini bu ağır cezayı kendisine reva gören annesine!Ona kahvaltısını getirmişti;bir bardak süt ve yanında bir yumurta ile biraz da Esmer'in sütünden yapılma peynir.

    Esmer,küçük Yıldız'ın kara keçisinin ismi idi.Onunla sürekli kavga eder ama yine de birbirlerini çok severlerdi...Onu elleriyle besler,canı çok sıkıldığında birlikte kovalamaca oynarlardı.Bir tane küçük kuzusu olmuştu Esmer'in ve o kadar tatlıydı ki küçük kuzu doğalı Esmer'in papucu dama atılmıştı.Aslında Esmer bu duruma biraz bozuktu ama dili yokki hayvancağızın Yıldız'a bağırıp çağırsın sitemini dile getirsin!
    Neyse,kaldığımız yerden devam edelim:
    Annesi kahvaltı tepsisini Yıldız'ın küçük masasının üzerine bırakırken;
    -''Bunların hepsi bitecek,birazdan gelip bakacağım'' diyerek odadan yine gıcık kapıyla kavga ederek dışarı çıktı.
    Yıldız'ın gözleri dolu dolu olmuştu.Çünkü ne Yıldız'a ''Günaydın'' demişti ne de sarılıp koklayarak onu öpmüştü!
    Küçük Yıldız yatağından kalktı,kapının hışmından korkarcasına çok yavaş,onu okşarcasına ve ne olur kızma
    diye yalvarırcasına kapıyı açtı.Lânet olası kapı yine yapmıştı yapacağını;gıcırtısıyla bütün evi inleteceğini bilerek Yıldız'a bağırıp çağırmıştı ve daha beteri annesi onun dışarı çıktığını anlamış,avazı çıktığı kadar sesini yükselterek;''sen cezalısın,nereye gidiyorsun'' diye bağırıp duruyordu...

    Oysa Yıldız'ın tek isteği yüzünü yıkamaktı.
    -''Anne,yüzümü yıkayacağım'' diye seslendi korkak ve titrek bir ses tonuyla.
    Odasına döndüğünde hiç istemeyerek kahvaltısını yaptı ve yatağının üzerine kendisini sert bir şekilde bıraktı,biraz canı yanmıştı ama akşam yaptığı hereketin ağır cezası kadar değildi çektiği acı;bugünü nasıl akşam edecekti!
    Yıldız hiç nefes almıyordu.Sanki annesinden aldığı ceza yetmiyorcasına bir ceza da kendisi veriyordu bu yaramaz çocuğa...
    Soluk soluğa nefes almaya başladı ama tıkandı ve hemen pencereye koştu.Perdeyi açtı,derin derin nefes almaya çalışırken gördüğü şey karşısında gözlerine inanamıyordu;camın önüne küçük bir Kelebek konmuştu.Öyle rengârenk kanatları ve kocaman gözleri vardı ki Yıldız nefes almayı yine unutmuştu!
    Sadece ''vvaavv' diyebildi...Onu daha yakından görebilmek için camı açtığında küçük Kelebek uçup gitti.
    Yıldız bu duruma çok üzülmüştü,onu korkutmuştu.Oysa onun tek isteği bu güzelliği daha yakından görebilmekti!
    Akşama kadar pencerenin önünden ayrılmadı hatta küçük Kelebek gelecek de kendisinden yine korkacak diye camı dahi açmadı!Bir ara odaya annesi gelmiş ve içerinin biraz havalanması için camı açmış fakat küçük Yıldız büyük bir korku içindeymiş gibi bağırarak camı hemen kapatmıştı.Annesi bu duruma anlam verememişti,Yıldız'ın şımarıklığıyla da uğraşacak zamanı yoktu!
    Akşam olmuştu.Güneş yerini karanlığa teslim etmek için ufukta ağır ağır kaybolurken Yıldız'ın da Kelebek aşkı iyice büyümüş ama o bir türlü geri gelmemişti!''Sende mi beni cezalandırıyorsun'' dedi hafif bir sele ama kendi yaptığı hataya duyduğu öfkeyle...
    Annesi aşağıdan Yıldız'a seslendi;
    -Cezanı affediyorum,gel hadi aşağı.''Hıh hiç affetmeseydin'' dedi mırıldanarak.

    Oysa bugün onun dışarı çıkmasına müsaade etseydi o küçük Kelebeği belki bulabilirdi!
    Aklından bunu geçirirken kapıya büyük bir öfkeyle baktı.Anlaşılan bu akşamki son kavgası onunla olacaktı!Kapıyı öyle bir açtı ki daha o küçücük eli kapının kolunu kavradığında başına gelecekleri anlayan gıcık kapı o anda pes etmişti.Bu defa hiç gıcırdamadı.Yıldız bu duruma daha çok öfkelenmişti ve kapıyı olabildiğince kin dolu bir halde sertçe çarptı annesinin azarını hiç düşünmeden!

    ...

    Baçede oturmuş Esmer'in yavrusunu seviyordu.Ne olduysa işte o zaman oldu;
    Küçük Kelebek yine gelmişti.Hatta tam da Yıldız'ın oturduğu kütüğün diğer ucuna konmuştu.Yıldız'ın kalbi öyle bir atmaya başlamıştıki sanki heyecandan bayılacak gibiydi.Onu ilk gördüğünden beri üç gün geçmişti ve bir daha gelmeyeceğini düşünüyordu!Onu yine korkutmak istemiyordu ama ona dokunmak,onu sevmek için de büyük bir istek duyuyordu.Kelebek birden havalandı ama sanki Yıldız'a bakıyordu o kocaman gözleriyle...Onu çağırıyordu peşinden,''gel oynayalım'' diye.

    Yıldız,oturduğu ağaç parçasının üzerinden fırladığı gibi küçük Kelebeğin peşine düştü.O kadar hızlı uçuyordu ki onu yakalamak imkânsızdı sanki!İyice yorulmuştu ve artık pes ediyordu.
    Dizlerinin üzerine yere çöktü,küçük Kelebeğin ondan uzaklaşmasını üzüntü içinde izledi.Kendisini geniz yakan kokusuna rağmen çimenlerin üzerine bırakıverdi.Gözlerinden dökülen istediğini elde edememenin verdiği acının yaşlarıyla biraz öylece yattı.
    Yüzünü okşayan hafif bir rüzgâr esintisiyle gözlerini yeniden açtı.Bu kadarı da olamaz diye düşündü!Çünkü küçük Kelebek başının üstünde uçuyordu.Birden Yıldız'ın yanuna konuverdi.Elini uzatsa onu yakalayacaktı!
    Küçük Kelebek birkaç kanat çırpıştan sonra durdu ve sanki ''hadi sev beni,işte yanındayım al beni'' dercesine hareketsiz duruyordu.
    Elini kaldırmasıyla küçük Kelebeğin üzerine indirmesi bir oldu Yıldız'ın.Ama elini açmaya korkuyordu!Ya Kelebek uçup giderse,ya bir daha geri dönmezse!Odasına girinceye kadar elini hiç açmadı.Odasına girer girmez hemen camı kapatıp perdeyi çekti.Artık küçük Kelebek hiçbir yere gidemezdi!

    Biyik bir heyecan içinde elini yavaş yavaş açtı.Ama gördükletri karşısında hayatı boyunca unutamayacağı bir yara aldı.
    Küçük Kelebek hiç hareket etmiyor,o güzel kanatlarını çırpmıyordu.Üstelik eskisi kadar da güzel görünmüyordu hatta avuçlarının içi Kelebeğin kanatlarının rengini almış ve başka bir Kelebek ama uçmayan bir Kelebek oluvermişti!
    Küçük Kelebeğin ona baktığını gördü.Yıldız ağlıyordu;
    -''Hadi uçsana,bak seni bıraktım,bak şimdi de camı açıyorum,hadi uçup gitsene'' diye adeta Kelebeğe yalvarıyordu!

    Yıldız işte o zaman anlamıştı;''KELEBEĞE DOKUNMAK DEMEK ONUN CANINI ALMAK DEMEKTİ.''Onun için de hiçbir canlıya yanaşamadı ve dokunamadı.

    Aradan uzun uzun yıllar geçti fakat Yıldız o Kelebekten hiç geçemedi.Yıldız'ın kalbinde öyle bir yara açmıştıki bu Kelebek sanki neye dokunsa canını alacakmış gibi hissediyordu!Ona yaklaşan her canlı birşeylerini feda edecekti!Oysa sevgi feda etmek değilmidir birşeylerimizi?

    noimage

    Kelebeklere dokunmak onların ölümü demektir evet ama dokunmadan da sevilmezki!
    Aslında her seven ve sevilen birer kelebektir.Sonu ölüm olsada uçmak gerekir.

    M.K.(OPARETÖR)

    [main-arkaplan-muzik]483[/main-arkaplan-muzik]
#15.04.2013 22:38 0 0 0
  • Değerli yorumun için ben teşekkür ederim Güven kardeşim.Arananlar listesinden ne zaman kurtulacaksın! :)
#15.04.2013 22:39 0 0 0
  • eğer öleceğini biliyosa uzaktan sevmeli insan dokunmadan,bakmaya bile kıyamıyarak uzaktan seyretmeli korkutup kaçırmadan..yoksa 1kez dokunup kendini mutlu etme adına öldürcekse o sevgi diil zaten egoistlik sevgisizlik.
    üstadım yine harikalar yaratmışsınız, emeğinize yüreğinize sağlık.. kaleminiz hiç kırılmasınn
#15.04.2013 23:09 0 0 0

  • Müzik şahane diye başlamak istiyorum.... VE hikayenin anafikri harika........!!!!!!!



    Kelebeklere dokunmak onların ölümü demektir evet ama dokunmadan da sevilmezki!
    Aslında her seven ve sevilen birer kelebektir.Sonu ölüm olsada uçmak gerekir..........



    AŞK ı bulduğunda yaşamak ve yaşatmak sonunda ölüm gibi bir acı bile olsa DEGER diyorum.......!!!!!!!!


    İlham perinize ve yüreğinize bitmeyen bir enerji diliyorum ........abimmmmmmmm........
#15.04.2013 23:41 0 0 0
  • Yazilariniz cok güzel,yüreginize saglik.
#16.04.2013 22:11 0 0 0
  • @oparetör adlı üyeden alıntı:


    noimage


    Kuşların etrafı şenlendiren cıvıltılarıyla açtı gözlerini.Yatağından çıkmak istemiyordu,zaten çıksada yapacak birşeyi yoktu!Çünkü akşam biraz yaramazlık yapmış ve annesi tarafından bir gün boyunca odasından dışarı çıkmamak üzere cezalandırılmıştı.Ama o hiç yerinde duramazdıki!Cıvıl cıvıldı bahar gibi,kara kuru bir kız idi,o Yıldız idi paylayınca etrafına ışık saçan...
    Bu küçücük odada nasıl günü bitirecekti,nasıl akşam edecekti hiç bilmiyordu...O bunları düşünürken,her açılışında gıcırdayan kapının sesiyle annesinin sesinin ağır bir kavgaya tutuşmuş gibi birbirlerine üstünlük taslarcasına çatışmasının şahitliğinde dikti gözlerini bu ağır cezayı kendisine reva gören annesine!Ona kahvaltısını getirmişti;bir bardak süt ve yanında bir yumurta ile biraz da Esmer'in sütünden yapılma peynir.

    Esmer,küçük Yıldız'ın kara keçisinin ismi idi.Onunla sürekli kavga eder ama yine de birbirlerini çok severlerdi...Onu elleriyle besler,canı çok sıkıldığında birlikte kovalamaca oynarlardı.Bir tane küçük kuzusu olmuştu Esmer'in ve o kadar tatlıydı ki küçük kuzu doğalı Esmer'in papucu dama atılmıştı.Aslında Esmer bu duruma biraz bozuktu ama dili yokki hayvancağızın Yıldız'a bağırıp çağırsın sitemini dile getirsin!
    Neyse,kaldığımız yerden devam edelim:
    Annesi kahvaltı tepsisini Yıldız'ın küçük masasının üzerine bırakırken;
    -''Bunların hepsi bitecek,birazdan gelip bakacağım'' diyerek odadan yine gıcık kapıyla kavga ederek dışarı çıktı.
    Yıldız'ın gözleri dolu dolu olmuştu.Çünkü ne Yıldız'a ''Günaydın'' demişti ne de sarılıp koklayarak onu öpmüştü!
    Küçük Yıldız yatağından kalktı,kapının hışmından korkarcasına çok yavaş,onu okşarcasına ve ne olur kızma
    diye yalvarırcasına kapıyı açtı.Lânet olası kapı yine yapmıştı yapacağını;gıcırtısıyla bütün evi inleteceğini bilerek Yıldız'a bağırıp çağırmıştı ve daha beteri annesi onun dışarı çıktığını anlamış,avazı çıktığı kadar sesini yükselterek;''sen cezalısın,nereye gidiyorsun'' diye bağırıp duruyordu...

    Oysa Yıldız'ın tek isteği yüzünü yıkamaktı.
    -''Anne,yüzümü yıkayacağım'' diye seslendi korkak ve titrek bir ses tonuyla.
    Odasına döndüğünde hiç istemeyerek kahvaltısını yaptı ve yatağının üzerine kendisini sert bir şekilde bıraktı,biraz canı yanmıştı ama akşam yaptığı hereketin ağır cezası kadar değildi çektiği acı;bugünü nasıl akşam edecekti!
    Yıldız hiç nefes almıyordu.Sanki annesinden aldığı ceza yetmiyorcasına bir ceza da kendisi veriyordu bu yaramaz çocuğa...
    Soluk soluğa nefes almaya başladı ama tıkandı ve hemen pencereye koştu.Perdeyi açtı,derin derin nefes almaya çalışırken gördüğü şey karşısında gözlerine inanamıyordu;camın önüne küçük bir Kelebek konmuştu.Öyle rengârenk kanatları ve kocaman gözleri vardı ki Yıldız nefes almayı yine unutmuştu!
    Sadece ''vvaavv' diyebildi...Onu daha yakından görebilmek için camı açtığında küçük Kelebek uçup gitti.
    Yıldız bu duruma çok üzülmüştü,onu korkutmuştu.Oysa onun tek isteği bu güzelliği daha yakından görebilmekti!
    Akşama kadar pencerenin önünden ayrılmadı hatta küçük Kelebek gelecek de kendisinden yine korkacak diye camı dahi açmadı!Bir ara odaya annesi gelmiş ve içerinin biraz havalanması için camı açmış fakat küçük Yıldız büyük bir korku içindeymiş gibi bağırarak camı hemen kapatmıştı.Annesi bu duruma anlam verememişti,Yıldız'ın şımarıklığıyla da uğraşacak zamanı yoktu!
    Akşam olmuştu.Güneş yerini karanlığa teslim etmek için ufukta ağır ağır kaybolurken Yıldız'ın da Kelebek aşkı iyice büyümüş ama o bir türlü geri gelmemişti!''Sende mi beni cezalandırıyorsun'' dedi hafif bir sele ama kendi yaptığı hataya duyduğu öfkeyle...
    Annesi aşağıdan Yıldız'a seslendi;
    -Cezanı affediyorum,gel hadi aşağı.''Hıh hiç affetmeseydin'' dedi mırıldanarak.

    Oysa bugün onun dışarı çıkmasına müsaade etseydi o küçük Kelebeği belki bulabilirdi!
    Aklından bunu geçirirken kapıya büyük bir öfkeyle baktı.Anlaşılan bu akşamki son kavgası onunla olacaktı!Kapıyı öyle bir açtı ki daha o küçücük eli kapının kolunu kavradığında başına gelecekleri anlayan gıcık kapı o anda pes etmişti.Bu defa hiç gıcırdamadı.Yıldız bu duruma daha çok öfkelenmişti ve kapıyı olabildiğince kin dolu bir halde sertçe çarptı annesinin azarını hiç düşünmeden!

    ...

    Baçede oturmuş Esmer'in yavrusunu seviyordu.Ne olduysa işte o zaman oldu;
    Küçük Kelebek yine gelmişti.Hatta tam da Yıldız'ın oturduğu kütüğün diğer ucuna konmuştu.Yıldız'ın kalbi öyle bir atmaya başlamıştıki sanki heyecandan bayılacak gibiydi.Onu ilk gördüğünden beri üç gün geçmişti ve bir daha gelmeyeceğini düşünüyordu!Onu yine korkutmak istemiyordu ama ona dokunmak,onu sevmek için de büyük bir istek duyuyordu.Kelebek birden havalandı ama sanki Yıldız'a bakıyordu o kocaman gözleriyle...Onu çağırıyordu peşinden,''gel oynayalım'' diye.

    Yıldız,oturduğu ağaç parçasının üzerinden fırladığı gibi küçük Kelebeğin peşine düştü.O kadar hızlı uçuyordu ki onu yakalamak imkânsızdı sanki!İyice yorulmuştu ve artık pes ediyordu.
    Dizlerinin üzerine yere çöktü,küçük Kelebeğin ondan uzaklaşmasını üzüntü içinde izledi.Kendisini geniz yakan kokusuna rağmen çimenlerin üzerine bırakıverdi.Gözlerinden dökülen istediğini elde edememenin verdiği acının yaşlarıyla biraz öylece yattı.
    Yüzünü okşayan hafif bir rüzgâr esintisiyle gözlerini yeniden açtı.Bu kadarı da olamaz diye düşündü!Çünkü küçük Kelebek başının üstünde uçuyordu.Birden Yıldız'ın yanuna konuverdi.Elini uzatsa onu yakalayacaktı!
    Küçük Kelebek birkaç kanat çırpıştan sonra durdu ve sanki ''hadi sev beni,işte yanındayım al beni'' dercesine hareketsiz duruyordu.
    Elini kaldırmasıyla küçük Kelebeğin üzerine indirmesi bir oldu Yıldız'ın.Ama elini açmaya korkuyordu!Ya Kelebek uçup giderse,ya bir daha geri dönmezse!Odasına girinceye kadar elini hiç açmadı.Odasına girer girmez hemen camı kapatıp perdeyi çekti.Artık küçük Kelebek hiçbir yere gidemezdi!

    Biyik bir heyecan içinde elini yavaş yavaş açtı.Ama gördükletri karşısında hayatı boyunca unutamayacağı bir yara aldı.
    Küçük Kelebek hiç hareket etmiyor,o güzel kanatlarını çırpmıyordu.Üstelik eskisi kadar da güzel görünmüyordu hatta avuçlarının içi Kelebeğin kanatlarının rengini almış ve başka bir Kelebek ama uçmayan bir Kelebek oluvermişti!
    Küçük Kelebeğin ona baktığını gördü.Yıldız ağlıyordu;
    -''Hadi uçsana,bak seni bıraktım,bak şimdi de camı açıyorum,hadi uçup gitsene'' diye adeta Kelebeğe yalvarıyordu!

    Yıldız işte o zaman anlamıştı;''KELEBEĞE DOKUNMAK DEMEK ONUN CANINI ALMAK DEMEKTİ.''Onun için de hiçbir canlıya yanaşamadı ve dokunamadı.

    Aradan uzun uzun yıllar geçti fakat Yıldız o Kelebekten hiç geçemedi.Yıldız'ın kalbinde öyle bir yara açmıştıki bu Kelebek sanki neye dokunsa canını alacakmış gibi hissediyordu!Ona yaklaşan her canlı birşeylerini feda edecekti!Oysa sevgi feda etmek değilmidir birşeylerimizi?

    noimage

    Kelebeklere dokunmak onların ölümü demektir evet ama dokunmadan da sevilmezki!
    Aslında her seven ve sevilen birer kelebektir.Sonu ölüm olsada uçmak gerekir.

    M.K.(OPARETÖR)

    [main-arkaplan-muzik]483[/main-arkaplan-muzik]
    Orijinali Göster...

    Kelebeklere dokunmak onların ölümü demektir evet ama dokunmadan da sevilmezki!
    Aslında her seven ve sevilen birer kelebektir.Sonu ölüm olsada uçmak gerekir.



    Yüregin var olsun abim!
    o kadar güzel yazmışsın ki insan sanki o aleme düşüyor... ve o küçük kızın yerinde kendini hissediyor....
    sabah-sabah aglatdın beni
#17.04.2013 06:02 0 0 0
  • TeLma;evet belki de haklısın!insan dokunmadan,ürkütmeden,korkutmadan uzaktan sevmeli!Eğer onun elinden uçup gideceğini biliyorsa,eğer sevginin onu yokedeceğini biliyorsa insan uzaktan sevmeli evet haklısın...Ama sevmenin uzağı olmuyorki be arkadaş!Sen istediğin kadar uzaktan sev,eğer sevda kor olup yüreğe düşmüşse o sana öyle bir yaklaşıyor ki isterse dünyanın diğer ucunda olsun aldığı nefes,yüreğine kurduğu taht ile sen kral oluyorsun sevilen ise tac...Hadi gel de uzaktan sev sevebiliyorsan!
    Bana üstad demesen olmaz mı?Sakın yanlış anlamayın ama bu büyük onur içeren kelimeyi hakettiğimi düşünmüyorum!Yorum yazan elleriniz mutluluğu yakalasın ve o güzel kalbinize hediye etsin.

    Birsumm;beğenen ve değer veren o güzel kalbine sağlık.Sakın ilham perime bitmeyen enerji dileme çünkü bazen beni çok yoruyor!Naz yapmıyor,kendini beğenmişlik de etmiyor ama kimi zaman öyle bir zamanda geliyor ki elimi belada koymaktan korkuyorum!:)
    Varlığına sağlık Birsummmm.

    Cherry saygıdeğer arkadaşım;yorum yazan ellerinize,beğenen yüreğinize sağlık.Sağolasınız değerli yorumunuz için.

    Ceylan'ım;sen ağlama,sakın ağlama,hep gülsün o güzel yüzün.Sabahları görünüp akşamları kayboluyorsun!Bilsen nasıl da özledim sizlerle yürek atışmasını...Yorum yazan ellerine,duygu dolu o güzel yüreğine sağlık Ceylan kardeşimmmm.
#17.04.2013 21:42 0 0 0
  • Kıymetli Kardeşim;

    Bu şiiri kim için yazdığını tahmin edemedim dersem yalan olur.
    Çünkü biliyorum kim için yazıldığını, inşallah okur.
    “Kelebek” hikâyesine gelince:
    İncitmemek, üzmemek için uzaktan sevmek belki en iyisidir…
    Yüreğine binlerce öpücükler Sevgili Kardeşim.
    Olağanüstü güzellikte bir sunum, tebrikler ve can-ı gönülden teşekkürler…


    noimage
#20.04.2013 22:10 0 0 0
  • Sağol Ablamm,yorum yazan ellerine sağlık.:)
#20.04.2013 23:12 0 0 0