Gecenin ayazında üşürsün,
Soğuktan buz tutar ellerin de ;
Yine de balkonda parlayan yıldızlara bakmaktan
Ay'ı beklemekten alıkoyamazsın kendini.
Ay'ı bütün ihtişamıyla görünce ısınırsın,
Yanarsın içten içe
İçini yakan Ay değildir aslında,
Ay'ı görünce anımsadıkların ,onlara duyduğun özlem
Delicesine bir hasrettir kavuran..
Yaz olur , kavrulursun sıcaktan
Serinlemek istersin ama
İçindeki hasret tıpkı bir ateş gibi yanıp tutuşturur seni..
Kimi zaman mevsimleri zamanında yaşayamazsın
Kışın yanarsın, yazın üşürsün..
Yaz mevsimindeyiz ama
Yokluğun öyle soğukmuş ki
Üşüyorum...
Her şey dozunda olmalı, üzüntü de mutlulukta..Bir anda başlıyor tüm hastalıklar ansızın kapını çalıveriyor..
Yeni bir ramazana eriştiğim için çok mutluyum ama tansiyonum çıktığı bu ramazanı hasta olarak geçirdiğim için bir yandan da buruğum
İnsanoğlu can taşıyor işte
Bugün varız yarın yokuz..
Bir dahaki ramazana erişmek nasip olmaz belki de
Bizler giderken bu hayattan
Geriye kalan tek şey anılar olur
Geç olmadan bilmeliyiz
Sağlığımızın ve sevdiklerimizin kıymetini...
Uzunca zamandır kendimle baş başa kalmadığımı fark ettim
Anılarımı anımsadım
İnsan anılarını anımsayınca yüzünde gülücük olmaz mı
Bende gözyaşı vardı yürekten gelen
Anılardan arta kalan Koca bir hüzün vardı ..
Sevdiklerini incitmeye kıyamaz insan
canı olursun, kanı olursun
Korkar kırılmasından incinmesinden
Saçının teline zarar gelse kahrolur,
Sen bir kere acı çekerken o günlerce yanar..
Gün gelir, mesafeler artar
zaman insanı değiştirir
Umursamaz , kırıldığını içten içe yandığını görse de sesi çıkmaz
Anlarsın ki muhabbet bitince değer de bitmiştir..
Bazen sadece özlersin. Çocukluğunu, kurduğun hayalleri, eski mutlu günlerini, anılarını özlersin ... Arkadaşlarını, candan öte sevdiğin dostlarını özlersin..Gülümsemeyi , mutlu olmayı , gülümsetmeyi özlersin..Yaşadıklarını ve yaşamak istediklerini özlersin.. Gözlerden gözyaşı akmaz her zaman.. Kimi zaman gözden dökülen yaşlar özlem olur, hasret olur kavurur içten içe .. Sessizce ama derinden özlersin...
Gözlerimi açtığımda mutlu bir sabaha uyanmadım belki ama sakin bir gündü bugün.. Çarşıdan alacağım birkaç kitap vardı, dışarı çıkmıştım. Evin içi sıcaktı ama dışarısı esiyordu. Kitapçıdan alacaklarımı aldım babamla arabaya yönelmiştik ki bir bayan sesi işittik.
- Abla, abla diyordu. üzerime alınmadım öncelikle devam ettim arabaya doğru ses iyice yaklaştı :
-Abla, abla diyordu birisi. Döndüm arkamı tahmini 35- 38'li yaşlarda bir bayandı. Yanımıza yaklaştı ve konuşmaya başladı.
Okulda Arapça görmüştüm aslında ama hem hızlı konuşuyordu hem de şive farkı vardı anlamamıştım.
Şekille ifade etmeye başladı , en son elindeki nüfus cüzdanını gösterdi. anladım ki muhtarlığı arıyordu.
Nüfus cüzdanını elime aldım herşeyi ile Arapçaydı çok incelemedim sordum bayana Arapça Suriyeli misin dedim.
Bayan gülümsedi ve hayır yanıtı verdi .
Tekrar sordum Arapça nerelisin diye, Iraklıyım dedi.
Gülümsedim ülkemize hoşgeldiniz dedim, isminiz nedir dedim şeyma dedi..
Muhtarlığa eşlik ederken biraz lafladık Arapça..Türkçe biliyor musun dedim No Türkçe dedi ..
Sohbetimizden memnun kalmış olacak ki Arapça sorular yöneltmeye başladı, her ne kadar Arapça görsem de arada şive farklı olunca pek anlayamadım söylediklerini gülümsedim sadece.. Ben Arapçayı okulda öğrettikleri kadar biliyorum, sizi anlamıyorum siz beni anlıyor musunuz bilmem ama size yardımcı olmak isterim dedim. Gülümsedi, Türkçe bilmiyordu ama anlayabiliyordu konuşamasa da..Muhtarlığın önüne gelince orda bıraktık onları ..La Türkçe dedi sonra Allah razı olsun dedi..
Onları görünce hüzünlendim, insanın doğup büyüdüğü , yıllarını geçirdiği bir yeri terk etmek dilini hiç bilmediği bir yere gitmesi zorunda kalması ne acı. Tüm Müslüman ülkelerin haline bakınca şükrediyorum halimize, insanın kendi halkına zulmetmesi , evini barkını bırakıp yurdundan kaçırtması ne acı..Evet dilimizi bilmiyordu ama bu onun ayıbı değildi, bu onu vatanından edenlerin ayıbıydı..Evet Türkçe bilmiyordu belki ama en güzel duayı etmişti."Allah razı olsun.." Bundan daha iyi bir dua olabilir miydi ki....
Gözlerimi açtığımda mutlu bir sabaha uyanmadım belki ama sakin bir gündü bugün.. Çarşıdan alacağım birkaç kitap vardı, dışarı çıkmıştım. Evin içi sıcaktı ama dışarısı esiyordu. Kitapçıdan alacaklarımı aldım babamla arabaya yönelmiştik ki bir bayan sesi işittik.
- Abla, abla diyordu. üzerime alınmadım öncelikle devam ettim arabaya doğru ses iyice yaklaştı :
-Abla, abla diyordu birisi. Döndüm arkamı tahmini 35- 38'li yaşlarda bir bayandı. Yanımıza yaklaştı ve konuşmaya başladı.
Okulda Arapça görmüştüm aslında ama hem hızlı konuşuyordu hem de şive farkı vardı anlamamıştım.
Şekille ifade etmeye başladı , en son elindeki nüfus cüzdanını gösterdi. anladım ki muhtarlığı arıyordu.
Nüfus cüzdanını elime aldım herşeyi ile Arapçaydı çok incelemedim sordum bayana Arapça Suriyeli misin dedim.
Bayan gülümsedi ve hayır yanıtı verdi .
Tekrar sordum Arapça nerelisin diye, Iraklıyım dedi.
Gülümsedim ülkemize hoşgeldiniz dedim, isminiz nedir dedim şeyma dedi..
Muhtarlığa eşlik ederken biraz lafladık Arapça..Türkçe biliyor musun dedim No Türkçe dedi ..
Sohbetimizden memnun kalmış olacak ki Arapça sorular yöneltmeye başladı, her ne kadar Arapça görsem de arada şive farklı olunca pek anlayamadım söylediklerini gülümsedim sadece.. Ben Arapçayı okulda öğrettikleri kadar biliyorum, sizi anlamıyorum siz beni anlıyor musunuz bilmem ama size yardımcı olmak isterim dedim. Gülümsedi, Türkçe bilmiyordu ama anlayabiliyordu konuşamasa da..Muhtarlığın önüne gelince orda bıraktık onları ..La Türkçe dedi sonra Allah razı olsun dedi..
Onları görünce hüzünlendim, insanın doğup büyüdüğü , yıllarını geçirdiği bir yeri terk etmek dilini hiç bilmediği bir yere gitmesi zorunda kalması ne acı. Tüm Müslüman ülkelerin haline bakınca şükrediyorum halimize, insanın kendi halkına zulmetmesi , evini barkını bırakıp yurdundan kaçırtması ne acı..Evet dilimizi bilmiyordu ama bu onun ayıbı değildi, bu onu vatanından edenlerin ayıbıydı..Evet Türkçe bilmiyordu belki ama en güzel duayı etmişti."Allah razı olsun.." Bundan daha iyi bir dua olabilir miydi ki....
Gece olunca hüzün kaplar yüreğimi, daralırım nefes alamam
Özlediklerimi düşünürüm, kaybettiklerimi ..
Çıkarım balkonuma ayı, yıldızları seyrederim..
Aynı gökyüzü altında senleymiş gibi, yıldızlardan birisi senmişsin her an gelecekmişsin gibi
Umut ederim belki bir gün..Bir gün gelecek, bitecek bu özlemler dinecek hasretimiz ..
Düşünürüm güzellikleri, eski güzel günlerimi düşünürüm
Anılarım geldikçe aklıma yüreğimdeki hüzün gözlerime yansır,
Özlem olur süzülür yanaklarımdan usulca ..
Silmek isterim gözyaşlarımı , gücün yetmez de ellerini kaldıramazsın ya ..
Suretin belirir önümde, gözyaşlarımı dindirir
Usulca bir adım atarım sana doğru,
Ben yaklaştıkça kaybolursun
Ellerimi uzatırım yetişmeye çalışırım ,
Tam tutacakken ellerini gözden kaybolursun yine
Üzülürüm yetişemedim diye ..
Dua ederim, duamla seslenirim sana ..
Derken bir yıldız kayar gökyüzünden
Gözümdeki yaşlar kurur, gülümserim
Anlarım ki dileğim kabul olmuştur..
İçimde kap kırıklıkları, acı ve hüzün.
Meğer ne çok oturmuş bu hüzün bana..
Yağmur damlalarının toprağı temizlediği gibi
Gözyaşlarımda içimdeki acıları temizleseydi..
Çocuk olsaydım yeniden,
Paramparça olmasaydı kalbim hep gülümseseydim
En çokta mutlu olsaydım...