Atatürk'ün yurt gezilerinde (1935-1938) yılları arasında kullandığı Beyaz Tren'in özgün tek örneği olan vagon; Ankara Garda "Kurtuluş Savaşında Atatürk Konutu ve Demiryolları Müzesi" yanında 1964 yılından günümüze sergilenmektedir. Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğünce 1991 yılında "Atatürk'e ait korunması gerekli kültür varlığı" olarak tescil edilmiştir.
Vagonun teknik özellikleri:
Darası: 46.3 ton
Uzunluğu: 14.8 m.
İmalatçı firma: LHV Linke Hofmann-Werke, Breslau,1935
Atatürk'ün 1935-1938 yılları arasında yaptığı tüm yurt gezilerinde kullandığı bu vagon O'nun son yolculuğunda da yine "ev sahipliği" yapmıştır.
19 Kasım 1938 Cumartesi günü Ata'nın naaşı Dolmabahçe Sarayından alınarak Sarayburnu'nda Yavuz Zırhlısına yerleştirildi. İzmit'te bekleyen "Beyaz Tren"in bu vagonundaki orta masaya törenle konuldu. Saat 20.23 idi. Naaşın çevresinde altı meşale yakılmıştı ve altı subayda kılıçlarıyla saygı duruşuna geçerek nöbete başlamışlardı. Tümen bandosu matem marşına geçtiğinde de saat 20.32'de tren garda toplananların gözyaşları arasında Ankara'ya doğru harekete geçmişti.
Tren Ankara'ya 20 Kasım 1938 Pazar günü saat 10.04'de vardı. İstasyonda İnönü, milletvekilleri, asker, polis, memur, öğrenciler ve halk beklemekteydi. Ata'nın tabutu 10.26'da vagonun penceresinden alınarak Kurtuluş Savaşını yönettiği ünlü "Direksiyon Binası"nın önünde bekleyen top arabasına yerleştirilerek kurduğu kurtardığı ulusuna vedasını, son yolculuğunu da "Beyaz Tren"le yapmış oldu.
@cihanasran adlı üyeden alıntı: ELLERİNİZE SAĞLIK. BİRDE ATATÜRKÜN VATANDAŞI DİNLEDİĞİ RESİMLERİ KOYSANIZ TAMAM OLACAKTI O RESMİ BULAN VARSA BURAYA EKLİYEBİLİRMİ Orijinali Göster...
ÖnCeki SayfaLara BakarSan Bu Tarz ReSimLeri GörürSün Arkada$ım, Ben Sana SadeCe Gördüqüm 5 TaneSini GöSteriyim...
İtalyanlar uzun süredir elde etmek istedikleri Trablusgarp'a (Bugünkü Libya) 1911 yılında saldırmışlardı. Osmanlı Ordusu Anavatanı'ndan uzakta çarpışıyordu. Bu sıralarda bir grup subay da savaşa katılmak için Bingazi şehrine gidiyordu. Bunların arasında Mustafa Kemal de bulunuyordu.
Yolda bir bedeviye rastladılar. Bu adam el falından çok iyi anladığını söyleyerek genç subayların fallarına bakmayı teklif etti. Hepsi avuçlarını gösterdiler. Talihlerini öğrenmek istediler. Sıra Mustafa Kemal'e gelmişti. Önce elini uzatmak istemedi. Arkadaşlarının ısrarı üzerine O da elini bedeviye uzattı.
Sarışın subayın elini sert avuçlarına alan bedevi, bu elin çizgilerine bakar bakmaz, yerinden ayağa fırladı ve büyük bir heyecanla haykırmaya başladı:
"Sen padişah olacaksın... Padişah olacak ve 15 yıl hüküm süreceksin..."
Gülüştüler ve yollarına devam ettiler...
Yıl: 1911'di...
Aradan yıllar geçti. 12 yıl sonra Atatürk, genç Türkiye Devleti'nin Cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyetin 14. yılının sonlarına yaklaşıldığında hastalığı iyice ilerlemişti. Karaciğerinin şiştiğini görenler: "İçme paşam" dedikleri zaman, O, Bingazi yollarındaki el falına bakan bedeviyi hatırlatarak güldü: "Arap vaktiyle söylemişti... Bizim padişahlık nasıl olsa
15 yıl sürecektir. Hesapça bu son senemizdir."
Yıl: 1938'di...
Daha sonra yanında bulunan Fuat Bulca'ya eğilip fısıldar: "Bingazi'deki falcıyı hatırladın mı. Bana 15 yıl hükümdarlık yapacaksın demişti... İşte 15 yıl Fuat... Vadem doldu..."
Atatürk'ün sağlık durumunun endişe verici boyutlarda olduğunu bilen Fuat Bulca yutkunup, endişeyle O'nun yüzüne bakar: "Siz hani falcılara inanmazdınız Paşam?"der. Atatürk bunun üzerine Fuat Bulca'nın koluna dokunup, aynı odada bulunan Hasan Rıza ve Cevad Abbas'ı göstererek; yavaş bir ses tonuyla şunları söyler: "Bu sırrı sakın onlarla paylaşma... Aramızda kalsın..."
20. Yüzyıl Tarihi Atatürk'ün Gizemi Dinler Tarihi Efes (Ephesos) Frigya Uygarlığı Genel İlginç olaylar İlginç Yaşam Öyküleri Medeniyetler Tarihi Osmanlı Tarihi Suikastler Tarihi Tarihe Geçen Kadınlar Tarihi Eserler Tarihi Gizemler Tarihteki İlginç Olaylar Türkiye Tarihi Ülkeler Tarihi İletişim Anasayfa