1sidelya

1sidelya

Üye
18.05.2009
Binbaşı
39.617
Hakkında

  • noimage
    İsveçli Prof. Kjell Hansen Mild, o çok merak edilen soruya kendi araştırması sonrası cevap buldu: Cep telefonları çok tehlikeli, beyinde tümöre ve kansere sebep oluyor.

    İsveç'teki Umea Üniversitesi'nde çalışan Prof. Kjell Hansen Mild, cep telefonlarının beyinde tümöre neden olduğunu ve kansere yol açtığını ileri sürdü.

    İsveç'in yüksek tirajlı gazetelerinden Aftonbladet'te yer alan habere göre, Umea Üniversitesi profesörlerinden Mild, araştırmalarının cep telefonu kullanımının kansere yol açtığını ortaya koyduğunu söyledi.

    Cep telefonlarının çok tehlikeli olduğunu, beyinde tümöre ve kansere sebep olduğunu iddia eden Mild, mecbur kalmadıkça cep telefonu kullanılmaması uyarısında bulundu. Mild, cep telefonu satıcılarında riskin çok yüksek olduğunu belirtti.

    Prof. Mild, 10 yıl içinde devamlı cep telefonu kullananların beyin kanserine yakalanma oranlarının, cep telefonu kullanmayanlara oranla 2 kat arttığını öne sürdü. Cep telefonlarında radyasyon oranlarının düşürülmesi gerektiğini vurgulayan Mild, vatandaşlara hiçbir zararı olmayan ev ve büro telefonlarının kullanılmalarını tavsiye etti.
#20.05.2009 21:14 0 0 0
  • noimage
    Kalp hastalıkları ve kalbe bağlı ölüm oranları çok yüksek. Sıcaklar arttı kalp sorunları da başladı. Memorial Hastanesi Kalp Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, kalp hastası olmamak için 10 öneride bulundu.

    Kalp hastası olmamak için:
    1- Diyet - sağlıklı beslenmeye çocuk yaşlarda başlanacağını unutmayın.
    2- Boy - kilo oranına çok dikkat edin.
    3- Kadınlar, menopozunuzu mutlaka geciktirin.
    4- Fizik aktivitenizi arttırın, tembellik ve aşırı stresten uzak durun.
    5- İş ve meslek konusunda hiçbir zaman beceri ve olanaklarınızı zorlamayın.
    6- 20 yaşından sonra hiç olmazsa bir kez; kan yağları (kolesterol, trigliserid, HDL, LDL), Lp(a), homosistein ve HSCRP kontrolü yaptırın.
    7- Aile hikayenizde erken kalp hastalığı varsa, diyabet, yüksek tansiyon hastası iseniz 30, değilseniz 40 yaşından sonra her yıl kan yağları (kolesterol, trigliserid, HDL, LDL), Lp(a), homosistein kontrolü ve efor testi yaptırın.
    8- Kendinizle, yaşamla, ailenizle, eşinizle, dostlarınızla barışık olun, A tipi (çabuk karar veren, hırslı, kavgacı, acele hareket eden) kişiliğiniz varsa yavaşlayın.
    9- SİGARA İÇMEYİN.
    10- Hastalığınızı, aileniz veya çevrenizle ilgili sorunlarınızı bir Liyezon Psikiyatri uzmanı ile görüşün. (Liyezon psikiyatrisi, tıbbi hastalığı olanlara psikiyatrik tıp hizmeti ve psikososyal destek sunan psikiyatri üst disiplinidir. sağlığın fiziksel, ruhsal boyutlarıyla ayrılmaz bir bütün olduğu ve birbirini etkilediği anlayışına dayanır. Tıbbi tedavi ve bakım ile ruhsal tedavi ve bakımı birlikte sunmayı amaçlar.)

    Kalp hastası olanlar için:
    1- SİGARA İÇMEYİN, sigara içilen ortamda bile bulunmayın.
    2- Düzenli olarak bir kardiyologun kontrolüne girin.
    3- Tedaviniz ilaç, balon veya ameliyat olabilir, hepsinin olumlu, olumsuz yanlarını, uzun dönem sonuçlarını doktorunuzla tartışın.
    4- Abartılmış fizik aktivitelerden kaçının ve bir bir kardiyak rehabilitasyon uzmanının hazırladığı bir programa başlayın.
    5- Cinsellik konusunda sevgilinizi değil eşinizi, otel odasını değil evinizi tercih edin.
    6- Devamlı kullanmanız gereken ilaçlarınızı ihmal etmeyin, özellikle yüksek tansiyon ilaçlarınızın yedeğini bulundurun.
    7- Kan yağlarınızı 3 ayda bir kontrol ettirerek tahlil raporunda yazan normal sınırın altında tutun.
    8-Kan yağlarınızı kontrol için diyetin yetmediği durumlarda sürekli ilaç kullanın.
    9- Aile ve sosyal yaşamınızı bir kez daha gözden geçirip hayatınızdaki olumsuzlukları en aza indirin.
    10- Hastalığınız için ailenizi ve çevrenizi suçlamayın, sorunlarınız için bir Liyezon Psikiyatri uzmanından yardım alın.

    Kalp hastası, olan aileler için:

    Hiçbir zaman onu hasta olduğu için suçlamayın.

    Tetkik ve tedavinin her aşamasında onu destekleyin, teşvik edin.

    Hastalığın oluşmasında kendinizi de hatalı buluyorsanız, bunu abartılı şekilde telafi etme telaşına girmeyin. Onun hastalığını siz hep aklınızda tutun, fakat ona unutturmaya çalışın.

    Hasta olan babanız, anneniz veya kardeşiniz mutlaka kan yağları (kolesterol, trigliserid, HDL, LDL), Lp(a), homosistein ve HS- CRP kontrolü yaptırınız ve efor testi yaptırın.

    Cinsel konularda olabilecek yetersizlik veya isteksizliklerde anlayışlı davranın.

    Diyetinde bir aile programı olması gerektiğini aklınızda tutun.

    Eşinizin ilaçlarını ve kontrol günlerini yakından takip etmenizin ona yaşama sarılma ve güven duygusu vereceğini unutmayınız.

    Bu hastalığın ekip çalışmasıyla, yani eş, çocuk, kardeş, yakın arkadaşla daha kolay yenileceğine inanın.

    Hastanıza yardımcı olabilmek için sizde SİGARA İÇMEYİN.

    Hastanızla iyi bir iletişim kuramıyorsanız bir Liyezon Psikiyatri uzmanından yardım isteyin.
#20.05.2009 21:03 0 0 0
  • Suya düşen cep telefonları ilginç yöntemlerle kurtarılabiliyor.
    noimage
    A.A muhabirinin internetten derlediği bilgilere göre, ıslanan telefonların içindeki su, havayla çok fazla temas etmeden hızlı bir şekilde temizlenebilirse cihazın yeniden çalışması mümkün olabiliyor.

    CİHAZLA PİL AYRILMALI

    Üretici firmaların, garanti kapsamına almadığı ıslanma durumlarında kullanıcının ilk olarak, cihaz fişe takılıysa kısa devre yapmaması için fişi çıkarması değilse aynı riskten dolayı cihazla pilin birbirinden ayırması ardından da SIM kartı çıkartması gerekiyor. Bir çok durumda cihaz ıslansa bile SIM kartlar çalışmaya devam ediyor.


    Cihazın pili ve SIM kartı çıkarıldıktan sonra kuru bir bezle hızlı şekilde kurulanması gerekiyor. Cihaz içerisindeki nemin doğal bir şekilde buharlaşması durumunda telefonun "kurtulma" ihtimali daha fazla bulunuyor.


    ELEKTRİK SÜPÜRGESİ ÇEKİN

    Cep telefonunun içerisindeki nemi buharlaştırmanın en iyi yolu, bir elektrik süpürgesi ile içine, ortamdaki havanın üflenmesi ya da çekiş özelliği olan bir elektrik süpürgesi ile içerideki havanın dışarı çıkarılması. Ancak saç kurutma makinesinin kullanılmaması gerekiyor.

    PİRİNÇ TANELERİ İLE KURUTUN

    Çoğu saç kurutma makinesi, 'soğuk üfleme' modunda dahi ortamdaki havadan daha sıcak bir havayı makinenin içerisine üflediği için entegre ve lehimlere zarar verebiliyor. Bunun sonucunda cihaza pil takıldığı an telefon kısa devre yapabiliyor. Kurulandığı halde içinde hala nem olan cep telefonlarını tamamen kurutmanın en iyi yolu ise pirinç taneleri ile dolu bir kavanozun ortasına koyup ağzını kapatmak ve en az bir gün bekletmek. Pirinç taneleri ortamdaki nemi hızla emebiliyor.

    DANATURE ALKOL KULLANIN


    Kullanıcıların, saç kurutma makineleri, mikrodalga fırınlar ve doğrudan güneş ışığından kaçınması gerekiyor. Öte yandan cihazların "tuvalete düşürülmediği sürece" de alkolle temizlenmemesi gerekiyor. Solvent içerikli olan alkol, cihaz içindeki plastik bağlantıları eritebiliyor. Bunun yerine hırdavatçılardan temin edebilen "Denature" alkol kullanılabilir.


    Telefonunu denize düşürenlerin, cihazı sudan çıkarıp bu sefer tatlı suya bırakmaları daha sonra oradan da çıkarıp kurulamaları gerekiyor. Çünkü tuzlu su barındırdığı kristallerden dolayı cihazın bazı parçalarına zarar verebiliyor.


    GİZLİ İŞARETLER


    Birçok kullanıcının, suya düşürdüğü için çalışmayan telefonlarını değiştirmek istemelerinin ardından üretici firmalar, uzun bir süredir cihazın hem dışına hem de içine garanti etiketleri yerleştirmeye başladı.


    Su ile temas ettikleri zaman renk değiştiren bu etiketler sayesinde yetkili servis, telefonun içini açmadan dahi suya düşürüldüğünü anlayabiliyor. Birçok telefonun içinde de gizli işaretler bulunuyor. Bu işaretler, telefon ıslandıktan sonra dışındaki etiket değiştirilse bile cihazın ıslandığını tespit edebiliyor.
#20.05.2009 20:51 0 0 0
#20.05.2009 20:37 0 0 0
  • noimage
    Soguk bir kis aksami,Burgercinin kapisindan iceri yasli bir
    amcayla teyze girmisler, bir masaya oturmuslar. Derken amca,
    kasaya gidip 1 hamburger, 1 buyuk boy patates ve bir buyuk Cola
    almis. Elinde tepsiyle masaya donmus, hamburgeri ikiye bolerek
    yarisini teyzenin onune koymus, sonra butun patatesleri tek tek
    sayarak onlarin da yarisini teyzeye vermis, sonra Cola kutusunu da
    ortaya koymus, once bir yudum
    kendisi iciyor sonra da teyze bir yudum aliyormus. Herkes "ne
    tatlilar, iki tonton buraya gelmisler, bir kisilik yemegi ikisi
    yiyorlar zavalliciklar" diye onlari izliyormus. Derken bir de
    bakmislar ki teyzenin onunde hamburgerle, patatesler oldugu gibi
    duruyor, kocasinin afiyetle yemek yiyisini seyrediyor, arada bir
    de Cola'dan bir yudum aliyormus. Sonunda orda calisanlardan biri
    dayanamamis, yanlarina gitmis; "affedersiniz, ben sizi izlemekten
    kendimi alamadim lutfen izin verin size bir menu kendim
    ismarlayayim." Yasli amca; "tesekkur
    ederiz ama biz halimizden memnunuz. 60 yildir evliyiz ve
    herseyimizi iste
    boyle paylasiriz" demis. Bunun uzerine genc adam teyzeye donmus;
    "peki
    ama teyzecigim, siz neden hamburgerinizi, patateslerinizi
    yemiyorsunuz, neyi bekliyorsunuz?.." Yasli teyze yanit vermis;
    "dişleri!.."

    Budur İşte Evlilik...
#20.05.2009 20:34 0 0 0
  • Mevlana Mesnevi'sinde bir hikâye anlatır:
    noimage
    Bir adam, dostunun kapısına gelip, kapısını çalar. İçeriden gelen ses:
    -Kapıyı çalan da kim, diye sorar.
    Adam: "-BEN'im" diye cevap verince, dostu:
    -"Git, şimdi zamanı değil, sonra gel" der.
    Adam, kapıdan ayrılır ve bir yıl dostunun hasretiyle yanıp tutuşur. Bir yılın sonunda dostunun kapısına tekrar gelir. Reddedilme korkusuyla kapıyı çalar.
    İçeriden gelen ses:
    -"Kim o" diye sorar. Adam:
    -"SEN'im" diye cevap verir.
    Dost, adamı içeri davet eder:
    -"Madem ki BEN'sin, içeri gir. Ev dar iki kişi sığmıyor" der.


    Kaçımızın SEN'im diyebileceği, ruhunu birleştirebileceği biri var?

    Kaçımız ben'ini sen yapmayı başarabildi

    Çok sevdiğimizi söylediğimiz halde SEN'im diyemiyoruz sevdiğimize.

    "Gerçek aşk" bu olsa gerek.

    Sen-Ben değil, sevdiğimizle bir olmak.



    Ne mutlu SEN'ini bulabilene
#20.05.2009 20:30 0 0 0
  • EVLENMEDEN ÖNCE KENDİNİZE ŞU SORULARI SORUN?

    noimage
    Evlilik insan hayatının dönüm noktalarından birisidir. Evliliğe şimdiki gençler çok basit gözle bakıyorlar Gençlerimizin aşağıdaki soruları evlenmeye karar vermeden önce kendilerine sormalarını ve olumlu cevaplar beyninde verdikten sonra evliliğe adım atmasını iyi olacağı kanaatindeyim

    1-Baba olmaya hazır mıyım? Anne olmaya hazır mıyım?

    2- Eşim ve çocuklarım için bir iş imkânım mevcut mu? Bir evi besleyecek, barındıracak, giydirecek kadar para kazanıyormuyum?

    3-Bekâr iken; akşamları ve hafta sonları kahveden çıkmazdın, arkadaşlarınla vakit geçirirdin v.s. Evlendikten sonra bu alışkanlıklarından vazgeçecek misin? Eşin haklı olarak akşamları ve hafta sonları sizinle vakit geçirmek isteyecek. Kısacası Bekâr iken çok özgürdünüz Özgürlüğünüzün %99'u elinizden uçup gidecek Kendinize bu konuda güvenebiliyor musunuz?

    Bu arada aklıma gelen yaşanmış bir olayı anlatayım: mahallemizde yaşayan bir genci evlendiriyorlar. Bizler o zaman çocuktuk Evlendiği günün gecesinde yani gerdek gecesi yeni evlendiği eşini evde bırakıp kahvehaneye gidiyor Arkadaşları ona neden geldiğini soruyorlar. Sen bugün evlendin evde olman lazım diyorlar Bizimki cevap olarak şunu söylüyor:

    —Evlendi de arkadaşlarını, kahveyi daha ilk günden terk etti dedirtmem Onun için geldim

    4-Evlilik öncesi dönemde söylenen sözlere ve davranışlara pek itimat edilmeyeceğini bilmelisin, evlendikten sonra evlilik öncesi davranışlar karşılıklı olarak görülmeyebilir.

    5- Ataerkil bir toplumdan geldiğimiz için erkekler evde reislik yapmak, bir adım önde olmak isteyecek, bir sözünün fazla olmasını isteyecek buna hazırımsın?(bu istenen bir durum değildir ama maalesef gerçekleri değiştirmiyor)

    6-Her evde olduğu gibi sizin evinizde de zaman zaman tartışmalar yaşanacak bunları kaldırmaya ruhsal gücünüz var mı? Her tartışmada babanızın evine gitmeyecek irade gücünüz var mı?

    7-Evlenmeden önce bir anne ve bir babanız vardı. Evlilikten sonra iki anne ve iki babanız olacak ve akrabalarınız iki katına çıkacak buna hazırımsınız?

    8-Evlenmeden önce halk tabiri ile eli yüzü düzgün bir bayan tercih ediyorsunuz veya terbiyeli ve efendi bir erkek arıyorsunuz. Bu şekilde hassasiyet içindeyken kendinizi de nasıl bir insan olduğunuzu sorguladınz mı?

    9-Erkekler genellikle çok konuşanları ve çok konuşmayı sevmezler. Erkeklerin bu genel karakteristiklerini göz önüne alıyor musunuz?

    10-Bayanların duygusal olduğunu unutmamak lazım bir erkek adayı eşine güven verebilmeli, sadece eşini sevmeli ve sevgisini sıklıkla tekrar etmeli.. Eşleriyle baş başa bir yemek yemek, gezmek, mağazalar dolaşmak, tatile gitmek, hediyeleşmek Bayanlarımızın hoşuna gider Bunları göz önüne alıyor musunuz?
#20.05.2009 19:05 0 0 0
  • ÇAĞIMIZIN EN GÜZEL İLETİŞİM ARACI: DUA

    noimage

    Çok mu sıkıldınız?
    Hayat sizi boğuyor mu?
    Kolunuz ve kanadınızın kırıldığını mı hissediyorsunuz?
    Evinizde veya mahalle camisinde sessiz bir yere geçin ve oturun, ellerinizi açın ama sessiz bir ortam olsun
    Sizlere şahdamarımızdan daha yakın olan yüceler yücesi yaratıcıyla iletişime geçin,
    Onunla sohbet edin,0ndan isteyin, sadece ondan
    Öncelikle aczinizi belirtin, verdiği her şey için ona teşekkür edin.
    Bir canlının sahibinden bir şeyler talep etmesinden daha doğal ne olabilir
    Sizi sizden daha iyi bilen, içinizden geçenleri içinizden geçmeden önce bilen biricik yaratıcıya yalvarın derdinizi anlatın
    Onunla hasbıhal edin onunla hemhal olun
    Ve sizde yaratacağı mutluluğu hissedin bunu yapın...

    En güzel iletişim aracıdır, Kapsama alanı diye bir sorun yoktur Utanmadan sıkılmadan her an ve her yerde iletişim kurabilmektir dua
    Dua kulun acizliğidir, kimsesizliğidir, inanmanın en belirgin göstergesidir.
    Sahipsiz olmadığımızın simgesidir En kuvvetli antidepresan, ruhun ilacıdır dua...
    Ayakta kalabilmenin yegâne sebebi, daha çok felakete uğramamanın önündeki çelik perdedir.
    İsteklerimizin, sıkıntılarımızın, hastalıklarımızın yüce makama nurdan ellerle nurdan kâğıtlara dilekçe halinde yazılıp gönderilmesidir
    Kendimizden dahi sakladığımız sırlarımızın dudaklarımızdan gök kapılarına iletilmesidir
    Dua huzurdur, dua şifadır, dua belki de yalansız dolansız tek konuşmamızdır
    Dua hem yaratıcıyla hem de kendimizle yüzleşmemizdir
    Dua yaratıcı karşısında eşitliktir. Her mevkii ve makamdan kişilerin aynı seviyede olduğu andır.
    Eller candan ve gönülden açıldığı müddetçe; Dua kuvvettir, güçtür
    Cehennem sıcağına bir serinlik, çöl ortasında bir vaha, Karanlık gecelere sabah, bitmeyen sıkıntılara sondur dua
    Aciz olanla güçlü olan arasındaki bir köprü, içinizde her daim saklı bulunan güçlü bir enerjidir dua
    Kurak topraklara suyun akışı, çoraklaşmış topraklarda kır çiçeklerinin bitmesidir dua
    Uçurum kenarında düşmek üzereyken size uzatılan el,
    Umutlarımızı gök kapısına taşıyan kanatlı meleklerdir dua
    Dua ruhun kanatlanması, kişinin kendi miracı,
    Bilinmeyen âlemlere açılan penceredir dua
#20.05.2009 18:58 0 0 0
  • Konu: Keşkeler
    KEŞKE'LER
    noimage
    Hayatın son demlerine demir atmış insanların yüreklerinde çoğu kez gerek yaşanan ve gerek yaşanmayan hayat kesitleri ukde kalır. Ve o yaşlarda çok keşke'li cümleler kullanılır içi pişmanlıklarla dolu, yaşanmamışlık ve yapılmamışlıklarla dolu bu kelime her cümlenin başında bulunur

    işin ilginç yanı bu kelimeyi orta yaş gurubundan insanlar bile kullanır Önünde daha oynanmamış hayatın ikinci yarısı varken

    İşte bazı keşke'li cümleler

    -Bahar geldiğinde papatya tarlasında koşsaydım, daha çok piknikler gitseydim, daha çok ülkemin güzel şehirlerine gezmeye gitseydim hep paraya kıymadım ama zaman gösterdi ki gitseydim de durumum aynı olurdu Hayatta hiç ummadığım yerler öyle paralar harcadım ki ama kendime basit bir tatili çok gördüm

    —Keşke hayatı bu kadar ciddiye almasaydım daha güler yüzlü daha neşeli daha pozitif olsaydım, dünyalık sıkıntılara biraz dalga geçer gibi baksaydım, şu an anladım ki hiçbir sıkıntı kalıcı değil sadece o an kendi ruhumuzu yiyip bitiriyormuşuz

    —Keşke kendi kazandığım paradan kendime de biraz ayırsaydım Bazen bir lokantada bir yemek yiyip üstüne de güzel dondurmadan yeseydim, kendime karşı bu kadar cimrilik yapmasaydım Hep çocukları düşündüm Para harcamadım Şu an evde yalnızım Değdi mi bilmiyorum

    —çocuklarıma hep marka malları aldım bende Pazar malları ve ucuz giysilerle gezerdim Zaman gösterdi ki bu da çok doğru davranış değil keşke bende onlara giysi aldığım mağazalardan bende alışveriş yapsaydım

    —Sabahları daha erken kalkıp beni o günde yaşatan yaratıcıya teşekkür ederek güneş doğuşunu balkonumdan seyretsem, eşim ve çocuklarımla beraber daha çok kahvaltı etsem ve onlarla daha çok vakit geçirseydim.

    —Keşke evimin arka bahçesinde top oynayan çocuklarla bende ara sıra oynasaydım, onlarla bağırsam koşsam onlarla çocuk olsaydım,3 kornerin bir penaltı olduğu oyunlara katılsaydım.

    —Keşke rahmetli anneme ve babama daha şefkatli ve saygılı davransaydım. Eşime daha kibar davransaydım. Daha çok seni seviyorum kelimesini kullansaydım. Şimdi o da yok O kadar yıl bana eş oldu benimle yaşadı en azından özel günlerde bir hediye alsaydım

    —Keşke mutlulukları yarınlara ertelemeseydim. Yaşadığım her günün tadını doyasıya çıkarıp rabbimin bana sunduğu her anı mutlu olarak geçirebilseydim.

    —Keşke her günümde kendime baksaydım Güzel elbiselerimi giymek, tras olmak parfümlerimi sıkmak için özel günleri beklemeseydim

    —Keşke bu kadar koşturmasaydım. Hayatı bir yarış olarak görmeseydim, birazcık hayattaki hızımı yavaşlatsaydım. Her günümü son günüm olarak görüp doyasıya ve tadına vararak yaşayabilseydim.

    —Keşke her şeyi düzgün hatasız yapmak için bu kadar çok çabalamasaydım. Ruhumu mengeneye sokmasaydım. Hata insan için var biraz hatalarım olsaydı ve bunu kabullenseydim. Kendime ayırdığımı zamanlar çok olsaydı,65 imde 90 yaşında görünmeseydim.

    —Keşke bir hobim olsaydı Nasılda başıboş yaşamışım Bir tane zevkle yaptığım bir şey yok hep mecburiyetler karşılığında yapılan işler. Bir hayır kurumunda gönüllü bir nefer olarak çalışsaydım.

    Evet, keşkeler ve pişmanlıklar uzayıp gidiyor ve gidecek

    Şunu unutmamamız lazım hayatın son anını yaşasak bile halen yapacak işler olacak eşimizin elimize tutturduğu Pazar ve market listeleri olacak, evde yapılması ve onarılması gereken işler olacak, çocuklarla ilgili problemler olacak, hastalıklar ekonomik sıkıntılar olacak

    Hayatın bitim noktasını bilmediğimize göre keşke'leri bırakıp bugünümüzü en güzel şekilde yaşayıp sıraladığımız hayallerimizi gerçekleştirebileceğimiz kadarını bugünden itibaren hayat geçirelim Keşke'siz bir hayat dileği ile
#20.05.2009 18:49 0 0 0
  • noimageSevgi en güzel meziyettir.Birinin diğerini sevmesi ötekine ömür verir.
    Bazen sevgiye dair kelimeler,kifayetini yitirir.Ne yazsan, ne düşünsen
    ve aklından ne geçirsen yetersiz kalır sözcükler;sevgi emek ister iki
    yürek ister en önemlisi sevgiyi yüceltmektiyetişilmez kılmaktır,vazgeçilmez
    yapmaktır.İki güzel yüreğe iki güzel sözümdür...
    Vazgeçilmez olun erişilmez olun...

    Sevgi en tatlı baldır.Gözlere bakılıp dillerden dökülen sözlerle tatlanır.
    Bazen günlerde,bazen gecelerde,bazen bir ayışığının altında bazende sahilde
    bir bankta doyumsuzdur.İstenilirki hiç bitmesin o anlar,bu iki yüreğin elindedir
    iki tatlı kelimenin tadındadır.İki güzel yüreğe iki tatlı sözümdür...
    Dilinizdeki tadınız bitmesin yüreğinizde sevginiz hiç soğumasın...

    Sevgi en büyük cesarettir.Savaşmaktır,pes etmeden,yılmadan,yıkılmadan,
    ayakta durmak dayanabilmektir.Boyun eğmek sevginin düşmanlarındandır.
    Gecilemez yenilemez değildir.Geçmekte yılmakta yenilmekte sadece iki
    Yüreğin elindedir.İki yürek tek bir yürek olmalıdır.İşte o zaman hiçbir güç
    ve hiçbir büyüklük önünde duramaz sevdanın iki cesur yüreğe sözümdür...
    Tek bir bedende tek bir yürek olun yıkılmaz olun...

    Sevgi vazgeçilmez bir hayaldir.Başınızı yastığınıza koyduğunuzda sevdiğinize
    dair hülyalara dalmaktır,gözönünde canlandırmak hiç uyanmak istememektir
    öylece dolu dolu bakıp gülmektir.hayal insanın en güzel sahnesidir bitmek
    bilmeyen silahıdır,tükenmeyen dalgınlığıdır.İki güzel insana sözümdür...
    Hayalleriniz bitmesin mutluluğunuza gölge düşmesin...

    Sevgi bitmek bilmeyen hikayedir.Dinlemekten bıkmadığınız okumaktan yılmadığınız
    satırlardadır herzaman,işte en çok sevgiye dair hayaller hikayelerde dolu doludur
    Sevgi bazen bir çoçuğun uykusunu seyretmektir,bazende bir fidanı büyütmektir,sevgi
    satırları en güzel yönleriyle kuşatmaktır.İki güzel yüreğe sözümdür...
    Hikayeleriniz tükenmesin anılarınız hiç ama hiç bitmesin
    Sonsuza dek mutlu kalın güzel kalın
    Tüm güzellikler sizinle olsun...
#20.05.2009 18:43 0 0 0
#19.05.2009 10:03 0 0 0