Buket Dereoğlu ve 5 yıllık eşi Özgül Özgülgün 9 Kasım'da boşanıyor. Can isminde bir de oğlu olan çiften 39 yaşındaki Dereoğlu'nun Gümüşhanespor'da top koşturan 21 yaşındaki Sinan Demircan'la yaşadığı ilişki yüzünden evliliğini bitirmeye karar verdiği iddia edildi. Dereoğlu, Demircan'ı tanımadığını belirtirken, eşi Özgülgün de "Buket ne diyorsa haklıdır" yorumunu yaptı. Sinan Demircan ise Milliyet'e konuştu ve iddialara sert tepki gösterdi.
Buket Dereoğlu ile ilişkiniz var mı?
Bayanı tanımam etmem, aynı sokaktan bile geçmedim, aynı alışveriş merkezinde filan da bulunmadım. Karşılaşmışlığımız bile yok.
Bu iddia nasıl gündeme geldi peki?
Bilmiyorum, önceki sabah babamdan telefon geldi. Gazeteye bir baktım Sinan Demircan, Buket Dereoğlu'yla birlikte yazıyor. Şoke oldum. Buket Hanım beni havaalanından almış da, biz evine gitmişiz de birlikte vakit geçirmişiz. Bir kere beni en son İstanbul'a geldiğimde havaalanından Murat ağabeyim aldı, eve götürdü. Evde babamlarla okey oynuyordum. Buket Dereoğlu'nu hayatımda TV dışında bir kez bile görmedim. Hiç görmediğim bir insanla benim adımı nasıl yazarlar? Hem de Buket Hanım evliymiş ve çocuğu varmış. Ben 21 yaşındayım. Benden 18 yaş büyük annem yaşında biriyle ilişkim olamaz. Kaldı ki, evli bir bayanla asla olamaz. Benim çevremde herkes beni tanır ve böyle bir insan olmadığımı herkes iyi bilir. O kadar karaktersiz değilim.
Çevrenizden nasıl tepkiler geldi?
Çok duygusal bir insanım ben... Herkes beni arıyor. Bütün arkadaşlarım telefon açıyor. Kulübümde de haber duyuldu ve bu benim için büyük problem yaratıyor. Bana yazık ama o bayana da yazık. Önce o bayanı aklasınlar. Bir bayan için atılacak en büyük iftira onu namussuzlukla suçlamaktır. Önce Buket Hanım'ı aklasınlar, ben zaten aklanırım. 21 yaşında genç biriyim ama evli ve çocuğu olan bir bayan için bu çok çirkin ve zor bir durumdur.
Gümüşhanespor'da top oynuyorum. 2. Ligde top oynayan vasatın iyisi bir futbolcuyum ben. Böyle ortamlarla alakam yok. Buket Hanım eşiyle boşanıyormuş. Ben çok duygusal bir insanım. Nasıl üzüldüğümü anlatamam. Sebebi ben olmuşum gibi yalan haber yapıyorlar. Yuva yıkacak karakterde bir insan değilim ben. Ben içimde yaşayan insanların günahını almayı sevmeyen bir adamım.
İstanbul'a sık gider misiniz?
Yok, mesela şimdi kulübün tesisindeyim. Buradan dışarıda çıktığım da yok... Bırakın o insanla aşk yaşamamı, yolunda giden ilişkim bile bu yüzden bitmek zorunda kaldı benim... İki ay önce ağabeyim evlendi. Düğününe İstanbul'a gidemedim. Üstelik aileme de çok bağlıyım.
Aktınomikoz
Normalde ağzımızda bulunabilen ve anaerob denilen yani havasız yaşayabilen bir mantarın yaptığı hastalığa aktınomikoz adı verilmektedir.Hastalık, çenede hafif ağrılı sert bir şişlikle başlar, sonra yumuşayarak bir kaç yerden açılır. Akıntıda, sarı tanecikler içinde mantarın iplik şeklindeki filamanları görülür.Tedavi edilmezse, akciğerlere, karında apandiks'e yayılabilir. Tedavide, damar yoluyla günde 12 milyon penisilin uygulanmaktadır.
Günümüzde pek çok kişide görülen ve ortama rahatsızlık yaratan ağız kokusu birkaç yöntemle yok edilebilir. Dokorlar dişeti hastalığı, diş çürüğü, sorunlu dolgu ve ağzında tükürüğün az bulunmasını nedenleri arasında gösterdiği ağız kokusunun, düzenli diş fırçalama ve diş hekimine gidilmesiyle ortadan kaldırılabileceğini söylüyor.
Bunlara ek olarak, bu zamana kadar fazla bilmediğimiz dilin fırçalanması da ağız kokusunun ortadan kaldırılmasında faydalı olabiliyor.
Diş Hekimi M. Sözmen, çevremizdeki birçok kişide ağız kokusunun büyük bir problem olarak karşılarına çıktığını ifade ediyor. İnsandaki ağız kokusunun yüzde 90 sebebinin diş ve dişeti hastalıklarından kaynaklandığını ifade eden Sözmen, kokunun önüne geçilmesi için düzenli diş fırçalamanın ve diş ipi kullanmanın öneminden söz ediyor. Zira ağız kokusunun en önemli sebebi diş aralarında kalan gıda artıkları. Buna ek olarak ağızda kokuya neden olan, çürük, problemli dolgu, dişeti çekilmesi ve diş taşı problemi bulunuyorsa muhakkak bir diş doktoruna gitmeniz tavsiye ediliyor. Çünkü dişlerinizi düzenli fırçalasanız da bunların tedavisi diş hekimi koltuğundan geçiyor.
Sözmen'in, kokuya sebep olan faktörler arasında sözünü ettiği diğer bir önemli faktör ise ağızdaki tükürük miktarı. Ağızda salgılanan tükürüğün yıkayıcı etkisi bulunması, dişleri temizleyerek, ağızdaki zararlı maddelerinin etkisini azaltıyor. Tükürüğün az olması bu etkiyi zayıflatıp, ağız kokusuna neden oluyor. Sözmen, Böyle hallerde hastada diş taşı çok olur. Koku da fazla olur. Ayrıca dişini iyi fırçalamıyorsa tehlike çok ciddi aşamalara ulaşır. Kişi bol su içmeli ve düzenli diş fırçalamalı ki denge sağlansın, şeklinde konuştu. Sözmen bunlara ek olarak, dilin de fırçalanmasının ağız kokusunun önüne geçilmesinde önemli olduğunu ifade ediyor. Zira sigara, çay ve kahve içenlerde dil pası meydana geliyor. Bu da kokuya sebep oluyor. Sözmen bu durumda 'dişlerinizi fırçaladıktan sonra dilinizi de mutlaka fırçalayın." dedi.
Ağız ve diş sağlığının devamlılığını sağlamak için yaşam boyu etkili ve yeterli bakım gereklidir.
Ancak kadınlarda ağız diş bakımı , yaşamlarının belirli bölümünü alan puberte, bebek emzirme, hamilelik, mensturasyon ve menapoz , dönemlerinde ayrıcalık göstermektedir.
"Her doğumda bir diş kaybedilir" düşüncesi doğru mu?
"Hamilelik sırasında bebeğin kendisi için gerekli olan kalsiyumu annenin dişlerinden alarak annesinin dişlerinin çabuk çürümesine yol açtığı, bu nedenle hamile annelerin diş kaybına uğradığı " düşüncesi tamamen yanlıştır.
Hamilelik sırasında annenin dişlerinden kalsiyum kaybı olduğuna dair herhangi bir bilimsel kanıt yoktur. Bu dönemde bebeğin ve annenin kemiklerinin sağlıklı olabilmesi için annenin günlük 1200-1500 mg kalsiyuma gereksinimi vardır.
Hamilelik döneminde kadın süt ve süt ürünleri ile yeşil yapraklı sebzeler gibi kalsiyum dan zengin gıdalar alarak kalsiyum gereksinimini karşılamalıdır. Eğer gıdalarla yeterli kalsiyum sağlanamazsa bebeğin gelişimi için gerekli olan miktar annenin kemiklerinden karşılanır.
Dişlerden kalsiyum çözünmesi olmaz.
Eğer iyi bir beslenme ile beraber yeterli ağız diş bakımı yapılırsa hamilelik döneminde normal dönemden farklı bir diş sorunu ile karşılaşılmaz.
Hamilelik sırasında beslenme hem annenin hem de bebeğin genel sağlığı ve ağız diş sağlığı için oldukça önemlidir.
Bakınız: 1-Diş Sağlığı ve Vitaminler, 2-Dengeli Beslenme
Hamilelikte bebeğin diş gelişimi 5. ve 6. haftalarda başlar.
Ağız ve diş sağlığı açısından tüm hamilelik döneminde:
A,C,D vitaminleri ile fosfor ve kalsiyumdan zengin temel yiyecekler alan meyvalar ve sebzeler, tahıl , süt ve mandıra ürünleri ile ile , et , balık ve yumurta dengeli olarak alınmalıdır.
Şeker mümkün olduğu kadar alınmamalı (özellikle yemek aralarında).
Kurutulmuş meyve ve karemel gibi yapışkan şekerli yiyeceklerden kaçınılmalıdır.
yukarı
Hamilelik sırasında diş tedavisi yapılabilir mi?
Hamileliğin ilk üç ayında bebeğin organ gelişim evresi olan ilk üç ayda etkili dental tedaviden kaçınılmalıdır.
Tedaviler ikinci üç aya ertelenmelidir.
Diş ya da diş eti iltihabı gibi acil durumlarda, var olan enfeksiyonun bebeğin gelişimini dental tedavinin olumsuzluklarından daha fazla etkileyebileceği düşüncesi ön plana alınmalı ve bir jinekoloğun önerileri doğrultusunda dental tedavi yapılmalıdır.
Son üç ayda tedavi için gerekli olan pozisyonları rahat alalaması ve koltukta uzun süre oturamaması nedeni ile diş tedavisi yaparken anne rahatsız olabilmektedir.
Hamilelik sırasında ekstra bir ağız-diş bakımı gereklimidir?
Günlük ağız ve diş bakımım kesintiye uğratılmamalıdır.
Hamilelik öncesi tam bir ağız muayenesinden geçerek optimal ağız hijyenine kavuşmalı ve bunu sürdürme alışkanlığını kazanmalıdır.
Çünkü plak birikimi, ve diş eti hastalıkları ile hamilelik sırasında oluşan hormonal değişiklikler arasında direkt ilişki vardır.
Hamilelik sırasında oluşan hormon artışı ağız mukozasını dış etkenlere karşı özellikle bakteri plaklarına karşı daha hassa yapar.
Günde en az iki kez diş fırçası ve diş ipi kullanarak etkili diş bakımı yapılarak plak birikimine engel olunmalıdır. (Bakınız, Diş Fırçalama)
Ağız gargaraları ya da ılık tuzlu su ile gargara yapılmalıdır. Özellikle ılık tuzlu su diş etlerini rahatlatır ve dişeti hassasiyetini azaltır.
Diş hastalıkları ve diş sağlığının korunması açısından erken tanı çok önemlidir. Bu nedenle yılda en az iki kez diş hekimine muayene olunması önerilir.
Diş çürümelerinin önlenmesinde sularda yeterli flor olması, düzenli olarak dişlerin fırçalanması, diş ipi kullanılması, aşırı tatlı ve şekerli yiyeceklerden olabildiğince kaçınma bunlar yendiğinde mutlaka dişlerin fırçalanması, diş hekimi kontrollerine gidilmesi temel uygulamalardır. Diş eti hastalıklarının önlenmesinde de diş fırçalama ve düzenli diş hekimi kontrolleri önemlidir.
Dişlerde gelişim bozuklukları varsa erken dönemde özel diş hekimliği dallarında uzmanlaşmış birimlere başvurularak gerekli tedavi sağlanmalıdır.
Aşırı asitli ve şekerli yiyecekler mikroorganizmaların etkisini artırır. Dişler sert cisimlerle karıştırılmamalı, fındık, ceviz vb. kabuklu yiyecekler dişlerle kırılmamalıdır. Bunlar diş minesinin çatlamasına ve bakterilerin etkisinin artmasına neden olur. Diş minesinin koruyucu etkisi ortadan kalkar.
Defne mucize bitki diye de anılmaktadır. Defne meyvelerinden elde edilen (garlı) çok faydalı bir yağdır. Antiseptik özelliği vardır. Bu yağdan defne sabunu yapılmaktadır.
Saç dökülmesi, kepeklenmeye karşı etkilidir. Ayrıca cilde çok faydalıdır. Antiseptik özelliğinden dolayı tüm vücut parazitlerine ve mantar hastalı?ına karşı faydalı bir üründür.
Har Sabununun Faydaları:
1) Kepeklere karsi korur
2) Antiseptik oluşu sayesinde derideki bir çok hastaliğa egzamaya ve mantara iyi gelir.
3) Varisleri rahatlamada etkilidir.
4) Ergenlik sivilcelerine, saç diplerindeki yara ve tahrihlere karsi çok etkilidir.
5) Derideki gözenekleri açar ve rahatlatir.
6) Dogal kokusu ve antiseptik olusundan dolayi ve evdeki dolaplarda kullandiginizda hasere barinmasini engeller.
Çalışmalar çinko ile birlikte kullanılan B6 vitamininin testosteronun ciltte DHT'ye dönüşmesini engellediğini göstermektedir. Bu nedenle bu ikilinin akne ve androgenetik saç dökülmesi gibi androjenlere bağlı durumların tedavisinde etkili olduğu söylenmektedir.
BALKABAĞI ÇEKİRDEĞİ YAĞI
Amerika'da yetişen bir tür bal kabağı türü olan (Pumpkin) çekirdeğinden çıkarılan yağ kullanılmaktadır. Anti-androjen etkiye sahiptir. Saç dökülmesi tedavisinde kullanılır.
YEŞİL ÇAY (Camelia sinensis)
Japonya ve bazı Asya ülkelerinde oldukça boldur. Günlük kullanımı son derece yaygındır. Yeşil çayın bir çok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Bu yüzden çok iyi araştırılmıştır.Yeşil çayın yağı anti-androjenik etkiye sahip olduğunu öne sürmektedirler. Bu iddia sayesinde, etkinliğini doğrudan ispatlayan hiçbir çalışma olmamasına rağmen yeşil çay androgenetik saç dökülmesinin popüler tedavilerinden biri haline geldi. Yeşil çay içeren bazı şampuanların saça ve deriye faydalı olduğu söylenmektedir.
Saçınızı yıkadıktan sonra havluyla hafif friksiyon yaparak kurulayın. Daha sonra saç dibinize masaj yapın. Bu yöntemle saç dipleriniz uyarılır ve kan dolaşımı düzenlenir; böylece saçınız tel tel ayrılacak ve kabaracaktır. Kurutma makinesi kullanıyorsanız, parmaklarınızla saç köklerinizi ayırarak kurutun.
Saçınız kuruyken hacim kazandırmak istiyorsanız, bir püskürtücü yardımıyla nemlendirin ve yuvarlak hareketlerle saç dibinize masaj yapın. Daha sonra şekillendirici bir köpük kullanın ve saçınızı kurutma makinesi ile kurutarak köpüğü sabitleyin.
Saçınızı fırçalarken öne doğru eğilerek içten fırçalayın. Sonra arkaya atarak dıştan da fırçalayın. Bu işlem saçı iyice düzeltecek ve daha havalı durmasını sağlayacaktır.
Küçük bir reçete: bir havluyu birayla nemlendirerek nemli saç diplerinize sürüp saçınızı öyle kurutun. Biradaki maya saçın hacmini artırarak harika görünmenizi sağlayacaktır.
Elbette sağlıklı saçlara sahip olmanın temel kuralı, her daim temizlik Diğer önemli detaylara gelince
1-Şampuanın etkisini ve genel saç temizliğini artırmak için, fırçalarını sık sık sabun ve sıcak suyla temizlemeyi unutma. Hatta saçlarını yıkamadan önce, saçını kir ve tozdan arındırmak için fırçalayabilirsin. Böylelikle kullandığın şampuan daha etkili olur.
2-Şampuandan sonra saç kremi kullanı yorsan, saç derisine temas etmeden sadece saç uçlarında kremi uygulamak çok önemli.
3-Saçlarında kuruluk sorunu yaşıyorsan, nemlendirici bir şampuan ve krem kullanmayı ihmal etme. Yıkadıktan sonra ise, saçlarının suyunu havluyla alıp silikon bazlı parlaklık verici serum kullanabilirsin.
4-Saçların boyalı ya da permalıysa, bakım maskeleri senin için ideal Saçına nem veren bu bakım maskeleri ile, kuruluk ve yıpranma sorunu da ortadan kalkabilir.
5-Saç derisinin asit seviyesi, cildimizdekinden daha fazladır. Saç tellerinin kurumasını istemiyorsan, saçlarını sabunla yıkamamaya özen göster.
6-Saçların düz bir yapıya sahipse, diğer saç tiplerine göre daha çabuk yağlanır. Bunun önüne geçmek için, şampuanın yanı sıra haftada bir yağ birikimini önleyici jel kullanabilirsin.
7-Kepeğin önüne geçmek için, sarımsak ve kekik kullanabilir, hatta bunların doğal tabletlerinide içebilirsin. Kepekten korunmak için bal kullanmak da iyi bir çözüm. Bunun için çeyrek bardak sıcak suda 1 kaşık balı erittikten sonra parmaklarınla saç diplerine masaj yaparak bu karışımı saçlarına yedirebilirsin.
8-Saçların kuruyken hacimli görünmesini sağlamak, için, saçlarını, öne doğru eğilerek taramak iyi bir çözüm. Böylelikle daha havalı bir görünüm elde edebilirsin.
9-Saçın esas maddesi, keratin'dir. Saçlarını beslemek, aynı zamanda sağlıklı ve parlak saçlara sahip olmak istiyorsan, doğru ve dengeli bir beslenme planı yapmalısın.
10-Kıvırcık saçlar, kuru oldukları için genellikle cansız ve sönük görünür. Bu nedenle en doğru hareket, .ampuan uygulamasından sonra yapılacak bir bakımdır. Sirkeli suyla durulama yaparak saça canlılığı yeniden kazandırılabilir. Bunun dı.ında .ekillendirme ürünleri de kırıkları düzelterek saça canlılık kazandırır.
11-Saç derinde kuruluk ve ka.ınma hissediyorsan, işte sana küçük bir ipucu: Elma sirkesi ile yıkadığın saçlar, kaşıntının kesilmesine ve kuruluğun azalmasına yardımcı olur.
12-Saçını fazla taramamaya özen göster. Sadece gerektiğinde şekil vermek için tarayabilirsin. Kaliteli bir tarak ya da fırça kullanmayı da ihmal etme; keskin metal ya da plastik uçlar, saç uçlarının kırılmasına neden olur.
13-İnce telli saçların en büyük sorunu, düğüm olmaları, kolay karışmasıdır. Bunun için saç kremini biraz su ile karı.tırıp saç uçlarına sürmen ve suyu alınmı. saçlarını iyice kurumadan taraman yeterli olacaktır.
14-Saçlarına hacim kazandırmak istiyorsan, bir püskürtücü yardımıyla nemlendirip yuvarlak hareketlerle saç diplerine masaj yapabilirsin. Daha sonra şekillendirici bir köpük kullanarak, saçını kurutma makinesi ile kurutmalısın.
15-Kepek, çoğumuzun korkulu rüyası Beslenmenin kepek üzerinde büyük etkisi var. Kepeğin oluşmasına imkan sağlayacak yararsız karbonhidrat ve yağ asitlerine kar.ı bol bol B vitamini tüketmeyi unutma