BATILIMM

BATILIMM

Üye
28.06.2004
Uzman Onbaşı
3.150
Hakkında

#09.08.2004 18:07 0 0 0
#09.08.2004 18:06 0 0 0
#09.08.2004 18:05 0 0 0
#09.08.2004 18:03 0 0 0
#09.08.2004 17:59 0 0 0
#09.08.2004 17:57 0 0 0
#09.08.2004 17:54 0 0 0
#09.08.2004 17:54 0 0 0
#09.08.2004 17:51 0 0 0
#09.08.2004 17:27 0 0 0
  • Konu: ALIŞTIM BEN
    ALIŞTIM BEN

    Gülmem için sebep var mı?
    Ağlamaya alıştım ben.
    İmdat derim, medet var mı?
    Ağlamaya alıştım ben.

    Kadeh kadeh doldu derdim
    Saç, başımı yoldu derdim
    Benimle haşroldu derdim
    Ağlamaya alıştım ben.

    Feryadımı duyanım yok
    Yaram çok, hiç saranım yok
    Üzüntüsüz bir ânım yok
    Ağlamaya alıştım ben.

    Buruk buruk ah doluyum
    İsterim derman buluyum
    Sus deme, kurban oluyum
    Ağlamaya alıştım ben.

    Bakış bakış, hece hece
    Soran yok hiç, hâlim nice
    Sıkıntıyla gündüz gece
    Ağlamaya alıştım ben.

    Hasret hançer vurdu cana
    His pınarım mahkum kana
    Gülmek mümkün değil bana
    Ağlamaya alıştım ben.

    Kalbim baştan sona yara
    Bulunmaz derdine çare
    Sefil, âvâre âvâre
    Ağlamaya alıştım ben.

    İster kınasınlar beni
    Her an sınasınlar beni
    İsterse assınlar beni
    Ağlamaya alıştım ben.

    Çektiğimi kimse bilmez
    Bilen derdime eğilmez
    Gülse yüzüm, özüm gülmez
    Ağlamaya alıştım ben.

    Hayat, yaşamak zahmetli
    Dertli var dertliden dertli
    Muhannetlere mihnetli
    Ağlamaya alıştım ben
#09.08.2004 17:14 0 0 0
  • AYRILIK SEVDAYA DAHİL


    açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın
    en görkemli saatinde yıldız alacasının
    gizli bir yılan gibi yuvalanmış içimde keder
    uzak bir telefonda ağlayan
    yağmurlu genç kadın..
    rüzgâr uzak karanlıklara sürmüş yıldızları
    mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan
    onu çok arıyorum onu çok arıyorum
    heryerinde vücudumun ağır yanık sızıları
    bir yerlere yıldırım düşüyorum
    ayrılığımızı hissettiğim an demirler eriyor hırsımdan..
    ay ışığına batmış
    karabiber ağaçları gümüş tozu
    gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
    yaseminler unutulmuş tedirgin gülümser
    çünkü ayrılık da sevdâya dahil
    çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
    hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
    her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili
    çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
    telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
    gittikçe genişleyen yakılmış ot kokusu
    yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
    yansımalar tutmuş bütün sâhili
    çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
    öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
    çünkü ayrılık da sevdâya dahil
    çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili..
    yalnızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık
    hava ağır toprak ağır yaprak ağır
    su tozları yağıyor üstümüze
    özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır
    eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı
    karanlık çöktü denize
    yalnızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin
    ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
    kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan
    bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince
    sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice
    yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak
    bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına
    benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle
    sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız
    ikimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız
    hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi
    tuz parça kırılsak da hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
    hâlâ kıpkızıl gülümseyen -sanki ateşten bir tebessüm- zehir zemberek aşkımız..

    ATTİLA İLHAN
#09.08.2004 16:58 0 0 0
#09.08.2004 15:54 0 0 0
#09.08.2004 15:52 0 0 0
#09.08.2004 15:43 0 0 0
#09.08.2004 15:40 0 0 0
#09.08.2004 15:38 0 0 0
#09.08.2004 15:36 0 0 0
#09.08.2004 15:35 0 0 0