Sabahın sessizliği, kimseler yok koca dünya ortasında sen kalmışsın ne gidecek yerin var nede duyabilecek birisi. Çaba gostermek istersin olmayacağını bildigi için yorulmak istemezsin düşüncelere kapılırsın saatlerce seni en güzel anlatan saatlerin korkusu sarar bir anda bir kıpırtı hissedersin, hayatın varlığını yasanacakların duygularını getirir sana aynı heycanı bedeninin olmadık yerlerinde hissedersin bu rüzgarın sesidir.
Seni bana anlatacak olan bu rüzgar bana yeniden doğmayı, yeniden herseye baslamayı öğretecek olan rüzgardır. Anlatıp geçti seni bana, rüzgarları bılırsın cabuk ve ürkütücüdür etrafına ne bıraktıgını anlamazsın oda oyle gitti, bana bıraktıgı şeylerde aradım seni belki bir ipucu belki yeni bir bekleyiş
Ve sonunda buldum Bana anlatmak istedigi şeyin sırrı senin kalbinin sesiymiş cabuk geçmesine rağmen en önemli yeri atlamadan bana bırakıp gitmiş dinledim saatlerce varlığını hissettim, yaşadım ve gelmeni bekled, kocaman dünyanın sessiz kalan kısmında sende varmışsın sessizliği paylaşırken simdi sensizliği paylasıyorum onunla diyorum bu sefer sesi ile kendisinide getir özlüyorum.
Bu zamana kadar getirdiğin sesinde ruhunu hissettim, bir sonraki getirdigin kokusunda bedenini hissettim, bana bu sefer kendini getir kendimin ben olduğunu hissedeyim. Beni birkez daha hayata bağlayacak herseyi ile yeni bir dünya kuracak olan sensin.
yalnızlık sözleri - yalnızlık hakkında sözler - sevgiliye sitem - sitem sözleriAlışamadım sensizliğe, alışamadım senin çekip gitmelerine, ve malesef alışamadım gülmeye özür dilerim hayat yine yalnızım!
Boş odamda yine ben ve sana bestelediğim şarkılarla başbaşa kaldım ben yine sensiz ve yine yalnızım sevgilim.
Çok vagonlu bir trende her istasyonda yeniden başlayan çok seferli bir yolculuktur yalnızlık! Yalnız, biri olsun isterken. Yalnız biri oldum istemeden..
İnsanlarla uzun süre yaşayamıyorum. Sonsuzluğun payından bana biraz yalnızlık gerek..
Yorma kendini; Bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin.
Hep korkarız yalnızlıktan ama bil ki yalnızsan; Yalancı arkadaşların, iki yüzlü dostların ve çekip gidecek bir sevgilin olmaz.
Yalnızlık sana gelirken yolları günlerin ardında bitirmek; senden giderken yollarda “ömrümü” bitirmektir.
Sonunda yalnız kalacağımı bilseydim seni değil, hayallerle yaşamayı tercih ederdim.
Bir gece kapını çalarsa yalnızlık; açma bırak dışarıda kalsın! Hayat ne kadar zor ve acımasız olsa da hayatı öyle mutlu yaşa ki kapıdaki yalnızlık, yalnızlığından utansın.
Ortalık aşık kaynıyor, yalanın vergisi yok herkez çok seviyor!
Kalbim ağrıyor seni andıkça, gözlerime vuruyor kalbimin ağrısı ağlıyorum ve ağladıkça sana lanet ediyorum. İnsanlar hep birilerinin peşinden koşarlar, ama dönüpte kendi peşlerinden koşanlara hiç bakmazlar. Ne yıldızları istiyorum, Gece yarılarıma..
Ne güneşi istiyorum, Karanlığıma.. Çok değil Birtanem, sadece seni istiyorum, Yalnızlığıma.. Yalnız kaldıysam sebebi ben değil, dünyadaki sahte oyunculardır!
Sesini özlemişken suskun kalbim, hala git diyorsun bana, bırak diyorsun beni hayatımla başbaşa, peki sen böyle istiyorsun ya ben ne yapayım ölümün soğuk kucağında?
Ben seni unutmak için sevseydim sana olan tutkunluğumu kalbime değil günesin çıktığı zaman kaybolan buğulu camlara yazardım.
Yalnızlığımın başladığı yerde, korkularım bitmiş demektir. Her zaman kışları yaşadım. Hep bir adım geride kaldım.
Yalnızlığımla, hayatı bir köşeden izledim. Ben böyle mutlu olmasınıda bildim. Son kez duydum sesini titrek ve ürkekdi sakladığın bir şey vardı belli, adı yalnızlıktı cümlelerde gizli..
Yalnızlığım seni unutmayla biticekse seni unutmak için kalbimi sökerdim ama benim kaderimde yazılı yalnızlık. Bir gülüşün vardı beni hayata bağlayan, giderken en çok sözlerin oldu beni hayattan koparan.
Seninle bir çekirdek ailenin yapı taşlarını oluşturmak isterken, sen ne çekirdek bıraktın ne taş bıraktın deprem gibi geldin ve gittin.
Asla unutmadım ve unutmayacağım! Bu kalp seni unutmak için sevmedi yalnız kalsamda hayalinle avunmasınıda öğrendim ve şarkılara da yalnızlığımı öğrettim! Bir yalnızlığıma sarılır ve ağlarım, güvenim sadece yalnızlığıma.. Çünkü, yalnızlık beni asla bırakmaz ve aldatmaz.
Korkum sevmek değil; korkum sevipte ayrılmak. Korkum kurşun yemek değil; kalleşçe arkadan vurulmak. Korkum ölüm değil, unutulmak. Sen yalnızlık nedir bilir misin? Bilseydin beni terk etmezdin!
Sen ölüm nedir bilir misin? Şimdi ölümü senden daha çok sevdim! Yalnızlık ömrüm boyunca tanımadığım bir yabancıydı, onunla şimdilerde beraber uyanıyoruz. Her yeni güne iki yalnız, şarkılar yazıyoruz.
Artık sonuna geldik. Sonsuz olacağımızı söyleye söyleye bitirdik kendimizi. Deli gibi sevdiğimizi söyleye söyleye bitirdik.Oysa ben gerçekten sonsuza dek sevebilirdim seni, hem de deli gibi.
Ama artık bitti.
Şimdi içimde büyüttüğüm o masum bebek olmadığını biliyorum. Şimdi bana yaptıkların için kendimi kandırmaktan, kendime seni affettirecek bahaneler bulmaktan, seni her zaman kalbimde, kalbime karşı koruyup kollamaktan vazgeçiyorum. Sana duyduğum o anne şefkatinden vazgeçiyorum.
Bir aşk değil bir savaştı yaşadığım. Fark ediyorum.
Kendimle savaştım ben. Kendimi sana inandırmak için zorladım.
Gelmeyişlerine, sevmeyişlerine, yalanlarına kendimi ikna etmek için, senin sevginle kendimi kandırmak için, bir masalı yaşadığımıza inanmak için savaştım.
Kendime yenildim sonunda. Sana degil
Şimdi içimdeki bu savaşı bitiriyorum.
Bir gün bu savaşın biteceğine, sevginin buna değeceğine olan inancımı, gözlerindeki sahte aşkı bırakıp ellerine, kendime sadece yaşamımı alıyorum.
Sensiz yaşanmayacağına inansam da, senden hayatımı ayırmakta zorlansam da, artık seninle savaşmaya güç bulamadığım yaşamım ellerimde, gidiyorum.
Senin galip başladığın bu aşkta, yenile yenile seni yenmeyi öğrendiğim bu savaşta, seni içimde bitiyorum.
İnsanoğlu da hayatta kalabilmek; kaldığı sürece aldığı her soluktan keyif almak için aşık oluyor.
Haklı değiller mi? Hepimizin ihtiyacı yok mu sevilmeye?
Kaç yaşında olursak olalım bunu istemeyenimiz var mı? Sevince, dibine kadar yaşayınca sevdamızı, erisek yok olsak da umurumuzda oluyor mu?
Dişi fener balığı kadar fedakar, erkek fener balığı kadar cesur değil miyiz?
Hangimiz yürekten sevdiği için her şeyi göze almaz...Bakınız yüreğinin ta içinden sevenlerin gözlerine? Bakınız kadınların nasıl güzelleştiğine; erkeklerin nasıl daha yakışıklı göründüklerine, sıcacık duruşlarına...
Yetmiş sekiz yaşındaki anneannemin, on yıl önce kaybettiğimiz büyük dedemden bahsettiğimizde gözlerinin içindeki ışıkta buluyorum aşkı, hasreti; iş yerimde çalışan stajyer Mesut'un, cüzdanındaki sevgilisinin resmine bakarken ki hüznünde buluyorum sevgiyi; dostum Güher'in sessizliğinde, dalıp dalıp gidişlerinde buluyorum sevdayı...
Bakınız lütfen, seven insanların gözlerine, özlemlerine, hüzünlerine....
Yazdığım satırlardaki çığlıklarımda buluyorum kendimi...Bir bakışımda, sayfalar dolusu destanlar anlatıyorum çevremdekilere. Aşktan bahsettiğim dost meclislerinde, kendi aşklarını anlatmak için söz sırasını bekleyen dostlarımın telaşında buluyorum aşkın mucizesini.
Sokak simidinin tadını hatırlıyor damağım; dalından koparılmış bir meyveyi bölüşürken ki sevincimi hatırlıyor ellerim; bir dokunuşun, bir öpüşün, bir sarılışın sihrini hatırlatıyor geçmişim ve hatırladıkça aşka olan aşkımı hatırlatıyor yüreğim.
Adı aşk yada sevgi ya da sevda her neyse yaşamadan gitmemeli bu dünyadan!
Yaşadığımızı sandığımız, aslında sürekli yıkıntılarını toplamakla uğraştığımız bir sevgiyi sürdürmeye çalışmışız.
Hiç yanılmam sanmıştım,sonu ne olursa olsun...Ama yıkıntılar arasında sevgiyi yaşayamamaktan yoruluyormuş insan,ve her geçen gün kendimizi de yıkıntılar arasında kaybediyormuşuz belki de hiç farkında olmadan...
Herkes sevginin fedakarlık istediğini söylese de fedakarlık için sevgiyi yaşamak gerekiyormuş, yaşanılmayan için fedakarlık yapılmaz...
Üzülmekten yoruldum.seni üzmekten de,beklemekten yoruldum,neyi beklediğimi bilmeden özlemekten de yoruldum,en çok da düşünmekten!!!!!
Susmaktan yoruldum,sürekli susup içimde avazım çıktığı kadar haykırmaktan.
Hep kendimle baş başa kalıp, hep kendime sığınmaktan YORULDUM...
Ama öğrendim artık aşk yaşanıldığı sürece vardır. Sen yoksun,ben yokum... O zaman aşkın olmasını da beklemiyorum artık.
O da olmasın artık, eğer sürekli kendimi hesapsızca sorgulayacaksam eğer kendi iç savaşımda sürekli kendime yenik düşeceksem eğer yaşamadığım bir aşk için sürekli üzüleceksem ve hep üzeceksem seni, OLMASIN...
Zaten hiç yokmuş,var olduğunu sayarak kandırmışız kendimizi,ya da ben hep kandırmışım kendimi...
Artık seni sana bıraktım ben zaten hep kendimleydim ve hep kendimi paylaştım.
Artık al kendini benden ve yaşamak istediğin gibi yaşa aşkı, hayatı, kendini. Yaşamak istediğin ne varsa kendince yaşa çünkü ben yoruldum artık ben yokum...
Yıkık bir sevginin yıkıntılarını toplamakla uğraşma... Hiçbir zaman yıkılmayacak bir sevgi için savaşını ver... Ben bu savaşta yenik düştüm. Ama...
Ne kadar yenik düşsem de, ne kadar üzülsem de güzel yanları da vardı seni yaşamanın,tabi yaşadığım kadarının...
Seninle yaşanılan güzeldi,bazen acıtsa da seni özlemek güzeldi,bazen ağlatsa da kavgalarımız güzeldi,hep ihtiyaç duyduğumuzda birbirimizin yanında olamasak da beklemek güzeldi,
Sevmek, yüreğindeki donmuş buz dağlarının, bir kar tanesi gibi güneşe dost olmasıdır.
Ağlamaktır, hüngür hüngür boğulmaktır hıçkırıklara. Uçsuz bir duygu tünelinde hiç bıkmadan, usanmadan, yorulmadan yürümektir sevmek. Damarlarındaki al yaşama karışmış volkandır sevmek. Haykırmaktır sevmek, dağlara vuram vuram titremektir. Gülmektir, hiç sıkılmadan utanmadan çıldırmaktır, delirmektir. Dudakları çatlamış duygu çöllerine yağmur olup akmaktır sevmek.
Bir beyaz güvercin gibi hasret tarlalarına süzülmektir. Şahlanmış deli tay gibi ,bir umut ışığına dört nal olup uçup ulaşmaktır sevmek. Sevmek oyuncağına sımsıkı sarılmış ürkek gözlü çocuktur. Uykusuz geceleri yıldızlarla paylaşmaktır, onlarla ağlamaktır sevmek.
Sıla hasretine yanmadan, asırlara aldırmadan, yıkılmadan beklemektir. Kır çiçeğini koklamaktır hasretle, yaprak yaprak doymadan sevmek. Gözpınarından dökülmektir damla damla, nehir olup akmaktır sevmek. Fidan belli nargile çiçeğini sarmaktır hiç çözülmeden.
Düşünmektir ceylan gözleri, tan yerine kavuşana dek uyuyamamaktır. Bir ümittir, bir tutkudur, yaşama hevesidir sevmek. Dağlara deryalara haykırmaktır, uğruna ölüm karanfilini koklamaktır.
Aşk,belki çok önceleri bozuldu,yozlaştı,kendi gitti adı kaldı yadigar.Aşkın gitmesiyle birlikte ince hastalık da bitti.Aşkın demlenmiş haline kara sevda denirdi.Kara sevdaya düşen,yataklarada düşerdi.Gramofonda çalan taş plak teklerken,aşk da önce küçük,kısa öksürüklerle sonra dudaktan sızan kanla sesini ve rengini belli ederdi.Kağıt mendiller henüz icat edilmemişti ve mendillerin bir anlamı vardı,aşka dair.
Sevgililer birbirlerine mendil vererek,duygularını gösterirlerdi.Tek kelime bile etmeden ,mendilleri konuştururlardı.Kırmızı mendil,tutkulu aşktı.Portakal sarısı,kalp yarası.Yeşil niyet.Pembe,sevgi bağı.Siyah,umutsuzluk ve ayrılık.Mavi, birleşme umuduydu.Yırtık ve yanmış bir mendil ise"gönül derdinden ölüyorum" demekti.Eriyip bitmekti.Veremin eşiğinde olmaktı.Yarin gözleri,dudakları,elleri için yazılırdı şiirler.
Erkeğe özgüydü daha çok,duyguları şiirleştirmek.Bir şiirden bir kadın,bir kadından bir aşk yaratmak vardı.Evet,bir zamanlar "o deniz ülkesinde bir kız yaşardı,adı ANNABELLİ, o deli ben deli..."
"Gitmek" demişti hani Ahmet Arif "gözlerinde gitmek sürgüne/yatmak/gözlerinde yatmak zindanı/ gözlerin hani? To be or not to be değil/ Cogito ergo sum değil/ Asıl iş anlamak kaçınılmazı/durdurulmaz çığı/ sonsuz akımı/ içmek/ gözlerinde içmek ayışığını/ Varmak/ gözlerinde varmak can tılsımına/ gözlerin hani?" Aşk,eskiden yürekleri dağlardı işte böyle.Ferhat'a dağları deldirdi,Mecnun'u çöllerde inletirdi,Romeo'yu zehirlerdi.Umutsuzluğun, "seversin kavuşamazsın,aşk olur"un tanımıydı.Gözlerin,bakışların,seslerin birbirine değmesinin adıydı.Çılgınlığın,tutkunun kardeşiydi.Bir yarım ayın güneşle buluşmasıydı.Volkanların patlaması,denizlerin 'gel-git'iydi.Gönül gözüyle bakmaktı.
Sevgilinin adıyla uyanmaktı.Belki de "önce ekmekler bozuldu"ğu için değil,aşk bozulduğu,yozlaştığı,içi boşaldığı için değişti her şey.Uğruna feda edilecek hayat,değerler,duygular,ilkeler olmadan,yaşamak zorlaştı."Tek başına ben ne yapabilirim?","benden sonra Tufan" diyenler çoğaldı.Çünkü aşktı başlatan dünyayı.Bizi bizde çoğaltan,sanatı yaratan,sınırları ortadan kaldıran aşktı.Servet,aşktı.Sultanları iktidara getiren,düşüren aşktı.Ülkeleri kardeş yapan,toplumları yakınlaştıran,hayata anlam kazandıran,aşktı.Biz,aşkı yitirdik aslında...Birbirimizi sonra!Müsvedde defterimizde unuttuk aşkı,temize geçmedik.
BİR ORMANIN İÇİNDE YALNIZLIK BÜYÜTEN AĞAÇLAR OLDUK...alıntı
Kırık bir veda döküldü gözlerımden ayak uçlarıma.
Basımı döndüren yüreğini yüreğime niyet tutarken
Göz yaşlarımı ardından kaybettim.
Hükümsüzdür sadece
Yüreğine..
Kırık bir veda..
* *
Belki dostane belki de ölümüne sevdalı bir masalın kahramanıyım.
Toprağıma kaybettığım yaşlarımın ömründeyim.
Musallamı sorarsalar bilinsin
Adımı unuttum..
* *
Mazı gözlerımden bulut mısali yağarken;
Sisli bir sabahın ilk mahmurluğuna çalıyor yarınım.
Gecenin koynundan düşen bır meçhulüm.
Bana bir ad var mı?
* *
Alyazmalım, gönülsazım, yanık türküm..
* *
Yüreğime düştüğün o sonbahar ikindisinden beri
Aklım hep hayalinle ayazlarda.
"Üşüyor ellerim "dediğinde yanında yoksam bilki ellerim kayıp
Ayazlarımda.
* *
İlkbahardan kalma en sevdiğin papatyalar var sol yanımda.
Sesin hala kulaklarımda; "gelecek baharda sözüm olsun sana papatyalardan taç
yapacağım"..
* *
Alyazmalım, gönülsazım, yanık türküm..
Gelmıyor bahar..Baharlar uzak..
Baharımsın ama yoksun..
Papatyalarım soluk..
* *
Biliyor musun sana susmalarımın adını koyamadım.
Yüreğime damlayan sızıyı duydum
Ama adını koyamadım.
Bana bir ad var mı?
* *
Ne çok birikmişim var gizimde.
Sarhoş ellerıimi daldırdığım umutlarımı tek tek kaldırıyorum ömür defterimden.
Kırık bir vedanın ardı sıra yanık bır türkü tutturmusum,
Sol yanımdan sızlayan bır yaranın izine..
* *
Yazan ben söyleyen yine ben.
Duymazsın ki bilesin..*
Bır garip aşık dedıier yüreğimin kör kuyularına
En kuytularda saklım adını görmediler sevdama
Mehtaplı gecenin en koyu aydınlığı dediler
Çöllerde bulunan serabın kum tanelerı dediler
Kaybolan yıldızın çobanı dedıler
Bilmediler yüreğine yüreğimi
Ömrüne ömrümü bildiğimi...
* *
Senı gördüya gözlerim, ah gözlerin ah, benim çeyizim..
Gözlerin derdimin merhemi yüreğıimin sihirli sözü ela gözlerin..
* *
Gönülzenginim, ömür nazarım, sevdam..
*Yağmur yağıyor.. zamanın ipine astığım sabahlarımı gecelere sallıyorum.
Sen yine yoksun ve ben senin yoksulunum.
Her güne bildiğim nefesimi ömrüne vermekteyim..
* *
Ömrüme biçilen yazıma razıyım..gel desem biliyorum ama dilime vurulan
kilidin ucu kırık, kelimelerim ömür boyu muhabbet. Gardiyanımın gözleri
kör..
Bır çiçek olsam hep yanında kalsam. Beklediğin çiçeğin.. Hani her
daim söylediğin;
"Ben ömrümde hiç çiçek almadım" dediğin, işte o çiçek olsam. Bir gül, bir
karanfil, bir menekşe..*
* *
Yüreğime düşen çocuksun, içimde kıpır kıpır büyüyen.. Bugün acaba hangi
yaramazlığı anlatacak diye beklediğim içimdekı bensin.
* *
Sevdam, aşkıma nefes bıildiğim, ömür kuşum..
Ellerime değen yüreğini kıskanırım gözlerinin değdiği nazarlardan.
Gamzene vurulduğum
Tebessümünden gözlerimi,
ben seni benden kıskanırım..
* *
Varsın mecnun desinler yüreğimin atışına.
Ömrüne yağan yarınıma
Bugünsüz desinler.
Bilmesinler seni benim ellerimde..
Ben seni sensiz yaşıyorum buralarda..
Bir yürek resmi çiz ellerinle
Kirletilmemiş bembeyaz kağıtlara
Tertemiz bir yürek resmi çiz
Unutma ki bu beden emanettir sana bu dünyada
Topraktan alınmış bir emanet
Bir gün istemesen de alacaktır geri...
Bu yürek,
Bu eller,
Bu gözler senin değil aslında
Güzel yaşamalısın
İyi yaşamalısın ki
Hıyanet etmiş sayılmayasın emanete
Gitmelisin ayaklarının gidebileceği her yere
Bakmalısın gözünün görebildiği en uzak ufuklara
Düşünmelisin düşünebileceğinin en güzelini
Sevmelisin yüreğinin sevebileceğinden daha da çok
Ve bilmelisin ki
Emanet olmayan
Sana ve bir tek sana ait olan
Düşüncendir bu dünyada
Bu beyin senindir sonsuza dek
Ve sonsuzluktan sonrada
Beyninde filizlenen aydınlıklar
Toprağın emaneti değildir sana
Güneşin sıra dışı bir armağanıdır
Ve hürriyetin armağanıdır sana beyninin
Ne kadar özgürsün diye sorduğunda
Kendi beynine ve düşüncene
Elbette ki düşünebildiğin kadar diyecektir sana
Ve ne kadar yaşayacağım diye sorarsan
Bu yarını karamsarlıklarla dolu dünyada
Yüreğinin taşıdığı yere kadar diyecektir sana...
Sen bu yolun sürekli giden bir yolcususun
Farz etki bir otobüs bu hayat
Hepimiz aynı otobüsün yolcularıyız
Kimimiz biletli kimimiz kaçak bu yolculukta
Kimimiz kurulmuş en rahat koltuklarına otobüsün
Kimimizin ayakta duracak yeri bile yok
Gülüyor birimiz
Ağlıyor onumuz
Derin bir ah çekiyor ayaktaki yolcuları
Oturan anlamıyor ayaktakinin halinden
Bir gerçek vardır bu otobüste
Herkesin bildiği
Ancak bilmemezlikten geldikleri değişmez gerçek
Bir gün biteceğidir bu yolculuğun
Ağlayanıyla, güleniyle
Ayakta gidenleriyle, oturanlarıyla
Aynı yolun yolcusuyuz hepimiz
Ve asıl önemli olan bu hayatta
Yürüyerek tüketmek değil
Herkesin yürüdüğü bu aşınmış yolları.
Asıl önemli olan
Bir yürek resmi kazıyabilmektir tırnaklarınla
Yürüdün yollara
Senden sonra yürüyenlerinde görebileceği
Tertemiz bir yürek resmi çiz ellerinle
Emanet etme bu yüreği sakın
Sende sonra yürüyecek olana
Tırnaklarınla kazınmış bu yürek
Armağanın olsun
Bu yolun yolcusuna...
alıntı