CA-CHALLENGE

CA-CHALLENGE

Üye
13.07.2007
Üsteğmen
23.964
Hakkında

#18.08.2007 21:38 0 0 0
  • Nasreddin Hoca


    Nasreddin Hoca, Anadolu'da veya yakınlarında yaşayan, nükteleriyle ünlü kişidir. Hayatı hakkındaki rivayetlere göre, 1208 senesinde Eskişehir'in Sivrihisar ilçesine bağlı Hortu köyünde doğmus, 1284 yılında Akşehir'de vefat etmiştir. Akşehir'de bir türbesi vardır. Türk edebiyatında önemli bir figürdür.

    Yazıya geçirilmiş ilk Nasrettin Hoca hikayesini Sarı Saltuk'un hayatını anlatan Saltukname içermektedir.Fatih Sultan Mehmet'in oğlu Cem'in (sonradan Cem Sultan ismiyle tarihe geçecektir) şehzadeliği esnasında verdiği talimat üzerine Ebülhayr Rumi tarafından Saltukname yedi senelik bir çalışma sonucunda Türk sözlü geleneğinden toplanarak 1480 yılında tamamlanmış ve kitaplaştırılmıştır.

    Küçük yaşta ilim öğrenmeye başlayan Nasreddin Hoca, ilk öğrenimine doğduğu köyde imam olan babası Abdullah Efendi'de başladı. Tahsilinin sonunda babasının yerine köyünde imamlık yaptı. Ayrıca kadı yardımcılığı ve medrese hocalığı da yapan Nasreddin Hoca, Muhammed Hayrani'den tasavvuf ilmini tahsil etti. Ahmed Fakih adlı bir alimden ders aldığı da rivayet edilmektedir, 1284 yılında vefat ettiği göz önüne alınınca, onun, Selçuklular devrinde yaşadığını ve Timur Han ile görüşmediğini dikkate almak gerekir.

    Nasreddin Hoca, ömrünü insanlara doğru yolu göstermeye hasreden, iyilikleri bildiren, doğruya sevkeden ve kötülüklerden sakındıran bir veli idi. Bu işi yaparken tabiatı icabı kendisine has bir yol tutmuştur. Böylece hakkın anlatılması ve cemiyetteki bozuk yönlerin düzeltilmesi için, meseleyi halkın anlayacağı bir dil ve üslub ile, gayet manidar latifeler halinde kısa ve öz olarak dile getirmiştir. Latifeleri hikmet ve ibret dolu birer darb-i mesel gibidir. Bu bakımdan adına uydurulan edep dışı ve nükteden uzak bir takım fıkraların onunla ilgisi yoktur. Manidar latifeleri önce yakın cevresinde şifahi olarak dilden dile dolaşmış, sonraları git-gide yayılmış ve zamanla bir takım değişikliğe uğramıştır. Bu sebeple onun olmayan bir takım bayağı fıkralar da ona mal edilerek anlatılmıştır. Yapılan ilmi çalışmalar, onun ilim ve edeb sahibi bir veli olması, söz konusu sıradan basit fıkraları söylemediğini açıkca göstermektedir. Ayrıca, Nasreddin Hocan'ın efsanevi bir kişi değil, on üçüncü asırda Anadolu Selçukluları zamanında yaşamış salih bir müslüman olduğunu ortaya çıkarmıştır. Çünkü onun nükteleri, bir insanın başından geçen gülünç hadiselerin ifadesi değil, görünüşte güldürücü aslında ince hikmetleri dile getiren, düşündürücü latifelerdir. Ayrıca Türk milletinin zeka inceliğini, nükte gücünü en iyi şekilde yansıtan bu nüktelerin belirli vasfı; Allahü tealanın emir ve yasaklarını bir latife üslubu ile bildirmesidir.

    Bu latifelerin toplandığı eserlerden biri, Londra'da British Museum'da. Haza Terceme-i Nasreddin Efendi Rahme başlıklı yazma eserdir. Ancak bu eserdeki latifelerin bir kısmı,onun üslubuna ve nükte tekniğine uymamaktadır. Nitekim eserin sonunda bu durum:" Işte Nasreddin Efendinin kibar-ı evliyadan (Evliyanın Büyüklerinden) olduğuna şek ve şüphe yoktur. Merhumun bu kıssalardan haberi var yok böyle yazmışlar. Her kim okuyup tamamında bu merhumun ruhu için bir Fatiha bağışlarsa, Hak sübhane ve teala ol kimsenin ahir ve akibetini hayr eyleye" şeklinde belirtilmiştir. Ayrıca, Letaif-i Nasreddin Hoca adlı eserde başka nüktelerine yer verilmiştir.

    Nasreddin Hoca, fert ve toplumu her yönüyle çok iyi tanımış, insanların aile, komşuluk, dostluk, ticari münasebetlerine ait cemiyette gördüğü aksak yönleri düzeltmek ve nasihat etmek maksadıyla nüktelerle dile getirmiş, düşünmeye ve doğruya sevk etmiştir. Sosyologlar ve psikologlar, insanı ve cemiyeti tanıyıp, çeşitli yönlerini incelemk için onun latifelerinden çok istifade etmişlerdir.

    Nasreddin Hoca fıkraları, batı dillerine de çevrilmiş ve bu dillerde Hoca hakkında mühim neşriyat yapılmıştır. Bunlar arasında Pierre Mille'in Nasreddin et son epouse adlı kitabı, Edmonde Savussey'in La Litterature Populaire Turque adlı eserindeki Nasreddin Hoca bölümü, Jean Paul Carnier'in Nasreddin Hoca et ses Histoires Turques adlı eserleri zikretmek yerinde olur.

    --------------------------------------------------------------------------------

#18.08.2007 21:35 0 0 0
#18.08.2007 21:08 0 0 0
#18.08.2007 21:07 0 0 0
#18.08.2007 21:04 0 0 0
#18.08.2007 20:50 0 0 0
  • Ermeni diasporasının son zamanlarda giderek artan soykırım iddialarını, Mustafa Kemal Atatürk, uzun yıllar önce ''Dünya efkarı, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz'' sözleriyle yanıtlamıştı.

    Atatürk, o dönemde yaşananlara ilişkin ''Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan ekserisi şayet İtilaf Devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüş olurlardı'' demişti.



    Atatürk, 26 Şubat 1921'de Amerikalı gazeteci Clanence K. Streit'in sorusu üzerine, Ermeni tehcirine ilişkin şu tarihi gerçekleri dile getirmişti:

    ''Düşmanca ithamda bulunanların sürdükleri büyük mübalağalar dışında Ermenilerin tehciri meselesi aslında şuna inhisar etmektedir:

    Rus Ordusu 1915'de bize karşı büyük taarruzunu başlattığı bir sırada o zaman Çarlığın hizmetinde bulunan Taşnak Komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmişti. Düşmanın sayı ve malzeme üstünlüğü karşısında çekilmeye mecbur kaldığımız için kendimizi daima iki ateş arasında kalmış gibi görüyorduk. İkmal ve yaralı konvoylarımız acımasız bir şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde terör hüküm sürdürülüyordu.

    Bu cinayetleri işleten saflarına eli silah tutabilen bütün Ermenileri katan çeteler, silah, cephane ve iaşe ikmallerini, bazı büyük devletlerin daha sulh zamanından itibaren kendilerine kapitülasyonların bahşettiği dokunulmazlıklardan istifade ve bu maksada matuf olarak büyük stoklar husule getirmeye muvaffak oldukları Ermeni köylerinde yapıyorlardı.''

    Atatürk, Ermeni tehciri ve Ermeni çetelerinin yaptıkları katliamlar konusundaki görüşlerinden bazıları şöyle:

    ''İngilizlerin sulh zamanında ve harp sahasından uzak olarak İrlanda'ya reva gördüğü muameleye hemen hemen kayıtsız bir şekilde bakan dünya efkarı, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz.''

    ''Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan ekserisi şayet İtilaf Devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüş olurlardı.''

    ''Gerek umumi harp sırasında gerek mütarekeden sonra Ermeniler ve Rumlar tarafından Müslüman ahaliye yapılan mezalim üzerinde durmak uzun bir hikaye olur.'

#18.08.2007 20:46 0 0 0
  • böyle arkadaşlarda var kimisi uzak kimisi yakınımızda ama günümüz çağında bu huylara sahip kişilere kimimiz uzak duruyoruz. ot gibimi yaşıyacan gibi sözlerde söylenebiliniyor
#18.08.2007 19:51 0 0 0
#18.08.2007 16:09 0 0 0
#18.08.2007 15:48 0 0 0
  • Konu: Batırık
    MALZEMELER
    2,5 Su bardağı ince bulgur
    3 Su bardağı ılık su
    1,5 Su bardağı tahin
    150 gr kuru soğan
    3 Orta boy (250 gr)domates
    1/2 yemek kaşığı domates salçası
    6-7 adet yeşil soğan
    1 demet maydanoz
    1/2 Su bardağı limon suyu (isteğe bağlı artırılabilir
    2,5 Tatlı kaşığı tuz
    1,5 Tatlı kaşığı kırmızı biber
    1,5 Tatlı kaşığı kimyon

    HAZIRLANIŞI
    Bulguru derin tepsiye koyunuz ve ılık suyla ıslatıp, kapağı kapatarak 20-25 dakika bekletin.
    Soğanı soyup ince kıyın. Yeşil soğan ve maydanozu yıkayıp ayıklayın ve ince kıyın. Domateslerin kabuğunu soyup küçük doğrayın.
    Bulgura kuru soğanı, salçayı, domatesi,kimyon ve kırmızı biberi katarak yumuşayıncaya kadar yoğurun. Tahini katıp tekrar yoğurun. Yeşil
    soğan, maydanoz,tuz,limon suyu katıp karıştırın. Avuç içinde, parmaklar arasında sıkarak köfte şekli veriniz, marul(turşu veya domates salatasıyla da servis yapabilirsiniz) ile servis ediniz. Tarifi Seydi~ehir e aittir. Ermenekde batırık, dövülmüş ceviz içiyle, İçel de ise kinciyle(susamla) veya yer fıstığıyla yaparlar. Malatya -BATIRIK- denilen yiyecek bunlardan tamamen farklıdır.

    NOT: Kış aylarında kurutulmuş domatesle yapılan batırığın tadı çok güzel olur.
#18.08.2007 15:37 0 0 0
  • MALZEMELER
    1 kg orta boy patlıcan (kemer patlıcanı da denilen dolmalık patlıcan alalım)

    İçinin harcı için:
    1 su bardağı dolusu beyaz peynir rendesi
    1 dilim bayat ekmek

    HAZIRLANIŞI
    İşe hemen patlıcanı alacalı soyarak başlayalım. Yani bir şeridi soyup, bir şeridi ise soymadan bırakalım. Bazen patlıcanın acı tadı fazla oluyor. Bu yüzden, içine 1 yemek kaşığı kadar tuz attığımız 7-8 bardak soğuk suyun içinde patlıcanları 30-35 dakika kadar bekletelim. Böylece acısının çıkmasını sağlayalım. Biliyor musunuz İtalyan?lar sütün içinde bekleterek patlıcanın acı suyunu çıkarıyorlar. Sonra da bu sütü atıyorlar. Tabii ki çok yazık!!!
    Şimdi patlıcanları yıkayıp, süzdürelim ve bir mutfak bezi veya peçeteyle kurulayıp, suyunu iyice alalım. Bir fırın tepsisine yerleştirip, 175 derecede 20-25 dakika kadar pişirelim. İyice yumuşamış olması gerekir. Ya da ocağın üzerinde bir köz kabında veya mangalda közleyelim. Ya da bol yağın içinde bildiğimiz usulde kızartabilirsiniz de.
    Biraz bekleyin, patlıcanlar ılıklaşsın. Sonra ortadan boylamasına ikiye bölelim. Sanki karnıyarık ya da imambayıldı yapar gibi... Bir çay kaşığı yardımıyla dolma içi oyar gibi patlıcanın içini hafifçe oyup, çıkaralım. Yani her patlıcandan bir yemek kaşığı kadar iç çıkarın, fazlasını değil!
    Derin bir kasenin içine çıkardığımız patlıcan içlerini koyalım. Üzerine rende beyaz peyniri ve neredeyse leblebi kadar ufaladığımız ekmek içini ekleyelim. Bir çatal yardımıyla iyice ezip, karıştıralım ve bir tatlı kaşığı yardımıyla oyulan patlıcanların içine yerleştirelim. Böylece tüm harcı patlıcanların içine paylaştırıp, büyük bir servis tabağının üzerine yan yana dizelim.
    Hazırladığımız sosu, sıcakken patlıcanların üzerine gezdirelim.
    İsterseniz servise sunmadan önce üzerini çok ince kıyılmış maydanozla süsleyebilirsiniz, yakışır...

    SOSUN TARİFİ
    Şimdi sıra geldi sosumuzu yapmaya. Bunun için orta boy bir tavanın içine sıvıyağı koyalım. Hemen içine dövülmüş sarmısakları ekleyip, bir tahta kaşıkla karıştırarak 1-1,5 dakika kadar kavuralım. Bu arada kabuğu soyulmuş ve tavla zarı formunda, küp doğranmış domatesleri tavaya ilave edip, tuz ve karabiberini de serpiştirelim. Yine ara ara karıştırarak 5-6 dakika orta ateşte pişirelim ve altını kapatalım.
#18.08.2007 15:34 0 0 0
  • 2 Kişilik
    Malzemeler
    1 Su Bardağı Amerikan Pirinci
    3 Çorba Kaşığı Soya Yağı
    350 gr Salam
    200 gr Sosis
    1 Soğan
    1 Diş Sarımsak
    1 Salçalık Kırmızı Biber
    200 gr Domates
    2 Su Bardağı Tavuk Suyu
    12 Siyah Zeytin
    1 Çay Kaşığı Tuz
    1 Çay Kaşığı Taze Çekilmiş
    Karabiber


    Yemeğin Tarifi
    Salamı ince ince dilimleyin. Sosisleri küçük doğrayın. Soğan, sarımsak ve kırmızı biberi ince ince doğrayın.
    Soya yağını güveçte kızdırıp salam ve sosisi kavurun. Soğan ve sarımsağı ekleyip pempeleşinceye kadar 2-3 dakika pişirin. Kırmızı biberi ilave edip kavurun. Pirinci yıkayıp süzün. Salamlı karışıma ilave edip ara sıra karıştırarak 3-4 dakika pişirin.
    Domateslerin kabuklarını soyup doğrayın. Domates ve tavuk suyunu güvece ekleyip karıştırın. Kaynayınca ateşi kısıp kapağı kapalı olarak 15- 20 dakika pişirin. Zeytinlerin çekirdeklerini çıkarın. Tuz, karabiber ve zeytinleri yemeğe ilave edip iyice karıştırın. Sıcak olarak servis yapın.

#18.08.2007 15:15 0 0 0
  • Konu: Tarator
    (4 Kişilik)


    Gerekli Malzemeler :

    3 dilim bayat ekmek
    10 adet ceviz içi
    1 çorba kaşığı zeytinyağı
    1 çay kaşığı üzüm sirkesi
    1 diş sarmısak
    1/2 çay bardağı su
    1/2 çay bardağı limon suyu
    tuz , karabiber , kırmızı biber



    Hazırlanışı:


    Bayat ekmek dilimlerinin içlerini avucunuzun içi ile iyice ufalayın. Su ilave ederek koyu bulamaç haline getirin. Ceviz içlerinin kabuklarını ayıkladıktan sonra iyice dövün.
    Bulamaç haline gelmiş ekmek içlerine dövülmüş cevizleri, zeytinyağını, sirkeyi, dövülmüş sarmısağı, tuz, karabiber ve kırmızı biberi ilave edip karıştırın. Bir kenera koyup 10 dakika dinlendirin.
    Soğuk (oda sıcaklığında) olarak servis yapınız.
    Bu sos, midye tava ile çok güzel giden, Marmara ve Ege mutfaklarına has, Akdeniz'in özelliklerini taşıyan bir sostur. Kalamar tava ile de servis yapabilirsiniz. Servis yaparken buzdolabından çıkmış gibi olmamasına dikkat etmelisiniz.


#18.08.2007 15:10 0 0 0
  • Gerekli Malzemeler :

    60 gr elma, 55 gr patates, 40 gr salatalık turşusu, 15 gr zeytin yağı, 12 gr soğan, 60 gr pancar, 15 gr sirke, 4 gr maydanoz, 2 gr tuz


    Hazırlanışı:


    Patates ve pancarı kabuklu halde sıcak fırında közleyin. Sonra onları fırından çıkarıp kabuklarını temizleyin, küp şeklinde doğrayıp küçük kesilmiş salatalık turşusu ile karıştırın. Doğranmış soğanı da ilave edin. Daha sonra elmayı ufak dilimler halinde kesip ekleyin ve maydanozu temizleyip doğrayıp ilave edin. Hepsini iyice karıştırın. Tuz, zeytin yağı ve sirke ilave edin. Salatanız servise hazırdır.

#18.08.2007 14:54 0 0 0
  • Malzemeler
    • 5 adet patates
    • 3 yemek kaşığı sıvı margarin
    • 3 adet pırasa
    • 6 su bardağı et suyu (2 adet tavuk bulyon=1 paket tavuk toz bulyon)
    • 1 adet kuru soğan
    • 1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber
    • Tuz?karabiber
    Tarif

    Patateslerin kabuklarını soyduktan sonra kuş başı doğrayıp, hava ile temas ettiklerinde kararmamaları için su dolu bir kasenin içinde bekletiniz.

    Pırasaları ayıklayıp, bir parmak kalınlığında halkalar halinde doğrayınız.

    Kuru soğanın kabuklarını ayıklayıp, piyazlık doğrayınız.

    Derin bir tencerenin içinde sıvı Smargarini kızdırıp, içine piyazlık doğranmış kuru soğanları ilave edip, kuru soğanlar pembeleşinceye kadar kavurunuz.

    Kuru soğanlar pembeleşince içine doğranmış pırasaları ekleyip, sote etmeye devam ediniz.

    En son olarak içine suyunu süzdüğünüz kuşbaşı patatesleri, et suyunu,tuz- karabiberi ilave edip, sebzeler yumuşayıncaya kadar kaynatınız.

    Pişen çorbayı mikserden çekerek püre haline getirip, servis tabağına alınız.

    Çorbanın üzerine kırmızı pul biber serpip, sıcak olarak servis ediniz.
#18.08.2007 14:51 0 0 0
  • Malzemeler
    375 gr.Tereyağı
    5 Bardak Un
    1 Tatlı Kaşığı Maya
    1 Yemek Kaşığı Krem Şanti
    2 Yumurtanın Sarısı
    100 gr.İri Taneli Toz Şeker


    Yemeğin Tarifi
    Yağı, unu ve parçalara ayırdığınız mayayı bir el mikseri ile iyice karıştırın.Daha sonra elinizin de yardımı ile yumuşak bir hamur oluşturun.Sıcak bir ortamda üstü kapalı bir biçimde 20 dk.bekletin.
    Hamuru unlanmış bir zeminde yarım santim kalınlığında açın.6,5 cm çapında ortası 2,5 cm kesilmiş kurabiyeler oluşturun.
    Halkaları tabanında yağlı kağıt bulunan bir tepsiye yerleştirin,yumurta sarısı ile sıvayın ve şekerleri üzerine serpiştirin.175 derece ısıda 12-15 dk.pişirin.Ve soğumaya bırakın.


#18.08.2007 14:40 0 0 0
  • Konu: ALMAN KEKİ
    Malzemeler
    4
    yumurta,3 kahve fincanı şeker,1,buçuk su bardağı un,1 su bardağı
    patates nişastası,2 limonun kabuğu(rendesi)1 çay kaşığı limon suyu,1pk
    kabartma tozu,1pk
    vanilya üzer için 1 su bardağı pudra şekeri,2_3 yemek kaşığı limon suyu

    YAPILIŞ TARİFİ
    yağı ve şekeri kar haline gelinceye kadar çırpın.limon suyu,yumurta sarılarını ve limon kabuğu rendesini ilave dip çırpmaya devam edin ayrı bir yerde yumurta aklarını kar haline gelinceye kadar çırpın ve diğer karışıma katın.bu karışıma unu,kabartma tozunu,nişastayı ve vanilyayı eleyerek ilave edin ve tahta kaşıkla karıştırın ve kek kalıbına boşaltın 150 derecelik fırına sürün.kek piştikten sonra bir pardak pudra şekerini 2_3 yemek kaşığı limon suyu ile hızlı hızlı karıştırın boza kıvamına geldiğinde kekin üzerine dökün afiyet olsun.

#18.08.2007 14:38 0 0 0
  • 12 eylül kronolojisi

    12 Eylül 1980: Beş general, 600 üyeli TBMM'nin yasama ve yürütme yetkisini kullanmaya başladılar. Ülkede her şey yasak.

    16 Eylül 1980: Milli Güvenlik Konseyi, ikinci bir emre kadar bütün grev ve lokavtları erteledi. Aranan sendikacılardan 950'si teslim oldu. Grevdeki 51 bin işçi işbaşı yaptı. DİSK ve MİSK yöneticilerinin en geç akşam saat 18.00'de teslim olmaları çağrısı yapıldı.

    17 Eylül 1980: Gözaltı süresi uzatıldı.

    18 Eylül 1980: Milli Güvenlik Konseyi'nin başkan ve dört üyesi TBMM Onur Salonu'nda törenle yemin etti.

    19 Eylül 1980: 1402 sayılı yasada yapılan değişiklikle sıkıyönetim komutanları, bütün kamu personelini gerekçesiz görevden alabilecek.

    7 Ekim 1980: Necdet Adalı ve Mustafa Pehlivanoğlu sabaha karşı Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde idam edildi.

    11 Ekim 1980: Türkeş ve diğer milletvekilleri dahil 36 MHP'li hakkında gıyabi tutuklama kararı verildi.

    15 Ekim 1980: Erbakan ve diğer MSP'liler 2 Numaralı Askeri Mahkeme tarafından tutuklandı.

    30 Ekim 1980: Ecevit, CHP Genel Başkanlığı'ndan istifa etti.

    10 Kasım 1980: Onur Yayınları Sahibi İlhan Erdost, Mamak Askeri Cezaevi'ne götürülürken, dövülerek öldürüldü.

    3 Aralık 1980: 17 yaşındaki liseli Erdal Eren, 17 günlük yargılamadan sonra idam edildi.

    19 Aralık 1980: DİSK davası başladı.

    27 Aralık 1980: Toplu iş sözleşmesi dolan işyerlerinde, yeni toplu iş sözleşmesiyle ilgili yetkiler, kurulan yüksek hakem kuruluna verildi.

    24 Nisan 1981: MSP'lilerin yargılanmasına başlandı. Erbakan için 14-36 yıl hapis isteniyor.

    29 Nisan 1981: Toplam 587 sanıklı MHP ve ülkücü kuruluşlar davasında Türkeş dahil 220 sanık hakkında idam isteniyor.

    2 Haziran 1981: MGK'nın meşhur 52 numaralı kararı çıktı. Bu karar, pek çok şeyi yasakladığı gibi, yasakların tartışılmasını ve eleştirilmesini de yasaklıyordu.

    5 Haziran 1981: 21 yaşındaki Cevdet Karakaş sabaha karşı idam edildi.

    6 Haziran 1981: TİP Başkanı Behice Boran ve TÖB-DER Başkanı Gültekin Gazioğlu Türk vatandaşlığından çıkarıldı.

    10 Haziran 1981: 23 yaşındaki Veysel Gürsoy idam edildi.

    13 Haziran 1981: Bülent Ersoy'a sahne yasağı kondu.

    25 Haziran 1981: İki idam daha gerçekleştirildi.

    26 Haziran 1981: Başkan Abdullah Baştürk ve 51 DİSK yöneticisi için askeri savcı idam istedi.

    9 Temmuz 1981: Danışma Meclisi'ne aday adayı olma başvuruları başladı. İlk başvuruyu yapan emekli bir astsubay.

    22 Temmuz 1981: Evren, Erzurum konuşmasında Artık yeni aldığımız bir kararla ilk ve orta okullarda, liselerde mecburi din dersi konacaktır dedi.

    24 Temmuz 1981: Askeri mahkeme, Erbakan ve 9 MSP'li için tahliye kararı verdi.

    12 Ağustos 1981: Takip edilecek şahıslar hakkında alt maddeleri de bulunan 35 maddelik bir belge yayınlandı.

    14 Ağustos 1981: 2 Danışma Meclisi için aday adaylarının başvuru süresi sona erdi. MGK 6 bin kişi arasında seçim yapacak.

    15 Ağustos 1981: Uluslararası Hür Sendikaları Konfederasyonu (ICFTU) Genel Sekreteri, Sadık Şide'yi 12 Eylül Hükümeti'ne Sosyal Güvenlik Bakanı olarak veren Türk-İş'in üyeliğini askıya aldı. Dev-Sol Davası başladı. Savcı, 141 idam istedi.

    12 Ekim 1981: Ecevit, dört konuşma nedeniyle yargılandı. Danışma Meclisi üyeleri MGK tarafından açıklandı.

    15 Ekim 1981: Ülkedeki bütün siyasi partiler kapatıldı.

    23 Ekim 1981: Danışma Meclisi ilk toplantısını yaptı. Yeni meclis toplantı yaptığı sırada, eski meclisin 14'ü MSP'li, 11'i MHP'li, 4'ü CHP'li, 1'i AP'li 1'i bağımsız toplam 31 milletvekili tutuklu bulunuyordu.

    26 Ekim 1981: Nazlı Ilıcak'ın siyasi partilerin kapatılmasını eleştiren iki yazısı üzerine Tercüman Gazetesi süresiz kapatıldı.

    2 Kasım 1981: Ecevit MGK'nın 52 numaralı kararını ihlalden, 4 ay hapse mahkum oldu.

    6 Kasım 1981: 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    3 Aralık 1981: Ecevit hapse girdi.

    20 Aralık 1981: Bankerler birbiri ardına ortadan kaybolmaya başlıyor. Banker haberlerinin verilmesi yasaklanıyor.

    25 Aralık 1981: TÖB-DER davasında 50 sanık, 1-9 yıl hapse mahkum oldu.

    15 Mart 1982: Ulusu Hükümeti'nin Devlet Bakanı İlhan Öztrak resmen açıkladı: Uluslararası Af Örgütü'nün 60 işkenceyle ölüm iddiasından 15'i doğru.

    24 Mart 1982: İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü; cadde, sokak, meydan ve parklara 12 Eylül öncesinde verilmiş olan, 'milli birlik ve bütünlüğümüzle bağdaşmayan'isimlerin derhal değiştirilmesini isteyen bir genelge yayımladı.

    10 Nisan 1982: Ecevit yine hapse girdi.

    17 Mayıs 1982: Barış Derneği davası başladı. 30 sanık hakkında 8 yıldan 30 yıla kadar hapis istendi.

    21 Haziran 1982: Banker Kastelli kaçtı.

    1 Temmuz 1982: Sosyalist veya sosyal demokrat partilerin iktidarda olduğu beş Avrupa ülkesi, Türkiye'yi Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na şikayet etti.

    13 Temmuz 1982: Geçici maddeler dışında 200 maddeden oluşan yeni anayasa tasarısı açıklandı.

    4 Eylül 1982: Askeri savcı, 10 DİSK uzmanı için idam istedi.

    19 Ekim 1982: 186 idam istemli Ana Dev-Yol davası başladı.

    7 Kasım 1982: Yeni Anayasa için halk oylaması yapıldı. 16,945,545 'Evet', 1,584,661 'hayır'oyu çıktı. Bu arada Evren 7 yıllığına cumhurbaşkanı seçilirken, Milli Güvenlik Konseyi de 2 yıl 1 ay 24 gün sonra Cumhurbaşkanlığı Konseyi'ne dönüştü.

    25 Kasım 1982: Muhbir güvenliği genelgesi yayımlandı. Ankara'da darbenin ilk yılında 20,921 ihbar yapıldı. Bu ihbarlar da 18,525 kamu görevlisi hakkında işlem yapıldı.

    24 Nisan 1983: Siyasi Partiler Yasası çıktı.

    20 Mayıs 1983: ANAP kuruldu.

    1 Temmuz 1983: Evren, Genelkurmay Başkanlığını Kara Kuvvetleri Komutanı'na devretti.

    6 Kasım 1983: Yasaklı, vetolu seçimler yapıldı. Seçime giren bütün partiler derece aldı. Çünkü üç partiye izin verildi. Seçime girmek isteyen 15 siyasi partiden 12'si, 750 kurucu adaydan 435'i, 1682 milletvekili adayının 672'si veto edildi.

    13 Şubat 1985: MSP davasının sanıkları yargılandıkları askeri mahkeme tarafından aklandı.

    26 Mayıs 1985: Ankara Sıkıyönetim Komutanı, Bilim ve Sosyalizm yayınlarına ait 133,607 kitabın imha edilmesini emretti.

    11 Haziran 1985: Pişmanlık Yasası yürürlüğe girdi. 1,5 yıl içinde 497 başvuru oldu. Bunlardan 29'u geçerli itiraf sayıldı.

    7 Nisan 1987: MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davası bitti. Türkeş'e 5 yıl 11 ay 8 gün hapis cezası verildi.

    6 Eylül 1987: Eski siyasi liderlerin siyaset yasaklarının kalkmaması için halkoylaması yapıldı. %49'luk 'hayır'oyuna karşılık, %51'lik 'evet'oyu çıkınca, Demirel, Ecevit, Erbakan, Türkeş ve diğer siyasi parti yöneticileri siyaset yapma hakkı kazandı.

    9 Kasım 1989: Evren Cumhurbaşkalığını Özal'a devrederek Marmaris'e çekildi. Hala orada.


#18.08.2007 14:31 0 0 0