Sevilmeden de sevmeyi
Neyi özlediğini bilmeyi
Acı da olsa yine gerçeği
Görüp de söylemeyi bilmediysen
Bu şehirde buldum buğday ellerini
Bu şehirde sevdim badem dillerini
Senle unuttum bütün ezberlerimi
Pişman değilim ama göçtüm kederden
Düşman değilim ama çöktüm erkenden
Bir daha bu yolları aynı hevesle yürür müyüm?
Kim bilir ne bekliyor kalır mıyım ölür müyüm?
Ne malum dünya gözüyle bir daha görür müyüm?
Tuhaf buluyorlar bu kaçak halimi
Seninle doldurdum yasak ihlalimi
Seninle kapattım aşk defterlerimi
Pişman değilim ama göçtüm kederden
Düşman değilim ama çöktüm erkenden
Bir daha bu yolları aynı hevesle yürür müyüm?
Kim bilir ne bekliyor kalır mıyım ölür müyüm?
Ne malum dünya gözüyle bir daha görür müyüm?
2010 kpss sınav başvuruları - 2010 kpss sınavı ne zaman yapılacak - kpss ye nasıl başvurulur - 2010 kpss başvuruları
2010 KPSS Başvuru ve Sınav Tarihi
Ortaöğretim mezunları için KPSS yapılmayacağına dair herhangi bir resmi açıklama yapılmamıştır. Bu yüzden ortaöğretim mezunu arkadaşlar da 2010 yılında KPSS'ye girebileceklerdir.
Konuyla ilgili bir açıklama yapılırsa bu blog da yayınlanacaktır.
Lisans mezunu arkadaşlar için KPSS-1 başvuruları yaklaşık olarak 26 Nisan- 24 Mayıs 2010 tarihleri arasında yapılacaktır.
Önlisans ve Ortaöğretim mezunu arkadaşlar için KPSS-2 başvuruları ise 24 Mayıs - 25 Haziran 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir.
2010 yılında gerçekleştirilecek olan KPSS, Lisans mezunları için Haziran ayının son haftasonunda 2 oturum olarak yapılacaktır. Ön Lisans ve Ortaöğretimlerin sınavı ise Eylül ayında yapılacaktır.
Daha ayrıntılı bilgi için:
* 2010 KPSS-B Lisans Mezunları
* 2010 KPSS-B Önlisans Mezunları
* 2010 KPSS-B Ortaogretim(Lise) Mezunları
* 2010 KPSS-A Lisans Mezunları
Not: Her yıl ortaöğretimler için yapılan KPSS'nin kaldırılacağına dair söylentiler çıkıyor. Bu söylentilere inanmayın. Bu tutum ortaöğretimden sınava giren arkadaşların umutlarını kırmak için yapılan provokatif oyunlardan biridir. Bu yalanlara inanmayın. Sınavınıza odaklanın..
Kış ayları geldi, karda ve buzda kaymadan yürümek maharet istiyor. İşte karda ve buzda yürümenin püf noktaları...
Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Dr. Mehmet Yaman, kış aylarında kayarak yaralanmaların çok sık yaşandığını belirterek, "Bu durum kırık ve çıkık gibi ciddi yaralanmalara bile sebep oluyor. Bazen ölümle bile sonuçlanabiliyor. " uyarısında bulundu.
Kar ve buzlu yolda yürürken en çok ve sık yapılan hatanın soğuk sebebiyle ellerin ısınması için cebe sokulması olduğunu vurgulayan Yaman, "Ellerin cepte olması durumunda ani kaymalarda dengenin sağlanması mümkün olmaz. Bu şekilde kayma sert bir düşüşe sebep olur. Soğuktan korunmak için ellerin cebe sokulması yerine eldiven kullanılması gerekir. En azından bir elin boşta bulunması dengenin sağlanmasına yardımcı olur. Sert düşüşü hafifledir." dedi.
İŞTE KAYGAN ZEMİNDE YÜRÜMENİN PÜF NOKLARI
Yaman, kaygan zeminde ise yürümenin püf noktalarını şöyle sıraladı:
-Tabanı tırtıklı, lastik ayakkabılar tercin edin
-Kesinlikle iki elinizi cebinize sokmayın
-Kucağınızda çocuk taşımayın (Hepimi hatırlıyoruz, geçen yıl Ankara Elmadağ'da bir anne karda kayarak düşmüş, son anda çocuğunu başkasına uzatarak kendisi aracın altında kalmış ve epeyce sürüklenmişti). Çocuğunuzun ve kendi sağlığınız için kucakta çocuğunuzu taşımayın.
-İki elinizde poşet ya da çanta bulundurmamaya dikkat edin
-Hareket kabiliyetinizi kısıtlayacak dar giysiler giymeyin
-Yürürken hafif öne eğilin, yere bakın ve kısa adımlar atarak yürüyün.
-Ani hareket etmekten sakının
-Karlı zeminde iyi bir görüş sağlamak için güneş gözlüğü kullanın.
-Merdiven inip çıkarken mutlaka korkuluklara tutunun.
-Zorunlu kalmadıkça dik yokuşlardan inip-çıkmayın
kaynak bugün gazetesi
masajın bebeklere faydası - bebeğe masaj nasıl uyguların - prematüre bebeklere masaj uygulaması
Bebekler bu tekniği çok sevecek
Zamanından önce doğan prematüre bebeklerin özel bir bakıma ihtiyaç duyduğu, bu bebeklerle daha yakından ilgilenilmesi gerektiği belirtildi.
Prof. Dr. Rahmi Örs, henüz gelişimini tamamlayamadan doğan bebeklerin bakımında özel birtakım uygulamalar yapılmasının önemnli olduğunu, bebeğin hayata tutunmada daha fazla destek ve ilgiye ihtacı olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Örs, ''Bu tür bebeklerin bakımında dokunma uyarısı, yani masaj çok ciddi yararlar sağlıyor. Pratik açıdan kolay olan masaj için sadece zaman ayrılması gerekiyor. Anneler de çocukları için bu masajı yapabilir. Hatta sadece anneler değil babalar da masaj yapabilir. Çünkü bebek iletişimini anne ya da babasından alır'' dedi.
Dirençleri artırıyor
Bebeği sakinleştiren ve rahatlatan bebek masajının birçok faydasının bulunduğunu anlatan Örs, şunları kaydetti: ''Bebeklerdeki masaj uygulaması kas yapısını güçlendiriyor. Kan dolaşımını hızlandırarak kas güçlenmesini ve beslenmeyi artırıyor. Masajla bu bebeklerin hastaneden daha kısa sürede taburcu oldukları, daha iyi büyüdükleri ve daha sakin oldukları gözlemleniyor. Masaj, beslenme ve büyüme üzerine etkili olan hormonların salgılanmasını da artırıyor. Prematüre ve düşük ağırlıklıkta doğan bebeklere uygulanan masaj, stres hormonlarının salgılanmasını azaltarak bebeğin enfeksiyonlara karşı bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor. Daha az hastalanan bebek çabuk toparlanıyor. Bağışıklık sisteminin güçlü olması bebeğin ilerleyen dönemlerde hastalanmasını önlüyor. Diğer bebeklere oranla daha dirençli olmasını sağlıyor.''
PSiKOLOJiK YARARI DA VAR
Masajın aslında bir anlamda dokunmanın daha sistematik yapılması olduğunu ifade eden Örs, masajın sadece erken doğan bebeklerde değil, zamanında doğan bebeklerde de anne ve bebek arasındaki yakınlığa olumlu etki yaptığını dile getirdi.
STRESLERİ AZALIYOR
Masajın bebeklerin bedensel ve ruhsal gelişimini de olumlu yönde etkilediğini vurgulayan Örs, ''Bebeklerin psikolojik anlamda daha uyumlu olmalarını sağlar. Yoğun bakımda kuvöz ortamında tutulan bebeklerde ağrılara maruz kaldığı için ilerde psikolojik rahatsızlıklar daha çok görülüyor. Masaj bazı şeyleri tek başına önlemiyor, ancak bebeğin yoğun bakım dönemini daha sakin daha az stres altında geçirmesini sağlayabiliyor'' diye konuştu. Örs, masaj yapılan bebeğin anne sütüyle beslenme ve emzirme döneminin daha uzun sürmesi gibi yararlarının da bulunduğunu sözlerine ekledi.