yarım kalmış bir ezgidir söylediğim
notalarını ararım,
duyduğum her ezgide.
kimi zaman;
tuttuğum günlüklerden
çıkagelecekmiş gibi olursun.
gelmeler üzerinedir yazdıklarım.
ve sevmeler üzerinedir yaşadığım ne varsa
kanayan sevdalar acıtır beni
seni sevmeler üzerinedir sözlerim
sen
yırtarsan sessizliği saran zarları
yarım kalan ezgi yakar dudaklarımı
yeni doğmuş bir bebeğin çığlığıyla uyanır
ve
mutluluğa gebe kalır bütün günler
içsel bir yakarışla dönerim kendime
döndüğüm yerde bulurum seni
daldaki yaprak gibi titrek
ve
dönüşlerinin yitik sesiyimdir artık
hiç duyulmayan
ya da hiç duyulmayacak
gidişlerin değil dönüşlerin
acısıdır yüreğimi acıtan
gözlerinden midir bilinmez...
geceleri gelirsin aklıma
sensizliği örtünürüm
yıldızlar dökülür gökyüzünden
ve sen bir yıldız olur düşersin avuçlarıma..
Talan edilmiş bir ömrün sonbaharındayım.
Sararıp dökülen yapraklar misaliydi
Geçip giden günlerim.
Boşluktaydı düşünceler
Her biri
Yıldızlar gibi dağılmıştı gökyüzünde.
Kara deliklere dönmüştü yüreğim
Yüz binlerce
Düşünceyi
Sıkıntıyı
Ve umudu sıkıştırıp harmanlamış
Ufacık bir kara delik
Fakat
Açıp baksan
Koskoca bir hayat var
İçinde.
Günler kısır bir dönenceydi
Doğurganlıktan uzak
Fakat
Paylaşılmaya
Ve tüketilmeye
Hazırdı
Kuşatılmış kalelerin
Savunma surlarına dönen
Ellerim
Benden çok uzaktaydı
Hissetmiyor
Algılamıyordu.
En son
Ne zaman
Sıcaklığını
Hissetti
Saçlarının
En son
Ne zaman
Terini sildi
Teninden
Hatırlamıyorum.