Darth Vader

Darth Vader

Üye
21.03.2007
Er
368
Hakkında

  • İNDİR

    3 Boyutlu Güneş Sistemi Simülatörü Solar System 3D Simulator ismindeki bu ücretsiz yazılım sayesinde, güneş sistemimizdeki gezegenlere daha yakından bakabilir, izledikleri rotaları takip edebilir hatta hangi gezegenin kaç tane uydusu olduğunu üç boyutlu bir ekranda gezerek görebilirsiniz.
#21.01.2008 20:23 0 0 0
  • KARS ŞEHRİ KANADA'DA BİR KÖYE NASIL İSMİNİ VERDİ: İŞTE İLGİNÇ HİKAYE!..
    Evet Kanada'da, bir köyün adının Kars olduğunu biliyor muydunuz? Dahası köyün ismini, bizim serhat şehrimiz Kars'tan aldığını!

    ORADAKİ KÖY: KARS

    Anadolu'dan binlerce kilometre uzakta bir köy: Kars

    Evet Kanada'da, bir köyün adının Kars olduğunu biliyor muydunuz? Dahası köyün ismini, bizim serhat şehrimiz Kars'tan aldığını!

    Başkent Ottawa'nın yakınlarındaki Kars'ın girişinde "Kars'a Hoşgeldiniz" tabelasını görünce bir hoş oldum, köye kanım ısınıverdi. Acaba , bu tabelanın arkasında, nasıl bir köy vardı!

    Kendisiyle telefonda konuştuğum tarihçi Coral Linsday, köyde bizi bekliyordu. Yüzelli yıllık taş evin kapısında bizi karşılayan Coral, o gün hastaydı. Bizimle arşivci bir arkadaşının ilgileneceğini söyledi. Köyün tarihiyle ilgili ayaküstü kısa bir sohbet yaptık. Yıllar önce Necip Torumtay köyü ziyaret etmiş. Carol Lindsay, Necip Paşa için, "Son derece yakışıklı bir askerdi, bembeyaz askeri elbiseleriyle hala gözümün önünde" diyor.

    Köy, Kanada'nın milli parklarından olan dünya harikası Rideau kanalı boyunca uzayıp gidiyor. Görülmeye değer tabii güzelliklerin bağrına serpilmiş sımsıcak, sakin, düzenli bir Kanada köyü. Bakımlı bir yolla ikiye bölünmüş. Ara sokaklar bile asfaltlı... Yol boyu bir kaç köylü ile karşılaşıyoruz. Selamlaşan, yol veren, güleryüzlü, nazik insanlarKöyün tek bakkalının önünde durup, elimdeki adresi soruyorum, biraz laflıyoruz.


    Kanada köylerini, bizim sokakları tezek kokulu, yolları tozlu Anadolu köyleriyle karıştırmayalım. Lüks evler, hoş okul bir binası ve Boğaziçi edalı çoşkun nehriyle bir tatil kasabası görünümünde Kars. Tertemiz.

    1855 Kırım Savaşı'nda İngiliz ordusu, Ruslara karşı Osmanlı'nın yanında yer alır. Kars'ta Ruslara karşı müşterek bir zafer elde edilir. Ingiliz ordusunun subayı, bir Kanadalı'dır. Savaş sonrasında, vatan toprağımızın ismiyle, eskiden bir posta istasyonu olan bu mekanı onurlandırır. Kars halkının onca mahrumiyete rağmen, şehirlerini kahramanca savunmaları , Kanadalı subayı etkilemiştir.


    Köylüler genellikle, Türkiye'deki Kars'ı biliyor. Türkler biliniyor. Kanada'daki Türkiye Büyükelçiliği yetkililerinin, askeri ataşelerimizin de ziyaretlerde bulunduğu bir mekan burası.


    Temmuz ayında köyde Uluslararası Ev Köpekleri Festivali de oluyor. Sevimli, tuhaf evcil köpeklerinizi allayıp pullayıp podyuma çıkarıyorsunuz. Kanada içinden ve yurt dışından çok sayıda turist çekmeyi de başarıyorlar.


    Köy halkının bir kısmı Ottawa'da çalışıyor, şehre günübirlik gidip geliyor, yaklaşık yarım saatlik bir yol. Diğer bir kısmı da çiftçilikle geçiniyor.

    Uçsuz bucaksız mısır tarlaları...

    Küçük bir de müze var, köyün tarihi ile ilgili çalışmaların, panoların ve fotoğrafların sergilendiği. Yaz kış gezilip görülmeye değer bir mekan. Nehir kenarı güzel piknik alanları, çocukların hoşça vakit geçirebileceği yerler var.

    Arif Nihat Asya'nın

    "Verilmeyecek şeyler vardır, şeref gibi şan gibi

    Kars gibi, Ardahan gibi..." mısralarını hatırlıyorum ayrılırken.
#14.01.2008 21:58 0 0 0
#08.01.2008 19:42 0 0 0
  • noimage

    DEVE DENİZ SUYU İÇEBİLECEGİ GİBİ, BİR DEFADA 250 LİTRE SU DA İÇEBİLİR

    noimage

    ISTAKOZLARIN KANI MAVİ RENKTEDİR

    noimage

    DEVELERİN 3 TANE KAŞI VARDIR

    noimage

    YUNUSLAR BİR GÖZÜ AÇIK UYURLAR
#08.01.2008 19:39 0 0 0
  • noimage

    ÇEKİRGENİN KULAGI DİZİNDEDİR

    noimage

    KARINCA KENDİ AĞIRLIĞININ 50 KATINI TAŞIYABİLİR

    noimage

    FARE, BİR DEVEDEN BİLE DAHA UZUN SÜRE SUSUZ KALABİLİR

    noimage

    KEDİLER SEKER TADINI AYIRT EDEMEZLER
#08.01.2008 19:36 0 0 0
  • noimage

    KARGALAR ORTALAMA 120 YIL YASARLAR

    noimage

    SALYANGOZLARİN 25000 CİVARINDA DİŞİ VARDIR

    noimage

    TOPRAK SOLUCANLARI DONDURULDUKTAN SONRA, ODA ISISINDA TEKRAR HAYATA DÖNDÜRÜLEBİLİR
#08.01.2008 19:32 0 0 0
  • noimage

    ELEKTRİKLİ YILANBALIĞINDA 550 VOLTLUK ELEKTRİK VARDIR

    noimage

    GÜVELERİN MİDELERİ YOKTUR.

    noimage

    HAYVANLARIN EN BÜYÜGÜ VE EN HIZLI BÜYÜYENİ MAVİ BALİNADIR. AYRICA ÇIKARDIKLARI SES 850 KM ÖTEDEN DUYULABİLİR

    noimage

    TARANTULALAR 2,5 YIL YİYECEKSİZ YAŞAYABİLİRLER
#08.01.2008 19:29 0 0 0
  • Konu: Ortega
    YETENEĞİNİ TAŞIYAMADI

    Oyunculuğu ile ilgili pek bir sıkıntı yoktu. Sıkıntı, dönüp dolaşıp saha dışında yaşanan olaylar ve Ortega'nın çalkantılı ruh haline bağlanıyordu.

    Kore-Japonya ortak yapımı 2002 Dünya Kupası sona erdiğinde, milletçe çocuklar gibi şendik. Kolay değildi tabii, yıllarca elemeleri bile geçemeyen bir ülkeyken dünya üçüncüsü ünvanını almak.. Aslında 2000 yılında Galatasaray'ın aldığı UEFA Kupası bizim de dünya arenasında bir şeyler yapabileceğimizin sinyallerini çok önceden vermişti. Memleket panayıra dönmüşken, basına yansıyan bir takım haberlerfutbol gündeminin rotasını aniden değiştirdi. Arjantinliler'in Marodona'nın veliahdı dedikleri Ariel Ortega Fenerbahçe ile anlaşmıştı. Önceleri transfer dönemlerinde sık sık ortalığa saçılan asparagaslardan biri sanılsa da, kısa zamanda Fenerbahçe kulübü tarafından da doğrulanan bu haber; Fenerbahçeli taraftarlarla beraber basınıda ayağa kaldırmıştı. İşte bu taraftarların binbeşyüz kadarı yeni prenslerini havaalanında öyle bir karşılama yaptılar ki; çıkan arbedede Ortega daha ilk günden fiziksel bir tramvayla uzunca bir süre sahalardan uzak kalabilirdi.

    Böyle çoşkulu bir mutluluk tablosu kısa sürede hüzüne bıraktığında ise;adına kütaphaneler doldurulacak kadar kelime sarfiyatı yapılmıştı. Türk futbol tarihine 'Ortega Vakası' olarak dalış yapan bu terim, zanlı Türkiye sınırlarını terk ettikten sonra bile, biçim değiştirerek sakınım belirtmek üzere her sansasyonel transfer haberinde 'Yeni bir Ortega Vakası' şeklinde telaffuz edilir oldu. Peki kimdi bu kimilerinin yere göğe sığdıramadığı,kimilerinin yerin dibine batırdığı Ortega? Gerçektende bu sorunun cevabını tek bir kanal üzerinden değerlendirme yaparak açıklamak çok zor.

    4 Mart 1974 yılında Martin Jujuy'da bir çiftçi çocuğu olarak dünyaya gelen Ariel Arnolda Ortega,1988 yılında River Plate takımıyla profesyonelliğe adımını attı ve hızla Arjantin futbolunun önemli figürlerinden biri haline dönüştü. Fiziksel özellikleri ve karakterine istinaden taraftarları ona 'sıpa' lakabını takmıştı. 1996 yılında Valencia takımına transfer olarak Avrupa macerasına atıldı. Pek de başarılı geçmeyen iki yılın ardından Sampdoria'ya ve Parma'ya geçtikten sonra tutunamayıp tekrar eski takımı River Plate'e döndü. Hepsinde de gerekçe aynıydı: Uyumsuz ve sorunlu. Ortega da o dönemde basına verdiği röportajlarda Avrupa yaşamına alışamadığını sık sık vurguluyordu.

    Valencia'dan Sampdoria'ya geçtiği 1998 yılı yazında, Fransa'da oynanan Dünya kupasında harika maçlar çıkardı fakat Hollanda ile oynadıkları çeyrek final karşılaşmasında maçın sonlarına doğru, kısacık boyuna rağmen Edwin Van Der Sar'a attığı kafayla kırmızı kart yiyerek maça damgasını vurdu. Maçın uzatmaya gideceği düşünülürken Dennis Bergkamp'ın nefis golüyle son dakikalarda elenmeleri de, ismini sansasyonelleştirdi. 2000 yılında River Plate'e döndükten sonra yine muhteşem maçlar çıkarıp, milli takımıyla Kore-Japonya finallerine katılmasının ardından Fenerbahçe'ye geçerek kendisini ve sevenlerini derin acılara gark edecek ikinci Avrupa macerasına başlamış oldu.

    Gelişiyle birlikte tüm futbolseverlerin ve Türk basınının gözü üzerine çevrilmişti. Futboldan az çok anlayan birinin bile kişisel yeteneklerini inkar edemeyeceği türden bir oyuncuydu. Topla beraber mükemmel dripling yapıyor, en teknik savunma oyuncularını bile nefis çalımlarla güle oynaya ekarte edebiliyordu. Ceza sahası civarında topu ayağına aldığı anda rakip savunmaların başına gelebilecek en kötü şey haline dönüşüyordu. Keza henüz ligler başlamadan Mallorca ile yapılan hazırlık maçında an kadar kısa bir sürede topu kapıp küçücük boşluktan gol atarak bunu kanıtlamayı başarmıştı. Dar alanda çabucak adam eksiltmesi, boş kaleye vurulacak türden asistler yapması ve duran toplardaki başarısı oldukça yüksekti. Ona yakıştırılan Maradona'nın varisi tanımına uygun çok şık hamleler yapmıyor da değildi hani oyun kuran takımı sırtlayan anlayıştan çok etkin, yırtıcı ve forvete dönük orta saha olarak takımı ateşleyici bir oyun stiline sahipti. Kısacası oyunculuğu ile ilgili pek bir sıkıntı yoktu. Sıkıntı, dönüp dolaşıp saha dışında yaşanan olaylar ve Ortega'nın çalkantılı ruh haline bağlanıyordu. Fenerbahçe taraftarlarının onun Hagi'nin Galatasaray'da yüklendiği misyona benzer bir misyon yüklenmesi türünden beklentileri, yöneticilerin beklentileri,teknik direktörün beklentileri, basının beklentileri ve kendisinin beklentileri ardı ardına sıralanınca; ortaya çıkan sonuç kelebek ömrü kadar kısa bir Türkiye macerası oldu.

    Başkan Aziz Yıldırım önderliğindeki Fenerbahçe, yakın dönemde Galatasaray'ın kazandığı, başarılardan daha fazlasını yakalayabilmek için kulübün özellikle alt yapı ve maddi yönünü oldukça güçlendirmişti. Buna mukabil özellikle futbolda istenilen başarıların yakalanamaması rahatsız ediciydi. Her zaman heyecan verici futbol ve transfer politikası güden Fenerbahçe'de Ortega ismi şüphesiz ki, çıtayı oldukça yükselttiklerinin göstergesiydi. Bu transferin taraftarıda mest ettiği, havaalanında karşılamanın yarattığı arbededen açık seçik belli oluyordu. Takımın başına geçirilmiş ve basının 'alman köylüsü' diyerek 'ti'ye aldığı Werner Lorant'ın on bir milyon Dolar civarında bir paraya transfer olduğu söylenen bu epey pahalı 'sıpa2yı oynatıp oynatmayacağı zor ve karmaşık bir denklemin bilinmeyeni olarak akıllarda soru işareti oluşturuyordu. Pek çok Fenerbahçeli ve bunun dışında kalan aklı başında kalemin 'oyunculuğuna diyeceğimiz yok lakin Avrupa'da oynadığı tüm takımlarda problemli bir biçimde ayrılan bu oyuncunun aynı şeyi Fenerbahçe'de de yaşayabileceği' şeklindeki yorumları başlarda göz ardı edilirken; kısa süre sonra yakıcı bir biçimde kendini hissettirdi. Futbol litaratürümüzde Hakan Şükür'sendromu kendine yer bulmuş 'yabancı illerde mutlu olamama 'durumu, Ortega'da da baş göstermiştir.

    Profesyonellikle asla yan yana barınamayan bu tutumun basın değerlendirilmesi Hakan Şükür'e gösterilen anlayışla aynı değildi kuşkusuz. Fakat olaylar bu aşamaya gelmeden önce ilk huzursuzluk Feyenoord'la yapılan Şampiyonlar ligi ön eleme maçında, Werner Lorant'ın onu yedekte oturtmasıyla patlak vermişti. Feyenoord teknik direktörü Bert Van Marwijk'in bile Ortega'nın yedek kalışına anlam veremediğini belirttiği maçta Hollanda'da 1-0 yenilen Fenerbahçe; Kadıköy'de de 0-2 sonuçla elendiğinde yaşanan küçük çaplı kaosta taraflar içten içe aralarındaki köprüleri atmışlardı bile. Ayrıca takımdaki diğer oyuncularla ve özellikle de Ceyhun Eriş'le arasının bozuk olduğuna dair haberler ayyuka çıkmıştı. Yaşanan çekişmelerle taraftarlarında dahil olması, takımın gidişatını olumsuz yönde etkilemiş tüm bu olaylara bir de Panathinaikos tarafından UEFA kupasından saf dışı edilmek eklenince; toz pembe başlayan rüya, yönetim her nekadar iyi niyetle müdahale etmeye çalışsa da kabusa dönüşmüştü. Yüzünü lige dönen Fenerbahçe'de, Elezığ ve Altay maçında rakip savunmayı perişen eden Ortege, adeta kendisinin yedek bırakılmayacak oyuncu olduğunu taraftarlarına haykırıken; üniversite öğrencilerininYüksek Öğrenim Kurumu'nu boykot ettikleri, Fenerbahçelilerin kutsal gün ilan edecekleri 6 Kasım'da oynanan 6-0'lık Galatasaray maçıda; Lorant'ın imdadına Hızır gibi yetişiyordu. İkinci golü atan Ortege, ikinci yarının hemen başında oyunu 2-0 önde götürülürken kırmızı kart görerek oyundan atılıyor ama bu olumsuz duruma rağmen Fenerbahçe dört gol daha atarak ezeli rakiplerini ezici bir farkla yenmenin bayramını taraftarlarına yaşatıyordu.İşler bir süre iyi gitsede, üstü kapatılan ve kesinlikle halledilmemiş olan temel sorunlar kısa süre sonra batmakta olan bir gemiden su yüzüne vuran eşyalar gibi ortaya çıkıvermeye başladı.

    Basında hemen hemen hergün Ortega hakkında bir şeyler yazılıp çiziliyordu. Ailevi sorunları olduğundan,gece hayatına,alkolikliğinden,takım arkadaşlarıyla kavgalı olduğuna,Lorant'la olan çekişmelerinden, takımı bırakıp kaçacağına dair doğru yanlış her haber kıymetli evrak muamelesi görürken, sıkışan huzursuzluk basıncı oluşturduğu patlamayla Lorant'ın kellesini alarak ortalığı yatıştırır gibi görünsede kötü gidişatı düzeltmedi. Lorant'ın ardından takımın başına geçirilen Oğuz Çetin de, onunla yıldızını barıştıramadı. Artık Ortega'da tavırlarıyla İstanbul'da fazlaca kalmaya niyetli olmadığını açıktan açığa hissettirmeye başlamıştı. Başlarda yaşadığı haksızlıklardan dolayı ona her zaman destek olan taraftarlardan bile ümitsiz nidalar yükselmeye başlamıştı. Ve sonuçta her şey kontrolden çıktı. Milli takıma katılmaya giden Ortega epeyce tefarruatlı bavul mahiyetiyle uçağına binerek sevenlerine de sevmeyenlerine de son çalımını atarak Arjantin'e uçtu.

    Taraftarların ve kuubün ümit bağladığı top cambazı, ufak tefek hırçın Güney Amerika yerlisi Ortega, pek de profesyonel olmayan bir biçimde avuçlarından kaçıp gitmişti.

    Oğuz Çetin'in de görevine son verilmesiyle Tamer Güney'in idaresinde aldığı kötü sonuçlarla ligi altıncı olarak tamamlayan Fenerbahçe Kulübünün işin peşini bırakmamaya hiç niyeti yoktu. Döner dönmez Arjantin Kulüpleriyle kontak kuran Ortega, FIFA nın Fenerbahçeyi haklı bulmasıyla onsekiz ay futboldan men cezası alarak bu alanda bir rekora imza atmıştır. Yinde de dönmemekte kararlı olan Ortega, başta duygusal bir tepkiyle futbolu bıraktığını açıklasada, yakın dostu Newell's Old Boys kulubü teknik direktörü Americo Gallego ve ona her daim ikinci babalık yapan River Plate teknik direktörü Daniel Passerella'nın söylemleriyle bu kararından vazgeçti. Sıkıntılarla geçen bu dönem içerisinde zaten sevdiği ve iyice haşır neşir olduğu alkol problemi tekrar dillere pelesenk olmaya başlamıştı. Gallego'nun, cezası biter bitmez onu Newels Old Boys'ta görmek istediği konusundaki kararlılığı aşırılıklarını bir nebze önledi ve onsekiz aylık süre dolunca Newels Old Boys formasıyla 2004 yılında tekrar yeşil sahalara döndü.

    Kişisel problemleri ve yaşının ilerlemiş olmasından dolayı üzerinde pek baskı oluşmamış olan Ortega, hiç kimsenin beklemediği kadar müthiş bir performans göstererek takımının Arjantin Apertura'da uzun yıllar sonra şampiyon olmasına büyük katkı sağladı. Ama içinin derinliklerinde onu yakan; belki de ne bizim ne de Arjantinlilerin hiç bilmediği ve bilemeyeceği kurtçuk larvaları, ruhunu durmadan kemirdiğinden, futbolu bırakmak için 2006 yılında döndüğü kulubü River Plate forması altında yine canlandı. Ne zaman işler yolunda denilse patlayan problemleri, hayatını alt üst ediyordu. Basın önünde alkolik olduğunu itiraf ederek futbolu bıraktığını açıklayıp alkolizmden kurtulmak için tedavi göreceğini yeniledi. River Plateliler içlerinden çıkmış bu adamı bırakmamak için tüm riskleri göze alıp onu kazanmaya çalıştılar. Ortega, başlarına bela olmaya devam ediyordu. Bu seferde; karısı ve üç çocuğunun annesi Danessa'yı sokak ortasında herkesin içinde evire çevire dövmüş; çareyi karakola sığınmakta bulan Danessa'nın şikayeti üzerine mahkemelik olmuştu. Ezeli rakipleri Boca Juniors'la oynayacakları maça az zaman kala yaşanan bu olay akabinde olayı yine alkol problemine bağlayan Ortega, maça çıkamayacağını taraftarlardan özür dileyerek deklare etti.
    Çektiği onca acılara rağmen, tutarsızlık konusunda oldukça tutarlı olan Ortega,kısa süre önce oynanan Rver Plate-Boca Juniors derbi maçında sahaya çıktı ve mükemmel bir performans sergileyip bir de gol atarak 2-0 aldıkları maçın kahramanı oldu.

    Ortega; sevsek de, sevmesek da adından söz ettirmesini hala başarabiliyor. Adı ne zaman medyaya yansısa tüm Fenerbahçeliler'de asla karar varılamayan ve her zaman derinlerde bir şeylerin açılıp kapanmasına neden olan tuhaf duygu karmaşasını sürdürmeye devam ediyor.
#06.01.2008 11:09 0 0 0
  • Ebrehe, Abdülmuttalib develerini isteyince şöyle dedi: "Seni ilk gördüğümde gözüme büyük bir şahsiyet olarak görünmüştün. Ama sen Kâbe'nin korunmasını isteyeceğin yerde develerinin peşine düşünce gözümden düştün." Abdülmuttalib, "Ben develerin sahibiyim. Kâbe'nin de sahibi var, O onu korur" dedi.

    Teşekkürler. Ellerine sağlık.
#24.12.2007 20:50 0 0 0
  • 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonrasında Osmanlı topraklarının üçte biri Rusya'nın işgaline uğramıştır. Kıbrıs'ta Ruslara gözdağı olsun diye İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Kurtlar puslu havayı severmiş. Ne kadar doğruBu ağır bunalım ortamında iki Fransız banker Abdülaziz'e verdikleri borçları geri alamayınca Fransa Hükümetini harekete geçirirler. Fransa da Midilli adasına el koyar ve Osmanlı Devleti bu iki bankere olan borcunu ödeyinceye kadar da adayı boşaltmayacağını bildirir.

    Fransanın verdiği süre 1901 Kasımında bitiyordur. Bu tarihe kadar Osmanlı hazinesi 500 bin altın olan borcunu ödeyemediği takdirde Midilli kayıp topraklarımıza eklenecek, sınırlarımız bir adım daha geriye çekilmiş olacaktır. Vaktiyle hesapsız kitapsız alınan ve atıl yatırımlara giden borç, faizleriyle üstelik 750 bin altına yükselmiş durumdadır.

    Sultan Abdülhamit işte bu dağlaşan borcu ödeyememenin sıkıntısı içerisinde kıvranmaktadır. Onun bu sıkıntısı, haremdeki kadınlar arasındaki fısıltı trafiğine dahil olmuştur. Abdülhamit'in hanımı, Fatma Pesend Hanım zengin bir ailenin kızıydı. Babasından kalma hatırı sayılır bir mirasa konmuştu. Abdülhamit hanımın parasını devlet işlerine karıştırmak istemez. Ama Fatma Hanım ısrarlıdır ve der ki;'Bu devlete benim borcum yok mu, dersiniz! ve parayı asla geri istemiyorum.'

    Sultan Abdülhamit parayı alır. Faizleriyle birlikte 750 bin altına yükselmiş olan borcu pazarlıklar sonucu 502 bin altına indirtir.Büyük bölümünü hanımından aldığı parayla tamamladığı bu borcu ödüyerek Midilli adasını Fransız işgalinden kurtarmayı başarır.

    Şahsi servetiyle devlete olan borcunu ödediğini düşünen ve bundan gurur duyan bir saraylı olarak hayırla yad edilmeyi hak ediyor Fatma Pesend Hanım..

    Maalesef topraklarımız inde olmayan Midilli Adası tarihi;

    Osmanlı zamanında Midilli

    1462'de Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katıldı ve Kaptanpaşa eyaletine bağlı bir sancak olarak yönetildi.

    Balkan Savaşları ve Midilli

    Balkan Savaşı sırasında da Yunanlılar'ın bir kurşun dahi atmadan işgâl ettiği (Ocak 1913) ada, Londra Antlaşması (30 Mayıs 1913) ile Yunanistan'a bırakıldı. 1922 yılında yapılan mübadelede adadaki Türk nüfus Anadolu'daki Rum nüfus ile yer değiştirdi.
#23.12.2007 19:04 0 0 0
  • Warning: mail() [function.mail]: Failed to connect to mailserver at "localhost" port 25, verify your "SMTP" and "smtp_port" setting in php.ini or use ini_set() in d:\websites\mynet\siteadresi.com\wwwroot\html\iletisim.php on line 20

    Tesekkürler,

    Mesajiniz iletilmistir.

    mesaj gelmiyor. hatam nerede? teşekkürler.
#20.12.2007 15:12 0 0 0
  • Adınız-Soyadınız-Mesajınız form oluşturdum.

    <form name="form1" method="post" action="gelen.php">

    gelen.php kodları

    <?php
    $Adiniz=$_POST["fname1"];
    $Soyadiniz=$_POST["fname2"];
    $Mesajiniz=$_POST["fname3"];
    echo "Adınız:" .$fname1."<br>";
    echo "Soyadınız:" .$fname2."<br>";
    echo "Mesajınız:" .$fname3."<br>";
    ?>

    gelen.php ve formun bulunduğu html dosyasını, sunucuda html dosyalarının olduğu yere yükledim. formu doldurup gönder butonuna basınca gelen.php dosyasına yazılan bilgiler geliyor. Ziyaretçilerin mesajlarını,vereceğim mail adresine gelmesi için ne yapmam gerekir?
    -Formu doldurduktan sonra, mesajınız iletilmiştir. yazısı çıksın

    Cevap veren arkadaşlara teşekkürler.
#18.12.2007 22:08 0 0 0
  • Siteye, sağ tuş kilit kodlarını arıyorum. Nereye ekleneceğinide yazarsanız.
    Yardım eden arkadaşlara şimdiden teşekkürler.
#15.12.2007 10:03 0 0 0
#11.12.2007 18:15 0 0 0
  • Sorun, bilgisayarımda c format attım düzeldi. teşekkürler.
#09.12.2007 19:41 0 0 0
#09.12.2007 10:45 0 0 0
  • sunucuya önceden gönderdiğim resim dosyalarında problem yoktu. hepsi görünüyordu. Yeni gönderdiğim resimin boyutu 25 kb. diyelim, sunucuda 8 kb. olarak görünüyor ve resmin yerinde x işareti var.
    html dosyaları sorunsuz gönderilebiyor. Problem nerede olabilir?
    cevap veren arkadaşlara şimdiden teşekkür ederim.
#09.12.2007 10:18 0 0 0
#07.12.2007 18:17 0 0 0
#06.12.2007 17:14 0 0 0