Allah mülk sahibidir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Kimse Onun icraatına karışamaz ve icadına müdahale edemez. İnsanın hücrelerini yaratan, organlarını tanzim edin ve ona insanî bir hüviyet bahşeden Allahtır. İnsan bu nimetleri lütfeden Allaha daha evvel bir şey vermemiştir ki, Onun karşısında bir hak iddia edebilsin.
Eğer insan, kendisine verilenler mukabilinde Allaha bir şey vermiş olsaydı, Bir göz değil iki göz ver, bir el değil iki el ver! gibi iddialarda bulunmaya; niye iki tane değil de bir ayak verdin diye itiraz etmeye belki hakkı olurdu. Haksızlık, ödenmeyen bir haktan gelir. İnsanın, Rabbine karşı ne hakkı var ki, onun yerine getirilmemesi sebebiyle bir haksızlığa uğramış olsun?
Cenab-ı Allah, bazen insanın ayağını alır; onun karşılığında ahirette pek çok şey verir. Ayağını almakla o kimseye aczini, zaafını, fakrını hissettirir. Kalbini kendisine çevirtip, o insanın duygularına inkişaf verirse, o kulundan çok az bir şey almakla ona pek çok şey vermiş olur. Demek ki zahiren olmasa bile, hakikat da bu o kuluna Allahın lütfünün ifadesidir.
Tıpkı bir kulunu şehit edip ona cenneti vermesi gibi... Bir insan, muharebede şehit olur. Bu şehadetle Allahın huzurunda, sıddıkların, salihlerin gıpta edeceği bir makama yükselir. Onu gören başkaları keşke Allah bize de harp meydanında şahadeti nasip etseydi derler. Binaenaleyh, böyle bir insan parça parça da olsa çok şey kaybetmiş sayılmaz. Belki aldığı şey ona nispeten çok daha büyüktür.
Bazı kimseler, bu mevzuda küskünlük, kırgınlık, bedbinlik ve aşağılık duygusu ile yanlış düşünseler bile, pek çok kimselerde bu kabil eksiklikler, Allaha teveccühüne vesile olmuştur. Bu itibarla bir kısım asi ve nankör kimselerin, bu meseledeki itirazları haksızdır, yerinde değildir
İki Yıllık Bir Konu olmasına Rağmen, Hayatımdaki bir Çok Değişiklikten Sonra Ben Sigarasızlar Kervanına Katılmaktayım...
17 Gündür Hiç İçmedim, İçmeyecemde....
Değerli, Güzel Arkadaşım Yazdıkların Gerçek Bir Hidayeti Sembolize Ediyor. Gönül İsterki Herkes Bunu Okusun Ve Bilsin. Bu Güzel Zahmetlerin için Çok Teşekkür Ederim...
Öncelikle HACI BEKİR AYDOĞAN'a Teşekkür Ederim Sonrada Değerli Güzel Arkadaşım SARI MENEKŞEY'e Teşekkür Ederim. 21.ci Yüzyılın En Tarif Eden Ve İşaret Veren Bir Deyiş. Yüreğine Sağlık....
Uzun Zamandır Merak Ettiğim Bir Çelişkiydi Aklımda, Orda Yaşayanlar ibadetlerini Nasıl Yaparladı. Her Pc Başına Oturduğumda O Konuya Olan Merağımı Unutuyordum. Ve Bu Bölümü Gezerken Fark Ettim. Geçmişten Şimdiye Kadar Vermiş Olduğun Emekten Dolayı Teşekkür ve Rıza Dileklerimi Sunarım. Allah Hayrından Razı Olsun. Okumak uzun Vaktimi Aldı, Ancak Şu An İçim Rahat...
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarim koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı
yetim çığlıklarımı duyurmak üzre sana
koşup geldim ; iliştir beni memnu bahtıma
adini söylemek istemiyorum
her hecesi amansiz bir kor dudaklarimda
her harfine yillardir simseklerle yaristim
zindanlara karistim , ölümlerle tanistim
adini söylemek istemiyorum
rüveyda dedigim zaman
anla ki, senin için yürüyor kelimeler
çigligmin atardamarlarindan
hangi yildizdir bilmem, gözlerin
kayar da üzerime rüveyda
önce tuhaf bir deprem yayilir bedenime
sonra açilir önümde istirab vadileri
silik renkleriyle adimlarima
çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir
hayalin bittigi menfeze dogru
alaca bir at kosar içimde
zamansiz , mekansiz nefese dogru
uslanmaz bir yürek tasidigima dair
yaygin bir kanaat dolasir aynalarda
oysa rüveyda
bastanbasa ben
kevser akan , gül kokan bir kalbin filiziyim.
kitaplara sürdügüm kapkara lekelerden
bir anlatsam nasil utandigimi
bir dogrulsam egildigim yerlerden
agarir tanyeri nilüferlerin
alaca bir kosar içimde
ezer toynaklari ile anilarimi
sular köpürmemeliydi rüveyda
kirilamamaliydi islak dallari hasret selvilerinin
ben zehire aliskinim , serbete degil
rüyalar hefret eder avare durusumdan
kabuslar çeker ancak derdimi yeryüzünde
sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
ben her gece bir Mehdi türküsüyle çilekes
yargilamak için zeval kayitlarini
inkilab bekliyorum
hangi umut çiçegidir bilmem , ellerin
uzanir da gönlüme rüveyda
derinden bir ok saplanir bagrima
beynimi çagiran bir sese dogru
alaca bir at kosar içimde
zamansiz , mekansiz nefese dogru
varligin cinayettir memleketimde islenen
akitir kanini en asil pehlivanlarin
yoklugun sükunettir kusatir evrenimi
varligin ve yoklugun ölümüdür baharin
artik eskisi gibi bakamiyorsun
göklerinde bir belkis otururdu rüveyda
binlerce gökkusagi olurdu kirpiklerin
günes bir anne gibi dururdu basucunda
artik dokunamiyor kakülün bulutlara
karalara bürünmüs saçlarinda dolunay
ben bu kadar zulme layik miyim rüveyda
hangi ressami vurur bilmem , nedamin
sarar da benligimi
ben beni tanimam kaldirimlarda
kafesleri yutan kafese dogru
alaca bir at kosar içimde
zamansiz , mekansiz nefese dogru
kirmizi bir kurdela baglayarak alnina
duydun mu orkideye dua eden birini
bu ismarlama yüzler yok mu rüveyda
bu yapmacik bebekler
gözyasi akitirken gülenler yok mu
beni kahrediyor geceler boyu
hangi çagin gelisidir bilmem , gülüsün
soluk bir dünyanin mezarlarina
gömerek gurbetimi
kapadi karanliga Yesrip , kapilarini
meydan okuyusun çagin ordularina
bilmem hangi mevsimin baslangicidir
doruklardan öte hevese dogru
alaca bir at kosar içimde
zamansiz, mekansiz nefese dogru
yasini tutuyorum yarattigim düslerin
yipranmis divaneler gibiyim sokaklarda
amansiz bir ütopya üfleyen pencereler
lif lif yoluyor dram seyyahi bedenimi
önümde , haksizligin hesaba çekildigi
hiç kimsenin kimseyi tanimadigi mahser
arkamda , kare kare ömrümü belirleyen
hatirladikça yanip tutustugum resimler
söyle, nasil asarim pismanlik daglarini
yeniden bir nil olup tasar miyim çöllere
kim giydirir basima tacini nihayetin
kim takar bilegime hürriyet künyesini
karada balik gibi nasil yasarim , söyle
rüveyda , seziyorum ; tahammülün kalmadi
ama dur , bosaltayim bütün çigliklarimi
asirlardir köhne barinaklarda
küflenen , çürüyen çigliklarimi
at vuruldu ; içim paramparça rüveyda
gölgelerin ardina sakladim kusurumu
sen orda kayitsizca gülümsüyor gibisin
ben burda damla damla eriyip akiyorum
yine de , çignetemem kimseye gururumu
istenmedigim yeri sessizce terkederim
hatira kalsin diye birakir da ruhumu
mahzun bir dervis gibi boyun büker, giderim...