Sevgiyi arıyordum, karşıma sen çıktın.
Tertemiz bir yürekle bana sevgini açtın.
Karanlık dünyama sen ışık saçtın.
Sevgilim aşkım ben sana muhtaçtım.
Bir ömrü birlikte mutlu geçirecektik.
Sevgiyle günlerimizi süsleyecektik.
Ne de çabuk bitti hayallerimiz,
Bak işte kaldık, ikimiz de sevgisiz.
Yıllarca ben hep seni aradım.
Buldum derken sevdiğimi, elimde tutamadım.
Yitip gittin sevgilim ben sana doyamadım.
Sevgiye yokmuş hakkım bunu şimdi anladım
Bunca zaman oldu dinmedi acım.
Gözlerimde hayalin silinmedi aşkım.
Hep seni arıyor, hep seni söylüyorum
Kalbime söz geçmiyor, seni çok özlüyorum.
Terkeden sen değildin elbet, ben terketmiştim
Terketmiştim çünki seni çok sevmiştim.
Affet beni demeye varmaz ki dilim.
İnan bana sevgilim seni çok özledim.
Yanlış bir zamanda bulmuştuk birbirimizi.
Hayat karşıydı, engeller koymuştu dizi dizi.
Yine de yılmadık sevdik birbirimizi.
Yetmedi sevgilim, gücümüz yetmedi.
Biliyorum aşkım ben sana engeldim.
Omuzlarında bir yük, taşınmayan derttim.
İstesen canımı seve seve verirdim.
Sonunda kararı yine ben verdim.
Evet bencildim, seni kendime istedim.
Düşünmedim ne kadar acı çekecektin.
Çektiğim çileye seni de ekledim
Ayrılalım derken bile seni istedim.
Ayrılmak kararı zordu, ne olur anla.
Ruhumda, kalbimde bu derin bir yara,
El değmez acıtır sürekli kanar,
Yine de vazgeçmez yüreğim, hep seni anar.
Zalim kader huzur vermedi bize.
İnlerim her gece bu nasıl çile.
Kan akar gözümden gözyaşı diye,
Beni sensiz bırakan bu keder niye.
İsyan ediyorum şimdi kaderimize.
Oysa sevmiştik delicesine.
Ne bugün aşkım, ne de gelecekte
Aşkını silemem, saklıdır yüreğimde....
made by zengin
Duyuyormusun sevdigim;
Sanki hasretin sarkısını calıyor gemiler!
Cıglıklarına ne demeli martıların?
Sanki gidisine yas tutar gibi...
Havada yagısa vurdu kendını,
Sankı yerine döküyor damlalarını,
Sanırım oda istemedi gitmeni:
Dalgalarda epey hırcın bu gece''CAN''!.
Belli ki denizde kızmıs beni terk edisine,
Belli ki ben gibi onlarda alısamadı
''Sensizlige''..
İbadetlerin bir hedefi de, insanı ruhen ve bedenen sağlam tutmak, ruhi ve bedeni hastalıklara karşı korumaktır; hatta malının sağlığını bile korumaktır.Çünkü namaz gibi ibadet, abdest ve yıkamayı ön şart kabul etmekle beden temizliğine, özellikle namaz ve oruç insanın ruhi temizliğine, zekat özellikle insanın malının temizliğine birer vasıtadır.Bu bakımdan, bütün ibadetleri terapi olarak tarif etmek mümkündür.
Bazı hastalıklar vardır ki, sebebi mikrobiktir ve insanın cismine arız olur.Bazı hastalıklarda vardır ki, sebebi mikrobik değildir, yani ruhidir ve insanın ruhi fonksiyonlarına ve yaşantısına arız olur.Fakat, ruhla beden arasında kesin ve kategorik bir ayrım olmadığından, bedeni bir hastalık bazen ruhi yaşantıya da hasta ettiği gibi, ruhsal bir hastalık bazen bedeni de etkileyebilir.O halde tam sağlıklı bir kişilik için, hem bedeni hem de ruhu dengeli bir şekilde sağlıklı tutmak gerekir.İslam, bir iman-ibadet sistemi olarak her türlü hastalığa karşı hem koruyucu bir hekimlik, hem de iyileştirici etkin bir ilaçtır.İman her şeyden önce insanın ruh ve kalp temizliği demektir.İnsan, Allaha inanmakla benliğini başka şeylerden temizler, Allah şuurunu yerleştirir.Küfür ise kirlilik ve kalbin kararması demektir.İman, insanın güzel, temiz ve doğru fiiller yapmasına vesile olduğu halde genellikle insanın çirkin ve yanlış işler yapmasına sebep olur.İnanmakla insan iç huzura kavuşur, inanmamakla da iç huzursuzluğa girer.
Tüm Dostlarımın Sağlığı Ve Huzur Temennilerimle Allah Duanızı Kabul etsin...
Bir acelesi olduğunu, onu görür görmez anlamıştım.
Sağanak hâlinde yağan yağmura aldırış bile etmiyor
ve bükülmüş beline rağmen sağa sola koşuşuyordu.
Yanına sokularak:
- Hayrola teyzeciğim, dedim. Bir derdiniz mi var?
Sıcak bir tebessümle:
-Buraların yabancısıyım evlâdım, dedi. Hastahane tarafına gidecek
bir araba arıyorum.
-Biraz beklerseniz aynı dolmuşa binebiliriz, dedim
Oraya geldiğimizde size haber veririm.
Teşekkür ederek yanıma yaklaştı ve küçük bir çocuk gibi şemsiyemin
altına girdi.
Nurlu yüzü yağmur damlacıklarıyla ıslanmış ve yanacıkları
pembe pembe olmuştu.
- Torunlarımdan biri menenjit geçirdi, diye devam etti.
-Ziyaret saati bitmeden dolaşmak istemiştim.
Saatime baktıktan sonra:
-20 dakikanız var, dedim
-Hastahane yakın ama, bu havada pek araba bulunmuyor.
Durağa herkesten önce geldiğimiz için dolmuşa da rahatça bineceğimizi
zannediyordum
Ancak araba yanaştığında, arkamızda duran 4-5 kişinin bir
anda hücum ettiğini gördüm.
İçeriye doluşan ve arkadaş oldukları anlaşılan adamlara:
-İlk önce biz gelmiştik, dedim. Sırayı bozmaya hakkınız var mı?
Ön koltukta oturanı:
-Hak istiyorsan Hakkâri'ye gideceksin arkadaşım, dedi.
-Hem oradaki haklardan K.D.V. de alınmıyormuş.
Bu lâf üzerine attıkları kahkahalarla bindikleri araba sarsılmış ve
sinirlerim allak bullak olmuştu.
Sakinleşmeye çalışarak:
-Ben biraz daha bekleyebilirim, dedim.
Ama şu ihtiyar teyzenin hastahaneye yetişmesi gerekiyor.
Bu defa şoför lâfa karışıp:
-Teyzenin arabaya falan ihtiyacı yok be kardeşim, dedi.
-Okuyup üfledi mi hastahaneye uçuverir.
Tekrar kopan kahkahalarla birlikte araba uzaklaşıp gitti.
Yaşlı kadına baktım, tevekkülle susuyordu.
5-10 dakika sonra gelen bir başka dolmuşa onunla beraber bindim ve
şoföre, teyzeyi hastahanede indirmesini söyledim.
Yaşlı kadın, yapacağı ziyaretten ümitsiz görünmesine rağmen şikâyet
etmiyordu.
Üstelik trafik de yarı yolda tıkanıp kalmıştı.
Şoför:
-Yolun bu durumu hayra alâmet değil, dedi.
-Sebebini anlasam iyi olacak.
Arabayı çalışır vaziyette bırakıp ileriye doğru yürüdü ve biraz sonra
döndüğünde:
-Kısmete bak yahu, dedi. Bizden önce kalkan dolmuşa kamyon çarpmış.
Heyecanla:
-Bir şey olmuş mu, diye atıldım. Yâni yaralı falan var mı?
- Herhalde, diye cevap verdi. Dolmuşta bulunanları, teyzenin gideceği
hastahaneye kaldırmışlar.
Göz ucuyla yaşlı kadına baktım. Solgun dudaklarıyla birşeyler
mırıldanıyor ve sanki onlar için dua ediyordu.
Şoför, koltuğuna yavaşça otururken:
-Kısmet işte, diye tekrarlayıp duruyordu. Sen kalk koca bir kamyonla
çarpış.
-Hem de Türkiye'nin öbür ucundan gelen Hakkâri plâkalı bir kamyonla...
Erkek Olmak
ERKEK OLMAK, hayatına kaç kadının girdiği .kaç kadını sevdiğin .kaç
kadına aşık olduğun, kaç kadınla seviştiğin DEĞİL... kaç kadının seni
özlediği. kaç kadının sevdiği aşık olduğu kaç kadının senden
vazgeçemediğidir...!!
ERKEK OLMAK..!!!!!geniş bir omuza sahip olmak DEĞİL.. önemli olan kaç
kadına o omuzlara yaslanacak kadar güven ve sıcaklık verdiğindir...!!!!
ERKEK OLMAK..!!!Sadece yatakta iyi olmak DEĞİL.. sevmek sevilmek ve
sevişmenin bütün olduğunu bilmektir...yasamak yaşatmaktır....
ERKEK OLMAK...!!!!!Kalın bir sese sahip olmak DEĞİL....önemli olan nazik
duygulu cümleler kurabilmektir....
ERKEK OLMAK...!!!!Vurdu mu oturtmak DEĞİL... Önemli olan dokunuşundaki
yumuşaklıktır
ERKEK OLMAK..!!!!kıllı bir vücuda sahip olmak DEĞİL.. o vücutta nasıl bir
kalp taşıdığıdır !
ERKEK OLMAK...!!!!romantik bir ortamda güzel sözler söylemek DEĞİL..O
sözleri yasamak yaşatmak arkasında durmaktır !!
ERKEK OLMAK...!!!!ağır eşyaları kaldırmak DEĞİL....önemli olan hayatin
yükünü cesurca taşıyabilmektir...!!!
>>- Meraba ben Serkan nasıl yardımcı olabilirim?
>>- Benim
telefonda bi problem var bankomatta işlem yapamadım
>>- Peki ilk önce telefonunuzun ''menü" tuşuna sonra da ''5'' tuşuna
>>basın...
>>- Evet... Tamam...
>>- Ekranda ne var şimdi?
>>- Show tv... -
>>
>>-İyi günler kredi kartı başvurunuz için aramıştım sizi...
>>- Tabi buyrun..
>>- Mesleğiniz nedir acaba?
>>- Hayat kadını...
>>- ... Özel sektör yazıyorum ben...
>>- O da olur!...
>>
>>Kadın : Merhaba ben kredi kartınızla köpek almıştım...
>>Yetkili: Evet efendim?...
>>Kadın : Bu köpeğin kulakları duymuyor. Acaba sigorta kapsamına
>>giriyor
>>mü?
>>Yetkili: Ben bi üstüme danışayım !!!?!!...
>>
>>İyi günler, nasıl yardımcı olabilirim?
>>- Para çekemiyorum ben...
>>- Şifrenizi yanlış
giriyormuşsunuz Ahmet bey!...
>>- Şifre mi? Benim şifrem hep aynıdır, İstanbul'un kurtuluşu...
>>- Lütfen, bana şifreyi söylemeyin efendim.
>>- Hah, tamam hatırladım, 1956!!!
>>- Efendim o İstanbul'un kurtuluşu değil ama...
>>- Yaaaa!... Kaçtı İstanbul'un kurtuluşu?
>>- Efendim ben malesef söyleyemem bunu size.
>>- Niye sen de mi bilmiyosun?...
>>- Biliyorum, ama güvenlik açısından benim şifreyi bilmemem
>>gerekiyor.
>>- Ben sana şifreyi sormuyorum ki!... İstanbul'un kurtuluşunu
>>soruyorum.
>>- Evet, ama... !!!
>>
>>- Alo ben Konya, Ya benim bu printer çalışmıyor!...
>>-Windows'ta mı çalışıyor?
>>- Evet
>>- Bilgisayar printerı görüyor mu Konya?
>>- Evet, karşı karşıyalar!...
>>
>>- Şu an bankanızın
ATM'sinden maaşımı çekemiyorum.
>>- Üzgünüz efendim geçici bir hatadan ötürü şu an tüm sistemlerimiz
>>off'tadır.
>>(Bir saat kadar sonra yine arar)
>>- Ben şu an Of'dayım ve hala paramı çekemiyorum...
>>
>>-Güvenliğiniz için bir kaç soru sormam gerekiyor.
>>-Doğum yeriniz?
>>- Erzurum...
>>- Doğum tarihiniz?
>>- 23 Ocak 1957
>>- Annenizin evlenmeden önceki soyadı?
>>- Anamı karıştırma
Kadınsan kadın gibi olacak,
Adam gibi adamı seveceksin...
Yürüyünce güller açacak önünde,
Ağlayınca inciler dökülecek.
Güneş seninle doğup seninle batacak.
Vermeyi de almayı da
Bileceksin doyuncak...
Sert olacaksın yerinde,
Yerinde yumuşacık...
Söz dinleyip susmayı da
Bileceksin usulcacık...
İşveyi, nazı, cilveyi de
Gülüp eğlenip raksetmeyi de.
Oyun bileceksin kadınsan...
Süründürüp yalvartmayı,
Tutsak edip bağlamayı,
Kaçmayı, kovalamayı,
Av olup avlamayı,
Gözlerinden niyetini,
İstemez görünüp istemeyi
Bileceksin kadınsan...
Doğurgan olacaksın kadınsan.
Çatır çatır sancılı olsa da analık,
Adam edip adamı,
Birlikte büyüteceksin
Onu da kendini de...
Gıkın çıkmayacak nankörlüğe
Bağrına taş basıp
Elin öpüldüğünde
Öğüneceksin kadınsan...
Kırılgan olmayacaksın kadınsan.
Ağlatanı ağlatacak,
Kapılarını kapatacaksın...
Diz çöküp yalvaranı da
Affedip okşayacaksın...
Basan olursa damarına,
Çattın mı hele kaşlarını,
Ateşle oynayacak
Bir koyup bin almayı
Bileceksin kadınsan...
Sabırlı olacaksın kadınsan.
Ateşin suyun keyfini beklemeyi,
İlmek ilmek üretmeyi,
Bazen önde olup bazen çekilmeyi
Düğümleri çözmeyi bileceksin...
Derin tasasız uykuları özleyecek,
Açlığa yokluğa katlanacak,
Alnının terini biriktirecek,
Kan tükürüp kızılcık şerbeti içtim
Diyeceksin kadınsan.
Ağlamayı öğreneceksin,
Çareler tükendiğinde.
Yırtınıp dizlerini döverek,
Başını taşlara vurarak
Burnunu çekip için için de...
Elin kolun bağlandığında
Tuz bassalar yarana
Sessiz çığlıklar atmayı da
Bağırmayı, isyanı da
Öğreneceksin kadınsan...
Yılmayacaksın kadınsan.
Zalimse kocan,
Nankörse bir de evladın
Ardından gideceksin yazgının...
Yıkılsa da evin ocağın
Kesseler akmayacak kanın.
Taş taş üstüne koyup yeniden
Sarıp yaralarını
Başlayacaksın en baştan...
Dayanacaksın kadınsan.
Ateşlerde yanmaya
Rüzgarlarda savrulmaya,
Köpek olup yalvarmaya,
Dolmaya boşalmaya...
Sözün ağırına,
Sevginin arsızına...
Kurtlar kemirse de içini,
Kudursan da ihtirastan
Dayanacaksın ihanete, yalana...
Alışacaksın kadınsan.
Bahara kışa,
Gündüze geceye,
Çevrime döngüye,
Erimeye çürümeye...
Gidip te dönmeyene,
Kadir kıymet bilmeyene
Alışacaksın...
Ateşin sıcak,
Suyun soğuk,
Taşın sert,
Bıçağın keskin olduğuna
Alışacaksın...
Aşkın yalan,
Sevginin gerçek,
Sevmenin alışmak olduğuna...
Kollarında olanınsa yanında olmadığına
Alışacaksın kadınsan...
Kadınsan kadın gibi olacak,
Adam gibi adamı seveceksin...
Unutmayalım!
Paylaşıldıkça Azalmayan Tek Şey Sevgidir.
Sevgimizi ve Dostluğumuzu Paylaşmanın Tek Adresi
MAİN-BOARD
Teşekkürler Güzel Dostlarım...
made by zengin