DermanAbi

DermanAbi

Üye
18.11.2004
Çavuş
1.805
Hakkında

#27.02.2006 16:35 0 0 0
#27.02.2006 16:31 0 0 0
#27.02.2006 16:26 0 0 0

  • EVLİLİK ÜZERİNE
    1.Evli erkeklerin psikolojisi arkadaslarla lokantaya gitmeye benzer.
    İstedigin yemegi siparis edersin sonra yanindakinin istedigi yemegi görüp
    "Keske onu isteseydim" dersin.
    2.Bir davette bir hanim arkadasina sorar:"Alyansini yanlis parmagina
    takmiyormusun? "Diger hanim cevap verir:"Evet yanlis adamla evliyimde
    ondan"
    3.Bir adam evlenene kadar eksik sayilir evlenince tam bitmis olur.
    4.Bir genc babasina sorar"Baba evlenmek kaca malolur?
    Baba cevap verir"Bilmiyorum oglum,ben hala oduyorum."
    5.Adam anlatiyormus:"Evlenene kadar mutlulugunun ne oldugunu bilmezdi,
    sonra da gec oldu."
    6.Yeni evlenmis bir adam mutlu ise nedenini hemen anlariz.
    On yillik bir adam mutlu ise nedenini merak ederiz¦
    7.Evliligin ilk yilinda adam konusur kadin dinler,
    İkinci yilinda kadin konusur adam dinler,
    ucuncu yilinda her ikiside konusur,komsular dinler.
    8.Bir kavgadan sonra kadin kocasina bagirir:
    "Seninle evlendigimde tam bir aptalmisim."adam cevap verir:"Evet cok
    asiktim farkedemedim."
    9.Bir adam gazeteye ilan vermis:"Es ariyorum"Ertesi gun yuzlerce mektup
    almis.
    Hepsi ayni seyi söyluyormus"Benimkini alabilirsin."
    10.bir adam karisina arabasinin kapisini tutuyorsa emin olabilirsiniz: "Ya
    arabasi yenidir,ya da karisi!

    Yorumsuz...
#27.02.2006 10:40 0 0 0
  • İnsanlar yalnızlıktaki (mahzuru) benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı.
    (Buhârî, Cihâd 135)

    -Siz ne haldeyseniz,başınıza o halde insanlar getirilir.(Hadis-i Şerif)

    Beş günah vardır ki,keffâreti yoktur.Bunlar; Allâh'a şirk koşmak,bi-gayri hakkın adam öldürmak,müm'ine bühtan ve iftira etmek, muharebe günü kaçmak ve yalan yere yemin ile hakkı iptal etmek.(Hadis-i Şerif)

    Mazlumun bedduâsından sakın.Çünkü,onun duâsıyla Allah arasında (kabûlünde mani) bir perde yoktur.(Hadis-i Şerif)
#27.02.2006 09:28 0 0 0
  • Değerli Dostlarım, Hepimiz Müslümanız Diyoruz, Ne Yazık ki; Bu Konuda Çok Zayıf Olduğumuzu Gösteriyor ki; GEYİK Bölümünde Cevapların Sayısı ve Katkısı İle Bu Bölüme Olan Cevap Sayısı İle Ziyaretçi Sayısı Tam Bir Çelişki.

    Bundan Sonra Burda da Birlikte Olmak Dileğiyle.
    Konuyu Açan ve Başlatanda Allah (c.c) Razı Olsun...

    Bir adam sordu:
    "Hangi islâm daha hayırlıdır?"
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem cevap verdi:
    "Yemek yedirirsin, tanıdığına da tanımadığına da selâm verirsin..."
    İbn Amr radıyallahu. Buhârî.

    Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "işin başı islâm, direği namaz, zirvesi cihaddır."
    Muaz radıyallahu anh. Tirmizî.

    50. Vedâ haccında Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem ile bulundum. Allahı andı, hamdetti, öğüt verdi, sonra şöyle dedi:
    "Bu kutsal gün hangi gündür?"
    "En büyük hac günüdür!" dediler.
    Bunun üzerine şöyle buyurdu:
    "Sizin kanlarınız, mallarınız, ırz ve namuslarınız, size, tıpkı bu gününüz gibi haramdır. Bu beldeniz gibi, bu ayınız gibi haramdır! Dikkat edin! Cinâyet işleyen kendi aleyhine cinâyet işlemiş olur.
    Dikkat edin! Müslüman müslümanın kardeşidir. Müslüman kardeşinin hiçbir şeyi, kendisi helâl etmedikçe, diğer müslümana helâl olmaz.
    Dikkat edin! islâm öncesindeki tüm faizler kaldırılmıştır. Verdiğiniz ana paralarınız sizindir. Haksızlık yapmayın, haksızlığa da uğramayın!
    Dikkat edin! islâmdan önce işlenen her türlü kan davası kaldırılmıştır...
    Dikkat edin! Kadınlara iyi davranın! Onlar, sizin yanınızda birer emanettirler...
    Dikkat edin! Sizin kadınlarınız üzerinde haklarınız vardır, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır.
    Sizin, kadınlarınızın üzerinde bulunan hakkınız, yataklarınızı çiğnetmemeleri ve evinize girmesinden hoşlanmadığınız kimselere izin vermemeleridir.
    Onların sizin üzerinizdeki hakları, giyimlerinde ve yemeklerinde onlara son derece iyi davranmanızdır...
    Dikkat edin! Burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin, umulur ki, kendilerine bildirilenler daha kavrayıcı olurlar."
    Amr radıyallahu anh. Buhârî.
#27.02.2006 09:24 0 0 0
  • Kudüs sokaklarında umutsuzca park yeri aramaktadır Moşe. Tur atmakta
    ama yer bulamamaktadır. Çok önemli bir iş buluşmasına geç kalmak
    üzeredir.
    Ama heyhat yer bulamamaktadır. Ümidini kesmiş bir şekilde gökyüzüne
    bakar ve:
    "Tanrım önümüzdeki beş dakika içinde bana bir park yeri bulursan
    yemin ediyorum bundan sonra hep Kaşer(dini kurallara uygun gıda) yiyeceğim,
    Shabat'a (kutsal cumartesiler) uyacağım ve Yom-Kippur (oruç) ve tüm
    kutsal
    günlere özel saygı duyacağım...."
    O an bir mucize gibi hemen önünde bir araç hareket eder ve yeri
    boşalır.
    Moşe gökyüzüne bakar ve:
    Zahmet etme tanrım, ben buldum"

    Kazandıklarımızı Kendimizden, Kaybettiklerimize Kader diyoruz.
    Aslında Kazanmakta, Kaybetmekte Kendimizdendir.
#26.02.2006 17:14 0 0 0
  • Çok Çok Teşekkür Ederim. Hastasıyım Ben Ahmet Selçuk İlkan'ın.
    Sağolasın Güzel Arkadaşım.
#25.02.2006 15:21 0 0 0
  • Düşüncedeki İncelik, Sevgideki Sadelik ve Duygudaki Yalın'lığı Çok Güzel Birleştiren Duygu Yoğunluğu, Hepsi Bir Arada, Çok Teşekkür Ederim Böyle Bir Güzellik...
#25.02.2006 10:04 0 0 0
  • Konu: Öfkelenmek
    Çok Güzel Ve Açık Bir Örnek... Harikasın Sen Güzel Arkadaşım... Sık Sık Yaşadığımız Ancak Anlamını Bilmediğimiz Bir Olgu Bu...
#25.02.2006 08:14 0 0 0
  • Emek Ve Zahmetlerin İÇin Çok Teşekkür Ederim. Ayrıca İnanc ve İbadete Karşı Göstermiş Olduğun İncelik ve Paylaşımın İÇin Minnetarız Güzel Arkadaşım....
#24.02.2006 15:09 0 0 0
  • Şiirlerin ve Duyguların Çok Güzel. Bu Güzelliklere Teşekkür Edilmez, Duyguların ve Güzelliklerin Karşılığı Sabır Ve Dua'dır. Sabrım Diğer Güzel Şiirlerin İçin, Duam İse Varlığın Ve Dostluğun İçin.
    Saygılarımla...
#24.02.2006 12:43 0 0 0
  • Bir gün Şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir
    toplantı için tüm dostlarını çağırmış.
    Açılış konuşmasında demiş ki:
    Müslümanların Camilere gitmesini engelleyemiyoruz.
    Kur'an okumalarını ve gerçekleri
    öğrenmelerini de engelleyemiyoruz.
    Allah ve elçisi Muhammed ile sağlam ilişkiler
    kurmalarını da engelleyemiyoruz.
    Allah ile bir kere bağlantı kurduklarında
    üzerlerindeki gücümüz kırılıyor.
    Dostları demiş ki:
    Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım?
    Şeytan demiş ki:
    Bırakın Camilere gitsinler. Fakat zamanlarını
    çalın, böylece Allah ve elçisi Muhammed ile bağlantı kuramasınlar..
    Sizden isteğim budur.
    Şeytan devam etmiş:
    Dikkatlerini dağıtın, böylece gün boyunca Allah
    ile hayati öneme sahip
    bağlantıyı kuramasınlar.
    Dostları şaşırmış:

    Bunu nasıl başaracağız?
    Şeytan:

    Hayatın önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini
    sürekli meşgul et!
    Müslümanların kulaklarına şunu fısılda:
    Harca, harca, harca.. Borç al, borç al, borç al.."
    Kadınlarını işe girip uzun saatler boyunca
    çalışmaları için ikna et !
    Erkeklerin haftada 6-7 gün, günde 10-12 saat
    çalışmalarını ve böylece
    hayatlarında boşluk kalmaması için planlar yap!
    Çocukları ile zaman geçirmelerini engelle!
    Aileleri parçalandıkça, evleri, iş çıkışında
    ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır!
    Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç
    seslerini (oto kritik, nefis muhasebesi)
    dinleyemesinler!
    Böylece kafaları karışacak, Allah ve elçisi
    Muhammed ile zihinsel beraberlikleri kopacaktır.
    Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları.
    Durun, daha bitmedi, diye devam etmiş Şeytan:
    Kahvehanelerde, doktor muayenehanelerinde, kafe'lerde
    masaları
    Gazete ve dergilerle doldur! Zihinlerini 24 saat haber
    bombarıdmanına tut!
    Araba kullanma esnasında tefekkür etmelerini
    engellemek için billboardları afişlerle donat!
    İnternete girenlerinin mailboxlarını, junk
    maillerle, sipariş katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle,
    promosyon ürünleri ile ve boş umutlarla doldur!
    Gazete ve TV'leri ince yapılı güzel modellerle
    doldur ki kocaları dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar ve
    hanımlarından hoşlanmasınlar!
    Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek
    kadar çok yorulmasını sağla!
    Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi
    veremezlerse, erkekler bu sevgiyi başka yerlerde arayacaklardır!
    Çocuklarına namazın önemini anlatmalarını
    engellemek için hikaye kitaplarını tavsiye et!
    Doğaya çıkıp Allahın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları
    çok meşgul et, eğlence parklarına,
    fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara, konserlere,
    sinemalara vs götür ! Oralarda kavga çıkarıp
    birbirlerini vurmaları sağla!
    Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, bunu unutma!
    İslami dostluklar ve sohbetler yerine, taraftar-parti
    dostluklarını ve dedikoduları teşvik et!
    İşte plan bu! Futbol, hayatlarının odağı olsun.
    Futbolcuların isimlerini çocuklarına
    ezberletmeyi marifet saysınlar! Ancak İslamın
    şartlarını merak bile etmesinler! Kurnazca plan için
    dostları şeytanı çılgınca alkışlamışlar ve ülkelere
    dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul
    edeceklerine, telaş içinde oraya buraya
    koşuşturacaklarına, Allah'a, Elçisine ve ailelerine
    daha az zaman ayırtacaklarına söz vermişler. Sence bu
    plan başarılı mı?
    Paylaşıma Açık Bir Alıntıdır...
#23.02.2006 15:54 0 0 0
#22.02.2006 13:23 0 0 0
  • Arkadaşlar Bir Örnek Vereyim "NURETTİN" bu Gibi İsimlere Türetmeye Çalışın. İşin Zor Kısmı Kimselerin Aklına Gelmeyen Biri İsim Var ki; Osmanlı Sözlüğünde Olan Bir İsim Sadece. Engin Tecrübelerinize Güveniyorum Hadi Kolay Gelsin Değerli Arkadaşlarım....
#21.02.2006 14:57 0 0 0
  • Paylaşımda Bulunduğun, ve Göstermiş Olduğun Anlayışın İçin Dua Kadar Teşekkür Ederim...
#21.02.2006 13:55 0 0 0
  • Konu: SAVAŞ
    Karadenizliler ile Ruslar cephede uzunca bir müddet savasmışlar. Günlerce siperin arkasindan
    Ateş edip durmuşlar, ama hiç ölen olmamış. Sonunda Rusların aklına bir kurnazlık gelmiş:
    - "Ünlü bir laz ismi bulalım hep birlikte bağıralım, onlar ayaga Kalkar seslenirler, biz de
    öldürürüz." Olur mu Olur... Ne diyelim, Ne diyelim derken TEMEL akıllarına gelmiş:
    - "Tamam Temel diyeceğiz... Bir, iki, üç: Temeeeeel!"
    Karadeniz cephesinde Temeller ayağa kalkmış:
    - "Ne vaaaaar!" Ruslar ayaga kalkan Temelleri öldürmüs. Ruslar:
    - "Güzel oldu, bu sefer DURSUN diyelim," demişler... "Bir, iki, üç: Dursuuuuun?" Dursunlar
    Ayakta...
    - "Ne vaaaar?" Ruslar, ayaga kalkan Dursunları da öldürmüşler.
    - "Güzel bu sefer İdris diyelim," demisler... Bir, iki, üç:
    - "Idriiiiis!" Idrisler ayakta...
    - "Ne vaaaaar?" Ayağa kalkan İdrisleri de öldürmüşler... Karadenizliler cephesinde:
    - "Bu böyle olmaz hep azalıyoruz. Aynı oyunu biz de onlara oynayalım."
    - "Tamam oynayalım. Ne diyelim?"
    - "VLADEMİR diyelim."
    - "Tamam. Bir, iki, üç:
    - "Vlademiiiir!" çıt yok...
    - "Vlademiiiir!" çıt yok...
    Birazdan karşı cepheden:
    - "Kim seslendiiii?" Karadenizliler hep birlikte ayakta:
    - "Biiiz..."---
    __________________
#21.02.2006 11:37 0 0 0
  • İstanbulda bir hastanede, 9 yaşında bir kız... İsmi: Esra...
    Hastalığı: Kanser... Hastalığı vücuduna yayılmış...
    O hasta halinde ve ölümün soluğunu her geçen an gittikçe daha da yakınında hissederek hayat yürüyüşünün son durağına yaklaşırken, hasta yatağında uyanık olabildiği zamanlar, devamlı olarak kitap okuyormuş.
    Bir akşam, okuduğu kitaptan başını kaldırarak, annesine:
      Babamı çağırabilir misin, anne? demiş.
    Küçük kızının vücuduna yayılmış kanserle günden güne eriyişini görürken, ölüm habercisi bu hastalığın sevgili kızından ayrılık getireceğini bilerek, dünyadan o kesin ayrılığının acısına dayanabilmek bir yana, o ayrılık anının yakında muhakkak gelecek oluşunu düşünmenin büyük acısına dayanabilmenin bile kendisine çok zor geldiği annesi, kızının bu anî arzusu karşısında çekinerek sormuş:
      Babanı çağırmamı niçin istiyorsun?
    Hasta kız, önce bunu açıklamak istememiş; bir an düşünmüş ve:
      Çağırmasan da olur.. Hem çağırsan, gelinceye kadar belki geç olur.. sözleri üzerine annesinin merakı daha da artmış:
      Babanı çağırmamı önce isteyip sonra niye vazgeçtin? diye sorunca, kızı gayet sakin bir şekilde;
      Anne, ben artık âhiret âlemine gidiyorum da.. o*nun için..cevabını vermiş. Bu sözleri üzerine annesinin gözünden, artık tutamadığı gözyaşları boşanırken, kızı gene o çok sakin haliyle:
      Bak! Azrail (AS) beni almak için gelmiş; orada bekliyor.. diyerek odanın bir köşesini parmağıyla işaret etmiş. Annesi, kızından ayrılık vaktinin geldiğini anlayıp elleriyle yüzünü kapatarak hüngür-hüngür ağlarken, kızına gayr-i ihtiyarî sormadan da edememiş:
      Azrail (AS) nasıl? Biraz tarif eder misin?
      Çok güzel& demiş, küçük kız...
    Daha sonra da, içinde bulunduğu o maneviyat âleminden dünya haline tekrar avdet etmiş gibi, annesinin o ardı-arkası kesilmeyen yüksek sesle ağlayışından rahatsız olmuş bir tavırla annesini, 9 yaşındaki çocukluğundan beklenemeyecek büyük bir kemal ve vekar haline girerek, tesellîye çalışmış:
      Niye bu kadar çok ağlıyorsun ki, anne? İmanı olan ve imanıyla yaşayanlar için ölüm ve âhirete gitmek, korkulacak bir şey mi? Dünyada daha fazla yaşasaydım, dışarıdaki insanların ekseriyeti gibi, dinde lâkayt, ibadette ihmalkâr halde uzun bir dünya hayatım olsaydı, benim için daha iyi mi olacaktı? Öyle olmam seni daha çok mu sevindirecekti? 
    Kızının, yaşının çok üstünde bir olgunlukla kendisine verdiği bu hakikat dersi karşısında, annesinin sanki birdenbire gözyaşı pınarları kurumuş; yüksek sesle ağlaması aniden durmuş..
    Kanser hastası, kanser hastalığı vücuduna yayılmış olan 9 yaşındaki kız, annesiyle bu son konuşmasından sonra, yüksek sesle kelime-i şehadet getirmiş; daha sonra da, başı yavaşça sol tarafına düşerek ruhunu teslim etmiş.
    Annesinin biraz evvel pınarları kurumuş gibi durmuş olan gözyaşları yeniden, fakat bu defa sessizce çağlamış..O sırada sevgili kızının artık ruhsuz olan bedeninin yanında, yatağında okuduğu son kitap ile bir kalem, dikkatini çekmiş. 9 Yaşındaki kızının dünyadan âhirete giderken, kendisini fevkalade hayrete sevk eder derecede gösterdiği o çok yüksek ruh halinin sırrı, hasta yatağında son olarak altını da çizerek okuduğu o kitap sayfalarında kendini ilân ediyor gibiymiş. Kitap, Hastalar Risalesi ve altını çizerek okuduğu son bölümü de: SEKİZİNCİ DEVA imiş.
#21.02.2006 10:39 0 0 0
  • çok çileler çektim, eşi bulunmaz
    hep içime attım, sesim duyulmaz
    bana acıyana kalbim doğrulmaz
    allahın yarattığı bir kulum işte
    hep/ben yoksul, perişan olabilirim
    acılar içinde kalabilirim
    sürüne sürüne ölebilirim
    allahın yarattığı bir kulum işte
    ben ne divaneyim, ne de deliyim
    ben ne bir berduşum ne serseriyim
    yüce tanrımızın bir eseriyim
    allahın yarattığı bir kulum işte

    beni böyle kabul et....
#21.02.2006 10:16 0 0 0