Küresel iklim değişikliğine yol açan sera gazlarının atmosferdeki yoğunluğu geçen yıl, ölçümlerin yapılmaya başlandığı 1998 yılından sonraki en üst düzeyine ulaştı.
BM Dünya Meteoroloji Örgütü bülteninde açıklanan geçen yılki ölçüm sonuçlarına göre bu gazlar içinde bulunan karbondioksit, giderek daha büyük bir hızla artıyor.
Örgütün başkanı Michel Jarraud raporla ilgili yaptığı açıklamada, "Bu eğilim dünyayı, gelecek on yıllarda sıcaklıkların artacağı en kötü senaryoya doğru götürüyor. Bu nedenle acil önleme ihtiyaç var. Eğer artış bu hızla devam ederse, bilimcilerin tahmin ettiği en kötü senaryo gerçekleşir" dedi.
İklim Değişikliği Uluslararası Paneli'nin tahminlerine göre salım azaltılamazsa, küresel ortalama sıcaklık 2100'de 6 santigrat derece artacak. Bu da kuraklık, çölleşme, seller ve diğer felaketler demek.
Jarraud, karbondioksidin daha hızla artmasının önemli olduğunu, alınan tüm önlemlere karşın bu gazdaki artış hızının giderek küçülmek yerine büyümeye devam ettiğini vurguladı.
Atmosferde sera etkisine, güneş ısısının atmosfer içinde tutulmasına yol açan gazlar, karbondioksit, nitrik oksit ve metan. Bu gazlar bataklık gibi doğal ortamlarda ve insan faaliyetleri sonucu atmosfere salınıyor.
Bu kez Google Earth'te evimizi ya da okulumuzu aramadık, bilinmeyenin peşine düştük.
Sırt çantanızı alıp dünyayı gezmek istiyorsanız ama vazgeçip duruyorsanız, bunun yerine kendinize bir kahve alıp bilgisayarın karşısına geçebilirsiniz.
Brezilya yağmur ormanlarının içerisinde altın dolu antik ve gizemli bir şehri keşfe çıkmak, Malta Adası'nın altındaki yer altı mezarlıklarında dolaşıp orada gerçekten garip yaratıklar olup olmadığını öğrenmek oldukça yorucu ve pahalı olacaktır. Ama elbette gönül bu gizemli hatta tehlikeli yerleri gidip keşfetmek, görmek ister. Antik uygarlıkların esrarı, terk edilmiş şehirler ve ormanlar tarafından yutulmuş şehirler, gizli askeri üsler ve hakkında konuşulan her şey sanal olarak da mevcut.
Komplo teorilerine ya da gizemli hikayelere meraklıysanız Google Earth'ün sizi ilgilendiren gizli incilerine siz de şaşıracaksınız. İşi gücü bırakıp gidemeseniz de galerimizdeki görseller ile dünyanın en gizemli noktalarından bazılarına sanal bir yolculuk yapabilirsiniz...
Bilimadamları nükleer güçle çalışan araba geliştirebilir mi? Eğer gerçekleşirse, sizce bu araba ne kadar güvenli, temiz ve ucuz olur?
Howstuffworks isimli sitede yer alan habere göre, 1950'lerde Ford firması, Ford Nucleon ismiyle bir konsept araba geliştirdi. Ford'a göre nükleer güçle çalışan araba tasarlanmıştı ve geleceğin nükleer reaktörlerinin daha küçük, güvenli, taşınabilir ve hafif olduğu varsayımına dayanıyordu. Arabanın arkasında bulunan güç kapsülü nedeniyle tasarım böyle adlandırıldı. Benzin istasyonlarının yerini şarj istasyonlarının alacağı ve aracın tek şarjla yaklaşık 8 bin 50 km yol gidebileceği belirtildi. Birçok konsept araba vakası gibi, Ford asla Nükleon'u inşa etmediği, bunun sadece normal arabanın yarısı büyüklüğünde bir model araba olduğu belirtiliyor.
Bu imkansız bir istek gibi ya da bilimkurgu filmlerinden çıkmış bir şey gibi görünebilir, ancak nükleer güçle çalışan arabalar düşünülmeye değer, özellikle de sürekli yaşanan enerji ve iklim krizleri nedeniyle. Bazı uzmanlar, çeşitli şekillerde nükleer güç kullanımının yakın gelecekte yeniden güçlenebileceğini düşünüyor. Nükleer güç ne zaman epeyce güvenli, temiz ve karşılanabilir olursa. Neden arabalar için kullanılmasın ki?
Fikir edinmek için, ülkelerin geleneksel nükleer güç fabrikaları, denizaltıları ve uçak gemisinin ötesinde nükleer reaktörlere hangi kullanım alanlarında iş verdiğini düşünün. Reaktörlerin özelleştirilmiş kullanımlarından bazıları arasında aşırı soğuk iklimlerde ısınma sağlama ve kömürün temiz yanan gaza dönüşümü denemeleri yer alıyor. Rusya ve Amerika, küçük reaktörleri uydulara güç vermek için kullanıyor. Araştırma reaktörlerinin örnekleri olan bu uygulamalar, bilimadamlarına nükleer reaktörlerin diğer araçlarda kullanımına nasıl uyum sağlanacağı konusunda bazı fikirler verebilir.
Böyle bir ihtimal, temiz, güvenli ve karşılanabilir hidrojen yakıtı oluşturmak için nükleer enerjiyi kullanan nükleer yakıtlı hidrojen olabilir. Nükleer reaktörler aynı zamanda yüksek etkili aküleri şarj eden istasyonlara da enerji sağlıyor. Son olarak, bilimadamları minyatür nükleer güç fabrikası inşaa edebilir ve bunu arabaların içine yerleştirebilir.
Mikroblogging platformları, firma ve kurumların hedef kitleyle birebir ilişki kurabildiği en önemli mecra olma yolunda hızla ilerliyor.
Epi topu 140 karakter uzunluğunda mesaj girilebiliyor, izlenen üyelerin 'twit'leri çoğu zaman kalabalık yaratmaktan başka işe yaramıyor, çok sayıda üyeye abone olunduysa girdiklerini izlemek için saatler harcanabiliyor. Bunlara rağmen Twitter bugün en yaygın sosyal iletişim ağlarından. Üstelik sadece kişiler değil, firmalar için de.
Bugün firma ve kurumlar Twitter ve FriendFeed gibi 'mikroblogging' ağlarını kurumsal iletişim, reklam, tüketiciden geri dönüş alma, duyuru vs. gibi pek çok amaçla verimli şekilde kullanıyor. Türkiye'de de durum farklı değil. Bugün haber sitelerinden elektronik cihaz üreticilerine, sivil toplum örgütlerinden üniversitelere kadar pek çok kurumun mikroblogging hesapları var.
Kuruluşları buna iten nedenlerse gayet mantıklı. Her şeyden önce müşteri veya hedef kitleye ulaşmak için oldukça ekonomik bir yöntem. Bütün kuruluşlarda bulunan basın ve/veya halkla ilişkiler departmanları veya onları temsil eden olan PR ajansları, belki bir iki bilgili personel takviyesiyle bunları yönetebiliyor. İkincisi ise bütün bu işlemler ve ona ilişkin geri dönüşler çok hızlı şekilde gerçekleşiyor.
Mikrobloggingin bir iletişim aracı olarak önemi, kurumun imajını ciddi şekilde kalkdırabilmesinde. Reklamlar veya kurumsal blogların tabiatı itibarıyla 'monolog' halinde yapılandığını söyleyen Doğuş Yayın Holding Yeni Medya Koordinatörü Yunus Türe, titiz şekilde yürütülen mikroblogging'in bu iletişimi 'diyalog'a dönüştürdüğünü söylüyor. Türe'ye göre mikroblogging yoluyla firma ve kurumlar hedef kitleye göz kırpıyor, markanın ardında 'gerçek insanlar olduğu'nu hatırlatıyor.
Kuruluşlar Twitter ve FriendFeed gibi ağları esasen dört şekilde kullanıyorlar:
Pazarlama ve halkla ilişkiler kanalı olarak: Genellikle firma ve kuruluşların kurumsal blog veya sitelerinin uzantısı olarak başvuruluyor. Girilen mesaja eklenen linkle haber veya duyurunun detayı için kurumun sitesine veya kampanya sitelerine yönlendirme yapılıyor.
Burada kullanılan dil ve mesajların yapısı hayati önemde. Zira bu platformlar ağırlıkla 'kişisel' iletişim için kullanıldığından, mesaj metninin fazla reklam kokması veya TV ve gazetelerde milyonlarca kez tekrar edilen kampanya sloganlarından oluşması, izleyicinin firma hesabını anında listesinden çıkarmasıyla sonuçlanabiliyor.
Personel yoluyla imaj geliştirme: Twitter veya FriendFeed mesajlarında samimi bir dil kullanmak önemli. Bazı firmalar bunu firma adıyla açılmış bir hesapla değil de bir yöneticisinin veya anlaşma yapılan bir 'ünlü'nün hesabı üzerinden yürütmeyi tercih ediyor. Kurumda önemli noktalardaki kişilerin kişisel hesaplarında kurumla ilgili bilgileri paylaşmasına izin verenler de var.
Buradaki düşünce, karar verici pozisyondaki kişilerin kendi başarılarını 'Twit'ler yoluyla paylaşırken dolaylı olarak kurumun imajını da güçlendirmeleri. Bu yolla hem kuruluşun başarıları da mikroblog camiasıyla paylaşılmış oluyor, hem de 'başarılı insanları barındıran kurum' kimliği güçleniyor.
Pasif kullanıcı (izleyici) olarak: Firma ve kurumlar kendi faaliyetleri, marka veya isimleri, ürün ve servisleri hakkında insanların neler düşündüğünü izleyebiliyor. Twitter ve FriendFeed gibi platformlar kişilerin özel deneyimlerini paylaştıkları platformlar olduğundan, bir kurum anahtar sözcükle arama yaparak ürün, hizmet ve kampanyaları hakkında bol miktarda görüş ve deneyim bilgisi toplayabiliyor.
Kurum içi iletişim: Bazı kurumlar, yukarıdakilere ek olarak, kendi iç iletişiminde de bu platformları kullanabiliyor. Örneğin geliştirilmekte olan bir proje hakkındaki detayları kurum çalışanlarına bildirmek, onların görüş ve önerilerini almak, tartışmalar yürütmek, harici kaynakları paylaşmak için mikroblogging kolay ve hızlı bir yöntem. Elbette bu noktada, gizliliği olan bilgilerin buralarda paylaşılmasını sıkı kontrol etme gerekliliği ortaya çıkıyor.
Mikroblogging firma ve kuruluşların iletişim kanallarını çok zenginleştirmiş durumda. Bugün Twitter ve FriendFeed gibi ağları da kapsayan kampanya neredeyse yok gibi. Ancak her ticari veya sivil-toplum kampanyasında olduğu gibi kullanılan dil, verilen mesaj, süre ve sıklık ve kampanya hedeflerini mecra paydasında belirlenmesi hayati önemde.
Cumartesi Gecesi Ateşi- Saturday Night Fever - Nostaljik Filmler - Konusu
Tür : Dram / Romantik / Müzik
Yönetmen : John Badham
Senaryo : Nik Cohn , Norman Wexler
Görüntü Yönetmeni : Ralf D. Bode
Müzik : Barry Gibb , Maurice Gibb , Robin Gibb
Yapım : 1977, ABD , 118 dk.
Tony'nin hayatındaki en büyük zevki dans etmektir. Hatta bundan başka bir şeyi düşünmez bile. Her cumartesi gecesi takıldıkları diskoda dans eden Tony, bu hobisinin üzerine gider ve dans pistlerinin kralı olma hayalini gerçekleştirmek ister.
Gittiği diskoda Stephanie adlı kızla tanıştıktan sonra ise hayatı değişmeye başlar. Kendisi gibi dansı bir tutku haline getirmiş olan Stephanie ile dans partneri olan Tony, şehirde düzenlenen büyük bir dans yarışmasına katılırlar ve hayalleri gerçek olmak üzeredir.
Dans sahneleri, The Bee Gees ağırlıklı soundtrackleri ve unutulmaz müzikleriyle klasik olan Cumartesi Gecesi Ateşi, Travolta'ya da En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar adaylığı getirmiştir.
Tür : Dram
Yönetmen : Orhan Aksoy
Senaryo : Safa Önal , Necati Cumali (Kitap)
Görüntü Yönetmeni : Kaya Ererez
Müzik : Cahit Berkay
Yapım : 1977, Türkiye
Oyuncular
Türkan Şoray (Dila Hanım) , Kadir İnanır (Karadağlı Rıza) , Erol Taş , Hüseyin Peyda , Tarık Şimşek , Zerrin Egeliler
Dila Hanım, bir arazi meselesi yüzünden kocası Barazoğlu İhsan Bey'in öldürüldüğünü öğrenir ve kocasını öldüren Karadağlı Rıza'dan intikamını almaya karar verir.
Daha sonra tesadüfen Rıza ile karşılaşan Dila Hanım, onun kocasının katili olduğunu bilmeden aşık olur. Rıza da ona büyük bir aşk beslemektedir. Ancak Rıza'nın kanlısı olduğunu öğrenince Dila Hanım, büyük bir kararla yüz yüze kalır. Kocasının intikamını alıp törelerine uygun şekilde mi davranacaktır yoksa ne olursa olsun aşkından vazgeçemeyecek midir?
Müziklerini Cahit Berkay'ın yaptığı, Kadir İnanır ve Türkan Şoray'ın başrollerini paylaştıkları Dila Hanım, Türk sinemasının en iyi aşk hikayelerinden, ikilinin en iyi filmlerinden biri.
Tür : Fantastik / Dram / Korku
Yönetmen : David Lynch
Senaryo : David Lynch
Görüntü Yönetmeni : Herbert Cardwell , Frederick Elmes
Müzik : David Lynch , Peter Ivers
Yapım : 1977, ABD , 90 dk.
Oyuncular
John Nance (Henry Spencer) , Charlotte Stewart (Mary X) , Allen Joseph (Mr. X) , Jeanne Bates (Mrs. X) , Judith Anna Roberts , Laurel Near , Jack Fisk
David Lynch'in ilk uzun metrajlı filmi olan 1977 tarihli Eraserhead yönetmenin sonraki filmlerinde de baskın olan karanlık, kaotik dünyanın erken bir habercisi.
Filmde David Lynch'in favori oyuncularından Jack Nance'in canlandırdığı Henry Spencer'ı yeri tanımsız bir "endüstriyel çöl"ün kabusumsu atmosferinde gelişen bir dizi olayın merkezindeki özne olarak takip ediyoruz. Geçmiş bir ilişkisi esnasında partneri Mary'nin hamile kaldığını öğrenen Spencer onu kendi küçük evine getirir. Burada mutant, sürüngen benzeri bir yaratık dünyaya getiren Mary'nin evden kaçmasıyla Spencer evde "bebek"le, radyatörün arkasında hayali bir sahnede gördüğü kadınla ve kendisini baştan çıkarmaya çalışan karşı komşusu ile başbaşa kalır.
David Lynch'in erken dönem başyapıtı, gerçeküstücü bir sinemanın da en güçlü mirasçılarından biri. Sinema tarihinde düşe en yakın filmlerden biri olarak kabul ediliyor.
Fun with Dick and Jane - Nostaljik Filmler - Konusu
Tür : Komedi
Yönetmen : Ted Kotcheff
Senaryo : David Giler , Jerry Belson , Mordecai Richler , Gerald Gaiser (Kitap)
Görüntü Yönetmeni : Fred J. Koenekamp
Müzik : Ernest Gold
Yapım : 1977, ABD , 95 dk.
Oyuncular
George Segal (Dick Harper) , Jane Fonda (Jane Harper) , Ed McMahon (Charlie Blanchard) , Dick Gautier (Dr. Will) , Allan Miller (Kredi şirketi müdürü) , Hank Garcia (Raoul Esteban)
Tür : Komedi / Aile
Yönetmen : Ertem Eğilmez
Senaryo : Sadık Şendil , Ahmet Üstel
Görüntü Yönetmeni : Hüseyin Özşahin
Müzik : Melih Kibar
Yapım : 1977, Türkiye , 89 dk.
Oyuncular
Münir Özkul (Yaşar Usta) , Adile Naşit (Nezaket Hanım) , Şener Şen (Vehici) , Halit Akçatepe (Dursun) , Ayşen Gruda (Fikret) , Müjde Ar (İsmet) , Itır Esen (Nedret) , Şevket Altuğ (Laz Şevket) , Sevda Aktolga (Hikmet) , Ahmet Sezerel (Orhan) , Mahmut Hekimoğlu (Temel) , Tuncay Akça (Çırak Tuncay) , İhsan Yüce (Hasan Usta) , Lale Ilgaz (Hasret) , Nejat Gürçen (Yunus) , Ahmet Arıman (Çırak Ahmet)
Beş genç kızıyla birlikte yaşayan Yaşar Usta ve Nezaket Hanım, mutlu ve mütevazı bir yaşam sürmektedir. Kızların üçünün evlilik yaşı gelmiştir ve sevdikleriyle evlenecekleri günü iple çekmektedirler. İsmet Yaşar Usta'nın patronunun oğluyla evlenir; fakat patron Yunus oğlunun evliliğini onaylamayınca bütün masraf Yaşar Usta'ya kalır. Nedret'in sevgilisi ise henüz üniversite öğrencisidir. Fikret'i de babası bir türlü Vecihi'ye vermemektedir.
Nedret sonunda çareyi babalarına sevgilisini zengin biri olarak tanıştırmakta görür. Nezaket hanım ise yeni düğün için yeterli parayı evi ipotek ettirerek borç alır. Babalarından habersiz borçlarını geri ödemeye çalışan aileyi zor anlar beklemektedir
Hepsi çok değerli sanatçılardan oluşan bu eğlenceli yapımda Şener Şen'in canlandırdığı Vecihi karakteri çok sevildi. Yeşilçam'ın en güzel aile filmlerinden, unutulmaz bir eser
Hababam Sınıfı Tatilde - Nostaljik Filmler - Konusu
Tür : Komedi / Dram
Yönetmen : Ertem Eğilmez
Senaryo : Sadık Şendil , Rıfat Ilgaz (Kitap)
Görüntü Yönetmeni : Erdoğan Engin
Müzik : Melih Kibar
Yapım : 1977, Türkiye
Hababam Sınıfı'na dört tane yeni kız öğrenci gelir. Başlarda eşek şakalarına maruz kalan kızlar, sınıfa kısa sürede uyum sağlarlar ve karşı savaş başlatırlar. Sınıf, bir gün beden eğitimi öğretmenleri olan Body Ekrem'i izcilik bahanesiyle kandırarak okulun dışına çıkınca, Kel Mahmut ceza olarak sınıfı toplar ve izcilik kampına götürür.
Hababam Sınıfı serisinin üçüncü filmi olan Hababam Sınıfı Tatilde, serinin ilk iki filmi gibi her izleyişte kahkahalarla güldüren, unutulmaz bir yapım.