düş hekimi

düş hekimi

Üye
29.06.2008
Çavuş
1.015
Hakkında

  • noimage

    Seni tanımama vesile olan tüm sebeplerin
    alnından öpmek istediğimi belirtme ihtiyacı duyuyorum;
    herhangi bir cinayet, herhangi bir ihanet,
    herhangi bir çiçeğin varoluş amacı...
    Herhangi bir gezegenin
    herhangi bir sisteme kattığı kutlesel çekim kuvveti...
    Newtonun kafasına düşen elmayı da
    goodyearın kauçuğuna değen kükürtü de kucaklayasım var
    karşıma çıkmanda bir şekilde rol aldıkları için.
    Bütün peygamberlere, bütün kutsal kitaplara,
    bütün inançlara-inançsızlıklara teşekkürüm
    ve elbette tanrıya şükürlerim var.
    Milyonlarca sebepten ayrı ayrı şükranlarımı belirtemediğim için
    özür dileyesim var;
    bu acizliği evrene ve zamana sevgi duyarak
    telafi edesim var.
    Sen tüm inançlara dayanak olabilecek şekilde gülümserken
    senden ayrı geçmiş günlerimde
    herhangi bir anlam aramış olmanın yüzümde utancı var.
    Yine de tüm hatalarıma dahi zerre kin tutmuyorum,
    karşıma çıkaran her şeyin parçaları olduklarından.
    Ben sadece bir iki saniyelik o gülüşe yüklediğim sevgi
    ve de inançla hiçbir şeyden alacaklı olmadığımı hissettiysem eğer;
    elbet bu işte erosun da bir parmağı var...
#07.12.2011 07:54 0 0 0
  • İddia ediyorum sevgili;
    bir yalnızlık,
    asla bir sensizliğe eşdeğer değildir.
    Neler hissettiğimi anlamak için
    kendini öldürmeyi dene;
    ancak o zaman anlayabilirsin
    senden neden vazgeçemediğimi...
#12.11.2011 21:34 0 0 0
  • noimage

    Sana kederlerimden bahsetmek isterim sevgili;
    nasihatleri bir kenara bırakıp kendim çabaladım,
    kendi hatalarımla çözmeye çalıştım bilinmezleri.
    Ne yaparsam yapayım kimsenin bedduasını almadım,
    yalan sözleri hiçbir zaman cümle içlerinde kullanmadım;
    senden yana biriktirdiğim efkarları inancımla öğütürken
    reva mıdır şu bana olan samimiyetsiz tavırların?
    Seni koşulsuz sevmeye kalkıştığımda,
    sebep aramadan kendimi sana adadığımda
    ölümlerimden bahsettim sana sevgili;
    ben her güzel bir laf etmeye ağzımı açtığımda
    karnının tok olduğunu söylemeni anlayamadım.
    Ben alın terimle karnını doyurmaya niyetliydim,
    sözlerim ruhun ve yüreğin içindi can parçam;
    sana tüm samimiyetimi sunmak adına canımı açtım,
    ölmekten daha bir ciddi bir şey vardı da
    acaba gerçekten ben mi hatırlamadım?
    Susmak istemiyorum ne olur sözümü kesme;
    böyle trafiğin çok yoğun olduğu bir mevsimde
    karşıdan karşıya geçmemi ister gibi
    "hiç çarem yok, hadi git" deme.
    Sen bile bilmezken ne yapmamı istediğini
    benden bir şeyler yapmamı bekleme...
    Sana ruhumu sunuyorum al senin olsun diye,
    bundan daha güçlü bir delil arıyorsan gerçekten
    razı olman gerekir beni toprağın altına göndermeye...
#11.11.2011 22:49 0 0 0
  • Verilmiş bütün sözlerin canı cehenneme;
    tüm çabalarımız aşkın yüreği burkulmasın diyeydi.
    Ödenecek bütün bedellere bir tebessüm yeterliydi..
#11.11.2011 17:27 0 0 0
  • Gerekli durumlarda acil çıkış kapısıdır sıradanlaştırmak. Yapılması hayati önem taşır... Suç duyurusu değil bir yıkımdır sıradanlaştırmak. Sıradanlaşanın içte kurulu saraylarının yıkılmasıyla özdeştir... Biriktirdiğin her şeyi bir enkaza dönüştürmek, bir enkaza dönüşmektir birdenbire... Sıradanlaştırmak bir süreç değil bir sonuçtur. Sıradanlaşanın istediği şekilde vuku bulur..
#01.11.2011 06:48 0 0 0
  • noimage

    Çevresel sesleri duymakta bu kadar sıkıntı yaşayabileceğimi
    düşünmezdim senin yanındayken.
    Bakışlarına birkaç saniyeden daha fazla
    odaklanama meselesi var bir de haddim yüzünden.
    Lisanı anlaşılır bir şekilde anlatmaya çalıştıkça
    şekillere sığdıramadığım sevgimi,
    sana vermeye sunak bulamadığım bir şehrin
    gölgesinde kaldım sana yürürken.
    Yeryüzüne yeşilin bu kadar yakıştığını tekrar hatırlatan yüzün
    güneşine muhtaç, aklım bir karış havada dolaşmakta iken
    eflatun düşler giydiriyorum sensizliğime,
    korkunç şeyler gelmesin aklına sevgi denince.
    Ben seninle aynı kadehten su içince kutsandığımı söylüyorsam eğer,
    düşünmeyeceksin başka insanlarında
    bunu bu şekilde söyleyebileceğini;
    çünkü sana kurduğum her cümle
    onların çıkarlarından uzak bir şekilde,
    sırf senin güzel yüzüne dair,
    yankılanıyor yüreğimde...
#29.10.2011 00:35 0 0 0
  • noimage

    Sararmış yaprakları inatla hayata tutunan
    bir dal gibiyim gönlünün eşsiz ağacında.
    Sana sımsıkı tutunmaya ne yetkim
    ne de mecalim var bu sonbahar yalnızlıklarında.
    Bir el uzatımı kadar yakınında dururken
    yalnızca gülüşünden medet uman bir yolcuya döndüm
    limanının kurtulması güç fırtınalarında.
    Çırpındıkça derinliğine battığım bataklık misali
    ama sudan daha berrak,
    okyanustan daha uçsuz bucaksız
    bir sır gibi çekiyorsun yüreğinin ihtişamına.
    Hiçbir savunma mekanizmasının
    sana karşı çalışamadığı bir yürek bu bendeki,
    sadece senin varlığına ihtiyaç duyar vaziyette
    yarını büyük umutlarla bekleyen.
    Duyduğun sesler herhangi bir yalancının değil;
    büyük tahribatlara kafa tutan bir umudundur,
    seni hep bekleyeceğim deyip yollarını gözleyen.
#29.10.2011 00:31 0 0 0
  • noimage

    Nasıl desem sana şimdi bilemedim ki...
    Gece vakti ansızın kapını çalan bir yolcuyum ben,
    özlemini duyduğun haberler getirdim sana uzaklardan.
    İçimde birikmiş bir olgu var inancımın temel direği olan,
    kulağıma fısıldandığı kadarıyla adı sevda konulan...
    Yanlış anlamaman için elimden gelen her şeyi yaparım,
    elimi kolumu bağlayan, bendeki ruh eşini bulma kaygısı;
    sol yanı eksik kalmış bir bedenin tamamlanma savaşı,
    yaratılmış en derin hisleri duymadaki anlam arayışı...
    Her sözün sonunda eksik bir şeyler olduğunu hissetmek,
    bu çaresiz bir serzenişin aşık olunana ulaşma çabası
    dudaklarımdan, parmaklarımdan feryat figan sıyrılan.
    Kapıyı aralayıp içerisinin dolu olduğunu görmek değil
    orada kimse olmasa da bana geçiş izni olmayışıdır yaralayan.
    Gece vakti yüzünü göremediğin bir yolcuyum,
    nelerden bahsettiğimi anlaman için sabahı mı beklemeliyim,
    yoksa herhangi bir saati mi olmalıydı aşkın sıradan?
    Gönülde bir arbede yaşanırken üzerime çöken yeşil fırtınan,
    ne bir anı bırakır ne de bir söz geriye yaşanılmamışlığın ardından..
    Geceleri sevmeyen bir yolcuyum ben;
    ömür boyu konaklama niyetinde olup haberler getiren,
    aşk ülkesinin hüzün şehrinden umut şehrine atılan
    tahrip gücü yüksek bombaları katiyen sırtında taşıyan...
    Gündüz yüzlü deniz kadar derin gözlü bir güzele
    ulaştırma niyetiyle getirdiğim bir haber var uzaklardan...
    Bir sevda yazıldı yüreğinin sayfa aralarına sana sorulmadan,
    ister okursun yüreğinle, istersen yırt at...
    Fakat emin olmalısın mutlaka, istedin diye böyle yaptığından...
#29.10.2011 00:27 0 0 0
  • noimage

    Kollarıma aldım sensizliği senin yerine.
    Senin teninin yumuşaklığı yerine
    yokluğunun kasvetli varlığı battı ellerime.
    Dudaklarıma titrek bir hüzün yerleşti
    gözlerinin parıltısı ve ak alnındaki huzur yerine.
    Dilimde hep hüzünden yana, hasretten yana,
    sensizlikten yana türküler varken
    aklım hep söyleyemediğim sevgi sözcükleri
    ve sonlarına getiremediğim aitlik eklerinde.
    Aynı yastığa baş koyamayacağını bile bile
    bütün hesaplarım seninle yaşayabilme,
    seninle yaşlanabilme üzerinedir
    uykusuz geçen gecelerimde.
    Bir okyanus genişliğinde
    imkansızlık sesleri yankılanırken bilincimde,
    hep bir inanç var seni tekrar görebileceğime dair
    zamanın önemli bir yerinde.
    Senin huzurun olmalıyken hayatımın her yerinde,
    yokluğundan sebepli bir isyan sürmekte
    tamamını kaplamış olduğun endişeli yüreğimde...
#29.10.2011 00:25 0 0 0
  • noimage

    Bir ömürlük huzur doluyor içime
    seninle almaya başladığım her nefeste.
    Bulutların siyahından eser kalmıyor,
    sadece en berrak halini alıyor gökyüzüm
    beni sevdiğinle başladığın her güzel sözünde.
    'Çünkü'leri atıp bir kenara bana geldiğinde
    kendimi buluyorum beni sebepsiz sevmelerinde;
    olur mu olmaz mı demeden bekliyorum,
    bu son gelişin değil adım gibi biliyorum.
    Beni kırmaya kalkıştığın her girişiminde
    sana olan sınırsız sevgimi kuşanıyorum,
    yıkmaya senin bile gücünün yetmeyeceği
    her bir yapıtaşı senden olma duvarlar örüyorum..
#29.10.2011 00:21 0 0 0
  • noimage

    Gözlerine baktığımda kendimi gördüm,
    bir ömür sevdaya susamış bir insana büründüm.
    Bir mevsim gördüm diğer dördünden farklı olan,
    günlerden arınmış bir sıcaklığı vardı hiç bitmeyecekmiş gibi.
    Gözlerine baktığımda her zaman hayali kurulan
    fakat ulaşması zor olan kalıcı huzuru gördüm;
    her zerresinden hiç dinmeyecek gibi umut fışkırıyordu
    ve yazılmış bütün şarkılar katiyen seni anlatıyordu.
    Tamamı mutlu başlayan öykülerin hazin sonlarını,
    hazin sonların mutluluklara bağlandığını gördüm.
    İki kişilik yalnızlık gördüm kalabalıklaşma telaşı içerisinde,
    tek kişilik yalnızlığa dönme girişiminin sınır çizgisinde
    tek dayanağı inancı olan kendimi gördüm işte;
    çığlık çığlığa dökülürken saç tellerinin arasından
    yokluğundan kopup sever adım sana koşuyordum.
    Bir deniz kıyısı oluyordum gözlerine baktığımda,
    üzerime dalgalar geliyordu uzak diyarlardan
    her biri ayrı bir anlam taşıyarak seni biriktiriyordu
    sığınağı gözlerinin feri olan sevda heveslerime.
#29.10.2011 00:19 0 0 0
  • noimage

    Ben seni unutmak için sevmedim ki...
    Okuduğum bütün yazılarda ismini aradım
    hece hece sana koştum gücüm yettiğince.
    Gece ile gündüzün birbirini kovalamasında sakladım
    aşkın asaletindeki vazgeçilmez kısır döngüleri,
    baş harfi sen olan binbir gece masalları yazarken
    bir kez olsun titremedi ellerim hepsini sana adadım diye.
    Tarihi geçmiş bir hevesin kalıntılarında durmadım;
    her yeni güne yeni bir umut yazdım senden habersiz
    ve bu şehrin her köşesinde seni aradım durdum
    caddeler sessiz, tabelalardaki yer isimleri hepten kifayetsiz..
    Sen böyle sadece bir mum ışığı kadar titrek bir günün loşluğunda
    karşılıklı konuşabilecek kadar açık kıldıysan yüreğini bana,
    ben yüreğindeki tek kişilik yere sığınayım diye
    yahut taht kuranları kovayım diye sevmedim seni.
    Ben seni fırtınalar neden kopuyorsa,
    yağmur neden yağıyorsa, çiğ neden oluyorsa,
    dalgalar neden kıyılara vurup geri gidiyorsa,
    güneş ayı neden kovalıyorsa
    yahut ay güneşten kaçtığı halde ışığını niye yansıtıyorsa
    o yüzden sevdim...
    Ben seni iklimlerin geçiş dönemleri kadar olağan sevdim,
    her mevsim değişiminde olduğu gibi hastalanmış olsam da...
    İnsanın kanı nefesini neden hücrelerine iletiyorsa
    ben de seni o yüzden sevdim işte daha fazla sorma....
#29.10.2011 00:17 0 0 0
  • noimage

    Seninle ilgili cümleler kurmaktan çekinir oldum
    her seferinde yeni bir yanlış anlamadan
    bitap düştü bileklerim, çaresizliğimden yoruldum.
    Hangi iki kelimeyi yan yana getirebileceğimi
    hangi iki kelimeyle anlatabileceğimi bilmiyorum;
    yasaklı cümlelerle dolu hudutlarının arasında
    sana verdiğim değeri bir türlü anlatamıyorum.
    Kum saati dönüp duruyor farketmelisin artık,
    karşılıksız sana ömrümü adayayım diyorum
    senden geri dönen her iyi niyetimin beşiğinde
    kendimi karanlık dehlizlerde boğuşurken buluyorum...
#29.10.2011 00:15 0 0 0
  • noimage

    İmkansızlıklar biriktirdim ben sende,
    gökyüzünden düşen başka bir damla yoktu sana dair
    geceler boyu sana büyüttüğüm hislerimde.
    Kalp kırıklıklarımdan sıyrılıp geldim sana
    bende büsbütün senden oluşan yeni bir yürek yarat diye,
    temiz sayfaların bir anlam ifade etmediği bu gezegende
    yeni bir defter açtım adını sen koyup.
    Anılar biriktirmeye başladım geleceğe güvencem olsun diye;
    hani olur da sen olmazsan hayatımda diye
    garantiye aldım gülüşlerini,
    tutunacak tek dalım olsun ümidiyle.
    Kavuşma hayallerimi en derin kuyulara atıp
    yalnızca sesimi duyabileceğin bir mesafeye çektim sana olan düşlerimi,
    yaşamak istediğin kadarını sana yaşatıp,
    inanmak istediğin kadarına inanmana izin veriyorum.
    İçimdeki seni anlatabilmek için
    kendi isyanlarımda menfaatim olmadan
    sana olan en derin hislerime karşı direnişe geçiyorum...
#29.10.2011 00:11 0 0 0
  • noimage

    Bir adam vardı zamanın bir köşesinde,
    tek korkusu unutulmaktı
    yaralarının yasal olmayan tedirginliğinde.
    Anlam kargaşaları içinden
    bir aşk çıkardı gönlünün en derinine erişen,
    korkularından arınıp duvarlar yıktı
    yüreği ile gelen için.
    En güzel çiçekleri dizdi
    ruhunun ona ayırdığı kısmına da
    gelen şiir yüzlünün güzelliğini kıskanıp
    birer birer soldu her biri.
    Olsun dedi adam,
    ondan gayrısı bana aykırıdır,
    ondan gayrısı yüreğime zaten haram.
    Zaman bu kadar yavaş aktığından utanmış,
    gece kendi karanlığından utanmış,
    günler ise adamın kursağında kaldığı için
    kendinden utanmış,
    aşkın alacağı solukları aksattıklarından.
    Şiir yüzlünün gelişini müjdeleyen kader ise
    unutmuş imkansızlıkları sarhoşluğundan.
    Adamın kursağında kalan iki kişilik yalnızlıkları
    dehlizlere hapsedip lisanı sessizlik olan
    bir mevsim başlatmış
    ve adama aşk olarak tanıtmış
    tek kişilik yalnızlıkları.
    Bu yüzden sadece unutulmaktan korkmuş,
    böyle yazmış çünkü hayat
    aşık olanların yazılarını...
#28.10.2011 23:48 0 0 0
  • noimage

    Zemini meçhul bir yol bu sevdiğim,
    sonrasını hesaba katmamak gerekir ilerleyebilmek için.
    Her tereddüt biraz daha engeller,
    her şaibe biraz daha geri götürür bizi.
    Yalnızca ellerimiz bir aradayken mutluluklar karşılar bizi,
    her tükenişten yeniden doğmak gibi,
    bir şeye cesaretin yoksa da
    tükenmemeye çalışmak var,
    halihazırda acıtmayacak yüreğini.
    Kurulan her cümlede geçmişten izler arama sevgili,
    her haliyle sana adanmış bir iç dünyanın inanç sistemi,
    sadece sana kurulmuş cümlelerden oluşan bir anadil var
    tüm zamanlara ve tüm yaşanmışlıklara inat.
    Yaşanması gereken ne varsa
    zamana kafa tutup yaşayasım var seninle birlikte.
    Kader buna izin verse de vermese de
    sana sorma ihtiyacı duymadan
    bana bahşedilmiş bu ömrü
    kollarında tamamlayasım var.
#28.10.2011 23:41 0 0 0
  • noimage

    Kendimi affettirmeye çalışmak için
    ne yapmam gerektiğini bilmediğim bir vaziyetteyim.
    Sırf sen yanlış anlama diye
    sıradan cümlelerin
    her yere çekilebilecek anlamlarını terketmekte,
    şiirlerin kesin anlamlarına sığınıp
    senden bir tebessüm beklemekteyim.
    Kalbin rotasını gözlerinden alamadığımı
    anladığım andan itibaren,
    yani seni ilk gördüğümden bu yana
    unutmuş olduğum bilincimin
    yüreğine teslim oluşunu seyretmekteyim.
    Gözlerinin yeşilinde boğulup gökyüzüne erişmekte,
    bir yağmur gibi yağıp saçının hep teline,
    bu huzurdan vazgeçmemek için dinmemekteyim.
#28.10.2011 23:38 0 0 0
  • noimage

    Aşk bir yüreğin neden ve nasıl attığını anlamasıdır,
    bir amaç ve anlam yükleme kargaşasıdır,
    aşık olunan güzelliğe dair.
    Bütün bilincini ve geleceğini ona adayıp da
    ne yapacağını şaşırmaktır,
    yapılan her hatanın, her kusurun ardında
    iyi bir niyet aramaktır.
    Bir okyanusu anlamak için en derin yerine
    dalmaktır sonunu düşünmeden,
    boğulmaya yakın olduğunu hissettiğinde
    bunun huzur verdiğini hatırlamaktır
    çünkü aşk bilinen en kutsal amaçtır.
#28.10.2011 23:35 0 0 0
  • noimage

    Ciğerlerim isyan ediyor sensizliğime,
    diyaframım ne kadar çabalasa da
    sensiz aldığım tek bir nefes helal olmuyor
    yaşamsal kaynaklara muhtaç dokularıma.
    Sensizliğin hırçın kokusu sarıyor ortalığı,
    tek bir çiçeğin dahi kokusunu duyumsamaya
    baharı neşeyle karşılamaya dermanım kalmıyor.
    Yanımdan eksik oluşun acıtıyor bugünümü,
    eksiksiz bir sızlama yankılanıyor dünümde;
    geleceğine dair geleceği avutmak zorunda kalıyorum,
    her yeni güne yeni bir umut sıkıştırıyorum senle ilgili.
    İçimdeki yaşama hevesi günden güne azalırken
    sevgim büyüyor karşılıksız ama mütemadiyen.
    Sana susayan bir iklime geçiş yaparken ruhum,
    yüksek rakımlı hislerin buzulluğunda çığa dönüyor,
    sensizliğin uçurumundan aşka çoğalıyorum.
    Her şeyimsin dediğim günden beridir
    hiçbir şeyden tat alamıyorum...
#28.10.2011 23:31 0 0 0