eSm[e]rim

eSm[e]rim

Üye
02.02.2007
Çavuş
1.700
Hakkında

#26.05.2008 22:23 0 0 0
  • Konu: Bu Gece
    Emegine Saglik HaSaN
#26.05.2008 14:01 0 0 0
#26.05.2008 11:33 0 0 0
#22.05.2008 15:23 0 0 0
#22.05.2008 15:21 0 0 0
#22.05.2008 14:46 0 0 0
  • Konu: NarCicegi
    hO$buLduk Caniim

    bEndE iyiim nOlsun
#22.05.2008 11:59 0 0 0
#22.05.2008 11:47 0 0 0
#22.05.2008 11:43 0 0 0
  • Aksam saat 20 civarlarıydı, mesajlasıyorduk.. O bana askını, beni cok sevdigini, bensiz olmayacagını, olsada cok zor olacagını söyluyordu. Bende aynı seyleri ona söyluyordum. Sensiz olamam, yasayamam diyordum, ne olur beni bırakma diyordum! Ikimizde birbirimizi cok ama cok seviyorduk. Mesajlasmaktan saatin ilerledigini bile farkedememişiz, saat gece 1 olmus, biz hala mesajlasıyoruz, adeta yuce askımızı anlatıp duruyoruz birbirmize! O kadar cok seviyoruz ki birbirmizi, uyku bile gelmiyordu. Bi ara canının cok sıkıldıgını söyledi! Neden dedim canın sıkılıyor! Bilmiyorum dedi, anlamı yok ama sıkıntılıyım askım dedi! Sıkma canını askım dedim, bak ben hep yanındayım dedim. Sonra sadece cvp olarak, SENİ SEVİYORUM yazdı. Sonra dusundum, benim yazdıgım msja neden sadece bu cevabı gönderdi dedim, öylece dusundum! Hemen aradım, gecenin bi yarısı olmustu! Aradıgımda aglıyordu, ne oldu canım dedim, neden aglıyosun dedim! Cevap vermedi! Bir sure oyle agladı, sonra, askım seni cok seviyorum dedi, eger bensiz kalırsan, beni unutma dedi! Askım dedim neden böyle konusuyorsun dedim, ne sen bensiz, nede ben sensiz kalacagım, ikimizde hep beraber olacagız dedim! 1 hafta sonra evlenecegiz halbuki! Hersey cok guzel giderken, böyle konusmaları beni uzmustu. Hatta o aglarken, böyle konurken beni bile aglattı telefonda.. Bana sordu sen neden aglıyosun dedi, senin uzulmene daynamadım dedim, sende aglamA ne olursun dedim! Tamam dedi! Hadi kapatalım dedim! Uykum geldi dedi. Tamam dedim, hadi yatalım dedim. Kapatmadan son bir kez sana bişey söyleyecegim dedi. Tabi ki söyle, seni dinliyorum dedi! Askım ben bir tek seni sevdim, hepte seni sevecegim, dugun gununu sabırsızlıkla bekliyorum, insallah hiç ayrılmayız, SENİ SEVİYORUM bitanem dedi ve direk telfonu kapattı. Sonra hemen msj yazmıs, iyi geceler askım, seni seviyorum yazmıs! Bende hemen yazdım, bende seni seviyorum, tatlı ruyalar askım, yarın görusuruz dedim.
    Ikimizde gecenin bi yarısı uyumaya basladık! Ben pek erken kalkamam, uykum agırdır, kalkmam zordur yani! Sabah 9 civarları, uyuyordum. Ama bi ses duyuyorum, hoca sela veriyomus, ruyamda göruyorum zannediyorum, halbuki gercek sela sesiymiş.. Hala uyanamadım, sonra hoca adını söyleyince 'hasanın kızı şifa vefaat etmiştir' diyince yataktan öyle bir fırladım ki, aglıyordum. duyduguma inanamıyordum. Hemen evlerine gittim, herkez aglıyo, anası kriz gecirmiş, herkez toplanmıs, gözlerinde herkezin yas, bense bitmişşim, yerde yatıyodu, ustu örtulu, yanına gittim, şifaaaaa dedim, ölemezsin, kalk bak annen yanınada, ben yanındayım, bak dugun hazırlıkları yapılıyo, sen nereye gidiyosun, hiç mi beni dusunmedin, hani dun söz vermiştik birbirimize, ne oldu dedim sözumuze! Bak baban da burada, hani sen babanı uzmezdin, aglatmazdın, ya şimdi neden aglatıyosun kalk ne olur kalk kalk şifaaa!!!
    Megersem bilmedigim bi hastalıgı varmıs, benden gizlemiş.. Sifam akciger kanseriymiş! bana söylemediler! O gunden sonra yıkıldım! hayatım mahfoldu, onsuz yasamak gercekten cok zormus!!!
    Her hafta mezarına giderim, en sevdigi lale cicegini, mezarına götururum, konusurum, olanları ona anlatırım! Birazda aglar, sonra Allah'ım onu üzme orada diye dua eder eve gelirim. Zaten odamda, her yerde onun resimleri! Ne zaman odama girsem aglıyorum! Ve suan 17 yıl gecti hala aglıyorum! Ben Sifamı cok sevdim hala seviyorum.. O ölmedi, kalbimde hala yasıyor..

    Alintidir,.
#22.05.2008 11:23 0 0 0
  • Bir gün bir kız chat'ten bir oğlan ile tanışır. Bu kız oğlan ile haftalarca chatleşir, sabaha kadar! Konular açıldıkça açılır.
    Kız bu oğlandan öyle hoşlanırkı, o oğlana aşık olur.
    Her gün okuldan geldikten sonra bilgisayarın başına geçer ve oğlanın gelmesini bekler. Bazı günler olur, sabaha kadar chatleşirler, sabah olunca sevimli cümleler yazdıktan sonra okula gider.
    Bütün gün onu düşünür, eve gitmeyi sabırsızlıkla bekler. Ama Aşkını bir türlü itiraf edemez, çok utanır.
    Bir gün var gücünü toplayarak bilgisayarın başına geçer ve e-mail ile bir aşk mektubu yazmaya karar verir.

    "Ercan, senden kaç zamandır hoşlanıyorum, ama bunu sana bir türlü yazamıyorum. Senin buna karşı bir tepki vermenden çok korkuyorum ki bilemezsin. Ama burada bir gerçek var. Seninle yazışırken, bambaşka bir dünyada oluyorum. Her satırını sabırsızlıkla bekliyorum.
    Ercan Seni seviyorum."


    Ardından 5 dakika geçmez e-maile cevap gelir. Ve kız e-maili titreyerek açar. Açması ile kapatması bir olur.
    Kız adeta şoka girer ve kendine 10 dakika gelemez.
    Kendine geldikten sonra bir kere daha açıp maili bir kere daha okur.
    Aynen şu cevap gelmiştir:

    "Aylin, ben seni sevmiyorum, benden uzak dur. Artık bir daha bana yazma ve unut beni"

    Kızın gözlerinden yaşlar akmaya başlar, gözü yaştan bir şey göremez olur. Banyoya gider, dolaptan uyku hapı alır ve odasına döner.
    Bir ufak not bırakarak tüm hapları yutup bilgisayarın başında ölür!
    Notta şunlar yazar:
    "Ben sevdim ama sevilmedim. Bu hayata ELVEDA deyip ayrılıyorum. Ercan seni çok Seviyorum. ELVEDA!"

    Akşam kızı ölü halinde bulurlar, annesinin birden gözü bilgisayara takılır.

    Bir e-mail!!!!

    Ercandan!!!!

    Ercan şu maili göndermiş:

    "Aylin senden çok özür diliyorum, benim ufak kardeşim sana bu saçma maili göndermiş. Ben sana bu sözleri asla yazamam. Çünkü...............ben..........seni SEVİYORUM!! Ercan!"
#22.05.2008 10:58 0 0 0
  • Kaçık çorap, ojesi çıkmış tırnaklar, orantısız bir vücut'un erkekleri çıldırttığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.
    Yıllardır "Erkeklerin en çok nefret ettiği şeyler" sıralamasında ilk üçüncülüğü kaptırmayan bu maddeler, yerlerini karakter özelliklerine bıraktı! yeni nesil erkekler, iğneli laflar eden, fazla ilgili, seksi silah gibi kullanan ve fakir kadınlardan hiç haz etmiyor. İşte, Cosmotürk'de yer alan araştırmanın sonuçları
    1- Diğer kadınları eleştirmek
    Bir erkek için, bir kadının başka bir kadını acımasızca eleştirmesi, güven sorunundan kaynaklanıyor. Onlara göre kendilerine güveni olmayan kadınlar, diğer kadınlarla ilgileniyor ve sürekli saçını, makyajını, kıyafetini, vücut biçimi eleştiriyor. Oysa bu, erkeğin diğer kadına alıcı gözüyle bakmaktan başka bir işe yaramıyor. Erkeklerin neredeyse tamamı, eleştirilen kadınla normal şartlarda hiç ilgilenmeyecekken, birden ilgi alanlarına girdiklerini itiraf ediyorlar.
    2- Erdemliymiş gibi yapmak
    Erkeklerin çoğu bir kadını ilk gördükleri 5 saniye içinde tahsil durumlarını, zevklerini, nasıl bir aileye mensup olduklarını, hatta okudukları kitapları tahmin ettiğini söylüyor. Yani, durup dururken Dostoyevski"nin yapıtlarından söz etmeye hiç gerek yok.
    3- Kıskançlık
    Eskiden daha alt sıralarda yer alan bu madde, yeni nesil erkekleri çok bunaltmış olacak ki, yüzde 60″ı en çok nefret ettiği şeyin kıskançlık olduğunu söylüyor. Aslında hiçbirinin "sevgi kaynaklı" kıskançlığa itirazı yok ama iş, günün her saati aranmaya varınca ilişkinin ömrü azalıyor.
    4- Varlıklı olmamak
    Eskiden kadından daha varlıklı olmak erkekler için bir güç ve statü göstergesiydi ama artık gittikçe artan ekonomik sıkıntılar ve daha lüks yaşama isteği, özellikle genç erkekleri varlıklı kadınlarla birlikte olmaya itiyor.
    5- Şifreli konuşmak
    Erkekler için "hayır" "hayır" dır, "evet" ise "evet". Ama söz konusu kadınlar olunca, iş değişir. Kadınlar her zaman isteklerini tam olarak belli etmezler, bu da çeşitli sıkıntılar doğurur. Tüm işlerinin birlikte olduğu kadını anlamak olmadığını söyleyen erkekler, kadınları biraz daha açık olmaya davet ediyor.
    6- Aşırı yakınlık
    Erkeklerin büyük bir kısmı şımartılmaktan, el üstünde tutulmaktan hoşlansa da, aşırı yakınlık hiçbirinin hoşuna gitmiyor. Günde iki defayı aşan telefon aramaları ve mesajlar, erkekler tarafından "taciz" olarak değerlendiriliyor.
    7- Aşırı duygusallık
    Aşırı yakınlık gibi aşırı duygusallık da, bir erkeğin en çok nefret ettiği şeyler arasında. Her şeye alınan, durup dururken sorun çıkaran, eleştiriye gelmeyen ve en önemlisi gözyaşlarını silah olarak kullanan kadınlar, erkekler için tam bir kabus.
    8- Alışveriş bağımlılığı
    Evet, erkekler bakımsız kadınlardan hoşlanmıyor belki ama tam tersi, sadece dış görünüşüne odaklı kadınlardan da hiç haz etmiyorlar. Bu tip kadınların daha yüzeysel, moda ve güzellik dışında hiçbir şeyle ilgilenmediğine inanan erkekler, tüm zamanını vitrin gezerek dolaşan kadınların tam anlamıyla "boş" olduklarına inanıyorlar.
    9- Çok konuşmak
    Bu bildik "nefret edilen" madde, yeni araştırmada da her ne kadar aşağı sıralara kalmış olsa da değişmiyor. Erkeklerin büyük bir çoğunluğu, çok konuşan kadınlardan nefret ediyor. Bu tip kadınlar, onlarda ortamı hemen terk etme isteği uyandırıyor.
    10- Seksi silah gibi kullanmak
    Erkekler, özellikle yeni tanıştıkları bir kadının kendilerini etkilemek için seksi araç olarak kullanmalarından hiç haz etmiyor. Bu onlarda büyük bir güvensizlik duygusuna yol açıyor!
#20.05.2008 11:02 0 0 0
  • maden suyunun içine yarım limonu sıkın,buz kaplarına maden suyunu dökün donduktan sonra her gün bir tane buzu yüzünüzde gezdirin..maden suyunun içindeki limon sivilceleri kuruturken maden suyuda gözeneklerinizi kapatacak..
#20.05.2008 10:56 0 0 0
  • Avrupa'da 18 yaş üzeri her üç kadından ve 40 yaş üzeri her on erkekten biri saçını boyuyor. Ama bu "güzellik" merakı, iyi sonuçlar doğurmayabilir. Danimarka'da yapılan bir araştırma, kuaförlerde kanserin iki kat daha sık görüldüğünü ortaya koymuş. Bu durumda en doğrusu bitkisel boya kullanmak.

    Kırlaşan saçlara bitkisel boya
    Genellikle yaşlılığın en büyük belirtisi olarak görülen beyaz saçlar herkese rahatsızlık verir. Çözüm basittir; saçları boyamak. Bu durumda kimyasal saç boyaları değil, bitkisel olanlar tercih edilmeli
    Avrupa'da 18 yaş üzeri her üç kadından ve 40 yaş üzeri on erkekten biri saçını boyamaktadır. Bu kadar yaygın olan bir uygulama konusunu eleştirmenin güçlüğünün bilincindeyim. Ancak bir tıp mensubu olarak işlemin sağlığa etkileri konusunda toplumu aydınlatmanın yararlı ve gerekli olduğunu düşünüyorum. Saç boyamada oksidasyonla boya maddesi saça uygulanır. Boyanın saçtan çıkarılması olanaksızdır. Eğer saçın eski rengine dönmek istenirse, saç uzadıkça kesilerek bu mümkündür. Saçın iç yapısına müdahale ederek saç rengini değiştiren tüm kimyasal maddelerin sağlık için sakıncaları vardır. Örneğin, saç boyalarındaki phenilendiamin (PDA), o-toluylendiamin, Resorcin, alpha naphthol; böbrek, karaciğer ve kalbe zarar vermektedir. Kurşun asetat kanserojen ve aşırı toksiktir. Danimarka'da yapılan bir araştırma, kuaförlerde kanserin iki kat daha sık görüldüğünü ortaya koymuştur. Bu bulguyu Amerika ve Almanya'da da yapılan araştırmalar doğrulamıştır. Birkaç yıl önce de kimi kadınların ameliyatla alınmış rahimlerinin iç dokusunda boya maddesi birikimi saptandığı basına manşet olmuştur. Boya maddesi idrarda da bulunmuştur. Seçilen saç boya rengi ne kadar koyu ise kanser riski de o derece büyüktür. Amerika'da California Southern Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırmada ayda bir kez saçını boyatan bayanlarda bir yıl sonra mesane kanseri riskinin 2.1 oranında arttığı saptanmıştır. 15 yıl süreli uygulamadan sonra ise bu artış oranı; saçını boyatmayanlara göre yüzde 330'dur. Boya ürünleri ile çok sık temasta olan kuaförlerde de bir sene sonra mesane kanseri riski yüzde 50 artmaktadır. Amerikalı bilim adamları saç boyası ile meme kanseri arasında da ilişkiyi ortaya koymuşlardır. Sürekli saç boyatanlarda meme kanseri riski 5 kat artmaktadır. Yalnızca boya maddesi değil, ürünlerdeki oksidasyon maddesi de hastalıklara neden olmaktadır. Örneğin amonyum persulfat/ amonyum peroksodisulfat toz ve buharıyla kuaför astımı olarak tanımlanan rahatsızlığa yol açmaktadır. Hidrojenperoksit hücrelerimize zarar veren serbest radikalleri oluşturmaktadır. Bu nedenlerle saç boyası ürünlerinin baş derisiyle temasının elden geldiğince azaltılması ve uygulayıcının eldiven kullanması önerilmektedir.

    Beyaz Saç Sorun Değil

    Uzun yıllardan beri kırlaşmış saçlar yaşlanma belirtisi sanılmaktadır. Ancak yirminci yaşlardan başlayarak bir kısım insanda saçların kırlaşmaya başlaması bu inanışı desteklememektedir. Vücutta renk pigmenti yapımının azalması saçların kırlaşmasına neden olmaktadır. Saçları kırlaşmış bir erkeğe kötü ve yaşlı görünüm yakıştırılmadığı halde kadınlarda kır saçların yaşlı görünüm sergilediği korkusu yaygındır. Gerçi rengi kaybolmuş saçın nemliliği de azalmış ve matlaşmıştır. Özellikle mat ve soluk bir saçı kimyasal girişimlerle canlandırmak, nemliliğini ve parlaklığını kazandırmak mantıklı ve uygun bir yol değildir. Saç boyası ile sağlanan parlaklık çok kısa sürelidir. Bu girişimlerle saçın yıpranması ön plana çıkar. Her şey için olduğu gibi, saça da sevgi dolu bir yaklaşımla; eksiğini giderici ve iyi bir bakım uygulayarak tekrar parlak ve canlı bir görünüm sağlamak mümkündür.

    Parlaklık kazandırır ama ana rengi değiştirmez

    İnsanlarda güzelleşme isteği daima vardır. Eski Mısır'da M.Ö. 3000 yıllarında bitkisel boyalarla saç boyamaya dair kanıtlar vardır. Eğer saç boyama gereksinimi varsa bitkisel boyalar sakıncasız alternatiftir. Peygamber çiçeği (mavi kantaron), yaban mersini, çay, soğan kabuğu, çivit, kına, hatmi çiçeği ve diğer birkaç bitki karışımı bitkisel boya olarak uygulanmaktadır. Kına yaprakları, bitki 5 yaşından genç ise kırmızıoranj tonda boyar. Bitki yaşlandıkça boyamaları bakırdan altın rengine kadar açılır. 10 yıldan sonra artık yapraklar boyayıcı değildir. Bundan sonra saç bakımı ürünlerinde kullanılır.
#20.05.2008 10:52 0 0 0
#20.05.2008 10:38 0 0 0
#20.05.2008 10:29 0 0 0
#20.05.2008 10:28 0 0 0
#20.05.2008 10:20 0 0 0