fLy

fLy

Üye
14.01.2007
Çavuş
2.129
Hakkında

fLy fLy foto
  • Vitamin çılgınlığı son haddinde. "Vitamin olmadan asla!" diyenlerin sayısı hızla artıyor ama çoğunda dozlar günlük tavsiye edilen miktarların bir hayli üzerinde...

    Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun yazısı

    Vitamin çılgınlığı sonunda bizi de etkiledi. "Vitamin olmadan asla!" diyenlerin sayısı hızla artıyor ama sorunlar da çoğalıyor.

    Ürünlerin çoğunda dozlar günlük tavsiye edilen miktarların bir hayli üzerinde. Bu durum yağda eriyen vitaminlerin vücutta birikmesine, toksik ve hastalık yapıcı düzeylere varmasına sebep olabiliyor.

    VİTAMİN, mineral veya bitkisel destekleri kullananların farklı beklentileri var. Bu ürünleri bazıları güne dinç başlamak, stresle daha kolay mücadele etmek, yağ eritmek, daha iyi uyumak veya cinsel gücünü desteklemek için kullanırken, bazıları kolesterolünü azaltabileceğini, belleğini güçlendirebileceğini ya da romaztizmal sorunlarla daha kolay baş edebileceğini düşündüğü için satın alıyor. Vitamin kullanım artışını bir çılgınlık gibi görüp "vitaminmania" olarak adlandıranlar var.

    İZİNLER BAKANLIKTAN

    Vitaminler ve diğer besin desteklerinin çoğu ithal. İthalata Tarım Bakanlığı veya Sağlık Bakanlığı izin veriyor. Sağlık Bakanlığı'nın izin süreçleri son derece detaylı. Bakanlık, bu ürünlere ilaç muamelesi yapıyor. Çözünürlüğünden, emiliminden ve biyolojik olarak faydalı olduğundan emin değilse izin vermiyor. Bu nedenle ithalatçıların neredeyse tamamı Tarım Bakanlığın'dan izin almayı tercih ediyor. Tarım Bakanlığı "gıda destek ürünleri" olarak kabul ettiği bu ürünlerde ithal bisküvi ya da çikolataya yaptığı incelemeden daha fazlasına gerek görmüyor.

    CİDDİ DENETİM YOK

    Bütün dünyada olduğu gibi bizde de vitaminler ve diğer gıda destek ürünleri reçetesiz olarak satılıyor. Yani ciddi bir denetime tabi tutulmuyor. Son yıllarda denetimsizliğin, baş ağrıtıcı sonuçlarının olabileceği fark edildi. ABD ve Avrupa Birliği'nde ciddi kontrol mekanizmaları geliştirildi, kısıtlamalara gidildi.

    Vitamin ve benzeri desteklere ilişkin şüphelerin haklı nedenleri var. Destek gıda statüsündeki bu ürünlerin etiketleri de, satış arttırmada kullanılan broşürleri de denetimden yoksun. Özellikle broşürlere konulan bilgilendirme notlarının çoğunun bilimsel desteği yok! "Kilo vermenize yardımcı olur", "Saç dökülmesini engeller", "Seks gücünü artırır", "Hafızayı güçlendirir", "Kolesterolü azaltır", "Karaciğeri destekler" gibi yanıltıcı ve yönlendirici cümleler çok sık kullanılıyor.

    Satın aldığınız vitaminlerin çoğu midede, bağırsakta yeteri kadar çözülmüyor. Bu nedenle de vücuda girmeden dışarı atılıyor. Yani "girdiği gibi çıkma" gibi bir durum söz konusu! Paralar ve zahmetler boşa gidebiliyor. Bu destekleri üretenlerin son kullanım tarihlerine yeteri kadar dikkat edip etmedikleri de belli değil.

    Kısacası, vitamin kullananların sayısı artıyor ama sorunlar da çoğalıyor. Örneğin, doz sorunu da son derece önemli bir problem. Ürünlerin çoğunda dozlar günlük tavsiye edilen miktarların bir hayli üzerinde. Bu durum A, E, D vitaminleri gibi yağda eriyen vitaminlerin vücutta birikmesine, toksik ve hastalık yapıcı düzeylere varmasına sebep olabiliyor.

    Bir başka sorun da ülkemizde bu ürünlerin çok pahalıya satılması. İthal ve diğer besin destekleri, Türkiye'de, Avrupa ve Amerika'daki fiyatların 5-6 kat üzerinde satılabiliyor. Tüketicilerin çoğu internet yoluyla ciddi fiyat farkını öğrendiğinde, internet siparişini tercih ediyor. Bu durum kontrolü daha da güçleştiriyor. Eğer vitamin ve diğer besin desteklerini kullanırken onlardan yarar yerine, zarar görmek istemiyorsanız, doğal ürünleri satın alırken uymanız gereken kuralları öğrenmenizde fayda var.

    VİTAMİN ALIRKEN NELERE BAKILMALI

    Hiçbir vitamin, mineral ve bitkisel desteği, hastalık tedavisi ya da teşhisi için kullanmayın. Böyle bir kararı yalnızca doktorunuz verebilir.

    Markanın önemi yoktur. Aynı dozda, aynı sayıda tablet içeren ürünün en ucuz olanını alın. Yani pahalı ürün iyi ürün demek değildir.

    Bu ürünlerin reçeteli ilaç üreten ilaç firmaları tarafından imal edileni varsa, onu tercih edin. * Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış ürünleri kullanmaya çalışın.

    Ürün kitapçık ve broşürlerinde, tanıtıcı afişlerde yazan özendirici bilgilerin doğru olmayabileceğini unutmayın.

    Bir vitamin veya bitki özünün rastgele kullanımı, ciddi sağlık sorunlarına sebep olabilir. Bu ürünler kendi aralarında veya reçeteli ilaçlarınızla etkileşime girebilir.

    Doktorunuz önermeden, eczacınıza danışmadan bu ürünlere kesinlikle başlamayın.

    Kapıdan pazarlanan, komşudan tavsiye edilen, internetten önerilen ürünlere itibar etmeyin.

    Yüksek dozda vitamin, mineral ve bitki özü içeren "mega", "ultra", "hiqh", "süper", "plus" dozlardan ve üçlü-dörtlü karışımlardan uzak durun.
#15.04.2008 22:14 0 0 0
fLy fLy foto








  • SEVGİSİZ YAŞAMAK ;



    KÜÇÜCÜK OĞUL! SEN BİZE GEL,
    YOL BULMAZSAN DOLAN DAĞDAN GEL,
    KIRDAN DERDİĞİN ÇİÇEKLERİ
    BENDEN ÇOK DÜŞMANINA VER DE GEL.
    MEVLÂNÂ



    Hiç düşündünüz mü acaba Sevgisiz yaşamak, ne çirkin şey? Toza, dumana, çamura bulanmak, batağa saplanıp kalmak, kımıl kımıl atan yüreğimizi sevgisizlik zehriyle doldurmak, ne çirkin şey? Korkunun sancısını çekmek, güven duygusunu, yaşama sevincini silip atmak, ne çirkin şey?


    Sevgisizlik, çok kötü, felâket bir yağmurdur. O yağmurun kabarttığı dalgalar, her tarafa ulaşır, bütün güzellikleri, iyi olan ne varsa, her şeyi yutmağa çalışır. O yağmurun selleri önünde durmak ne mümkün? Sevgisizlik halkalarına ellerini kaptıranlar, gönüllü pranga mahkûmu olurlar. Dört duvar arasında geçirilen hayata, yaşamak mı denir?


    Oysa sevgi?..


    Sevgi nedir? İyiyi, doğruyu, güzeli kavrayan, soylu duygulara kucak açan bir yürektir. Cıvıl cıvıl öten, daldan dala konan kuşların çırpınışlarında sevgi vardır. Dallarda taçlanan çiçeklerde, lâlelerin kırmızısında, beyazında, morunda sevgi vardır. Annenin: "Yavrum! Kuzum!" diyen sesinde, babanın şefkât dolu bakışlarında sevgi vardır. Bütün çocuk oyunlarında, körebedir, saklambaçtır, seksektir hemen hepsinde de sevgi vardır. Güneşin bıkıp usanmadan, her gün yeniden doğmasının sırrı, sevgiye açık olmasıdır. Bu sevginin sonucu, birçok şey tomurcuklanır, dünyaya gözlerini açar.


    Gönlünün kederini eritmek isteyen bir bilge kişi bir gün, kırlarda dolaşmaya karar verir. Dalından koparmağa kıyamadığı çiçeklerin açılışını görecek, yüreğinin pasını giderecekti. Cıvıl cıvıl kuşlara kulak verdi. Renk renk çiçeklere baktı. Meyve yüklü dallara imrendi. Hür olmanın sevincini yaşadı. Gökyüzünün mavisine daldı. Gönlünün kederini eritti, sevgiyi kucakladı. Tam dönecekti ki, yüksek perdeden iri iri sesler duydu.


    - İlkin ben gördüm! Hepsini ilkin ben gördüm, onları da, bunları da, şunları da!
    - Ne yapalım sen gördüysen?
    - Yapılacak bir şey yok. Hiçbirini alamazsın!
    - Ya, öyle mi?
    - Öyle!
    - Al sana!


    Son sözle birlikte, ortalık hemen karıştı. İki çocuk birbirine girdi. Bölüşemedikleri çiçeklerin üstünde, yaka paça, alt üst oldular. İçlerinden birisi pes etti. Güzelim gözlerinde yaşlar birikti. Bir köşeye oturdu, seslice ağladı. Zafer çığlıkları atanı, dalında güzel olan, sevgi yüklü çiçekleri tek tek kopardı. Dalından ayrılan her çiçek öfke kustu. Fakat o, bunları göremedi. Yaklaşan ayak seslerine döndü. Bilge kişiden utandı. Bilgenin ayıplayan gözlerine baktı, ne yapacağını şaşırdı. Elinde demet demet çiçeklerle, bilgeye koştu. Çiçekleri ona uzattı. Bilgenin aldırdığı yok. Bilge sessiz, suskun!


    Seslice ağlayanı, sustu. Doğruldu. Arka bulmanın ümidini yaşamağa başladı. Zafer çığlıkları atanı, ona şikâyet edebilir, hiç olmazsa, güzelim çiçeklerden üç beşinin sahibi olabilirdi. Bu sevinçle bilgeye koştu.


    Bilge kişi, ilkine çıkıştı.


    - Hiç olur mu, ay küçük oğul?.. dedi. Orada, kendine düşman ettiğin kardeşin ağlarken, çiçeklerini bana veriyorsun! İstemem! Al götür, ona ver! Aranızdaki buz dağları erisin!
    -
    Uyarılan da, denileni yaptı. Döndü, ağlayan düşmanına geldi. Çiçekleri paylaştılar. Üç çift gözde, sevgi kıvılcımları parladı. Sevinçle geri döndüler.


    Sevgi budur işte! Sahibi olduğumuz birçok şeyi, aralarında düşmanımız bile bulunsa, çevremizdekilerle bölüşmeli, yüreğimizi onlara açmalıyız. Sevgi dolu bir dünyada yaşamak istiyorsak, kendimize düşman da yaratmamalıyız. Düşmanlarımız varsa, onlara da elimizi uzatmalıyız. O zaman yaşadığımızın farkına varır, sevgi tomurcuklarının binlercesinin açmaya başladığını görürüz. Sevgi dolu bir yüreğin sahibi olduğumuz gün, güneşi bile fethedebiliriz.


    Yunus ne güzel söylemiş ;


    Ben gelmedim davi (dava) için,
    Benim işim sevi (sevgi) için,
    Gönüller dost evi için,
    Gönüller yapmaya geldim...


    Güneşin fetihçileri olmayı istermisiniz? O halde verin elinizi nice sevgi dolu yarınlara şehbal açmaya..






    ___
#15.04.2008 21:57 0 0 0
fLy fLy foto
  • nefffffffffffffffffretttttttttttttt ediyorummmmmmmmmmm bu programdan !!!

    Böyle saçma sapan şeyleri bide izliyoruz , yorum yapıyoruz , tartışıyoruz ...

    Memlekette konuşulacak konu kalmadı ya ... Yazık ya ... bide reyting alıyor ... tek kelimeyle yazık :(:(
#15.04.2008 21:46 0 0 0
fLy fLy foto
  • siyah beyaz cizgiler gerçekten çok hoşuma gidiyo benimde.Teşekkürler Sindy...
#15.04.2008 21:41 0 0 0
fLy fLy foto
  • Kişinin bünyesine göre çok değişiyo bu diyet işleri :s ama en kısa zamanda vermek için önce istemek lazım ve sonra liste (:
#15.04.2008 21:38 0 0 0
fLy fLy foto
#15.04.2008 21:33 0 0 0
fLy fLy foto
#15.04.2008 21:29 0 0 0
fLy fLy foto
  • Konu: Gidiyorum
    Tebrikler arkadaşım......Çok hoş olmuş
#15.04.2008 21:26 0 0 0
fLy fLy foto
#15.04.2008 21:24 0 0 0
fLy fLy foto
#15.04.2008 21:19 0 0 0
fLy fLy foto
#14.04.2008 21:11 0 0 0
fLy fLy foto


  • ╔═♥═════════════════════════════════════♥═╗

    Ne zaman uzak dursam gülümsemene
    Yokluga düser ruhum
    Uzaklıgının ucurumlarına...

    noimage
    noimage

    Daha kac yalvarıs düssün dudaklarimdan
    Gelmene dair kac arzu sağnaği dökülsün ruhumdan
    Ben sevincleri erteledim
    Sen gelmeyince
    Hersey yarım
    Gel de tamamlansın umutlu bekleyişlerim

    Ört üstümü sevdanla

    Gecenin ıssızlığına terketme beni
    Dilime düsürme hasret sarkılarını
    Bekleyislerimi cemresiz bırakma
    Karanlıga fısıltısını savur
    Rüzgarlarıma bereket düşsün
    Dinginlessin özlemlerimdeki volkanlar

    noimage

    Odamın duvarlarına sinen bu huzursuzluk
    Ve bu yılgın bakıs
    Ah biliyorsun sen
    Yastığımın kokuna hasretinden
    Dudaklarımın kuraklıgı bundan

    Bundan tanrıya isyanım
    Gel de günahlara salma sevdamı

    Ört üstümğ umutlarınla
    Cennet düslerine uzak düsürme inancımı

    noimage

    Kendimi arayısların avuntusundan kec kere cektim kendimi
    Kac kere tövbe ettim aramaya
    Kac kere soruları bitirdim usumda
    Senken bütün buluslarım
    Ve sendeyken bütün cevaplarım
    Simdi `yeniden` demenin zamanı degil
    Sende bulmusken bütün anlamlarını zamanın
    Öyleyse gel de kalmasın ne gecmis ne de gelecek zamanlar

    noimage
    noimage

    Aramak öyle agir ki
    Uzaklasma benden
    Ört üstümü varlıgınla
    Kaybolmusluğun atesine düsürme beni

    Sen sevdalımken
    Ve üstelik kollarımdaki sevismelerin çiçeğiyken
    Yetmezken ne sana verdiklerim
    Ne de senden aldıklarım
    Yasamin anlamına senden tohumlar serperken
    Uzaklasma düsüncelerimden
    Anlamsızlıgın cehennemine düsürme beni....

    noimage

    Ağlarsam kim silecek göz yaşlarımı, sende gidersen
    Kim tutacak ellerim'i, kim sevecek, kimi sevebilirim senden sonra
    Varlığına alıştım ama

    ___YOKLUĞUN___

    Nasıl kaldırır gidişini bu beden
    Nasıl doğacak sensiz yeni günüm
    Nasıl çarpacak yüreğim
    Ben bilmiyorum sensiz nasıl yaşanır...

    ...GİTME...


    noimage

    ╚══♥══════════════════════════════════♥══╝





    ____
#14.04.2008 20:28 0 0 0
fLy fLy foto
  • @cihanasran adlı üyeden alıntı:


    _____________________________________
    _______________________________________________________________________

    Sevmek mi sevilmek mi ?

    Arkadaşımı beklerken boş masa bulamamış bir amca, benim masama oturdu. Sohbet etmeyi çok sevdiği anlaşılıyordu. O konuşuyor ben yorum yapıyordum. Emekli öğretmenmiş.
    Anılarını anlattı...
    Sonra gözümün içine bakarak:

    - kizim sevmek mi istersin sevilmek mi? dedi.
    Ne cevap vereceğimi bilemedim.
    - İkisini istesem çok şey mi istemiş olurum?
    - İkisi sunulmadı. Sana sadece birini seçme hakkı veriliyor.
    Düşünüyorum düşünüyorum cevapsızım. Sevilmek, evet çok güzel. Sen sevmedikten sonra o seni sevse ne olur?
    Ya sevmek? Eğer karşındakinin seni sevmediğini anlarsan, o da acı verir.
    Ben karşımdakinin beni sevmediğini öğrendiğimdeki acıyı tatmak pahasına da olsa sevmeyi seçtim.

    - Evet, cevabım SEVMEK. Bu sorunun cevabını siz de verecek misiniz?

    - Tabi kii kizim . Bundan 35 yıl önce çok yakışıklıydım, bakma şimdi yaşlandım. Hep sevildim. Sonunda beni seven, ilerde seveceğimi düşündüğüm biri ile evlendim. Ömrümün yarıdan fazlasını bir gün severim ümidiyle geçirdim. Eşim beni çok sevdi. Bir gün bile saygıda kusur etmedi. Onu sevmediğimi hissetmesin diye çok uğraştım. Geçen gün karımı toprağa verdik. Ölmeden önceki son konuşmamızda bana "Sana çok teşekkür ederim, beni bu hayatta mutlu ettin, anne olmamı sağladın, beni bilerek hiç üzmedin. Senin beni sevmeni sağlayamadım ama seni çok sevdim" dedi.
    Meğer anlamış onu sevmediğimi, aslında sevemediğimi.

    - Peki hiç aşık olmadınız mı?
    - Oldum elbette
    - Peki niye onunla evlenmediniz?
    - Çünkü o başkasını seviyordu. Ona söyleyemedim. Onun için kızlarla hep gönül eğlendirdim. Olmadı, ondan başkasını sevemedim.

    - Ne mutlu size ki sizi çok seven biri ile evlenmişsiniz.
    - Evet kizim, haklısın ama ben SEVİLMEK şıkkını seçtiğim için olmadı. İstemeden ona da hakketiği mutluluğu yaşatamadım. Sevilmeye doydum ama sevmeye
    hala açım...









    Orijinali Göster...

    Sevilmeye doydum ama sevmeye
    hala açım...




    kabullenmesi zor ama çok doğru bir söz ............... sevmek ve aynı zamanda seviLmek ... işte bu çok önemli...
#13.04.2008 21:32 0 0 0
fLy fLy foto

  • noimage


    Bu şehre yağmur yağıyordu.
    Bütün şehir ağlıyordu.
    Ben en çok çocuk halimle üşüyordum.
    Kimse sen değildi, kimseyi istemiyordum.
    Şehirle birlikte ben de ağlıyordum.
    Göz yaşlarımı kimse fark etmiyordu.
    Yorgun adımlarla, ıslak sokakları dolaşıyordum.
    Bir yerlerde seni bulmayı
    umuyordum.
    Yürüdükçe daha şiddetleniyordu yağmur.
    Sokak sokak geçerken bu şehri umudumu kaybediyordum.
    İşte en büyük tehlike buydu.
    Umutsuz yaşar mıydı insan¿
    Umutsuz direnilir miydi hayatın acımasızlığına¿
    Yağmura ev sahipliği yapan gece, hiç aşılamayacak bir engel gibi karşımda duruyordu.
    Hazırlıksızdım, sensizken saatlerin bu kadar geçmez olduğunu bilmiyordum.
    Koynuma hasretimi alıp uyumaktan nefret ediyordum.
    Bu yüzden gece
    bitsin diye yürüyor, yürüyor, yürüyordum.
    Ah, şu köşe başını döndüğümde görebilsem seni, ya da şu parkın sırılsıklam olmuş banklarında otururken bulsam.
    Bilirim sen de seversin yağmuru, aldırmazsın ıslanmaya.
    Bu yüzden şaşırmazdım seni gördüğümde.
    Bir köşe başı daha dönüyordum, yağmur bana eşlik ediyordu.
    Şehrin sokaklarında değil, senin yokluğunda kayboluyordum.
    Nereye gitsem diye düşünmüyordum ;
    çünkü sen olmadıktan sonra hiçbir yer fark etmiyordu.
    Öylece, amaçsızca dolaşıyordum.
    Oysa her sokağa sevdamızı yazacaktım ben.
    Taşlara adını kazıyacaktım.
    Sevgimiz yıllara, yağmura, kara meydan okuyacaktı.
    Yıkılmayacaktık, yıpransak da antik çağdan kalan bir kale gibi ayakta duracaktık.
    Bir maratonun iki güçlü koşucusu olacaktık.
    Sevda koşumuz ancak ölümle noktalanacaktı.
    İçim üşüyordu, titriyordum.
    Bir arkadaşımın yanına gidiyordum..
    Çay hazırlamıştı.
    Demi sevdalardan süzülmüş bir bardak taze çay Titremem duruyordu biraz.
    arkadaşımın sesiyle irkiliyordum,
    "çok ıslanmışsın, sobanın başına geç... " diyordu.
    Bir yanardağın içine atsalar beni ısınır mıyım sanıyorsun¿
    Beni ancak teninin sıcaklığı döndürebilir hayata.
    Ancak, ellerini tuttuğumda yaşadığımı anlayabilirim.
    Çay boğazıma diziliyordu, bitirmeden kalkıyordum.
    Biliyordum, bir başka gecede, bir başka yağmurda yine sensiz, yine umarsız, yine yalnız yürüyeceğim bu yolları.
    Yeter, gel artık.Gel, dindir bu Yağmuru, bu gözyaşlarıMı(!)

#12.04.2008 16:40 0 0 0
fLy fLy foto
  • """Geçmişinden Vazgeç..
    BEN BEKLİYORUM O ANI ! """



    Çok güzeldi miss-fener ... emeğine sağlıkk
#12.04.2008 15:54 0 0 0
fLy fLy foto
  • teşekkürler MİSS-FENER ... Yusuf Hayaloğlu'nun sevdiğim şiirlerinden biridir. sunumunla birlikte renklenmiş.ellerine sağlıkk
#12.04.2008 14:16 0 0 0
fLy fLy foto
  • Konu: Hertelden
    bidenem sağol bu cici gifler için :):)
#11.04.2008 19:15 0 0 0
fLy fLy foto
#11.04.2008 19:05 0 0 0
fLy fLy foto


  • Ustam o kadar güzel olmuş ki ... Bir işi yaparken SEVGİ ile AŞK ile ZEVK ile yapıyorsak , mutlaka duygularımızın kokusu siniryor bi yerlere ...

    Ben bu çalışmada umut kokluyorum...özlem kokluyorum...aşk kokluyorum...

    Ellerin ve YÜREĞİN dert görmesin Sedat'cm ...
    .



    ___
#11.04.2008 18:46 0 0 0