--------------------------------------------------------
Tüm Hepsini İndirip Topladığınızda 13.000 Wallpaper Yapacaktır İçinde Gerçekten Güzel Wallpaperlar Var
Kullanmanızı Tavsiye Ederim
Toy, düğün kumaş oldu, ölçüldü biçildi.
Toy, düğün elbise oldu uzun boya.
Toylar, düğünler tam bizim için,
toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.
Şekere eş oldu dudu kuşu,
zühre eş oldu aya.
Toylar, düğünler tam bizim için,
toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.
Bugün hayat öylesine rahat.
Bugün yürekler öylesine ferah.
Bugün insanlar öylesine kardeş.
Toylar, düğünler tam bizim için,
toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.
Ey şehrimizi aydınlatan sultan,
güvey oluyorsun bir güzele bu gece.
Ne de güzel yürüyorsun mahallemizde salına salına,
ne de güzel akıyorsun deremize çağlaya çağlaya,
ey bizi unutmayan, bizi arayan dost,
ey bizim suyumuz, ırmağımız.
Toylar, düğünler tam bizim için,
toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.
Dostlarım, gün bugün,
oynayın, raksedin, dönün.
Bir bölük halk deniz gibi köpürüyor,
bir bölük halk dalga dalga secdede.
Bir bölük halk kılıç gibi savaşıyor,
bir bölük halk kanımızı içmede.
İşte girdi gerdeğe nergisle gül,
işte astım davulumu boynuma.
Toylar, düğünler tam bizim için,
toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya. Mevlana Celaleddin Rumi
Bir adamın kıskanç bir karısı ve çok ama çok çekici bir hizmetçisi varmış.
Kıskanç kadın ikisinin biraraya gelmemesine dikkat edermiş. Altı yıl boyunca bir defa bile bir odada yalnız kalmamışlar.
Ama bir gün, kadın hamamda yıkanırken, gümüş tasını evde unuttuğunu farketmiş.
'Git tası al, gel' demiş hizmetçisine.
Kız hemen fırlamış, çünkü biliyormuş ki, en sonunda patronuyla başbaşa kalabilecek.
Zevk içinde koşmuş.
Ve adeta uçmuş, arzuları o kadar kuvvetliymiş ki, kapıyı dahi kapamamışlar.
Ve son hızla birleşmişler. Vücutlar birleşme esnasında birbirine karışınca, ruhlar da iç içe girer.
Bu sırada, hamamda yıkanan kadın, saçını yıkadığı sırada 'Ne yaptım ben! pamuğu ateşe verdim! Koçu oğlakla bir koydum! '
Saçından killi sabunu durulamış, ve elbisesini düzelte düzelte koşmuş.
Hizmetçi aşkı için koşmuş. Kadın ise korku ve kıskançlık için. Arada büyük fark var.
Mistik andan ana uçar. Korkulu sofu aydan ayda sürüklenir.
Ama bir aşık için bir 'gün'ün uzunluğu elli bin yıl da olabilir!
Bunu aklınla anlayamazsın. Anlamak için patlaman lazım!
Korku bir aşığın gözünde hiçbirşeydir, ufacık bir iplik parçasıdır. Aşk tanrının bir sıfatıdır. Korku ise tanrıya hizmet ettiğini sanan, ama aslında penis ve vajinayla kafasını bozmuşların.
Yazılanı hatırlayınız, 'onlar onu seviyor' ile 'o onları seviyor' un anlamları kaynaşıyordu.
Bu iki birleşen aşk tanrının sıfatlarıdır. Korku değildir.
Tanrı ve insanın ne ortak özelliği var? Zamanda yaşayan ve sonsuzda yaşayanın bağlantısı ne?
Aşk hakkında konuşmaya devam etsem yüzlerce yeni birleşim çıkar ortaya, ama yine de sırrını anlatamam.
Korkulu sofu ayakta koşar, yüzeyde.
Aşıklar yıldırım ve rüzgar gibi uçar.
Bu ikisi kıyaslanamaz bile.
Dinbilimciler lakırdı eder, zorunluluk, irade diye...Aşıkla maşuk ise birbirlerini çeker, ve içiçe geçerler.
Kadın bir bakar ki adamın hayaları, penisi ıslanmış, dışarıya hala döl akmakta; hizmetçinin baldırları döl ve kendi suyuyla ıslak.
Kadından kocasını kafasına bir şaplak 'bu mudur namaz kılmanın yolu, böyle hayaların açıkta? '
'Penisin böyle birleşmeye mi özlem duymakta? '
'Kadının bacakları bu yüzden mi sırılsıklam? ! '
Tüm bunlar, kadının 'dindar' kocasına sorduğu çok iyi sorular.
Arzularını reddedenler çoğu zaman birden bire ikiyüzlüleşirler.
(Bu şiiri Farsça'dan ilk Reynold Alleyne Nicholson Latince'ye çevirmiş. Şiirin müstehcen olması nedeniyle, direk İngilizce'ye çevrilmesini uygun bulmamış(?) , En son Coleman Barks çevirerek 'Essential Rumi' adlı kitabında yer veriyor. Bense İngilizce'den Türkçeye çevirdim, devran77) Mevlana Celaleddin Rumi