GeceMavisi

GeceMavisi

Üye
20.01.2008
Uzman Çavuş
5.132
Hakkında

#07.12.2008 21:03 0 0 0
#07.12.2008 21:03 0 0 0
#06.12.2008 22:59 0 0 0
  • Dün Gece


    Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
    Onunla sarmaşdolaş, dudak dudağa,
    talih kapısı ardına kadar açık,
    güneş kucağımızda.

    Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
    Şarap tasını her sunuşunda
    diyordu aklına başına al.
    Hani dün gece aklın da tam sırasıydı ya!

    Mevlana Celaleddin Rumi
#05.12.2008 21:29 0 0 0
  • Dostlar, Gün Bugün!


    Toy, düğün kumaş oldu, ölçüldü biçildi.
    Toy, düğün elbise oldu uzun boya.
    Toylar, düğünler tam bizim için,
    toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

    Şekere eş oldu dudu kuşu,
    zühre eş oldu aya.
    Toylar, düğünler tam bizim için,
    toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

    Bugün hayat öylesine rahat.
    Bugün yürekler öylesine ferah.
    Bugün insanlar öylesine kardeş.
    Toylar, düğünler tam bizim için,
    toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

    Ey şehrimizi aydınlatan sultan,
    güvey oluyorsun bir güzele bu gece.
    Ne de güzel yürüyorsun mahallemizde salına salına,
    ne de güzel akıyorsun deremize çağlaya çağlaya,
    ey bizi unutmayan, bizi arayan dost,
    ey bizim suyumuz, ırmağımız.
    Toylar, düğünler tam bizim için,
    toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya.

    Dostlarım, gün bugün,
    oynayın, raksedin, dönün.
    Bir bölük halk deniz gibi köpürüyor,
    bir bölük halk dalga dalga secdede.
    Bir bölük halk kılıç gibi savaşıyor,
    bir bölük halk kanımızı içmede.
    İşte girdi gerdeğe nergisle gül,
    işte astım davulumu boynuma.

    Toylar, düğünler tam bizim için,
    toyumuz, düğünümüz kutlu olsun dünyaya. Mevlana Celaleddin Rumi
#05.12.2008 21:28 0 0 0
  • Bu Gün Ahmet Benim


    Bugün ahmet benim,
    ama dünkü Ahmet değil.
    Bugün anka benim,
    ama yemle beslenen kuşcağız değil.

    Enelhak kadehiyle
    bir yudum içen sızdı
    Tarılık şarabından.
    Şişelerle, küplerle içtim ben, sızmadım,
    ben, sultanların aradığı sultan.

    Ben hâcetler kıblesiyim.
    Gönlün kıblesiyim ben.
    Ben cuma mescidi değilim,
    insanlık mescidiyim ben.

    Ben saf aynayım,
    sırım dökülmemiş, paslanmamışım.
    Ben kin dolu bir gönül değilim,
    Sinâ dağının gönlüyüm ben.

    Üzüm sarhoşluğu değil benim sarhoşluğum,
    benim sarhoşluğumun sonu yok.
    Tarhana çorbası içmem ben,
    can yemeği yerim,
    içerim can şerbeti.

    İşte sarttı seni
    bir gümüş bedenlinin özlemi.
    Altın haline geldin artık.
    Sen altına âşıksın,
    altın benim rengime âşık.

    Gönlü saf sûfiyim ben,
    benim tekkem âlem,
    medresem dünya benim.
    Değilim abalı sûfilerden.

    İster yakarış eri ol sen,
    meyhane eri istersen,
    bundan sanki ne çıkar?
    Yok cumartesiymiş, yok cumaymış,
    bence ne farkı var?

    Gerçeğin tadını alan er
    ne altına aldırış eder,
    ne kalendar tacına bakar.
    Ne tasası vardır, ne kini.

    Ey Tebriz'li hak Şems'i,
    yüzünü göstermediysen sen,
    yoksul çaresiz kalırdı kulun;
    ne gönlü olurdu, ne dini. Mevlana Celaleddin Rumi
#05.12.2008 21:26 0 0 0
  • Dindar Adam, Güzel Hizmetçisi ve Kıskanç Karısı


    Bir adamın kıskanç bir karısı ve çok ama çok çekici bir hizmetçisi varmış.

    Kıskanç kadın ikisinin biraraya gelmemesine dikkat edermiş. Altı yıl boyunca bir defa bile bir odada yalnız kalmamışlar.

    Ama bir gün, kadın hamamda yıkanırken, gümüş tasını evde unuttuğunu farketmiş.

    'Git tası al, gel' demiş hizmetçisine.

    Kız hemen fırlamış, çünkü biliyormuş ki, en sonunda patronuyla başbaşa kalabilecek.

    Zevk içinde koşmuş.

    Ve adeta uçmuş, arzuları o kadar kuvvetliymiş ki, kapıyı dahi kapamamışlar.

    Ve son hızla birleşmişler. Vücutlar birleşme esnasında birbirine karışınca, ruhlar da iç içe girer.

    Bu sırada, hamamda yıkanan kadın, saçını yıkadığı sırada 'Ne yaptım ben! pamuğu ateşe verdim! Koçu oğlakla bir koydum! '

    Saçından killi sabunu durulamış, ve elbisesini düzelte düzelte koşmuş.

    Hizmetçi aşkı için koşmuş. Kadın ise korku ve kıskançlık için. Arada büyük fark var.

    Mistik andan ana uçar. Korkulu sofu aydan ayda sürüklenir.

    Ama bir aşık için bir 'gün'ün uzunluğu elli bin yıl da olabilir!

    Bunu aklınla anlayamazsın. Anlamak için patlaman lazım!

    Korku bir aşığın gözünde hiçbirşeydir, ufacık bir iplik parçasıdır. Aşk tanrının bir sıfatıdır. Korku ise tanrıya hizmet ettiğini sanan, ama aslında penis ve vajinayla kafasını bozmuşların.

    Yazılanı hatırlayınız, 'onlar onu seviyor' ile 'o onları seviyor' un anlamları kaynaşıyordu.

    Bu iki birleşen aşk tanrının sıfatlarıdır. Korku değildir.

    Tanrı ve insanın ne ortak özelliği var? Zamanda yaşayan ve sonsuzda yaşayanın bağlantısı ne?

    Aşk hakkında konuşmaya devam etsem yüzlerce yeni birleşim çıkar ortaya, ama yine de sırrını anlatamam.

    Korkulu sofu ayakta koşar, yüzeyde.

    Aşıklar yıldırım ve rüzgar gibi uçar.

    Bu ikisi kıyaslanamaz bile.

    Dinbilimciler lakırdı eder, zorunluluk, irade diye...Aşıkla maşuk ise birbirlerini çeker, ve içiçe geçerler.

    Endişeli kadın kapıya gelir ve açar.

    Hizmetçi, darmadağan, şaşkın, yüzü kızarmış, konuşamaz halde.

    Koca hemen beş vakit namazına başlar.

    Kadın bu karışık ortama girer.

    Kocası kıyafetlerini yokluyormuşçasına sağını solunu çekiştirmekte.

    Kadın bir bakar ki adamın hayaları, penisi ıslanmış, dışarıya hala döl akmakta; hizmetçinin baldırları döl ve kendi suyuyla ıslak.

    Kadından kocasını kafasına bir şaplak 'bu mudur namaz kılmanın yolu, böyle hayaların açıkta? '

    'Penisin böyle birleşmeye mi özlem duymakta? '

    'Kadının bacakları bu yüzden mi sırılsıklam? ! '

    Tüm bunlar, kadının 'dindar' kocasına sorduğu çok iyi sorular.

    Arzularını reddedenler çoğu zaman birden bire ikiyüzlüleşirler.


    (Bu şiiri Farsça'dan ilk Reynold Alleyne Nicholson Latince'ye çevirmiş. Şiirin müstehcen olması nedeniyle, direk İngilizce'ye çevrilmesini uygun bulmamış(?) , En son Coleman Barks çevirerek 'Essential Rumi' adlı kitabında yer veriyor. Bense İngilizce'den Türkçeye çevirdim, devran77) Mevlana Celaleddin Rumi
#05.12.2008 21:25 0 0 0