Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK
Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Gazi
Fatih Sultan Mehmet Han
Yavuz Sultan Selim
Kanuni Sultan Süleyman
Mimar Sinan
Hürrem Sultan
Yunus Emre
Fuzuli ve El Farabi
EL FARABİ
İBNİ SİNA
FUZULİ
YUNUS EMRE
ŞEYH ŞAMİL
ATİLLA
CENGİZ HAN
TİMUR
BARIŞ MANÇO
KEMAL SUNAL
Barış Manço
İçinde tiyatrosundan alışveriş merkezine kadar hemen herşeyi bulunan dünyanın en büyük gemisi, daha inşa edilmeden milyonlarca insanın dikkatini çekmeye başladı.
Halen inşaatı devam eden ve 2009'da denize indirilmesi planlanan 'Oasis of the Seas' adlı yolcu gemisi, tam 220 bin ton ağırlığında...
Yolcu gemisi, açık hava tiyatrosundan tırmanma duvarına kadar yolcularına binbir çeşit eğlence imkanı sunacak.
Güvertesinde birçok ünlü markanın mağazalarının bulunacağı büyük bir alışveriş merkezi barındıran gemide, sayısız bar ve restoran da hizmet verecek.
ABD Royal Caribbean Oasis firmasına ait 5 bin 700 kişi yolcu kapasiteli gemide, 'Rising Tide' adlı bir de asansör bar bulunacak.
50 kişi kapasiteli asansör, müşterilerine olimpik yüzme havuzundan başlayarak geminin terasındaki parka kadar 12 kat arasında yolculuk yaptıracak.
2009 yılında tamamlanması öngörülen geminin yapım maliyeti yaklaşık 1 milyar 220 milyon dolara çıkacak.
Finlandiya'nın Aker Yards tersanesinde yapımı süren 329 metre boyundaki geminin, deniz yüzeyinden yüksekliği ise tam 65 metre olacak.
Karayipler'de sefer yapacak olan geminin 'kız kardeşi' 'Allure of the Seas'in yapımına ise yakın zamanda başlanacağı kaydedildi.
İlk İnsan Vücudu Müzesi
14 Mart 2008 de Hollanda da açılan 35 metre yüksekliğindeki ilk İnsan Vücudu Müzesi. Ziyaretçiler burada insan vücudunun nasıl calıştığını görür, hisseder ve duyarlar.
Something unique has grown in the Netherlands: the world's first: a spectacular experience around the human body. Her Majesty Queen Beatrix CORPUS opened on March 14th 2008. CORPUS is a 'journey through the human body' during which the visitor can see, feel and hear how the human body works and what roles healthy food, healthy life and plenty of exercise plays. CORPUS offers a variety of information and provides education and entertainment with this journey as well as a vast number of permanent and variable exhibitions.
CORPUS has been realised in a 35-meter high transparent building with the contours of the human body projecting from it. The eye-catching building is situated along the A44 highway between Amsterdam and The Hague.
Müzenin İnşaası
Müzenin İçi
Tüm organlar arasında inceleme gezintisi yapılabiliyor.
Koleksiyoncu bir aileden gelen sanatçı mühendislik eğitimi almasına rağmen sanata ilgi duydu ve Paris'de École des Beaux-Arts'da sanat eğitimi aldı.1874'de Pierre-Auguste Renoir ve Claude Monet tanışan sanatçı 1876'da Empresyonistlerin sergisine katıldı.Bu dönemden sonra empresyonist ressamlar grubunda yer aldı.Canlı renkler, koyu perspektif ve dogal ışıgı kullanan sanatçı genelde natürmort ve manzara resimleri yapmıştır.
paylaşırken resmi yapanın ismi ve yasal uyarısınıda
paylaşırsanız sevinirim.Ruzgar.
uyarı:ilgili TCK madde ve bendlerince resimlerin ticari hakları saklıdır.
çalışma yada eğitim amacı dışında kullanılamaz.
Georges Seurat | (d. 2 Aralık 1859 - 29 Mart 1891) | Ard İzlenimci ve Noktacı (Pointillist) resim kuramını renklerin bölünmesine ve optik karışıma dayandıran yeni izlenimciliğin kurucularından..
Georges Seurat
(1859-1891)
Georges Seurat (d. 2 Aralık 1859 - 29 Mart 1891) Fransız akademik resim geleneğine bağlı Ard İzlenimci ve Noktacı (Pointillist) ressam.
Seurat, 1859 yılında ekonomik durumu yerinde olan dindar bir ailenin çocuğu olarak Paris'te dünyaya geldi. Babası La Villet'te bir polisti.
Resim kuramını renklerin bölünmesine ve optik karışıma dayandıran yeni izlenimciliğin kurucularından olan Georges Seurat yedi yıl içinde olağanüstü yapıtlar ortaya koymayı başardı. Kurumsal ve plastik araştırmalara büyük ilgi duyan Seuret, 1876'dan başlayarak Chevreul'un bulduğu renklerin eş zamanlı karşıtlığı yasalarını ve Delacroix kuramlarını inceledi.
Seurat, izlenimciliğin kurallarına tepki duyanlardandı. Seurat gibi ard izlenimciliğin temsilcileri olan sanatçılar da sanat yaşamlarına İzlenimcilikle başlamışlardır. Ancak bu akımın kimi sınırlamalarını aşmak ve resimlerine kişiselliklerini katmak istiyorlardı.
Seurat, öğrencilik yıllarının başlangıcında resime ilgi duymuş ve ilk derslerini; Justin Lequien adında Roma Ödülü'nde ikincilik kazanmış bir heykeltraşın yönetimindeki belediye resim okuluna devam ederek almıştır. Bu öğrenciliği sırasında uzun süreli bir arkadaşlık geliştireceği ressam Aman- Jean ile tanışmış ve kısa bir süre sonra Paris'te ortak bir atölye açmışlardır. Aman- Jean ile birlikte 1887- 1888 yılında Paris Güzel Sanatlar Yüksekokulu'na (École Nationale Supérieure Des Beaux-Arts de Paris) kayıt olarak Henri Lehmann'ın derslerine katılmışlardır. Seurat, akademik resim geleneğine bağlı kalmış, müzelerde eski ustaların eserleri üzerinde çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar, onun olgunluk dönemine ait eserleri üzerinde etkili olacaktır.
1879'da izlenimcilerin dördüncü sergisinden çok etkilendi. Bağımsız olarak çalıştı. İyi bir desenci olduğunu ortaya koyan yapıtlar verdi.
1891 Bağımsızlar salonunun açılışından sonra Seurat, iltihaplı anjinden yaşamını yitirdi. Anlaşmazlıklar sonucu uzaklaştığı yeni izlenimciler grubu sanatçının ölümünden büyük üzüntü duydu.
Georges Seurat, Zıt renkleri yan yana noktalar halinde koyarak Noktacılık tekniğini geliştirdi. Paul Signac (1863 - 1935) ile birlikte Pointilism akımınında gelişimini sağladı. Resimlerini küçük noktalar kullanarak mozaik gibi boyadı. Renklerin beynimizde kaynaşacaklarını savunuyordu. Bu tarza sonradan noktacılık dendi. Tüm hatlar kaldırılmış ve düzeni korumak için resim basitleştirilmişti
Noktalama tekniğinin öncüsü Seurat noktaların beynimizde birleşip bütünlük oluşturacağını savunuyordu. Buna rağmen hacimsellik hissi alınamamaktadır
Courbevoie (1886) < noktacılık örneği olan resmi hakkında
Kronoloji
1859, 2 Aralık Paris'te doğdu.
1876 Chevreul'un bulduğu renklerin eş zamanlı karşıtlığı yasalarını inceledi.
1879 izlenimcilerin 4. sergisini gördü ve yeni sanat gelişmelerine olan ilgisi arttı.
1881 Işık ve gölge ile biçimlenen figür, nesne ve manzaraların oluşturduğu karakalem çalışmalara yöneldi.
1883 Paris Salonu'na ressam Aman- Jean'ın Portresini gönderdi.
1884 yılında, 1833- 1884 yıllarında tamamladığı Asnières'de Yıkananlar Paris Salonu'na kabul edilmedi.
1884 yılında Redon, Signac, Henri- Edmond Cross ile ilk Bağımsızlar Salonu'nda sergi açtı.
1885 yılında Grandcamp'a giderek çeşitli deniz manzaraları üretti.
1886 yılında Honfleur'da çalıştı. Çoğu figürsüz olan bu manzaralarda, noktalama tekniği kullanarak ışık ve atmosfer etkilerini olağanüstü bir duyarlılıkla yansıtmıştır
1887 Paris Güzel Sanatlar Yüksekokulu'na (École Nationale Supérieure Des Beaux-Arts de Paris) girdi.
1887 - 1888 yıllarında Poz Veren Kadınlar'ı bitirdi.
1888 yazında Port-en Bessin'e giderek deniz manzaraları üretti.
1888 Le Chahut'u yaptı.
1890 - 1891 kışını ölümüne kadar tamamlayamadığı son resmi Sirk üzerinde geçirdi.
1891, 29 Mart günü difteri hastalığından öldü.
Asıl adı Guido di Pietro da Mugello'dur. 'Angelico, Fra' ismi, kendisine bir Dominiken keşişi tarafından verilmiştir. Dominikan Kilisesi ve Santo Domenico de Fiesole'nin duvarlarına yaptığı fresklerle adını duyurmaya başladı.
Gösterdiği hünerden ötürü II. John Paul tarafından aziz ilan edildi. Fresklerinde dinsel sahneleri işledi. Azizlerin yaşamları, İsa'nın mucizeleri, Meryem ve çocuk İsa, İsa'nın doğumu gibi sahneleri perspektif kullanarak, dairesel bir kompozisyonla aktardı. Massacio ve Giorgio Vasari ile aynı atölyede çalıştı. Massacio'nun doğalcı ve öykücü tarzını benimsedi.
1443'te öğrencileriyle Floransa'nın yeni manastırı, San Marco Manastırı'na beş fresko yaptı. Daha sonra Papa'nın çağrısı üzerine Roma'ya geçen sanatçı, bir süre Papa için resim yaptı. Aynı şehirde öldü.
Angelico, Fra'nın "Meryem'e Müjde" adlı freski, 1438 - 1445; San Marco Müzesi, Floransa
Angelico, Fra'nın "Meryem'e Müjde" adlı 2. freski, 1437 - 1446; San Marco Müzesi, Floransa
Angelico, Fra'nın "Mısır'a Kaçış" adlı tablosu, 1450 ; San Marco Müzesi, Floransa
1946 yılında Samsun Ladik` te doğdu. İlk, Orta ve İlköğretmen Okulu öğrenimini Ladik` te yaptı. 1968 yılında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim - İş Bölümü` nü bitirdi. Mezun olduğu Akpınar İlköğretim Okulu` na kura ile atandı ve 12 yıl orada, daha sonra da İzmir` de iki değişik ortaöğretim kurumunda öğretmenlik yaptı ve emekli oldu.
Sanatçı 55 kişisel sergi açtı, çok sayıda yarışmalı ve karma sergilere katıldı. Yapıtları yurtiçi - yurtdışı özel ve resmi koleksiyonlarda yer almaktadır.
Peter Pan İskoç roman ve oyun yazarı J. M. Barrie'nin (1860-1937) en ünlü karakteridir.
Peter Pan, büyümeyi reddeden haylaz bir çocuktur. Bitmeyen çocukluğunu, "Düşler Ülkesi" adındaki küçük adada, çetesiyle, maceradan maceraya atılarak geçirmektedir. Barrie, yarattığı kahramana Peter Pan adını, tanıdığı bir çocuktan esinlenerek vermiştir.
James Barrie, "Peter Pan ya da Büyümeyen Çocuk" adı ile 1904'te sahnelenmeye başlayan oyununu 1911 yılında "Peter Pan ve Wendy" adı ile romanlaştırdı. J. M. Barrie, kitabın tüm yayın haklarını 1929 yılında bir çocuk hastanesi olan Great Ormond Street Hospital'a (G.O.S.H.) devretmesiyle çocuklara sadece hayal dünyalarında değil gerçek hayatta da destek olmaya devam etti.
Dünya çocuk edebiyatının en başarılı örneklerinden biri olan "Peter Pan ve Wendy" adlı kitap dünya üzerindeki dillerin hemen hemen tamamına çevrilmiştir. Zamanla sadece "Peter Pan" adı ile yayınlanmaya başlanmıştır.
Peter Pan,birçok flimi olan bir yapımdır.En başarılı filmini 2003 yılında yapmıştır. Ayrıca film herkes tarafından beğenilmiştir.
"Yeni doğan bir bebek ilk kez güldüğünde, gülüşü kırılıp bin parçaya bölünmüş ve hepsi zıplaya zıplaya etrafa dağılıp gitmiş. Periler böyle doğmuş işte..
Şimdiki çocuklar çok şey biliyor ve çok geçmeden perilere inanmaz oluyorlar. Ne zaman bir çocuk 'perilere inanmam' dese, bir yerlerde bir peri düşüp ölüverir..
Ve periler ölürken özür dilerler.."
Her çocuğun düşlerini süsleyen bir Varolmayan Ülke'si vardır. Ve onları bu olağanüstü ülkeye götürecek bir de Peter Pan'ı.
Peter Pan, J.M. Barrie'nin (1860-1937) dünya çocuk klasikleri arasındaki, en çok satanlar listesinin ilk sıralarındaki kitabının, "haşarı" ve "ukala" karakteridir.
Peter Pan, "'Varolmayan Ülke" adındaki küçük bir adada, üzerlerine peri tozu serperek uçmayı öğrettiği kayıp çocuklarla birlikte, türlü maceralara atılan, korsanlarla kapışacak kadar yürekli, büyümek istemeyen bir çocuktur.
Wendy her gece küçük kardeşine fantastik hikâyeler anlatmaktadır. Onun öykülerine tutkun bir başkası daha vardır: Gizli gizli pencerenin ardında onları dinleyen Peter Pan!
Darling ailesinin üç çocuğu Wendy, John ve Michael da bir gece Peter Pan'ın peşine takılırlar ve gökyüzünün içinden süzülerek Peter Pan çocuklarla birlikte "Varolmayan Ülke"de fantastik bir yolculuğa çıkar.
Burada kayıp çocuklarla tanışırlar, Kızılderililerle, kurtlarla, deniz kızlarıyla karşılaşırlar. Korsanların uğursuz lideri Kaptan Hook'la savaşırlar. Pek çok nefes kesen macera yaşadıktan sonra bir gece yine evlerinin penceresinden süzülerek içeri girerler.
Peter Pan masalı nasıl yaratıldı?
Çocuk edebiyatının klasiklerinden olan Peter Pan'ın yaratılış sürecini gözler önüne seren "Düşler Ülkesi", yetişkin bir insanın yaşadığı zorlukları ve kalp kırıklıklarını, hiç büyümeyen bir çocuğun büyülü masumiyetiyle birleştirip, hem düşsel hem gerçek bir yaşamı gösteriyor. "Peter Pan"ın yaratıcısının sınırsız hayal gücü ve yolculuğunun dokunaklı hikayesi, İskoç yazar James Mathew'un hayat hikâyesinden yola çıkarak yazılan "Düşler Ülkesi"nde buluşuyor. Her şey başarılı İskoç yazar J. M. Barrie'nin yeni oyununun, kibar İngiliz sosyetesince beğenilmemesiyle başlar. Aynı konulardan sıkılmış olan Barrie'nin yeni bir ilham perisine ihtiyacı vardır. Ve bu peri, köpeğiyle birlikte Londra'nın Kensington Bahçeleri'nde yaptığı günlük yürüyüşlerinden birinde karşısına çıkar: Dört çocuğuyla dul kalmış güzel bir anneden oluşan Llewelyn Davies ailesi. Eşinin ve asabi büyükanne Emma du Maurier'in karşı çıkışlarına rağmen aileyle yakınlık kuran Barrie, çocuklarla oyunlar oynar, onlarla birlikte kılıktan kılığa girer. Yamaçları bir gemiye, sopaları bir kılıca, uçurtmaları bir periye, Llewelyn Davies ailesinin çocuklarını da "Neverland'in Kayıp Çocukları"na dönüştürür.
Çocukluğun maceracı ruhu ve bunun yarattığı heyecanlar sayesinde, Barrie'nin en cüretkâr ve ünlü başyapıtı "Peter Pan" ortaya çıkar. Bu tiyatrovari öykü, önceleri büyük bir şüphe yaratacaktır. Yapımcısı Charles Frohman çocuk hikâyelerindeki başarısını yitireceğini düşünür. Barrie ise provalara çoktan başlamıştır. Tam "Peter Pan"ı dünyaya tanıtacağı sırada, kader ona kötü bir oyun oynar. Yazar ve sevdikleri gerçekten inanmanın ne olduğunu böylelikle anlayacaklardır..
8. Gölgeleri yumuşatın Bir parça kağıt mendille boyanın fazlasını alın ve tonları açın. Bulutlara üç boyutlu bir görüntü verebilmek için gölgeli alanların alt kısımlarındaki daha koyu parçaların bazılarını olduğu gibi bırakın. Ardından oluşmuş olabilecek sert hatlardan kurtulmak için bulutları son bir kez süngerleyin.
9. Denizi boyayın No.3 yuvarlak fırçayla daha önce denizi boyamak için ultramarinin biraz siyahla karıştırılması sonucu oluşturduğumuz boyayı kullanın. Gökyüzünün rengi gibi denizin rengi de ufuk çizgisine doğru soluklaşır. Ancak deniz için güçlü tondaki rengi, dolu bir fırçayla aşağıdan yukarı doğru uygulanmalı, yukarı doğru çıkıldıkça da renge azar azar su eklenmelidir. Dalgaları meydana getirmek ve köpük görüntüsü vermek için alttaki dokudan parçalar bırakarak, boyayı yatay fırça darbeleriyle sürmelisiniz.
10. Kayığı gölgelendirin Yine No.3 fırçayı kullanarak kayıkların iç kısımlarını ivory siyah ile boyayın. Kayığın diğer bölümleriniyse deniz için hazırladığınız karışımla boyayın, ancak yan kısımların ve kabinin kenarlarıyla arka kısmı boyamadan bırakın.
11. Ön planı boyayın Büyük bir alanı kaplayan sahil ve kumulları boyamak için daha büyük bir fırçaya ihtiyacınız olacaktır. Kumu boyamak için içine biraz alizarin crimson karıştırılmış Ochre sarısını yatay ve geniş darbelerle uygulayın. Boyarken fırça darbeleri arasından beyaz kağıdın görünür bırakılmasına dikkat edin, bu kuma bir parıltı katıp gerçekçi bir görüntü verecek ve güneşli bir plaj izlenimi yaratacaktır.
12. Kumlara ışıltı katın Boyanın kurumasına izin vermeden kağıt havlunun düz kenarını kum tepeciği boyunca gezdirerek boyanın bir kısmını emmesini sağlayın. Bu işlem kumsalın kıvrımları üzerine güneş ışığı düştüğü izlenimi verecektir.
13. Plajı gölgelendirin Kumsal içindeki gölgeleri ochre sarısının içine biraz alizarin crimson ve ulramarine eklenmesi sonucu elde edilen karışımının, biraz daha sıcak bir tonunu 7 numara fırçayı kullanarak oluşturun.
14. Kayık üstündeki detayları boyayın Kabini ve kayık üzerindeki bantları biraz ivory siyah ile koyulaştırılan cadmium kırmızısıyla boyandı. Direk gibi ince detaylarsa rigger fırça kullanılarak siyahla boyanmıştır. Son olarak kayığın yan tarafındaki gölgeleri ultramarine ve alizarin crimsonun morumsu karışımıyla güçlendirin.
TAMAMLANMIŞ RESİM
A İki farklı ton mavi
Gökyüzünde kullanılan boya resmin üst kısımlarında koyu tonlu bir ultramarinken, ufuk çizgisine yaklaştıkça su ve cobalt mavinin eklenmesiyle daha açık bir ton almıştır.
B Gerçekçi bulutlar
Bulutlar yumuşak bir görüntü vermeli, sert kenarların oluşmasına izin verilmemeliydi; bu etkinin yaratılması içinse boya, hep aynı şekilde bir sünger ve kağıt mendille nemlendirildi ve hafifçe silindi.
C Dikey ve yatay hatlar
Kabin ve direğin dikey şekilleri ince bir rigger fırçayla boyandı ve plaj ile ufuk çizgisinin oluşturduğu yatay hatların güçlü etkisinin dağılmasına yardımcı oldu.
İLERİ AŞAMALAR
Deniz, gökyüzü ve plajdan oluşan ana renk blokları oluşturulmuş olsa da eğer isteniyorsa resmin üstünde biraz daha çalışılarak ön plana şekil verilip manzaranın güneşli atmosferinin geliştirilmesi mümkündür. Resmin tamamlanmasını sağlayacak son adım, resmin odak noktasını oluşturan kayıklara direk ve halat gibi detayların eklenmesi olacaktır.
Gökyüzü üzerindeki bulutlar, bu deniz manzarasının en dikkat çekici noktası. Bu çalışmada başlıca malzemeleriniz mavi ve siyah renklerdeki sulu boya olacak. Bir kez nasıl yapmanız gerektiğini öğrendikten sonra gökyüzü boyamanın keyfine doyamayacaksınız.
Sulu boyalar, özellikle de boyayı hızlı ve serbestçe uyguluyorsanız, çalışması tahmin edilmeyecek derecede keyifli malzemelerdir. Boyanın ıslak yapısı ve kendiliğinden yayılması işin ciddi bir kısmını sizin yerinize yapacak ve boyadığınız gökyüzünün havasını yakalamanıza yardımcı olacaktır. En iyi efektlere ulaşabilmek içinse bir dizi fırçaya ihtiyacınız olacaktır.
Kademeli boyama
Günün farklı zamanlarında gökyüzüne baktığınızda renklerin ufuk çizgisine doğru nasıl değiştiğini görürsünüz. Resmimizdeki gökyüzü kademe kademe daha solgun ve sakin bir görünüm almaktadır, bu etki ancak kademeli bir boyamayla elde edilebilir. Bu amaca ulaşabilmek için gökyüzünün ana rengi olan ultramarine'i kağıdın üst kısmından aşağıya doğru giderek daha da çok sulandırın. (Hafızanızı tazelemek için 12 ve 6'ıncı sayfadaki Temel Bilgiler bölümündeki tekniklere bakın) Gökyüzünün sakin yapısı biraz cobalt ve özellikle cold mavinin sulandırılmış ultramarine mavi içine katılmasıyla vurgulanmıştır.
Süngerle şekillendirilmiş bulutlar
Kağıdın üzerinde beyaz bulutların yer alacağı boşluklar bırakmayı ihmal etmeyin. Kağıt mendil ve küçük bir süngerle sürekli olarak ıslatmanın ardından hafif dokunuşlarla yapılan işlem bu beyaz şekillerin yumuşak kenarlı olmasını ve gerçek bulutların kuş tüyüne benzer bir görüntü almasını sağlar.
Fotoğraflardan kompozisyon oluşturma
Bulutlar çok çabuk yer değiştirdiklerinden, çizilip boyanmaları için yeterince zaman olmayabilir. Bunun çözümü fotoğraf çekmektir, böylelikle manzarayı boş zamanınızda tamamlamanız mümkün hale gelecektir. Fotoğraflardan çalışmanın diğer avantajıysa bir manzaraya bağlı kalmak zorunda olmamanızdır. Sanatçının bu çalışmada yapmış olduğu gibi farklı fotoğrafların en güzel unsurlarını alarak resminizde bir araya getirebilirsiniz.
MALZEMELER
Sulu boya kağıdı
2B kalem
Sulu boya fırçaları: 3, 7 ve 10 numara yuvarlak ince uçlu, 25 mm yassı
Karıştırma tabağı ya da palet
Su dolu bir kavanoz
Kağıt mendil ya da kağıt havlu
Doğal sünger
6 renk sulu boya: Ultramarine mavi, Cobalt mavi, Ochre sarısı, Ivory siyah, Alizarin crimson, Cadmium kırmızıforumuz.biz'den alınmıştır
RESMİ GELİŞTİRİN
Bulutların temel şekilleri tamamlandıktan sonra, alt kısımlarına gölgeler ekleyerek bulutları geliştirebilirsiniz. Bunu yaparken daha önce de yaptığınız gibi süngerleyerek gölgelerin etrafında sert kenarlar oluşmasını engelleyin. Eğer boya kurumuşsa istenmeyen kenarlardan kurtulmak için nemli süngeri bastırıp sertçe ovmanız gerekecektir.
PÜF NOKTASI
RENK TESTİ
Renkler kağıdın üzerine uygulandığında palette olduğundan çok farklı görünebilirler. Bu nedenle resim üzerine uygulamadan önce her rengi denemekte fayda vardır. Bu deneme kullanacağınız rengin isteğinizi karşılayıp karşılamadığını açık ya da koyu olup olmadığını görmenizi sağlar. Kağıdın türü ve rengi boyanın görünümünü etkileyeceğinden test de aynı kağıt üzerinde yapılmalıdır.
UZMAN TAVSİYESİ
Degradeli (Geçişli) boyama
Bu çalışmadaki gökyüzü, 1. sayıdaki Temel Bilgiler bölümünde gösterilen düz boyamanın aksine azar azar soluklaşacak bir şekilde kademeli boyanmıştır. Kademeli bir etki yaratmak için güçlü bir renkle başlayarak artan miktarlarda su ekleyin. Bu, resme mesafe duygusu katacak, güçlü renklerin yakın, soluk renklerinse uzaklaşmış görünmesini sağlayacaktır.
1. İşe çizimle başlayın 2B kaleminizi kullanarak seçtiğiniz fotoğraflara bakıp tasarladığınız konunun çizimini yapın. Bunu yaparken detaylara inmeyin, sadece boyamaya başladığınızda renkleri nerelere uygulayacağınızı gösterecek birkaç düzgün hat işinizi görecektir. Gökyüzünün oluşturduğu uzayıp giden boşluk bu resmin önemli bir unsuru olduğundan ufuk çizgisinin dikkatlice konumlandırılması gerekmektedir. Bu resimde gökyüzü tüm alanın üçte ikilik kısmını kaplamaktadır.
2. Bulutlu bölgeleri nemlendirin Yassı fırçayı kullanarak bulutların yerleştirileceği alanları temiz suyla hafifçe ıslatın bu sayede bulutları boyamak için kullanacağınız mavi boya, kağıda sürdüğünüzde bu nemli bölgelere dağılacaktır. Bu işlemi, olabildiğince hafif, bilekten ve kısa darbelerle yapın.
3. Gökyüzünü boyamaya başlayın Şimdi gökyüzünün kademeli görünümünü oluşturmanın zamanı geldi, bir tabağın içinde küçük bir miktar ultramarine maviye su ekleyin ve 10 numara yuvarlak fırçayı kullanarak gökyüzünü yukardan aşağıya çabuk ve serbest darbelerle boyamaya başlayın. Mavi boyayı bulutların üst kısımlarına nemlendirilmiş alanlara dokunmadan uygulayın.
4. Mavi boyayı sulandırın Gökyüzünün aşağı kısımlarına doğru indikçe, biraz daha su katarak renginizin tonunu açın ve boyayı serbest hareketlerle bu alana yaymaya devam edin. Bulutların alt kısımlarında mavi boyayı daha önce nemlendirilmiş alanların etrafında hafifçe dolaştırın, bu mavi boyanın hafifçe dağılmasını sağlayıp, bulutlarının alt kenarlarına gerçekçi bir görünüm kazandıracaktır.
5. Ufuk çizgisinin tonunu açın Gökyüzünü olabildiğince çabuk tamamlayın (en ideali bunun nemlendirilen bulutlar kurumadan önce yapılmış olmasıdır, yine de eğer gerekliyse bulutlara biraz daha temiz su sürmeniz mümkündür) Ufuk çizgisinde, ultramarine karışımına biraz daha su ekleyerek gökyüzünü daha solgun ve sakin bir hale getirin. Aynı zamanda boyaya azar azar cobalt mavi ekleyerek denizi de düzenli fırça darbeleriyle boyayın.
6. Fazla nemi alın Gökyüzünün boyanması tamamlandıktan sonra boya ve suyun fazlasını kağıt mendil ya da kağıt havlu kullanarak alın. Bu daha açık alanlar yaratmanıza ve rengin dağıldığı ve yoğunlaştığı yerleri düzeltmenize yardımcı olacaktır. Daha sonra temiz bir süngerle bulutların alt kısımlarını hafifçe dokunarak yumuşatın.
7. Bulutları gölgelendirin Bulutların alt kısımlarına sulandırılmış ivory siyah ve biraz alizarin crimson karışımıyla gölgelendirme yapın. Boyayı seyrek ve geniş darbelerle uygularken No.7 yuvarlak fırça kullanın. Boyanın kendiliğinden dağılmasına izin verin.
Uluslararası soyut sanatın özgün temsilcilerinden biri olarak nitelenen ressam Nejat Devrim 25 Şubat 1995'te Polonya'nın Nowy Sacz kentinde öldü.
Sanatçı ve yazar İzzet Melih Devrim'le ressam Fahrünnisa Zeid'in oğlu olan Devrim 1923'te İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra 1942'de Güzel Sanatlar Akademisi resim bölümüne girerek Léopold Lévy atölyesinde çalıştı. 1946'da Ankara'da UNESCO'nun düzenlediği Uluslararsı Modern Sanat Sergisi'ne katıldı. Aynı yıl burslu olarak Fransa'ya gitti ve Paris'e yerleşti. Türk hat sanatına ve Bizans mozaiklerine ilgi duyan sanatçının ilk dönem yapıtları bu etkilerle biçimlendi. İlk kişisel sergisini Maurice Bedel'in desteğiyle 1947'dei Paris'teki Allard Galerisi'nde gerçekleştiren Devrim, aynı yıl Paris'te düzenlenen Türk sanatı sergisine katıldı. 1949 yılında Paris'teki Sihirli Eller Sergisi'nde yer alan yapıtları, sanat eleştimenlerince "Arap ve Bizans kültür mirasına bağlı kalarak boşluk ve ritim sorunlarına yepyeni ve köklü çözümler getiren" çalışmalar olarak değerlendirildi. 1952'de C.Estienne'in desteğiyle Paris'teki Yeni Paris Okulu'nun Ressamları Sergisi'ne katıldı. Ertesi yıl C. Estienne'in Brüksel'de gerçekleştirdiği karma sergiye davet edildi. Bu dönemde İspanya, Hollanda, İngiltere ve İtalya'ya giden Devrim, 1956'da bir sergi gerçekleştirmek üzere bulunduğu New York'da Amerikan sanatından ve mimarisinden etkilenerek yapıtlarında şiddet ve ritim öğelerine ağırlık verdi. 1958'de Brüksel'deki Güzel Sanatlar Sarayı'nda retrospektif bir sergi gerçekleştirdi, yakın dostluk kurduğu Polliakof, Manessier, Bissiére gibi sanatçılarla karma sergilere katıldı. Tristan Tzara'nın Doğan Zaman ve Paul Èluard'ın Tüm Anların Anlamı adlı şiir kitaplarını da resimleyen Devrim, 1965-1968 yılları arasında yaptığı İspanya, Mısır, Polonya ve Türkiye gezilerinden sonra kent izlenimlerini yansıtan yapıtlar gerçekleştirdi. Paris'teki Mayıs ve Yeni Gerçeklikler salonunda sergiler açtı, 1980'de New York'taki Sutton Place'de kapsamlı bir sergi gerçekleştirdi. Yapıtlarından ikisi Paris Modern Sanatlar Müzesi'nce satın alınan ve sanat eleştirmenlerince soyut sanatın özgüntemsilcileri arasında sayılan Devrim, 1990'ın başlarında Polonya'nın Nowy Sacz kentine yerleşmiş ve ölümüne değin çalışmalarını burada sürdürmüştü.
1923 İstanbul'da doğdu.
1936-38 Berlin'de yaşadı.
1940 Galatasaray Lisesi'nde resim yapmaya başladı.
1941 Güzel Sanatlar Akademisi'ne girdi, Leopold Levy'nin öğrencisi oldu.
Kaligrafi ve Bizans Sanatı üzerine çalıştı.
1945 Güzel Sanatlar Akademisini bitirdi.
1946 Paris'e yerleşti. Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, Hollanda, Danimarka, Amerika, Sovyetler Birliği ve Çin'de sanat araştırmaları yaptı.
1955 Tristan Tzara'nın şiir kitabı "Le Temps Naissant'i desenledi.
1960 Paul Elvard'ın şiir kitabı "Sens de Tours Les Instants"i desenledi.
1961 Polonya'ya yerleşti.
1995 Nowy Sacz, Polonya'da öldü.
Kişisel Sergiler
1944 Taksim Bahçesi, İstanbul
1947 Galerie Allard, Paris
1949 Galerie Saint Georges, Londra
1950 Galerie Lydia Conti, Paris
1951 Galerie Beaune, Paris
1953 Galerie Ex Libris, Brüksel
1953 Galerie Marcel Evard, Lille
1953 Galerie aul Facchetti, Paris
1956 Galerie M.C. Coard, Paris
1956 Galerie B. Birch, Kopenhag
1957 Alexander Zodiac Iolas, New York
1958 Güzel Sanatlar Sarayı, Retrospektif, Brüksel
1958-63 Galerie La Cour d'Ingres, Paris
1957-61-67 Galerie Hybler, Kopenhag
1960 Paris Galerisi, Londra
1960 Ressamlar Birliği, Varşova
1962 Ressamlar Birliği Galerisi, Pekin, Çin
1963 Galerie Westing, Odense-Danimarka
1964 Resim ve Heykel Müzesi, Pekin
1964 K. Kunsthandel Galerisi, Kopenhag
1965 Alman Kültür Merkezi, İstanbul
1967 Amman Belediye Segisi, Ürdün
1969 Basın Klübü, Varşova
1973-74-75 Gladsaxe Sanat Çevresi, Danimarka
1975 Galerie Isabella Lemarie Dubreuil, Paris
1977 Galerie Krytykow, Varşova
1978 Bedri Rahmi Galerisi, İstanbul
1980 Sutton Place, New York
1981 Bedri Rahmi Galerisi, İstanbul
1981 Galerie Hubert Winter, Viyana
1982 Tiglar Sanat Galerisi, İstanbul
1982 Vakko Sanat Galerisi, Ankara
1983 Galerie MPIK, Krakow
1984 Galerie AEGIDIUS, Randers-Danimarka
1987 Galerie Callu Merite, Paris
1988 Galeri Baraz, İstanbul
Grup Sergileri
1941-43 Yeniler Grubu, İstanbul
1946 Uluslararası UNESCO Sergisi, Paris
1948 Mayıs Salonu Paris
1948 Yeni Gerçeklikler Salonu, Paris
1948 Galerie Maeght, Paris
1948 Galerie Saint-Placide, Eleştiri Ödülü
1949 Mayıs Salonu Paris
1949 Yeni Gerçeklikler Salonu, Paris
1949 Galerie Maeght, Paris
1949 Papalar Sarayı, Duvar Resmi, Avignon
1950 Mayıs Salonu Paris
1950 Yeni Gerçeklikler Salonu, Paris
1950 Galerie Maeght, Paris
1950 Galerie Bedune
1950 ABD ve Fransa'daki Genç Ressamlar, Sidney Janis Galerisi, New York, ABD
1951 Mayıs Salonu, Paris
1951 Yeni Gerçeklikler Salonu, Paris
1952 Galerie Babylone, Paris
1952 Galerie Marcel Evrard, Lille, Fransa
1952 La Hune, Charles Estienne'in "Küfür Gülü"Sergisi, Paris
1952 I Ekim Salonu, Paris
1953 Hanover Galerisi, Londra
1953 Fransız İtalyan Sergisi, Torino
1953 "Genç Paris Okulu", Modern Sanatlar Müzesi, Madrid
1954 Mayıs Salonu, Paris
1955 Brooklyn Müzesi, New York
1956 Mayıs Salonu, Paris
1959 Galerie La Cour d'Ingres, Paris
1964 "Günümüz Türk Sanatı", Modern Sanatçılar Müzesi, Paris
1965 Galerie Müzesi
1969 Estetik Müzesi, Torino
1975 Estetik Müzesi, Torino
1987 Türk Resminde Modernleşme Süreci, Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul
1987 Güncel Boyutlarla Resim Sanatımız, Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul
1987 Yahşi Baraz Koleksiyonundan Bir Kesit, Beymen Sanat Galerisi, Ankara
1989 "Büyük Sergi", Galeri Baraz Organizasyonu, Atatürk Kültür Merkezi, Ankara
1989 "Büyük Sergi", Galeri Baraz Organizasyonu, Eskişehir Üniversitesi Sergi Salonu, Eskişehir
1990 "Paristanbul", Uluslararası Sanat Merkezi, Paris
1990 "Etkinlikler Süresince 15. Yıl", Galeri Baraz Organizasonu, AKM, İstanbul
1992 Leopold Levy ve öğrencileri, Almelek Sanat Galerisi, İstanbul
1998 "Türk Resminde Soyut Eğilimler", Galeri Baraz Organizasyonu, AKM, İstanbul
Sanatçının Eserlerinin Yer Aldığı Müzeler
Modern Sanatlar Müzesi, Paris
Belçika Kraliyet Müzesi
Ulusal Müze,Varşova
Devlet Resim ve Heykel Müzesi, İstanbul
Saint-Etienne Müzesi, Fransa
Grenoble Müzesi, Fransa
Aalborg Müzesi, Danimarka
Aarhus Müzesi, Danimarka
Havana Müzesi, Küba
Pekin Müzesi, Çin
Tuborg Vakfı, Kopenhag
Papirüs Sanatı | Papirüs Bitkisi - Papirüs'ün Bulunuşu - Mısır'da 19.Yüzyılın Başlarında Bulunan Orta Krallık Dönemi Sonlarına Ait Papirüs - Papirüs Resimleri
Papirüs Sanatı
Papirüs Bitkisi
Papirüs, Cyperaceae ailesinden bir su bitkisi ve eski çağlarda bu bitkinin gövdesinden hazırlanan yazı kağıdının adıdır.
Eski Mısır]lıların yelken, bez, hasır ve yazı kağıdı olarak kullandıkları papirüs onlardan Yunanlılara daha sonra Romalılara intikal etti ve M.S. 3. yüzyılda yerini parşömen alıncaya dek kullanımı sürdürüldü.
Yunanca papiros kelimesi Kıptice'den ödünç alınmış ve neredeyse tüm batı dillerine girmiştir (İngilizce, Almanca, Fransızca Papyrus, Rusça папирус, İspanyolca, İtalyanca papiro)
İngilizce paper "kağıt" ve Türk argosunda "para" anlamına gelen "papel" kelimelerinin de orijini bu kelime olmalıdır.
Papirüs Bitkisi
Papirüs Sanatı
Antik mısırda kutsal sayılan papirüs bitkisinin sapları işlenilerek elde edilen yazı yazma aracı.
çinliler kağıdı ilk icad edenler olarak boy gösterir tarihte ama antik çağın ilk kağıdıdır papirüsler.
PAPİRÜS BULUNUYOR
Mısırlıların icat ettikleri kitap ise çok garipti. Uzun, çok uzun ve yüz metrelik bir şerit düşünün: Bu şerit kağıttan yapılmışa benzerse de bu genelde "acayip" bir kağıttı. Elinize alıp ışığa tutarsanız,incecik bir çok çapraz çizgilerden yapılmış karelerden meydana geleceği görülecektir. Bir parçasını koparırsınız, gerçekten de tıpkı hasıra benzeyen bir takım-eritlerden örülü olduğu kolayca anlaşılır. Görünüşte bu kağıt; sarı, parlak ve perdahlıdır. Balmumu levhalar gibi kolay kırılabilir de...
Üzerindeki satırlar şeridin uzunluğunca değil de, dikine; onlarca, hatta yüzlerce sütunlar halinde yazılmıştır. Eğer satırlar şeridin uzunluğunca yazılmış olmasaydı, her satırı okumak için şeridin bir başından öteki başına kadar gidip gelmek gerekirdi. Bu garip kağıt kendisinden daha garip bir bitkiden elde ediliyordu. Nil kıyılarının bataklık yerlerinde çıplak, uzun gövdeli ve tepesinde püsküllü olan yine garip görünüşlü bir bitki yetişmekteydi. Bu bitkinin adı papirüstü. Dil bilim olarak da kelime bir çok dilimize geçmiştir. Papier (Almanca ve Fransızca), paper (İngilizce) olarak dünya dillerinde örnekleri vardır...
Mısır'da 19.yüzyılın başlarında bulunan Orta Krallık Dönemi sonlarına ait papirüs, Hollanda Leizen Müzesinde bulunuyor.
Duvar üzerine resim yapma tekniği ve bu teknikle yapılmış duvar resimleri, İtalyanca taze anlamına, "fresco"dan. Fresk, yeni sıvanmış bir duvar üzerine, kireç suyunda eritilmiş boyalarla yapılan bir tür resimdir. Genellikle sanıldığının tersine, bu terim herhangi bir duvar resmi tipini değil, kuru ve sert badanalar üzerine yapılan resimlere karşıt, özel bir tekniği belirtir.
Fresk, özellikle İtalya'da ve XIV. yy.dan XVI. yy .a kadar Giotto, Fra Angelico, Piero Della Francesca, Uccello, Raffaello ve Michelangelo gibi sanatçılarla tanınmıştır.
Kireç ve Boyalar
Fresk yapmak isteyen sanatçı, auvara pürtüklü kireçten bir sıva vurur ve bunun üzerine, odunkömürüyle ilk taslağını çizer. Bu desen sonra kırmızı, killi bir toprakla renklendirilmiş soluk aşıboyasıyla bir daha çizilir. Küçük küçük düzeylerle çalışarak ressam, pürüzsüz bir kireç tabakası sürer ve bu tabakada taslak saydam olarak görünür. Bu henüz nemli olan kireç üzerine sanatçı çarçabuk freskin bir bölümünü çizer, boyar ve sonraki parçaya geçer. Kururken kireç ve boyalar birbirine iyice karışır ve çok bağdaşık (homogen) bir tek madde haline gelir, artık bunun üzerinde rötuş yapma, düzeltme imkânsızdır.
Freskler çabuk bozulabilir. En büyük düşmanları rutubettir: rutubet, küflenmeye yol açar, bu da zamanla boyaları bozar. Erken farkına varılacak olursa bu tehlike, basit bir düzeysel işlemle önlenebilir. Buna karşılık daha ciddi durumlarda, freski duvardan çıkarmak gerekir. Bunun için birkaç yöntem vardır, ancak hepsi de aynı ilkeye dayanır: freskin üzerine bir tuval yapıştırılır ve tuval çıkartıldığında freskin boyaları bunun üzerine geçmiş olur.
Fresk Sanatı
Eski uygarlıkların çoğunda fresk sanatı uygulanmıştır: Azteklerde, Hindistan'da, Mısır'da, Roma'da, Yunanistan'da. Günümüzde bilinen en eski fresk, Mezopotamya'da (Irak) bulundu: Milattan önce üç bin yıllarından kalmadır.
"Ölümün Zaferi" (bölüm), XIV. yy. Floransa ressamlarından Traini'ye ait olduğu sanından eserin, solda taslağı, sağda tamamlanmış hali görülüyor. Freskler onarılmak itere duvarlardan ıkındığı zaman ortaya, pürtüklü kireç sıva üzerine yapılmış taslaklar çıkmıştır. Bu yoldan ressamın çalışma tarzını, desenci olarak yeteneğini ve başlangıç konusuna getirdiği değişiklikleri değerlendirme olanağı kazanılır.
İsa'nın dirilişini haber veren melek: Bizans tarzı fresk (XIII. yy.), Yugoslavya'da Mileseva Manastırı.