güney'ce

güney'ce

Üye
19.07.2006
Uzman Onbaşı
3.759
Hakkında

  • 6600 vs. SX1 vs. P900 Babalar Kapisiyor

    noimage[SIZE=+3]Nokia 6600, Siemens SX1 ve Ericsson P900 2004 ortasi alemin kral telefonlarini kapistirdik.
    Tasarim

    Nokia 6600, siemens SX1 ve sony Ericsson P900 '?zer ?likleri bir telefondan 篫 daha fazlasini veriyor.

    Tasarim:6600'in gayet hos bir g?t?r ve 篫 basarili. Yes ve no tuslari k?dugu i穮 birka破usa birden basabiliyorsunuz. Fakat tuslarin k?siyle telefon ekrani olduk硠b?e g?risli. Nokia 6600'inda SX1 deki gibi men?iklarinda kolayca dolasabilmenizi saglayacak joystick e sahip SX1 deki tus dizimi alisildiktan saonra Nokia 6600 dakinden 篫 daha pratik. P900'a gelirsek; 篫 farkli gelismis bir dizaynla karsilasiyoruz. ֮ taraftak katlanabilir rakam panelinin arka tarafinda ses 穫is ve kamera ayrintilariyla mekanik bir g?t olusturmus. Istediginiz taktirde rakam panelni 穫artarak SX1 ve 6600 da olmayan bir ?lik olan dokunmatik ekrani kullanabiliyorsunuz. Ekran 篫 b?e parlak. En sik tasarim SX1 de olmasina karsin p900 tasarimini islevsellige d?s durumda.

    Markalarin 2004 yilinda 穫artmis oldugu en gelismis telefonlar oldugu i穮 fiyatlar da diger telefonlara karsin y? Cebinizde tasirken s? kafanizin bir yerinde telefonunuz meskul edicek. Acaba d? mi? veya bozuldugunda garantiniz yoksa aglamaniza sebebiyet verebilir.

    .Kullanim Kolayligi

    Symbian isletim sistemiyle birlikte aynen masa?ilgisayarla gibi 硬ismaya baslayan telefonlar artik herkesin ilgisini 祫iyor. Bu 3 ddevinde sahip oldugu isletim sistemi olduk硠hizli. Nokia 6600 ve p900 de symbian 7.0 ile doruga ulasiyor. SX1 de Nokia ve Ericsson symbianlarindan farkli olarak ve radyoyada kisa yol tuslari ve olduk硠basarili sesli komut ve kamera kisayol tuslari var.

    Uygulamalar

    Bu 3 telefon GPRS ile internete baglanma konusunda diger telefonlardan kesinlikle ayriliyor. Gayet hizli olarak t?eleri a硢iliyorsunuz. Nokia 6600'in Bluetooth baglanti hizi olduk硠hizli. SX1'in baglanti ?liklerine bakildiginda bluetooth ve kizil ?i disinda bilgisayarinizla en iyi bi穭de veri alisverisi saglayan, USB portu ?den 硬isan Siemens Data Suite yazilimi dikkat 祫iyor. Bu ?ligiyle mp3leri, resimleri, videolari aktarabiliyorsunuz. P900'?SB kablosuyla bunlari yapabiliriz ayrica p900 standart olarak verilen 32mb lik Sony marka Memory Stick Duo ile bir篫 veriyi elinizin altinda tutabilirsinz.

    Kamera

    Nokia 6600 hakkinda bahsedilmesi gereken kamerasinin piyasadaki rakiplerinde 篫 daha kral olmasi dahili olarak kasanin arkasina yerlestirilen 3.5 mm lik kamera 640x480 pixel 綺?kte resim 祫ebiliyor. 6600'da bulunan kamera Nokia 3650 ve 7650 ?de olan kameralarla ayni. 6600'in kamerasi yazilim araciligiyla 2x zoom yapabiliyor. Ayni zamanda hareketli ve sesli 祫im yapabilen 6600 iki farkli boyutta film se祮egi sunuyor. Kamerada herhangi bir koruma bulunmuyor fakat kameranin y?re degmesi engellenmis. ֮ceki telefonlarda 4mb olan dahili hafiza 6600 da 6mb'a 穫arilmis. SX1'e geldigimizde ise dahili kamera 3 farkli modda fotograf 祫me imkani sagliyor. Standart modda 祫ilen fotograflar 160x120 pixel, portre modunda 80x96 pixel, tam ekran modunda ise 480x640 pixel boyutlarinda jpeg formatinda kayit ediliyor. Fotograf 祫mek i穮 telefonun yaninda bulunan hizli fotograf 祫me tusu kullanilabilir. ǥkilen fotograflar telefon hafizasinda g?t?las?ltinda toplaniyor. Video uygulamasinda 祫ilen kisa filmler real one player ya da telefonda y?laraksunulan pocket video yazilimiyla g?t?iliyor. Video i穮 farkli ayarlar bulunuyor. Bu sayede videolarin 祫im kalitesi ve ses ?liklerini ayarliyabilirsiniz. ǥkilen videolari data koblasiyla ya da bluetoothla bilgisayariniza aktarabilir. MMS ya da kizil ?iyle dostlarinizla paylasabilirsiniz. Sony Ericsson P900'?erasi isiga karsi 篫 hassas 640x480 pixel, 320x240 pixel ve 160x120 pixel 綺?kleri ile video 祫ilebiliyor. Isik yerinde oldugu s?6600 ve SX1'i zorlayacak kadar resim ve hareketli g?t?turabiliyor
#29.11.2007 21:11 0 0 0
  • noimage

    ordu ili,ordu ilinin,ordunun ili,ordu ili ünye,ordu ili mesudiye,ordu ili gölköy,ordu ili gürgentepe,ordu ili perşembe,ordu ili fotoğrafları,ordu ili fatsa,ordu ili akkuş,ordu ili aybastı,ordu ili haberler,ordu ilinde,ordu ili ulubey,ordu ili belediyesi,ordu ili resimleri,ordu ili haber,ordu ili boztepe,ordu ili kumru,ordu ili tarihi,ordu ili kabataş,ordu ili ilçeleri,ordu ili gazetesi,ordu ili askerlik şubesi,ordu ili gülyalı,ordu ili fındık,ordu ili yaylaları,ordu ili perşembe ilçesi,ordu ili turizm,ordu ili milli eğitim müdürlüğü,ordu ili meb,ordu ili haritası,ordunun ilinin,ordu ili çamaş,www ordu ili,www ordu ili com,2007 ordu ili,ordu ili 2
#29.11.2007 21:05 0 0 0
  • noimageKurul Kayası Yerleşmesi:
    İlimiz merkezine 20 km mesafedeki Bayadı Köyü sınırları içersinde sivri bir kaya üzerinde antik bir yerleşme alanıdır. Yeraltı galerileri bulunmaktadır. Karadeniz Bölgesinde sık rastlanmayan örneklere sahiptir. Tepenin üzerinde yapılan define kazıları sırasında 2 metre kalınlığındaki duvar kalıntıları bulunmuş olup, duvar örgüsü keramik parçaları ve pişmiş toprak çatı kiremitleri yoğun olarak İ.Ö. I. IV yy. da yerleşim gördüğünü kanıtlar niteliktedir. .
    noimage

    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage, noimage noimage

    ordu ili,ordu ilinin,ordunun ili,ordu ili ünye,ordu ili mesudiye,ordu ili gölköy,ordu ili gürgentepe,ordu ili perşembe,ordu ili fotoğrafları,ordu ili fatsa,ordu ili akkuş,ordu ili aybastı,ordu ili haberler,ordu ilinde,ordu ili ulubey,ordu ili belediyesi,ordu ili resimleri,ordu ili haber,ordu ili boztepe,ordu ili kumru,ordu ili tarihi,ordu ili kabataş,ordu ili ilçeleri,ordu ili gazetesi,ordu ili askerlik şubesi,ordu ili gülyalı,ordu ili fındık,ordu ili yaylaları,ordu ili perşembe ilçesi,ordu ili turizm,ordu ili milli eğitim müdürlüğü,ordu ili meb,ordu ili haritası,ordunun ilinin,ordu ili çamaş,www ordu ili,www ordu ili com,2007 ordu ili,ordu ili 2
#29.11.2007 21:03 0 0 0
  • noimage
    noimage
    noimage

    Gümüşhane
    Pestil ve yaylalar diyarı

    Gümüşhane'nin en köklü ailelerinden birini temsil eden Meliha Kantek Hanımefendi'nin evine konuk olduk. Meliha Kantek, bize hem Gümüşhane'nin en ünlü yemeklerini ve geleneklerini anlattı hem de kendi elleriyle hazırlayıp tariflerini verdi.

    noimage Gümüşhane, Doğu Karadeniz Bölgesi'nin iç kesimlerinde yer alıyor. Adı da bol bulunan gümüş yataklarından geliyor. Gümüşhane'de çeşitli meyve, ceviz ve dut ağaçları bol. Özellikle kuşburnu ve dut pestili ile ünlü olan Gümüşhane'nin dağlık, akarsuları bol bir coğrafyası var.
    Gümüşhane'ye özgü evler de ilgi çekiyor. Çok kar yağdığından evlerin çatıları özellikle sivri üçgenler şeklinde yapılmış. Evler genellikle 2 katlı, geniş bahçeli ve ambarlı. Neredeyse yaylalar cenneti olan Gümüşhane'de, gezip görmeye değer ilginç özelliklere sahip pek çok mağara bulunuyor. Gümüşhane'de her yıl ağustos ayında geleneksel kuşburnu ve pestil kültür ve turizm şenlikleri yapılıyor. Yine yaz aylarında tüm yaylalarda ayrı şenlikler yapılıyor.
    Evine konuk olduğumuz 80 yaşındaki Meliha Hanım'la daha çok Gümüşhane mutfağını, geleneksel tatlarını ve yemeklerini konuştuk. Hem bir Osmanlı hanımı gibi yetişen hem de bir Cumhuriyet kadını olarak yaşayan ve çocuklarını bu ilkelerle yetiştiren Meliha Kantek, ud çaldığı günleri, evlerde helvalar yapılıp yufkalar açıldığı toplantıları büyük bir keyifle anlattı. Misafirler veya aile bireyleri bir araya toplandığında yufkalar açılıp, saclarda pişirilerek geleneksel Siron yapılırmış. Sacda pişirilen bu yufkalarla bazen kıymalı börek bazen de şerbetle ıslatarak şekerli börek yapılırmış. Hâlâ bu geleneksel yemeğin yaşatıldığını söylüyor. Yine, her evde kışlık olarak erişte kesildiğini, yumurtalı makarna yapıldığını, kesilen eriştelerin fırınlarda kurutulduğunu daha sonra da haşlanıp bol tereyağlı pişirildiğini anlatıyor.
    Bulgur, mercimek, yarma buğday (yöresel adıyla gendime), dut kurusu, ceviz, fındık gibi malzemeler de yine kışlık olarak evlerin ambarlarında saklanırmış. Her sonbaharda kışlık olarak kıymalar kavrulur, etler kesilir ve sucuk yapılırmış. Tüm evlerin bahçelerinde meyve ağaçları olduğundan vişne, kayısı, erik, ayva ve kızılcık reçelleri yapılırmış. Ayrıca dut pekmezinden yapılan ve 'herle' adı verilen şıraya, ipe dizilen ceviz içleri batırılıp çıkarılarak kümeler hazırlanır ve kışın yenirmiş.


    Dut pestili

    Gümüşhane dut pestili ile çok ünlü. Her sene dut zamanında dut ağaçlarının altına serilen geniş temiz bezlerin üzerine dutlar silkelenerek toplanır ve pestil yapılırmış. Bunu Meliha Hanım şöyle anlatıyor; "Dutlar olgunlaştığında bir iki kez sallanıp toplandıktan sonra dallarda kalanlardan pestil yapılırdı. Öğleden sonra silkelenen dutlar toplanır ve tenekelere doldurulur. Ertesi gün bahçede bir ateş yakılır, üzerine büyük bir kazan konur. Dutlar kazana dökülür, üzerine su konup karıştırılarak şıra haline gelene kadar kaynatılır. Ağacın dalına, özel olarak sıkı dokunmuş bir çuval asılır ve şıra çuvalın içine boşaltılır. Altına, geniş, leğen gibi kaplar konur ve şıra süzülerek bu kapların içinde toplanır, yine kazanda kaynatılır. Bir yanda 5-6 kilo fındık dövülür. Bir yanda da geniş bir leğene un konur. Soğumuş bir miktar şıra unun içine dökülüp karıştırılarak yedirilir. Bu karışım kaynayan şıraya ilave edilip koyulaşana kadar sürekli karıştırılarak kaynatılır, soğumaya bırakılır. Diğer yanda 2 metre boyunda özel pestil bezleri güneşe serilir. Pestil, kaşıkla düzeltilerek bezlerin üzerine ince ince sürülür, fındık serpilir. Bezler gece ipe asılır, ertesi gün serilen temiz bezlerin üzerine pestiller ters kapatılır. Tersinden hafifçe ıslatılarak pestiller bezden çıkarılır. Tekrar kurumaya bırakılır. Kalıp halinde tenekelere basılarak saklanır."


    Elma ve armut cenneti
    Gümüşhane'de son yıllarda kuşburnu öne çıkmakla beraber özellikle elma ve armut çeşitlerinin çok fazla olduğunu söyleyen Meliha Kantek, aklına gelenleri sıralıyor; "Göbek, sandık, sarı hıdır, godil, bey elması, taraklı gelin, misket elması gibi. Armut çeşitlerine gelince; mihranisultan, şalgam, cinci, hacıhamza, göksulu, çermani, arpa armudu. Ancak son yıllarda bu meyve cinslerine rastlayamıyorum" diyor ve eskiden elma soyma ile ilgili bir geleneği ekliyor;"Genç kızlar bir elmanın kabuğunu 7 arşın uzunluğunda hiç koparmadan soyar nişanlısına gönderir, nişanlısı da bu maharetinden dolayı kıza 7 arşın uzunluğunda kumaş gönderirmiş."
    Meliha Hanım yöresel ve çok bilinen bir yemek olan Tuala'yı da şöyle tarif ediyor: "Sütün üzerinde biriken kaymağı alınır. Bir tavaya alınan kaymak, ocakta ısıtılır ve içine mısır unu veya biraz buğday unu eklenip biraz da tuz serpilir, karıştırılarak pişirilir. Ekmek banılarak yenir. Diğer adı da 'kuymak'tır." Dilber dudağı ve Fındıklı un helvası, evlerde en sık yapılan tatlılar. Su böreği, Siron, Lemiz geleneksel hamurişleri arasında yer alıyor. Fasulye diblesi ve Fasulye bulgurlusu da yine yöresel. Ayvalı et yemeği ise Osmanlı mutfağından kalma bir tat.

    gümüşhane,gümüşhane köyü,gumushane,gümüshane,gümüşhane kelkit,gümüşhane resimleri,gümüşhane şiran,gumushane com,gumushane kelkit,gümüşhane belediyesi,gümüşhane com,gümüşhane ili,gümüşhane ilçesi,gümüşhane kelkit köyü,gümüşhane kösegümüşhane kürtün,gümüşhane sağlık meslek lisesi,gümüşhane tekke,gümüşhane torul,gümüşhane şiran köyü,www gumushane,www gümüşhane,www gümüşhane com,can gümüşhane,gumushane kose,gumushane resimleri,
#29.11.2007 20:52 0 0 0
#29.11.2007 20:45 0 0 0
  • EĞİTİM-ÖĞRETİM

    Akademik Takvim
    KTÜ'de bir eğitim - öğretim yılı, güz yarıyılı ve bahar yarıyılı olmak üzere 2 yarıyıldan oluşur. Her bir yarıyıl 15 hafta ders, 1 hafta ara sınav haftası ve 2 hafta da yarıyılı sonu sınav haftası olmak üzere 18 haftadan oluşur.

    Yaz Okulu
    Yaz okulu, üniversitenin eğitim-öğretim imkanlarının yaz aylarında da değerlendirilmesini amaçlar. Yaz okulunda açılan dersleri tezsiz lisansüstü öğrencileri ile çift anadal ve yandal öğrencileri alabilirler. Yaz okulunda eğitim-öğretim süresi 7 hafta olup, normal eğitim-öğretim döneminde yapılan ders saatini kapsar.

    İngilizce Hazırlık
    Bilgisayar Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Makine Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Orman Mühendisliği, Jeoloji Mühendisliği, Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği, Fizik, Kimya, Biyoloji, İngiliz Dili ve Edebiyatı, Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği, Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği, Uluslararası İlişkiler, Kamu Yönetimi, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümlerinin gündüz programları ile Tıp Fakültesi'nde okuyan öğrencilere bir yıl süreyle İngilizce hazırlık programı uygulanmaktadır.
    Üniversitenin İngilizce Hazırlık Sınıfı olan bölümlerinden birine kayıt yaptıran öğrencilerden muafiyet sınavını geçemeyenler, seviye gruplarına göre 20-25 kişilik U sınıflarda interaktif bir ortamda çağdaş eğitim teknolojilerini kullanarak ders görmektedir. Okulda konuşma, dinleme, okuma ve yazma olmak üzere çeviri ve mesleğe yönelik İngilizce verilmektedir. Öğrenci merkezli olarak programlanan derslerde öğrenciler tarafından sürekli olarak yapılan proje sunumları, derslerin daha kolay öğrenilir ve daha kalıcı olmasını sağlamaktadır.


    Danışmanlık
    Karadeniz Teknik Üniversitesi, öğrencilerinin her türlü sorunlarıyla yakından ilgilenmek ve onlara çözüm bulmaya çalışmak adına danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Her öğrenci üniversiteye kayıt yaptırdığı andan üniversiteden ilişiği kesilene kadar, kayıt olduğu ilgili bölüm başkanlığınca görevlendirilen bir öğretim üyesi ile irtibata geçerek sorunlarını aktarabilmekte ve çözüm yolları arayabilmektedir. Ayrıca, öğrencilerin gerek ortamsal değişiklikten ve gerekse farklı nedenlerden kaynaklanabilen sağlık problemlerinin çözümüne katkıda bulunmak üzere isteyen öğrenciye ücretsiz olarak psikolojik rehberlik hizmeti de sunulmaktadır.

    Oryantasyon Programı
    Üniversitemize kayıt olan yeni öğrencilere üniversiteyi ve çevreyi tanıtmak amacıyla, derslere başlamadan önce Oryantasyon (Uyum) Programı uygulanır. Bu programda öğrencilerin yeni ortama uyum sağlamaları ve çevreyi tanımaları için gerekli bilgilendirme yapılır.

    Çiftanadal Uygulaması
    Çift Anadal uygulaması; Karadeniz Teknik Üniversitesinde herhangi bir lisans programına devam etmekte olan ve bu programda üstün başarı sergileyen lisans öğrencilerinden isteyenlerin, aynı zamanda ikinci bir lisans diploması almasına yönelik bir uygulamadır. Öğrencilerin bu uygulamadan faydalanabilmeleri için, başvuru anına kadar kendi lisans programındaki tüm derslerini başarıyla tamamlamış olması ve genel akademik not ortalamasının da 4 üzerinden en az 3.2 olması gerekmektedir. Bu şartları sağlayan öğrenciler, istemeleri ve kontenjan olması durumunda istedikleri diğer bir bölümün derslerine de devam etmek ve en az 40 kredilik dersi tamamlamak suretiyle ikinci bir diploma almaya hak kazanmaktadırlar. Başarılı öğrenciler, Çift Anadal programına, kendi lisans eğitimlerinin en erken üçüncü ve en geç beşinci yarıyılları arasında başvurabilirler.

    Yandal Uygulaması
    Yandal uygulaması, Çift Anadal uygulamasının daha dar kapsamlısı olup, Karadeniz Teknik Üniversitesinde her hangi bir lisans programına devam etmekte olan ve bu programda üstün başarı sergileyen lisans öğrencilerinden isteyenlerin, aynı zamanda başka bir bölümden yan dal sertifikası almasına yönelik bir uygulamadır. Bu uygulamadan faydalanmak için başvuru anına kadar genel akademik ortalamanın 4 üzerinden en az 2.7 olması ve seçilen diğer bölümden en az 20 kredilik dersin tamamlanmış olması gerekmektedir.

    Bölümlerarası Geçiş
    Bölümler arası geçiş; ÖSS sınavı ile her hangi bir bölüme yerleştirilmiş öğrencilerden, ilk yıl sonunda akademik ortalaması en az 4 üzerinden 2.80 olanların, kaydoldukları bölümün ait olduğu fakülte içinde bulunan ve kendi bölümüyle aynı puan türünde öğrenci alan bir diğer bölüme geçiş yapmasına olanak tanımaktadır. Her yıl sonunda bölümler tarafından ilan edilen kontenjana bağlı olarak, başvuran öğrenciler yıl sonu akademik ortalamalarına göre sıralanmakta ve buna göre seçim yapılmaktadır.

    Kariyer Planlama
    Öğrencilerimizin daha üniversite eğitiminin ilk yıllarında iş ve piyasa koşullarına hazırlanması ve yönlendirilmesi, kendilerini ve içinde bulundukları çevreyi değerlendirerek, iş hayatı ile ilgili hedefler belirlemesi amacına yönelik olarak üniversitemizde kariyer planlama etkinlikleri gerçekleştirilmektedir. Bu çerçevede, çeşitli özel sektör ve devlet kuruluşlarının temsilcileri ile Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrenci kulüpleri arasındaki işbirliği ile yürütülmeye çalışılan kariyer günlerinde, mezuniyet durumunda olan öğrencilerimizin çeşitli şirketlerle iş görüşmesinde bulunmaları sağlanmakta; özgeçmiş hazırlama, iş arama yöntemleri ve benzeri konularda öğrencilerimize yıl boyunca çeşitli seminerler verilmektedir. Bu amaçla Karadeniz Teknik Üniversitesi, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) ve KOSGEB ile çok sıkı bir işbirliği içerisindedir. İşbirliği çalışmalarını koordine etmek için Merkez Kampüs'te TTSO ve KOSGEB'in bir irtibat bürosu bulunmaktadır. Ayrıca, zaman zaman lise öğrencilerine de meslek seçimine yönelik yönlendirme ve tanıtım etkinlikleri gerçekleştirilmektedir.


    EĞİTİM ve ARAŞTIRMA OLANAKLARI
    Kütüphane
    Karadeniz Teknik Üniversitesi, Faik Ahmet Barutçu Kütüphanesi, çağdaş iç ve dış görünümü, sahip olduğu materyal çeşidi, nitelikli personeli ve hizmet anlayışı ile Karadeniz Bölgesi'nin olduğu kadar Türkiye'nin örnek "Teknik Kütüphaneleri"nden biridir.

    Kütüphane, her akademik dönem başında yeni başlayan öğrencilerimize bilgi hizmetleri ve kütüphaneyi tanıtıcı "Oryantasyon Programları" düzenlemekte ve talepler doğrultusunda Kullanıcı Eğitim Programları hazırlamaktadır. Ayrıca "Web Tabanlı Bilgi Hizmetleri"yle araştırmacılarımıza danışma hizmeti verilmektedir.

    Kütüphane; Teknik Hizmetler (Sağlama Birimi, Kataloglama Birimi, Ayniyat) ve Okuyucu Hizmetleri (Referans Birimi, Ödünç Verme Birimi, Süreli Yayınlar Birimi, Osman Turan Tarih Araştırmaları Kitaplığı, Celalettin Algan Kitaplığı, Tezler Odası, Kütüphaneler Arası İşbirliği)'nden oluşmaktadır. Ayrıca Referans Birimi'nde "Fulbright Eğitim Komisyonu"nun yayınlarıyla desteklediği "Fulbright Köşesi" ve "Yapı-Endüstri Merkezi"nin yayınlarından oluşan "YEM Yayınları Köşesi" bulunmaktadır.

    Koleksiyonda Türkçe ve yabancı dilde yazılmış yaklaşık 176 bine yakın basılı, 30 bine yakın elektronik kitap, 52 bin 237 adet dergi bulunmaktadır. Bu dergilerin yaklaşık 52 bin kadarı basılı ciltli; 237 adediyse basılı güncel dergiler oluşturmaktadır. Bunların yanında 34 veritabanı aboneliğimiz olmakla birlikte yaklaşık 37 bin elektronik dergiye çevrimiçi (on-line) erişim mümkündür. Kütüphanede bunların dışında harita, CD, DVD, VCD, Disket gibi kitap dışı materyallerde mevcuttur.

    Kütüphanede açık raf sistemi uygulanmakta ve tüm yayınlar ABD Kongre Kütüphanesi Sınıflama Sistemi (Library of Congress, LC)'ne göre raflara yerleştirilmiştir. Koleksiyonda bulunan tüm materyaller YORDAM adı verilen otomasyon programına aktarılmış olup; katalog tarama ve sorgulama, kitap ayırtma gibi işlemler çevrimiçi ve çevrimdışı yapılabilmektedir.

    Kullanıcılarımızın kaynaklarımızdan daha fazla yararlanabilmeleri için gerekli tüm donanım (bilgi tarama amaçlı 35 bilgisayar, lazer yazıcı ve tarayıcı) Kütüphanede bulunmaktadır.

    Kullanıcılarımız, veritabanlarına erişimi ve taramayı kolaylaştıran iki arayüzü (Serial Solution ve Central Search) ve bu programlarla uyumlu bir servis olan "Link Out Hizmeti"ni kullanabilmektedirler. Ayrıca Kütüphanemizin abone olduğu elektronik kaynaklar "Kampus Dışı Erişim"e açılarak kullanıcılarımıza sunulmuştur.

    Bilgisayar Olanakları ve Laboratuvarlar
    Karadeniz Teknik Üniversitesi, öğrencilerinin eğitimde kaliteyi yakalamasına katkıda bulunmak için birçok bölümünde modern laboratuvarlarıyla eğitim-öğretim imkanları sağlamaktadır. Ayrıca, tüm öğrencilerin bu iletişim çağında bilgisayar teknolojisinden yararlanabilmesi için her fakültede ve hemen hemen tüm bölümlerde modern donanımlı bilgisayar salonları oluşturulmuş ve bu salonlar yazıcılar ve projektörlerle donatılmıştır. Temel Bilgisayar derslerinin de verildiği bu laboratuvarlardaki tüm bilgisayarlar internete bağlıdır. Öğrenciler, boş saatlerinde de bilgisayar ve internet hizmetlerinden yararlanabilmektedir.

    Öğrencilere eğitim amaçlı hizmet veren bu laboratuvarların dışında, Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde çalışmakta olan akademisyenler ile yüksek lisans ve doktora çalışması yürüten öğrencilerin bilimsel araştırma faaliyetlerinde kullanabilecekleri çok sayıda araştırma-geliştirme (AR-GE) laboratuvarı kurulmuştur ve kurulmaya da davam edilmektedir.


    Uluslararası İlişkiler
    Karadeniz Teknik Üniversitesi; değişen, gelişen ve küreselleşen dünyada yerini alabilmek ve eğitimini üstlendiği gençliğin tüm dünyadaki diğer gençlerle giriştikleri yarışta sürekli önde ve aranan olmalarını sağlayabilmek için, gerek teknolojik ve gerekse eğitim-öğretim açısından yeni hedefler belirlemiştir. Avrupa Birliği ile müzakere sürecini yaşamakta olduğumuz bu dönemde, diğer alanlarda olduğu gibi, yüksek öğretim alanında da Avrupa Birliği'ne üye gelişmiş ülkelerdeki eğitim-öğretim sistemi ile uyumluluk ve bütünleşme nihai hedefimizdir. Bu bağlamda Bologna süreci ile ilgili gelişmeler süratle sistemimize entegre edilmektedir. Üniversitemizde kurulmuş bulunan Dış İlişkiler Ofisi bu nihai hedefe yürümede son derece önemli bir rol oynamaktadır. Dış İlişkiler Ofisi aracılığıyla Avrupa, Amerika ve Japonya'da bulunan çok sayıda üniversite ve enstitüler ile ikili ilişkiler kurularak, üniversitemiz ile bu üniversiteler arasında öğrenci ve öğretim üyesi değişiminden, ortak proje hazırlanmasına kadar her türlü bilimsel ve kültürel işbirliği başlatılmıştır.

    Dış İlişkiler Ofisi Avrupa Birliği bünyesinde oluşturulan eğitim ve araştırma amaçlarına uygun bir şekilde yapılandırılarak, Karadeniz Teknik Üniversitesi'ndeki öğrencilerin ve akademik personelin Avrupa Birliği fonlarından faydalanabilmesi için çalışmalar başlatılmıştır. Karadeniz Teknik Üniversitesi Ülkemizin AB eğitim-araştırma programlarına katılmaya hak kazandığı 2004 yılından beri Erasmus programını uygulamaktadır. Bu program kapsamında şu ana kadar farklı fakültelerimizden 170 öğrencimiz Avrupa'nın değişik üniversitelerinde eğitim alma imkanına kavuşturulmuştur. Önümüzdeki akademik dönem en az 100 öğrencinin daha bu programdan faydalanması için olanaklar hazırdır. Şu an itibariyle, Üniversitemizin 15 AB üyesi ülkeden yaklaşık 30 farklı üniversite ile ikili anlaşmamız ve toplam 250 öğrencilik bir kontenjanımız vardır. Karadeniz Teknik Üniversitesi, 01.01.2007 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanan Yaşam Boyu Öğrenme programının bir parçası haline getirilen Leonardo Da Vinci programını da aktif olarak uygulamaya kararlıdır. Bu programla özellikle mühendislik ve diğer uygulamalı branşlardaki öğrencilerimizin staj amaçlı olarak AB ülkelerine gönderilmesine azami gayret gösterecektir. Ayrıca, Comenius, Grundwig ve Youth gibi AB fonları da öğrencilerimizin kendilerini geliştirebilmesi adına yoğun olarak kullanılmaktadır.

    Öğretim üyelerimizin kendilerini geliştirmelerine, farklı imkanlarla donatılan ortamlarda araştırma faaliyetlerine katılmalarına ve bütçesi hayli yüksek Ar-Ge projeleri alabilmelerine imkan tanıyan Altıncı ve Yedinci Çerçeve Programı, Cost ve Eureka gibi AB araştırma fonlarından alınan projeler giderek artmaktadır.


    E-Üniversite
    E-Üniversite projesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen her türlü eğitim-öğretim, araştırma ve idari hizmetin bilgisayar teknolojilerinin sağladığı imkanlar ile sunulmasını sağlayan projeler grubudur. Böylece öğrencilerin, akademisyenlerin ve diğer personelin bir çok hizmete bilgisayar ortamında hızlı bir biçimde ulaşması sağlanmaktadır. Bu proje kapsamında E-Öğrenci, E-Akademisyen, E-Personel, E-Kütüphane, E-Sağlık ve E-Kart alt birimleri hazırlanmıştır.

    E-Öğrenci ile, Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencilerine derse yazılma, sınav sonuçlarını takip etme, transkript alma, e-posta adresi alma ve web sayfası alanı elde etme gibi temel hizmetler sunulmaktadır. Üniversitemizin değişik yerlerinde 35 adet kablosuz internet imkanı bulunmaktadır.


    BURSLAR VE ÇALIŞMA OLANAKLARI
    Karadeniz Teknik Üniversitesi'nde okuyan fakir ve yardıma muhtaç öğrencilere her yıl Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı tarafından beslenme ve giyim yardımı yapılmaktadır. Ayrıca Karadeniz Üniversitesi Güçlendirme Vakfı'ndan (KÜGEV) fakir öğrencilere para yardımı yapılmakta olup, çeşitli vakıf ve yardım kurumlarından da öğrencilere burs imkânı sağlanmaktadır.

    Üniversitemizde okuyan başarılı ve yardıma muhtaç öğrencilere yarı zamanlı çalışma imkânı sunulmaktadır. E-Üniversite Projesi kapsamında yürütülen teknik destek, yazılım, web programlama konuları ile bilgisayar salonları, Rektörlük Proje Üretim Merkezi, Kütüphane, Kültür Merkezi, Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi, Dış İlişkiler Ofisi, sağlık, spor ve sosyal tesislerde kısmi statüde çok sayıda öğrenci sigortalı olarak çalışabilmektedir.

    Kredi ve Yurtlar Kurumunca verilen bursların dağıtımı Üniversitemiz tarafından yapılmaktadır.

#29.11.2007 20:43 0 0 0
#29.11.2007 20:38 0 0 0
  • noimageYıllarca rehber öğretmenlik yaptım Oldukça zor, yorucu ve sorumluluğu çok fazla olan bir meslek. Hele de dershanelerde yapılan rehber öğretmenlik çok daha yoğun ve özveri gerektiren bir nitelik taşıyor. Sınavlara hazırlanan öğrenci ve onların velilerinin başları sıkıştığında ilk başvurdukları kişiler olmak, pek çok durumda sorun çözücü konumda görülmek ve özellikle yıllar öncesinden gelen sorunları birkaç ay içinde çözümleme pozisyonunda bulunmak tahmin edildiğinden de zor bir meslek olmasının temel nedenleridir.





    Sınavlara hazırlanan öğrenciler neden rehber öğretmenlere başvururlar?

    Ders çalışma programı yaptırmak, motivasyonsuzluk yaşıyorlarsa bunları gidermelerini istemek yani içlerinde bulunmayan çalışma arzu ve isteğinin oluşması için yardım almak, aileleri ile yaşadıkları çatışma ya da uyumsuzluklarda rehber öğretmenlerinin çözüm bulmasını istemek, derslerde yaşadıkları öğrenme sorunlarına çözüm bulmalarını ya da öğretmenleri ile yaşadıkları sıkıntılarının çözülmesini istemek için rehber öğretmenlerine başvururlar. Tabi daha günlük ve anlık sıkıntıları burada dile getirmedik (matematik etüdü için kime başvuracağım?testimi kimden alacağım, geometri dersine girmek istemiyorum, derslerde sıkıldım gitmek istiyorumgibi)

    Tüm bu taleplere bir de velilerin yaşadıkları sorun , sıkıntı, istek ve şikayetleri de eklemeyi unutmamak gerekir.

    Yukarıda saydığımız ya da saymayı unuttuğumuz daha pek çok sorunlu ve sıkıntılı durumda başvurulan rehber öğretmendir. Bin civarında öğrencinin bulunduğu bir kurumda 3- 4 rehber öğretmenin bulunduğunu var sayarsak bu öğretmenlerin hangi tempoda çalıştıklarını düşünmek ise çok zor olmaz..

    Bu sorunlarla başvurulan rehber öğretmenden hep çözüm talebinde bulunulduğunu farkında olmalıyız. Öğrenci ya da veli sorunlarına çözüm bulmaları için rehber öğretmeni sorumlu görmektedirler. Yani ders çalışma programı hazırlayıp verecek, motivasyonu sağlayacak, aile çatışmalarını ya da sorunlarını çözecek, dershanede yaşanan sorunlara derman olacak.. Bu ise rehber öğretmenlerin durumunu daha da güçleştirmektedir. Dikkat edilirse; rehber öğretmene yüklenen misyon çok ağır ve baş edilmez bir çok talep içermektedir.

    Tam bu noktada koçluk sisteminin işleyişine dikkat çekmek istiyorum

    Koçluk sisteminde çözüm noktası koçta değil karşı taraftadır.Yani koçla çalışan öğrenci ya da velisi sorunun çözümüne kendisi ulaşacağını bilir.Koç onlara hazır reçete sunmaz, şu kadar soru çöz, şu kadar saat ders çalış, bunu yap, şunu yapma şeklinde standart bir yaklaşım sergilemez.Aslında koç yapılaması ve yapılmaması gereken şeyleri çok iyi bilmesine rağmen bunu söylemez , karşı tarafın bulmasını sağlar.Böylece yapması ya da yapmaması gereken şeyleri birey kendisi bulduğu için bunları gerçekleştirmek konusunda da koçla birlikte karar verdikleri için bunların hayata geçirilmesinde çok büyük bir sorun yaşanmaz.

    Ancak sözünü ettiğimiz yol daha etkili olmasına rağmen çok daha uzun ve zahmetlidir.Koçluk uygulaması için çok daha uzun zaman harcamak , koçun gelmek istediği noktaya öğrencinin gelmesini sağlamak ve beklemek daha da çok enerji harcanmasını gerektirmektedir.

    Bu şekilde çalışıldığında hem veliler hem de öğrenciler daha çok verim almakta ve sorunların üstesinden kalıcı ve öz-çözümlerle gelmektedirler.Yani öğrenci ya da veli kendi çözümünü kendi bulmakta, ne yapacağına ya da yapmayacağına kendi karar vermekte dolayısıyla bunu uygulaması da çok daha kolay olmaktadır.

    Bu noktada akla şu soru gelebilir , öğrenci ya da veli, kendi cevabını kendi buluyorsa o zaman koça ne gerek var ?

    Koç;öğrenciyle ve veliyle çalışırken onların çözüme ulaşmasına giden yolda, görmedikleri çözüm yollarını görmelerini sağlayan sorularla , onların olaya ya da duruma daha farklı bakmasını ya da yaklaşmasını sağlayan bir tavır sergileyerek çözüme ulaştıran bir yardımcı durumundadır.Tabi ki bunları yaparken ayrılması gereken süre ve enerji çok daha fazladır.Ancak elde edilen sonuç da çok daha etkilidir.Çünkü öğrenciye ya da veliye verilen hazır reçete değil, kendi istediği ya da ihtiyacı olan ve kendisinin bulduğu bir çözüm yoldur , yani çözümün bir parçası olduğu için çözüme ulaşması çok daha kolaydır.

    Koçlar , rehber öğretmenlerin çok fazla olan yüklerini belki de bir ölçüde hafifletecek olan bir misyonu da yüklenmektedirler.Ancak rehber öğretmenlerin yaşadıkları yorucu ve sıkıntılı süreci göz ardı etmeksizin onlarla işbirliği içinde olmak da sınava hazırlanan öğrenci ve veliler için kaçınılmaz bir zorunluluktur.
#24.11.2007 20:38 0 0 0
  • OKS-SBS ile ÖSS sınavlarına hazırlanmak artık başlı başına bir uzmanlık işi haline dönüştü. Bir yandan kurumlararası ciddi rekabet, bir yandan durumun cidiyetinin verdiği baskı bu aşamda olan pek çok genci ve ailesini derinden etkilemektedir.

    Hazırlık sürecinde önelikle birlikte yürünecek bir kurumla bağlantı kurmaya ihtiyaç duyulmakta. Öğrenci ve veli kendini teslim edeceği ve her şeyi çözümleyecek bir OMUZ aramaktadır.

    Ancak unutulmamalıdır ki sınava hazırlık sürecinin öznesi ÖĞRENCİDİR. Öğrenci eğer aktif çabaya sahip değilse ona hiç bir kurum yararlı olamaz. Öncelikle öğrenci durumun önemi ve ciddiyeti hakkında kendisine sağlayacağı katkı hakkında bilinçli olmalıdır. Ve anne babaların öncelikli sorumlulukları da bu bilinci kazandırmalarıdır.

    Sınava hazırlanma sürecinde dershaneden destek alan öğrenciler için bu kurumlardan en yüksek düzeyde yararlanma koşulları üzerinde durulmalıdır.

    Sınav hazırlık sürecinin öznesinin ÖĞRENCİ olduğunu söyledik. Öğrencinin değişik özellikleri bulunabilir; öğrenci eğer bilgi düzeyi bakımından eksiklere sahipse seçilecek dershanenin bu yönde farklı sunduğu artılar olmalıdır.

    Elbetteki tüm dershanelerde bilgi tamamlamaya yönelik çabalar göstermekle beraber öğrencinin koşularından kaynaklanan gerekçeyle her dershane her öğrenci için uygun olamayabilir.

    Düşünün ki bir dershaneye çoğunlukla başarı düzeyi yüksek öğrenciler gitmekte ve bu ön kabulle dershane konuları biraz hızlı, belki biraz yüzeysel, hatırlatma yapma mantığı ile işlenmektedir. Böyle bir kurumda bilgi eksiği olmayan bir öğrenci çok yararlanabilecekken, bilgi eksiği olan bir öğrenci için kötü bir seçim olabilecektir.

    Şu durumda öğrencinin kendi durumu "kendi gerçeği" ile kurumun ona sunduğu koşullar arasındaki uygunluk başarıyı getirecektir. Öğrenciyi en iyi tanıyan velilerin şu noktalara özelikle dikkat etmeleri ve seçimlerinde bu kriterlere uygun davranmaları başarıyı daha da arttıracaklardır.

    * Öğrencinin bilgiye dayalı ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanamayacağı

    * Öğrencinin kişilik yapısının dikkate alınarak önemli ve değerli görülmesi

    * Başarının sadece bilgi aktarımından ibaret olmadığının farkında olarak gerekli psikolojik desteğin verilmesi
    Motivasyon-Kaygı kontrolü-Dikkat-Odaklanma -Zamanlama vb konularda birebir desteğin alınabilmesi çok önemsenmesi gereken bir konudur.

    * Öğrencinin kendini kuruma ait hissetmesi ve benimseyebilmesi

    Görüldüğü gibi ilk 100'e öğrenci sokmuş olması gibi bir kriter kullanmadık, çünkü bu o dershaneye mal edilemiyecek kadar kapsamlı bir başarıdır. Bu başarı içinde öğrencinin kapasitesi, öğrencinin kişiliği, öğrencinin bilgi düzeyi, okulunun ona kazandırdıkları, ailenin öğrenci için sağladığı olanaklar gibi çok kapsamlı bir bileşke başarıdır ve tek başına dershaneye mal edilemez.

    Öğrencimizi göndereceğimiz kurumun kurumsallaşmış olması, ciddi ve ehil insanlar tarafından yönetilip yönetilmediği, tek kurumlar için özellikle önem taşıyan başka bir nokta ise kurum sahibinin kim olduğu önemlidir. Kurum sahibi eğitim kökenli değilse, bu işi kimlere devrettiği ve bu kişilerin yetkinliği üzerinde durulmalıdır. Öğretim yılı içinde kapanan devredilen öyle çok kurum olmaktadır ki, başlangıçta gereksiz bir ayrıntı gibi görülecek bu noktalar dönem içinde çok büyük sorunlar olarak karşımıza dikilebilmektedir.

    Kurum sahibinin eğitimci kimliğine sahip olması da en çok önemsenecek konulardan biridir. Çünkü kurum kültürünü eğitimci olmayan birinin belirlemesi ve etkilemesi öğrenciye yansıyan önemli sorunlara yol açmaktadır. Dershaneler özde eğitim kurumları olmalarına rağmen bir ticarethane olduklarını ve çocuklarımızın bu mantığa kurban gitmemeleri için dikkatli olunması da önemseyeceğimiz bir noktadır.

    En doğru seçimleri yaparak çocuğumuz için en iyisini yaptığınızın huzurunu yaşamanız dileğiyle.
#24.11.2007 20:35 0 0 0
  • Floyd Abrams (Cahill Gordon Hukuk Bürosu avukatı): Çok fazla konuşursanız sıkıcı olursunuz ve tekdüzeliğe düşersiniz. Konuşmanızı sanki iki kişinin arasında geçen diyaloglara benzetin. Böylece jargon derdinden kurtulursunuz.











    Ari Fleischer (Eski Beyaz Saray Basın Sekreteri): Konuşmanızı gazetelerin manşetten verdikleri haberlerde kullandıkları dile benzetin. Konuşmanıza ileriye dönük tahminler ekleyin, karşıtlık ilkesini kullanın ama gerçekçi araştırmalarla bunu destekleyin. Eğlendirici olun. Kalabalığa ulaşmak için gerekirse kendinizi aşağılayan anektodlara başvurun. Uzun konuşmayın. 40 dakikadan sonrası sıkar.


    Jim Gill (Bryan Cave Hukuk Bürosu avukatı): Mizah her zaman geçerli bir yol. Ama taşı gediğine oturtmalısınız. Pot kırarsanız bir daha toparlamanız çok zor olur.


    Erin Gruwell (Özgür Yazarlar Derneği'nin kurucusu): Salonda en çok sıkılmış görüntüsü veren kişiye odaklanın. Bu kişiyi canlandırabilirseniz geri kalan seyirciler de domino taşları gibi dökülecek.


    Richard LaGravenese (Yönetmen ve senaryo yazarı): Konuşmanızı kağıda yazarak sahneye kitap gibi çıkmayın. Ufak notlar alarak daha çok doğaçlama yapmaya çalışın. O notlar zihninizde kıvılcımlar çaktırarak seyirciyi eğlendirecek hikayeler üretmenize yardımcı olacak. Böylece sahne heyecanı da duymazsınız.


    Bob Kerrey (Eski Nebraska Valisi): Konuşmanız sırasında çok fazla kaptırmayın. Aralarda duraklayın yoksa seyirciler aceleniz olduğunu düşünerek onları ciddiye almadığınızı sanabilir.


    Jack LaLanne (92 yaşındaki fitness gurusu): Bir konuya çok inanıyorsanız o zaman onu seyirciyi canlı tutarak ve inandırıcı aktarabilirsiniz. Mutlaka inandığınız ve içinizden gelerek konuşmalısınız.


    Dick Rudder (Baker & McKenzie Hukuk Bürosu avukatı): Konuşmalarımda yasaların teknik kısımlarından bahsetmek zorundayım ve bu son derece sıkıcı. Bunların arasından sıyrılarak sık sık seyircinin arasına karışıp onlara sorular yönelterek atmosferi kaynatmaya çalışırım. Bunu yapabilirseniz odanın dinamiği değişir. Ama sakın sabah saatlerinde şaka yapmayın. Çünkü henüz yeterli kafeini almadıkları için bunu kaldıramayabilirler.


    Kate White (Cosmopolitan Genel Yayın Yönetmeni): Konuşmanıza birleştirici bir teması olan etkileyici bir hikayeyle başlayın.


    Tom Peders (Tom Peders şirketinin kurucusu): Ne zaman insanların karşısında bir konuşmaya başlasam John F. Kennedy'nin "Dünyayı değiştirecek şeyler söylemeyeceksiniz, çenenizi kapalı tutun" lafını hatırlarım.
#24.11.2007 20:33 0 0 0
  • noimageEğitim sistemimizin problemleri ülkemizin gündeminden neredeyse hiç çıkmayan bir konu olmuştur yıllardan beri. Okullarımızın hantal yapısı, eğitimin teknolojik ilerlemeden gereken payı alamaması, eğitimin kalitesi, dayak, disiplin ve kılık-kıyafet yönetmelikleri, eğitimde siyasal kadrolaşma, üzerinde en sık konuşulan gündem maddeleridir. Bu sorunların çözümü için dönem dönem adımlar atılmışsa da yapılan değişikliklerin yeterliliği tartışılır. Bu yazıda eğitim sistemimizin pek konuşulmayan, yapıldığı, uygulandığı varsayılan "bilim eğitimi" problemine değinmeye çalışacağım.

    Çocuklarımızı neden okula göndeririz? Bu soruya verilecek binlerce yanıt var; ancak dikkatli bir analiz yaptığımızda yanıtların buluştuğu noktaların sayısının oldukça sınırlı olduğunu görürüz. Çocuklarımız okula gider çünkü orada okuma yazmayı, matematiği, fizik kurallarını, tarihi öğrenirler. Çocuklarımız okula gider çünkü sosyal normları, saygıyı, düzeni öğrenirler. İstenirse iyi insan olmak, ülkesine milletine yararlı, laikliği ve cumhuriyeti kavramış ve onları korumak isteyen insanlar yetiştirmekte yine okulların temel amaçları arasında sayılabilir. Klasik bir eğitim anlayışında bu yanıtlara eklenecek o kadar çok gerekçe vardır ki hepsini burada saymamız zaten olanaksız.

    Ancak gerçekten iyi bir eğitim sistemi istiyorsak bu amaçları gerçek anlamda sorgulamamız gerekir. Bu amaçlara bu eğitim sistemiyle tam olarak ulaşmak olanaklı mıdır? Sözünü ettiğimiz bilim alanlarını, var olan sistemin uygulamalarıyla öğretmek bizi istediğimiz insan modelini yaratmaya götürür mü? Bu soruları bir evet ya da hayırla yanıtlamadan önce var olan eğitim anlayışımızı gözden geçirmekte yarar var sanırım.

    Okullarımızda yapılan bilim eğitiminin nasıl algılandığına bakalım öncelikle. Öğrenciler bilim derslerini ne yazık ki ezberlenmesi gereken, yaşamları süresince bir daha kullanmayacakları gereksiz bilgiler yığını olarak görme eğilimindeler. Bunun üzerine, zamanımızın faydacılığı ön plana çıkaran yaşam tarzı eklenince bu düşüncenin etkileri üniversite öğrenciliğinde bile gözlenebiliyor. Öğrencilerin "alan dersi" ve "alan dışı ders" ayrımı yapmaları bunun en açık göstergesidir. "Bu dersi niye görüyoruz?", "Bu ne işimize yarayacak?" artık üniversite öğrencilerinden bile duymaya alıştığımız sitem ve isyan tümceleridir. Bilim derslerinin amacı o bilim alanının kendine özgü düşünüş biçimini öğrenciye aktarmaktır. Bu çerçeveden bakıldığında bilim eğitiminin bilgi yığınlarını ezberletmek yerine analiz ve sentez yapabilmeyi, analitik düşünebilmeyi, eleştirel ve yaratıcı yaklaşma becerilerini arttırmayı hedefleyen bir anlayışa sahip olması gerekir. İlköğretimin başlangıcından beri uygulanacak bu tür bir bilim eğitimi olaylara ve her tür bilgiye eleştirel bir gözle yaklaşan, sorgulayan, kanıt arayan kuşakların yetişmesini sağlayacaktır. Böyle bir durumda akla, "Öğrencinin içinde bulunduğu gelişimsel evreler bilim eğitimi için sınırlamalar doğurmaz mı?" sorusu gelebilir. Bu soruya verilecek yanıt elbette ki hayırdır. Çünkü bilimin en temel amacı evreni ve insanı açıklamaktır. Bilim dersleri ise bu çabanın sonucunda elde edilmiş bilgi birikimini, insanın ve evrenin işleyişine dair mekanizmaları insanlara aktarmaktır. Öyleyse okula yeni başlamış bir çocuğun da belirli olayları belirli düzeyde anlayabilecek bilişsel kapasitesi vardır. İlkokul birinci sınıftaki çocuğun sembolleri ve gramer kurallarını kullanarak iletişim kurmayı başarabilmesi, yani okuma yazmayı öğrenmesi bu yeterliliğe en açık kanıttır.

    Aslında var olan eğitim sistemi de benzer amaçları gütmektedir ama uygulamalar ve eğitime ilişkin sınırlamalar bu sistemin etkinliğini azaltmaktadır. Bu sınırlamalar nelerdir? Birincisi eğitim sistemimiz artık kendini yenileyebilme ve değişim yapabilme becerisini yitirmiş durumdadır. Özellikle son yirmi otuz yıl içindeki uygulamalar, yeni hükümetlerin eğitim sisteminin belirli bölümlerini kendiistekleri doğrultusunda değiştirmeleri üzerine kuruludur. Böylelikle eğitimin çağdaşlaştırılması yönünde adımlar atıldığı varsayılmaktadır. Her ne kadar bu uygulamaların içinde çok yararlı olanları olsa da, var olan yapıda bir değişiklik yapılamamaktadır. İkinci sınırlama eğitim sisteminin insan modelidir. Bu insan modelinde öğrenci koşulsuz olarak kurallara uyan, kendisinden isteneni eksiksiz yerine getiren, kuralları sorgulamayan, alternatif önermeyen, hatta kendi haklarını aramayan, otoriteye koşulsuz boyun eğen bir insan modelidir. Bu insan modeli ilk bakışta size çok acımasız görünebilir. Öğrencilere "Okul sence nasıl bir yer?" diye sorduğumuzda alınacak yanıtlar karşınıza benzer bir tablo çıkaracaktır. "Bunlar öğrenci, tabi ki böyle diyecekler"diye düşünüyorsanız sizin de insan ve öğrenci modelinizi gözden geçirmeniz gerebilir. Çünkü bu anlayış da öğrencileri hiçbir şey bilmeyen, üretmeyen, düşünmeyen, savunmayan ve bunları yapmaması gereken bir insan topluluğu olarak görmek anlamına geliyor olabilir. Oysa okul üretici düşünceleri ve sorgulamayı desteklemesi gereken bir kurumdur. Aksi takdirde okul, boş beyinlerin istenilen bilgilerle doldurulduğu bir fabrikaya dönüşecektir. Bu fabrikanın ürünleri de sürekli bildiklerini tekrarlayan ve toplumdaki diğer fabrikalarda işlenmek zorunda olan ürünler olacaktır.

    Eğitimcilerin aldıkları bilimsel ve psikolojik formasyon, anne babaların aşırı ilgisiz ya da aşırı korumacı tutumları, okuldaki eğitimin önündeki engellerden sadece bir kaçıdır. Ancak tamamı değildir. 12 milyon öğrenciyi ilgilendiren bir problemin arkasında tek bir suçlu aramak bir günah keçisi arayışından başka bir şey olmayacaktır. Bir ülkenin eğitim sistemi o ülkedeki her vatandaşın ve görevlinin sorumluluğunda olan bir konudur. Ülkeyi yönetenlere yasal düzenlemeler anlamında büyük görevler düşse de, okullardaki öğretmenlerimizin de atabilecekleri adımlar var. Kendi bilim yaklaşımlarıyla insana yaklaşımlarını varolandan bir adım öteye götürmeye çalışmak, sınıf içi uygulamalarında yeni yöntemler denemek ilk anda sayılabilecek adımlardan yalnızca birkaç tanesi. Yine de, bu konuda atılması gereken en öncelikli ve büyük adımın eğitim sistemini temelden değiştirmeye yönelik bir seferberlik olduğuna inanıyorum. Aksi takdirde, eğitim sitemimizi temelden değiştirmeyi hedeflemeyen çabalar, taşıma suyla değirmen döndürmeye yönelik çabalar olmaktan öteye gitmeyecektir. Gerçek anlamda bilim eğitimi vermeye başladığımız durumda ise artık ülkemizin ve insanlık ailesinin gereksinim duyduğu, üretken, kendini ve diğer insanları seven, barışçı insanlar yetiştirmeye başladığımızı düşünebiliriz.

    İletişim ve sağlıklı insan ilişkilerini, insanla ilgili her değişimin ilk aşaması olarak gördüğüm için olacak ki bu yazıda bilim eğitimiyle ilgili yazmak istediklerimi insana yaklaşım konusundaki düşüncelerimden ayrı tutamadım. Eğitimin başından sonsuz bir süreç olması ve her aşamasındaki en değerli unsurun insan olması da bu ayrılmazlığı desteklemiş olabilir. Son olarak, yukarıda üzerinde durduğum problemlerin çok genel bir bakış açısının ifadesi olduğunu belirtmek isterim. Okullarımızda var olan olanakları en üst düzeyde kullanmaya çalışıp, her fırsatta kendilerini yenilemeye ve geliştirmeye çalışan, yeri geldiğinde kendilerinden çok fazla ödün vererek işlerini sürdüren, maddi manevi birçok sıkıntıya katlanan ve bundan şikayetçi olmayan eğitimcilere haksızlık etmiş olmak istemem çünkü onlara çok şey borçluyuz.
#24.11.2007 20:26 0 0 0
#23.11.2007 00:34 0 0 0
  • Çocuk ve Gençlik Geliştirme Merkezinoimage
    Trabzonspor'da altyapı faaliyetleri 1971 yılında A Genç Takım olarak başlatıldı. Daha sonra Paf Takım, Süper Genç Takım, B Genç Takım, A Yıldız Takım, B Yıldız Takım, A Minik Takım, B Minik Takım ve Gözlem Grubu oluşturularak faaliyetlerini sürdürdü.


    noimage
    Kurulduğu günden, günümüze kadar altyapıda çok önemli oyuncular yetiştirmiş. Trabzonspor'a ve Türk futboluna sayısız oyuncular kazandırmıştır. Yine altyapıda birçok teknik adam çalışmış, bu oyuncuların Türk futboluna kazandırılmasında büyük pay sahibi olmuşlardır. Trabzonspor altyapısı üretkenliğini her dönemde sürdürmüş, Türk futboluna sayısız oyuncu ve teknik adam kazandırmıştır. Ayrıca Trabzonspor altyapısı genç milli takımlara birçok oyuncu vermiştir. Son 5 yılda genç milli takımlara 45 futbolcu verilmiştir.

    Trabzonspor altyapısı gerek oyuncu yetiştirmede, gerekse saha sonuçlarında kendini bütün Türkiye'ye kanıtlamış ve bugün altyapı denince Türkiye'de ilk akla gelen kulüpler arasında yerini almıştır.

    Trabzonspor altyapısı 1994'de Sn. Özkan SÜMER'in yeniden göreve gelmesiyle yeniden bir yapılanmanın içine girmiş ve bunda önemli mesafeler katetmiştir. İlk önce tesisleşmeye gidilmiş ve 2 çim, birde toprak saha yapılmıştır. Altyapı tesisi yapılmış, burada ihtiyacı olan oyuncuların konaklama, beslenme gibi ihtiyaçları karşılanmaktadır.

    Trabzonspor altyapısı 1995'de Trabzonspor ve Milli Eğitim ile işbirliğine girmiş ve Dünya'da bir benzeri olmayan İlkokullar arası futbol şenliğini Trabzon'da başlatmıştır. Bunu geleneksel hale getirmiş ve bu yönde örnek teşkil etmiştir. Bu yolla hem futbolu ilkokullara sokmuş hem de kendine ve diğer kulüplere oyuncu kaynağı sağlamıştır.

    Okul-Aile ve kulüp işbirliğine önem vermekte, periyodik aralıklarla ailelerle toplantılar yapılmakta, oyuncuların daha verimli hale gelmesi için bu işbirliğinin gerekliliğine inanılmaktadır.

    Oyuncuların okuldaki eğitimlerinin önemini bilmekte ve önce okul ilkesini benimsemiştir. Başarılı öğrenciler ödüllendirilmekte ve başarısız öğrencilerin başarılı hale gelmesi için teşvik edilmektedirler.

    Lisanslı oyuncularının haricinde lisanssız olarak eğitim gören gözlem grupları vardır. Bu gruplarda başarılı olan, gelişme sağlayan oyuncular lisanslanıp kulüp bünyesine katılmaktadır.

    Sezon başından Haziran ayı boyunca yurt içinden, yurtdışından yaşı uygun olan oyuncuların seçmeleri yapılmakta ve uygun görülenler kulübe kazandırılmaktadırlar.

    Ayrıca yıl boyu yaşı uygun olan oyuncuların seçmeleri aralıksız yapılmaktadır. Sezon sonlarında her yıl bütün gruplarda seleksiyon yapılmakta, gelişme sağlayamayan oyuncular serbest bırakılmakta ve onlardan herhangi bir ücret talep edilmemektedir. Başka kulüplerde oynama ve kendilerini geliştirme adına önleri açılmaktadır. Bölge takımlarının altyapı faaliyetleri yakından takip edilmekte ve beğenilen oyuncuları profesyonellik hakları saklı kalmak kaydıyla malzeme yardımı yapılarak kulüp bünyesine katılmaktadır.

    Birçok şehirde olmayan yıldız ve minik faaliyetin aksine Trabzon'da Trabzonspor'un organize ettiği B-Minik müsabakaları Trabzonspor tesislerindeki çim sahalarda yapılmaktadır.

    Bölgemizdeki diğer kulüplerin oyuncularına altyapıda çalışma hakkı verilmiştir. Kulüplerin önereceği oyuncu ve oyunculara kendi bünyemizdeki oyuncularla birlikte (Yaş gruplarına göre) eğitim verilmektedir.

    Diğer kulüplerden bünyemize katılan oyuncular profesyonel takıma (Trabzonspor) aktarıldığı takdirde o oyuncuların ilk kulüp antrenörlerine takdir ve teşvik için ödül ve hizmet belgeleri verilmektedir.

    Daha önceki dönemlerde Trabzonspor, diğer kulüplerden sürekli kendi bünyesine oyuncu katarken, son dönemlerde katmaktan çok oyuncu verir duruma gelmiştir.

    Amatör kulüplerle birebir temas edilerek her konuda işbirliği ve yaklaşım sağlamaya çalışılmış ve bunda gözle görülür ilerlemeler kaydedilmiştir.

    Trabsonspor altyapısında görev alan teknik adamlar ve görevliler çok büyük özverilerle çalışmaktadırlar. Örneğin hiç izin kullanmamaktadırlar. Görevleri olsun olmasın her zaman tesislerde veya altyapıyı ilgilendiren bir işle ilgilenmektedirler. (Müsabaka izlemek, okularla ve velilerle diyalog kurmak v.b.)

    Sonuç olarak, Trabzonspor altyapı faaliyetlerinde amaç; Trabzonspor'un ihtiyacı olan rekabette ona üstünlük sağlayacak Ruhsal - Zihinsel - Fiziksel ve Teknik yönden iyi oyuncular kazandırmaktır. Oyuncuların kendi kendilerini üretmeleri için onlara yardımcı olmak ve olabildiğince olanak sağlamaktır. Çalışmalarını bu doğrultuda sürdüren altyapı, bu güne dek olduğu gibi bundan sonra da üretkenliğini sürdürecektir.
#23.11.2007 00:29 0 0 0
#22.11.2007 23:47 0 0 0
#22.11.2007 14:02 0 0 0
#22.11.2007 02:33 0 0 0
#22.11.2007 02:25 0 0 0
#22.11.2007 02:23 0 0 0
#22.11.2007 01:30 0 0 0