Dün dönüp bir baktım ardıma,
Özlemle kayıp giden umutlarıma,
Kalbimin üstünde asılı kalan yaralarıma,
En sevdiklerim, yarınlarım, umutlarım, hayallerim,
Per perişanım yıkılası kör kuyularda,
Ümitle gülümseyebilseydim kader kadranında,
Hicranlarımı yıkayabilseydim duru sularda,
En sevdiklerim, yarınlarım, umutlarım, hayallerim,
Uzaklardan gelen bir dostun sesi kulağımda,
Hadi yeni baştan, darılıp gelmeyen ümitler ufukta,
Menzile az kalmış, karanlık dar odalarda,
En sevdiklerim, yarınlarım, umutlarım, hayallerim,
Gelmezler ah, geride kalanların en yenileri,
Buymuş, azimle yaşanası hayat ışıltıları,
Bir kaç ahu vah, feryad-ı figan söyledikleri,
En sevdiklerim, yarınlarım, umutlarım, hayallerim
Gecenin bir yarısı vakit, sohbetin en tatlı yerinde,
Beyaz kelebek, tamda karşımda, rahmetden bir şeyler kapma peşinde,
Işığa koşan pervane zavallılar, bana da Abı hayat der gibi,
Paylaştım kelebeğim, sonsuz rahmeti seninle, dert ortağım,
Bir kalbimin sahibi, birde sen gördün şimdi gözyaşlarımı,
Kimse bilmesin isterken ruhumun döküntülerini, şahit misin gecenin sesine,
Beyaz kelebeğim gel beraber yanalım o zaman, kırık dökük bir şeyler verelim Sultana,
Ben yanıyorum, istersen kaç, pencere aralık Beyaz Kelebeğim,
Kaza kudret mi geldin seccademin başına, yoksa duydun mu yakarışlarımı,
Beyaz kelebeğim, sen ışığa geldin, ben gecenin güzelliğine ,
Bakma bana öyle, hiç mi görmedin iki aşık karşı karşıya,
Yaralı ruhuma şifa aradım, gelecek geceleri hasretle beklerken,
Yine hüzün çöktü yüreğime, acımasızca vuruyor en değerlime,
Yana yana döndüm kor alevlere, Ey Sevgili, ruhu yaralıya,
Hiç mi şeker şerbetin yok, hep mi sızılar yüreğime,
Sevenden sevilene, bilemediği güzellikler mi, seçip gönderdiklerin,
Gecenin karanlığında baş başa kaldığımızda, Sen hoşnut, ben mutlu,
Kimse bilmedi sevgimizi , görmedi aşkımızı yalvaran gecenin karanlıklarında,
Lütufların avuçlarımı yaktı, gönlümü yaraladı,
Kevser’inin başında bana da yer varmı Sultanım,
Nasılda aciz kelimeler Senin bana, benimde Sana sevgimi anlatmaya,
Hiç çekilir mi bu sızılar, Senden gelmese Sultanım,
Dilim dolaştı, takatim kalmadı artık, boş verdim acılarıma,
Ben acı gördüm, azap gördüm, Sen ise kalbini ferah feza eyle dedin verdiklerinle,
Ben bilmedim, bilemedim Sultanım, acılarımın aslında cennet bahçesi olduğunu,
Cennetlere çektikçe beni, asıldım pervasızca, saygısızca şu hayallere,
Ben üzüldüm, Sen darıldın Sultanım, olmadı bu hem de hiç olmadı,
Hayat mürekkebim tükendi, artık geleyim mi Sultanım, Vuslata beş kala,
Yanarken kor gibi, gönlüm, Eylül yağmurları ile sırılsıklam,
Bayıltan kokularını sunarken gül goncalar, hazan yaprakları düştü gönlüme,
Hayata kanat çırparken kainat, neden bu kahrolası gönül sızısı,
Ne de çabuk geliverdin, elmanın ikinci yarısı, gelme mi deseydim acaba ?
Ey zaman, bana geri ver aldıklarını, sonrada çık git hayatımdan,
Beş paraya satma aldıklarını, onlar benim, her şeyim, ver onları bana,
Duymuyor musun, hey sana söylüyorum, daha hayallerim var başlamadığım,
Yolun yarısını geçsemde, sana yenilmeye hiç niyetim yok,
Gerçeklerim, rüyalarım, hayallerim, hepsi birbirine karıştı,
Karmakarışığım dokunma bana, hadi sessizce çık git kapının aralığından,
Ben gelirim arkandan zamanı gelince, merak etme kaçmayacağım,
Bir Sonbahar sabahı sararan yapraklarla, tutarım elinden,
Evet ben hala buradayım ama, gönül telim hadi diyor hadi,
Hadi alacağını al , hazan yaprağın düştü, vakit tamamdır,
Peki arkadaş, hayatımı alıp geliyorum , hepsi bir kuru yaprak işte,
Bir kuru yaprak, bir damla gözyaşı, hepsi bu kadar mıydı ?
Sağnak sağnak lütufların, ne kadarda hoş,
Şefkat tokatları peşi sıra, hiç es geçmezler, şükürler olsun,
Hamd olsun, Zatı Zülcelal’den gelenlere, sevgini getirenlere,
Sefam olsun, Sevgili’den gelene hamd olsun,
O güller ne de güzel, dikenleri yüreğimi parçalayıp kanatsada,
Miski Amber’den de hoş,sana gönderdim dediklerin,
Kulunu çok seven, belli değil mi kuşatan kahır çiçeklerinden,
Sefam olsun, Sevgili’den gelene hamd olsun,
Hep senden mi kuluna aşk latifeleri, lütufları,
Bendende tazecik gözyaşları, kabul buyurursan,
Kulunun hediyesi, Sevgili’nin sevgisine acizane karşılık,
Sefam olsun, Sevgili’den gelene hamd olsun,
Aşkına talibim derken, kor gibi yanmayı göze almıştım,
Acize aşık olana ancak böyle aşık olunur,
Aşkın, bedeli azapsa, kahırsa, bela üstüne bela ise,
Sefam olsun, Sevgili’den gelene hamd olsun,
Allah’ım yandım, kavruldum Senden gelenlerden,
Sızılarımı duydun değil mi Allah’ım, beni benden iyi bilen,
Başımı, sonumu, gizlimi, açığımı bilen Sevgili,
Sefam olsun, Sevgili’den gelene hamd olsun,
Yak istediğin kadar, benden ancak tebessümler sana Sevgili,
Sana vereceğim gözyaşlarım kurusa da, gönül nehirim hep Sana akar,
Sen bilirsin Sevgili, bakma zavallının feryatlarına, istediğin kadar gönder gülleri,
Sefam olsun, Sevgili’den gelene hamd olsun,
Seven sevilmez mi Allah’ım, beni yak gitsin ama,
Tahtını kurduğun gönlümü yakma Allah’ım,
Yarısı senin Allah’ım yarısı Habib’inin ,
Sefam olsun, Sevgili’den gelene hamd olsun,
Hani sarmıştın beni mis kokulu kundağınla
Hoş geldin küçüğüm deyip, bağrına basmıştın ya,
Suyun, havan, kokun hiç birine benzemiyor,
Özledim seni, canım İstanbul
Neden ayrıldım sanki senden canım, cananım,
Hem istiyorum seni, hem kaçıyorum senden,
Neden böylesin yedi tepeli mukaddes İstanbul,
Kirlettiler seni, mahvettiler hemde seni çok sevenler,
O yeşilin, gri betonlardan gözükmüyor artık,
Sesini duymuyorlar mı koynunda hayat verdiklerin,
Mavi dalgaların mis kokusu duyulmuyor mu artık,
Artık hoş geldin diyemiyor musun kucağına doğanlara,
Kıymet bilmezlerin elinde kaldın aşkım,
Kaçmaktan başka bir şey gelmedi elimden ama,
İçimdeki aşkın hiç bitmedi be Sultanım,
Koynunda yatan sevgililerine emanet olasın,
Gecenin karanlığı, ne kadarda zulmetli,
Virane kalpler, harap evler koyu karanlıklarda,
Duydun mu o sessiz çığlıkları, kalabalıklar içinde,
Ne kadarda mağrur, zulmetli koyu karanlıklar,
İblisle kolkola sanki karanlıklar, kardeş gibi,
Ne kadarda eminler, üflesen yıkılacak ihtişamlı kudretlerinden,
Beni doğuran annem
bir yangın var içimde anlatamam
yazık ki yanmadan bu yangından da kurtulamam
hizmet desem nar-ı aşk desem kor desem anlar mısın
git deyip kınalı kuzum deyip alnımdan öpüp beni uğurlar mısın
yine mi gurbet deyip düşmesin yüreğime gam
toprak kokulu elinle gül yavrunu okşa son kez
ben gitmesem o gitmese bu dava kime keder anne kime gam
aklın kalmasın bende rabbime emanetim ben
dizlerinin dibi kadar güvenli kucağın kadar sıcak bir yere yolculuğum
cennet anaların ayakları altında değil mi hem
müsade et öpeyim ayaklarının altından başlasın cennete yolculuğum
bir sözüm vardı unutmadım hatırımda
hatırlatıpta ne olur hatırımı yıkma
evet tahsilim bitince hep kalacaktım yanıbaşında
lakin sana söz verirken rabbim gelmemişti aklıma
rabbim diyorum anne rabbim
rabbimin aşkı şimdi damarlarımda
alem yanıyor anne alem anlıyor musun
yanarken alem alev alev benim bakmamı mı istiyorsun
gitmem gerek gitmem gerek anne beni anlıyor musun
burada bir çift gözle bekleyeceksin sen beni
binlerce göz bekliyor beni anne binlerce göz beni oralarda
dönmek var dönmemek var ölüm var kalım var
şöyle sıcak kucağınla sıkıca sar bi yavrucuğunuhakkını helal et sütünü helal et
kalmasın aklın buralarda
mübarek dualarınla mübarek eyle yolculuğumu
bu alemde bize gurbet bize hasret
sanma bir benim annesinden ayrı kalmış kınalı kuzu
binlerce evlat var
anasından ayrı başları kınalıyüzleri nurlu
gurbette birbirimizin anasıyız babasıyız yariyiz yareniyiz
bir ilahi aşkın peşinden dört bir yana savrulmuşuz
nazlı bir leylanın ateş-i aşkıyla tutuşmuşuz.
kimimiz keren kimimiz ferhat kimimiz mecnunuz
anne nereye bu gidiş deme sana adres veremem
dönüş ne vakit deme
belki de hiç dönemem
gurbet ellerde ölmek var belki bahtımda mezar taşım bile olmaz belki yerimi belli eden
sen bil,bu sana yavrunun ,ayşenin vasiyeti olsun
eğer ki gurbet ellerde ölürsem
oralarda ölmek son arzumdur
selamı bilal-i habeşi okur ,olur ya efendim kıldırır namazımı
bu da bu garibin umududur.
duyarsan anacığım eğerki duyarsan bir gün
mozambikte bir gül açmış duyarsan afganistanda bir gül açmış
duyarsan kutuplarda bile bir gül açmış
bil ki yavrun ayşen ölmüş gül olup sana açmış.
8.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Kapanış Programı
Kabil Afgan Kız Lisesi öğrencisi
Abi Şaire Osmani
Özellikle hastanelerde kullanılan genel temizlik maddeleri temizlik sağlar fakat hijyen konusunda iyi oldukları söylenemez, tam anlamıyla bir hijyen sağlamalrı çok zordur.Genel amaçlı oldukları için özel bölümler için terli temizliği sağlayabilir fakat tam bir hijyen sağlaması mümkün değil.Çünkü tam anlamıyla bir hijyen sağlaması için üretilmezler, özel bölümlerde oluşan onlarca değişik mikrop ve enfeksiyona karşı pek bir işe yaramaz.Bu tür yerler için artı olarak özel hijyen sağlayıcı maddlerin ( klor tablet, vs. ) kullanılmalıdır.
Yıllardır namaz kılarım daha doğrusu kılmaya çalışırım JİCAN, ama düzenli namaz kılmaya başladığım ilk zamanlarda kıldığım bir vakit namazı varki asla aklımdan ve kalbimden çıkmayacak.Ondan aldığım lezzeti şu yeryüzünde hiç bir şey tarif edemez, neydi, ne olmuştu bilmiyorum ama ağlamaktan namazı zor tamamlamıştım ki namaz sonunda gördğüm seccadem suya sokup çıkarmış gibi ıslaktı.
asla övünmek gibi bir şey değil ama işte böyle olmalı namaz diyorum kendi kendime , yıllardır kılmaya gayret ettiğim namazlarımdan kaç tanesi böyledir 1 mi 2 mi belki 3....
Allah'ım gözüyaşlı sana acizane, günahkar ellerini açan bu aciz kullarının dualarına lütfedip icabet ettiğin gibi haklarında hayırlı olanlarıda onlara nasip eyle...
Tamda En Sevgilinin En Sevdiğinin Onu En Sevdiği yer tarif edilen güzellik, ahhhh Namaz namaz, beden pis, ruh ondan da pis, hadi kalk temizlende öyle gel huzuruma af edeyim seni hadi gel ne bekliyorsun daha (mecazen)...Seni af etmek için bahane üstüne bahane yaratıyorum diyor Yaratan koşsana hadi , ahmaklığın ne lüzumu var...
Çok mu zor bilmiyorum, içten bir Allahu ekber demek huzurda, O'na en yakın olduğumuz an secde de gözyaşları çok mu zor, bu kadar da mı sevmiyoruz Sevgiliyi...
Kulları Rabbine aşık, O'da kullarına
Gönlünü çelemedikten sonra ne cennet isterim nede cehennemden korkarım,
Tek korkum var oda sevgini , rızanı kazanamamak.
Senin En Sevgiliyi en sevdiğin yerde durupda en sevilenlerden olmayı bizlere nasip et
Kuran ahlakı da denir, peygamber (a.s.m) da Kuran ahlakıyla Mirac ' da zirvelere çıkmadı mı ? O Yüce ahlak sonucu değilmiydi , Sen olmasaydın alemleri yaratmazdım Habibim iltifatı bir insan bir kul olarak Hz. Peygambere...
Şükürler olsun İslam üzre doğduk, kıymetini bilemesekde Kuran ahlakından ayırmasın Rabbim...
Tansiyonun yükselmesi sonucu zaman zaman bazı kişilerde baş ağrısı ile birlikte kafa içi basıncının artmasından dolayı burun kanamalarıda görülebilmektedir.Bunun nedeni ise vücudun kafa içinde artan basıncı dengelemeye çalışmasıdır.
5 dk süre ile burun üst kemik kısmına bası uygulanması ile kanamanın durduğu görülmüştür.