İnce Sızı

İnce Sızı

Üye
13.05.2010
Çavuş
2.125
Hakkında

  • Hoş geldiniz tekrar aramıza, epeydir dost sesine hasret kalmıştım, çok memnun oldum geldiğinize, bu kadar güzel bir gönülden de ancak böyle güzel latifeler dökülür...

    Çok memnun oldum selamınıza tekrar hoş geldiniz...Bir kardeşim LEVİS ziyaretime geldiğinde dünyalar benim oldu, birde selamınızı alınca dostlarımı daha bir hasretle kucakladım...
#12.08.2010 22:39 0 0 0
  • Kim ne derse desin sen geldin ya ey Ramazan, gönlümün sevinci, ister 16 , ister 26 saat ol.Ne kadarda hoşsun, sefalar getirdin...
#12.08.2010 03:12 0 0 0
  • Hoş geldin bi tanem, rahmet kaynağım
    Nasıl özledim seni bir bilsen,
    Hasretinle kavrulup, secdelerde yıkadım yangınlarını
    Hoş geldin bi tanem, gözümde yaş, gönlümde huzurla...
#12.08.2010 03:04 0 0 0
  • Elhamdulillah, 2. sahura kalktık çok şükür, gönlüümüz huzur, evimiz mutluluk kazancımız bereketli olsun inşaallah...
#12.08.2010 02:57 0 0 0
  • Konu: Ramazan 2010
    Amin, Rabbim hayırlara vesile eylesin inşaallah...Dualarınızı eksik etmeyiniz...
#12.08.2010 02:55 0 0 0
#12.08.2010 02:51 0 0 0
#12.08.2010 02:45 0 0 0
  • Karşıma dikilen bu kısa boylu adamdan hayatımın en etkileyici hikayelerinden birini dinleyeceğimi bilseydim, herhalde o ilk anda takındığım 'lakayt tavrımın' ne kadar utanılası bir tavır olduğunun farkına varırdım.

    Oysa O, mütevazi bir eda ile karşıma geçmiş ve "Are you Turkish-Türk müsünüz?" diye sormuştu.

    Elimdeki mikrofondan gazeteci olduğum belli oluyordu.

    Türkiye'den geldiğimi de yanımdakilere sorarken öğrenmişti.

    Dünyanın öbür ucunda Amerika'nın Los Angeles kentindeydik.

    Amerikalı değişik Müslüman gruplar, Suudi Arabistan Yönetimi'nin yaptırdığı bir caminin açılış töreninde bir aradaydı.

    O'da oradaydı.

    "Yes" diye cevap verdim kısa boylu adama.

    "Evet türküm."

    "Size anlatacak bir hikayem var" dedi.

    Herkesin kendine göre anlatacak bir hikayesi vardı ama ben herkesin hikayesini dinlemek zorunda mıydım!

    Yüzüne karşı söylemesem de aklımdan bu cümleyi geçirdiğimi fark etmiş olmalıydı ki ısrar etti.

    "Benim hikayemde Türkiye çok önemli bir yer tutuyor" dedi.

    "Eh anlat o zaman" dedim yarı gönüllü yarı gönülsüz.

    "Ben bir dinsizdim. İnançlarım yoktu. Ama bir taraftan da bu hayatta ne işimiz var diye kendi kendime sorup duruyordum. Bir arkadaşım Uzakdoğu dinlerinden söz etti. Ben de gidip bu dinleri yerinde araştırayım diye buradan (Los Angeles'tan) yola çıktım.

    Elimde Budizm'i, Hinduizm'i anlatan kitaplar vardı. Avrupa üzerinden İstanbul'a geldim. Akşama doğru Sultanahmet Meydanı'nda aylak aylak dolaşırken karşıdaki minarelerden birden o ana kadar hiç duymadığım bir ses yükseldi."

    "Ezan" diye araya girdim.

    Artık dinlemekte olduğum hikayenin gerçekten etkileyici bir seyir izlemeye başladığını anlamıştım.

    Ve artık konuyla 'ilgiliydim.'

    Devam etti kısa boylu adam.

    "Sonradan öğrendim ki o gün Ramazan ayının ilk günüymüş. Etrafımda insanlar bir taraftan oruçlarını açıyor, öbür taraftan telaşlı adımlarla camilere akın ediyordu. Zaten dinlediğim ezan çok hoşuma gitmişti."

    Elini kalbinin üzerine doğru tutup "burada bir hareketlilik olduğunu fark ettim."

    Sonra ne oldu? diye devam etmeye zorladım.

    "Kararımdan henüz vaz geçmemiştim. Hindistan'a kadar yolum vardı. Ama ezan sesini duyduktan sonra içimde bir heyecanlanma oldu ve İslam Dini ile ilgili bir şeyler öğrenmem gerektiğini düşündüm. Aldığım kitapları yolda okuyordum. Ve okuduğum her şey beni müslümanlığa yaklaştırıyordu."

    Sonra?

    "Böylece Afganistan'a kadar ulaştım. Amerika'nın batı yakasından başlayan yolculuğun sonlarına doğru gelmiştim. İşte buradan sonra Hindistan'a 'son durağa' varacaktım. Ancak İstanbul'dan sonra yaşadıklarım, görüp okuduklarım, yola çıkarken koyduğum hedefleri 'işlevsiz' hale getirmişti."

    "Afganistan'da bu yolculuğu daha fazla devam ettirmenin bir anlamı kalmadığına karar verdim. Orada Müslüman oldum. Sonra gerisin geriye buraya 'Amerika'ya' döndüm. Sultanahmet'te bir iftar vakti okunan ezan, bütün hayatımı değiştirmişti."

    "İsminiz ne?" diye sordum kısa boylu adama.

    "Ben bir İspanyolum. Müslüman olduktan sonra Yusuf ismini aldım" diye karşılık verdi.

    "Bu hikaye ne zamana ait" diye devam ettim.

    "Yıllar öncesine ait" diye karşılık verdi.

    "Yeni hayatınızda ne değişti" diye son bir soru sordum.

    Tek cümlelik müthiş bir final cümlesi kurdu.

    "I found my compass which I lost" dedi.

    "Kaybettiğim pusulamı buldum."
#11.08.2010 22:28 0 0 0
#10.08.2010 20:14 0 0 0
  • Ne kadar
    Acı versen..
    Ne kadar
    Bilmediğim,
    Duymadığım,
    Okumadığım
    Hasretlik varsa..
    Özlemler varsa..
    Ve
    Sen bunları bana
    Ne kadar yaşatsan..
    Para kazanmak için,
    Deliler gibi çalışsam..
    Mecnun misali sevsem..
    Olmaz aşklar içinde kalsam..
    Ve..
    Uykusuz
    Kapkara gecelerde
    İnim inim inlesem..
    Hatta..
    Gözyaşlarımın içinde boğulana kadar,
    Beni ağlatsan..
    Her geçen yılda
    Alnımda
    Yeni çizgiler oluştursan..
    Saçlarımı
    Kış mevsimi ile buluşturup,
    Karlar yağdırsan..


    Mükemmel, duygularınız hiç eksilmesin, gönlünüze sağlık...
#08.08.2010 01:10 0 0 0
  • ADINI SEN SÖYLE

    Satsan satılmıyor, atsan atılmıyor
    Saati durdursan zaman durmuyor
    Koşar adım ölüme doğru, kaçılmıyor
    İstersin bazen sonu, gidince gelinmiyor

    Dostları görmeyince, iki kelam etmeyince
    Sesini duyup, yüzünü görmeyince
    Kardeşim deyip sarılmayınca hasretle
    Yaşanmıyor pırıltılı yalancı kafeste

    Yırtık ağız ölüye ağlar deliye güler
    Elinden kayarken sahiplendikleri, bakakalır
    Ama , dostlarım, sevenlerim derken
    Elinden şekeri alınmış çocuk gibi aniden

    Sevdiklerini sevdiklerine dilemeyince
    Kalıverir sevap küfen sırtında eziyetiyle
    Gönülden kardeşim demeyince tebessümle
    Derin bir ah kalır özlem duyan gönlünde

    Hep bak ağlamaya, daim gülmek istersen
    Sarıl dostlarına, kardeşlerine mutlu olmak dilersen
    Bırak hayatın çerini çöpünü, sevgiye sorarsan
    Hem burada dost kardeş, hem ötelerde dilersen

    Dostunun ağladığına ağladın mı,
    Kardeşinin sevdiğini sevdin mi ?
    Canı yandığında, bir dost aradığında gönül kardeşin,
    Saplandı mı acı en derinden yüreğine

    Tutup kardeşinin elinden sıkıca,
    Girdin mi cennetin kapısından dileğince
    Boş ver o zaman dünya viranesinin kederlerine,
    Acı bir gülücük atıver şu dünyanın feleğine



    İnce Sızı
#07.08.2010 17:36 0 0 0
  • Konu: ah namaz
    Doğru söze ne denir ki ? Allah bizleri namazı dosdoğru kılanlardan eylesin inşaallah...
#06.08.2010 18:42 0 0 0
  • Sevgilerin en yücesi Allah sevgisidir.

    Annemizi-babamızı severiz. Çünkü onlardan ilgi ve sevgi görmüş, şefkat ve merhamet kanatları arasında büyümüşüz. Bizi büyütmede ve hayata hazırlamada hiç bir fedakarlığı esirgememişlerdir. Bunun için onları severiz.

    Allah'ı niçin sevmeliyiz?

    Şimdi düşünelim: bizi yaratan ve sayısız nimetler veren kimdir? Bizi akıl ve düşünce gibi üstün yeteneklerle donatan ve diğer varlıkları hizmetimize veren kimdir? Hiç şüphe yok ki, Allah Teala'dır. O halde, en çok sevgiye layık olan da O'dur. Bunun için O'nun her şeyden daha çok sevmeliyiz.

    Allah'ı sevmek, O'nu bilmeye ve tanımaya bağlıdır. Çünkü insan, ancak bildiğini ve tanıdığını sever. Bunun için Allah'ı sevenler ancak O'na inananlardır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de söyle buyurulmuştur.

    "İnsanlar arasında Allah'ı bırakıp O'na koştukları eşleri ilah olarak benimseyenler ve onları, Allah'ı severcesine sevenler vardır. Mü'minlerin Allah'ı sevmesi ise hepsinden kuvvetlidir."

    Allah'ı nasıl sevmeliyiz?

    Allah'ı seviyoruz demek yeterli değildir. Bunun bir belirtisi olmalıdır. O da gönderdiği ve görevlendirdiği son peygamber Hz. Muhammed'e uymaktır. Onun izinden gitmek ve güzel ahlakı ile ahlaklanmaktır. Bu aynı zamanda Allah'ın emirlerine uyup, yasaklarından da sakınmak demektir. Bu konuda Kar'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor;

    "Ey muhammed, de ki: Allah'ı seviyorsanız buna uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder."

    alıntı
#05.08.2010 15:33 0 0 0
#05.08.2010 10:56 0 0 0
  • İki cihanın Efendisi gözümüzün nurunun insanlar arasındaki biricik, şüphesiz eşsiz yardımcısı.Güzeller güzeli, Son peygamberden sonra eğer peygamber gelecek olsaydı peygamber olacak güzellikte bir büyük sahabe...

    Tam da okuduğum Hz Ebu Bekir kitabına denk geldi, güzel bir tevafuk oldu.Allah razı olsun, ellerinize sağlık

    Peygamberlikten sonraki 2. makam olan, Sıddık makamının sahibi, Rabbim şefaatine kavuşmak nasip etsin cümlemize...
#04.08.2010 18:57 0 0 0
  • YİNE SEN ‘ İ DÜŞLEDİM

    Yine Sen ‘ i düşledim anlamsız kalabalıklarda gözyaşlarıyla
    Yolunu gözledim gelirsin diye sessiz feryatlarla
    Yürürken yanımda Sen varsın ümidiyle
    Bitmesin istedim yollarım , Sen gitmeyesin diye Ya Rasulallah

    Hiç yakışmasa da bu kirli dil Sen ‘ i anmaya
    Cebrail ‘ e emanet selamlarım dudaklarımda
    Nasıl katlansın bu can Sen ‘ i görmeyince
    Hiç bitmesin gözyaşlarım, belki gelirsin diye Ya Rasulallah

    Kan yerine sevgin dolanır oldu damarlarımda
    Nurunla doyar oldum Sen ‘ i andığım sofralarda
    Hasretinin ateşine gözyaşları kardeş oldu da
    Kimselere söyleyemedim Sui- Zan ederler diye Ya Rasulallah

    Hiçbir şey kar etmiyor gülen yüzünü görmeyince
    Sen olmayınca durulmuyor yaş gözlerimde
    Hülyalarda Sen ‘ i arar oldum divane
    Gözlerimi açamadım, bir daha göremem diye Ya Rasulallah

    Görseydin ahir zaman kardeşini gözleri yaşlı
    Görseydim nurdan nur yüzünü kendinden geçercesine
    Sıddık ‘ a baktığın gibi bakar mıydın bana da
    Gönlümce ağlayamadım Sen ‘ i anarken, riya derler diye Ya Rasulallah



    İnce Sızı
#02.08.2010 14:37 0 0 0
  • Ölüm ve yaşam ikiz kardeş, biri birinin sebebi, diğeri diğerinin sonucu...
    Hayatta olmaksa yaşamak ,evet yaşıyoruz, Yaşamak nedir derseniz kim bilir belki de ölmektir...

    Gönlünüze sağlık, gönlünüze dert hiç düşmesin inşaallah...
#02.08.2010 13:42 0 0 0
  • Mükemmel bir paylaşım Allah razı olsun, emeklerinize sağlık...
    Gerçekten çok ilginç ve mükemmel bir konu
#01.08.2010 12:08 0 0 0
#01.08.2010 11:49 0 0 0