davutoğlu yaptığı işler ile gerçekten hoşnut olguğum bir bakan'dı taki bu sözüne kadar. ''Belgrad'daki, Üsküp'teki, Saraybosna'daki, İstanbul'daki ve Edirne'deki tarihi yerlerimiz bir gün Avrupa Birliği'nin bayrağı altında bir kez daha birleşecektir'' dedi.
bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kendi bayrağım dışında hiç bir bayrağı kabul etmem söz konusu olamaz. Hele ki bu bir hiristiyan lobisi topluluğu bayrağı ise. Beni temsil eden bu milleti temsil eden bir bakanın bu şekilde konuşması kabul edilemez.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun en büyük hayali ne?
Sırbistan ve İspanya Dışişleri Bakanları ile üçlü toplantıya katılan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu en büyük hayalini açıkladı.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin vizyonunun Balkanlar'ın Avrupa Birliği'ne tamamen entegre olması olduğunu belirterek, ''Belgrad'daki, Üsküp'teki, Saraybosna'daki, İstanbul'daki ve Edirne'deki tarihi yerlerimiz bir gün Avrupa Birliği'nin bayrağı altında bir kez daha birleşecektir'' dedi.
Davutoğlu, Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuk Yeremiç ve İspanya Dışişleri Bakanı Miguel Angel Moratinos ile Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da baş başa üçlü toplantı yaptı.
Toplantının ardından Davutoğlu, Yeremiç ve Moratinos, basın toplantısı düzenledi.
'Ortak vizyondan mutluluk duyuyorum'
Davutoğlu, burada yaptığı açıklamada, Avrupa ile Balkanlar konusunda Türkiye, Sırbistan ve İspanya'nın ortak vizyona sahip olmasından dolayı büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Balkanlar'ın AB'ye giden yolunu destekliyoruz
Son 6 ayda Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuk Yeremiç ile 12 kez buluştuklarını ve her seferinde Batı Balkanlar'ı ''barışçıl ve emin bir bölge'' olarak nitelendirdiklerini ifade eden Davutoğlu, şöyle konuştu:
''Sırbistan bölgedeki barış ve emniyetin sağlanmasında anahtar ülkedir ve en önemli bölgesel faktörlerden biridir. Bugün 3 bakan olarak bir kez daha bu konularda aynı fikirde olduğumuzu gösterdik. Vizyonumuz, Balkanlar'ın Avrupa'ya tamamen entegre olmasıdır. Ve Belgrad'daki, Üsküp'teki, Saraybosna'daki, İstanbul'daki, Edirne'deki tarihi yerlerimiz bir gün Avrupa Birliği'nin bayrağı altında bir kez daha birleşecektir. Türkiye olarak İspanya gibi Balkanlar'ın AB'ye giden yolunu destekliyoruz. Geleceğin emniyeti için buradaki ülkelerin NATO'ya üye olması çok büyük önem taşır.''
Estonya'nın başkenti Talin'de yapılacak NATO Dışişleri Bakanları toplantısına da değinen Davutoğlu, ''İspanya ile beraber Bosna-Hersek'in NATO üyeliğine girişini destekleyeceğiz'' dedi.
Bakan Davutoğlu, bugün gerçekleştirdikleri toplantının devamını İstanbul ve Madrid'de yapacakları umudunu dile getirdi.(AA)
Ölmüs birinin ardindan kötü konusmak hangi dine hangi mezhepe hangi insanliga uygun acaba ?
o zaman ebu Cehile ya da ebu leheb de kötü konuşmayalım ölmüşler ya ondan. eğer birisi insanları ardına takıp cehenneme sürüklüyorsa istediğim gibi konuşurum.
Başörtüsü ya da türban sonuçta her ikisi de bayanların saçlarını kapatmak için kullandıkları bir örtü. her ikisi de ne bir gelenek ne de bir siyasi simge. siyasi simge olması için sadece bir kesime ait bir görüşe ait bir logo veya bir araç olması lazım tıpkı orak çekiç gibi.
Başörtüsü veya Türban bayanlara Kur'an-ı Kerim'de Allah tarafından emredilmiş bir kuraldır. Dolaysı ile farz dır. Farzı yapmassanız günahkar olursunuz ama farzı inkar ederseniz dinden çıkmış olursunuz.
Sonuç olarak insanların kıyafetleri kendini ilgilendirir ve kıyafetler rejim yıkmaz yapmaz fikirler reim yıkar ya da rejimi olgunlaştırır yükseltir. Dolayısı ile saçma sapan hiç bir hukuki dayanağı olmayan bu ZÜLMÜN bitmesi gerekmketedir.
Burda marksizm-leninizm savunuluyor ki Marksizm-Leninizm=Ateizm başka söze gerek yok. Deniz Gezmiş ki madem iyi biriydi niye son sözleri kelime-i şehadet değildi. siz de gelmiş burda Kurban olduğum Allah (c.c.), Yüce mevlam hakedene hakkettiğini verir diyosunuz.
kesinlikle katılıyorum sana arkadaşım. Eğer sırf deniz gezmiş mi gezmemişmi neyse o ve arkadaşlarını astığı için bi hesaba çekilecekse alacağı şey ceza değil mükafattır bence. Mesele bu adamların atesit olmaları da değil kendileri ateist olmuşlar neyse ama milletide peşlerinden götürmektediler muhtemeldirki Ebu cehil bile bu kadar adamın imanının elden gitmesine vesile olmamıştır.
Hani naat ta diyor ya
"Ebu ceil öldü diyorlar
Ebu cehil ölmedi kıtalar dolaşıyor" ne güzel demiş
Hâlis'im, memleketinde siyaset öylesine garip hatlara sahip ki, bir siyasetçinin kendisiyle çelişmemesi için gerçekten adam gibi adam olması lazım.
Yok mudur diyorsun, böyleleri?
Var elbet...
Ama konu 'o kişiler' değil.
Konu, 'bu kişiler'.
Koltukaltı dosyalarıyla meşhur CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu, başörtüsü sorununun çözümü için CHP'yi adres göstermiş.
Kimden, nasıl bir gaz almışsa kendini tutamamış ve şunları söylemiş:
"Bu siyasi bir konu değil. Anayasal bir düzenlemeye gerek yok. Hukuki bir konu değil. Herkes özgürce okulunu okur, başörtüsünü takar. Zaman içinde böyle bir sorun kalmayacak."
Ahh! Hâlis, düşünerek ölecek, kuvvetle muhtemel.
Siz değil miydiniz; Meclis'teki düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi'ne götürürken, Anayasa Mahkemesi'nin önceki yorumlarını ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarını referans gösteren?
Siz değil miydiniz; bu düzenlemenin, anayasanın değişmez ilkelerine aykırı olduğunu savunan?
Hukuki ve anayasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmayacak bir mesele nasıl oluyor da anayasanın temel ilkelerine aykırı olabiliyor ve yine hukuki olmayan bir mesele nasıl oluyor da Yüksek Mahkeme tarafından iptal edilebiliyor?
"Zaten hukuki olmadığı için, anayasal bir düzenlemeye gerek duyulmayacağı için Meclis'te kanun çıkarılması yanlıştı ve Yüksek Mahkeme bu yanlışı düzeltti" dediğinizi duyar gibi oluyor, Hâlis.
Herhangi bir insan hakkını ne tür soyut belirsizliklere dayanarak yok sayabiliyorsunuz?
Peki o zaman sormaz mı Hâlis;
Herhangi bir hukuki zemini olmayan bir yasak, nasıl oluyor da uygulanabiliyor?
Değiştirilmesi konusunda hukuki/anayasal düzenleme gerektirmeyecek bir meselenin varlığı zaten hukuki değildir.
Demek ki birileri 'hukuki olmayan' bir takım uygulamalar peşinde.
O zaman Hâlis yine soruyor, halkı adına;
Siz bu yasağı neye dayanarak devam ettiriyorsunuz?
Ve milletin vekili olarak, millet adına yetki kullanan, millet için çalışması gereken siyasiler olarak sizler; bu yasağın kaldırılmasının formülünü bildiğiniz halde kimden/neden saklıyorsunuz?
Ve bu nasıl bir formüldür ki, sadece siz bilebiliyor/uygulayabiliyorsunuz?
Hâlis'im, kılıç'ı dar olanın fikri de dar olur demiş atalarımız.
Lâkin, Kemal Bey'in çok haklı olduğu bir nokta var.
Başörtüsü yaşağının sona ermesi için hukuki/anayasal bir düzelemeye gerek yok. Çünkü yasağın hukuki/anayasal bir dayanağı yok.
Ülkeyi sadece kendinin belleyen bir takım elit/kemalist/oligarkların uydurma endişelerinden ibaret olan bu yasak, önünde sonunda son bulacak, da; o döneme, kılıç kuşanabilecek dar görüşlü siyasetçiler kalabilecek mi, bilemiyor Hâlis.
arada ufak tefek şeler olabilir iki kişi yeteri kadar birbirine değer veriosa takılmamak lazım çok falza eğer çok kırsanda kırılsanda fazla üstünde durmamak en iyisi bence ben öle yapıorum