lilyum

lilyum

Üye
15.11.2007
Er
430
Hakkında

#13.03.2008 10:42 0 0 0
  • noimage

    Gelirsem biter Aşk !
    Düş'tüm, dedim elinin tersinde.
    Hayır dedi, kesince.
    Düş olsan, fark etmezdim seni !

    Sevgim sana güç veriyor mu, diye sordum.
    Başını çevirdi, yüzünde kalmamış takatle.
    Hayır dedi, inatla !
    Öyle olsa, yıkılmazdım her 'Seni Seviyorum' deyişinde !

    Özledin mi beni, dedim.
    Sustu !
    Nefesini en derinden aldı ve,
    Özlenmez mi, dedi !

    Git dedim !
    Git !
    Sen kalınca genişliyor bu dünya ve kayboluyorum uçsuz bucaksızlığında !
    Hayır, dedi, sertçe!
    Gidersem, kahraman olurum!
    Kalırsam, senin!

    Küserim, dedim, kırılgan çocukluğum sitemimde.
    Hayır, dedi gülerek..
    Küsmek, susmayı göze almaktır.
    Ama sen korkarsın kendi sessizliğinden ve susamazsın!

    Gel, dedim, o zaman!
    sesim fısıltı gürültüsünde.
    Gel..
    Durdu!
    Hayır, dedi,
    GELİRSEM BİTER AŞK !!!...




    Kahraman TAZEOĞLU
#13.03.2008 10:33 0 0 0
  • iki nedeni vardir onu dusunmenin;birincisi ayrilik, ikincisi ask...birinci ihtimal surekli aci verir, gozleri gozlerinizin onunden gitmek bilmez.yasanan guzel gunler, onun o sicak gulumsemesi herseye bedeldir.ama hersey bitmistirderken hala bir umut olduguna inandirirsiniz kendinizi.hicbir umut olmasa da inandirirsiniz...ikinci ihtimalde ise;hersey gercekten inanilmazdir.surekli sadece onu dusunerek gunlerce bu sekilde yasayabileceginize bile inanirsiniz.ve oylede yaparsiniz.askin buyuleyici etkisi kaniniza girmistir bir defa.iyi dusunmeler

    guzel bir paylasim.yuregine saglik...
#13.03.2008 09:56 0 0 0
  • @karakartal_okan adlı üyeden alıntı:
    Böyle giderse girmicem bi daha bu bölüme
    Orijinali Göster...


    niye ki yaa, yanlis bisey mi yazdim yoksabu arada siir alinti, bana ait degil.bir yanlis anlasilma olmadan hemen duzelteyim bari...
#05.03.2008 17:21 0 0 0
  • Doldurup boşaltıyoruz anlamlarımızı
    güneş bir önceki günden kalma
    yeni olan değildir aslında sabah vakti pencereden süzülen
    kim bilir belkide budur akşam üzerlerini bu denli mateme boğan

    gariban öğrenci çalışan sofrasında
    yemekler dünden kalma
    yanlızlıklar dünden kalma
    dünden kalmalar içinde bir ömür
    çocukluk günlerimiz mistik özlemlerimiz en içli şarkılarımız...

    bu yüzden küçük harfle başlanmalı noktadan sonra
    sevdayı geride bırakırız
    ama yeni olan değildir yanlızlık
    bir önceki filmin devamı
    noktalar sacma virgüllerle yaşamaya devam ediyoruz hala

    -ALINTI-
#05.03.2008 12:26 0 0 0
  • Adin artik ihaneti hatirlatiyor bana,
    Tadin ise bir yilanin en oldurucu zehirini.
    Bundan boyle yasakladim artik seni bana,
    Sarilmam yasak,
    Dokunmam yasak,
    Hayallerine de koyma beni,
    Beni dusunmen bile yasak...

    Tek istedigim ardima bakmadan cekip gidebilmek.
    Ama oyle kolay olmuyor herseyi bitirmek, bitirebilmek.
    Icimde kollarinda olmek tutkusu,
    Aldatilan kalbimde ise nasil olacak sonumuz korkusu...
    Celiskileri bir araya topladigimda goruyorum ki,
    Ne seninle oluyor, nede sensiz.
    Anladim ki artik bu askimiz caresiz.
    Ne boyle sevebilirken,
    Nede terk edip gidebilirsiniz...

    Anlayacagin sevdigim,
    Kis mevsiminde satirlarim...
    Yazdikca usuyor,
    Yazdikca buz kesiyor butun kelimelerim.
    Sensiz gunesim yok,
    Sensiz usuyorum,
    Sensiz, BEYAZ BEYAZ OLUYORUM!...

    -lilyum-
#04.03.2008 18:48 0 0 0
  • Cok uzaktasin,
    Ellerim varmiyor sana dokunmaya.
    Yanimda olmaliyken sen,
    Simdi kimbilir nerdesin.
    Cok yalnizim duyuyor musun?
    Nereye suruklendigini bilmeyen bir yaprak gibiyim
    Bu ruzgar dinmeden gel tut ellerimi.
    Bu kalabalik icinde
    Yalnizliktan kaybolmaktan korkuyorum
    Bu gucu yetmezligimdendir yutkunusum,
    Caresizligimdendir bu dilsizligim
    Ve sensizligimdendir bu yitikligim...
    Hersey anlamini yitiriyor gozumde
    istesemde sevemiyorum bu sehri
    Sen yoksun diye...

    -lilyum-
#04.03.2008 18:44 0 0 0

  • avuçlarıma dokunurken dudakların
    kırık bir baharda
    sanki teselli aramakta
    üstelik saçlarında saklayarak hüznümü

    hangi yaprağa dokunursam
    dökülüyor güz öncesi
    sana değen rüzgarlar gibi
    onları sevmedim biliyorsun
    şimdi yollarıda sevmez oldum
    birazdan son vapurda kalkacak
    savrulurken isleri
    ve peşinden martılar da gidecek
    türkülerin çığlığında

    acılar dolanıyor ayaklarıma
    yaralarıma sen basıyorum
    ve bir dağ yıkılırken şişelerde
    masalara vuruyor hasret
    dudaklarıma sıkışıp kalıyorsun
    bir düş batımı akşamı
    suskunluğun gölgesine sığınırken
    tutunurum diyorum son dizeye
    ama bilirim ki yine eksik...
    vuslat mı...


    -ALINTI-
#04.03.2008 10:18 0 0 0

  • Ben şiirlerimi bu şehirin sokaklarına dökmüşüm.
    Hergün üzerinden geçiyorsun farkında olmadan.
    Sokak lambalarına astım yüzünü, aydınlatsın diye.
    Bazen gecelerinde, bazen yağmurlarında saklıdır benim sevdalarım.
    Yani parça parçadır kavuşmazlar.
    Hep ayrılık ve imkansızlık şiirleri yazışım ondandır.

    Beni bu şehirde arama, bulma, sorma!
    Beni şiirlerimde ara-bul-anla, sev ve yargıla!
    Çünkü onlardır yüreğimin sesi.
    Ellerim, yüzüm ve bedenim...
    Gözlerim ve gözyaşlarım...

    Benim senin yanında ağlamayışım ve suskunluğum ondandır! Sana kıyamayışım.
    Ben aslında seni de, bu şehri de çok sevmiştim!
    Ama ikinizde çok üzdünüz beni...
    İkinizi de terkedip gitmek isteyişim ondandır!
    VE ne yapsam vazgeçemiyorum senden.
    Ölüp, ölüp dirilişim ondandır.



    Öznur ŞAHİN
#03.03.2008 14:04 0 0 0
  • Herhangi bir geminin limandan ayrılmasına bile ağlar oldum
    Sonra akşamların gelişi gündüzlerin vedası üzdü beni
    Sayende yaşadığıma bile efkarlanıyorum
    Artık gerisini sen düşün
    Sebepsiz hüzünlerdir benim kirpiklerim
    İster istemez öpüp kaçarlar beni
    Hiçbir şey olamamış gibi
    Nasıl bir selama mutlu oluyorsam
    Sensizliğimde bir yağmur damlası bazen kahrediyor beni
    Çok genç ölücem belki
    Belkide yaşayanlar kendi nefeslerine bile inanamayacaklar öldüğümde
    Elbette her veda gibi hüzünle uğurlanıcam
    Kimileri üzülecek kimilerinden fazla
    Az yaşadı diyecekler arkamdan az yaşadı
    Ama çok sevmişti...

    ALINTI
#01.03.2008 18:54 0 0 0
  • "yüreğimin büklümleri hep birbirine yapışmaya çalışır, ben de yüreğimi açmak için büklümleri hep yeniden çekip koparmak zorunda kalırım"

    körün parmak uçları kadar hassastır benim yüreğim; ama ellerimle kırarım yüreğimi, ellerimdedir aslında mutluluğumun katreleri. ellerim ki bir nazik dokunuşu özler; yüreğime nazikçe dokunmayı öğrenebilsin diye.

    bir gülün yaprakları kadar titrektir yüreğim benim; rüzgârdan bîhaberken yaşadığını iddia eden bir kelebek gibi. hayatı özlemlerindeki kadar yalın sanan; her güzel'i yar bilen, her çiçekten bal yapabileceğini sanan. her baharda cana ereceğini sanan, her cemreyi hayat'a müjde sayan bir kelebek gibidir benim yüreğim.

    hazanda toprakla hemhâl olan yapraklar gibi savunmasızdır benim yüreğim; savrulmayı hayatın gereği bilen, vuslatın gereği sayan. toprağı öptüğünde beyaz'ın hıfziyetinde kalacağını düşünen yapraklar gibi. kış, mü'minin baharıdır*** diyerek sevgisinin rotasını ibadetinin gölgesinde çizer sevgili; her demin baharı başkadır aslında. her ölümün bahanesi, bahara varmaktır.

    yüreğe gelen ilham kadar geçicidir benim yüreğimin ömrü; pervanenin ömrü kadar. şem'im aşk'ın "elif" halini yaşarken ben "dal" oluyorum aşk karşısında; ben lâl oluyorum hayat karşısındaben susmayı seviyorum.

    bir bebeğin acziyeti kadar derindir benim yüreğimin el-hakîm karşısındaki acziyeti.hikmetin muhafızı sanki ömür tezgahıma gelenler. letâfetle dokunan yâr'in hikmeti bu kadar gizli olamaz gündelik telaşların donattığı hayatın kıvrımlarında. bu kadar gizli olamaz aşk! bu kadar gizlenemez hüzün, aşk'ın satırları arasına. aşk ki aşikârdır her hali mecunluğu hakkıyla yaşayana.


    bir leyla yüreği kadar aşkı hak etmiştir benim yüreğim; çünkü yüreğin tabiatıdır aşk! yüreğin tabiatıdır aşk için hazana razı olmak! bilemiyorum, ellerimin tabiatı mıdır yüreğime eza etmek!
#01.03.2008 18:42 0 0 0
  • Beklemek mi gitmek mi oldu adın, hiç bilmedim.
    Gittiğim zamanların bekleyeniydi yerin,
    Geldiğim zamanların gideni.
    Kocaman uğultuların gözü yaşlı sessizliğiydi sende durmak, sana bakmak, ve belki her gelişte senden gitmek.


    Bir valiz dolusu kimsesizliği sırtlanmaktı sana gelmek; kente bırakılan yalnızlıkları umuruna bile almadan Yalnızlık basamak olurdu kimsesizliğime ve sen kimsesizliğim olurdun.

    Gelmek alacanın beyaza döndüğü bir gülümseyiş, gitmek akşam kızıllığı kaplı bir ağlamaktı senin yüzünde ve sana her bakışta basamak basamak tırmanırdı gözyaşlarım yerçekimine inat gözlerimden gözlerine.


    Sesine de sessizliğine de yoldaş ederdin kıyına gelmiş çığlıkları. İnleyen her vapur düdüğü, yalnızlığına tecavüzdü. Sen kalabalıklaşır, ben yalnızlaşırdım...

    Bazen bir kaçıştın sen. İçinin duvarlarına suçumu haykırdığım. Kaçandım..Tanıktın.. İs rengi sesin ihbar ederdi beni, kimseler duymazdı


    Ve ne zaman sana baksam gözlerimden avuçlarıma kusuyorum geçmiş diye içime kilitlediklerimi. Siyah beyaz hayaletler dans ediyor hayat ayamda. Müzik kırgın, gitar ağlamaklı


    Bir şarkının dizelerinden asıyorum kendimi boşluğa. Ellerin yok. Sesin gömülmüş içine. Bağır şimdi. Bağır çağır Sustur çığlıklarımı sana...

    Yan,yak.Bırakma öyle;öleyim gitmelerin ertesinde.
    Bil sözlerin düştüğünden beri içime, an' ın gerçekliğinde Hak' tı her şey. Kelimelere asılı heceler tersine döndü, gizlendi isimler.


    Yüreğimin kalemiyle yazıyorum; gözlerin kapalı oku sevdiğim

    --Alıntıdır--
#18.02.2008 09:27 0 0 0
  • "Geçecek bi'tanem geçecek. Her şeyin geçtiği gibi. Kıyılarına vurup duran bir deniz var içinde. Durulacaksın."

    Ne anlatmalıyım sana. Yüreğim acıyor. Ellerim sıyrık içinde... Yenildim. Yine bilmem kaçıncı kez yenildim. Yeminlerim, asık yüzlü kararlarım, asla olmazlarım....... hiç biri kâr etmedi. O, gelişi hep bilinen ama çaresiz teslim olunan kasırga gibi. Direnmeyeceğim. Bir idam mahkûmu gibi teslim olacağım.

    "Kimse yok, ellerimi bırakma, düşeceğim..."

    Gece kanıyor sessiz ve derinden. Yüreğim iki parça, ay gibi. Ellerim kanıyor, sar onları. Ellerim sana kanıyor, tut onları ....... tutabilirsen. Sorularına cevap alamamayı sevmezsin ya, aslında hep cevaplarını bilmediğim sorular var hayatta. Durmadan onları soruyorsun. Oysa konuşacak ne çok şey var. Şu huzursuz insan kalbinin sükûn bulduğu cennet bahçelerinden söz etmek isterdim mesela. Kalbim sakinleşirdi belki. Sonra masallardaki peri kızlarından bahsetmedik. Hani hep bir sırları vardır da ifşa ederlerse bir güvercin olup uçup giderler. Gülüyorsun içinden, "Peri kızı mı sanıyor bu kendini?", diyorsun. Biliyorum. Ama sen bilmiyorsun...

    Hayat; benim için boşlukları doldurabilme becerisi

    Geceyi kanatıyor bakışların. Sessizce iniyor üstümüze rahmet. Taa derinlerde kimsesizlik. Ben mi? Ben boşlukları dolduruyorum; boş sandalyeleri, boş saatleri, fill in the blanks'le belirtilen kelime arası boşlukları, avare boş gönülleri... Eyvallah etmiyorum ne sana, ne neon ışıklı hayatlara ya, yine de bir parçam kalıyor orada. Çekilmiyor hayat ya da çekemiyorlar bizi, bilmiyorum. Boş ver. Saçlarını okşayıp, dudağındaki tebessüm oluyorum, usulca kalbine dokunuyorum sonra.

    Ey aşk! Son hamleni yap şimdi. Hazırım...

    Yoruldum. Dipsiz bir kuyuya düşüyor gibiyim. Çırpındıkça daha hızlı, daha hızlı düşüyorum. Tutunmaya çalıştıkça parçalanıyor ellerim. Ey aşk, hadi gel! Buradayım. Yeter uykusuz gecelerim, yürek çarpıntılarım, kor gibi yakan hasretlerle geçen günlerim. Ne mümkün sevgili ve ne mümkün toprak.

    Ey aşk! Hazırım. Son hamleni yap şimdi....
#17.02.2008 21:04 0 0 0
  • @contra_atak adlı üyeden alıntı:
    çok güzel bi soru arkadaşım şeytanın evi nefsine sahip olamyan insaların yanıdır karsı ile ona inanan ve arkadaşımın dediği gibide zina yapan bayanlardır tebriker arkadaşım saol
    Orijinali Göster...



    seytan buu, ne yapacagi belli olmaz.ama ben seytanin sevgilisi olarak zina yapan bayanlarin gosterilmesine takildim kaldim dogrusu.neden sadece bayanlar? erkekler zina yapmiyo mu?aldatmiyo mu?hemde alasindan yapiyo arkadaslar.onun icin arkadasin bu lafini kabul etmiyorum, yanlis bir anlatim bu.seytanin sevgilisi zina yapan bayanlardir yerine, mala paraya duskun, sohrete duskun kimselerdir denilmesi daha dogru olur.boyle kisiler kolayca dogru yoldan cikabilirler, zina da yaparlar, her turlu kotulugu de.bunu kadin-erkek diye ayirmak yanlis olur diyorum ben.
    iyi forumlar...
#23.11.2007 09:07 0 0 0
  • Beyaz karayı, sinek yarayı, zengin parayı,
    Yemek tuzu, rakı buzu, maymun muzu,
    Ördek kazı, güzel nazı, aşık sazı sever...
    Kuş darıyı, çiçek arıyı, erkek karıyı,
    Ana çocuğu, çoban gocuğu, yumurta sucuğu,
    Ocak közü, kirpik gözü, ozan sözü sever...
    Garip sılayı, yiğit halayı, tencere kalayı,
    Davul zurnayı, avcı turnayı, deve hurmayı,
    Alın kelini, cömert elini, cimri dilini sever...
    Çöl yağmuru, çizme çamuru, oklava hamuru,
    Tembel yatmayı, geveze atmayı, pazarcı satmayı,
    Şişe tıpayı, şarap kupayı, eşek sopayı sever...
    Ebe bebeği, kahve dibeği, çengi göbeği,
    Memur masayı, ermiş asayı, hakim yasayı,
    Haylaz döveni, dalkavuk öveni, hergele söveni sever...
    Sarhoş dostunu, ayı postunu, yaşlı bastonu,
    Hatip lafı, suçlu affı, açıkgöz safı,
    Orman çamı, kedi damı, işçi zammı sever...
    Mektup pulu, Allah kulu sever de..
    Sen? kimi?
#17.11.2007 12:29 0 0 0
  • Konu: HOSCAKAL
    Sozlerin artik ikna etmedigi bu yasimda,
    aglamak da artik zor geliyor, zoruma gidiyor.
    Benden sana, soylemesi zor, yazmasi kolay bir kelime;
    Hoscakal.
    Sana son bir yazi..
    Son bir Hatira
    Seni her çağirdigimda, artik yuregime yumruk atamayacaksin.
    Ben de bir baskasinin yasak bahcesine ugramayacagim.
    Artik ne gelmeni isteyecegim, ne de kalmani.
    Yuregimizdeki pembe yalanlar buyudukce buyuyor.
    Karaya calan pembeler
    Kim, kimi kandiriyor bu alemde?
    Kumdan kalelerimiz her dalgada yikiliyor.
    Kimseyi yolundan dondurecek gucum yok artik.
    Dayaniksizim, dayanaksizim
    Olduğun yerde kal
    HOSCAKAL...
#16.11.2007 13:56 0 0 0
  • Kulağımın içi kaşınıyor.
    Felaket.
    Önce azar azar başlıyor kaşıntı, geceleri.
    Sonra artıyor.
    Kaşımak da bir zor ki kulağın içini
    Bir türlü geçmiyor.
    "Ne yapsam acaba?" diyorum
    Günler geçtikçe daha da artıyor.
    Doktora gitmeye karar veriyorum. Arkadaşlarıma soruyorum
    "Tanıdığınız iyi bir kulak burun boğazcı var mı?" diye.
    "N'oldu ki?" diye soruyor arkadaşlarım.
    "Kaşınıyor kulağım" diyorum.
    "Uyuyamıyorum geceleri, kulak kaşınmasından!"
    Bir doktorun adını söylüyor bir tanesi.
    "Çok iyi doktordur" diyor.
    "Kimsenin çözemediğini çözer, iyileştiremediğini iyileştirir."
    Gidiyorum doktora.
    Gözlüklü, şirin bir amca.
    Elinde bir büyüteç, kulağıma bakıyor.
    Şaşırıyorum önce.
    "İçinde kaşıntı var" diyorum.
    "Öyle büyüteçle ne anlayacaksınız ki?"
    "Yok" diyor,
    "Ben çoktan anladım ne olduğunu da, şimdi daha iyi görmek için bakıyorum."
    "Nedir?" diyorum doktora.
    "Eski sözler kaçmış kulağınıza" diyor.
    "Nasıl yani?" diyorum.
    "Kimin sözleri?"
    "Bakacağız" diyor.
    Sonra bir alet çantasından kocaman,
    ucu ince, cımbıza benzer bir alet çıkarıyor.
    "Yan durun. Kıpırdamayın" diyor bana. Biraz irkiliyorum.
    "Eski sözler" diyorum, "Ha?"
    Cımbızın ucu kulağıma giriyor, canımı acıtmıyor nedense.
    "Bir erkek sesi bu" diyor. Sanki bir uğultu duyuyorum.
    Cımbızı çıkarıyor kulağımdan.
    "Yalan kaçmış kulağınıza!" diyor doktor.
    Yalana bakıyorum.
    Küçücük bir şey gibi gözüküyor.
    "Vay be! Günlerdir kulağımı kaşındıran bu muymuş?
    Hangi yalan peki?" diyorum.
    "Durun, bekleyin" diyor doktor. "Dikkatli olmamız lazım.
    Tekrar kulağınıza kaçabilir.
    Önce şu deney tüpünün içine koyalım.
    Sonra serbest bırakırız."
    Yalanı tüpün içine koyuyor.
    Kapağını da kapıyor tüpün.
    Serbest kalıyor yalan.
    "Seni seviyorum" diye cılız bir ses geliyor tüpün içinden.
    "Yalanmış ha?" diyorum.
    Kulağım bile anlamış, kalbim hálá anlamıyor...

    İclal Aydın'dan...
#15.11.2007 13:53 0 0 0
  • Zifiri karanlık gözlerinden süzülen sabahlarında, şefkatle bakmasan da sevgin kadar düşün beni! Bana nefretini verme! Nefretten yana sana verecek hiçbir şeyim yok.

    Gözlerinden sıçrayan şimşekler yüreğimi incitiyor. Ve bakamam gözlerine. Sadece yağmurlar veririm bastığın yerlere. Yüreğinle anla beni ... zifiri karanlık gözlerinden süzülen sabahlarında, şefkatle bakmasan da sevgin kadar gel üstüme!

    Nefretini verme...

    Sen hiç bakmadın ki gözlerime... gözlerimden süzülemeden yüreğime... gözlerimden, yağmurlarla coşan gül yürekli yüreklere... anlamak istemedin belki de!

    Sakın benden nefret bekleme. Kırgınsam da bakamıyorsam da kanadı kırık serçeler gibi gözlerine, titriyorsam da bu senden korktuğumdan değil ki!

    Anlasana...

    Beni değil yüreğimi, nefretleri tüketen, yok eden güzelliği, yüreğimin sahibini, gecelerden aydınlığa süzülen sevda güllerinin yaprağına sunulan çiğ tanelerini düşün.

    İçi bulanık da olsa yüreğindeki sevginin, üşüyen yüreğime nefretini verme!

    Bir tokat attın gözlerinle bana, anlasan binlerce güller sundum sana! Belki kırgınım, belki yorgunum. Ama bil ki, ben bu sevdaya vurgunum!

    Sevgin kadar düşün beni!

    Zifiri karanlık gözlerinden süzülen sabahlarında, şefkatle bakmasan da gördüğün bu, bende; bende, benden öte dikenler arasından, inadına binlerce güller yetişiyor.


    ANLASANA...



    ALINTI
#15.11.2007 12:44 0 0 0