lilyum

lilyum

Üye
15.11.2007
Er
430
Hakkında

  • Konu: Sevgili

    Ben şu şeyda bülbülün şakıyan sesi olsam
    Buram buram aşk kokan avuçlarına dolsam
    Parmakların ucunda sevgi olup kök salsam
    Sonsuza kadar kalsam bıkar mısın sevgili?

    noimage

    İzin verirsen bana düşlerine gireyim
    Sevdamın hakkı olan hayalleri dereyim
    Yeşilleri süsleyip illerine varayım
    Dönüp bir kez yüzüme bakar mısın sevgili?

    İpekten kanatlarım incinecek korkarım
    Yol ırak, dağlar sapak kaybolursam ürkerim
    Yüzün gülmezse bana yüreğimi burkarım
    Sevgi ile karşıma çıkar mısın sevgili?

    noimage

    Ruhsatsız bir sevdayı dize dize sözlerim
    Sığmıyor yüreğime yarınlara gizlerim
    Söyle revaysa bana daha da çok özlerim
    Sevgi er meydanıdır yıkar mısın sevgili?

    Şahı oldun ömrümün, herkes kalbimin yadı
    Gam yemem yaşadım ya sevginle ben miladı
    Varsın gülsün el alem geçmesem de sıratı
    Mahşerine beni de çeker misin sevgili?

    Arının peteğinde bal olamadım ama
    Dünyana girdim diye acı veririm sanma
    Delik deşik yüreğim tutmuyor artık yama
    Son kurşunu da bana sıkar mısın sevgili?

    noimage

    Hercai çiçeklerin kokusu ellerinde
    Hicazkar şarkıların nağmesi dillerinde
    Bir avuç buse olsam özlemin çöllerinde
    Vuslatın ateşini yakar mısın sevgili?

    -ALINTI-
#14.04.2008 19:07 0 0 0
  • noimage
    Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,
    Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git...
    Bir yarın göçtüğünü,çöktüğünü bir dağın
    Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git!

    Yavrusunun yoluna dalan bir dul bakışı
    Andırıyor ışıksız evinde pencereler.
    Biraz yeşermek için beklesin artık kışı
    Çağlayansız yamaçlar,suyu dinmiş dereler.
    Bir sarı yaprak gibi düştü gönlüm yoluna,
    Buğulu gözlerimden geçmediğin gün olmaz:
    Benim kadar titremez hiç bir yiğit oğluna,
    Hiç bir ana kızına bu kadar düşkün olmaz.

    Bin fersahtan duyarım kimle gülüştüğünü,
    Alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim.
    Değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü,
    Kimlerin rüyasına girdiğini bilirim.
    noimage

    Gözlerimi gün gibi kamaştıran yüzünü
    Daha candan görürüm senden uzaklaşınca.
    Sararırsın dönüşte görünce öksüzünü:
    Bir gelinlik kız olur aşkım senin yaşınca.

    Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,
    Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git.
    Bir yarın göçtüğünü,çöktüğünü bir dağın
    Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git!


    Faruk Nafiz Çamlıbel
#11.04.2008 23:54 0 0 0
  • noimage
    Dilimin ucunda asılı kalan bir sen var ..
    Yüreğindeki darağacına asılı bir de ben..

    Taşıyorum yokluğunu sırtımda ,ayaklarım titreyerek..
    Düşme düşümden diye;
    Gözlerimi açmaya korkuyorum her sabaha..


    Sensiz;

    Sonu olmayan bir hikayede,ardı sıra ne geleceği meçhul üç noktadan ibaret bir cümlenin öznesiyim,yüklemine yenik düşmüş..


    Nefesim tenini yakardı bir zamanlar..
    O kadar yakındın ki..
    Nefes alsam,soluğun düğümlenirdi karşımda..
    Yutkunsan beni çekerdin içine..


    -Özlediğim,hayalini kurduğum tüm düşlerimi sana veriyorum..

    Sevinçlerim,mutluluğum,senin için atan yüreğim..
    Emanetimdir sana..
    Sıkıca tut,bırakma..

    Yıpratma..
    Eskitme..
    Sakla..


    Dilsizliğimdir dilim,tüm haykırışlara inat..
    Zehirli kelimelerim kanına karışır her çığlıkta..
    Konuşursam akar göz yaşların,kan renginde..
    Sana Susadığım kadar..
    Sus oluyorum sana...


    Susuyorum..
    Konuşmaya başladığımda almaya gelirim emanetimi..

    Sıkıca tut,bırakma..

    Eskitme Sakın..!
#09.04.2008 08:49 0 0 0
  • noimage
    Sen geldin
    Bildiğim her şeyi unuttum..
    Gayri bildiğim tek şey SENDİN

    Bildiğim her şeyi senden bildim..
    Unuttum senden gayrı her şeyi..
    Üç beş hatırladığım olduysa da sana yordum hepsini...
    Tanımsız kıldım senden kalan her şeyi..
    Senin olduğun her şeyi kabul ettim...

    Acıyı,
    Sancıyı,
    Gözyaşını da kabul ettim..
    Senden gelen her şeye kabulüm..
    Biliyorum..
    Getirdiğin her cümlede bir mutluluk varolacak.
    Söylediğin her sözden avuçlarıma umut dolacak..
    Velhasıl....Sen yaşadıkça bu ben/ ketum / esrik / adam mutluluğu yaşayacak.

    Ağla gülüm ağla..Ben gülleri ağlamaz bilirdim ama ağla ne olur. İkindi suskunluğuna yağ sen. Gül sağanağında süzül üzerime. Elbet bu sonbahar da geçecek. Ya ikimiz yaşayacağız ya da ikimiz öleceğiz..

    Susma, ağla gülüm...

    Ağla ki; susuzluğuma can olsun gözyaşların..
    Ağla ki; suskunluğuma ses olsun ıslaklığın..

    Vakit; gül sağanağında ıslanmak vakti

    O güller ki ;Adında binlerce dua saklayan....
    Her nefesinde binlerce İbrahim yanan...
    Her gülüşünde binlerce Elif'i doğuran...

    --------------

    Ey sevgili;
    Ben olmadan acıya ağlarsan,
    Benden habersiz sonbahara kapını açarsan
    Yemin olsun ki, hakkımı helal etmem..
    Senin olan her şeye varım..
    Acıya da..
    Mutluluğu da
    Çünkü seni seviyorum " gülüm "

    İsmail Sarıgene
#07.04.2008 12:54 0 0 0
  • noimage
    " Geceye kurban edilmiş bir karanlığa gözlerin miktarı bir umut yaktım.
    Sonra büyüdüm biraz.
    Sorma ne kadar büyüdün diye..
    Sen kadar büyüdüm dün gece..
    Ve bir türlü bitiremediğim önsözümü tamamlayıp,
    Lafzımdaki tüm alfabeyle söylüyorum;
    Seni bir Elif miktarı seviyorum..."

    Çıplaktım adım miktarı / seni giyindim bolca..

    Seni tanıdığım zamanlardı acıya tuz basışlarım. Gömleğimden sızan kan rengine benziyordu göğümün rengi. Sen yoktun ilkin, kıyısızlığın eşiğindeydi gözlerim..Yarım yamalak sözlerim, yamalı susmalarım vardı dudağı kuyulara dayanmış..Çıplaktım adım miktarı, üryandım yaralarından feragat edip kaldırımları yatak bilen. Yer edinemedi sözlerim dudaklarımın cografyasında, ölemedi yüreğim kendi infazının avucunda.Tam vazgeçmişken umuttan, tam da sözlerimi sırtıma vurmuşken düştün düş'üme..Yalnızdım kalıbım kadar seni diktim önsözüme. Yarımdım, seninle tamamladım acıkta kalan yanlarımı..

    Seni tanıdığımda gardolabında ütüsüz satırların vardı. Ertelenmiş, geçiştirilmiş ya da zamana ötelenmiş rüyaların vardı..Karanlığa çaldığın lakin tutmamış bir sabah yağmuru vardı kirpiklerinde birikmiş. Kıyısızlık dururken yüzünde, dağların arsızlığı vurmuş sevda rengine..Kaybetmişliğin rengi siyaha çalarken, koynuna döşenmekteydi ayrılık trenlerinin gri sirenleri..Bir yanı üşümekteydi ellerinin, diğer yanı ise idam sehpasındaki urganı düğümlemekteydi..Seni tanıdığım zamandı, gölgelerin karanlığa başkaldırışı.

    Biz ki acıya bağdaş kurmuş iki zamandık, susuşlara meyilli. Birbirine hiçbir zaman kavuşmayacak trenlerin tek suçlusuyduk. Sevdaya itham edilmiş romanların katili, yüreğinden sızan kanları susuz toprağa ifşa edilen iki hükümlüydük..Biz ki hüzne örülüydük..Sonra sırtlarımızı dayadık birbirimize. Kalabalıkların arasına iki kırık bedenle yürümektense; bir kız çocuğuna renkli balonlar alma suçuyla ölmeyi tercih ettik .. Kavganın ortasında, gölgenin avcuna, karanlığın sabahına bir filiz ekmeye yemin ettik biz..Günahlarımıza tövbe diye degil, Elif'in dilsiz duvağına dua saflığı katmak için aynı safa durduk. Ayak uçlarımıza dökülen gözyaşına biz umut ilave ettik ta ki bu iki beden bir canda vücut bulana kadar...Çünki bizim ekmeğimiz; hayata hüzün miktarı ölüm, ölüme bir dua miktarı hayat katmaktı. Başardık sevgili..Başardık..Kendi ayaklarının üzerinde durabilen sevdayız biz..
    " Büyüdük lakin sen hala benim için saçları örgülü bir kız çocuğusun rüzgarın peşinde koşan "

    Küçük bir kız çocuğu canlanıyor gözlerimde siyah- beyaz fotoğrafların şahitliğinde. Çocukluğuna dair tek bir resim olmasa da arşivimde, biliyorum ki o siyah- beyaz sinemasına hayat rengi katansın.Bilirim ki, gözlerine sirayet etmiş renklerden çıkarırım seni siyah - beyaz tonlardan.Onca çocuğun arasından saçlarındaki rüzgardan tanırım ben seni. Bilirim ki, örgülü saçlarına kurulmuştur dört mevsim. Şimdilerde iki yetişkiniz zamanın dudaklarında. Sırtı birbirine değmemiş iki sıradağdır omuzlarımız. Gözlerimizde iki tren garı beslenir, kirpiklerimizde kısır topraklar..Hadi imkansızlığın kanamasın dudaklarında..Kanatlan siyah-beyaz fotoğraflardan..Bizi bekliyor Elif diyen cicekler...Vuslat yakındır artık...

    Ey hayat rengine bürünmüş gözlerimin sahibi,

    Sırça bir köşke denk gelmese de düşlerimiz, biz yine de yürüyelim elimizde bir kutu çikolata ile. Gardolabında ütülenmeyi beklese de satırların, eselim bir deli rüzgarın peşinde..Durma sakın, sevdamızla daha nice yetim ceylanı emzireceğiz. Gülüşlerimizle kurulayacağımız o kadar ıslak kirpik var ki sakın duraksama..Ayakkabılarım ayağımda değil sevgili diye yorma kendini. Toprak ayakkabın olmuşken neye gerek ki uzun topuklu ayakkabıların..Koş hadi..Zaman Elif'in düş'ü değil mi..Yaşadıklarımız umudun ta kendisi değil mi ?

    Özür dilerim ey yaraları tuz kokan sevgili,

    Güya seni yazacaktım satırlara. Diz çöktüm lahfzımdaki dimağa lakin başaramadım yine..Anlatamadım yine..Anlamadığımdan çıkardığım, hiçbir sözcüğe emanet edemem seni. Seni ancak ben yaşarken yazabilirim dudaklarıma. Yüreğinin büyüklüğüne tekâbül eden anlam ancak benim nefesimde saklı...En iyisi Elif miktarı susmak. Bilirsin ki bir Elif miktarı susmak; sözcüklerin yetmediği yerden hayatı yaşabilmektir Tıpkı senle ben gibi..Şimdi ben sustum..Seni bana Elif anlatsın...
    ................
    Yeşeren düşlere,
    Dudak kenarları Nisan sevinciyle dolan Elif niyetine..
    Sustum...
    Sustuğum kadar sevilesin diye..

    ..............

    Ey gözlerinde hayat bulduğum..
    Verdiğin hayat miktarı gülümsüyorum

    Ey yüreğindeki umutlara tutunduğum...
    Adın miktarı büyütüyorum seni...

    Ey sevginle Elif'i soluduğum..
    Aldığım nefes miktarı yaşıyorum seni..

    Ey adına sustuğum, canına can diye susadığım..
    Bir "Elif " miktarınca seviyorum seni ..

    Beni en iyi sen anlarsın yine de hatırlatayım;
    Sustum..
    Başımı eğdim sana..
    Sağ elimi sol göğsüme götürdüm...
    Seni sevdiğim için..
    Senin tarafından sevildiğim için..
    Koca bir "eyvallah"....


    İSMAİL SARIGENE
#06.04.2008 19:17 0 0 0
  • yorum yapan butun arkadaslara tesekkur ediyorum.ve en buyuk tesekkurumu pedaliza sana ediyorum.yardimlarin icin sagol...
#04.04.2008 23:44 0 0 0
  • Sus yüreğim. Feryat etme. Çığırtkanlara yaraşır bu yaptığın, bir de küçük kız çocuklarına. Oysa sen büyüdün, çığırtkan da olmadın hiçbir zaman.

    Sen bilir miydin sormadığım soruların cevaplarını. Bir açık kapı olsaydı, güneşi de baharı da getirebilir miydin? Anlar mıydın dilimden, konuşmadan susar mıydık öylece. Yoksa yeni bir alfabe mi yazardın her harfi bir çiçekten. Bilir miydin neden bu kadar korktuğumu. İçimdeki korkunç yalnızlığı, katran karası geceyi, düş düş sonu gelmeyen uçurumu. Okur muydun gözlerimdeki hüznü, kendime bile kapattığım kapıları açabilir miydin?

    Sağlam dur yüreğim. Etrafa saçma kıvılcımları. Geldiğimiz gibi gideceğiz bu bahçeden. Gitmeye de biliriz. Gitmeyi de biliriz. Sağlam dur yüreğim. Ne içindeki çığlığı büyüt dalga dalga, ne de yalnızlığı.

    Bu sırrı açsaydık birbirimize. Gözlerimiz her karşılaştığında söylediklerimizi sözlere dökseydik... Kalbimin sükun bulduğu yer dizinin dibi olur muydu? Sıcacık baktığında aradığım cevapları bulur muydum? İçim erir miydi gülümsediğinde, şimdiki gibi? Utanır mıydım yaptıklarımdan, yoksa mesut bahtiyar ölür müydüm son nefesimde?

    Kendine sarıl kalbim. Sıkı tut kendini. Üzerine sıçratma kuruntuları. Zaten giderek büyüyor gece...

    Söylesene bu bir masal mı? Sorular üzerine kurulabilir mi hayatlar? Başlamadan biten masallar vardır hani, kahramanları ta en başından pes eden. Mızıkçılık mı yapmış olur onlar, yenilmeyi seçmekle. Saklambaç oynarken sıkılıp kendini sobeleten çocuklar gibi...

    Kaç bahar olur bir ömürde kalbim? Her tohum başka bir çiçek midir, yoksa yeniden açan aynı çiçek mi? Sorma artık yüreğim.

    Sus yüreğim, feryat etme...
#04.04.2008 11:13 0 0 0
  • noimage

    Sevdim Seni Kahretsin!...

    Boyle olacagini biliyordum, hangi yuzle af diliyorsun?
    Utanmayi bilmez misin sen, pisman mi oldun yoksa?
    Degerimi kaybedince anladin degil mi?
    Senin bu yaptigin varya, ihanetten bile agir geldi bana.
    Hakaret etseydin keske, sevmiyorum deseydin
    Ama hicbir sey soylemeden, son kez dinlemeden,
    Sormadan, ogrenmeden cektiin gittin...

    noimage


    Unutmak mi...?Unutmadim!...
    Sevdim iste kahretsin!Sevdim!!!
    Ufacik yarali yuregimi, sana emanet ettim.
    Yalanlarina onu bari alet etmeseydin ya!
    Seni unutmayi denemedim bile.
    Cunku ben, unutmak icin sevmedim ki seni...
    Bambaska oldugun icin,cok farkli, delikanli oldugun icin sevdim.
    Bana ''inatci'' demeni bile sevdim.
    Ama en cok, duygusalligini icinde saklayip,
    Sert tavirlarini sevdim...
    Sevmez olaydim!Adam sandim!
    Yanilmisim...
    Bu muydu delikanliligin???

    noimage

    Bu sevgi, ne kadar kotu birsey...

    noimage

    Ahhh yuregim izin versede, keske gururum kazansa.
    ''Artik yeter, cek git, sevmiyorum!''Diyebilseydim...

    O zamanlar,sesini ilk duydugumda;
    Elim ayagim dolasmisti.
    O bakislarini cozmek istemem, en buyuk hatam oldu.
    Sevdim seni kahretsin!Sevdim...

    noimage

    Yalanlarina kanmasaydim...


    Yaptiklarini unutmak mi?Asla unutmam!
    Dilim seviyorum dese de, yuregim kan aglar...
    Gozlerim yaslar icinde...
    Gucum kalmadi...


    noimage

    Meger sevmek neymis, ben bunu seninle anladim.
    Sevmek;Hem gulmek, hem ayni anda aci cekmekmis...
    Yuregin kan aglasa da, icin alev alev yansa da,
    Sevdigini herseye ragmen affedebilmekmis...


    noimage

    Ben seni gercekten sevdim, kahretsin!!!
    Simdi ise ben seni sevdigimi fisildayamiyorum bile...
    Sen benim sesimi solugumu kestin...
    Sen benim sesimi solugumu kestin.

    noimage

    KESTiN...
    KESTiN...






    [main-arkaplan-muzik]096[/main-arkaplan-muzik]
#04.04.2008 11:03 0 0 0
  • noimage

    Meğer seher yelleri de kırarmış başakları,
    Umutlarda hep hanımeli açmazmış.
    Düşünceler,sarıp sarmalarmış solmuş baharları..


    Anılara küskün görüntülerde yaşarmış meğer düşler,
    Ve geceler,hep yıldızları gizlemezmiş koynunda,
    Hasretlere tutsak olurmuş karanlığın
    kolları..
    noimage
    Meltem değilmiş tüm rüzgarların ismi meğer,
    İsmi martı değilmiş,
    Beyaz olan tüm kuşların..

    Sırlar taşımazmış gündönümleri uzaklara her zaman,
    Kolay değilmiş her bilmece,
    İri sorular varmış yüreklere saplanan..

    Nankör diye haykırırmış,
    Saatler her geçen an'a,
    Meğer arkadaş değilmiş akreple yelkovan..
    Ağacın dalında filizlenirmiş meğer sevda,
    Yalnızlıkmış kökleri,
    Ayrılıkmış derinlere uzanan..

    Şimdi sanma yalnız senin gözlerinde geziyor nemli bulutlar,
    Yalnızlık doruklarından çığ gibi yıkıldığında,
    benimde içim acıyıp

    göz pınarlarım ıslanmakta....
    noimage



    [main-arkaplan-muzik]027[/main-arkaplan-muzik]
#03.04.2008 14:06 0 0 0
  • noimage

    Ey her satırı kitap olan adam;

    İki kez uğradığın şehrimde yine hüzün var. Demek ki yine kirpiklerinden " hüzün " kapmış bulutlar. Sana kaç kez söyledim be sevgili " bana ölümden " söz etme diye. Bana ölüm masallarını anlatma / dinlemeyeceğim.. Ölümden bahis açılmışsa senin yerine ben ölürüm de yine de seni yar etmem o kara toprağa. Ah be kirpiklerinden yüreğine bir yağmur gibi aktığım sevdam nereye gidiyorsun ? Daha kollarına / sana Elif'i hediye eyleyeceğim. Elif'i sana kavuşturmadan gidemezsin bir yerlere..Sökemezsin ellerimi ellerinden. Gidemezsin diyorum. Beni "sensiz " bırakıp ölümü dudaklarından öpemezsin. Demirlediğin gönül limanlarımı terk edemezsin. Hani biz ölümsüzdük ? Hani biz sonsuzluktuk ? Gideceksen git diyeceğim ama bırakamam seni. Sen beni bıraksan da ben seni ölüme uğurlayamam.

    Ey kirpikleri bana umut olan yâr,

    İmkansızlığa açtığımız savaşı kazanmadan nereye gitmektesin? Mavi bilyeleri Elif'imize bırakıp bizi hüzne mi emanet etmektesin ? Susma ölümü dudaklarına kutsayan genç. Kelimelerini dudaklarına gömme sakın. Hani sen yazardın, hani sen hüznü en iyi anlatandın. Susmasana. Anlatsana bizi / beni. Sığınma kapısı açık bırakılmış cümle sonlarına. Sen benim sevdiğimsin / bu kadar çabuk pes edemezsin. Beni sensizliğe itemezsin koca yürekli adam. Hani tedavin sonrası kentime ilk geldiğinde gözlerimden izleyecektin denizleri. Hani gözlerim kirpiklerine dayandığında avuç içlerine sakladığın gülleri serpecektin saçlarıma. Ne oldu yaşamak zor mu geldi yoksa ya da sevdaya kanat çırpmak yordu mu seni ? Susuyorsun hala / susabildiğin kadar yaşa o zaman. Hani sen kelimeleri ustaca örerdin satırlara. Hani yazdığın her aşk denemesinde okuyanları kendine hayran bırakırdın. Ne oldu da tüm sesli kelimelerini yuttun. Yoksa suskunluğun bıçağı mı değdi boğazına.

    Ey kendine ölümü en iyi çare gören yalnızlığım / canım,

    İçi boş kelimeleri bırak. Boynuna geçirdiğin ölüm yalnızlığını da çıkar. Sonbahar türküleri söyleyen bu kadın varken ölüme kollarına sıvamak niye ? Hani ben senin sığlığına dua genişliği katan kadınımdım. Ne oldu da ölümü bu kadar sevmeye başladın. Saf tuttuğumuz sevdadan hani vazgeçmek yoktu. Bırakma ellerimi sakın. Bakma bana sana özenip cümleleri mertçe kullandığıma. Sen düşersen ardından gelecektek kişi benim. Sensiz yaşayamam be can..Sanıyor musun ki sensiz geçecek günlere dayanacak gücüm var ? Senden başka dayanağım yok. Söylemeyemesem de sana olan özlemimi / kaç geceden beri gönderdiğin bezden kız cocuğuna sarılıyorum.. Kaç gündür seninle ilk buluştuğumuz yerde dolaşmaktayım. Ve inanmayacaksın sevgili, hala kokun orada ve hala orada duruyor saçlarıma serptiğin gül taneleri.

    Ey gözlerini görmeden gözlerimi kurban ettiğim adam,

    Sımsıkı giyin yüreğimi. Üşümesin ellerin. " Serzone " sinmiş ellerine benim ellerimi de al. Öznesi sen olmayan tüm cümleleri reddetmişken bir dilim söz bırak dudaklarıma. Gözlerimin derinliğindeki umut yalnızlığını sen Elif bereketine çevir. Sen ki yüreğimin kelimelere sığdıramadığı, bırakma beni karanlığa. Bırak kendini bensizliğin öznesizliğine. Göz etme sakın ölümün sana gülümseyen haline. Nefesin kesilir olduğuna nefesimi al. Hoyratça kullan canımı. Sen yaşa be can. Ben göreceğimi gördüm. Bari sen gülümse be can

    Ey kendini yarım cümlelik gören adam

    Söz verdim sana. Seni bana kavuşturmadan hiçbir yere gitmeyeceğim. Bak göreceksin bir Cumartesi günü baba ocağımdan sana topladığım güneşler ıslak kirpiklerine değecek. Ey bana bir Elif miktarı gülümsemeyi öğreten hayat..Gitme. Sırtını hayata dönüp ölüme gülümseme Ellerini uzatma kara toprağa. Geçen gece gördüğün rüyayı ne kadar gizlesen de ben biliyorum o rüyanın mahiyetini. Sen anlatma bakalım..Görmedim/ yanlış biliyorsun diye yalanlar uydurma. Sus ve tek bir kelime etme sakın. Rüyanda yıllar önce kaybettiğin baban ile düğün daveti dağıtıyordun Gediz sokaklarında. Düğün demek ölüm demek sevgili. Bu rüyayı ben üzülürüm diye anlatmadığını da biliyorum. Dudaklarından düşmese de ölüm cümleleri ben seni ölüme bırakmayacağım. Sakın sırtını bana dönüp gitme. Hayatın avuçlarından düşerim. Umutsuzluğuma bir hüzün eker sensizliğe serilirim. Sakın gitme. Sakın pes etme..Ardında içindeki her şeyi kağıda dökülebilen kadın bırakacağım diye yüreğinle övünme. Sen ölürsen ben sensizliğe yazamam. Hem ne çabuk unuttun sonbahara benzediğimi. Bırakma ellerimi. Göğsünden başka sıcaklık bilmediğim yürek, düşmeme izin verme. Bir umut yalnızlığında kanamasın nihaventlerim. Susturma beni suskunluğunla. Sakın gitme sevgiliGitme diyorum git-me


    Ölümü bu kadar çok seviyorsan git sevgili..
    Git..
    Aşkı / sevdayı kursağıma bırak ta git..
    İhanet et gözlerime..
    Git..Ölümü dudaklarından delice öp
    Ardında kızımızı,
    Ardında beni yetim bırakarak git
    Madem ölümü bu kadar çok seviyorsun..
    Yolun açık olsun
    Seni sensiz yaşatacak güçteyim ben

    Senden bana yadigar kalacak
    Bir dilim söz,
    Bir dirhem Elif yeter bana..
    Ben seni " varlığınla " sevmedim ki..
    Öldüğünde seni terk edeyim

    İsmail Sarıgene
#03.04.2008 09:48 0 0 0
  • noimage


    Bıraktım yüreğimden kuyruklu uçurtmalar

    Sığındım gecelerin kara avuçlarına

    Tükendi dudağımda bildiğim tüm dualar

    Kirpiğimden süzüldü, rimeller yanağıma.


    Bıraktım gökyüzüne, uçuştu ak balonlar

    İnanmam artık senin, pembe yalanlarına

    Çaresiz gözlerimde, dolaştı sağnak kuşlar

    En kırılgan yerimden, kırıldım artık sana.





    noimage


    CEVDET BAGCA-KIRGIN






    [main-arkaplan-muzik]044[/main-arkaplan-muzik]
#02.04.2008 22:15 0 0 0
  • noimage
    Bir yağmur yanaşıyor gönlümün iskelesine
    Yağmur damlalarının sesi haykırışlar gibi yüreğimi acıtıyor bugünlerde..
    Gözlerimin önünde yine hayalin..
    Gözlerini, sözlerini, dev gülüşlerini ve boşver demelerini
    Bakışlarını, hüznünü, neşeni ve bana ben katışlarını unutmadım
    Unutamadım..
    Gönlümdeki yağmura şimdi rüzgarda eşlik etmekte..
    Yağmur yalnızlık kokusu getiriyor, rüzgar sensizlik esiyor

    Saatime yüzünü kazıdım..
    Yelkovanım sana beş var, akrebim seni yirmi geçiyor..
    Çok uzun zamandır zamansız yaşıyorum..
    Zamanlarım fırtınalı denizlerde, zamanlarım gökyüzünde derinlerde..
    Deniz dalgaları hırçın bu saatlerimde..
    Dalgalar dev kayalara vuruyor düşüncesizce..
    Her kükreyen dalga sesinde senin binbir sesin aklımda ve kulaklarımda...
    seni baştan başa sen yapan sesin veda edişe beşe kala
    En son kalan bendeki sen
    Gökyüzü renklerim fırtınalı bu saatlerde..
    Mavi ile gri savaşıyor fütursuzca..
    Paletimde birbirine karışıp kayıp oluşa karışan renklerimde senin binbir yüzün,
    Gözlerimde ve hafızamda sen..
    Seni sen yapan bakışın veda edişi yirmi geçe
    En son kalan bendeki sen


    Düşüncelerimin arasında kayboluşlara karışıyorum yine
    Yüreğim yoğun, kafam karmakarışık
    Sen ilk sevdiğimdin.
    İlk sevgililer unutulmazmış..
    Sen ilk kendimi verdiğimdin..
    ve kader yolumda derin, silinmesi zor izlersin..
    Ne zaman yüreğimi birine açsam seni hatırlayacağım;
    O okyanuslar kadar sırdı diyeceğim,
    kendime bile itiraf edemediğim rüyamsı gerçeğimdi diyeceğim..
    Ve işte o zaman bendeki seni rüya yapacağım,
    bir masal kahramanım olacaksın sevda "gel-gitler"'imde..
    Özledim seni..
    Özledim bendeki seni.. hem de çok..
    Sen yanımdayken konuşamamayı,
    sen yanımdayken gözlerimi gözlerinden alamamayı,
    sanki zamanın kavramını yitirişini,
    herşeyin başka başka anlamlar taşıdığı anları özledim..
    Seni sen yapan, bizi biz yapan anları ve mekanları unutmadım..
    Aşkımızın başkentini unutmadım..Unutamadım
    Hiçbirşey, hiçbir insan koparamadı beni bu şehirden

    Ama bir gerçek var şimdi aramızda.
    Sessizce, farkettirmeden aramıza giren..
    Sessiz yüksek duvarlar ören..
    Seni benden uzaklaştıran, beni karanlık düşlere iten..
    Ne olduğunu anlayamadığım ve senin nedeni açıklayamadığın..
    Hiçbir sorumum cevabı yok
    Hiçbir duygu kayıbolmaz durduğu yerde,
    hiçbir savaşta kayıbolmaz tarih yapraklarından..
    Hatıralarımdan silinmeyen sen gibi..
    Bana bir açıklama borcun var en azından..
    Birşey söyle.. evet de hayır de..
    Ama konuş gerçekler ne kadar acı olsada...
    Senin tek savaşın kendinle, kendinde bugünlerde
    Düşün, ama mutlaka düşün, bari yüzleş kendi gerçekliğinle
    Tekrar tekrar geçir herkesi tek tek anılarının süzgeçinden.
    Mutlaka vardır en azından bir vefa borcun tarih saydıklarından
    Saklandığın boşlukta değil hayat, gizlendiğin korkularında senin..
    Boşluğuna sarıldıkça büyür bütün korkuların,
    sen o kendi boşluğunun yanı başına gizlenensin.

    Nefret sevginin ta kendisidir bazen..
    Ayrılık da sadakatın ödülüdür bazen..
    Bazen yarınlar dündür, bazen dünler bugün..
    Ama zaman dün ile yarınlar arasındaki süreyi yaşayanlara aittir..
    İnsanlar ise vefa ve sevgi ile anılanlara

    Yüreğimde yine yağmur yağıyor..,
    yine lacivert-siyah gecem yalnızlığıma yar..
    Yine şehrimin kımızı-siyah sokakları bana dar..
    Hayallerimin üzerinde sert-soğuk rüzğar..
    Gönül mevsimimde ise hüzüne davet var

    Biter bu yağmur bir gün elbet
    Hep benle beraber unutamadıklarım, bulamadıklarım
    Saçlarımda hala rüzgar, yüreğimde hala sevdam var
    Bir çocuktum sevmiştim, beni ben yapan..
    Yüreğimize bir yol açan
    Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar.
    Karanlık, soğuk sokak aralarında o eski çocuk..
    Bir şarkım var şimdi yalnız dudaklarımda;
    "birgün belki hayattan, geçmişteki günlerden, bir teselli "

    UNUTULMAMAYA YEMİNİN VARDI SAYFALAR DOLU, ŞİİRLER BOYU UNUTTUN MU SEVGİLİ?

    " Yüreğimin kıyısına vurdu minicik bir dalga,
    Tutmalıydım, tutamadım kendimi.....
    Bir canım var; feda etsem sevdamı bilemesin.
    Bir acım var anlatsam, önünü göremezsin!
    Herkes unuttu gitti; bende unuttum her her şeyi..
    Bari.... Bari sen ........... „
#02.04.2008 17:40 0 0 0
  • noimage
    Yaşamın bir anlamı olmalı
    Senden başka benden başka.
    Sana görünmeli bende durmalı...
    Sevgi çaresizlikten doğmaz
    Adı o zaman sevgi olmaz.
    Kişi kendine biraz dışardan bakmalı
    Beni aldatma beni söyletme
    Yalanlarını hatırlatır gözlerin
    Böyle şeyler hep olmaz ki
    Fırtınalar hava sakinken kopmalı..
    Olmalı
    Yaşamın bir anlamı olmalı.
    Olmalı
    Sevgimin bir anlamı olmalı...
#02.04.2008 16:00 0 0 0
  • @rasitkurban adlı üyeden alıntı:
    COK GÜZEL BİR VEDA YAZISI UMARIM VEDA ETMEMİŞSİNDİR AYRILIKLARA ÜZÜLÜRÜM..
    Orijinali Göster...


    ne kadar uzucu, ne kadar zor olsa da, bazen elveda demek zorunda kalabiliyor insan.elveda dedigimizde biliriz ki o an, yasadigimiz acilarin en cetrefillisi,en gercegi ve en zoruyla bas etmek zorunda kalacagiz.bunlari yasayacagimizi bilsek de soyleriz o sozu.duyanin icine bir ates duser, soyleyenin yuregi kanar, ama yine de soyleriz.ayrilislarin, kopuslarin boynu bukuk sesi olur elveda...elde olmayan bir vedadir cogu zaman.nelere veda ettigini bildigin halde, el olmaktir biraktiklarina.
#02.04.2008 15:30 0 0 0
  • noimage
    Kurtul da qözlerimden qideyim..
    ßırakayım her şeyi bir başına..Kalsınlar yapayalnız sokaklarda, bensiz rüyalarda!
    Celiskiler icinde kaybolmak neymis anlasınlar bu diyarlarda !
    Kurtul qözlerimden de qideyim..
    Yarınsız ufuklara ..

    Şimdi; sol elimde dünya, saq elimde yalnızlık yer tutar sebepsiz sorularda bana. Her yiqidin harcı deqildir yalnız kalmak. Herkes başa cıkamaz! Hatalı bir söze bakar her şey onlar icin. ßasit,ucuz iki kelime ..
    ßu şehir aqır qelmeye başladı bana! Taşıyamıyorum yükünü, anlasana! Deniz,kumsal,qemiler el sallar yarınlara.. Tek basıma elimde bira!deliler qibi koşuştururum ordan orayaaa

    Uzun zaman sonra qörmek nasip oldu seni doyasıya. Ruhum firari daqılımlarda..
    Aradım da,bulamadım istediqimi!
    Koştum da,yoruldum. ßir aqırlık çöktü ayaklarıma.
    ßedenim uykuda..Gözlerim acık! Rüyalarda bir 'sen' .Cıkarken merdivenlerden; bir anda takıldı ayaqım da ancak ozaman uyanabildim bu yalan rüyaların şehvetinden !
    Düştüm
    Ayaqımdaki kan(!) lekesi deqildi canımı acıtan..€limdeki sıyrıklar deqildi anla anlaa! Tahmin edemediqin ve edemeyeceqin! Yüreqimdi acıtan.Yüreqimdi beni daqlayan ..

    Kimler qeldii kimler qecti diyeceksin hayatımdan! Haklı olabilirsin ama unuttuqun bir şey vaaarr!! ßenim hayatımda da, ilk deqilsin ve son olmayacak yalan sevdan ..!

    Hala, bunca laftan sonra; karşımda dikiliyorsun hayret etmiyo deqilim aslında. Ne yüzsüz bi kalbin varmış anladım qec de olsa !
    Zaman zaman dedin ya! Geldik işte yolun sonuna..
    Sen "hosqeldin" demeye devam et; benden sana koca bir "elveda" ..
#02.04.2008 14:36 0 0 0
  • dunyanin en saf, en temiz yaratiklaridir onlar.iclerinde kotuluk yoktur.keske cocukluk yillarimiza tekrar geri donebilseydik.buyuyoruz, cocukken sadece dusunce dizimiz kanardi, tek yaramiz buydu,bunu yara bilirdik, buyudukce yurek kanamalarini da ogrendik.

    ne guzeldi o yillar.aman kilo alirim derdi olmadan elma sekeri yedigim, babamin omuzuna binip binbir turlu simariklik ettigim, tek derdimin cabucak yemegimi bitirip arkadaslarimla oynamak oldugu o yillar...ara ki bulasin.cok guzeldi o yillar, keske yine cocuk olabilsem.

    guzel bir paylasim, emegine saglik.
#02.04.2008 10:56 0 0 0
  • noimage
    Söylenmeyen sözlerin ağırlığı, demir balyalar gibi çöktü yüreğimeBir yanardağ misali gönül dağım!Hani bazen diyorum ki patlasa bu yanardağ!Dökse içindeki her şeyi dışarı!Boşalsa!Rahatlasa artık!

    Sonra duruyorumSonra susuyorumİçimden çıkan lavların etrafı yangın yerine çevireceğini düşününce kilit vuruyorum dilime."Yan!" diyorum içime!"Sadece sen yan!" Ve "Dayan!" diyorum gönlüme!" Herkes mutlu olsun!Sen dayan!.."

    Dayan be gönlüm!Dayan ki , elbet birgün görecektir sevgili arşa yükselen alevleriniDayan ki , elbet bir gün sende açan alev kırmızısı güllerin kokusu yâre ulaşacaktırDayan ki bir gün alevlerin, sevgilinin gözyaşıyla buluşacaktırDayan gönlüm! Seni de elbet bir anlayan olacaktır!

    Dayan be gönlüm!..İçine akıttığın gözyaşınla bile sitem etme sevgiliye!Derdini başına tac et "Sevgiliden geldi." diyeVe dayan , sorma "İçime bu yangını salıp da nereye gitti?" diye!Sen sevgine sadık ol, o seni sevmese bile!

    Dayan be gönlüm!Bîçâre değilsin Yaradan sana yârKimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var!Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar!Ama dayan gönlüm!..Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!

    Dayan be gönlüm!İçindeki aleve attığın tohumları gözyaşınla yeşert!Dayan ki her şey bitecek bir gün, kalmayacak ne gam ne dert!Alev kırmızısı güllerden der demet demetBil ki!Bil ki bir gün mutlaka bitecek bu hasret!
    Yanıyor bedenim acıyor içim
    Yoktan anlamıyor benliğim
    Bitmiyor geceler geçmiyor günler
    Adı aşk bu eziyetin

    Dayan yüreğim dayan
    Dayan yarına inan
    Gün gelir acılar ezberlenir
    İyileşir zamanla yaran

    Anlar mı hiç seni
    Yanarak mum gibi eridiğini
    Sen aşıksın o kör
    Hevesin kalıcı misafiri...
#01.04.2008 21:56 0 0 0
  • noimage


    Havanın dumanlı
    Vaktin dar olduğu bir zamanda
    Bu sözü bir gül gibi bıraktın yüreğime:
    "İçim içime sığmıyor! ."
    Şimdi sana dairim
    Ölesiye tutkulu
    Ölesiye şairim

    Tarihe gömüyorum acıyı ve ölümü
    Yenilgiyi zafer şarkılarına
    Çünkü sen geldin; kumrular geldi
    İçim içime sığmıyor
    Umurumda mı sanki ayrılık trenleri
    Ay tutulması, rasathaneler
    Aşkın değerini düşüren darphaneler
    Başbakanın Amerika evleri
    Umurumda mı sanki

    Sen geldin; çöllere yağmurlar geldi
    Bana göre değil Küba'nın çiçekleri
    Yeni bir skandal senaryosunda
    Şaşkın bir İngiliz prensesinin
    Yıkılan hayalleri

    Bana göre değil kavga
    Uygarlığın kriz noktalarında
    Gurbet kokan bir hayatım var benim
    93 harbinden kalma sokaklarında
    İkindi sonrası sirenler çalar
    Eritir dağların kirli karını
    Susuz bir denizde hırçın dalgalar
    Deler karanlığın kulak zarını

    Sen geldin; vefakâr duygular geldi
    Yakamozlar oynaşıyor sularda
    Benim de sırlara ermek çağımdır
    Buzlar vadisinde bir gelin, sevda
    Sevda benim özgül ağırlığımdır

    Sen geldin; güvertelere
    Umut yükleyip boşaltan gemilerin
    Hindistan cevizi kırdığı kırdığı limanlarda
    Ermiş kaptanlara muhabbet duyan
    Meczup tayfalar geldi
    İçim içime sığmıyor
    Çünkü hem sen geldin; hem bahar geldi

    NURULLAH GENÇ
#01.04.2008 16:02 0 0 0
#01.04.2008 15:58 0 0 0