Amerika'da bir adam lotodan bir milyon dolar kazanıyor,
arabasına giderken bir Bayan kızının çok ağır, ölümcül bir hastalığa yakalandığını ve beş yüz bin dolar bulamazsa yarın kızının öleceğini söylüyor.
Adam hiç düşünmeden parasının beş yüz bin dolarını veriyor.
Ertesi gün bu olaya şahit olan biri, adama o parayı verdiği bayanın bir dolandırıcı olduğunu ve onu kandırdığını söylüyor. (adam gerçekten de kandırılmış)
Bu konuşmanın sonunda adam sadece gülüyor, Bu duruma barmen oldukça şaşırıyor. -Nasıl olur, kadın seni kandırdı hiç mi üzülmedin?
Barmenin aldığı cevap ilginçtir:
-Benim sevincim yarın ölecek bir kızın olmaması!
KOÇ: Sana kalsa dünyada herkes aptal, bir sen akıllı! Millete öğütler verip ukalâlık taslar, önüne yemek koysan beğenmez. Allah düşmanların başına vermesin...
BOĞA: Sen ayrı bir panel konususun. Kafayı iş yapmakla bozmuşsun, sanki dünyayı sen kurtaracaksın! inatçı mı inatçı, dik kafalı... Komünizm bitti kardeşim!
iKiZLER: Sen hızlı ve pratik düşünebiliyorsun ama kendinden çok şey verip karşın-dakinden az şey bekliyorsun, yani akıllı geçinme! Ayrıca çoğu şizofrenin de ikizler burcundan çıktığı söyleniyor, bilgine...
YENGEÇ: Sen sempatik ve başkalarının problemleriyle ilgilenir görünmeye çalışan son derece yapmacık birisin. Ama biz bu sahte şirinlik numaralarını yemeyiz. Bu arada akıl hastanelerindekilerin %90'ınm yengeç burcu olduğu söyleniyor. Haberin olsun!
ASLAN: Sen kendini dünyanın zirvesindeki kusursuz insan sanmaya devam et Millet senle ne dalga geçiyor, haberin yok. Tenkide hiç gelemeyen, kendini beğenmiş zavallı aslan parçası... Sen kendini bir odaya kapat ve hayatının geri kalanını duvarı seyrederek geçir bakalım.
BAŞAK: Sen pek aklı başında otoriter biri olduğun için dağınıklığı sevmezsin değil mi? Ama senin her tarafı didik didik kontrol etme huyundan millete fenalık geldi! Gayet soğuk, ruhsuz tipsin maalesef. Zaten telefon görüşmesi yaparken uyuyakalabilen birinden başka ne beklenir ki?
TERAZi: Sen sanatçı ruhlu olduğun için apayrı saçma bir boyutta yaşıyorsun. Böyle aklı bir karış havada gezen adamın iş bulması pek muhtemel değil, ömrünün sonuna kadar aylak aylak gezersin, sonunda da her büyük sanatçı gibi "Kimse beni anlamadı!" diye çıldırırsın, yarım aklın da gider.
AKREP: Sen hele sen! Tuhafların içinde en tuhaf olan! içten pazarlıklı, kıskanç, ahlâk anlayışı sıfırın altında! Çoğu Akrep'in eninde sonunda korkunç bir cinayete kurban gittiğini duymuş muydun?
YAY: Sen herşeyin iyi tarafını gören şen şakrak bir tipsin, kendini buna alıştırmışsın ne de olsa; yeteneksizliğini ve talihsizliğini başka türlü örtemezsin değil mi? Seni adam yerine koyup bu kadar yazanda kabahat..
OĞLAK: Sen tutucu ve risk almaktan kaçan birisin. Böyle biri dünyada ne diye yer işgal eder ki! Şöyle bir etrafına bak bakalım, hangi kayda değer insanın Oğlak burcundan çıktığı görülmüş?
KOVA: Sen güya çok atak birisin ya, birşeyi elde etmek için her türlü yalanı söylüyorsun. Ama yalanı bile beceremiyorsun. Aynı hataları döne döne yapıyorsun, çünkü kafan almıyor. Ne sinirleniyorsun? Doğruları söyleyince kabahat oluyor değil mi?
BALIK: Maşallah, senin hayal gücün pek gelişmiştir. Devamlı FBI'dan, ClA'den birilerinin peşinde olduğunu düşüne düşüne sonunda kafayı yiyeceksin. Ama sen en iyisi hayallerinle baş başa kal, nasılsa arkadaşlarının arasında en ufak bir dikkat çeken tarafın yok. Kendine güveni olmayan öyle sessiz sedasız bir tipsin işte..
Fenerbahçe maçında kaçırdıkları gollerle bir anda hedef haline gelen Gökhan Umut ve Umut Bulut Ankaraspor maçında attıkları gollerle kendilerini af ettirdiler.
Gökhan Ünal 8 gol, Umut Bulut da 7 gol olmak üzere Trabzonspor'un 18 Maçta kazandığı 26 golün 15'ini atmayı başardılar.
Ligde 38 puanı bulunan Trabzonspor, bu iki oyuncun gol attığı maçlarda 29 puan topladı.
Aylardır iş bulamayan delikanlı artık önüne gelen her yere müracaat etmeye başlamıştı.
Hayvanat bahçesinin önünden geçerken durdu ve "neden olmasın" deyip, oraya da müracaat etti.
Olacak ya; bahçenin gözdesi goril önceki gece ölmüştü ve bunu müşterilerden bu günlük gizlemeyi başarmışlardı.
"Yeni gorilimiz gelene kadar, onun postunu giyip goril taklidi yapabilir misin?" diye sordular.
Delikanlı önce şaka herhalde diye düşündü, ama hayır adamlar gerçekten ümitsiz görünüyorlardı.
"Parada anlaşırsak yaparım" dedi. Anlaşmaları uzun sürmedi.
Ertesi sabah geldi, hazırlanmış postu giydi, gorilin kafesine girdi ve o güne kadar seyrettiği belgesellerden aklında kaldığı kadarıyla goril gibi davranmaya başladı:
Ara sıra homurdanıyor, göğsünü yumrukluyor, dört ayak üzerinde yürüyor, bir dala sıçrıyor, sallanıyor, seyircilerin attığı meyveleri yiyordu.
Birkaç gün sonra işine öyle adapte olmuştu ki, daha yüksek dallara bile tırmanıyor, daldan dala atlayabiliyordu.
Ama son atladığı dalı tutamadı, kafesini yan kafesten ayıran fensin üzerine düştü, yıpranmış fens teli yırtıldı ve kendini yan kafesin içinde buldu.
Bu aslanın kafesiydi.
Delikanlı yutkundu, kelime-i şahadet getirdi. "İmdat!" diye bağırdı ama kendi sesini kendi bile duymadı. Korkudan sesi kısılmıştı.
Tekrar bağırdı. Eh! hiç olmazsa kendi duymuştu.
Önce neler olduğunu anlayamayan aslan yavaşça yattığı yerden kalktı, delikanlıya doğru ağır adımlarla yaklaştı.
Seyirciler çığlık çığlığa idi. Bir çocuk sanki goril anlayacakmış gibi (!) "tırman, fense tırman" diye bağırdı.
Ama korkudan gorilin sadece sesi kısılmamış, eli kolu da felç olmuştu.
Aslan affetmedi, geldi, önce pençesini gorilin göğsüne dayadı, sonra başını başına yaklaştırdı ve fısıldadı:
Gençler ihtiyarların aptal olduklarını sanırlar. Ama ihtiyarlar gençlerin aptal olduklarını bilirler...
Şanssızlığa katlanabiliriz , çünkü dışarıdan gelir ve tümüyle rastlantısaldır. Oysa yaşamda bizi asıl yaralayan , yaptığımız hatalara hayıflanmaktır. Oscar Wilde
Herkesin üç kişiliği vardır; Ortaya çıkardığı , sahip olduğu , sahip olduğunu sandığı. Alphonse Karr
Dünya bir kayık olsa idi dualar küreklerimiz olurdu kutlu limana ulaşabilmek için...
İnsanlar her zaman kahraman olamazlar ama her zaman insan olabilirler...
samimi olmayı vaat edebilirim ama; tarafsız olmayı asla.
Hiç ölmeyecek gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi de ahiret için çalış.
Bir kitap bastan yazilabilir ama hayat asla.
Sen bu günden yarina umut sakla, günesin birgün senin icinde dogacagini unutma, ayagini saglam bas cukurlara kekip yikilma, kötü günleri asip aydinliga cikacaksin.
Hayat kurallarına uyularak oynanması gereken bir oyundur.Kuralları reddedersen oyunun dısında kalır ve mutlaka kaybedersin!!!
Hayat insanın cesareti oranında daralır yada genisler! HAYATINI KONTROL ETMEK SENİN ELİNDE
Dünyada ne var kendine dert eyleyecek, bir gün gelecek can bedenden gidecek. Zümrüt çayır üstünde sefa sür bir iki gün, zira senin üstünde de yeşil otlar bitecek
Kusursuz olsaydık baskalarının kusurlarını bulup cıkarmaya bu kadar meraklı olmazdık...
Kars tren garinda Istanbul a hareket etmek üzere Dogu Ekspresi hazir beklemektedir.
Kayseri li is için geldigi Kars tan dönmek üzere trene biner ve kompartmanini bulur.
Içeride iki tane 45-50 yaslarinda adam ve birde 20 yaslarinda genç vardir.
-"Selamun Aleyküm" diyerek Kayseri li içeri girer.Içerdekiler;
-"Aleyküm Selam" derler.
Kayseri li yerine oturur ve bir süre sonra tren hareket eder.Yolculugun basinda hiç kimse konusmamaktadir.Yalniz genç çocuk biraz sikintilidir.Orta yaslilardan birisi çocugun bu halini görür ve laf atar.
-"Hayrola genç senin bir derdin mi var?"
Çocuk dayanamaz baslar anlatmaya:
-"Ya abi ben Istanbul Üniversitesinde ögrenciyim.Yari yil tatili için köyüme geldim. Zavalli anam beni okutabilmek için kötü yola düsmüs. Kadini o halde görünce çok canim sikildi. Üzüldüm" der. Bu sefer soruyu soran adam çocugu teselli etmek için söze baslar.
-"Bak aslanim ananla iftihar et kadincagiz seni okutabilmek için nelere katlaniyor. Ben falanca yerin genel müdürüyüm. Anacigim beni okutabilmek için her gece pavyonlarda konsomatrislik yapardi. Üzülme" der.B u sefer öteki orta yasli adam lafa karisir.
-"Yavrum gördün iste analik hakki ödenmez. Beyefendi dogru söylüyor ben ki filanca sirketin patronuyum anam beni okutabilmek için her gece kendini satardi. Bosver" der.
Tabiki Kayseri nin de konusmasi lazim. Elini cebine atar ve bir uzun Samsun paketi çikartir. Digerlerine ikram ederek söyle der:
Amerika,Finlandiya,Fransa,İngiltere,Brezilya,Porte kiz,Avusturalya,İspanya,Kanada,Hollanda,Danimarka Ve Japonyada Yapılan Toplam 150000 Kisinin Katildigi Anket Sonucunda İnsanlarin En cok Neyden Korktuklari Sorulmus Ve işte sonuclar
%42=Uykuda Ölmek(Öldügünü Hissetmeden)
%20=Ailesini Veya Sevdiklerini Kaybetmek.
%18=Uyurken Rüya icinde tekrar ve tekrar rüya görmek(Bu hastalıgın bircok ornegi var Ruya icinde surekli ruya gorerek insan komaya giriyor ve aylarca uyanmadan kalabiliyor)
%15=Tecavuz,Gasp;Dogal Afetler;Kacırılmak;Sakat olmaktan
%5=Diger...
Genç kız hem kendi kendine söyleniyor ,hemde yerde gördüğü boş kutuyu tekmeliyerek yetiştirme yurduna doğru yürüyordu. Yurttan ayrılmasına az bir zaman kalmıştı.Burada çok güzel günler yaşamıştı. Kuralları vardı ama yinede çok mutlu günleri olmuştu.
Tam yurttan içeri girerken, birden vazgeçti daha zaman vardı, cebindede bir kaç lira hemen şans oyunu oynamak istedi ,belki çıkar diye düşünüp oyunu oynayıp yurda döndü.
Birkaç gün sonra vedalaşma zamanı geldi, uzak akrabaları onu alıp çiftliğe götürdüler.Onu karşılayıp odasına yerleştirdiler.Burada her şey çok boldu, herşeyi vardı.Yurtta bir elmayı iki kişi paylaşırken burada bir tabak dolusu ona ikram edilmişti.İstediği her şeyi alıyor, geziyor,bir dediği iki olmuyordu.Ama yinede mutsuzdu, bir şeyler eksikti.Hani yutta yağmur yağınca korkup bir araya toplaştığı kader arkadaşları gibi sıcak bir sevgi ortamı yoktu.Kuzenlerinin her şeyleri vardı ama babalarının dizinin dibinde oturamıyor, onlara ana ,baba diye sarılamıyorlardı.
Sonunda karar verdi bir iş bulup çalışacak,ayrı yaşayacak,yokluk çekecek ama mutlu yaşayacaktı.Bu kararını aile büyüklerine söyledi ama razı olmadılar.Çok üzüldü odasında defterlerini karıştırırken kuponu buldu,sonucunu öğrendi, kazanmıştı hemde büyük ikramiyeyi hemen valizini hazırlayıp oradan sessizce ayrıldı.
Obüyük ikramiye ile kocaman bir bina alıp yurt yaptı.Kapısına şunu yazdırdı''Burada yoklukta vardır,ama mutluluk daha çok vardır.''
O yuttan büyüyüpte ayrılanlar hep az ile yetinip, mutlu olmayı öğrendiler.