Adamın birinin şiddetli başı ağrıyormuş, dolaşmadığı doktor, okutmadığı hoca kalmamış... Hiçbiri ağrıyı kesmemiş. Sonunda bir beyin cerrahının adını vermişler, ona gitmiş... Doktor bakmış, kafa röntgenini çekmiş, başını sallamış:
"Sizin beyniniz eskimiş!"
"Aman doktor, insanın beyni eskir mi?"
"Eskir ya! Arabaların motoru eskiyor. Senin de beynin eskimiş, bakıma alacağız!"
"Nasıl olacak bu iş?"
"Kafatasını açacağız, beynini alacağız, onbeş gün burada bakım yapacağız, sonra yerine takacağız."
"Peki ben beyinsiz ne yapacağım?"
"Fazla değil, onbeş gün beyinsiz yaşayabilirsin!"
Adam razı olmuş, kafatasını açıp beynini almışlar, gitmiş. Gidiş o gidiş. Onbeş gün, bir ay, beş ay adam yok. Doktor merak etmiş, bu adam beyinsiz ne yapıyor, başına bir hal gelmesin... Seçim arifesi, meydandaki kürsüden bir aday nutuk atıyor. Doktor da kalabalığa karışmış, bakmış kürsüdeki beynini aldığı adam. Beklemiş:
"Gelip beynini niye almıyorsun?"
"boşver" diye elini sallamış, "Artık ona ihtiyacım kalmadı!"
"Niye?"
"Politikacı oldum!.."
İnsanlarla dostça ilişki kurmak isteyenler, onların sevgi dilini öğrenip ona uygun hareket ederse, hayatlarının değiştiğini hissederler. Sevilmek her insanın en derin duygusal ihtiyacıdır ve herkesin sevgi dili farklıdır.
İşte, Gary Chapman'a göre sevginin 5 dili:
1. ONAY SÖZLERİ: İçtenlikle yapılan iltifatlar ve yerinde kullanılan takdir sözleri, sevgiyi güçlü bir şekilde iletir. Örneğin, "Bu kıyafet sana çok yakışmış", "Çok iyi görünüyorsun", "Olgun davranışın çok hoşuma gitti", "Bugün harika bir iş yaptın", "Üslubun çok güzel, yazmaya devam etmelisin", "Çok yeteneklisin" benzeri iltifatlar ve takdir sözleri, sevgiyi etkili biçimde iletiverir. Sevgimizi iletmek istediğimiz insanın iyi bir iş yaptığını gördüğümüzde, mutlaka onu dile getirmeliyiz. Takdir sözleri sevdiklerinize güven ve enerji verecektir.
2. NİTELİKLİ BERABERLİK: Bunun can damarı, sevdiğinize ilgi göstermek ve zaman ayırmaktır. Nitelikli beraberlikte kişiler tüm dikkatlerini birbirlerine verirler. Odaklanmış bir dikkat söz konusudur bu sevgi dilinde. Nitelikli beraberliğin en önemli göstergelerinden biri, kaliteli bir sohbettir. Örneğin kişiler başka şeyle meşgul olmadan, birbirine bakarak konuşuyorlarsa nitelikli bir beraberlik var demektir aralarında. Nitelikli sohbette, iyi bir dinleyici olmak çok önemlidir. Bu tür sohbetlerde tavsiyeleri sıralamak yerine, sadece karşımızdakini anladığımızı iletmeliyiz.
3. ARMAĞAN ALMAK: Birine armağan almak, onu düşündüğümüz anlamına gelir. Armağanlar, sevginin görsel ve duygusal sembolleridir. Bu semboller bazıları için diğer olumlu davranışlardan daha öncelikli ve önemlidir. Eğer armağan almak kişinin öncelikli sevgi diliyse, verilen armağana çok değer verip, onu özenle saklar. Armağan verene de özel bir sevgi besler. Eğer kişinin hediye aldığında gözleri parlıyorsa, bunu başkalarına gösteriyorsa, onu saklayıp uzun süre gündemde tutuyorsa onun öncelikli sevgi dili, armağan almaktır.
4. HİZMET DAVRANIŞLARI: Sevgi dili hizmet davranışları olan kişi, karşısındakinden kendisine hizmet etmesini bekler. Onunla yakınlaşmanın yolu, ona hizmet etmekten geçer. Birinci sevgi dili hizmet davranışları olan biri, karşısındakinden hizmet alıyorsa, olası pek çok sorun, onun için gündemden düşecektir.
5. FİZİKSEL TEMAS: Şüphesiz ki sevgiyi iletmenin en etkili yollarından biri de fiziksel temastır. Çocuk gelişimi alanında yapılan araştırmalar, kucaklanarak, öpülüp okşanarak büyütülen çocukların, fiziksel temastan mahrum olarak büyütülen çocuklardan daha sağlıklı olduğunu gösteriyor. Bazısı sevildiğini fiziksel temasla hisseder. Eğer biri size yakın oturuyor, dokunuyor veya elinizi tutuyorsa; o kimse için fiziksel temas çok önemlidir. Fiziksel temas, evlilikteki sevgiyi iletmek için de etkili bir araçtır.
Bir gülümseme ;
sevginin ve insan olmanın anahtarıdır.
iç dünyamızın güzelliklerini , dışa yansıtır.
Külfeti yoktur , fakat çok şey kazandırır.
evde saadet , iş yerinde muvaffakiyettir
Bir gülümseme ;
başkalarına ikramda bulunmak demektir.
Vereni fakirleştirmeden , alanı zenginleştirir.
Bir an sürer , ama ebediyen yaşar.
Yorgun olan insanı dinlendirir.
Bir gülümseme ;
ümitsiz olana neşe ve hayat bahşeder.
Karanlık bir çehreyi aydınlatabilir.
Satın alınmaz , rica ile elde edilemez.
Ödünç verilmez , çalmak da mümkün değildir.
Bir gülümseme ;
kendiliğinden verilmedikçe işe yaramaz.
Ona ihtiyacı olanlara ilaç gibi gelir.
Sevgi köprülerini sağlamlaştırır.
Bazen gülümseyemeyeni gülümsetir.
Bir gülümseme ;
sadaka yerine geçer , sevap kazandırır.
Gülümsemeye ihtiyacı olana bol bol verin.
Bir gülümsemeye, gülümseyemeyenlerin ihtiyacı olduğunu unutmayın
Bir gülümseme için hiç kimse , ona ihtiyaç duymadan yaşayacak kadar zengin ve kuvvetli değildir.
-Ormanda ilerlerken, karşıma kocaman bir Ayı çıkmaz mı?Çifteyi doğrultacak vakit yok!..Silahı bir kenara attığım gibi başladım kaçmaya.Fakat Ayı peşimde!Benden hızlı koşuyor.Bir ara ayının sıcacık nefesini ensemde hissettim.O kadar yaklaşmıştı.Derken Ayının ayağı kaydı, yere düştü...Fırsat bu fırsat, tabana kuvvet arayı açtım.Ama Ayı toparlandı, kalktı, bana yetişti.Yine nefesi ensemde... Pençesini uzatsa omuzumdan yakalayacak.Allahtan tam o sırada yine Ayının ayağı kaydı, yere düştü.Talih bana gülüyor!Hızımı arttırabildiğim kadar arttırdım, yeniden arayı beşyüz metre kadar açtım.Tanrı sizi inandırsın arkadaşlar, Ayı yine bana yetişti.Yine nefesi ensemde...şansa bakın...Ayının tekrar ayağı kayıp yere düşmez mi?
Serüveni dinleyenlerden biri dayanamamış :
-Sen de çok yürekliymişsin kardeşim!...Hayvan bana üç defa nefesi enseme gelecek kadar sokulsa, çok ayıptır söylemesi, ben korkumdan altıma ederim.
Avcı dönüp ters ters sözünü kesene bakmış :
-Lafı karıştırma yahu!Ayı üç kez neyin üstüne bastı da ayağı kayıp yere düştü sanıyorsun?
Ne kadarınız gerçek sizin?
Yüzlerce üyeli bir form sitesinin ilk ve son üyeleri
Bilgisayarın arkasında sakladığınız gerçek duygularınızla,
Gerçek düşüncelerinizin ne kadarı yansıyor internet alemine
Söyleyemediğiniz neler var arkadaşlarınıza,
Hani kendinizden bile sakladığınız,
Kendinizi neden yanlış tanıtıyorsunuz neden gerçek değilsiniz?
Ne kadarınız kendi sahtekârlığınızın esiri?
Sevip de söyleyemediğiniz,
özleyip de açıklayamadığınız
ya da sevmeyip de seviyormuş gibi yaptığınız ne kadar
sanal alem arkadaşınız var bir düşünün,
korkaklık mı var ?, kalleşlik mi var?
Yoksa cesaretiniz mi yok kendinize doğru tanıtmaya
Göründüğünüz insan mısınız siz, yoksa siz bile artık
Kendinizi tanıyamıyor musunuz?
Günahlardan yapılmış hayaller var mı içinizde,
günahtan korktuğunuzdan bunları saklayıp
Allahı mı kandırmaya uğraşıyorsunuz?
Günahları sevmiyor musunuz, seviyor musunuz yoksa?
Kızgınlıklarınız yok mu sizin,
öfkeleriniz, isyanlarınız?
Aşklarınız yok mu?
Kendi sahtekârlığınıza ne kadar esirsiniz?
Esaretten kurtulsanız da gerçekler dökülse ortaya,
kendinize şaşar mısınız,
Ne kadarınız gerçek sizin?
Kimselerden korkmadığınız kadar korkuyor musunuz
kendinizden?
Ben sanal aleme girdiğinde ne kadar değişiyorum
Sanal alemde bir gezintiye çıktığınızda kendinizi nasıl hissediyorsunuz,
hayatı yalandan yaşadığınızı fark etmek nasıl bir sarsıntı yaratıyor?
Yoksa, ne gökyüzüne vuran ışıklar, ne yağmur, ne de ıssız gece,
sizin sanal alemde doğru söylemeyi sağlayamıyor mu,
korkuyor musunuz kendi gerçeklerinizden,
Ne kadarınız gerçek sizin?
Ne kadarınız kendi sahtekârlığına esir?
Bıktığınız olmuyor mu kendi yalanlarınızdan,
hiç kendinizden sıkıldığınız olmuyor mu,
kendinizi bir yerlerde terk edip de gitmek
istemiyor musunuz,
bütün yalanlarınızdan uzak bir yere?
Şöyle rahatça bütün duygularınızı,
bütün düşüncelerinizi söyleyebileceğiniz bir diyara,
kendinizi bile yanınıza almadan.
Ne kadarınız gerçek sizin?
Ne kadarınız kendi sahtekârlığına esir?
Bunu hiç düşündüğünüz oluyor mu
yoksa bunu düşünmek bile yasak mı size?
Niye yapıyorsunuz bunu?
Açsanıza artık gerçek kişiliğinizi
Gerçek yüzünüzü siz dışarıda ne iseniz
Sanal alemde bu kadar zor mu kendiniz olmak
Bu kadar zor mu doğruları söylemek Belki de hiç açmazsınız,
kapalı bir odayla yaşarsınız bütün ömrünüzü, kendinizden sıkılarak..
Şunu unutmayın gerçekler her zaman kazanır..
Not:Alıntıdır,KIRKINCI ODA şiirinden uyarlanmıştır..
Bırakıp gittiğin bu yerden terkedişini izleyeceğim sessiz...
Tek bir kelime etmeden anlatacağım gittiğini gönlüme.
Artık kelimelerin kifayetsiz olduğunu bilsin yüreğimde!
Sustum...
Seni sevdiğimi bir daha duymayacaksın artık!
Kulakların çınlamayacak bundan sonra kabuslarından uykularına geçemediğin bir gece yarısı.
Ne sitemlerimi duyacaksın artık artık nefret ettiğin,
ne de övgü dolu sözlerimi sevildiğin için...
Sustum...
Ölesiye sustum gidişlerine.Sen istediğin için!...
Durdurdum saatleri belki gitmezsin diye!
Söyleyemedim kimselere gidişlerini...
Sustum...Kimse bilmedi!
'O gitti' diye haykırmak geldi içimden,tüm dünyaya taşımak
akıtmak zehrimi!
Haykırdım çığlıklarca avaz avaz ismini.
Sonra sustum...
Kimse hissetmedi!
Nedenimi...?
Ne derdi var,neden yanar içi...?
Anlatsam bana gülerler belki!
Ömrümün en güzel,ömrümün en gerçek yalanını kaybettiğimi.
Yalansız yaşayamayacağımı bilseler,bana acırlar belki...
İçime akan gözyaşlarımın sesini...
Ardından yaktığım ağıtları kimse işitmiyor...
Sensizliğimin beni için için yaktığını görmüyor gözleri.
Sustum...
Kimse duymuyor sessizliğimi!
Onlar gördü,onlar sevdi seni...
Senden başkasına gönlünü onlar el bildi!
Bir zamanlar sevgi dolu gülerdi.
Ben sustum...
Onlar konuşuyor şimdi!
Nedenimi...?
Anlatsam anlamayacak kimse sensizlği.
Ağlayan gözlerimi susturamayacak hiç bir teselli...
Kanayan gönlümü susturmaya kimin gücü yetecek ki...?
Sustum...
Kimse bilmesin daha iyi!
Kalabalık içinde yalnızlığı oynuyorum,kimse görmüyor...
Doğrular söylüyorum,yalanlar yaşıyorum kimse anlamıyor...
Böylesi daha iyi belki kimse bilmiyor...
Sustum...
Kanar gözyaşlarım,gözlerim ağlamıyor!
Hep karanlık gökyüzü...
Yıldızlar neden gri...?
Gidişine mi ağlıyor bulutlar şimdi...?
Yer gök buz gibi.
Güneş söndü sanki...
Ben sustum dedim ya,acılarım konuşuyor şimdi!
Gitmeden bir kez daha söyleseydin sevdiğini,acılarım azalır mıydı...?
Belki...
Sustun...Sustum...
Acılarım konuşuyor şimdi!
Bilmiyormuş ne çok sevildiğini...
Gitti.........................
Sustursanıza onları da benim gibi!
Hadi...
Acılarım konuşuyor şimdi..
Birgün bizim Temel Istanbul'a arkadasi Dursun'u ziyarete gitmis. Aksam gec vakitlere kadar oturup sohbet etmisler. Aksam yemeginden sonra Dursun Temel'e demiski. Bak dostum hacen bir ihtiyacun varsa sindi gör. Tuvalete bizim yatak odasindan gidiliyor, yoksa sonra gidemezsin. Temel ise gayet rahat bir sekilde : Ben eyuyum hec bi ihtiyacim yok.....sonra yatmislar.
Gecenin bir yarisi bizim Temel sancilar icerisinde uyanmis. Yedigi agir yemekler sIkIstirmaya baslamis. Garibim tavuk gibi ziplamaya baslamis.
Bir türlü gidecek gibi degil sancilar. Tuvaletede gidemiyor. Son kerteye gelmis.
Cikti cikacak. Temel bi bakmis camin kenarinda bir cicek saksisi. Kaptigiynan cicegi kaldirmis ve saksinin icine ihtiyacini gidermis. Geride cicegi topragi ile birlikte saksinin icerisine güzel bir sekilde yerlestirerek yatmis. Sabah erkendende oradan tüymüs memlekete. 6 ay kadar gectikten sonra bizim Temel Dursun'a bir mektup yazmis:
Nasilsin iyimisin falan filan.
Dursun mektuba hemen cevap yazmis: Hal hatir sormadan hemen meseleye gecmis :
Ula Temel nereye sicdiysan cabuk söyle. Üc ev degistirdim hala kokuyu cikaramadim.