Biz yağmurlar altında büyüttük sevdamızı
Yağmurlar altında damla damla
Okulu kırıp
buluştuğumuz harabe parkların
üstü çizili masalarında
büyüttük sevdamızı
Yağmur damlalarının buğusu ile yazdık
kırık camlara ismimizin başharflerini
Biz Yağmur altında büyüttük sevdamızı
Sevdamız sel olurdu,çağlayan olurdu
Akardı oluk oluk yüreklerden yüreklere
Şemsiyemiz yoktu
yağmura karşı koyan kocaman sevdamız vardı
Yüreğimiz vardı
Başımızın üstüne siper edilen
Bir yanı yırtık okul kitaplarını saymazsak
Yakası yeşilden bozma ceketimin
bir yakasını örterdim kızıl saçlarının üstüne
Yağmur altında büyüttük biz sevdamızı
Herbir yağmur damlasının izi vardır içimizde
Herbir yağmur damlasında sevdamız
O yağmur damlaları ile filizlendi yüreğimizdeki sevda çiçekleri
suya hasret Çatlamış kurak topraklar misali
Susamış Yüreklerimiz kanardı sevda yağmurlarına
Şimdi toprak ananın ve şafakların güne uandığı bir vakitte
Yağmur dualarına çıkıyorum ıssız tepelere hırsla
Oysa sen şimdi uzaklardasın
Ben
Ankaraya geceden yağan yağmurlarda hızla hız koşuyorum
Yağmur damlalarını avuçluyorum sen diye sevdamız diye
Yağmur altında büyüyen sevdamız yüreğimde
bir sen yoksun,
umut yok sevda yok
Işığı gördüğüm sevinç gözlerin yok şimdi
Ellerimin hırsla yanan ateşine inat soğuk ellerin yok
Ankaraya usul usul yağmur yağıyor
Güvenpark ağlıyor yüreğim yanıyor
Oysa biz yağmur altında büyüttük sevdamızı
büyüyen sevdamız nerede,sen neredesin
Kahrolan yalnızlığım nerede, ben neredeyim
Omzuna uzanan el nerede
Hani nerede pamuksu saçlarını örten yeşil ceketim
Bir gün gel apansızca,Nisan yağmurlarıyla gel
gelki diyelim
Biz yağmur altında büyüttük sevdamızı
Yağmur altında haykırdık sevdamızı
Gel
Yağmurlu bir günde gel
Umutlarınla sağnak sağanak
bekletme gel..!
Memleketin tekinde 3 kere camiye gitmeyeni idam ediyolarmis. Ama bu arada
idam edilmeden önce 3 dilegini yerine getiriyolarmis. Adamin teki 3 kere
gitmemis. Idam edilmeden önce sormuslar
- 1. dilegin ne?
- Vezirin karisi ile yatmak istiyorum...
Vezir 'Olmaz' dese de padisah; 'Mecbur' demis. Daha sonra :
- 2. dilegin ne?
- Padisahin karisi ile yatmak istiyorum...
Padisah 'Hayir' demis. Ama herkes itiraz edince mecbur kalmis. Sonra :
- Son dilegin ne?
Adam,bir vezire bakiyomus, bir padisaha. Vezir bakmis sakata geliyoruz :
-Ben bu adami sanki camide gördüm gibi geldi...
Padisah hemen lafa atilmis :
- Ne gibisi lan, Yanimda kiliyordu namazi...
Anlatamadım daha gittiğini kalbime
Bundan sonrada nasıl avuturum bilmiyorum
Hücrelerime kadar işlemiş olduğun gerçeği bütün yalanlarımı eritiyor
Bir bahanem yok hayata artık
Zamanın içinde mekân farkı gözetmeksizin dolanıyorum hepsi bu
Düşlerim gösterimden kalkıyor birer birer
Yitiriyorum umutlarımı
Kâbuslarım büyüyor.
Gözlerimi kapatamıyorum açtığımda sen olmuyorsun çünkü..
Her gün bir diğerinden daha zor
Her gece bir diğerinden daha karanlık
Korkuyorum
Bir çoğulluk ifadesiydik ikimiz
Sonra mesafelere boyun eğdik
Sen ve beniz artık..
Ayrılık kokan bir zaman içinde umutlarımızı yitirdik
Biz aşk değiliz artık
Yeminlerimize ihanet ettik
??Dünyada iki kör tanıdım; biri beni görmeyen sen, biri de senden başkasını görmeyen ben.â?
Kim demiş Avrupaâ??nın insanları medeni
Çırılçıplak bedeni
Gaye olmaksa medeni
Desenize hayvanlar sizden daha medeniâ?¦
â??On kişi sev dokuzuncusu olayım, bir kişi sev sonuncusu olayım.â?
â??Seni dar ağacındaki bir mahkumun hayatı sevdiği kadar seviyorum.â?
â??Sevmek çay, sevilmek şeker, bizim gibi sevenler çayı şekersiz içer.â?
â??Yaşadığın dünya, yarattığın dünyadır.â?
â??Güneşi sevdiğini söylüyorsun güneş çıktığında perdeleri örtüyorsun. Rüzgarı sevdiğini söylüyorsun rüzgar çıktığında kapıları kapatıyorsun. Yağmuru sevdiğini söylüyorsun yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun. Korkuyorum çünkü beni sevdiğini söylüyorsun.â?
â??Kadın ilk öpücükte neler kazanacağını bilemez, ama son öpücükte neler kaybettiğini bilir.â?
â??Sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular çekilince de karıncalar balıklarıâ?
â??Gülü öylesine sevmelisin ki soranlara dikeni yok diyebilmelisinâ?
â??Deniz ya kudurmalı ya durulmalı, hançer ya sonuna kadar saplanmalı ya kınında durmalı.
Sevecekse insan ya ölümüne sevmeli, ya da hiçâ?
ONUN GÜZELLİĞİNİ HERKES GÖRÜYORSA O BENCE AZ GÜZELDİR.
HERKES BİLİYORSA O BENCE HİÇ GÜZEL DEĞİLDİR.
ONUN GÜZELLİĞİNİ YALNIZ BEN GÖRÜYORSAM BU SEVGİDİR.
ONUN GÜZELLİĞİNİ YALNIZ BEN BİLİYORSAM BU AŞKTIR.
HİÇ KİMSE BİLMİYORSA BU YANLIZLIKTIR.
HAYAT YAŞANDIĞI KADAR VARDIR. GERİSİ YA HAFIZALARDAKİ HATIRA YA HAYALLERDEKİ ÜMİTTİR.
HÜSRANI İSE BİRTEK YERDE KABUL EDİYORUM. YAŞAMAK VARKEN YAŞAYAMAMIŞ OLMAKTA.
Tutsak olduğun her yarım kalmışlığında bir damla ateş olsan,
düştüğün her yerde bir kıvılcım bırakacaksın .
Bu da seni duygusal anlamda yüz binlerce parçaya bölmeye yetecek .
Sonraları bir gün gelecek ve sen bir meşale yakmaya çalışacaksın ;
ancak elinde kalan bir tortu ateş parçası o meşaleyi yakmaya yetmeyecek .
Önemsiz diye geride bırakıp gittiğin o minik kıvılcımların önemini
sezeceksin ve ömrünün kalan yüzünü onları toplamaya adayacaksın .
Bir gün toplamış olup , elinde kocaman alevler ile gelmiş olsan da
yakabileceğin bir meşalen olmayacak; çünkü sen ateşin derdine
düşüp onu yıllar öncesinde bıraktın .
Oraya hiç gidemeyeceksin ki zaten
Şimdi söyle bana : Ey Sen !
Sana kalan , tamamen senin olan bir duygun kaldı mı ?
Özlemin hangi söğüt ağacı altında kaldı, öfken hangi şehit cenazesin de ?
Sevgin hangi soğuk otel odasın da, inancını yaktığın kaç tütsüde bıraktın
ve cesaretin ve gücün ve hasretin ve sen, Dünya'nın neresindesin ?
Haritanın hangi köşesinde yaşamışlığın , canını yakan acıların hangi
kaldırım taşında saklı ?
Umutların hangi limandan çıkmış okyanuslara ?
Sen ! Kanatlan ve uç .
En yükseklere, ta erişilmezlere kadar süzül gökyüzünde .
Bak yeryüzüne .
Sonra anlat bana ;
Her insanın kendi derdine düştüğünü, boş bir çemberin içine dalıp gittiğini.
Sabır kelimesini defterden nasıl sildiklerini .
Anlat bana. Ey sen !
Susma .
Bazen susmak hiçbir şeyden öte, her şeydir bilirim .
Ancak . Zaman , susmak zamanı değil . Çek al benliğini bu girdaptan .
Karanlıktan korkma , gündoğumu gelecek ışığı düşün .
Yalnızlığa isyan etme , dost ol onunla , onu da yalnızlığa terk etme .
Matemler tutma içinde , çığlık at; tüm öfkeni saç örenlere .
Acımasın ciğerin her yutkunuşunda , dingin ol .
Acıyı tat, acının ne olduğunu bil, anla .
Unutma sakın neden atıyor kalbin ve ne için sana bir beden bahşedildi.
Şimdi sen. Aslında ben !
Sen üstüne alma dost. Yazdıklarım içimdeki öteki ben'edir .
Peki sen hiç içindeki diğer senle konuşabildin mi ya da senden başka
bir başka daha sen olduğunun farkında oldun mu hiç ?.
Hey sen , aslında ben !
Hadi koy artık noktayı ve oku , neler yazmış sadece yazmayı
becerebilen ancak hiç uygulayamayan öteki ben .
Sumatra'da evlenen erkekler, kız evine gidiyor. Bu adada erkek, kadının soyadını alıyor ve karısı tarafından sokağa atılan erkekler için 'sığınma odaları' bulunuyor
İslâm coğrafyasındaki kadın gerçeğini 'Duvarların Arkasında' adlı belgeselle gözler önüneseren Ayşe Böhürler, Endonezya'nın Sumatra adasında bu kez kadınların değil, erkeklerin'kadın egemen' düzende yaşadıkları mağduriyetlere tanık olduğunu söyledi.
Endonezya'nın, 250 milyon nüfusuyla dünyanın en büyük İslam ülkesi olduğunu hatırlatan Böhürler, "Burada erkek egemen kültür hissedilmiyor. Kadınlar her yerde ve her görevde, sıradan ve rahatlar" dedi. Endonezya'nın İslam'la en erken tanışan Batı Sumarta adasının çok farklı bir yapıda olduğunu belirten Böhürler, Minankabau kültürünün egemen olduğu bu bölgede kadının erkeğe hakim olduğunu kaydetti. Böhürler'in anlattığına göre, burada isim, soy, kadından geçiyor, bütün miras kadına kalıyor. Evliliği kadın tarafı teklif ediyor ve mehri kadın ödü-yor; erkek, kızın evine gidiyor. KAYNANALARINDAN YAKINIYORLAR Böhürler, dünyanın pekçok ülkesinde kadınların sürdürdüğü hayat tarzının, Batı Sumatra'da erkeklere nasıl yansıtıldığını şöyle anlattı: "Evden kovuldukları zaman hiçbir sosyal güvencesi olmayan erkekler için camilerde sığınma odaları bulunuyor. Sürekli kaynanalarından dert yanan erkekler, evin de hizmetçisi. Karısı tarafından boşanan erkek ortada kalıyor ve acınası bir hale düşüyor. Ka
Bu böyle sürüp gitmeyecek biliyorum
Bir sabah bir dilencinin avuçlarına bırakacağım kalbimi
Kim ne derse desin
Tahammülüm kalmadı artık
Bıktım seni sensiz yaşamaktan
Nasılsa döneceğin yok senin
Çıldıracağım bu gidişle
Allah kahretsin!...
Durup durup seninle gezdiğim yerlerde dolaşıyorum
Sanki köşe başından sen çıkacaksın
Sanki duraklarda beni bekliyorsun
Geçen gün birine rastladım aynı sokakta
Saçları sen, gözleri sen, kaşları sen,
Koştum heyecanla peşinden
Ve hayatımda ilk defa
Bir tokat yedim senin yüzünden
Allah kahretsin!..
Dünya ateşler içinde
Savaşlar almış başını gidiyor
Afrika'da insanlar açlıktan ölüyor
Bense bu gidişle sensizlikten ölüceğim
Umurunda mı senin?
Kimbilir hangi cehenmem desin?
Allah kahretsin!...
Hangi masaya otursam
Senin sevdiğin içkiyi koyuyorlar önüme
Vazomda senin sevdiğin çiçekler
Ve dudaklarımda hep senin sevdiğin şarkılar
Senin doğum günlerini kutluyorum senden habersiz
Ve her sabah dualar ediyorum mutluluğun için
Ne yapsam, ne etsem, nereye gitsem
Ecel gibi peşimdesin
Allah kahretsin!...
İşte böyle sevda benimkisi
Bu zamanda bu devirde
Haklısın adam olacağım yok benim
En güzeli artık son vermek bu hayata
En korkunç uçurumlara bırakmak kendimi
Ya da en yüksek tepelerden
En uçsuz bucaksız denizlere bırakmak bedenimi
Ama içimde sen varsın
Ya sana bir şey olursa
Allah kahretsin!...
Times Online'ın ilişki uzmanı, terapi notlarından flörtleşmeye dair düşüncelerini aktardı.
Pam Spurr, 39 yaşındaki bir arkadaşıyla arasında geçen konuşmayı şöyle anlatıyor.
"Sarah, yakın bir zamanda bana yeni erkek arkadaşı Charlie'nin, kendisinin flörtçü tavırlarına kafasını taktığını söyledi. 'İlişkimizin başlarından onunla flört etmem çok hoşuna gidiyordu. Benim doğuştan flörtçü bir yapım olduğunu bilmesi gerekiyordu' dedi. Ona durumun böyle olmadığını, başlardaki flörtçü tavırlarından Charlie'nin kendine pay çıkarmış olduğunu ama şimdi başkalarına da aynı şekilde yaklaştığını görünce rahatsız olmuş olabileceğini hatırlattım."
Yakın zamanlarda yapılan bir araştırmaya göre, flört etmeye yatkın kadınların değerlerinin erkekler tarafından daha az biliniyor. Erkeklerin biriyle yeni tanıştıklarında flört etmeye bayıldıkları doğru, çünkü bu onların size yaklaşma şansını attırıyor. Ancak, tamamen çapkın bir kişiliğe sahip olmakla, özel birisine yakınlaşmak amaçlı yapılan flört arasında dünyalar kadar fark var.
Bu sahiplenme özelliğinin de en büyük örneği. Bir erkeğin, flört ederek yaklaşan bir kadının çok seksi ve görkemli olduğunu düşünürken, yanındaki arkadaşından da, "Evet, geçen gece onunlaydım" gibi bir cevap aldığında, şeytanca bir zevk duyacağını düşünebilirsiniz. Ancak, bu tip bir düşüncenin ardında, flört aşamasından sonra her iki kişinin de ilişkilerde çok güvenilir bireyler olduklarına dair bir inanç yatması gerekiyor. Aksi takdirde, sürekli devam eden flörtlerin, ilişkileri tehdit ettiği su götürmez bir gerçek.
Yazar Pam Spurr, sevgilisinin ya da eşinin çapkın tavırlarından rahatsız olmadığını söyleyen bir kadının, kesinlikle çok cesur bir adım attığını söylüyor. Aynı zamanda birçok kadından da başkalarıyla flörtleşirken gördükleri sevgililerinin boğazlarına nasıl sarılmak istediklerini işittiğini anlatarak, aynanın öteki yüzünü bizlere gösteriyor. Bu bazen erkekler için ilişkideki heyecanı arttırsa da, aslında onlar da gecenin sonunda kendilerini bir burukluk içerisinde buluyorlar.
Öyleyse, ilişkinizdeki ufak flörtleşmelerin tadını çıkarmayı bilin, ama kendinizi doğuştan çapkın ilan etmekten de kaçının. Çünkü bir ilişkide sahip olduğunuz her şeyin bir göz kırpması yüzünden yerle bir olduğunu görmek istemezsiniz.
Bir kız arkadaşımla sohbet ederken kızları bir türlü anlayamadığımızı söylemiştim ve o sadece gülmüştü. Evine döndükten sonra üşenmemiş netten bir yazı bulup bana göndermiş. Ne dersiniz? Kim haklı?
- İyi adamlar çirkindir.
- Yakışıklı adamlar iyi değildir.
- Yakışıklı ve iyi adamlar eşcinseldir. - Yakışıklı, iyi ve heteroseksuel adamlarr evlidir.
- Çok yakışıklı olmayan ama iyi olan adammların parası yoktur.
- Parası olan, çok yakışıklı olmayan ama iyi adamlar, bizim onların parası peşinde olduğumuzu düşünür.
- Yakışıklı ama parasız adamlar bizim parramız peşindedir.
- Parası olan, çok iyi olmayan ama nasılssa heteroseksüel olan adamlar bizim yeterince güzel olmadığımızı düşünür.
- Bizim güzel olduğumuzu düşünen heteroseeksuel, biraz iyi ve parası olan adamlar korkaktır.
- Biraz yakışıklı, biraz iyi, bir miktar parası olan ve heteroseksuel adamlar utangaçtır ve asla ilk hareketi yapmazlar.
- Asla ilk hareketi yapmayan adamlar, inssiyatifi biz ele aldığımızda otomatik olarak bize ilgisini kaybeder
Seni sevmek bu olsa gerek, başkalarıyla bile iyi vakit geçirememek... Zincirlenmiş bir ruhun yazgısıdır hüzün. Her yeni umutta bir dalga gibi böyle gözlerime vuruşun... Artık gözlerimin altı birer hüzün torbası, kalbimse acıya yüz tutuyor.
Seni düşünmekte ısrarcıyım, sen olmadığın için. Yeni, yepyeni hüzünlere gebeyim. Bu kadar kolay mı, bir bakışın yetiyor boşluğumu doldurmaya ve bir bakışın içimi boşaltmaya, ıssız bir ev sessizliğine boğmaya. Nasıl bir yüzün var, yüzünde hüzün...
Seni sevmek bu olsa gerek, kilometrelerce uzakta seni düşlemek... Sanki omuzların yatağımdı hep, gözlerin evimdi. Sahiden uzakta olduğum hiçbir dakika, gerçekten uyuyamıyorum aslında. Artık uykum geldiğinde hep gözlerimi kapatıp gözlerin olduğunu düşlüyorum yattığım yatağımın. Nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum ki şimdi onlarsız uyumanın.
Sen yokken büyüyen, köksalan düşlerim var. Sarıp sarmalayıp gözlerimi kapatan sarmaşıklarım var. Gözlerime mil çeken, ağzımı dilimi kurutup sözüme sessizlik veren yollarım var. Zincirlenmiş bir ruhun yazgısıdır hüzün. Sahi senin nasıl bir yüzün var, yüzünde hüzün...
Şimdi senden uzaktayım saatlerce, evimden senelerce. Adını dua bilmiş okumaktayım. Kalbim pişmanlıkları göze almış, tek düşündüğüm... Seni sevmemin nedeni bu olsa gerek: Sensiz yarımım, ıssızım, görgüsüzüm
Suç İşledimBedenimde hücre hayatı:
Bir ışık altında, ıslak zemin
Ve ilk görüşte başladı
Mahkûmiyetim.
Aşk kanunlarından bihaber
Ağır bir suç işledim,
Sevdim!
Yokluğunda hücre hayatı:
Bir ışık altında, ıslak zemin
Ve son görüşle başladı
Hasret çekişim.
Olmadığın her günü hücremin,
Duvarlarına tırnaklarımla işledim.
Sensizlikte hücre hayatı:
Bedenime esir mahkûmiyetim.
Gözlerini çizdiğim ak çarşafla;
Bedenimi asmayı bile denedim...
Karardığım karanlıkta aydınlığım,
Bir ışık altında:
Gözlerini hatırlattı vurdum, devirdim
Ve altımdaki ıslak zemin,
Sanki bedenim!
Kendi içimde, beni tükettim...
Artık ya yaşat beni ya öldür seni;
Bedenimdeki esaret dursun,
Yokluğuna mahkûmiyet son bulsun...
Ve bihaber aşk kanunlarından
Suç işledim:
Seni sevdim...
"Bildiklerini anlat, ama aklı vermeye kalkma, anlatılanları iyi dinle,
ama hepsini doğru sanma.
Sessiz kalmak, bir şey bilmediğin anlamına gelmez,
çok konuşmakta çok şey bildiğini göstermez.
Herkesi kendine eşit gör, her kim
olursa olsun bir insanı küçümsemek akılsızlık,
çok büyük görmekte korkaklıktır.
Cesaret akıldan gelirse cesarettir, bilgisizlikten gelirse
CEHALETTİR...''
Ağladığını gördüm düşümde,
Gözyaşına uzandım dokunamadım
Bi sigara yaktım ikimize,
Dumanıyla birlikte seni çektim içime,
Son nefeste haykırdım adını,
Seni bulamadım.
Ellerim ellerini aradı,
Gözlerim gözlerine hasret.
Aynı havayı soluduğuz yerlerde dolaştım,
İzine rastlayamadım.
Şimdi sana son kez yalvarıyorum gel,
Hani bırakmıştın ya beni bir yaz gecesinde
Ben hala o gecedeyim gel, Kokuşmuşluğumla ,açlığımla ,sevdamla...
Seni bekliyorum gel.
Yorgun akşamlarda adını kazıdım duvarlara,
Gülüşünü özledim.
Gülüşünü özledim gittin.
Etrafa neşe saçan gülüşünü, beni parçalayan gidişini özledim.
Şimdi ölüm döşeğindeyim,
Vasiyetimi yazıyorum,
Üstüme örttükleri yırtık ceketimi yağmurlara,
Cebimdeki son sigarayı aşıklara,
Kalbimden süzülen gözyaşlarımı sana bırakıyorum,
Ve diyorum ki;
El ele tutuştuğumuz,
Hasretle kavuştuğumuz günlerin hatırına,
ve diyoumkiseni her gece gördügüm
rüyaların hatrına
ve diyorumki
sensiz çöllerde dolaşan
bu garibin hatırıa
AŞKINI HELAL ET..!