Bir varmış bir yokmuş, kadın sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç kıl saç görmüş.
"Hımm, demiş galiba bugün saçımı örgü yapacağım!!."
Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş!!.
Ertesi gün kalkmış,
aynaya bakmış,
Kafasında iki tel saç kalmışmış....
"H-M-M," demiş,
"Bugün saçımı ikiye ayıracağım demiş."
Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş
Bir ertesi gene kalkmış,
aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var.
"Tamam, tamam demiş...artık bugün at kuyruğu yaparım..."
Öyle de yapmış, ve çok çok güzel bir gün geçirmiş...
Daha bir ertesi,
aynaya baktığında,
Kafasında bir tek tel bile kalmamışmış!!!.
"WoW!" diye bağırmış.
"Bugün saç derdim yok!!!!"
Bakış açısı herşeydir!!!.
Gerektiğinden kibar ol!!!,
Tanıdığın herkes kendi savaşını yaşamakta zaten!!!!.
Basit yaşa,
cömertçe sev,
yürekten düşün sevdiklerini,
Tatlı konuş.......
Hayat, fırtınanın geçmesini beklemek değildir ki!...
İşaat sektöründe bir işçi varrmış bu işçinin adı tali imiş.
Bu adam kısa süre sonra şef olmuş.
Millet ondan şeftali diye söz ediyormuş.
Sektörün müdürü de bu şefle tanışmak isteyerek aramış.
Şeftali açmış aloooo iyi günler kiminle görüşüyorum?
Ben şef tali müdür sinirlenip telefonu yüzüne kapatmış.
Meğerse o şeftali olarak anlayıp kendisiyle dalga geçdigini sanmış.
Sonra müdür şeftalinin evini aramış telefona karısı çıkmış.
Adamın karısıda R harflarini Y olarak söylüyormuş.
Müdür aramış iyi günler, şeftaliyle görüşecektim.
Kendisi burda yok.
Peki siz kimsiniz?
Ben kayısıyım demiş.
kaypak manşetler, sağır katalogları, karnaval biletleri
kendini tanımanın korkusu
sürekli bir canlı yayındasınız
girdabı olmayan yüreğin sireni duyulmaz elbet
mekanlar lunapark, hayat çarpışan otomobiller
görüntünün kumbarasında hafızanız beş kuruş
alarma yakın hiçbir kırmızıya düşmemiş yolunuz
Bindiğin düş atı yorulmuş oysa
Üstündeki binici çoktan değişti sana sormadan
Kendine uygun bir ayna bile bulamadan
Kalakalırsın baktığın boşlukta
Bakarsın baktığın kadarsın
Bundan sonrası
Geç kaldığın yerlerdeki korunma duyguna bağlı
anlarsan, anlamanın
anlamazsan, anlamamanın boşluğundasın
İşte şimdi Kırmızı!
adam müftüye sormuş hocam biz ölünce cennete gidecez ya bize 4 tane huri verecekler ya peki karım ölüpte cennete gitse ona ne verecekler .hoca onada 4 tane nuri verecekler demiş adam kızmış ewe gitmiş karısı namaz kılıyor iken bi tekme vurmuş kalk ulen cennete gidipte beni nuriyle mi aldatacaksın demiş
Merhabalar
Ozellikle yurdum insani alintilari cok komik.
Ben de gozlemledigim bazi orjinal gozlemledigim yurdum insani hikayelerini paylasmak istedim.
Oncelikle pencerem acik oldugu halde ust kattan carsaflarini cirpan teyzeye tepki gosterdigimde -Aman oglum pis degil ki alti ustu kil tuy var diyerek midemi kaldiran teyze'ye alkis rica ediyorum.
Peki insanlarin isimleri yerine onlari sekillerine gore degerlendiren alt komsuya ne demeli.Okulda ki diger velilerin hepsinin lakabi var.Sisko kadin,zayif kadin anladik peki Zayif cirkin kadin ne oluyor.Onu da anladik "Karsida oturan Kurku olan Zengin Kadin" nedir.Bu kisilerden bahsederken zincirleme isim tamlamalari yerine isimleri kullanilsa daha kolay olmaz mi?
Bir alkis da yardim amacli olarak bir dernek duyurusu gonderdigim maile gelen cevaba.Genc Kiz Siginma evleri ile dernek icin yardim ve katilim icin mesaj gonderdim.Bir kisi 18 lik varsa ben evlenebilirim diye yanit yazmis.Iyi de bizim amacimiz zaten senin gibilerden o dernek ile evsiz genc kizlari kurtarmak.Yardim anlayisin bu mu senin?
Bunu izah edince de 20 lik de olabilir diye yanit yazmis.Pes yani!!! Alkis rica ediyorum bu arkadasa...
Gokceada donusu otobuste sivesinden adanin yerlisi ve rum oldugu anlasilan amca arkasini donmus bizim koltuga anlatiyor.
Benim Turk komsularim daha iyi ada'da ki rum komsum biraz onun arazisine agac dallarim sarkiyor diye bir suru sorun cikardi.. Tabii bunu soylerken sivesi rum oldugunu belli ediyor. Turkce konustugu icin sivesine ragmen adami Turk sanan yan koltukta ki teyze "Zaten bu rumlar bes para etmez" demesin mi?
Adam yok kizim oyle degildir derken ben nasil mudahale edecegimi sasirdim.
Eh be teyze adamin konusmasindan rum oldugunu hic mi anlamadin bu da soylenecek laf mi?
Türk insanı, bir ömrü iki arada bir derede tamamlar.
Ya sevmeyi bilmez, ya da sevmekte geç kalır !
Ya aşkı tanımaz, ya tanıyınca kölesi olur.
Ya tuttuğu takım kazanmaz, ya kazanan takımı tutmaz!
Ya iş bulamaz, ya bulduğu iş para kazandırmaz.
Ya okul kazanamaz, ya kazandığı okul idealine uymaz!
Ya evde kalır, ya koca dayağına dayanamaz.
* * *
Bu ikilem yumağını istediğiniz kadar büyütebilirsiniz.
Türk insanı en çok kendi elleri ile seçtiği
siyasetçilerden nefret eder.
40 yıldır başımızda duran Demirel'ler, Ecevit'ler o
makamlara hep bizim oylarımızla gelmişlerdir; hatta
zorla gitmişler, ama hiç zorla gelmemişlerdir.
Askeri darbeleri suratlarına alkışlar, arkalarından
söveriz.
Trafik ve enflasyon canavarından nefret eder, ama
onlar olmadan hiç yapamayız !
Vergiyi mecbur kalmadan ödemez, ancak gazetelerde
gördüğümüz vergi kaçakçılarına ana avrat söveriz.
Milletimiz; karısına kızına ters bakanı, alim Allah,
delik deşik eder; elalemin karısına, kızına kendisi
ters bakmaktan ise büyük zevk alır.
Bizde vuslata eren erkekten bestekar çıkmaz, kendisine
aşık olunan kadının yüz vermediği yamuk adam ise hem
yaman bir şair, hem hayran kalınan bir bestekar olur.
Yerken en beğenilen yemek acılı Adana'dır, arkasından
sövülen yemek de acılı Adana'dır!
) Ankara'da, cok sıcak bir gunde, dolmuştaki bir kokona yelpazesiyle
- "Şöfeer bey klimayı acar mısınız cok sıcak olduu" demisti. Pala bıyıklı şöfer amca teyzeyi bi sure suzdukten sonra, kapıyı acıp acıp kapatmaya basladı, ki ondan sonra dolmuşca yarıldık zaten.
2) Sahil yolundan bostancı istikametinde gitmekte olan dolmuşa yasli bir bayan biner.bayan tam bir eski istanbul hanimefendisidir. Gerek giyimi, gerek oturusu, gerek konusmasindakı kibarlik ile çevresindekilerin saygi ve ilgisini ceker. Teyzemiz gitmek istedigi yer icin parayi uzatır:
- Pardon beyfendi, rahatsız ediyorum ama suradan bir suadiye uzatırsanız cok memnun olurum.
- Tabi hanfendi, ne rahatsızlıgı ... para şöföre uzatılır ve yolculuk devam eder. Yaslı ve kibar teyzemizin kıbarlıgı, sık giyimi ve guler yuzu diger yolcuların icini ısıtmıstır adeta ... Suadiye'ye gelindiginde teyzemiz inmek ister ve bunu şöföre yine o kibarlıgı ile bildirir:
- Pardon şöför bey, mumkunse musait bir yerde indirir misiniz?
şöför saga yanasır ve kapıyı acar fakat arac hala yavasca hareket halindedir ... Teyzemiz yaslı olması nedeniyle inemez ve dolmuşun tamamen durmasını bekler. Fakat şöför acelesi varmıscasına yavasca ilerlemekte ve bayanın inmesini beklemektedir ... Dolmuşun bir turlu tamamen durmamasına kızan kibar teyzemiz şöföre seslenir:
- Ulan peze...k parasutle mı inicez!
3) Yolcu:
- Mükemmel bir yerde inebilir miyim? (yolcunun kafası karşık sanırım, kendisi de dolmuştakilerle güler söylediine)
Şöför kadını indirirken:
- Buyrun size layık değil ama!
4) Yolcu musait bi yerde inmek ister ama dili surcer;
- Musait bi yerde iner misiniz?
Şöför :
- Niye sen mi kullancan
5) Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle taksim'e dogru gidiyoruz. Adamın biri Besiktas dolaylarında gayet aceleci bir tavirla
- Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim??
Bizim soför olaya hakim:
- Tabi abi ayıp ettin. al götür. senden kıymetli mi?
6) (Mekan bornova-evka 4 otobüsü / izmir) otobüs tıklım tıklımdır ve arka kapıya kadar ilerlemek imkansızdır. şöförün insafına sığınıp ön kapıdan inmeye teşebbüs eder bir teyze...
- Şöför bey ön kapıyı açar mısınız?
- Niye hava mı alcaanız?
7) Ankarada otobüslerin kartlı değil biletli olduğu bir dönem. Good fellas ve ben sabaha kadar üniversitede gireceğimiz ilk sınava çalışmışız. Otobüse bir adam biner ... Utangaç, sıkılgan bir tavırla şöföre;
- Afedersiniz şöför bey biletim yok, acaba ineceğim duraktan alabilir miyim?
Şöför:- Istersen yolculara bir sor...
Adam: - Afedersiniz yolcular biletim yok, acaba inceğim duraktan alabilir miyim.!!
8 ) Şahsen benim başımdan gecti:
Şişli-Taxim dolmuşundayım, kapıyı ermeni bir teyze actı, son derece belirgin bir ermeni aksanı ile:
- Pardon şöför bey, acaba Harbiye'den geçeyooor ?
şöför şöle bi koltuga kolunu atıp arkasını dondu ve aynen aksanı taklit ederek
- Yok uçarak gideyooor !!!
(Dip not: Sisli'den Taxim'de Harbiye'den gecmeyen bi hat yok).
9) Istanbul'dayiz ... Dolmuşa bindik, dolmuş doldu, tam kalkicak, elemanın bir açtı kapıyı, içerde tıkış tıkış oturmuşuz, önde 3 kişi arkada 4 ... Eleman hala bir umut sordu:
- "Kaptan, yer var mi?". Şöför de arkasını dönüp cevap verdi:
- "Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım"
10) GSM
Bir gün arkadaşımla evimin yakınındaki bir duraktan
minibüse bindik. Minibüsünün camında kocaman
puntolarla şoförün cep numarası yazıyordu, fazla
umursamadık ama göze batıyordu; beni ara, diye
bağırıyordu resmen. İneceğim yere yaklaşınca şoförün
numarasını cevirdim, "Müsait bir yerde bırakır misin
abi?" dedim. Adam afalladı, asıldı frene.
Minibüs yarıldı gülmekten.
11) Bir gün arkadasla öyle sersem sersem yürüyoruz. Bir anda yanimizdan son sürat
bir münibüs geçti. Biz 'Freni patladi' filan demeye kalmadan,minibüs kafadan elektrik diregine bindirdi.
Hemen kostuk, yardim edelim diye.
Minibüse ulastigimizda manzara suydu. Yolcularin kiminin
kasi açilmis, kiminin dudagi patlamis...
Dagilmis vaziyetteler yani. Ama bir tuhaflik var. Çünkü o hallerine ragmen,
gözlerinden yaslar gelecek sekilde gülüyorlar.
Biz ne yapacagimizi sasirdik. 'Ne oldu?' diye sorduk.
Bir iki tanesi, güçlükle 'So-för, so-för...' diyebiliyor ama yine gülmeye basliyorlar.
Bu sarsici manzaranin aslini ögrenebilmek için 2-3 dakika geçmesi gerekti.
Meger soför, tükürürken minibüsten düsmüs. Hani, bizim
soförlere özgü, giderken kapiyi açip disari tükürme hareketi vardir ya.
Baba, dengeyi tutturamamis, tükürükle beraber, gümbürt asagi
düsmüs.
Minibüs
de kontrolden çikip direge bindirmis...''
12) Minübüs Ücreti
Duran ve pek dolu olmuyan bir minibüse koşarak bindim pek dolu olmamasına
rağmen minibüs hareket etmek üzereydi tam o anda kavga ettikleri her
hallerinden belli olan iki arkadaş minibüse bindi birbirlerinin yüzüne bile
bakmıyorlardı çocuklardan biri şoföre parayı uzattı
- Abi bir öğrenci bir de hayvan alır mısın?
13) Şişli- sarıyer minibüsü sene 98 yada 99 amcam leventten gecip maslağa doru gelirken tükürüccee tuttu.. kafayı sola cevirip tüüüüghhh die salladı ama odane..cam kapalı.. ben iptal
14) Bir tane daha
Bir gün minibüste gidiyorum adamın birini cep telefonu çaldı o da açtı konuştu, şöför ona bağırdı kardeşim cep telefonunu kapa diye, adam da niye senin minibüsünde abs yok ki dedi, minibüscü de herhalde çok içerlemiş olacak bu duruma motor hararet yapıyo dedi. Bütün herkes kırıldı gülmekten.
15) Saat geç olmuş. Artık okuldan kalkmışız, dolmuşla gelios. Dolmuş bi pazar mevki-inden geçerken bi amcaya çarmpa tehlikesi atlattı. Dolmuşçu da kafasını pencereden çıkarıp, "Amca lütfen kaldırımdan gider misin?" diye rica etti ama bizim amca, "Asıl sensin pezevenk. Ben seni kaldırıp ..kerim!" dedi ve tabii biz yerlere yattık. Dolmuşcu tornavidasını alıp, dolmuştan inip adamın peşinden koşmaya başladı. Devamını bilmiyorum çünkü biz gülmekten yerlere düşmüştük
Adamin biri bayagi günah islemis. Bir papaza günah çikartmaya gitmis.
-Papaz efendi ben çok günah isledim. Mesela dün komsunun küçük kizi geldi.
Yagmur yagdi simsek çakti ben bir günah isledim...
-Allah affeder oglum.
-Onceki gün de büyük kizi geldi. Yagmur yagdi simsek çakti ben bir günah
isledim...
-Allah affeder oglum.
-Daha önceki gün de komsumun karisi geldi. Yagmur yagdi simsek çakti ben bir
günah isledim.
-Tamam oglum Allah affeder affeder de, sen yavasyavas gitsen. Hava da
bozmaya basladi zaten...
Gaiblerden bir ses geldi: Bu adam,
Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
Gök devrildi, künde üstüne künde...
Pencereye koştum: Kızıl kıyâmet!
Dediklerin çıktı ihtiyar bacı!
Sonsuzluk, elinde bir mâvi tülbent,
Ok çekti yukardan, üstüme avcı.
Ateşten zehrini tattım bu okun,
Bir anda kül etti can elmasımı.
Sanki burnum, değdi burnuna "yok"un,
Kustum öz ağzımdan kafatasımı.
Bir bardak su gibi çalkandı dünyâ;
Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
Al sana hakikât, al sana rûyâ!
İşte akıllılık, işte sarhoşluk!
Ensemin örsünde bir demir balyoz,
Kapandım yatağa son çâre diye.
Bir kanlı şafakta, bana çil horoz,
Yepyeni bir dünyâ etti hediye.
Bu nasıl bir dünyâ, hikâyesi zor;
Mekânı bir satıh, zamânı vehim.
Bütün bir kâinat muşamba dekor,
Bütün bir insanlık yalana teslim.
Nesin sen, hakîkat olsan da çekil!
Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
Otursun yerine bende her şekil;
Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!
jandarma aşık çavuş
-bütün yalanlarkısık seslidir-
çıngıraklı yılanlarüniformalarını çıkartsın
bana aynaları göster!
ve sen
körkütük sisbaşıma çöken
bilmez misin?
cahilin aklına düşmüş
talihsiz düşünceyine kalem ne de mürekkep yazmak ister
ve
nasır tutmuş beyinlerrüyasız gecelere benzer
-umut kokan
söylenememiş her sözdilde yara-
ve sen
zorba çığlıkgölgede serinlemek yasaktır diyen
bilmez misin?
ayazda kalmış
yavru kuş gibi hisseder kendini
ressam tuvaline girememiş her boya
ve
kekeme bir udun hüznünü taşır
şarkılardan kovulmuş her nota
-yalnızdır
yankısını bulamamış her ses-
ha alevler içine düşmüş kar tanesi
ha sararan yapraktaki yeşilin çırpınışları
/bir yangından bir yangına göçüştür/ son nefes
bilirim!
-gülümsemez her masal
ve her zaman gül sunmaz namlusundan hayat-
kızıldır öfkenin rengi
ölümün yarısıdır böyle yaşamak
ve sen
rap rap vicdanımı çiğneyen
çek tetiği
vur güneşi sol yanındançürümüş dünyaya inat
bilirsin!
-ölümü yenmek/tirşiir -
sakın ağlama!
güneş üşür
İki şehri var gecenin,
Biri gözümde tütüyor,
Birinin dumanı üstünde yağmur gibi çöken siste,
Bana bu uykusuz şehri niye bıraktın,
Göze alamadığım bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,
Gece değil istediğin
Hayli karanlık bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak hevesindesin!
Gözlerini anlıyorum henüz
Bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;
Gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,
Öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,
Sis değil,
Uykusuzluk değil,
İki uzak şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim:
Biri hepimizle göz göze gibi hala uykusuz,
Biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,
Bu sessizliği kim bıraktıysa,
Göremiyorum konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,
Gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde