bazen içine attıkları kemiriyor insanı.
ya hayatına hiç almayacaksın ya da sildin mi zerre kadar iz bırakmayacaksın.
yoksa gecenin bir yarısı öyle bir sızlatır ki içini dünya başına döner.
yine hüzün uğradı geceye.
sabah gittikçe uzaklaşıyor benden. o da sevmiyor beni herkes gibi.
yalnızlık ağızda çoğalan tatsız lokma, ne yutabiliyorum ne de atabiliyorum.
adı hasret, sızısı sonsuz, yatağım onsuz...
titrek bir iç çekişi hakim bedenime, onsuz olmayacak biliyorum.
duvarlar üzerime geliyor, daralıyor ruhum. Ecel gelse eğeceğim boynumu önüne bir koyun gibi.
gözlerimi kapatmak geçiyor içimden sonsuz bir uykuya, uyumak , uyumak... ve bir daha uyanmamak...
ne güzel bir vuslat demi ölüm denen meçhul son.
ama biliyorum ki her iki dünyada da olmayacak yanımda.
hey gidi hırçın rüzgar neden bu kadar acımasızca vuruyorsun pencereme. sen de mi intikam alıyorsun benden aklınca.
oysa benim gözlerim sende değil, hep aralık bıraktıgım kapımda.
o gelecek, gıcırdatarak silecek ölüm sessizliğini odamdan.
çek git şimdi , dövünme deli deli, insafsızca vurma kendini oradan oraya. yalnızlığımı da al git buralardan...
gizli bir mektup sıkıştrayım cebine. git onun kapısını döv usulca. gözyaşlarımı gotür. o yağmuru çok sever bilirim. penceresinden sız içeri. bir su gibi avuçlasın beni , ellerinden kalbine sızayım ...
....
yatağım onsuz , gece sonsuz...
silahım kurşunsuz,
sobam odunsuz...
Yasak(lı) hayallerin girdabında çoğalıyorum. İçimde çığ gibi büyüyen bir haykırış var: neredesin filizlenmiş gülüm? Bahar geldi, en çok sevdiğin mevsim Açmayacak mısın?
Yalnız savaşların ortasında kaldım. Ölmüyorum ama sürünüyorum. Daha yardım etmeyecek misin?
" İçimde seni yaşatıyorum Savaşlarda kazanan yine sen "
Ayrılıklar uyandırıyor sevginin yatağından değil mi? Kısa bir şaşkınlık partisi ısmarlıyorsun mutluluğuna, sonrası bilindik işte uzun süren bir hüzün yolculuğu Ne kadar tuhaf hem de bu kadar severken. Gülüşün bende bilesin hatta ağlayışın bile.
yürek sesi içten geliyor sevgilim! Anlatmam çok zor, anlatsam da benim tarifim felçli bir çocuk gibi yolda kalır. Masum yüzlü cennet bekçileriydi aslında ya Neyse artık!
Bilirsin işte! Bazen aşkta kekemeleşiyor Konuşamıyor; anlayacağın sadece susuyor. Her acıda biraz daha yakınlaştığım içindir ki- Allahıma sığınıyorum. Her an her yerde yanımda, yüreğimde Yoksa bu kadar düşünmezdim yokluğunda yaşamayı; öldürürdüm kendimi, hangi uçurum da inan hiç fark etmez. Aykırı anlamlarda daralır/ yıkılırım/ kirpiklerimde aşkı ararım Sevgilim, sen aşk değil miydin?
" Yürek sesi her şeyi biliyor da Çaresizliğinden susuyor"
Yüreğimde ne mahcupluklar eskittim, ne sensiz günlere isyan ettim ne de kadere kızdım. Yüreğim oyalanmışsa kime suçlusun diyebilirdim ki Yapamazdım, zaten yine aynı yolun yolcusu olarak kalmayacak mıydım? Yalnızlığımı bırakmadım hiç! Kızsam da en çok yine ona, beni hiç yalnız bırakmadı ki Yatağımın başucunda gözyaşlarımı silen yokluğundu! Başkası olamazdı; içimde sayısız hayalinle yaşarken; dinamitler patlasa ne olur ki- yüreğim oyalanmışken sen bilirsin beni Allahım çok mu geldim bu hayata, bir benim sevmem mi fazla geldi.
" Gözlerinden mutluluk akıyordu da; sen bana bakmıyordun ki- sevgili!"
Haberin var mı, seni sevmiştim Ve ben ilk defa cenneti gözlerinde karşılamıştım. Huzur, cennet demekmiş de cennettekiler hep bu yüzden huzuru ertelemişler. İçim acıyor desem, inanır mısın? Bedenim hayati faaliyetleri reddediyor desem, yüreğim senliğine biçare desem, gecelerce ağladım desem, çok mu yalancı olurdum. Sen söyle sevgili! Ben cenneti sende gördüğüm için huzuru sevdim. Yanılmadım inan hiç yorulmadım, sadece çok sevdim
" Dermanı yok bu aşkın Çaresiz yine günbatımı hüzünleriyle, ağlayacağım"
daha neler neler ve kim bilir nerelerden gelecek hayatımın zindan gözyaşları Bu sefer yüreğim dualarda: bir tek o mutlu olsun, herkesten daha fazla
Ali okula yazılacakmış. Ama çok fırlama bir çocuk olduğundan babası bazı önlemler almaya karar vermiş ve okuldaki öğretmenine ve diğer öğretmenlere durumu anlatmış. Sıra servis şoförüne gelmiş. Servis şoförüne oğlunun ne kadar fırlama olduğunu anlatmış. Şoför hiç oralı olmamış içinden, "ufacık çocuk ne kadar fırlama olabilir ki?" demiş... Okul günü gelmiş ve Ali alınması gereken yerden servise binmiş. Yolculuğun ilk başlarında sakin sakin oturan Ali daha sonra şoförün yanına gelerek "amca benim annem tavuk babam horoz olsaydı ben civciv olurdum değil mi?" demiş. Şoför: - "Evet yavrum, şimdi geç yerine otur" demiş. Biraz sonra Ali yine şoförün yanına giderek "amca benim annem inek babam boğa olsaydı ben buzağı olurdum değil mi?" demiş. Şoför biraz sinirli: - "Evet, şimdi git yerine otur", demiş. Biraz sonra Ali yine şoförün yanına gelerek "amca benim annem" demeye kalmadan şoför Ali'ye "ben sana bir soru soracağım" demiş ve ardından "senin annen .... baban (edit) olsaydı sen ne olurdun bakayım?" demiş. Ali sırıtarak cevap vermiş: - "ŞOFÖR".
Eski iran hükümdarlarından biri vezirine oğlunun hocasından yakınıyordu:
- Ben istiyorum ki oğlum ilim öğrensin, benim yerime iyi bir hükümdar olsun, o ise devamlı müzikle, sesle, sazla meşgul Demek ki hocası buna iyi bir yön veremiyor
Vezir aynı görüşte değildi:
- Hükümdarım hocanın elinde mucize yok Çocuğun kabiliyeti neye ise hocası ancak onda ilerlemesine, olgunlaşmasına yardım edebilir İnsanın tabiatı değiştirilemez Terbiye yaratılışa tabidir
Hükümdar aksi görüşteydi Terbiye ile yaratılışa yön verebileceğini iddia ediyordu Bunu kanıtlamak için bir akşam sarayında bir eğlence düzenledi Bu eğlence sırasında eğitilmiş kedilerin bir gösterisi de yer aldı Bu kediler, sırtlarında, bir tabak içinde yanan mumları taşıyorlar ve onları düşürmüyorlardı Hükümdar vezire bu kedileri göstererek:
- Görüyorsunuz, terbiyenin nelere gücü yetiyor, dedi
Vezir karşılık vermedi Olumlu, olumsuz bir şey söylemedi Yeni bir eğlence gecesini bekledi Bir başka gecede düzenlenen eğlenceye gelirken yanında gizlice bir kaç tane fare getirdi Kediler gösteriye başladığı zaman bu fareleri kedilerin ortasına doğru salıverdi Fareleri gören kediler sırtlarındaki tabağı, mumu unutup farelerin peşine takıldılar Mumlar, tabaklar hepsi bir yana yuvarlandı Yanan mumlardan yerdeki halılar tutuştu Ortalık bir anda ana-baba gününe döndü Tam bu esnada vezir padişaha yanaşıp iddiasını kanıtlamanın gururuyla şöyle dedi:
Genç kadın, iş bulmak için hiçbir çaba göstermeyen eşine öfkeyle çıkıştı: " Yaşadığım hayat tarzından utanıyorum" dedi. "Kiramızı babam ödüyor. Yiyecek masraflarını annem karşılıyor. Giyecek masraflarımızla kız kardeşim ilgileniyor. Arabayı da halam aldı." Adam oturduğu koltuktan eşine doğru döndü. "Utanmalısın tabii ki" dedi. "Erkek kardeşinden yıllardır hiçbir şey görmedik..."
Yatakta yatan adam, başucundaki genç doktora:
-Allah senden razı olsun evladım dedi. Bu ameliyatı yapmak için yurtdışından buraya kadar gelmeni, yaşadığım sürece unutmayacağım.
Ameliyat edilen hasta, büyük bir hastanenin başhekimiydi. Tedavisi sadece yurtdışında mümkün görülen hastalığı aniden artınca, çoğu öğrencisi olan diğer doktorlar onun böyle bir yolculuğa dayanamayacağını anlamışlar ve az bir kurtarma ümidine rağmen bu işi üstlenmeye karar vermişlerdi. Fakat o hastalığın sayılı uzmanlarından olan bu genç doktor, nereden haber almışsa almış ve bir hızır gibi yetişip onu kurtarmıştı.
Yaşlı doktor, yattığı yerden genç adamın elini tutuyor ve onu bırakmamak için durmadan konuşuyordu O elleri okşar gibi sıvazlarken:
-Ben, doğum uzmanıyım, diye devam etti. Bir zamanlar anne karnındaki bir bebeğin sakat olduğunu anlamış, onu bu şekilde yaşamaktansa öldürmeyi düşünürken, kıyamayıp doğmasına müsade etmiştim. Sapasağlam yavruları bile ana rahminde öldürenlere inat, onun yaşamasını istediğim için, hayatta bildiğim o tek iyiliğime karşılık Allah seni bana göndermiş olmalı.
Genç doktor, ellerini gevşetip biraz geriye çekildi ve dizlerinden aşağısı takma olan bacaklarını gösterirken:
-Ben de öyle düşünüyorum efendim, diye gülümsedi. Kurtardığınız o çocuk, bendim.
Bir gün Napolyon düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkânına girmiş.
Bakkala hemen kendisini saklamasını emretmiş. Bakkal da Napolyonu müsait bir
yere saklayıp, biraz sonra gelen düşmanları da :
'*Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı.*'
diye savuştur*muş. Nihayet biraz sonra Napolyon'un muhafızları yetişmişler.
Bakkal ömründe bir daha karşilaşamayacağı Napolyon'a sormuş:
'*Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek
nasıl bir duygu?*'
Napolyon birden öfkelenmis.
'*Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?*'
diye bağırmış. Hemen askerlerine, Adamcağızı kurşuna dizmelerini emretmiş.
Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşisına dizilmişler. Mermiler namlulara
sürülmüş, artık 'ateş' emri verilecek... Adamcağız içinden:
'*Ah, ne yaptın sen? Şimdi ölüp gideceksin*'
diye düşünürken,arkadan bir çift el uzanmış, gözündeki bağı
açmış.KarşisındaNapolyon varmış. Tek cümleyle cevaplamış Napolyon:
'*İşte böyle bir duygu!*'
"yaşayarak öğrenmek, bedeli en yüksek öğrenme biçimidir..."
Bakışların gülüşlerin iyi hoşta, bu süre uzayınca geriliyosun. Dobra bir kızsın ve erkeklerden de açıklık bekliyorsun. Ayrıca fiziksel güzelliğe çok önem veriyorsun.
B
Çok duygusalsın. Mum ışında yemekler, süpriz hediyeler sana göre ilişkinin olmazsa olmazları. " Seni seviyorum " cümlesini sevgilinden sık sık duymak sana inanılmaz keyif veriyor.
C
Bıraz bencilsin. Sana ayak uydurulmasını bekliyorsun.Sosyal olduğun için gezmeyi seven bir erkeğe ihtiyacın var.Güzelliğinle ilgili övgü dolu sözler seni mutlu ediyor.
Ç
Çok çekingensin. İlk hareketi hep karşıdan bekliyorsun. Buda aşk hayatında monotonluklara ve beklentilere sebep oluyor. Bıraz daha girişken olursan sonuç senin için daha iyi olacak.
D
İstediğini elde etmeye alışmışsın. Kafayı birine takınca onu mutlaka tavlıyorsun! Kıskançlığın dozunu kaçırıyor ve gereksiz gereksiz gerginliklere neden oluyorsun.
E
Çıkmaya başladığın andan itibaren sevgilini sahipleniyorsun. Karşındakinden sürekli ilgi bekliyorsun. Vaktini sürekli onunla geçirdiğin için arkadaşların sana bozuluyor.
F
" Seni seviyorum " cümlesini çok sık kullanmasan da karşındaki bunu hissetmesini iyi beceriyorsun. Dışarıdan bakınca hiç göstermiyorsun, ama aslında çok duygusalsın.
G
Aşık olduğunda gözün hiç bir şey görmüyor. Sevdiğin için kim ne derse desin, haklı bile olsalar, umrunda olmuyor. Eleştirileri dikkate almaman, kimi zaman üzülmene neden olabilir.
H
Aşka aşık olanlardansın. Hatta bu hayatındaki en önemli odak noktan. Her zaman beğendiğin biri mutlaka oluyor. Allah'tan aşk acılarını çabuk unuyorsunda acı çekmiyor, hemen yeni bir aşka yelken açıyorsun.
I
Çok hassas ve kırılgansın. Erkeklere hiç güvenemiyorsun. Erkek arkadaşın yanlış anlaşılmamak için sürekli çaba içinde. Hatta bazen sana ne söyleyeceğini, nasıl davranacağını şaşırıyor.
İ
Sevmekten çok sevilmeyi istiyorsun. Seni seven ve koruyan birisinin varlığı, kendini güvende hissetmeni sağlıyor.Böyle birini kaybetmemek için elinden ne gelirse yapmaya hazırsın.
J
Karşı cinsi kolaylıkla etki altına alan bir enerjin var. Çevrende senden hoşlanan çok sayıda kişi var, ama sen gerçek aşkı arıyor ve bu konuda ince eliyor sık dokuyorsun. Doğru kişiyi bulduğunda ise ideal bir sevgili oluyorsun.
K
Utangaç görünüyorsun, ama sevgiline karşı son derece açık oluyorsun. Erkek arkadaşınla herşeyini paylaşıyorsun. Onun mutluluğu senin mutluluğundan önde geliyor.
L
Beğendiğin kişiyi elde etmek için çok uğraşıyor, ama çıkmaya başlayınca her şeyi karşıdan bekliyorsun. Adeta başta sarf ettiğin çabanın acısını çıkartıyorsun. Entellektüel ve zeki erkeklerden hoşlanıyorsun.
M
Sevdiğin çocuğa karşı anaç ruhlusun. Bu yüzden birlikte olduğun kişi bazen kendini çocuğunmuş gibi hissediyor ve bu durumdan çok bunalıyor. Buda ilişkinizin monotonlaşmasına neden oluyor.
N
Aşk, hayatının odak noktası. Yaşamındaki her şeyi sevgiline ve ilişkine endeksliyorsun. Ona bu kadar çok bağlandığını belli etmezseniçinde bulunduğun ilişkiyi dahada sağlıklı yaşayabilirsin.
O
Çapkınsın. Söylenen güzel sözlerden çok etkileniyorsun. Hayatında birisi varken bile başkasına aşık olabiliyorsun. Çoğunluklada hüsrana uğruyor, elindekinide kaybediyorsun.
Ö
Fedakar bir aşıksın. Kendini değil, hep onu düşünüyorsun. Hatta öyle ki; "bitti" kelimesini bir türlü söylemeyemiyorsun. İlişkiniz bitse bile kurtarmaya çırpınıyorsun.
P
Ciddi ilişkilerden yanasın. Çıkmaya başlamadan önce karşındakini iyice tanımak ve tartmak istiyorsun. Aceleci erkekler seni kendilerinden uzaklaştırıyorlar!
R
Aşk, senin uzmanlık alanın! Çok sık sık aşık oluyorsun. Arkadaşlarında sana "şıksevdi" lakabını boşa takmamışlar! Hatatına heran yeni bir aşk girebilir, buna çok açıksın!
S
Filmlerdeki gibi bir aşk bekliyorsun. Rastlantılar, işaretler senin için çok önemli. Tanıdığın birine aşık olma ihtimalin çok düşük, çünkü sen ilk görüşte aşık olanlardansın.
Ş
Her konuda olduğu gibi aşkta da şanssız olduğunu düşünüyorsun.Ya sevdiğin seni sevmiyor ya da seni seveni sevmiyorsun. Laf olsun diye kimseyle çıkmak istemiyorsun.
T
Tam bir romantiksin. Arkadaşlarının da bir numaralı akıl hocasısın. Aşk konusunda bir kitap yazabilirsin! Ama söylediklerini uygulamada sıkıntı yaşıyor, acı çekiyorsun.
U
Her konuda olduğu gibi aşkta da mantığın peşini bırakmıyorsun, kalbinin sesine hiç kulak vermiyorsun. Duygularını bastırıyor, hissettiklerini kendine bile itiraf etmiyorsun.
Ü
Kinci değilsin, ama sana yapılan kötülüğüde kolay kolay unutmuyorsun. Bitmiş bir ilişkide asla tekrar başlamazsın. İçinde fırtınalar kopsa bile asla geri dönüp bakmazsın.
V
Genelde platonik aşklar peşinde koşuyor ve bol bol üzülüyorsun. Çünkü duygularını ve hissettiklerini karşı tarafa hiç belli etmiyorsun. Hatta bunun için özel bir çaba sarfediyosun, sanki aşk acısı çekmekten özel bir keyif alıyorsun.
Y
Özgürlüğüne çok düşkünsün, birine bağlanmak hiç sana göre değil. İlişkilerin genelde kısa süreli. Erkek arkadaşının sana karışmasına aşırı derecede rahatsız oluyorsun.
Z
Hayalperestsin.Karşı taraftan beklediğin o kadar şey var ki! Aradığın özelliklerin hepsini bir kişide bulman imkansızlaşınca hayal kırıklığına uğruyor ve bıraz kırıcı olabiliyorsun.
bi ben yakalyamadım hırsızı dün akşam kız kardeşimin düğünü vardı düğün bitdi eve geldik ist.da yatdık sabah kaldık aparmanda kapı önünde bulunan bütün ayakkabıları çalmışlar ne yapalım alan hayrını görsün.
Bir ayyaş grubu mezarlıkta içiyorlarmış. Bir müddet sonra mezarlığa bir cenaze getirilmiş. Ayyaşlardan biri kalkıp cenazenin yanına gidip, adamın neden öldüğünü sormuş. Cevap olarak adamın çok içtiğini bu yüzden genç yaşta, aniden öldüğünü söylemişler.
Ayyaş arkadaşlarının yanına dönmüş " Arkadaşlar, bu içki çok kötü birşey, bak gencecik adamlar ölüyor, gelin vaktimiz varken biz bu içkiyi bırakalım. Haydi şişeleri kaldıralım." demiş.
Bunun üzerine ayyaş grubu içmeyi bırakıp, konuşmaya devam etmişler. Derken 15 dakika sonra bir cenaze daha gelmiş. Aynı adam tekrar cenazenin yanına gidip adamın neden öldüğünü sormuş. Adamın yakınları ölenin çok düzgün biri olduğunu, ne içki ne de sigara kullanmadığını, gencecik yaşta neden öldüğünü anlamadıklarını söylemişler. Bunun üzere sarhoş koşarak arkadaşlarına geri dönmüş ve:
- Arkadaşlar çıkarın şişeleri, topu topu 15 dakika farkediyor.
Zamana büyü yapmak istedim zamanın birinde..
Kör olmayı diledim kör bir sabahın eşiğinde..
Sağır olmak istedim çığlıkların boğulduğu yerde..
Çok şey değil, insanca yaşamayı diledim sadece..
Gördüğüm o küçücük mezar,
Ama gel gör ki içimde çok daha büyüğü, daha derini var..
Dile gelin dağlar, insafınız vicdanınız nerede kaldı ?
Bu garip ana niye ağlar ?
Demedimmi kaç kere, ağlamasın melekler..
Karanlık uzun gecesi, dalında bir yaprak titrer..
Ellerinde ateşler, elleri.. Kan içindeler.!!
Siyaha boyanmış beyaz umutların tazesi,
Bir kurşuna yazılmış alın yazısı,
Kefeni gelinlik edip sarmış anası..
Kızım diye feryadı revamıdır canlar ?
Gözlerinin içine baktım parladı yıldızlar,
Semaya niyet edip bedene sığmaz ruhlar,
Ey günahsız sana orada kim bakar ?
Ruhuna yar olsun yüreğimden dualar..
Karlara mahkum olmuş uzak diyarlarda, çiçeklerin açar..
Üşümesin anam kalbin.!!
Bilirim kalbinde yara var..
O yüzdendir feryada karışır arşa uzanır,
Yavrunun kabri başında yanan ağıtlar..
Uykusuz bir geceye ait soluksuz masallar..
O masallar bir peri diye seni anlatacaklar..
Küçük kız ne güzeldi gözlerin..
Şimdi gözlerine hasret kalacak tüm mavi bulutlar..
Hasret bu;
Analar figânında, babalar ocağında okyanus..
Gittiğin yerlere varmak nafile çabalarda hudutsuz..
Bir tebessümüne canı kurban bekleyenler umutsuz..
Allah'a kavuştun ya, kabûlümüzdür bu sorgusuz..
Kara toprak yağmura sevdalanmadan ıslanıyor..
Öyle bir illet ki bu düştüğü yeri yakıyor..
Duyun, görün, bilin nice gözler kan ağlıyor..
Hayırsızın şerrinden, hayat sırra kadem basıyor..
Tutun ellerinden, yıldızlar kaymasın artık..
Gönülde mecalim yok, önüm arkam karanlık..
Korkarım dayanamam, çöker üstüme ağırlık..
İhanet kol geziyor, ucuz renkler de satılık..
Bitsin güneş ufkunda koşan bu sebepsiz ayrılık..
Cennete giden yolda tek telaş kaldı yalnızlık..!!
Yansın gözlerime iğneler batıran bütün adaletsizlikler..!!
Rahat uyu meleğim, elbet çıkar acısı, gününü bekler..
Bir buse yolladım sana birkaçta sitemkar satır..
Hesap günü gelince, onlar hesap verince..
Yaralanmış yarımın ızdırabı ancak diner..!!
Arkadaş diyemem sana,
Yabancı kalır dilimde namın..
En iyisi dost diyeyim sana,
Seneler geçsede gözümden düşmez ihtişamın..
Bak yine bitmez sokaklar bizi bekliyor.
Ne bir işimiz var,
Ne de cebimizde bir liramız.
Ama bilirim oldumu da ayırmayız.
Son kuruşumuza dek birlikte harcarız.
Çokta masraflı değiliz be dost.
Bir demli çayımız, bir dal cigaramız,
Bir de bitmez sohbette lafımız..
Biz birbirimizi anlarız.
Ki yapmışızdır,
Yeri geldimi beraber ağlarız..
Gün olur kavga ederiz,
Ama vurmaya kıyamayız..
Zaten beş dakikayı geçmez dargınlığımız.
Bir tavla partisi eşliğinde,
Yeniden barışmamızı kutlarız.
Bugün sizde, yarın bizde kalırız.
İki yatağa lüzum yok,
Ayak ucundan girip, aynı yatakta yatarız.
Gün olur çapkınlığa çıkar,
Gün olur aynı kıza sevdalanırız.
Hatta aşkımızın derdinden kafaları çeker,
Gider kızın camını taşlarız..
Yoo bakmayın öyle,
Nice badireler atlattık ama,
Bilinki biz bir kız uğruna, birbirimizi satmayız..!!
Bizi seven kızlarda bilir,
Çifte tarifeyiz, ne yapsalar ayrılmayız..
Gece yarıları, tenha sokakları,
boğuk sesimize yapışan rastgele bir şarkıyla çınlatırız..!!
Neşemiz yerindeyse, bu soğuk şehri kahkahalarımızla ısıtırız..
Başka dostların diline dolanır, alaya alınırız..
Geçenlerde duydum, namımız yürümüş,
CanKan diye anılırız.
Damarda kan olur birlikte akarız,
Bedende can olur, aynı anda atarız..
Olur olmaz şeylere iddaaya girer,
Kazanana yemek ısmarlatırız..
Seyrine doyamadık ya,
Hergün silbaştan Akdenizi seyre dalarız..
Rahatız..
Keyfimize bakarız..
Mavilerle örülü bulutlarla iç içe hayaller kurarız..
Kurmaklada kalmaz, adeta yaşarız..
Kafamız birine mi takıldı ?
Bahaneler üretir, deli ayağına yatarız.
Asabiyete gem vurmaya çalışsakta, her zaman başaramayız..
Zaman zaman da sitemkârız..
Canım lise yıllarının ne çabuk geri kaldığını düşününce şaşırırız..
Olmaya çalışsak dost,
Sen ok olursun bende yay..
Ama yinede hedefi tutturamayız..
Olsun be dost,
Biz bu düzene rağmen, herşeye rağmen,
Hâlâ harbiden delikanlıyız..
Savaşa gitsek beraber, birlikte ağlar analarımız..
Cephede mektuplarımızı değişir, ölürsek gözü arkada bırakmayız..
Diyorum ki olur ya bir gün bir kitap yazarız..
Bu şiiride kitaba kapak yaparız.
Demem o ki, eğer bir isim koymak gerekiyorsa ;
Evet biz Arkadaşız..
Arkadaşlık sözlük anlamında nedir bilmem ama,
Biraz daha uğraşırsak, karşısına adımızı yazdırırız..
Yıllar bizi yıldırmaz,
Bu arkadaşlık, bu dostluk, bu kardeşlik sınavından en yüksek notu alırız..
1. İçedönük-Hassas-Kolay Etkilenen: Kendinizle ve çevrenizle ilgili düşüncelere etrafinızdaki çoğu kişiden daha sık ve daha derin bir şekilde dalıyorsunuz. Üstün körü hareketler ve konuşmalardan nefret ediyorsunuz. Geyik muhabbeti yapmaktansa, yalnız kalmayı tercih edebiliyorsunuz. Ama yakın arkadaşlarınızla olan ilişkileriniz o kadar kuvvetli ki bu da size ihtiyacınız olan uyumu ve gücü getiriyor. Yine de yalnız başına kalmaktan hiç sıkılmıyorsunuz.
2. Özgür-Geleneklere Karşı-Tutulamayan: Kendinizi geliştirmenizi saglayacak özgür ve kimseye bağlı olmayan bir hayat peşindesiniz. Hobilerinizde ya da işinizde sizi başarıya ulaştıracak yeteneklere sahipsiniz. Bağımsızlığa olan düşkünlüğünüz bazen sizden beklenilenin tam tersini yapmanıza neden olabiliyor. Öyle her gördüğünüz şeye üzerinde düşünmeden uyacak tiplerden değilsiniz. Aksine kendi fikirleriniz doğrultusunda gitmeyi yani, akıntıya karşı kürek çekmeyi seviyorsunuz.
3. Dinamik-Aktif-Dışadönük: İlginç ve çeşitli işlere girebilmek için risk almaktan kaçınmıyorsunuz. Rutin bir hayat sizi etkisiz hale getirebiliyor. En çok sevdiğiniz şey tüm olaylarda başrol oynamak. Aslında olayları başlatan kişi de siz oluyorsunuz.
4. Ayakları Yere Basan-Dengeli-Uyumlu: Komplike olmayan ve doğal bir yaşamı, bir aşkı ve işi amaç edinmişsiniz. İnsanlar size saygı duyuyor, çünkü sizin ayaklarınız öyle bir yere basıyor ki, herkes sizden destek alıyor. Siz de bu insanlara güven sağlamayı biliyorsunuz. Çok sıcak ve insancıl olarak tanınıyorsunuz. Basmakalıp ve çok abartılı olan herşeyi reddediyorsunuz. Modanın getirdiği yeniliklere de bağlı değilsiniz. Aksine, sizin için giyim pratik ve rahat olmalı.
5. Profesyonel-Pragmatik-Kendini Tanıyan: Hayatını eline alıp şansını kadere bırakmak yerine yaratmayı sevenlerdensiniz. Problemlerinizi pratik ve karışık olmayan yöntemlerle çözüyorsunuz. Günlük hayatınızda gerçekçi olmayı tercih ediyorsunuz. İşte ise, herkes sizi sorumluluk sahibi olarak tanıyor. Sizin kendinize olan güveniniz sayesinde etrafınızdakiler de sizden güç alıyor. Fikirlerinizi uygulamaya koyana kadar rahat edemiyorsunuz.
6. Barışçıl-Tedbirli-Agresif Olmayan: Anlaşması kolay bir insansınız. Kendi özel hayatınıza ve özgürlügünüze düşkün oldugunuz için de arkadaşlarınızı pek yormuyorsunuz. Bazen hayatın anlamını düşünmek ya da kendi kendinize eğlenmek için her şeyden uzaklaşıp yalnız kalmak istiyorsunuz. Bu yüzden de kaçabileceğiniz güzel mekanlar nerede biliyorsunuz. Ama siz yalnızlık düşkünü bir insan da değilsiniz. Sadece hayatın size vermiş olduklarını takdir eden, dünyayla barışık bir insansınız.
7. Dikkatsiz-Oyunsever-Neşeli: Spontane ve özgür bir hayatı seviyorsunuz. Hayata bir kere gelinir ilkesinden yola çıkarak dolu dolu yaşamayı istiyorsunuz. Çok meraklı ve her yeni şeye açık bir insansınız. Tüm değişikliklerin sizi büyüttüğüne inanıyorsunuz. Bağlı kalmak kadar sizi sıkan bir şey yok. Sürpriz yapmaktan ve sürprizlerle karşılaşmaktan çok hoşlanıyorsunuz.
8. Romantik-Hayalci-Duygusal: Çok duygusal bir insansınız. Olayları gerçekçi tarafından görmeyi reddediyorsunuz. Sizin için duygularınızın size söyledikleri önemli. Ayrıca yaşamda hayallere yer olması gerektiğini savunuyorsunuz. Romantizmi reddeden ve her şeyi akılcı bir yolla çözmeye çalışan insanlarla anlaşamıyorsunuz. Hayallerinizi, duygularınızı sınırlayacak her şeyi reddediyorsunuz.
9. Analitik-Güvenilir-Kendinden Emin: Hayatınızı insanların gözden kaçırdığı küçük değerli taşlarla doldurmayı seviyorsunuz. Bu nedenle kültür sizin hayatınızda önemli bir yer oynuyor. Yine de siz şık ve zarif duygularınızın çevreden etkilenmemesini sağlıyorsunuz. Sizin için zarif ve görgülü bir hayata sahip olmak çok önemli. Ve yine aynı tarzdaki insanlarla birlikte olmayı tercih ediyorsunuz.
Kadın oğlunu doktora götürür,derki:doktor bey oğlum kör sakat, dilsiz sağır,,, zihinsel özürlü, bişeyler yapın.Doktor biraz durduktan sonra kadına soyunun der.Kadın şaşkınlıkla,neden?Hasta olan ben değilim,oğlum .Doktor cevaplar:bunu düzeltene kadar yenisini yapmak daha kolay )
---------------------------------------------------------------
2 tavuk markette gezerken yumurta reyonuna girmişler yumurtanın fiyatı 5 kuruşmuş.Tavuklardan biri diğerine hava atarak bak bunu ben yumurtladım demiş,diğer tavuk başını eğmiş az ilerde çift sarılı yumurtalar varmış onların fiyatı 6 kuruşmuş,diğer tavuk hemen zıplamış bunları ben yumurtladım demiş.Karşısındaki tavuk alaycı bir gülümsemeyle aslında bendeyumurtladım demiş.Karşısındaki tavuk alaycı bir gülümsemeyle aslında bende çift sarılı yumurtlayacaktımda kocam 1 kuruş için g..nü yırtmya değmez dedi
Bir yaklaşıma göre sabretmek, teslim olmak değil, mücadeledir.
Bu aç karnına tok tesellisi gibi bence.
Aslında umudun bittiği yerde sabır başlıyor.
Sabır, normal şartlar, ahlaki değerler ve kanunlar noktasına gelip dayanmanın adı.
Yoksa, sabretmesek, bizi yoldan çıkartacak, haklıyken haksız duruma düşürecek, neticede varmak istediğimiz yere denk düşürmeyecek neticeler alıyoruz. Onun için ahlakın ve kanunun 'dur' dediği yere sabır diyoruz.
Burada durmak, meşru zeminlerde yapacak bir şeyin kalmaması anlamına geliyor.
Burada umut da bitiyor.
Tek tesellimiz olan sabır, ömür çarkında bir sürü dişlinin kırılması karşısında suskunluk
bir nevi.
Sabredelim.
Ama ne için?
Sabredelim...
Ama niye?
Gelecek güzel günler için mi?
Muhatabımız olanın veya olmayanın hatasını anlaması için mi?
Bir gün 'sıranın bize de gelmesi' için mi?
* * *
Niye sabrediyoruz?
Güçsüz olduğumuz için mi?
Haksız olduğumuz için mi?
Yetersiz olduğumuz için mi?
Yoksa yenildiğimiz için mi?
* * *
Güçsüzlüğümüzden sabrediyorsak, bunun adı sabır değil zafiyettir.
Haksız olduğumuz için sabrediyorsak, bunun adı kabullenmedir.
Yetersiz olduğumuz için sabrediyorsak bunun adı çaresizliktir.
Yenildiğimiz için sabrediyorsak, bunun adı sabır değil bahanedir.
* * *
İşte bunun için umudun bittiği yerde sabır başlıyor. Sabır, çoğunlukla olgunluğun bir göstergesi olarak algılanır.
Çocuklarımıza gösterdiğimiz, sabır değil sevgidir. Eşimizde gösterdiğimiz sabır değil sadakattir.
İşimize gösterdiğimiz sabır değil metanettir.
* * *
Sabır ne zaman sabırdır?
Bilmiyorum.
Ben de umudumun tükendiği yerde kendime bahane arıyorum...
Sabrediyorum...
Sabrediyorsun...
Sabrediyoruz...
Kaybediyoruz...
Unutma ! Gerçekte sen ne hissediyorsan, o her zaman doğrudur.
Hayatta senin için neyin doğru olduğunu, bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısı ile içindeki ses ile konuşmayı öğren.
İçindeki sesin kendine has nedenleri vardır ki akıl hiçbir zaman anlayamaz.
Her gün kendinle kalmak için zaman ayır ve kalbini dinle.
Tüm diğerleri farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu gösterir.
Sadece, onların bakış açılarını anlamaya çalış. Hemfikir olmaya çalışma!
Bazen içindeki ses sana zor geleni yapmanı söyleyebilir Korkma ve içindeki sesi dinlemeye devam et
Her yanlışında kendini acımasızca eleştirip üzme
Gereğinden fazla üzülmek, bugünün gücünü tüketir, yarınlarının güzelliklerini çalar.
Aksine, başını okşa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini kendine hatırlat.
Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu bil.
Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi incele, bir dahaki sefer için hazırlıklarını yap.
Kimsenin senin adına karar vermesine izin verme, ama başkalarının da haklı olabileceklerini unutma.
Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzme.
Unutma! Sen kaldırabiliyorsan onlar da kaldırabilir.
Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran.
Sen buna layıksın !
Hayatta en büyük dostun sen olabileceği gibi, en büyük düşmanın da sen olabilir.
Seçimini yap ve kendin için dost mu yoksa düşman mı olacağına karar ver.
Yaşamdaki tüm acılarını atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin,
istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin.
Bugün, hayata yeniden başla! ilk adımın kendini bağışlamak olsun!
Tıpkı kasvetli ve bulutlu bir havanın ardından kendini gösteren güneş gibi olabilirsin.
Ve aynı güneş gibi, ay gibi, her gün ve her gece bıkmadan usanmadan yeniden doğabilirsin.
Asla tecrübe kazanmaktan kaçma Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve devam et!
İnan bana, o tecrübelere ihtiyacın var
Unutma! Yapılacak daha nice yeni hatalar var, öğrenilecek daha nice yeni dersler var, tekrar tekrar aynı hatalara düşmek niye?
Unutma !
Her şey sende gizli.
Hayatın kötü bir yola girmişse, direksiyondakinin sen olduğunu hatırla!
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnız, güçlü hissettiğin kadar güçlüsün.
Öküzler neden trene bakarlar?(ÇOK ACIKLI)
Bir varmış iki varmış üç varmış vaktin birinde bir köyde gariban fakat yakışıklı bir öküz varmış bu öküz bir gün köyün çesmesine inmiş birde bakmışki çeşmenin başında güzeller güzeli bir inek görür görmez aşık olmuş ve başlamış yanık yanık böğürmeye
Bi şarkı sölemeye başlamış ÇEŞMENİN BAŞINA BİR İNEK İNMİŞ EĞİLMİŞ KUYRUĞUNU SUYA DÜŞÜRMÜŞ MEVLAN BU İNEĞİ KİME YAR ETMİŞ GELMEZ OLAYDIM GÜZEL YÜZÜNÜ GÖRMEZ OLAYDIM
Güzel inek sana aşık oldum möö mööö yakışıklı öküzü gören inekte yüreciğinden vurulmuş ve karşılık vermiş bende sana vuruldum möööö
Güzel inek suyunu doldurmuş evine doğru yürümüş nazlı nazlı tabii bizim öküzde ardından inek nereye öküz oraya güzel inek arada bi ardına bakıp yakışıklı ineği süzüyormuş
Derken dünyalar güzeli inek lüks bir ahırın içine girmiş ve kapıyı kapatırken dışarıya sümüklü mendilini yazmış yakışıklı öküz hemen yerdeki mendili almış ve içine bakmış mendilin üzerinde sümüklerle seni seviyorum die yazılmış ve birde cep telefon numarası
Yakışıklı öküz oradan geçmekte olan kör sağır dilsiz bir dilenciye o güzel ineği sormuş aldığı cevap korkunçmuş inek köyün ağasının kızıymış ve ağa tam bir hıyar ağasıymış
Fakat bizim aşık öküzün gözü hiçbişeyi görmüyormuş ağaya bir paşaya iki diyerek dalmış
Ağanın havuzlu dubleks ahırına başlamış bir şarkıya tekrar EVLERE ŞENLİK KIZINIZ VAR BİZİMDE ONDA GÖZÜMÜZ VAR BELKİ BİRAZDA NAZINIZ VAR ALMAYA GELECEZ VALLAHİ ŞANSINIZ YOK BİLLAHİ ağa öfkeyle yerinden doğrulmuş ve genç öküze bağırmış ulan öküz o gariban haline bakmadan koskoca bir ağanın kızını istemeye nasıl cesaret edersin lan defol gariban öküz gözyaşların içinde evden çıkmış acıklı sölemeye başlanmış YIKILMADIM AYAKTAYIM DERTLERİMLE BAŞBAŞAYIM HIYAR AĞASI AĞALARA KARŞI YENİLMEDİM BURDAYIM
ineği cepten bi arayayım demiş öküz
(alo aşkım ben meçhul sevgilin seni babandan istedim ama vermedi bu gece kaçıracam seni hazırla bohçanı inek :kaçır beni öküzüm kaçır )tam bu arada kızın babası olacak hıyar ağası gelmiş ve kızını kapsama alanı dışına çıkarmış ve hemen aceleyle kzını köy sosyetesinden zengin bi öküze vermiş güzel inek kahrından aids olmuş ve öyle ağlamışki rivayete göre göz yaşlarından van gölü oluşmuş derken düğün günü gelmiş çatmış genç öküz düğün meydanına gelerek soluksuz mölemeye başlamış NİKAHINA BENİ ÇAĞIR İNEĞİM İSTERSEN ŞAHİDİN OLURUM SENİN BU ÖKÜZ KİM DİYE SORAN OLURSA ESKİ BİR TANIDIK DERSİN SEVGİLİM
zalim ağa yeni damadının adamları ile yakışıklı öküzün ağzını burnunu kırarak yakışıksız hale getirmişler güzel inek bu sahneyi görürken kahrından grip olmuş rivayete göre öyle bir ağlamışki bu göz yaşlarından karadeniz olmuş acımasız hıyar ağası kızıyla damadı olacak öküzü bir daha rahatsız edilmesinler diye trenle şehire göndermiş bunu duyan genç öküz dört nala sekerek tren istasyonuna gelmiş fakat öküzoğluöküz geç kalmış tren çoktan hareket etmiş gidiyormuş zavallı öküz trenin ardından gözyaşları içinde kala kalmış ve ölene kadar yerinden hiç kıpırdamamış güzeller güzeli inek gittiği yerde sevgilisinin bu şekilde öldüğünü duyunca kahrından kör sağır dilsiz ve topal olmuş ve yine rivayete göre öyle ağlamış öyle ağlamış gözyaşlarından atlas okyanusu oluşmuş tabii güzel inek yüzme bilmediği için kendi gözyaşları içinde boğulmuş işte o gün bugündür bu gariban öküzle güzel ineğin hatırasını yad etmek için bütün öküzler tren geçince öyle öküz öküz bakarlarmış.