Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.
Öğretmeni, onun bu halini fark etti:
- Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?
Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:
- Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.
- Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?
- Ahmet arkadaşımız var ya
- Evet, ne olmuş Ahmet'e?
- Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi şeyler koymuyor.
- Eee?
- Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardim ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?
Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine koydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü. Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve düşünceli! ydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yardim etmek istiy ordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu.
Nurhan Öğretmen:
- Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?
- Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.
- Nerede çalışıyorsun?
- Simit satıyorum.
Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi şimdi? Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı. Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.
Nurhan Öğretmen, Ali'ye dondu:
- Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
- Çok zengin bir işadamı
- Niçin?
- İnsanlara daha çok yardım etmek için
- Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak simdi Ali, Ahmet'in ailesinin durumu pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. İstersen acele etme. Çok zengin olduğun zaman insanlara yardim edersin. Olmaz mı?
- Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.
— Neden olmaz?
— Üç sebepten dolayı olmaz.
Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün! iki simit alıp güvercinlere veriyor.
İkincisi: 'Ağaç yas iken eğilir.' deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam. Şimdiden iyilik yapmayıp bunu zenginlik günlerime ertelersem, zengin olduğum günlerde de daha zengin olduğum günlere erteler kendimi kandırmış olurum.
Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.
Nurhan Öğretmen, karsısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:
- Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım, dedi.
-! Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için, ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan fazlasını veremem. Allah, Cennet'i gücü kadar iyilik edene veriyor. Şimdi gücüm bu olduğuna göre, Cennet'in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet'e girebilirim. Bundan daha karlı bir yatırım olur mu?
Nurhan Öğretmen'in gözleri dolmuştu. Başını 'Evet' anlamında sallarken Ali'yi evine yolladı.
Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak için masasına döndüğünde Ali'nin bıraktığı paraların m! asa üstünde kaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları eline aldı.
Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile kıymetliydi. Bu paralar, bu bozuk SIMIT paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.
Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı Ağladı
Kendine geldiğinde aksam olmuştu. Yavaş adımlarla sınıftan çıkıp okuldan ayrılırken bekçi Sadık 'Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak' diye Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde, 'Ne dediniz hocam?' demesini bile duymayan Nurhan öğretmen, bekçinin şaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına karışıvermişti
Hikayeyi beğenmişseniz ve Ali'den utanmışsanız, maddi durumunuz iyi değilse bile, iki tane ekmek alıp bölgenizdeki bir fakirin kapısına bırakın.
Bir okul önünde biraz bekleyip yırtık ayakkabısı olan bir çocuğa ayakkabı alın.
Maddi ihtiyacı olan bir akrabanıza yardım edin.
Yeter ki boş durmayın!
Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir.
Giyim alışverişinizde renk seçimi yaparken dikkat etmeniz gereken en önemli detay ten rengi ve buna bağlı olarak ta saç renginizdir.
Ten renginiz esmer ve buğday tonlarındaysa gömlek alırken ekru, kızıl-bej, kızıl- kahve renklerinden mümkün olduğu kadar uzak durmalısınız. Çünkü bu renkler sizi daha soluk, sağlıksız gösterecektir. Lacivert, antrasit gibi koyu tonlardaki takımlarınızı açık pudra tonlarındaki gömleklerle kombinleyebilirsiniz. Ceket ve takımlarda kahve tonlarında ısrarcıysanız tercihinizi özellikle siyaha giden kahve tonlarında kullanmanız gerekir.
Ten renginiz sarı ve açık buğday tonlarındaysa ne teninize yakın tonlar ne de tezat oluşturacak kadar koyu tonlar seçmelisiniz. Tercihiniz koyu tonlardan yana olduğunda bu tezatlığı daha yumuşak hale getirecek pastel renk tonları ile dengeleyebilirsiniz
Dost nasıldır bilirim, dost yüzünde vefa vardır.
Dost nasıldır bilirim, dost sözünde vefa vardır.
Dost nasıldır bilirim, dost özünde vefa vardır.
Dost her zaman bulunmaz, dost bulunsa sefa vardır.
Dost nasıldır bilirim, dost dostuna güven verir.
Dost nasıldır bilirim, dost dostuna eman verir.
Dost nasıldır bilirim, dost dostuna hayat verir.
Dost her zaman bulunmaz, dost bulunsa canın verir.
Dost nasıldır bilirim, dost öyle kolay bulunmaz,
Dost nasıldır bilirim, dost dostu kolay bırakmaz.
Dost düşünce bilinir, yoksa kim dostur bilinmez.
Dostluk kalbe kazılır, ölsen de kalpten silinmez.
Dost nasıldır bilirim, dost dostundan kusur bulmaz.
Dost nasıldır bilirim, dost dostuna gönül koymaz.
Dost nasıldır bilirim, dost dostundan uzak durmaz.
Dost nasıldır bilirim, dost, dost için can verendir.
Aristo Tales:
"Sevmek aci çekmektir, sevmemek ölmek. Sevmek zevktir ama yalniz sevilmenin hiçbir zevki yoktur"
François Bacon:
"Büyük insanlarda, liyakat sahibi olanlarin kendilerini budalaca aska kaptirdiklari görülmez. Büyük ruhlar ve büyük isler askla uzlasmaz"
Augustinus:
"Sevgi ruhun güzelligidir."
Franz Xaver Von Baader:
"Özgürlük ask degildir, yalniz askin kapisidir."
Bailey:
"Ask dünyanin en tatli mutlulugu ile en derin acisindan yaratilmistir"
Basta:
"Erkek az fakat sık sever, kadin ise çok ancak bir kez sever"
Jeremy Bentham:
"Ask hazzi, dostlukla duyu hazlarindan yogrulmustur"
Balzac:
"Ask yasaminda kadin, ancak hünerli bir çalgicinin elinde dile gelen bir lir gibidir. Kadinlar bizleri sevdikleri zaman her suçumuzu bagislarlar"
Jacob Boehme:
"Istek, hareket/genisleme, yön veren tezlere bilgelik eklendiginde ask olur"
Eugene Delacroix:
"Aski anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden baska bir dil ister"
Descartes:
"Bir sey kendimiz için iyi, yani uygun gibi sunulmussa ona karsi ask duyariz."
Bulor:
"Ask cennetin dilinden bize kalan tek andir"
Antoine Bret:
"Askin ilk solugu mantigin son solugudur"
Epiktet:
"Hareket etmenin nedeni 'istek' ve 'sevmektir', bu ise düsünmektir. Ask tutkudur. Iyi ya da kötünün ne oldugunu fark edemeyen insan nasil sevebilir"
Duclos:
"Ask bikilmayandir. Her seyden bikilabilir ama asktan ... hayir"
Epikür:
"Bilge olan evlenmez. Evlense bile askin vehimlerine kapilmaz... Bir uygarligin yetkinligi ve insanligi ancak kardeslik ve sevgiyle olasidir."
Douglas Ferrola:
"Ask kizamiga benzer, insan ne kadar geç yakalanirsa o kadar agir geçer"
Faulkner:
"Aski kitaplara soktuklari iyi oldu, yoksa belki de baska yerde yasayamayacakti."
Fenelon:
"Sevmeden yasamak yasamak degildir. Az sevmek ise sürüklenmektir."
Costance Foster:
"Sevgi bizi zamanin yikimindan koruyan yikilmaz bir kaledir"
Freud:
"Yasam belirtisinin kökeninde duygulanma; duygulanmanin da temeli asktir"
Geraldy:
"Erkegin yaradilisinda sevmek yoktu. Ona aski ögreten kadindir"
Geothe:
"Sevilenin kusurlarini hos görmeyen sevmiyor demektir"
Victor Hugo:
"Ask bir deniz, kadin onun kiyisidir."
Holty:
"Ask kulübeyi altindan bir saraya benzetir."
Albert Hubbart:
"Ask yasamdir deriz, ancak umutsuz inançsiz ask ölümden beterdir."
Konfüçyus:
"Dinsel erdem, insanligi sevmekle olanaklidir. Bu sevgi hissi, aileden toplumdan hükümete dek karsilikli olarak uzamalidir"
Moliere:
"Kadinlarin büyük tutkusu aski ilham etmektir. Insani askin güzellikleri yasatir."
Montaigne:
"Ask utanma ve çekinmenin oldugu yerde vardir."
Newton:
"Ask köprü kurmaktir. Insanlar köprü kuracaklarina duvar ördükleri için yalniz kalirlar."
Robert Owen:
"Insana karsi sonsuz bir sevgi ve sefkat duyabilmek için dinsel inançlardan kurtulmak gerekir."
Oscar Wilde:
"Erkekler kadinlarin ilk aski, kadinlar da erkeklerin son aski olmak ister."
Voltaire:
"Ask bir tablodur, onu doga çizmis ve hayal süslemistir. Tanri kadinlari erkekleri evcillestirmek için yaratti."
Mark Twain:
"Hiç kimse uzun süre evli kalmadikça gerçek askin ne oldugunu anlayamaz."
Cenap Sehabettin:
"Kadin olsun, kitap olsun cildine aldanmayip içindekilere bakilmalidir."
Stendal:
"Ask, cosku ve tutku olduktan sonra insan hiç sarsilmaz, bunlar olmayinca yasam neye yarar"
Seneca:
"Yalniz akilli bir insan sevmesini bilir. Sevip de yitirmek, sevmemis olmaktan daha iyidir."
Schiller:
"Ey ask, güzel ve kisasin... Ask insani birlige, bencillik yalnizliga götürür."
Madame De Scudery:
"Insan sevmeye basladi mi, yasamaya da baslar."
J. J. Rousseau:
"Ask mutlulugunu evlendirdikten sonra da sürdürebilseydik, dünya cennet olurdu. Duygulu gönüller sevginin her türlüsü için duygulu degil mi?"
Dante:
"Genis varlik denizinin her yaninda genis bir ask akisi vardir. Fiziksel devinim, bitkisel yasam, zihinsel yasam... hep evrensel askin derece derece yükselen asamalarini olusturur. Asagi derecelerinde yanilmayan ask, akilla aydinlandigi zaman iyilik ve kötülüge egilim kazanir. Ask kusursuz olmayan iyiliklerin üzerinde de vardir. Hatta irade, hile ve siddet kullanmak yoluyla bir baskasinin kötülügüne çalismis olsa bile yine aska uyar. Kötülükler asktan uzaklasma oraninda bir takim derecelere sahiptir ve kötülük aska yaklasmak için sarf ettigi üç oraninda erdeme yaklasmis olur... Cehennem bile adalet kadar askin eseridir."
Feuerbach:
"Varlik sezginin, duyunun ve askin bir sirridir. Bu kisi, bu sey yani bireysel, yalniz duyumda, yalniz askta, mutlak bir degere sahiptir. Sonlu ve sonsuz orada bulunur. Askin sonsuz derinligi ve askin gerçegi, bununla yalniz bununla kaimdir" "... En derin ve en yüce gerçekler duyumlarda saklidir. Böylece genel olarak basimiz disinda bulunan bir nesne varolusun gerçek ve ontolojik belgesi asktir, varolusun asktan ve duyumdan baska belgesi yoktur."
François M. C. Fourier:
1) Geçici ya da keyif verici asklar ki, bu oyuncular, kahpeler, arsizlik asklari gibi sekillere ayrilir.
2) Az çok bir süresi fakat kisir asklar ki, bunlar gözde asklardir.
3) Yalniz bir çocuk dogurtan geçici asklar ki, bunlar dölleyen asklardir.
4) Karilar ve kocalar askıdırr ki, bu iki tarafin istegi ile yillarca sürer ve bir çok çocuk dogurturur. Fakat bunlar birbirleriyle yasayip yasamamakta serbesttir." "Her erkek bütün kadinlara ve bir kadin bütün erkeklere sahiptir."
Efes'li Heraklitos:
"Duyu organlari akilsiz ruhlara hizmet ettikleri zaman kötü taniklardir. Esek samani altina tercih eder; köpek tanimadiklarina havlar. Domuz için çamur saf sudan daha degerlidir. Deniz suyu ister temiz ister kirli olsun, baliklar için kurtarici insanlar için ugursuzdur."
Paul Henri D. Holbach:
"Insanlara kendi akillarina saygi duymalari ve cesur olmalari telkin edilmeli ve kendileri için arkasindan kosmasi gereken hayallere gereksinimleri varsa, dogruluk, iyilik ve baris sevgisini benimsemeleri ögretilmelidir"
François La Rocheffoucauld:
"Tüm duygularimiz ve tutkularimiz rastlanti ve çikarin eseridir ve bizim erdem, ask, karsilik beklemezlik dedigimiz seyler de hosgörülerden baska bir sey degildir. Adalet aski nedir? Adaletsizlik istirabindan korkmaktir. Ask sahip olduklarimizin bizden alinmasi korkusudur. Ask duyularin bir hummasidir."
Mevlana:
"Bir aski baska ask söndürebilir. Askta ne yükseklik, ne alçaklik, ne de akillilik ve akilsizlik vardir. Hafizlik, seyhlik, müritlik yoktur. Sadece kepazelik, asagilik ve rintlik vardir. Insanin topragini ask sebnemi ile yogurduklari için alemde yüzlerce fitne ve kargasalik peyda olur. Askin yüzlerce nesteri, ruhun damarlarina sokuldu ve oradan gönül adi verilen bir damla aldi... Ask öyle engin bir denizdir ki, ne kenari vardir, ne de ucu bucagi."
Mu-Ti:
"Kim baskasini severse kendisi de sevilecektir. Baskalarini kazandirmis olan kendisi de kazanmis olacaktir. Tüm insanlar kendileri arasinda karsilikli bir sevgi hissederlerse, güçlüler zayiflari avlayamazlar, usta olanlar da beceriksizlerle alay edemezler. Sevgide tarafsizlik, kisisel sevgide yanilmayi önler; tarafsiz sevgi kisisel sevginin de güvencesidir."
Pascal:
"Ask iradenin eregidir. Her çesit dissal emir ve baskilardan çok usa uymak gerekir. Iradenin eregi olan bu asktan baslayip tutkuda sona eren bir yasam mutludur. Bunlardan birini seçmem gerekse 'ask'i yeg tutarim. Biz ask karakteri ile dogariz. Ask ruhumuz yetkinlestikçe gelisir ve bizi güzel görünen seye sürükler. Bundan sonra artik bizim bu alemde sevmekten baska bir sey için var oldugumuzdan kim kuskulanir? ... Askin konusu güzelliktir ve insan evrenin en güzel nesnesi oldugu için disarida aradigi bu güzelligin örnegini kendi içinde bulmasi gerekir. Bu itibarla insan ancak kendisine benzeyeni ve olabildigi kadar kendisine yaklasani sever. Sevmeye baslayinca eskisinden bambaska bir insan oldugumuzu anlariz.
devletin memur alımları - bu sene ne kadar memur alıncak
MALİYE Bakanı Mehmet Şimşek 2011 yılı bütçesinin detaylarını açıklarken, önümüzdeki yıl kamuya 70 bin yeni memur alınacağını açıkladı. Maliye Bakanı Şimşek, 2011 yılında vergilerde artış ya da düşüş olmayacağını, sosyal güvenlik açığına ise 30.6 milyar lira harcanacağını belirtti.
ANKARA - Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2011 yılı bütçesinin detaylarını açıklarken, 2011 yılında vergilerde hiçbir şekilde bir artış yapmayacaklarını taahhüt etti. Şimşek, vergilerle ilgili detaylı sorulara da, "2011 yılında vergilerde ne bir artış ne de bir düşüş olmayacak. Akaryakıt vergilerini de kesinlikle artırmayacağız" yanıtını verdi. Bakan Şimşek, ayrıca 2011 yılında kamuya 70 bin yeni memur alınacağını da açıkladı. Konuşmasına 2010 'un ilk 9 ayına ait bütçe hedeflerinin fazlasıyla tuttuğunu belirterek başlayan Şimşek, önümüzdeki yıl bütçe giderlerinin 312.5 milyar, bütçe gelirlerinin 279 milyar, bütçe açığının 33.5 milyar, faiz dışı fazlanın da 14 milyar lira olarak öngörüldüğünü açıkladı. Bütçe rakamlarına göre hükümet, gelecek yıl 232.2 milyar lira vergi geliri bekliyor. 2011 bütçesinde devlet memurları aylıklarının Ocak'ta yüzde 4 artırılacağını belirten Şimşek, artışın Temmuz'da yüzde 4, denge tazminatının ise 80 lira olacağını söyledi. Buna göre, 2011'de ortalama devlet memuru aylığı yüzde 13.7 artacak.
Memura yüzde 13.7 zam
Bütçede devlet memurları aylıklarının, Ocak ayında yüzde 4, Temmuz ayında da yüzde 4, denge tazminatının da 80 lira artırılmasının öngörüldüğünü dile getiren Şimşek, buna göre 2011 yılında ortalama devlet memuru aylığında yüzde 13.7 artış yapılmış olacağını kaydetti. Memurlara eş için ödenmekte olan aile yardımı ödeneğinin Ocak ve Temmuz aylarında 20'şer lira artırılacağı ifade eden Şimşek, aile yardımı ödeneğinin de bir yenilik olarak 2011'de sözleşmeli personele de verilmeye başlanacağını bildirdi. Bütçeye göre, devlet memurlarına aile yardımı ödeneği Ocak ve Temmuz'da 20'şer lira yükseltildi. Aile yardımı sözleşmeli personele de verilecek. Şimşek, 150 bin sözleşmeliye aile yardımı yapılmasının bütçeye maliyetinin 133 milyon lira şeklinde hesaplandığını kaydetti.
Kredi kartı borçları kamu alacağı değil
MEHMET Şimşek, yapılandırmaya kredi kartları borçlarının dahil edilip edilmeyeceği sorusu üzerine, bunun bankaların inisiyatifinde olduğuna dikkat çekti. Kredi kartı borçlarının kamu alacağı olmadığını vurgulayan Şimşek, "Kriz nedeniyle bankalarla istişare ederek, bir çözüm üretmiştik. Onlardan yararlananlar oldu. Biz özel sektör alacaklarını yapılandıramayız kendileri uygun görürse yapılandırabilir. Bunun önümde bir engel yok, bir yasaya da gerek yok, kendileri yapabilirler" diye konuştu.
Emeklilere ek zammın maliyeti 3.4 milyar lira
SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin geçtiğimiz günlerde açıklanan maaş zammının da yeni yıl bütçesinde 6.7 milyar liralık yükü olduğuna işaret eden Şimşek, "İşçi ve BAĞ-KUR emeklililerine, eski sisteme göre maaş artışı yapılmasıyla, 60 lira artı zam yapılması arasındaki ilave maliyet de 3.4 milyar lira" dedi. Maliye Bakanı, bütün bu yüklerin 2011 bütçesinde de yer aldığına dikkati çekti. kaynak
Semih, 11 yıl evli kaldı. 2 çocuk babası. Eşiyle severek evlendi ama zamanla ilişkileri monotonlaştı. Bir gün erkek arkadaşlarının baskısıyla tek gecelik bir ilişki yaşadı. O gecenin sabahı pişman oldu. Hem de ne pişmanlık! İşte Semih'in aldatma ya da aldatılma öyküsü.
ERKEK ADAMSIN BE OĞLUM!
Eşim, iş seyahati için Antalya'ya gitmişti. Çocuklar annemde kalıyordu. Her çiftin yaşadığı sorunları biz de yaşıyorduk. Ama eşimle bir gün olsun birbirimizi kırmadık. Ta ki, o geceye kadar... Öğle vakti arkadaşım aradı: "Bu akşam erkek erkeğe toplanıyoruz. İşin yoksa gel" dedi. Ben de "Neden olmasın? Nasıl olsa hatun da yok" dedim. İş çıkışı Nevizade'ye gittim. Tam anlamıyla o akşam muhabbetin dibine vurmuştuk. Söz dönüp dolaşıp kadınlara geldi. Herkes yaptığı çapkınlıkları anlatıyordu. Ben sadece dinliyordum. Arkadaşlarım "Hadi oğlum! Anlatma sırası sende" dediler. Elim ayağıma dolaştı. "Benim o taraklarda bezim yok" dedim. Arkadaşlarım bana gülmeye başladılar. Hatta içlerinden biri, "Ulan adam rahip hayatı yaşıyormuş da haberimiz yokmuş" diye dalga geçti.
GECE BENDENSİN!
O sırada arkadaşımın biri dışarı çıktı. 5 dakika sonra tekrar masaya geldi. "Hadi!" dedi; "Kalkıyoruz. Benim eve gidiyoruz." Ne olduğunu anlayamamıştım. Hep birlikte kalktık, arkadaşın evine gittik. İçkiye kaldığımız yerden devam ettik. Bir süre sonra kapı çaldı. İçeri 5 tane Rus uyruklu çok güzel kadın girdi. Ev sahibi arkadaşım yanıma yanaştı ve "Bu gece bendensin. İçlerinden birini seç" dedi. Diğer arkadaşlarım da benimle dalga geçip, "Hadi Rahip Efendi! 11 yılın günahını çıkar." diye bağırdı. Gururum kırılmıştı. Aşağılanmanın ve alkolün etkisiyle o geceyi Rus hayat kadınıyla geçirdim. Sabah uyanıp kendime geldiğimde, içimi büyük bir pişmanlık kaplamıştı. "Eyvah!" dedim, "Ben ne yaptım?"
İTİRAF ETTİM
Bir hafta boyunca vicdan azabı çektim. Günlerce kendimi ve evliliğimizi sorguladım. Çok pişman olmuştum. Bir akşam eşim dedi ki: "Neyin var, bir haftadır ruh gibi dolaşıyorsun evin içinde?" dedi. Bir anda ne olduğunu ben bile anlayamadım. Ağlamaya başladım. Eşimin dizlerine kapandım. "Ne olur beni affet. Seni bir Rus hayat kadını ile aldattım" dedim. Karım, oturduğu yerden havaya sıçradı. Duyduğu sözlerin şoku ile bana tekmeler savurmaya başladı. Bu sefer ağlama krizine o girmişti. Ağza alınmayacak küfürler ediyordu. "Bu kötülüğü nasıl yaparsın bana?" dedi. Ağzımı bile açamadım. Eline geçen her şeyi kafama fırlattı. Sonra kendisini yatak odasına kapattı. Yaklaşık 1 saat sonra tekrar salona geldi. "Seni şerefsiz adam" dedi; "Benim intikamım daha acı olacak. Madem sen itiraf ettin. Ben de sana itiraf edeyim o zaman: 8 yıldır en iyi arkadaşın Hakan'la seni aldatıyorum. İnanmıyorsan telefon aç, kendisine sor." Dünya başıma yıkıldı. Hiçbir şey duyamıyordum. Oturduğum yerde yığılıp kaldım. Saatler sonra kendime geldiğimde eşim evden gitmişti. Arkadaşım olacak şerefsiz adamı aradım ve eve çağırdım. Her şeyi itiraf etti. Suratına yumruk attım. Elini bile kaldıramadı. O gün eşimle boşanma kararı aldım. Aldattım diye kahrolurken, sonra da aldatıldım diye kahroldum.
Kız, babasına diplomasını gösteriyordu.
- Baba, nasıl diplomam? Kimya, fizik, matematik, edebiyat, felsefe, müzik, resim hepsi pekiyi? En iyi notlar benim? Babasının cevabı hazırdı.
- Oh oh? çok memnun kaldım kızım. İnşallah yemek pişirmesini, dikiş dikmesini, çocuk bakmasını, çamaşır yıkamasını iyi bilen bir kocaya düşersin de mutlu olursun?
___________
Cimri bir adam hizmetçilik yapması için biriyle pazarlık yapıyordu. Ona:
- "Kaça çalışıyorsun, ücretin ne kadar?" dedi. O da:
- "Karın tokluğu" diye cevap verdi. Cimri adam:
- "Benim için biraz indirim yapsana" dedi. Adam:
- "O halde pazartesi ve perşembe günleri oruç tutacağım. " dedi
İşte gönderileceGelecek sezon şampıyonluğa oynayacak bir takım kurmak isteyen Trabzon 5 oyuncusunu göndericek.10 Mart 2010 Çarşamba 09:59
Trabzonspor, kaleci Sylva ve Song'un yanı sıra kiradaki Tjikuzu, Brüls, Papy ve İsaac'i yollayıp kontenjan açacak
Planlar yapıldı
Gelecek sezon şampiyonluğa oynayacak bir takım oluşturmak için kolları sıvayan Trabzonspor yönetimi, gönderilecek yabancıları belirledi. Kaleci Tony Sylva ve Rigobert Song ile yola devam etmeme kararı alan bordo-mavili yönetimin, başka kulüplerde kiralık oynayan Tjikuzu, Brüls, Faty Papy ve İsaac Promise'yi de gönderip 2 kişilik yabancı kontenjanı açmayı planladığı dile getirildi.
Yerliler kiraya
Hrvoje Cale'yi teklif gelmesi halinde göndermeyi düşünen bordo-mavili yönetim, yerli oyuncular konusunda teknik direktör Şenol Güneş'in vereceği raporu bekliyor. Yattara'nın sakatlık sonrası durumunu göz önüne alıp bir transfer politikası oluşturacak olan Karadeniz ekibinin, yerlilerden Barış Memiş, Zafer ve Murat Tosun'u en kötü ihtimalle başka kulüplere kiralayacağı öğrenildi.
Yani yaşamdan sıkıldığında,gömeceksin kafanı kumların içine herkesten kaçtığına kandıracaksın o saf ruhunu
Yaşamayı öğreneceksin böylece
Kimi zaman bir sincap gibi olacaksın hayatta.
Yani yaşamanın dışında hiçbir şey beklemeyeceksin.
Hiçbir şey düşünmeden sadece yaşamanı...n keyfini çıkaracaksın
Hayattan tat almayı öğreneceksin böylece
Kimi zaman bir kedi gibi olacaksın hayatta.
Yani sadık olacaksın dostlarına, ailene, sevdiklerine en önemlisi hayata.
Bir ip yumağıyla eğlenebildiklerini görüp kıskanacaksın onları
Ufak şeylerle mutlu olmayı öğreneceksin böylece
Kimi zaman bir kuş gibi olacaksın hayatta.
Yani uçup gideceksin çok uzaklara.
Hiçbir şey düşünmeden teslim edeceksin kendini bulutlara.
Yukardayken, göreceksin herkesi, göreceksin bütün sorunları.
Sonra gülüp geçeceksin hepsine.
Kanat çırpmaya devam edeceksin hiçbirini önemsemeyerekÖzgür olmanın ne demek olduğunu öğreneceksin böylece
Kimi zaman bir kirpi gibi olacaksın hayatta.
Yani koruyacaksın kendini kötülerden,acılardan, kısacası hayattan
Başkasına muhtaç olmayacaksın böylece
Kimi zaman bir penguen gibi olacaksın hayatta.
Yani sevgiyle dolacak kalbin.Senin için ne 6 ne 12 ne de 24 ay önemli olacak.
Eğer sonunda amacına ulaşıyorsan,beklemeye dayanacaksınSabırlı olmayı öğreneceksin böylece
Kimi zaman bir turna gibi olacaksın hayatta.
Yani vefalı olacaksın sevdiğine.
Her zaman yanında olup,koşulsuz seveceksin onuVefayı öğreneceksin böylece
Kimi zaman bir lama gibi olacaksın hayatta.Yani bütün kinlerini,hüzünlerini,kötü huylarını kusup atacaksın dışarıya.Önemsiz ne varsa içinden atacaksın hepsini
Kötülüklerden arınacaksın böylece
Kimi zaman bir balık gibi olacaksın hayatta.
Yani unutacaksın kötü şeyleri,unutacaksın acıları,unutacaksın geçmişindeki yaraları.Bazen unutup affedeceksin insanları,bazen unutup sileceksin hayatından her şeyiAffetmenin büyüklüğünü öğreneceksin böylece
Kimi zaman da bir fil gibi olacaksın hayatta.Yani unutmaman gereken şeyleri anı anına hatırlayacaksın.Hatırlamak istediğin şeyi hemen gözünün önüne getirebileceksin
Samimi bir şekilde kadınlara iltifat etmek erkeklerin yapmakta zorlandıkları birşeydir.
Kadınlar iltifatla beslenirler unutmayın. Bu kilit hareketler size mutluluğu getirecek.
İşte kadınlara iltifat etmek için 12 ipucu:
1- Teşekkür edin: Ona bu işi onsuz yapamayacağınızı söyleyin. Yaptığı şey doğumgünü partisi hazırlamak veya markete gitmek olsun, sizin için önemli olduğunu ve minnettar olduğunuzu belirtin.
2- Onun kendine güvenini arttırın: Ona hep hayalini kurduğunuz kadın olduğunu veya sizin tişörtünüzün içinde bile muhteşem göründüğünü söyleyin. İnanmasa bile kendini çok iyi hissedecektir.
3- Benzersiz: Sadece ikiniz olduğunuzda ve konuşurken ona onun gibi bir kızı daha önce tanımadığınızı söyleyin. Eğer bunu gerçekten söylediğinize inanırsa eriyecektir. Bir öpücükle tamamlayın.
4- Onun fikrini/tavsiyesini alın: Ofisteki bir problem veya tişört, onun fikrini sorarsanız onun düşüncelerine önem verdiğinizi düşünecektir. Kadınlar sadece vücutları için değil aynı zamanda beyinleri için istenmeye bayılırlar.
5- Aileden: Eğer bir kadına ailenizin ona taptığını söylerseniz büyük bir gülümseme garantidir.
6- Kol şekeri: Sık sık ona muhteşem olduğunu söyleyin. Güzel hissetmeyi her kadın ister. Eğer gözünüzde çekici olduğuna inanırsa, normalde sakladığı yerlere bile dik dik bakmanıza izin verir.
7- Eğlence, eğlence, eğlence: Ona partinin kalbi olduğunu hissettirin. Ne yaparsanız yapın onsuz sıkıcı olacağını belirtin.
8- Kaşıklayın: Eğer uyurken onu tutarsanız tereyağ gibi yumuşar. Ödülünüz ise sabah seksi.
9- Kıyafeti: Her zaman giydiklerine iltifat edin. Sadece o anda kendini güzel hissetmesini sağlamayacak aynı zamanda onun kıyafetleriyle ilgilendiğinizi ve onun stilini takdir ettiğinizi bilecektir.
10- Gülme fabrikası: Eğer onun espirilerini komik buluyorsanız ve doğru yerlerde gülüyorsanız, onun espiri tarzını anladığınızı bilecektir. Akılların buluşması çok seksidir.
11- Şövalyelik yapın: Küçük jestler bir kadına herşeyinizi vermek istediğinizi gösterir. İlişkinizin ilk dönemlerinde bu hareketler görünüş için olsa bile o sizin içten, dürüst, iyi eğitimli ve ona karşı iyi davranmak isteyen biri olduğunuzu biliyor.
12- Kişisellesin: Onun sevdiğiniz yönlerinden bir liste yapın ve bunu ezberleyin. Sonra ona bunları doğal olarak söyleyin, sanki hiç liste yapmamışcasına. Bütün bunlar sadece sevildiğini hissettirmez aynı zamanda anlaşıldığını hissettirir. Ters iltifatlar tamamen başarısızlıktır. Örnek: "Senden önce kadınlarla dış görünüşleri için beraberdim. Ama senden hoşlanıyorum çünkü sen akıllısın."
Adamin biri hastalaniyor. O gun cani, ise gitmek istemiyor. Icinden Tanriya soyle bir dua edecegi tutuyor:
-"Tanrim, her gun ise gidip 8 uzun saat boyunca evim ve esimin rahati icin calisiyorum. Esim ise sadece oturuyor. Ne olur, bir gun benim yerime gecip, ne kadar zor bir hayat yasadigimi gormesini sagla."
Hikaye bu ya, birdenbire adamin dilegi yerine geliyor. Ertesi sabah, karisinin bedeninde uyaniyor.
# Hemen yataktan firliyor.
# Esinin kahvaltisini hazirliyor.
# Cocuklarini uyandiriyor.
# Elbiselerini hazirliyor.
# Onlarin da kahvaltilarini yaptiriyor.
# Beslenme cantalarini hazirliyor.
# Cocuklari okula goturuyor.
# Eve donup, evi toparliyor.
# Yikanacak bulasiklari ve camasirlari hallediyor.
# Temizleyiciye goturulecek olanlari eline alip telefon faturasini odemek
# icin bankaya gidip siraya giriyor. Faturayi odedikten ve temizlikciye ugradiktan sonra
# aksam yemegi icin alisverise gidiyor.
# Eli kolu dolu bir vaziyette eve donuyor.
Bu arada oglen oluyor.
# Evi supurmeye basliyor.
# Esyalarin tozunu aliyor.
# Mutfagi siliyor.
# Cocuklarinin okuldan gelince yiyecegi keki pisiriyor.
# Eee artik cocuklari okuldan alma zamani da geliyor.
# Yolda onlarla sohbet ediyor.
# Okulda olanlar konusunda akil fikir veriyor.
# Eve geldiklerinde derslerini kontrol edip, calisma masalarina oturmalarini sagliyor.
# Sut ve kek getiriyor.
# Bu arada yikadigi camasirlari utulemesi gerekiyor.
# Utu bittiginde ancak aksam yemegini hazirlayacak kadar vaktinin kaldigini fark ediyor.
# Hemen patatesleri soymaya basliyor.
# Salata malzemelerini yikiyor.
# Pilav icin pirinci islatiyor.
# Etleri cikartip, firin icin hazirliyor.
# Kocasi eve geldiginde, onu sofraya tabaklari yerlestirirken buluyor.
# Aksam yemeginden sonra, once esinin kahvesini pisiriyor.
# Masayi topluyor ve bulasiklari hallediyor.
# Esinin ve cocuklarinin ertesi gun giyecegi kiyafetleri kontrol ettikten sonra cocuklari yatiriyor.
# Onlara hikaye okuyor.
# Televizyon seyretmeye ve biraz da gazete okumaya salona donuyor ki, esi onu yatak odasina cagiriyor. Ne de olsa, adamcagiz butun
gun onlar icin calisip, yoruldu, simdi rahatlamasi ve gevsemesi gerekiyor. Bu da zaten onun gorevi.
Ertesi sabah uyandiginda hemen Tanriya yalvarmaya basliyor :
-"Tanrim ozur dilerim. Ben ne dedigimi bilmiyormusum. Karimin hayatini rahat zannetmekle ne halt ettigimi simdi anladim. Lutfen beni eski halime dondur."
Tanri cevap veriyor :
-"Evet, dersini aldigini goruyorum. Her seyi degistirecegim ama maalesef 9 ay beklemek zorundasin, cunku dun gece hamile kaldin!
Yaşım ilerledikçe, en çok otuz yaşını aşmış bayanlara değer vermeye
başladım."
İşte bunun sebeplerinden birkaçı:
Otuz yaşını geçmiş bir kadın asla sizi gecenin bir yarısı uyandırıp ne
düşünüyorsun? diye sormaz. Umurunda değildir çünkü ne düşündüğünüz.
Eğer otuzunu aşmış bir kadın TV deki maçı seyretmek istemiyorsa,
söylene söylene TVnin karşısında yanınızda oturmaz. Yapmak istediği
bir şeyi yapar. Ve bu genellikle daha enteresan bir şeydir.
Otuz yaşını aşmış bir kadın kendini yeterince iyi tanır ve kendinden
emindir...
Kim olduğunu, ne olduğunu, ne istediğini ve kimden istediğini bilir.
Otuzunu aşmış çok az kadın onun hakkında ya da yaptıkları hakkında ne
düşündüğünüzü önemser.
Otuz yaş üstü kadın çoğunlukla büyük aşklara, ömür, boyu sürecek
bağlılıklara doymuştur.
Hayatında en son ihtiyacı olduğu şey bir başka mız mız, devamlı söylenen, ne yapacağına karışan,
yapışkan bir şıktır.
Otuzunu aşmış kadın, ağırbaşlıdır. Bir operanın ortasında ya da pahalı bir
restoranda sizinle çığlık çığlığa kavga etmesi çok nadirdir. Ha tabi
hakettiyseniz, size vururken de hiç tereddüt etmez, sonuçlarına
katlanmayı da planlayarak.
Otuzunu aşmış kadın övgüler yağdırmakta çok bonkördür, çoğu
hakedilmemiş bile oLsa... çünkü takdir edilmemenin ne olduğunu iyi bilir.
Otuzunu aşmış kadın sizi bayan arkadaşlarıyla rahatlıkla tanıştıracak
kadar kendine güvenir. Daha genç bir kadın, en iyi arkadaşını bile görmez
likten gelebilir, yanındaki adama güvenmediği için.
Otuz yaşın üstündeki kadın sizin onun arkadaşına ilgi duymanızı hiç
sallamaz, arkadaşının onun aldatmayacağını bilir.
Kadınlar yaşları ilerledikçe medyumlaşırLar. Ona günah çıkarmanıza hiç
gerek yoktur, onlar her bir haltınızı bilirler.
Otuz yaşını aşmış bir kadın kıpkırmızı bir ruj sürdüğünde bu ona çok
yakışır. Ama daha genç kadınlarda böyle değildir.
Otuz üstü kadınlar açık sözlü, doğrucu ve dürüsttürler. Ne kadar geri
zekalı olduğunuzu bir çırpıda açık açık söyleyiverir, eğer bir geri zekalı
gibi davrandıysanız. Onun için ne anlam taşıdığınızı merak etmenize gerek
yoktur.
Evet, birçok sebepten Otuz yaşını aşmış kadınları beğeniyor ve takdir
ediyoruz.