Ellerini tutup sıcaklığını hissetmeyi özledim..
Seninle içtiğim kahvenin o tarifsiz tadını özledim..
Bana kızmanı, ve hatta bazen sinir olmanı özledim..
Tepkime kızıp sigarayı bi hışımla söndürüşünü,
kısa bir sessizlikten sonraki o gülüşünü görmeyi özledim..
Kısaca seni özledim ben
Sana bakarken gülümsemeyi özledim,
gözlerine mühürlenip öylece kalmayı,
Soğuk günlerde sımsıkı sarılıp sıcaklığınla ısıtmanı özledim..
Bir nefes gibi derin derin içime çekmeyi,
Ömrün son demine dek izle[n]meyi
Kısaca seni özledim ben
Şu minik dünyamda ki koskocaman sevgiyi canlı canlı hissedebilmeni,
ve sonrasında gözlerinin parladığını görmeyi özledim
Bana olan güvenini, sadakatini özledim
İçimde tutsak ettiğim duygularımı yüzüne söylerkenki halimi[zi],
ve akabinde senin söylediklerinin yanında benimkilerin hafif kalışını görmeyi özledim..
Otobüste uyuklamalarımızı özledim.. ve
benden önce uyanıp kulağıma bişeyler fısıldamanı özledim..
Aniden sarılarak korkutmalarını özledim..
Kalp atışlarını duyabilmeyi özledim..
Sonra,, sonra kokunu da özledim ben..
Takvimlerden rakamlar değil sen düşüyorsun üzerime..
Saatlerin de rakamlarını unuttum ben..
Sen giderken saat kaçtı ki?!.. Hatırlamıyorum hatırlayamıyorum..
Akreple yelkovanında özlediğim seni görüyorum hep..
sebebim'i sebebim geçe.. sebebim'e sebebim kala.. sebebim.. sebebim..
Sensiz geçen zaman düşman sanki..
Sende sen, bende sen.. Herşey de sen.. Hepsi sen..
Yokluğun ateşten bir gömlekmiş sanki, her gün istemeyerek üzerime giydiğim..
Gözlerimi gözlerine istersen bir ömür mühürlerim..
Hadi durma! Aslını resmet ruhuma sevdiğim..
Kısaca seni özledim sebebim
Tüm hücreLerime sen yazıLmıştın yar.
ÇoğaLıyordun..
Bu çoğaLışı durdurmak için yavaş yavaş öLdürüyordum kendimi.
Sonra..
Sonrası mı?
AkLıma her düşüşünde seninLe birLikte yeni hücreLer doğurdu bedenim.
ÖLüm gecikti, sen çoğaLdın, ben varoLuşa tutundum..
Yine, yeniden seni çizdim vücudumun her karesine! (ALINTIDIR)
Temel İtalya'da Fiat fabrikasında çalışan bir işçi...O zamanki Sovyet lideri Krusçev resmi bir ziyaret için İtalya'ya gelmiş.Programda Fiat tesisleri de var. Fabrikanın tezgâhları arasında dolaşırkenTemel'e rastlamış. Herkesin gözü önünde ''Vay Temel...'' diye sarılıpkucaklaşmış. Orada ayaküstü sohbet etmişler. Tüm protokol budostluktan şaşkın... Konuk gittikten sonrapatron Temel'i çağırıp,Krusçev'i nereden tanıdığını sormuş. Temel 'Hiiç'demiş. ''Ben eskiden komünisttim... 1 Mayıs kutlamaları için parti beniMoskova'ya göndermişti. Orada tanışmıştım.'' Olay unutulmuş. Üç beş ay sonra bu kez Amerika başkanı Nixongelmişİtalya'ya. Yine aynı program ve fabrika ziyareti. Tezgahların arasında''Vay Temel.Vay Nixon.'' muhabbeti... İyice meraklanan patronziyaretten sonra Temel'i yine çağırtmış. Soru da cevap da aynı; ''Bir araAmerika'ya göç etmeye kalkıştım. New York'ta başım polisle belaya girdi.Bu Nixon o zaman çiçeği burnunda bir avukattı. Beni o savunmuştu..'' Olay bu kadarla kalsa iyi. İki ay sonra Fransa başkanı De Gaulleziyaretinde de aynı manzara yaşanınca Patron Agnelli derin bunalımlaragirmiş. Kendisini tanıyan yok. Yanında çalışan Temel'in uluslararasıçevresi var. - De Gaulle'ü nereden tanıyorsun? - Nazilere karşı Paris'te yeraltı savaşı yapıyorduk... Özelkuryesiydim. - Sen herkesi tanır mısın? - Evet, hemen hemen... Patron iyice hırslanmış. - Neredeyse Papa da arkadaşım diyeceksin. Temel gülmüş. ''Tabii. Yakın arkadaşımdır.''Çıldırma noktasına gelen Agnelli haykırmış : - İspatla... İspatlayamazsan kovarım... Temel : - Tamam, bu pazar ayininde Vatikan meydanında olun. Papa balkondanhalkı takdis ederken ben yanında olacağım. Patron pazarı iple çekmiş. Vatikan'da Papayı bekleyen kalabalığınarasına karışıp beklemeye başlamış. Bir süre sonra Papa balkonaçıkmış. Yanında Temel... Kalabalığa bakıp, patronunu bulmayaçalışıyor. O sırada bir kargaşa olmuş. Biri bayılmış. Temelbayılanın kendi patronu olduğunu görünce Papaya ''Bana müsaade' deyipmeydana koşmuş. Agnelli yerde yatıyor. Bir iki kişi de ayıltmayaçalışıyor. Temel çevresindekilere, ''Bu benim patronumdur; ne oldu?''diye sorunca biri cevap vermiş : - Siz Papa ile balkona çıktığınızda bunun önünde iki Japon turistvardı. Japonlardan biri senin patronuna döndü.'Şu sağdaki bizim Temel, ama yanındaki kim?' diye sorunca seninki düşüpbayıldı.
İçim Acıyor..
Geçer , Geçer Elbette. Ya Hiç ummadığım bir yerde yeniden sızlamaya başlarsa ?
Tadımdın..
Acımdın..
Haydi şimdi son olsun.
Senle doğmayan ben , senle ölmeyeyim.. Al acımı giderken.. Ver tadımı silerken..
Ah gönül.. Akıt içine bu sancıyı..!
Hak ettin ! Yan için için..
Bir gece bir anlık nefese verirken geleceğimi tıkamamalıydım hayata bu kadar kulaklarımı..
"Seveceksem şimdi sevmeliyim" demekle yürümezmiş hayat anladım..
Haydi şimdi son olsun..
Kapayayım gözlerimi sıkıca. Çarp kapıyı çık git.! Sağır olayım , gelişlerini duymadım gitti diyeyim.. Kör olayım gözyaşlarını görmedim üzüldü diyeyim..
Ah gönül. Bat yalana..
Hak ettin.. Yan için için..
Bir gülüşe kurban olurken kapamalıydım hayata bu kadar gözlerimi..
"Sen ol Yeter bana" demekle var olunmazmış anladım..
Bu son içtiğim kadeh olsun şerefine yada şerefsizliğine..
Bu son gözyaşı , son sancı olsun..
Sevmiyorum işte.. Sevmiyorum..
Ah gönül bu kendine son yalanın olsun..
Yok bir bedel daha ödeyecek dermanım.. Yorgunum.. Sana bile sarılamayacak kadar çok yorgun.. Bedenim kan revan içinde. Ruhumda bir sahipsizlik..
Biri gelsin tutsun elimden diye öylece bekliyorum en olmaz yerde. En görülmeyecek yerde.
Yeniden başlasın diyecek kadar yok işte gücüm..
Bir şeyler başlayacaksa yeniden ne olursun bu biz olmayalım..
Bir son daha mı.. Tükenirim bu defa.
O zaman annemin kokusu bile sarmaz sensizliği..
Babamın geçicek demesi bile ferahlatmaz içimi..
Haydi şimdi son olsun..
Sen sessizce git içimden..
Ben anlatırım yokluğunu yüreğime uygun bir dille..
Genç adam evlenmişti. Ertesi gün dışarıda arkadaşlarından birine rastladı. Arkadaşı, çiçeği burnundaki damada dayanamayıp takıldı:
- Gözlerime inanamıyorum!!Senin dışarıda ne işin var?
Damat üzüntüyle başını salladı:
- Sorma birader! Feci bir şey oldu!!
- Ne oldu?
- Gece gayet iyi geçmişti. Sabahleyin kalkınca nerede olduğumu anımsayamadım. Bekârlıktan kalma alışkanlıkla eşimin eline para tutuşturup gitmeye kalktım.
- Deme... Eee eşin ne yaptı peki?
- O da uyku sersemliğiyle kalkıp paranın üzerini geri vermez mi?!!
Bir Hint masalına göre, kedi korkusundan devamlı
endişe içinde yasayan bir fare vardır.
Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye
dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece
mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya
başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana
dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde
avcıdan korkmaya baslar. Büyücü bakar ki, ne
yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok.
Onu eski haline döndürür.
Ve der ki,
'Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir
farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardim
edemem.'
Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda söyle diyor :
'İnsanların çoğu
Sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için..
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği
için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu
için.
Yaslanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini
bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey
vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı
bilmediği için.'
Yoksa,
Kelebeğin kanadındaki inadına sessiz bir çığlık gibi mi?
ya da, tuz-buz olan bir sırçanın
haykırışı gibi mi?
Nasıl bir sestir ki,perişan eder bizi duyduğumuzda??
Ne kalpler kırdık
bilmeden..
Ya da bile bile......
Ne setler koyduk aramıza bu kırılmış kalplerden de..
sonra aşmaya çabaladık durduk çok...
Dokunmak istedik,ulaşamadık....
Ulaşmak istedik,kendi ellerimizle kurduğumuz
Setler engel oldu yine kendimize.....
Oysa,
nasıl da kolaydı yıkıvermek han duvarlarını....
Sıcacık bir gülümseme,
İçten bir çift gözle birleştiğinde,eritmez mi en büyük buzulları???
Esirgedik birbirimizden maliyeti sıfır olan
gülümsemelerimizi...
Kolay geldi bencillik en dar anlarda..koyuvermek..koyuup kaçıvermek....
kaçarken bakmamak ardımıza
Ya da,
Bakıp da görmemek...görmek istememek...
Her ne varsa...
Oysa,ne de kolaydı düşmanlığı yoketmek,
Sıcacıık bir gülümsemeyle...
Olmaz dedik.
O bana düşman
denemedik bile hiç..
korktuk belki de yanılacağımızdan..
Oysa hayat ne de kısa..
Düşünmek
için bile vakit yokken....
Bile bile zehir ettik günlerimizi..
kavgalarla..
İtişip kakışmakla harcadık
dünlerimizi...
Ziyan ettik hem düne.. hem bugüne.. hem de yarınlarımıza.. S
Ahi,kalp kırıldığında nasıl
Bir ses çıkarır?
Duydunuz mu hiç?
Ben ne zaman dinlesem bir cam parçalanışı hissediyorum ***
***Peki ya siz?