MiRaGe

MiRaGe

Üye
24.10.2005
Onbaşı
580
Hakkında

#23.10.2006 16:03 0 0 0
  • Konu: pookmail
    Çok ilginç ama bana çok mantıklı gelmedi.Üye olduğumuz yerler daha sonra bize ulaşmak isteseler ortada mail adresi falan yok
#23.10.2006 15:06 0 0 0
  • SAVAŞA HAYIR!
    NO WAR!


    noimage


    SAVAŞA HAYIR!
    NO WAR!

    noimage


    Dünyanın en zengin 200 kişisinin toplam serveti 1999'da 1 trilyon dolardı. En yoksul 43 ülkeye yayılmış 582 milyon insanın toplam geliri ise 146 milyar dolar.

    The total wealth of the 200 richest people around the world was $ 1,000,000,000,000 (one thousand billion USD) in 1999, and the total wealth of 582,000,000 people living in 43 countries was $ 146,000,000,000.

    SAVAŞA HAYIR!
    NO WAR!

    noimage

    ABD'nin yıllık savunma bütçesi 300 milyar dolar, istihbarat faaliyetleri bütçesi 30 milyar dolar. Türkiye'nin gayri safi milli hasılası 200 milyar dolar.

    The annual defense budget of the USA is $ 300,000,000, and $ 30,000,000 for intelligence activities. The grand national income of Turkey is $ 200,000,000.


    SAVAŞA HAYIR!
    NO WAR!

    noimage

    Dünyada 1 milyar kişi okuma yazma bilmiyor.

    One billion people around the world do not know how to read and write


    SAVAŞA HAYIR!
    NO WAR!

    noimage

    Tüm ülkelerin günlük silah harcamalarının sadece yüzde 1'inden azıyla bile, dünyada okulsuz çocuk kalmayabilir.

    Less than 1 percent of the daily expenditures of all the countries for weapons would be enough for schooling all the children around the world.


    SAVAŞA HAYIR!
    NO WAR!

    noimage

    Gelişmiş ülkelerin nüfuslarının yüzde 20'si, dünyadaki toplam tüketimin yüzde 86'sını gerçekleştiriyor. Borç krizindeki ülkelerde her yıl 7 milyon çocuk ölüyor.

    20 % of the population in developed countries is responsible for 86 % of all the comsumption in the world. Seven million children die in the countries drowning in debts.


    SAVAŞA HAYIR!
    NO WAR!

    noimage

    Dünyadaki insanların yarısı, yaklaşık 3 milyar kişi günde 2 doların altında harcama yapabiliyor. ABD'nin 2001 yılı savunma bütçesi 350 milyar dolardı.

    Half of all the human beings in the world spend less than $ 2 a day. The defense budget of the USA was $ 350,000,000,000 in 2001.


    SAVAŞA HAYIR!
    NO WAR!

    noimage

    Gelişmekte olan ülkeler kazandıkları her 1 dolara karşılık 13 dolar borç ödüyorlar.

    Developing countries have $ 13 of debts for each dollar of their income.



    SAVAŞA HAYIR!
    NO WAR!

    noimage



    SAVAŞA HAYIR!
    NO WAR!

    noimage



    SAVAŞA HAYIR!
    NO WAR!

    noimage


    "Kimileri bin türlü kötülük edip tek bir hesap vermeden yaşıyor, kimileri tek bir yanlışla mahkum oluyor."
    William Shakespeare

    "Hepimiz yeni bilimin ve teknolojinin muazzam başarısını biliyoruz ve insanın gücünün muazzam artışına şahit olabiliriz. Ama belirtmek gerekir ki, bilgelik ve iyilikte böyle bir artış yok. Modern insan kör bir devdir."
    Leo Strauss


    SAVAŞA HAYIR!
    NO WAR!

    noimage
#01.08.2006 18:34 2 0 0
  • BAŞARIYA GÖTÜREN YEDİ İNANÇ

    1. Herşey bir neden ve amaç için vardır
    2. Başarısızlık diye bir şey yoktur, sadece sonuçlar vardır
    3. Ne olursa olsun sorumluluğu üstlenmekten kaçınmayın
    4. Birşeyi kullanabilmeniz için onu anlamış olmanız gerekmez
    5. En büyük kaynağımız insanlardır
    6. Çalışmak bir oyundur
    7. Sorumluluk almadan gerçek başarı gerçekleşmez

    Dünden bugüne elde ettiğiniz kazanç nedir? Cevap tabiki deneyimdir. Başarısızlıktan korkan insanlar kafalarında hep nelerin ters gideceğini düşünürler. Bu da ulaşmak istedikleri sonuca doğru adım atmalarına engel olan tek nedendir. Başarısızlıktan korkuyor musunuz ? Öyleyse öğrenmeye ne dersiniz? İnsanlığın deneyimlerinden faydalanarak , yaptığınız her şeyde başarılı olabilirsiniz.

    Mark Twain , "Genç bir karamsarın görüntüsünden daha acıklı bir görüntü olamaz" , diyor. Başarısızlığa inanan insanlar vasat olmayı garantilerler. Başarısızlık büyük işler yapan insanların düşünmediği bir kavramdır. Başarısız bir adımdan sonra yersiz hislere kapılmazlar.

    Size bir adamın hayat hikayesini anlatayım. Bu adam:
    21 yaşında işinde başarısız olmuş,
    22 yaşında bir yasama seçimini kaybetmiş,
    24 yaşında tekrar işinde başarısız olmuş,
    26 yaşında karısı vefat etmiş,
    27 yaşında ruhsal bunalıma girmiş,
    34 yaşında kongre seçimlerini kaybetmiş,
    36 yaşında tekrar kongre seçimlerini kaybetmiş,
    45 yaşında senato seçimlerini kaybetmiş,
    47 yaşında başkan yardımcısı seçimlerini kaybetmiş,
    49 yaşında tekrar senato seçimlerini kaybetmiş,
    52 yaşında Amerika Birleşik Devletlerine başkan seçilmiş kişidir ve adıda ABRAHAM LİNCON'dur. Eğer , o bu olayları başarısızlık olarak nitelendirseydi , acaba başkan olabilir miydi? Mümkün değil. THOMAS EDİSON hakkında ünlü bir hikaye vardır. 9999 kere denedikten sonra kusursuz ampülü keşfedemeyince biri sorar, " 10.000 ninci başarısızlığı da göze alacak mısınız?" O da cevap verir, "Başarısız olmadım , yalnızca ampülü keşfetmeyen bir yol daha buldum." O değişik yaklaşımların , değişik sonuçlar verdiğini keşfetmiş oldu. Şampiyonlar , liderler ve amirler gibi kişisel güce sahip insanlar; bir konuda arzu ettikleri sonucu alamadıklarında bunu başarısızlık değil , yalnızca bir geri besleme olarak düşünürler. Yaşamda başarılı ve mutlu olmanın yolu IQ nun yüksek olmasının yanısıra EQ (duygusal zeka)  nunda yüksek olmasıyla gerçekleşir.
    Duygusal zekayı geliştirmek için bazı pratik yöntemler vardır , bunlar;

    "Kendinizi tanıyın , kim olduğunuzu öğrenin . Duygusal zeka kendinizi tanımanızı şart koşar.
    "Duygularınızı kontrol etmeyi öğrenin
    "Kendinizi ve kişisel özelliklerinizi başkalarına açık tutun
    "İletişim kurma becerinizi geliştirin
    "Problem çözücü olun.(pratik zekanızı kullanın)
    "Eleştiriye açık olun ( herşeyi sen bilemezsin)
    "İnsanlar ile ilgilenin
    "Kendinizi sevin ve kendinizle barışık olun
#31.07.2006 14:37 0 0 0
  • Son günlerin en tehlikeli gelişmelerinden biride

    özellikle çocukları hedef almış organ mafyasının Türkiye deki

    faaliyetleridir. Necip Türk Matbuatı, ne gazete niyetine satılan

    boyalı kese kağıdı mamullerinde, ne de adeta lağım ve seviyesizlik

    akan aptal kutularında bu konuya gereken yeri vermemektedir. Dünyada

    organ piyasasının bir numaralı müşterisinin İsrail olduğu göz önüne

    alındığında, bu lakayıtlığı doğal karşılamak gerekir diye düşünüyorum.

    Lütfen aptal kutusuna baka baka uyuşmuş yakın çevrenizi bu konuda

    bilgilendirin ki, şerefsizlerin tuzağına istemeyerek de olsa

    düşmeyelim. Konuyla ilgili bana en son ulaşan mesajları aşağıda

    dikkatinize sunuyorum, sağlıklı ve mutlu günler dileğiyle...

    Ben sadece Sincan'da bu olaylar oldu ve Polis gizledi diye

    kızıyordum.

    Megerse olayın boyutu daha da yüksekmiş. Ben Sincan'da

    duyduklarımdan bahsedeyim, sonra yeni gelen aşağıdaki maille

    olayın boyut ve genişliğini düşünün.

    1--Sincan'da son 1-2 ayda 13 çocuğun kaçırıldığını

    duymuştum. İnanmamıştım açıkçası.

    Bu kadar olay duysa medyada yer alır, polisler vızır vızır gezer diye.

    Sonra Yeğenimin "Dersaneye giderken geçtiğim yerde oldu, bize de olabilirdi" diye

    ağlayarak anlattığı şu olaydan sonra inandım.

    Sincan'da kaldırıma yaklaşan bir arabadan inen bir kaç adam,13-14

    yaşında genç bir kızı kafasına vurup sersemletiyorlar ve hemen arabaya atıyorlar.

    Halk olayı anlayıp peşinden koşmaya başladığında yetişemiyorlar,

    plakasını alıyorlar.

    Polis zaten çalıntı olan arabayı daha sonra boş olarak buluyor.

    2 gün sonra da genç kızın organları alınmış cesedini.

    2--Sincan / Fatih'te Doktor/hemşire kılığında ekip bir

    ailenin kapısını çalıyor.

    "-Biz sağlık bakanlığınca

    görevlendirildik. Çocuklara ücretsiz sağlık kampanyası var,

    küçük çocuğunuz var mı?" diye soruyor. Aile de "Bedava"yı duyunca ekibi içeri

    alıyor.

    Ekip, "Bize bir oda tahsis edin,

    işimiz uzun süreceği için siz odaya girmeyin.

    Bitince biz size açıklama yapacağız" diyorlar. odaya

    giriyorlar müziğin sesini de sonuna kadar

    açtıkları söyleniyor(Aileye ne bahane söylediler

    bilmiyorum)

    Dışardaki araçtan malzeme lazım oluyor diye elinde kutularla arada

    bir girip çıkanlar oluyor.

    Odaya girip çıkanlar kesildikten epey sonra, aile merak edip odaya

    giriyor ve çocuklarının cesedini buluyor. Tabi organları alınmış olarak.

    UYARI: Bunlar her türlü kılıkta çalışıyor, çoğunlukla takım elbise+güleryüz ve

    en önemlisi ETER vb. bayıltıcı koklatmak için fırsat arıyorlar.

    Evinizin kapısına gelen kişi zayıf, ufak tefek de olsa,tanımadığınız

    kişiyse ve evde kalabalık değilseniz kapıyı veya zinciri asla açmadan

    cevaplayınız. İlaçlar kuvvete bakmaz, açıkçası mandayı bayıltacak

    kuvvetteki bir ilaçsa, ne kuvvetiniz ne de karate vb. işe yarar.

    Bu olaylar da son ricam, genelde çalıntı araba kullanıldığı için

    polis,asker,güvenlikçi gibi silah taşıyan kişiler olay anında

    ordaysa ve kaçırılma olduğu kesinse arabanın tekerine ateş etmeli,

    yoksa o kaçırılan çocuğu bir daha canlı görme imkanı çook zor.

    Organ Mafyasi.. Çok Önemli
    güne sıcacık bir merhaba derken gerçekleri unutmayalım lütfen!

    Bu günlerde hiç medyada yer almamasina ragmen Organ mafyasi özellikle Ege

    bölgesinde kol gezmekte... Güzel medyam nedense Ahu Tubalar Banu Alkanlar

    Aliyelerle ugrasa dursun su ana dek belkide 100 e yakin çocuk organlari

    için canindan oldu...*ilk olaylar Balikesirde basladi. Bu olaydan hemen sonra Aydin Söke den 1 i özürlü 25

    yaslarinda 2 si çocuk toplam 3 kisi, Mugla Merkez Manisa da 1 er çocuk daha

    kaçirildi; ve cesetleri bulundu. Medyada gene yer almadi; ve Organ mayfasi saha kalkti.



    Izmir Carrefour da Annesi alisveris yapan bir çocugu eterli mendil koklatarak hiç belli etmeden

    hizla aldilar ve kapidan güvenlikten geçerken 'Acil hasta var yolu açin'

    diyerek rahatlikla çiktilar 1 hafta sonra cesetin organlarini alip yeniden

    derisini dikerek! ! ! carrefoura çöp konteynerlarina geri biraktilar.(aldiklari

    yere) gene ses seda yok ve baktilar ki bir böbregin 59000 dolar oldugu

    çocuklari kaçirmak çok kolay ve sessiz eylemlerine devam ettiler.

    Sonuç mu? Cumartesi günü 2 si cumhuriyet mah. karsiyaka 1'i yamaç mah.

    Karsiyaka 2 Yamanlar Karsiyaka kaçirdilar. Gene ses seda çikmayinca

    Geçtigimiz sali okul teneffüsünde 4 çocuk daha ayni mahallelerden kacirildi ve

    Gümüspala semtinden kaçirilan çocuk buna eklendi Bunlar benim duydugum benim

    kayitlarda bulduklarim Dahasi olduguna eminim. Artik çocuklari okula nasil gönderecegiz diye düsünmek gerekir. Ayni ]günlerde ayni mayfa elemanlari çok girisimde bulundular. Ama bir takim

    duyarli vatandaslar sebebiyle basarili olamadilar. Arkadaslar çocugum yok demeyin. Eminim hepinizin

    tanidiklarinin cocuklari olsun vardir. Canlar kiyilmasin. Medyanin

    dikakatini bu konuya çekelim. Halkin dikkatini bu
    konuya çekelim. Bu

    imansizlara dinsizlere direnmek ve yakalanmalirini dua

    etmekten baska çaremiz yok.

    Bu tip suçlarin cezasi bile olmadigi ülkemizde

    herkesi uyarmaktan baska suan

    yapabilecegimiz yok. Son bir not daha insan

    olan insanligindan utanan

    herkes bilsinki bu din inançla alakali bir mail

    zaten degildir. Ateiste bile

    insan deger verirken bunlarin hicbirseyden

    korkusu yok. kurtulan

    cocuklarin beyaninda bu isi yapan otomobil genelde

    siyah bir otomobil. yuksek

    bir ihtimal jeep yada panelvan lütfen bu mesajı

    dikkate alin çocuklar yok

    yere öldürülmesinler*
#30.07.2006 21:39 0 0 0
  • Her gün en az on defa oylayın arkadaslar....

    Bu terbiyesizliğe, bu saygısızlığa mutlaka bir tepki gösterilmeli.Şu an yapabileceğimiz buysa en fazlasıyla katılalım oylamaya...
#30.07.2006 21:24 0 0 0
  • Konu: tavla
    Süper bir şiir.


    Ayrılıyorum sokağının kuytusundan
    Fadoları, ağıtları ardımda bırakıyorum
    Acılara su veriyorum saksımda, sana dair.
#24.07.2006 11:33 0 0 0
#22.07.2006 03:21 0 0 0
  • Dun gece eve donerken su almak uzere markete ugradim,Gorevliye soyle sordum:
    "1,5 lt. su var mi? Ama Turkuaz Disinda lutfen" Turkuaz ciktigindan beri bu sekilde su aliyordum artik. Para verip kotu su icmeye hic niyetim yok! Marketteki adamin dediklerini aynen aktariyorum:
    "Abi, ben o sudan satmiyorum.Inan ki gelen musterilerden onda dokuzu senin soyledigin seyi soyluyor"
    "Peki, neden halen satiyorlar?" diye sordum.
    "Abi, Turkuaz suyu, marketlere bedava veriliyor, satarsan kara geciyorsun, satmazsan oylece duruyor. Ama ben satmiyorum, cunku alan yok. Ayrica CocaCola satanin Turkuaz da satma zorunlulugu var, hatta baska sattirmamaya calisiyorlar."
    Uzun soze gerek yok; hic kimse almazsa, hic kimseye satamazlar...
    Lutfen okuyun, okutun!
    Bir seye dikkatinizi cekmek istiyorum. Turkiye'de bazi siseli
    İcme sulari dogal kaynak suyu degil. Dogal kaynak sularinda devlete
    Para odemeniz gerekiyor, arti bu tesislerin yatirim maliyeti cok yuksek.
    Dolayisiyla CocaCola ne yapti, kaynak suyu arastirmalarinin maliyetlerin cok yuksek buldugu icin Bursa/Ketsel ovasindaki CocaCola fabrikasinda derin kuyu pompalariyla ovanin suyunu cekerek bunu da termostan gecirip
    filtre ederek hem CocaCola mesrubatini hemde Turkuaz'i siselemeye basladi. Turkuaz'in etiketinin ust ve altindaki Kahverengi seritlere dikkat edin: "Sofra Icecegi" yazar. Devlet,CocaCola'nin uyanikligini kanuna uydurmak ve uyanikliga yapilacak
    itirazlari bertaraf etmek icin boyle bir kural cikardi! Binlerce donumluk tarim arazisinin bulundugu ve CocaCola haric hicbir Isletmeye "derin kuyu pompasi" cakma izni verilmeyen Ketsel ovasinda, yeraltindan cekilen su, filtre edilip daha sonra icine bazi mineraller katildiktan sonra Turkiye'nin en ucra kasabalarina bile satiliyor ve likir likir iciliyor. Bazi yazlik kasaba ve koylerde neredeyse Turkuaz harici icme suyu bulamazsiniz cunku dagitim agi cok guclu. Bayilere baski bile oldugu yolunda duyumlar aldim. Turkuaz icmeye Devam edecekseniz, unutmayin, yapay bir su iciyorsunuz. Duyarli bir vatandas olarak konuya dikkatinizi cekerim. Her tarafi dogal kaynak sulariyla dolu memlekette millete kuyu suyunu zorla ve de ustune para alarak iciriyorlar.
    Icmeyin arkadaslar!

    Y.Doc. Dr. Cemalettin CAMCI

    Firat Universitesi Genel Cerrahi

    Elazig-Turkiye
#21.07.2006 16:10 0 0 0
#21.07.2006 01:39 0 0 0
  • Türkçeyi En Kötü Kim Konuşuyor?
    Kimilerine göre medya dedektifi, kimilerine göre canlı imla kılavuzu. Hüseyin Movit, yazdığı kitapla Türkçe'yi kötü kullananların kulağını çekti; siyasilerden televizyoncuya birçok ünlüye 10 üzerinden not verdi




    Kimilerine göre medya dedektifi, kimilerine göre canlı imla kılavuzu. Hüseyin Movit, yazdığı kitapla Türkçe'yi kötü kullananların kulağını çekti; siyasilerden televizyoncuya birçok ünlüye 10 üzerinden not verdi.

    Hüseyin Movit... Onu belki sizler tanımazsınız ama gazeteci ve televizyoncuların çok yakından tanıdığı bir isimdir. Gazetecilerin 'Acaba yine yanlış mı yaptım?" diye korkarak açtıkları telefonun ardındaki sestir Movit.

    Aslında babasını birçoğumuz tanıyoruz. Çünkü Movit, geleneksel Türk mutfağının en önemli temsilcilerinden Hacı Salih'in oğlu. Babasının yemeklerimize gösterdiği özeni o Türkçe'ye gösteriyor. Movit, 1974-1999 yılları arasında Balat'ta turşuculuk yapmış.

    Şimdi "Nerden çıkti bu adam?" diyebilirsiniz. Ama Hüseyin Movit, bugünlerde "Konuşamadığımız Türkçe ve.." kitabıyla medyanın kulağını çekiyor. Kimler yok ki kitapta. Habercilerden tiyatroculara, köşe yazarlarından siyasetçilere herkesi Türkçe'yi katlettikleri için ağır bir dille eleştiriyor. İşte canlı imla kılavuzu, medya dedektifi gibi lakapların sahibi Movit'in Türkçe notları...

    En kırık not Metin Uca'ya
    Hüseyin Movit "En iyi müşterimiz Metin Uca" diyor. "3 yılda 2 bine yakın yanlışını saptadık. Hem telâffuz hem de davranış hataları var. Genel kültür hataları yapıyor. Düşünün Kuzey kutbundaki penguenlerden bahsediyor. Penguenler Güney kutbundadır."

    "Mehmet Ali Birand da baş müşterilerimizden biri. 'İtalyanlar Apo'yu Azize yaptı7 diyor. Hayrola Apo'nun cinsel tercihinde bir değişiklik mi oldu? Birand'ın cümle kurma tekniği çok zayıf. 'Gelceenizz' gibi telâffuz hataları yapıyor. Yıllardır Takistan' diyemiyor."
    "Kuşum Aydın'ın ağzını yaya yaya konuşması yok mu beni deli ediyor."

    Siyasilerin Karnesi
    Tayyip Erdoğan:4 ("Eyvallah"diyor. Bu argo kelimeyi kullanamayacağı yerlerde söylüyor. Bir başbakanın böyle konuşmaması lazım. Sinirlendiği zaman dudağını ısırıp 10'a kadar saymasını öğrenmesi lazım.)
    Deniz Baykal:7 (Arada bir "eee" gibi uzatmaları olmasa ifadesini iyi anlatan biri.
    Devlet Bahçeli:7(Meramını çok güzel anlatıyor. Ancak "de", "da" eklerini uzatıyor.)
    Mehmet Ağar:8 (Çok güzel konuşuyor. Vurgulaması çok iyi. Siyasiler arasında en iyi o.)

    Habercilerin Türkçe karnesi
    Defne Samyeli:Eş anlamlı kelimeleri sıkça yan yana kullanması gözümden kaçmıyor.

    Gülgün Feyman:Estetik sonucu ağız yapısı değiştiği için 4 harfi telâffuz ederken ıslık çalıyor.

    Reha Muhtar:Anlam, telâffuz ve dil bilgisi hatalarını en sık tekrarlayan isim.

    Erhan Ertürk:8
    (Türkçe dil bilgisine ve telâffuzuna hâkim.)

    Ahmet Hakan:6.5'tan 7
    (Tane tane okumak güzel ama biraz abartıyor. Uzun süre 'program' yerine 'proram' dedi.)

    Cüneyt Özdemir:6 (Dikkatsiz ama eleştirilere açık.)

    Ali Kırca:5 (Sonu 'k' ve 7g' ile biten kelimeleri yanlış telâffuz ediyor.)

    Murat Birsel:4 (İngiliz aksanıyla Türkçe konuşuyor.)

    Çiğdem Anat:2 (Tonlamada başarısız. Kurduğu cümlelerin sonu çoğu zaman havada kalıyor.)

    Savaş Ay:Eksi 10 (Argoyu yüceltiyor.)

    Ayşenur Yazıcı:8Türkçe'yi en iyi kullananlardan. Eleştiriye sonuna kadar açık. Hataları tekrarlamıyor.
#20.07.2006 02:34 2 0 0
#19.07.2006 23:27 0 0 0
#19.07.2006 14:49 0 0 0
  • Konu: SUAT SUNA
    SUAT SUNA-10(2006)


    noimage


    1. Yaran Yok Mu 04:42
    2. Senden Önce Yoktum 04:04
    3. Her Aşkın Sonu Var 04:12
    4. Dermansız Aşk 03:35
    5. Belki 03:17
    6. Güvercin 03:54
    7. Elveda 04:40
    8. Söz Geçmiyor Artık 03:28
    9. Sen 03:44
    10. Yaran Yok Mu (Akustik Versiyon) 04:03

    1993 yılında bir beste yarışmasında kazandığı 1.,2. ve 4.ödüllerinden sonra çıkardığı albümlerle Suat Suna, 13 yıllık kariyerinde 10. albümünü müzikseverlerle paylaşmanın heyecanını yaşıyor. Söz ve müziklerin tümüyle Suat Suna'ya ait olduğu albümde, sanatçı ilk kez kendi albümünün prodüktörlüğünü yaptı. Suat Suna '10' adını taşıyan yeni albümünde, başta İskender Paydaş olmak üzere, İsmail Soyberk, Selçuk Suna ve Ant Şimşek gibi başarılı müzisyenlerle çalıştı.
#19.07.2006 14:36 0 0 0
  • Konu: SUAT SUNA
    LEYLA 2004 ALBÜMÜYLE İLGİLİ BİR RÖPÖRTAJ


    Popüler Türk müziğinin romantik kemancısı , şarkılarında aşkı anlatan , duygusallığından ödün vermeyen , tüketim toplumuna ayak uydurmak yerine bakir sevgiyi anlatmayı tercih eden bir müzisyen.Suat Suna müzik marketlere sunduğu albümünde Leyla'sını anlatıyor.


    'Leyla' albümü nasıl oluştu ? Uzun zamandır yoktun ortalıkta neredeydin ?

    Ben biraz konservatif bir tipim , biraz içine kapanık bir yapım var .Ondan fazla medyanın ilgilendiği yerlerde gezmiyorum , sadece albümlerimle çıkıyor ortaya.Bundan dolayı çok fazla görünmüyorum ortalıkta.Bu albümüm için çalışırken albümümün prodüktörlüğünü Kayahan gerçekleştirdi.Bu onun kendi albümleri dışında ilk prodüksiyonu oldu , Bu benim dokuzuncu albümüm oldu ve bende ilk kez full kontrolü bir başkasına bıraktım, dedim ki bu kadar albümü mü ben yaptım şimdi de bu anlamda biraz kafamı dinleyeyim ve kendimi Kayahan'a emanet edeyim.Kayahan ile çalışmak hem çok keyifli hem de çok zor bir şey.Çok zor beğenen bir insan , bir sürü şarkı arasından oluşturduk bu albümdeki şarkıları , bu yüzden çok inanıyorum bu albümüme.

    Çıkış ve aynı zamanda albüme adını veren şarkı 'Leyla' nasıl oluştu ?

    Leyla ile Mecnun aşk hikayelerinde hep geçen bir konudur.Ama benim anlatmaya çalıştığım şey , herkesin bir Leyla'sı var, bazı Leyla'lar platonik olabiliyor.Benim buradaki Leyla biraz platonik ,'Anlamıyorsun beni , anla be Leyla ' durumu var , yani daha değişik bir konu var.Türk popunda artık şarkıların anlatımları birbirlerine yakın olmaya başladı.Ben bun albümümde konu olarak öldüm ' bittim ' sen yoksun ' dan daha farklı konulara değinmek istedim.



    Neler Var Bu Albümde ?

    Daha önce Kayahan'ın albümlerime hep katkısı oldu , mesela 'O Lelli' de , 'Hasret Fenerleri'nde bana söz yazdı , bu albümde ise 6 ortak şarkımız oldu.İşin temelinde yazılmayanı yazmak , yapılmayanı yapmak istedik , kısacası değişik bir iş yapmak istedik.Çalıştığım insan Türkiye'de aşkı en iyi anlatan insan , ikimizde romantik insanlarız dolayısıyla bu albümde de romantizmi yakalamaya çalıştık.Albümde romantiik balatlarda var, oryant motifler taşıyan şarkıda, Leyla adlı şarkımın iki ayrı versiyonu da var .

    Suat Suna'nın müziğe başlaması on sene oldu mu ? Ama buna rağmen en az görünen isim oldun bunu neye bağlıyorsun ?

    1993 'ten bu yana on birinci senem müzikte.O dönemlerde benle beraber müziğe başlayanlardan 3-5 kişi filan kaldık herhalde.Bu on sene boyunca hep müziğimle ön plana gelmek için gayret sarf ettim , ben çocukken de öyle fazla gezip tozmayı seven bir insan değildim.Müziğe başladıktan sonra özellikle medyanın öyle çok yoğun olduğu yerlerde bulunmamaya gayret ettim.Ortalıkta görünmekten çok fazla zevk aldığım söylenemez.Sevdiğim birkaç yer var , arkadaşlarımla oralara gitmekten zevk alıyorum , zaten dediğim gibi konservatif bir tip olduğumdan dolayı öyle fazla bir çeşitliliğim yok.Bir yeri sevdiysem oraya çok giderim , bir pantolonu sevdiysem onu çok giyerim , böyle bayağı fix şeylerim oluyor hayatta.





    Suat Suna'nın bir günü nasıl geçiyor ?

    Hala keman dersi alıyorum , ayrıca keman dersi de veriyorum.Hala master sınavına girip profesyonel öğrenciliğime devam ediyorum.Sağda solda arkadaşlarıma bestelerimi veriyorum , konser , organizasyonlar derken zamanın geçiyor.Bir gün evimde oturup zamanını geçirmek benim için dinlenme oluyor.Okumayı çok seviyorum , her gün iki saat boyunca okumaktan zevk aldığım gazete ve köşe yazarlarının yazıları var, kitaplar var.Bence sanatçının biraz da toplumun biraz önünde olması gerekir.Bende bu inancım adına kendimi geliştirmeye çalışıyorum.
#19.07.2006 14:34 0 0 0
  • Konu: SUAT SUNA
    noimage
    RÜYAM VE SEN(1996)


    noimage
    YAPAMAM SENSİZ(1997)


    noimage
    YOLUN AÇIK OLSUN(1999)


    noimage
    SANA HAKSIZLIK ETTİM(2000)



    noimage
    SU DAMLASI(2002)


    noimage
    LEYLA 2004


    noimage
    10 (2006)
#19.07.2006 14:31 0 0 0
  • Konu: SUAT SUNA
    noimage
    ANSIZIN ÇEKİP GİTTİN(1993)


    noimage
    SÖZÜNE KANMAM(1994)


    noimage
    HASRET FENERLERİ(1995)
#19.07.2006 14:30 0 0 0
  • Konu: SUAT SUNA
    26 Mayıs 1975 yılında İstanbul'da doğan başarılı sanatçı, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Keman Bölümü'nden mezun oldu. Çok küçük yaşlarda keman çalmaya başlayan Suna, 1984 yılında TRT 1'de çocuk saati programında oyunculuğa başladı ve daha sonraki yıllarda yarışmalara katılarak birçok dereceler elde etti. 1991 yılından itibaren 3 sene boyunca okul adına Milliyet gazetesinin düzenlediği yarışmalarda birincilik elde etti. 1992 senesinde katıldığı İstanbul Beyaz Güvercin Şarkı Yarışmasında bestesiyle ikincilik elde eden başarılı sanatçı, 1993 yılında ise 'Pop Show' adlı müzik yarışmasında birinci oldu. Yarışmanın ardından birçok firmadan kaset teklifi aldı ve Ali Kocatepe ile ilk kaseti olan 'Ansızın Çektin Gittin' kasetini çıkardı. Bu kasetle profesyonel müzik yaşamına da başlamış oldu Suat Suna.

    Ve sonra sırasıyla 'Sözüne Kanmam[/swf2][swf3]Hasret Fenerleri[/swf2][swf3]Rüyam ve Sen[/swf2][swf3]Yapamam Sensiz[/swf2][swf3]Yolun Açık Olsun' adlı kasetlerini piyasaya çıkardı. Kasetlerindeki bestelerinin bir çoğunun kendisine ait olmasıyla beraber, diğer bestelerini de sanatçı arkadaşlarıyla paylaştı. Bunlardan bazıları; Fatih Erkoç, Zeynep, Hülya Avşar, Pınar Eliçe, Asya, Aşkın Nur Yengi, Meriç, Emrah Dinçer, Yıldız Tilbe.

    Besteci kimliği, söz yazarlığı ve de yorumuyla sevilen Suat Suna, altıncı albümü "Yolun Açık Olsun"u Prestij Group Kuruluşlarından olan Orjin Müzik etiketiyle müzikseverlere sundu. Sanatçı bu albümde; Pop Müzik, Alaturka, Rock ve günümüz popüler müzik soundlarını da içinde bulunduran seçkin örnekler sundu dinleyenlerine. Altıncı albümden sonra iki yıl ara veren sanatçı, iki yılın sonunda yedinci albümü olan "Sabret"i sundu piyasaya. Albümde yer alan on parçaya imzasını atan Suna, bu çalışmasını kendi stüdyosu S&Ç'de (Suat Suna-Çağrı Kodamanoğlu) hazırladı. Suat Suna, ayrıca albümdeki tüm düzenlemeleri ve müzik yönetmenliğini de kendisi üstlendi.

    Suat Suna, son olarak 'Su Damlası' adlı sekizinci albümüyle çıktı müzikseverlerin karşısına.
#19.07.2006 14:28 0 0 0
#19.07.2006 14:26 0 0 0