Dünyanın en zengin 200 kişisinin toplam serveti 1999'da 1 trilyon dolardı. En yoksul 43 ülkeye yayılmış 582 milyon insanın toplam geliri ise 146 milyar dolar.
The total wealth of the 200 richest people around the world was $ 1,000,000,000,000 (one thousand billion USD) in 1999, and the total wealth of 582,000,000 people living in 43 countries was $ 146,000,000,000.
SAVAŞA HAYIR!
NO WAR!
ABD'nin yıllık savunma bütçesi 300 milyar dolar, istihbarat faaliyetleri bütçesi 30 milyar dolar. Türkiye'nin gayri safi milli hasılası 200 milyar dolar.
The annual defense budget of the USA is $ 300,000,000, and $ 30,000,000 for intelligence activities. The grand national income of Turkey is $ 200,000,000.
SAVAŞA HAYIR!
NO WAR!
Dünyada 1 milyar kişi okuma yazma bilmiyor.
One billion people around the world do not know how to read and write
SAVAŞA HAYIR!
NO WAR!
Tüm ülkelerin günlük silah harcamalarının sadece yüzde 1'inden azıyla bile, dünyada okulsuz çocuk kalmayabilir.
Less than 1 percent of the daily expenditures of all the countries for weapons would be enough for schooling all the children around the world.
SAVAŞA HAYIR!
NO WAR!
Gelişmiş ülkelerin nüfuslarının yüzde 20'si, dünyadaki toplam tüketimin yüzde 86'sını gerçekleştiriyor. Borç krizindeki ülkelerde her yıl 7 milyon çocuk ölüyor.
20 % of the population in developed countries is responsible for 86 % of all the comsumption in the world. Seven million children die in the countries drowning in debts.
SAVAŞA HAYIR!
NO WAR!
Dünyadaki insanların yarısı, yaklaşık 3 milyar kişi günde 2 doların altında harcama yapabiliyor. ABD'nin 2001 yılı savunma bütçesi 350 milyar dolardı.
Half of all the human beings in the world spend less than $ 2 a day. The defense budget of the USA was $ 350,000,000,000 in 2001.
SAVAŞA HAYIR!
NO WAR!
Gelişmekte olan ülkeler kazandıkları her 1 dolara karşılık 13 dolar borç ödüyorlar.
Developing countries have $ 13 of debts for each dollar of their income.
SAVAŞA HAYIR!
NO WAR!
SAVAŞA HAYIR!
NO WAR!
SAVAŞA HAYIR!
NO WAR!
"Kimileri bin türlü kötülük edip tek bir hesap vermeden yaşıyor, kimileri tek bir yanlışla mahkum oluyor."
William Shakespeare
"Hepimiz yeni bilimin ve teknolojinin muazzam başarısını biliyoruz ve insanın gücünün muazzam artışına şahit olabiliriz. Ama belirtmek gerekir ki, bilgelik ve iyilikte böyle bir artış yok. Modern insan kör bir devdir."
Leo Strauss
1. Herşey bir neden ve amaç için vardır
2. Başarısızlık diye bir şey yoktur, sadece sonuçlar vardır
3. Ne olursa olsun sorumluluğu üstlenmekten kaçınmayın
4. Birşeyi kullanabilmeniz için onu anlamış olmanız gerekmez
5. En büyük kaynağımız insanlardır
6. Çalışmak bir oyundur
7. Sorumluluk almadan gerçek başarı gerçekleşmez
Dünden bugüne elde ettiğiniz kazanç nedir? Cevap tabiki deneyimdir. Başarısızlıktan korkan insanlar kafalarında hep nelerin ters gideceğini düşünürler. Bu da ulaşmak istedikleri sonuca doğru adım atmalarına engel olan tek nedendir. Başarısızlıktan korkuyor musunuz ? Öyleyse öğrenmeye ne dersiniz? İnsanlığın deneyimlerinden faydalanarak , yaptığınız her şeyde başarılı olabilirsiniz.
Mark Twain , "Genç bir karamsarın görüntüsünden daha acıklı bir görüntü olamaz" , diyor. Başarısızlığa inanan insanlar vasat olmayı garantilerler. Başarısızlık büyük işler yapan insanların düşünmediği bir kavramdır. Başarısız bir adımdan sonra yersiz hislere kapılmazlar.
Size bir adamın hayat hikayesini anlatayım. Bu adam:
21 yaşında işinde başarısız olmuş,
22 yaşında bir yasama seçimini kaybetmiş,
24 yaşında tekrar işinde başarısız olmuş,
26 yaşında karısı vefat etmiş,
27 yaşında ruhsal bunalıma girmiş,
34 yaşında kongre seçimlerini kaybetmiş,
36 yaşında tekrar kongre seçimlerini kaybetmiş,
45 yaşında senato seçimlerini kaybetmiş,
47 yaşında başkan yardımcısı seçimlerini kaybetmiş,
49 yaşında tekrar senato seçimlerini kaybetmiş,
52 yaşında Amerika Birleşik Devletlerine başkan seçilmiş kişidir ve adıda ABRAHAM LİNCON'dur. Eğer , o bu olayları başarısızlık olarak nitelendirseydi , acaba başkan olabilir miydi? Mümkün değil. THOMAS EDİSON hakkında ünlü bir hikaye vardır. 9999 kere denedikten sonra kusursuz ampülü keşfedemeyince biri sorar, " 10.000 ninci başarısızlığı da göze alacak mısınız?" O da cevap verir, "Başarısız olmadım , yalnızca ampülü keşfetmeyen bir yol daha buldum." O değişik yaklaşımların , değişik sonuçlar verdiğini keşfetmiş oldu. Şampiyonlar , liderler ve amirler gibi kişisel güce sahip insanlar; bir konuda arzu ettikleri sonucu alamadıklarında bunu başarısızlık değil , yalnızca bir geri besleme olarak düşünürler. Yaşamda başarılı ve mutlu olmanın yolu IQ nun yüksek olmasının yanısıra EQ (duygusal zeka) nunda yüksek olmasıyla gerçekleşir.
Duygusal zekayı geliştirmek için bazı pratik yöntemler vardır , bunlar;
"Kendinizi tanıyın , kim olduğunuzu öğrenin . Duygusal zeka kendinizi tanımanızı şart koşar.
"Duygularınızı kontrol etmeyi öğrenin
"Kendinizi ve kişisel özelliklerinizi başkalarına açık tutun
"İletişim kurma becerinizi geliştirin
"Problem çözücü olun.(pratik zekanızı kullanın)
"Eleştiriye açık olun ( herşeyi sen bilemezsin)
"İnsanlar ile ilgilenin
"Kendinizi sevin ve kendinizle barışık olun
kuvvetteki bir ilaçsa, ne kuvvetiniz ne de karate vb. işe yarar.
Bu olaylar da son ricam, genelde çalıntı araba kullanıldığı için
polis,asker,güvenlikçi gibi silah taşıyan kişiler olay anında
ordaysa ve kaçırılma olduğu kesinse arabanın tekerine ateş etmeli,
yoksa o kaçırılan çocuğu bir daha canlı görme imkanı çook zor.
Organ Mafyasi.. Çok Önemli
güne sıcacık bir merhaba derken gerçekleri unutmayalım lütfen!
Bu günlerde hiç medyada yer almamasina ragmen Organ mafyasi özellikle Ege
bölgesinde kol gezmekte... Güzel medyam nedense Ahu Tubalar Banu Alkanlar
Aliyelerle ugrasa dursun su ana dek belkide 100 e yakin çocuk organlari
için canindan oldu...*ilk olaylar Balikesirde basladi. Bu olaydan hemen sonra Aydin Söke den 1 i özürlü 25
yaslarinda 2 si çocuk toplam 3 kisi, Mugla Merkez Manisa da 1 er çocuk daha
kaçirildi; ve cesetleri bulundu. Medyada gene yer almadi; ve Organ mayfasi saha kalkti.
Izmir Carrefour da Annesi alisveris yapan bir çocugu eterli mendil koklatarak hiç belli etmeden
hizla aldilar ve kapidan güvenlikten geçerken 'Acil hasta var yolu açin'
diyerek rahatlikla çiktilar 1 hafta sonra cesetin organlarini alip yeniden
derisini dikerek! ! ! carrefoura çöp konteynerlarina geri biraktilar.(aldiklari
yere) gene ses seda yok ve baktilar ki bir böbregin 59000 dolar oldugu
çocuklari kaçirmak çok kolay ve sessiz eylemlerine devam ettiler.
Sonuç mu? Cumartesi günü 2 si cumhuriyet mah. karsiyaka 1'i yamaç mah.
Karsiyaka 2 Yamanlar Karsiyaka kaçirdilar. Gene ses seda çikmayinca
Geçtigimiz sali okul teneffüsünde 4 çocuk daha ayni mahallelerden kacirildi ve
Gümüspala semtinden kaçirilan çocuk buna eklendi Bunlar benim duydugum benim
kayitlarda bulduklarim Dahasi olduguna eminim. Artik çocuklari okula nasil gönderecegiz diye düsünmek gerekir. Ayni ]günlerde ayni mayfa elemanlari çok girisimde bulundular. Ama bir takim
duyarli vatandaslar sebebiyle basarili olamadilar. Arkadaslar çocugum yok demeyin. Eminim hepinizin
tanidiklarinin cocuklari olsun vardir. Canlar kiyilmasin. Medyanin
dikakatini bu konuya çekelim. Halkin dikkatini bu
konuya çekelim. Bu
imansizlara dinsizlere direnmek ve yakalanmalirini dua
etmekten baska çaremiz yok.
Bu tip suçlarin cezasi bile olmadigi ülkemizde
herkesi uyarmaktan baska suan
yapabilecegimiz yok. Son bir not daha insan
olan insanligindan utanan
herkes bilsinki bu din inançla alakali bir mail
zaten degildir. Ateiste bile
insan deger verirken bunlarin hicbirseyden
korkusu yok. kurtulan
cocuklarin beyaninda bu isi yapan otomobil genelde
Dun gece eve donerken su almak uzere markete ugradim,Gorevliye soyle sordum:
"1,5 lt. su var mi? Ama Turkuaz Disinda lutfen" Turkuaz ciktigindan beri bu sekilde su aliyordum artik. Para verip kotu su icmeye hic niyetim yok! Marketteki adamin dediklerini aynen aktariyorum:
"Abi, ben o sudan satmiyorum.Inan ki gelen musterilerden onda dokuzu senin soyledigin seyi soyluyor"
"Peki, neden halen satiyorlar?" diye sordum.
"Abi, Turkuaz suyu, marketlere bedava veriliyor, satarsan kara geciyorsun, satmazsan oylece duruyor. Ama ben satmiyorum, cunku alan yok. Ayrica CocaCola satanin Turkuaz da satma zorunlulugu var, hatta baska sattirmamaya calisiyorlar."
Uzun soze gerek yok; hic kimse almazsa, hic kimseye satamazlar...
Lutfen okuyun, okutun!
Bir seye dikkatinizi cekmek istiyorum. Turkiye'de bazi siseli
İcme sulari dogal kaynak suyu degil. Dogal kaynak sularinda devlete
Para odemeniz gerekiyor, arti bu tesislerin yatirim maliyeti cok yuksek.
Dolayisiyla CocaCola ne yapti, kaynak suyu arastirmalarinin maliyetlerin cok yuksek buldugu icin Bursa/Ketsel ovasindaki CocaCola fabrikasinda derin kuyu pompalariyla ovanin suyunu cekerek bunu da termostan gecirip
filtre ederek hem CocaCola mesrubatini hemde Turkuaz'i siselemeye basladi. Turkuaz'in etiketinin ust ve altindaki Kahverengi seritlere dikkat edin: "Sofra Icecegi" yazar. Devlet,CocaCola'nin uyanikligini kanuna uydurmak ve uyanikliga yapilacak
itirazlari bertaraf etmek icin boyle bir kural cikardi! Binlerce donumluk tarim arazisinin bulundugu ve CocaCola haric hicbir Isletmeye "derin kuyu pompasi" cakma izni verilmeyen Ketsel ovasinda, yeraltindan cekilen su, filtre edilip daha sonra icine bazi mineraller katildiktan sonra Turkiye'nin en ucra kasabalarina bile satiliyor ve likir likir iciliyor. Bazi yazlik kasaba ve koylerde neredeyse Turkuaz harici icme suyu bulamazsiniz cunku dagitim agi cok guclu. Bayilere baski bile oldugu yolunda duyumlar aldim. Turkuaz icmeye Devam edecekseniz, unutmayin, yapay bir su iciyorsunuz. Duyarli bir vatandas olarak konuya dikkatinizi cekerim. Her tarafi dogal kaynak sulariyla dolu memlekette millete kuyu suyunu zorla ve de ustune para alarak iciriyorlar.
Icmeyin arkadaslar!
Türkçeyi En Kötü Kim Konuşuyor?
Kimilerine göre medya dedektifi, kimilerine göre canlı imla kılavuzu. Hüseyin Movit, yazdığı kitapla Türkçe'yi kötü kullananların kulağını çekti; siyasilerden televizyoncuya birçok ünlüye 10 üzerinden not verdi
Kimilerine göre medya dedektifi, kimilerine göre canlı imla kılavuzu. Hüseyin Movit, yazdığı kitapla Türkçe'yi kötü kullananların kulağını çekti; siyasilerden televizyoncuya birçok ünlüye 10 üzerinden not verdi.
Hüseyin Movit... Onu belki sizler tanımazsınız ama gazeteci ve televizyoncuların çok yakından tanıdığı bir isimdir. Gazetecilerin 'Acaba yine yanlış mı yaptım?" diye korkarak açtıkları telefonun ardındaki sestir Movit.
Aslında babasını birçoğumuz tanıyoruz. Çünkü Movit, geleneksel Türk mutfağının en önemli temsilcilerinden Hacı Salih'in oğlu. Babasının yemeklerimize gösterdiği özeni o Türkçe'ye gösteriyor. Movit, 1974-1999 yılları arasında Balat'ta turşuculuk yapmış.
Şimdi "Nerden çıkti bu adam?" diyebilirsiniz. Ama Hüseyin Movit, bugünlerde "Konuşamadığımız Türkçe ve.." kitabıyla medyanın kulağını çekiyor. Kimler yok ki kitapta. Habercilerden tiyatroculara, köşe yazarlarından siyasetçilere herkesi Türkçe'yi katlettikleri için ağır bir dille eleştiriyor. İşte canlı imla kılavuzu, medya dedektifi gibi lakapların sahibi Movit'in Türkçe notları...
En kırık not Metin Uca'ya
Hüseyin Movit "En iyi müşterimiz Metin Uca" diyor. "3 yılda 2 bine yakın yanlışını saptadık. Hem telâffuz hem de davranış hataları var. Genel kültür hataları yapıyor. Düşünün Kuzey kutbundaki penguenlerden bahsediyor. Penguenler Güney kutbundadır."
"Mehmet Ali Birand da baş müşterilerimizden biri. 'İtalyanlar Apo'yu Azize yaptı7 diyor. Hayrola Apo'nun cinsel tercihinde bir değişiklik mi oldu? Birand'ın cümle kurma tekniği çok zayıf. 'Gelceenizz' gibi telâffuz hataları yapıyor. Yıllardır Takistan' diyemiyor."
"Kuşum Aydın'ın ağzını yaya yaya konuşması yok mu beni deli ediyor."
Siyasilerin Karnesi
Tayyip Erdoğan:4 ("Eyvallah"diyor. Bu argo kelimeyi kullanamayacağı yerlerde söylüyor. Bir başbakanın böyle konuşmaması lazım. Sinirlendiği zaman dudağını ısırıp 10'a kadar saymasını öğrenmesi lazım.)
Deniz Baykal:7 (Arada bir "eee" gibi uzatmaları olmasa ifadesini iyi anlatan biri.
Devlet Bahçeli:7(Meramını çok güzel anlatıyor. Ancak "de", "da" eklerini uzatıyor.)
Mehmet Ağar:8 (Çok güzel konuşuyor. Vurgulaması çok iyi. Siyasiler arasında en iyi o.)
Habercilerin Türkçe karnesi
Defne Samyeli:Eş anlamlı kelimeleri sıkça yan yana kullanması gözümden kaçmıyor.
Gülgün Feyman:Estetik sonucu ağız yapısı değiştiği için 4 harfi telâffuz ederken ıslık çalıyor.
Reha Muhtar:Anlam, telâffuz ve dil bilgisi hatalarını en sık tekrarlayan isim.
Erhan Ertürk:8
(Türkçe dil bilgisine ve telâffuzuna hâkim.)
Ahmet Hakan:6.5'tan 7
(Tane tane okumak güzel ama biraz abartıyor. Uzun süre 'program' yerine 'proram' dedi.)
Cüneyt Özdemir:6 (Dikkatsiz ama eleştirilere açık.)
Ali Kırca:5 (Sonu 'k' ve 7g' ile biten kelimeleri yanlış telâffuz ediyor.)
Murat Birsel:4 (İngiliz aksanıyla Türkçe konuşuyor.)
Çiğdem Anat:2 (Tonlamada başarısız. Kurduğu cümlelerin sonu çoğu zaman havada kalıyor.)
Savaş Ay:Eksi 10 (Argoyu yüceltiyor.)
Ayşenur Yazıcı:8Türkçe'yi en iyi kullananlardan. Eleştiriye sonuna kadar açık. Hataları tekrarlamıyor.
Allah razi olsun...Herkes kendi payina düseni yapmali.Orada çoluk çocuk müslüman kardeslerimiz nasıl bir zulüm altındaaa...İçimizyanıyor.Duyarli olmak lazimmmm
1. Yaran Yok Mu 04:42
2. Senden Önce Yoktum 04:04
3. Her Aşkın Sonu Var 04:12
4. Dermansız Aşk 03:35
5. Belki 03:17
6. Güvercin 03:54
7. Elveda 04:40
8. Söz Geçmiyor Artık 03:28
9. Sen 03:44
10. Yaran Yok Mu (Akustik Versiyon) 04:03
1993 yılında bir beste yarışmasında kazandığı 1.,2. ve 4.ödüllerinden sonra çıkardığı albümlerle Suat Suna, 13 yıllık kariyerinde 10. albümünü müzikseverlerle paylaşmanın heyecanını yaşıyor. Söz ve müziklerin tümüyle Suat Suna'ya ait olduğu albümde, sanatçı ilk kez kendi albümünün prodüktörlüğünü yaptı. Suat Suna '10' adını taşıyan yeni albümünde, başta İskender Paydaş olmak üzere, İsmail Soyberk, Selçuk Suna ve Ant Şimşek gibi başarılı müzisyenlerle çalıştı.
Popüler Türk müziğinin romantik kemancısı , şarkılarında aşkı anlatan , duygusallığından ödün vermeyen , tüketim toplumuna ayak uydurmak yerine bakir sevgiyi anlatmayı tercih eden bir müzisyen.Suat Suna müzik marketlere sunduğu albümünde Leyla'sını anlatıyor.
'Leyla' albümü nasıl oluştu ? Uzun zamandır yoktun ortalıkta neredeydin ?
Ben biraz konservatif bir tipim , biraz içine kapanık bir yapım var .Ondan fazla medyanın ilgilendiği yerlerde gezmiyorum , sadece albümlerimle çıkıyor ortaya.Bundan dolayı çok fazla görünmüyorum ortalıkta.Bu albümüm için çalışırken albümümün prodüktörlüğünü Kayahan gerçekleştirdi.Bu onun kendi albümleri dışında ilk prodüksiyonu oldu , Bu benim dokuzuncu albümüm oldu ve bende ilk kez full kontrolü bir başkasına bıraktım, dedim ki bu kadar albümü mü ben yaptım şimdi de bu anlamda biraz kafamı dinleyeyim ve kendimi Kayahan'a emanet edeyim.Kayahan ile çalışmak hem çok keyifli hem de çok zor bir şey.Çok zor beğenen bir insan , bir sürü şarkı arasından oluşturduk bu albümdeki şarkıları , bu yüzden çok inanıyorum bu albümüme.
Çıkış ve aynı zamanda albüme adını veren şarkı 'Leyla' nasıl oluştu ?
Leyla ile Mecnun aşk hikayelerinde hep geçen bir konudur.Ama benim anlatmaya çalıştığım şey , herkesin bir Leyla'sı var, bazı Leyla'lar platonik olabiliyor.Benim buradaki Leyla biraz platonik ,'Anlamıyorsun beni , anla be Leyla ' durumu var , yani daha değişik bir konu var.Türk popunda artık şarkıların anlatımları birbirlerine yakın olmaya başladı.Ben bun albümümde konu olarak öldüm ' bittim ' sen yoksun ' dan daha farklı konulara değinmek istedim.
Neler Var Bu Albümde ?
Daha önce Kayahan'ın albümlerime hep katkısı oldu , mesela 'O Lelli' de , 'Hasret Fenerleri'nde bana söz yazdı , bu albümde ise 6 ortak şarkımız oldu.İşin temelinde yazılmayanı yazmak , yapılmayanı yapmak istedik , kısacası değişik bir iş yapmak istedik.Çalıştığım insan Türkiye'de aşkı en iyi anlatan insan , ikimizde romantik insanlarız dolayısıyla bu albümde de romantizmi yakalamaya çalıştık.Albümde romantiik balatlarda var, oryant motifler taşıyan şarkıda, Leyla adlı şarkımın iki ayrı versiyonu da var .
Suat Suna'nın müziğe başlaması on sene oldu mu ? Ama buna rağmen en az görünen isim oldun bunu neye bağlıyorsun ?
1993 'ten bu yana on birinci senem müzikte.O dönemlerde benle beraber müziğe başlayanlardan 3-5 kişi filan kaldık herhalde.Bu on sene boyunca hep müziğimle ön plana gelmek için gayret sarf ettim , ben çocukken de öyle fazla gezip tozmayı seven bir insan değildim.Müziğe başladıktan sonra özellikle medyanın öyle çok yoğun olduğu yerlerde bulunmamaya gayret ettim.Ortalıkta görünmekten çok fazla zevk aldığım söylenemez.Sevdiğim birkaç yer var , arkadaşlarımla oralara gitmekten zevk alıyorum , zaten dediğim gibi konservatif bir tip olduğumdan dolayı öyle fazla bir çeşitliliğim yok.Bir yeri sevdiysem oraya çok giderim , bir pantolonu sevdiysem onu çok giyerim , böyle bayağı fix şeylerim oluyor hayatta.
Suat Suna'nın bir günü nasıl geçiyor ?
Hala keman dersi alıyorum , ayrıca keman dersi de veriyorum.Hala master sınavına girip profesyonel öğrenciliğime devam ediyorum.Sağda solda arkadaşlarıma bestelerimi veriyorum , konser , organizasyonlar derken zamanın geçiyor.Bir gün evimde oturup zamanını geçirmek benim için dinlenme oluyor.Okumayı çok seviyorum , her gün iki saat boyunca okumaktan zevk aldığım gazete ve köşe yazarlarının yazıları var, kitaplar var.Bence sanatçının biraz da toplumun biraz önünde olması gerekir.Bende bu inancım adına kendimi geliştirmeye çalışıyorum.
26 Mayıs 1975 yılında İstanbul'da doğan başarılı sanatçı, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Keman Bölümü'nden mezun oldu. Çok küçük yaşlarda keman çalmaya başlayan Suna, 1984 yılında TRT 1'de çocuk saati programında oyunculuğa başladı ve daha sonraki yıllarda yarışmalara katılarak birçok dereceler elde etti. 1991 yılından itibaren 3 sene boyunca okul adına Milliyet gazetesinin düzenlediği yarışmalarda birincilik elde etti. 1992 senesinde katıldığı İstanbul Beyaz Güvercin Şarkı Yarışmasında bestesiyle ikincilik elde eden başarılı sanatçı, 1993 yılında ise 'Pop Show' adlı müzik yarışmasında birinci oldu. Yarışmanın ardından birçok firmadan kaset teklifi aldı ve Ali Kocatepe ile ilk kaseti olan 'Ansızın Çektin Gittin' kasetini çıkardı. Bu kasetle profesyonel müzik yaşamına da başlamış oldu Suat Suna.
Ve sonra sırasıyla 'Sözüne Kanmam[/swf2][swf3]Hasret Fenerleri[/swf2][swf3]Rüyam ve Sen[/swf2][swf3]Yapamam Sensiz[/swf2][swf3]Yolun Açık Olsun' adlı kasetlerini piyasaya çıkardı. Kasetlerindeki bestelerinin bir çoğunun kendisine ait olmasıyla beraber, diğer bestelerini de sanatçı arkadaşlarıyla paylaştı. Bunlardan bazıları; Fatih Erkoç, Zeynep, Hülya Avşar, Pınar Eliçe, Asya, Aşkın Nur Yengi, Meriç, Emrah Dinçer, Yıldız Tilbe.
Besteci kimliği, söz yazarlığı ve de yorumuyla sevilen Suat Suna, altıncı albümü "Yolun Açık Olsun"u Prestij Group Kuruluşlarından olan Orjin Müzik etiketiyle müzikseverlere sundu. Sanatçı bu albümde; Pop Müzik, Alaturka, Rock ve günümüz popüler müzik soundlarını da içinde bulunduran seçkin örnekler sundu dinleyenlerine. Altıncı albümden sonra iki yıl ara veren sanatçı, iki yılın sonunda yedinci albümü olan "Sabret"i sundu piyasaya. Albümde yer alan on parçaya imzasını atan Suna, bu çalışmasını kendi stüdyosu S&Ç'de (Suat Suna-Çağrı Kodamanoğlu) hazırladı. Suat Suna, ayrıca albümdeki tüm düzenlemeleri ve müzik yönetmenliğini de kendisi üstlendi.
Suat Suna, son olarak 'Su Damlası' adlı sekizinci albümüyle çıktı müzikseverlerin karşısına.