@FreddyKrueger kardesim tr de lisede alan seciliyor. Yani seçtiğin alan sınavda yaptigin soru degerlerini belirliyor. Örnegin sinava sayisalci olarak girdiysen sayisal bölümde yaptigin sorular sana puan getiriyor. Yani Türkce-sözel(tarih,türkce,cografya vb) sorulari yapmaya zaman harcarsan bir sayilci olarak sadece zaman kaybedersin.Çünkü sayisalci olarak girdigin icin sinava Türkce-Sözel bölüm sorulari sana puan getirmez
ÖSS'de Yüksek Puan Kazanmanın 10 Yolu
Düzenli antrenman yapan ve taktikleri iyi bilen kazanacak. Ancak kazanamazsanız hayatın sonu değil. Unutmayın maçın sonunda yenmek de var yenilmek de... Gelecek yıl rövanşı almak elinizde...
Vatan gazetesi eğitim uzmanı, Kampus+Dershanesi'nin kurucusu Sadık Gültekin'e göre 18 Hazirandaki sınav futbol maçına benziyor. Düzenli antrenman yapan ve taktikleri iyi bilen kazanacak. Ancak kazanamazsanız hayatın sonu değil. Unutmayın maçın sonunda yenmek de var yenilmek de... Gelecek yıl rövanşı almak elinizde...
1. Yeni konu öğrenmeyin: Geriye kalan süre içerisinde panik olup yeni bir konu daha öğreneyim çabasına girmeyin. İsteseniz de artık açığınızı kapatamazsınız. Yeni konular öğrenmek yerine, öğrendiğiniz konularla ilgili pratik yapın. Testler çözerek onları pekiştirmeye çalışın ya da o konuyla ilgili eksiklerinizi, takıldığınız yerleri yeniden gözden geçirin.
2. 3-4 deneme sınavı yeterli: Geriye az süre kalınca öğrenciler paniğe kapılıp her gün bir deneme sınavı çözüyor. Sadece deneme sınavı çözerek sınav kazanılmaz. Futbolda da bu böyledir. Düzenli olarak antrenmanlar yapılır. Daha sonra arada bir hazırlık maçı yapılır. Bu yüzden günde 3-4 deneme sınavı çözme çabasına girmeyin. 18 Haziran'a kadar 3-4 deneme sınavı çözseniz bu sizin için yeterli olur.
3. Boşuna soru çözmeyin: Birinci bölümdeki sorular bitti ve ikinci bölüme geçtiniz. Yani alan sorularının yer aldığı ikinci bölüme. Eğer sayısalcıysanız Matematik 2, Fen 2 sorularını yanıtlayın. Türkçe sorularını da çözeyim bu bana artı puan getirir diye düşünmeyin. Çünkü sayısala olduğunuz için, 30 Türkçe sorusunun hepsine doğru yanıt verseniz, 30 net çıkarsanız bile bunun size getireceği puan değeri 0... Yani boşu boşuna kendi alan sorularınız dışındaki sorulan yanıtlamayın.
4. Daldan dala konmayın: Sınav sırasında hangi testten sorulan çözmeye başladıysanız, yine o bölümdeki sorularla devam edin. Türkçe testiyse, ilk önce Türkçe sorularını bitirin. 10 soruyu çözdünüz ve sorular zor geldi "Ben bir de coğrafya sorularına geçeyim bari" diye düşünmeyin. Eğer böyle davranırsanız, testler arasında dolaşıp durur, sınav sonunda hiçbir şey yapamamış olursunuz.
5. Alıştığınız gibi davranın: Okul ve dershanelerdeki deneme sınavlarında sorulan çözmeye hangi testten başlıyorsunuz? Matematik sorulanndansa yine matematik sorularından başlayın. Deneme sınavlarında Türkçe'den başlıyorsanız o zaman Türkçe sorularını öncelikli olarak tercih edin. Alıştığınız dengeyi bozmayın.
6. Sınavdan erken çıkmayın: Kağıtlarınızı vermek için acele etmeyin. Sınav süresi yani 195 dakika bitene kadar sınıftan çıkmayın. "Benim yapabileceğim bu kadar" demeyin. Yapabileceğiniz tüm sorular bittiyse, kalemi kâğıdı bırakın, 30-45 saniye gözlerinizi kapatıp, arkanıza yaslanın. Bu sizin güç toplamanıza yardımcı olur. Kalan süreyi cevaplarınızı kontrol etmek için de kullanabilirsiniz.
7. 15 saniye mola verin: İnsan ayrıntılarla uğraşır hale geldiği zaman bazen işin arasında kaybolup gider. Gözünün önündeki doğru ya da yanlışı bildiği halde görmeyebilir ya da dikkat etmez. Günlük hayat içerisinde sıkça karşılaştığımız bu durum sınav için de geçerli. İşte bu yüzden öğrenci her testin bitiminde 15-20 saniye ara vermeli. Arkasına yaslanıp, derin nefes almalı. İnanın o zaman diğer bir teste daha kolay başlarsınız ve hata yapma payınız azalır.
8. Soru kökünü okuyun: Paragraf sorularında öğrenciler ilk önce paragrafı sonra soru kökünü okuyor. Ancak bu insana zaman kaybettirmekten başka bir işe yaramaz. Çünkü soruyu okuduktan sonra "Paragraf ne anlatıyordu?" diye öğrenci bir kez daha paragrafı okuyacaktır. Bunun olmaması için ilk önce soruyu, daha sonra paragrafı okuyun.
9. Koyu yazıya dikkat: "Olmalıdır?" ya da "olmamalıdır?" gibi cümle sonundaki koyu renkle yazılan kelimelere dikkat edin. Sorunun sizden ne istediğini çok iyi anlayın.
10. Cevapları kontrol edin: Soruların yanıtlarını işaretlerken, kodlamalarınızda bir hata ve kaydırma olmadığından emin olunuz. Belirli periyodlarda kodlamalarınızı kontrol ediniz. Sorulan çok dikkatli okuyup, anladıktan sonra yanıtlayın. Sorulara kendinizden yorum katmayın, soruyu hazırlayan gibi düşünmeye çalışın.
Son haftanın konusu bile soru olabilir
Geçen yıl sınava yaklaşık 1 milyon 800 bin kişi girdi. Bu yıl 1 milyon 524 bin kişi girecek. Yani 300 bin kişi daha az. Çünkü geçen sene sadece lise 1'in sonuna kadar olan yerlerden sorumlulardı. Bu sene işin rengi değişti. Bütün müfredatı kapsayacak. Lise 2 ve lise 3'te konular da dahil oldu. Lise 3'te son hafta gördükleri konulardan bile soru gelebilir. Bu ister istemez öğrencileri geri çekilmeye zorladı. Önümüzdeki yıllarda sınava girenlerin sayısı daha da azalacak. Üniversite sınavına gerçekte giren kişi sayısı 600 bin dolayında olmalı. Çünkü 7 bin lise var. Liseden mezun olup da ilk kez sınava katılacak öğrenci sayısı 554 bin dolayındadır.
Ne oldu bir hüzün mü görüyorum gözbebeklerine saklı. Yoksa bir çaresizlik mi? Ne oldu yaşam artık bir anlam ifade etmiyor mu? Köşeye mi sıkıştırıldın? Bir zamanlar ne kadar da güçlüydün,nasılda ezer geçerdin,sınır tanımazdı özgürlük adını verdiğin duyguların. Şimdi özgürsün ama mutluluğa bir pencere açmadan,günlerce karanlık odalara kapatıyorsun kendini. Adeta kendini tutsak etmişsin,adeta kendini cezalandırıyorsun. Ne değişti ki, sen gene sensin,sen gene bedeninin içinde bir yerlerdesin.
Amaçların yolunu kaybettiği bir adreste sen de o çıkmaz sokağa girdin değil mi,bir çoklarının girdiği gibi. Birçoklarının tattığı gibi çaresizliği tattın değil mi,bir çoklarının yaşadığı gibi ,güçlerinin altında uyanmayı bekleyen acizliklerinin günü geldiğinde uyanması misali,uyandı o canavar değil mi? Nasıl da zavallı, nasıl da çaresiz, nasıl da doyumsuz oldun değil mi? Yazık geçen zaman içinde yaşanmışları israf ederken,gün geldiğinde her şeyini kaybetmek veya hiçbir şeyle mutlu olamamak bu olmalı diye düşünüyorsun,hissediyorum.
Ve artık tüketilmişleri yaşamaktan yorgunsun,bir ağaç altında dinlenmek ve azıcık huzur tek istediğin. Ne fazla rahat yaşam,ne lüks,ne para,ne iş,ne ne.....Sadece sakin renklerle boyanmış bir manzara içerisinde sıcak bir nefes,samimi bir gülümseme ve bir yürek istiyorsun değil mi? Belki de yalnız bile olmayı tercih edebilirsin yeter ki nefesini rahat alıp veresin,boğazında düğümlenmesin bir şeyler,suçlamasın zaman seni. Katili olma duyguların,yeter ki her şey bir yolculuk sonrası istirahate geçsin.
İşte şimdi yeni bir yol ayrımı,bir kavşaktasın. Tercih senin,istediğin yolu seçmekte özgürsün. Çünkü sen insansın ve ayrıcalık olarak irade gücünü kullanıp düşünme yetisine ulaşıp hür iradeni yol ayrımında kullanacaksın. Tavsiyeye ihtiyacın yok artık,yaşadın ve gördün. Muhakeme ettiğin belli. Yaşanmışları yaşamakla eline geçecek olanlar zaten şu an ellerindekiler. Ne istediğini biliyor olman işini kolaylaştırıyordur.
Satırların içine hapsetmektense ben de seni özgür bırakmaya karar verdim, sen kendini özgür bıraktığın anda aklın seni varoluşuna götürecek ve sen de teslim olmayı öğreneceksin. Tıpkı diğerleri gibi. Hiç öğrenemeyenlerden şanslı olduğunu bilmenin verdiği mutluluk bile sana yetecektir bir ömür boyu.
İnsanın hiçbir şeye değişmeyeceği kısacık zamanını fayda ve iyilikle yaşarken,bencillikten kurtulup,ihtiyacı olanlar için yaşamak belki asla doyulamayacak tatta bir yaşam verecektir. Düşünsene birileri şu an bir yerlerde sana ihtiyaç duyuyor,ve düşünsene onlar için varsın ve düşünsene onların yanında olduğunda yüreklerindeki o çok şey ifade eden minnettarlık, senin yüreğinle buluştuğunda nasıl da haz alırsın değil mi? böylesi bir duyguyu kaç paraya satın alırsın veya nereden alırsın?
İşte candaşım,dostum bilirim,çok iyi bilirim. O çelişkilerle sabahlamanın ne demek olduğunu. Düşünüp de içinden çıkılmazlığın insanı nasıl da köşeye sıkıştırdığını. Kedi gibi ürkek, aslan gibi yürekli. Yaşanmışlar doğum yapıyor nihayet,günü geldi. Onun için bu sancılar bu kıvranışlar. Çok yakında yeni bir ruh ile merhaba dediğinde yaşama,gözlerindeki anlam doğumla yenilenmiş olacak,adına çok seviniyorum ve sana aramıza hoş geldin diyorum.
Türkiye'de, Ağrı, Cilo, Süphan ve Kaşgar dağlarının bir kısmında kalan çok az miktardaki buzulun son 1.5 yılda yüzde 1 daha eridiği tahmin ediliyor. Buzullardaki erimeyle Türkiye'nin çölleşmeye adım adım yaklaştığı belirtiliyor.
"Küresel Isınma Açısından Süphan ve Cilo Dağlarında Buzul Morfolojisi Araştırmaları Projesi" ile Türkiye'nin çölleşme riskiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyan Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ökkeş Kesici, Türkiye'deki tüm buzul noktalarındaki son durumu ortaya çıkarabilmek için projenin TÜBİTAK tarafından desteklenmesini bekliyor.
Kesici, bulunduğumuz coğrafyanın 120 bin yıla kadar uzanan "Buzul Dönemi" yaşadığını, bu süreçte ısınma dönemleri yaşandığını ve kalıcı kar sınırının düştüğünü belirterek, bunun sonucunda Türkiye'de dağların zirvelerinde, büyük kar yığını veya kütle halinde, örtü, vadi ve çukurlara yerleşmiş şekilde buzullara rastlandığını kaydetti.
Kesici, bu durumun tespiti için 2002 yılında gerçekleştirdikleri buzulların gelişimiyle ilgili ön araştırma niteliğindeki "Küresel Isınma Açısından Süphan ve Cilo Dağlarında Buzul Morfolojisi Araştırmaları Projesi"nin Türkiye genelindeki buzulların yok olma sürecine girdiğini ortaya çıkardığını vurguladı.
Proje sunulduğunda, Süphan ve Cilo dağlarındaki buzulların yüzde 97'sinin erimiş olduğunu kaydeden Kesici, buzulların son 1.5 yılda da yüzde 1 oranında eridiğinin tahmin edildiğini belirterek, "Bu Türkiye'de çölleşmeye adım adım yaklaşıldığını gösterir. Buzullardaki erime şiddetle ısındığımızın delilidir" diye konuştu.
şiddet insan hayatının her döneminde ruhunu parçalayn bir atken.ve maalesef dünyanın her yerinde şiddete ratslanıyor.Gücünü başka türlü ifade edemeyen aciz insanlar kendilerini kanıtlıyor.Şideetin olduğu evlerde yetişen çocuklarda şiddete meyilli oluyorlar doğal olarak..Tabii sonuçta çevrelerindeki diğer çocuklar için ruhsal dünyalarında tehlike arzediyorlar.Bunu engellemek nasıl mümkün işte bu sorunun cevabı bulunmalı
Sen bensin bende senim...Yaşamda hatalarını izlerken değiştirme şansım olmadan yaşamak zorundaydım seninle birlikte tüm yaşanması gerekenleri.Sana mecburdum ışığın olduğu her yerde.Işığın olmadığı zamanlar senden ayrı kaldığım her an yine seninleydim görünmesemde.Ne kadar isterdim kimi zaman aptallığını bağıra bağıra yüzüne vurmayı.Sessiz, kopkoyu çığlıklar attım.Çığlıklarım titredi sen görmedin,sana ulaşmadı.Oysa beni görüyordun, görmene rağmen hiç düşünmedin, önemsemedin...Ben sadece bir gölgeydim, herkeste olan ama önemsenmeyen bir gölge...Kimi zaman uzayan, kimi zaman küçülen,kimi zaman kaybolan...Gözyaşları olmayan,sitem edemeyen,sözcüklere dokunamayan bir gölge.
Az önce elektikler kesildi, mumun aleviyle sigaranı yaktın.Şimdi karanlık odada sen ağlarken ben duvarda kopkoyu rengimle titriyorum.Sana dokunabilseydim,sana ulaşabilseydim,gözyaşlarını silmeye gücüm yetseydi, senin içine saklardım kendimi.Seninleyim ama sensiz ne yazık!Orada oturmuş yalnızlığına ağıt yakarken ne kadar isterdim, yanlız değilsin ben varım diye haykırabilmeyi.
Sen neredeyse bir ömür benimleydin, dönüp bakmadığın yerde.Yenildiğin, terkedilğin,mutsuzluklarında, hatta mutluluklarında,kahkahalaında hep yanı başındaydım.Sen bensizliğinin farkında değilken ben sensizliğimle başbaşaydım.Üstelik tüm yaşadıklarına şahittim.En yakının bildiğin insanların bile bilmedği herşeyi biliyordum, kimselerin görmediği yaşam karelerini görüyordum. Sadece bir gölge olarak yaşamak zorundaydım sen yaşadığın sürece, senin gölgen, sessiz şahidin olarak.Yürüdüğün her yere adım olan, sessiz ışıksız şahidindim senin.
Artık beni görmeni,farketmeni,duymanı beklemiyorum.Senin aldığın nefesteyim,yürüdüğün yoldayım.Sana bu kadar yakınken,sendeyken senzis kalmak titresette karanlığımı,senin gölgen olmakla yetinmeyi öğrendim.SENİ SEVİYORUM SURETİM!!!
Arkadaşlar sormayın iki gündür msn ile ugraşıyorum.İki gece evvel listemdeki online arkadaşlara benim adimla bir link gönderilmeye başlandı aniden.İşin tuhafı ne yapacağımıda bilemedim.Üstelik bu mesajla ben online görünüyorum ama kimsenin konusma penceresine giremiyorum.Birde link öyle tuhafki kendimi garip hissettim.Dünden beri sorunu halletmeye çalışıyorum.Sistemi geri yükledim.Virüs programımı update ettim.Sonra tarama yaptim düzeldi.Hala şoktayım.
@ozlems_o bazı insanlar joker gibidirler.Onları boş olan heryerde değerlendirebilirsin.
Ama bu her insan için geçerli değildir.Ben olaya okumakta gözü olmamak diye bakmıyorum.Düşün bir çocuk doğuyor büyüyor büyürken zaten neye kabiliyeti olduğu ortadadır.Hani o çocuk eğer okumadan marangoz olmak istiyorsa illa onu okula sürmenin bir anlamı yok diye düşünüyorum.Simdi diyeceksinki marangozluk için endürstri meslek okulları akademiler var.Ama düşünsene o avamdan yetişmek istiyor yani okula gitmek marangozluk için bile olsa ona eziyet geliyorsa, o bu meziyetini çalışarak geliştirmek istiyorsa zorla okula göndermek ne kadar doğru diye düşünüyorum.Birde işin diğer tarafı var belki doğru yönlendirmeyle, sevdirerek okuyarakda yapacağı işi çok daha iyi yapabilir ama unutmayalım ki Türkiyede bu bilince sahip kaç aile var.
Bende sonuna kadar okunmasından yanayım...Özellikle yüksek öğrenim, akademik çalışmalar insanın bakış açısını geliştirir.
Yalnız şöyle bir gerçek var ki buda, her insanın okumaya meyilli olmamasıdır.Yani el becerileri çok kuvvetlidir, kitaplarla arası hoş değilidir.Okulu, okumayı, ihtisas yapmayı sevmez. İnsanların yaradılışları meziyetleri, ilgi lanları çok farkldır.Herkes illaki okuyacak mantığıyla bakarsak hata ederiz.
Okumak gönül işidir.Gönüllü olanlarda zaten şartlarını zorlarlar.
"Bırak-Kazan" adlı uluslararası sigarayı bırakma kampanyası bugün başlıyor. Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü ve Finlandiya Halk Sağlığı Enstitüsü işbirliğiyle düzenlenen kampanyanın Türkiye ayağında 4 hafta süreyle sigara içmeyen katılımcılar arasından kurayla belirlenecek bir kişi, 6 bin YTL ödül kazanacak.
Kampanyaya, en az bir yıldır sigara içen ve 18 yaşını doldurmuş herkes katılabilecek.
Dünyanın her yerinde her zaman zalimler ve ezilenler yani mazlumlar olmuştur, olacaktırda.Ama şunu çok iyi biliyoruz ki Allah mazlumun yanındadır, Allah kimsesizin kimsesidir.Bize düşen birazcık daha duyarlı olmak, olanbitene larşı kör, sağır davranmamaktir.Ne yapılması gerekiyor diye sorun kendinize.Çünkü bu sorunun cevabını yalnızca siz verebilirsiniz...
@ozlem_s o Allah razı olsun ki sen bu sorumluluğun bir bölümünü bu linki paylaşmakla yerine getirdin.
Nükleer santral projesi için açılan ankete verilen oylara baktımda yani gerçekten anlamakta zorlanıyorum.Memleketimiz için iyi şeyler düşünmek adına böylesi bir yanılgı şaşırttı beni doğrusu...Elbette oy kullanan arkadaşlarımın iyi niyetinden asla şüphem yok.Lakin sanıyorum artık çok fazla materyalist düşünüyoruz ve biraz önce de yazdığım gibi kar zarar hesabı yaparken bir yerlerde hata yapılıyor diye düşünüyorum.