MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Sokullu'dan Damat Ferit'e Osmanlı Sadrazamları - Kolektif - Sokullu'dan Damat Ferit'e Osmanlı Sadrazamları Kitap Özet

    Kitap Özet

    Osmanlı tarihini cep boy olarak sizlere sunmamızın nedeni; kolay taşınır, çabuk okunur haliyle özellikle orta öğretimde okuyan gençlerin tarihimizi algılayışını kolaylaştırmaktır. Şimdiye kadar piyasada bulunan ders kitabı formatındaki kitaplarda öğretilmeye çalışılan tarihin, gençlerimizde olumsuz bir önyargı oluşturduğunun farkındayız. Tarih dizimizi cep boy yayınlayarak, aslında tarihi daha okunur hale getirdiğimizi düşünüyoruz.

    Olaylar ve süreçler arasındaki ilişkinin netliği sadece bir durumu değil, her iki durumu da net bir şekilde ortaya koyduğundan algıda kolaylık sağlayacağını düşünüyoruz. Binlerce yıllık Türk Tarihi'ni çocuklarımıza-gençlerimize öğretmek biz Neden Kitap çalışanlarının asli görevidir.

    Bu uyarlamayla beraber görevimizi en iyi şekilde yapmaya çalıştık. Genç arkadaşlarımızın bilgiye en ucuz yoldan ulaşabilmesi için de 5,90 TL fiyatla kitaplarımızı satışa çıkardık.

    Kitap Kapak

    noimage

    Sokullu'dan Damat Ferit'e Osmanlı Sadrazamları (Cep Boy)
    Kolektif
    Neden Kitap
    Baskı Tarihi: Ağustos 2009
    ISBN: 9789752542785
    Sayfa: 300
#09.08.2009 16:20 0 0 0
  • Avea 3G Futbol Bilgi Paketleri - Avea 3G - Futbol Bilgi Paketleri - Avea Futbol Bilgi Paketleri

    Avea 3G teknolojisi ile yenilenen "Futbol Bilgi Paketleri"ne üye olan aboneler tuttukları takımın en önemli haberlerine cep telefonlarından görüntülü olarak ulaşıyor.

    noimage

    Avea, 3G teknolojisi doğrultusunda yenilediği "Futbol Bilgi Paketleri" ile abonelerine tuttukları takımın en önemli haberlerini cep telefonlarından kaliteli video görüntüleriyle izleme imkanı sunuyor.

    Avea'nın yenilenen Futbol Bilgi Paketleri'ne üye olan aboneler, taraftarı oldukları takımla ilgili günün en önemli gelişmelerini, cep telefonlarından herhangi bir ücret ödemeden görüntülü olarak takip edebilecekler.

    noimage

    Futbol Bilgi Paketleri'ne üye olmak isteyen Avealılar'ın FB, GS, BJK ya da TS yazıp 9494′e mesaj göndermeleri yeterli.
#09.08.2009 16:16 0 0 0
  • Tarihin Tartışmalı Padişahı Abdülhamid - Kolektif - Tarihin Tartışmalı Padişahı Abdülhamid Kitap Özet

    Kitap Özet

    Osmanlı tarihini cep boy olarak sizlere sunmamızın nedeni; kolay taşınır, çabuk okunur haliyle özellikle orta öğretimde okuyan gençlerin tarihimizi algılayışını kolaylaştırmaktır. Şimdiye kadar piyasada bulunan ders kitabı formatındaki kitaplarda öğretilmeye çalışılan tarihin, gençlerimizde olumsuz bir önyargı oluşturduğunun farkındayız. Tarih dizimizi cep boy yayınlayarak, aslında tarihi daha okunur hale getirdiğimizi düşünüyoruz.

    Olaylar ve süreçler arasındaki ilişkinin netliği sadece bir durumu değil, her iki durumu da net bir şekilde ortaya koyduğundan algıda kolaylık sağlayacağını düşünüyoruz. Binlerce yıllık Türk Tarihi'ni çocuklarımıza-gençlerimize öğretmek biz Neden Kitap çalışanlarının asli görevidir.

    Bu uyarlamayla beraber görevimizi en iyi şekilde yapmaya çalıştık. Genç arkadaşlarımızın bilgiye en ucuz yoldan ulaşabilmesi için de 5,90 TL fiyatla kitaplarımızı satışa çıkardık.

    Kitap Kapak

    noimage

    Tarihin Tartışmalı Padişahı Abdülhamid (Cep Boy)
    Kolektif
    Neden Kitap
    Baskı Tarihi: Ağustos 2009
    ISBN: 9789752542815
    Sayfa: 190
#09.08.2009 16:15 0 0 0
  • 3G Virüsleri - 3G Virüsleri Hakkında - 3G - Avea 3G - Vodafone 3G - Turkcell 3G

    30 Temmuz'da ülkemizde hayata geçen 3G teknolojisi ile, cep telefonları da bilgisayarlar gibi virüs tehlikesiyle karşı karşıya.

    noimage

    Türkiye, 30 Temmuz'da cep telefonundan görüntülü konuşma, video izleme gibi özellikleri içeren 3G teknolojisiyle tanışırken aboneler virüs tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Video ve resimlerden oluşan MMS (Multi Medya Mesajlaşma Servisi) sebebiyle Türkiye'deki cep telefonları da bilgisayarlar gibi virüsle tanışacak.

    Cep telefonlarına yönelik yazılan ve yayılan virüslerin sayısı dünyada bine ulaştı. Akıllı telefonlara çoğunlukla Bluetooth ve MMS vasıtasıyla bulaşan virüsler, internete uzaktan erişimi açma, gizli olarak ücretli SMS yollama, telefon fonksiyonlarını kilitleme, diğer virüsleri cihaza taşıma, bilgileri çalma veya silme, bağlandığı bilgisayara virüsü bulaştırıp yayma gibi işlemler yapıyor. Teknoloji şirketi Kaspersky Lab'ın teknik yöneticisi Bülent Uysaler, virüslerin akıllı telefonları, e-posta alınıp gönderildikleri, gizli bilgileri saklayıp banka işlemleri yaptıkları ve kurumsal kaynaklara erişilebildikleri için hedef olarak seçtiğini belirtiyor. İspanya'da 2007 yılında 110 bin cihaza ComWar virüsü bulaşırken, Rusya'da Viver virüsünden dolayı bir günde 500′den fazla cihaz zarar gördü. Batı Avrupa telefon operatörlerine göre MMS trafiğinin yüzde 8′i virüslü.

    Bilişim Muhabirleri Derneği'nin Kaspersky Türkiye ofisi ile dernek üyelerine yönelik Swiss Otel'de düzenlediği mobil güvenlik seminerinde konuşan Bülent Uysaler, günümüzde akıllı telefon kullanımının artmasıyla birlikte ortaya çıkan güvenlik sorununa değindi. Gartner'ın ekonomik kriz öncesinde yaptığı tahminlere göre 2008′de yaklaşık 140 milyon akıllı telefon satıldı. Bu yıl yaklaşık 272 milyon akıllı telefon satılması beklenirken, 2010′da bu rakamın 410 milyona ulaşması öngörülüyor.

    En meşhur virüs Caribe, bataryayı çabuk bitiriyor

    Şu an telefonlara bulaşmış bin kadar virüsten en meşhuru olan Cabir, diğer adıyla Caribe; konser, spor aktiviteleri, havaalanı, tren istasyonu gibi seyahat merkezlerinde Bluetooth üzerinden ilgi çekici bir dosya göndererek telefon sahibinin kabul etmesini sağlıyor. Telefonu sürekli çalıştırdığı için cihazın pilini çabuk bitiriyor. Her virüs farklı bir zarar verirken güvenlik yazılım şirketi Kaspersky Lab, yeni ürünü Mobile Security 8,0 ile hem virüse hem de telefon hırsızlarına karşı koruma sağlıyor. Böylece mevcut bilgilerin çalınıp başkalarının eline geçmesine engel oluyor.
#09.08.2009 16:14 0 0 0
  • Ayakkabı Hediye Paketi - Ayakkabı Hediye Paketi Yapımı - Hediye Paketi Nasıl Yapılır

    Burdan Keçeden Yapılmış Hediye Paketine Bakarak Yapabilirsiniz..

    noimage
#09.08.2009 16:05 0 0 0
  • Uçurtma Yapalım - Uçurtma Yapımı - Uçurtma Nasıl Yapılır - Uçurtma

    Çocuklugumuzun Hayal Taşıyıcıları, Uçurtmalar..Hadi Uçurtma Yapalım mı ?

    noimage

    Buradan Ulaşabileceginiz
    Site De Birçok Uçurtma Modeline Ulaşabiliyorsunuz Ve İstediginize
    Tıklayarak O Modelin Yapılışını Görebilirsiniz..
#09.08.2009 15:37 0 0 0
  • İzmir's Hits Vol.1 2009 - İzmir's Hits Vol.1 - İzmir's Hits - Vol.1 - İzmir's Hits 2009 - İzmir's Hits Vol.1 Yeni Albüm

    SANATÇI ADI: -

    ALBÜM ADI: İzmir's Hits Vol.1

    ALBÜM YILI: 2009


    COVER:

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:

    01- Adrenalin
    02- Ben Sen Olamam
    03- Biliyor Musun
    04- Bu Böyle
    05- Cantada Keklik
    06- Cumadan Pazara
    07- Evlenmeliyiz
    08- Gideceksin
    09- Havasizim
    10- Herseyi Yak
    11- Kolonya
    12- Rütbeni Bileceksin
    13- Vol 1 - Sörf
    14- Vol 1 - Vur


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#09.08.2009 15:29 0 0 0
  • Muse - Supermassive Black Hole - Muse Supermassive Black Hole - Supermassive Black Hole Dinle - Twilight - Twilight Supermassive Black Hole - Supermassive Black Hole Şarkısı



    Bebeğim acı çektiğimi görmüyor musun ?
    İniltilerimi duyabiliyor musun ?
    Beni numara yaparken yakaladın
    Gitmeme izin vermen ne kadar sürdü ?

    Ruhumu tutuşturuyorsun
    Ruhumu tutuşturuyorsun

    (ruhumu tutuşturuyorsun)
    buzullar gecenin ölümünde eriyor
    ve süper starlar süper büyüğün içine emiliyor

    kimse için aptal olmadığımı düşündüm
    bebeğim senin için aptal olurum
    sen yüzeyselliğin kraliçesisin
    gerçeği söylemen ne kadar sürdü ?

    Ruhumu tutuşturuyorsun
    Ruhumu tutuşturuyorsun

    (ruhumu tutuşturuyorsun)
    buzullar gecenin ölümünde eriyor
    ve süper starlar süper büyüğün içine emiliyor

    çok büyük kara delik
#09.08.2009 15:24 0 0 0
  • Ölen Aşık Ardından - Ayşe Asar

    bugün sana benziyor diye
    sohbet ettim onunla
    gözlerine baktım sana bakarcasına
    içimi ısıttı...
    o anlatırken ellerine baktım
    senin diye...
    ellerinle konuştum.
    elimi tutuşun...
    o anlatırken elleriyle
    seviştim...

    noimage

    onun ellerinde sen vardın.
    onun gözlerinde
    ağzında, dişlerinde,
    gülüşünde, çenesinde
    hep sen vardın.
    sevgiyle baktım
    okşadım onu gözlerimle
    sıcaklığını çektim içime.
    özledim, çok özledim
    çook...
    yüreğimden göğsüme yayılan acı
    boğazımda yumru olup
    nefesim kesilip
    burnum doluyor
    gözlerimden yaşlar istemsiz
    akıyor kalbime...
    bu kadar acır bir yara...
    kalbim acıyor.
    bir daha görememek
    ölen sevgili ardından
    ölmek istemek
    elinden bir şey gelmeden
    çaresizce ağlamak
    ağlamak...
    şimdi aşk oldu...
    kavuşmak hayal...
    ölmeseydin bende
    daha fazla ölecektin belki de
    acıtmadan, sevgisizce...



    Ayşe Asar
#09.08.2009 13:52 0 0 0
  • Var Olmayan Üç Harf - Feyzi Baran

    Sen,
    içimdeki benim, aynadaki yansıması
    Sen,
    hiç yaşanmamış dünyada içimde yaşattığım sevgili
    Sen,
    çoraklaştırdığın kalbimin görünen sinsi vahası
    Sen,
    güzdeki nurun cennetten çaldığı ulaşılmaz sevgili

    Sen benliğimin derinliklerinde bir ülkesin şimdi
    Sana doğru yol alan sol yanımı
    sensizliğe mahkum ediyorum

    Ne yazık ki hiç var olamamışsın bunu anladım
    Ama bu bilinen, bilinmeyen uğruna geceler boyu hoyratça yandım


    noimage

    Sen yokmuşsun aslında
    Ben seni hep var sanmışım
    Sana benzemeye çalışan
    bir çift güze aldanmışım
    var olan beni,
    olmayan -sen-in aşkına kaptırmışım

    yıllar yılı senin hayalinle sana bağlanmışım
    ve artık
    bu olmayan sene seslenişim.
    Yüzümü senden kıbleye dönüyorum
    Bu senden dönülmez gidişim

    Ne olur;
    Mültecisi olduğum o güzlerinden sal beni
    Sonu sen olmayan bir dehlize at beni

    Katran karası yalnızlığına bırak zift dökmeyi
    Dur yarım açılan şu mezarın önünde hep zihnimde yankılanan üç harfi oraya gömeyim...

    Senin için,
    Kafese mahkûm etiğim
    Tüm sevda sözlerini
    Senin gidemeyeceğin ülkelere uçuruyorum
    Hiç var olmayan şehrazat sevgilim
    Artık masal bitti bin birinci geceyi çoktan aştık
    Artık alaadinin lambasından çıkan cin sana yardım edemeyecek

    Senin olduğun rüyalarıma da gözlerimi kapatıyorum
    Artık
    Seni olmayan seni
    Olmazlarda görmek istemiyorum
    Aslında hiç var olmayan üç harfli sevgilim

    Gözlerinin hapsinde yatan
    Ateşten tellerle sardığım yüreğimi,
    Sensizliğe beraat ediyorum
    Sana her elimi uzattığımda kanayan elerimden
    Akan kanla
    Sana ayrılık dilekçemi yazıyorum

    Simsiyah saçlarının
    ardında sakladığın parmaklıkları gördüm sevgilim
    sesinden kollarıma süzülen kelepçeli sözlerin
    götürecek beni
    idam sehpasına
    aslında hiç var olmayan gardiyan sevgilim

    hasretlik benim celladım olacak
    sensizlikle can çekişecek bu yürek

    kanı çekilecek
    var olandan aslında hiç var olmayana

    bir mumun aydınlığıyla aydınlanacak
    yarım kalmış dudağından akan isminin son hecesi
    ve ardımdan bekleyen rüzgar
    karartacak beni
    hiç var olamayan sen uğruna
    aslında hiç var olmayan ÜÇ HARFLİ sevgilim...
    ama hep içimde yaşattığım kanserli sevgilim...
    sensizliğe uzanan şu ellerimin peşinden koşmayı bırak.

    Geldik artık
    İnelim sevda otobüsünden,
    Bak
    Burası,
    Burası son durak...



    Feyzi Baran
#09.08.2009 13:50 0 0 0
#09.08.2009 13:44 0 0 0
  • Rüyaların Bestesi - Onur Canavar

    Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya "Konuş konuş konuş" derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa ?

    Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
    Sanki benim hiç senim olmamış gibi,sanki söylenecek bu yeni şarkı RÜYALARIN BESTESİ gibi...


    NOT:Selam arkadaşlar sevgilim(MİNE TAŞ) yazdı bı yazıyı ve düşüncelerinizi almak istiyoruz olumlu olumsuz yeter ki yorumlarınızla bize yardımcı olun saygılar....


    Onur Canavar
#09.08.2009 11:45 0 0 0
  • Hainin Tövbesi - Emin Yaprak

    Karanlıkta bir adam yürümeye çalışıyordu. Sağa sola yalpalıyordu. Etraf zifiri bir karanlıktı. Göz gözü görmüyordu. Önündeki ufak bir taş bile insanın düşmesine sebep olabiliyordu. Çok şiddetli bir rüzgar ve sağanak halinde bir yağmur, bu havayı daha çok kötüleştiriyordu. Zorluklar içerisinde bir zorluk.... Hayatın felce uğraması insanı ürperten olayların meydana çıkışıyla oluyordu.
    Namık, böyle bir havada iğrendiği davanın yöneticisinden yeni direktifler almıştı. Onun direktiflerini alıp uygulamak kendisi için ölümden beterdi. Fakat mecburdu almaya ve istenilen yere gitmeye. Yaşadığı toplum onun istediği bir toplumdu. Çoğunluğu ona bağlıydılar. Onun bir emrini ikiletmeden yerine getiriyorlar ve ağzından çıkanları bir çırpıda ezberleyip yapıyorlar ve başkalarına yaptırıyorlardı. Bilgileri başka arkadaşlarına ulaştırmaktan da zevk duyuyorlardı.
    Bazen onlar gibi olmayı düşünüyordu. Fakat samimi olan bazı dostları onu bundan engellediler. Onlar beraber çalışmayı teklif ettiler. Böyle durgun, hareketsiz bir hayata atılmanın ölümden farksız bir şey olduğunu söylediler. O da onların fikirlerini olumlu bularak vazgeçti. Şimdi hala fikirleri üzerinde bocalamasına rağmen korkulu hayatından memnun görünmekteydi.
    İkili oyunlar sergilerken mutsuzluğu oyunlarından sonuncusunu başarıyla sona erdirdiğinde kendini göstermekteydi. Bir daha denemeyi istekle beklemekte. Samimi olduğu dostları kendisinden ferağat, asıl davasına samimiyetle bağlı kalmasını ve gayret etmesini istemekteler. O da bu tahrikler ile sevinmekte ve iyi işler yapma peşinde koşmakta.
    Hayatı garantileyenlerle olmak en çok hoşuna giden bir davranış olarak kendisini çekmekteydi. Ya onların davası sona erse? Başarıya ulaşmazsa ne olur? O zaman bunların arzuladıkları durum meydana çıkar ve yine mutlu, başarılı bir hayata ulaşmış olur. İstediklerini böylece elde eder kanaatindeydi.
    Yine bir fikir, sinsice düşünerek o karanlık gecede şehrin bir ucundan öbür ucuna yol almaya çalışıyordu. Fakat Elçinin getirmiş olduklarından korkuyordu. Karanlıkta yoluna bir taş gelmiş, onu göremediğinden takılıp yere yuvarlanmıştı. Taşa kızarak:
    -Pis taş! Nereden çıktın öyle önüme?
    -Sanki derdim yetmiyormuş gibi bir de sen beni düşürterek korkut! Diye ekledi.
    Bir şimşek çaktı, etraf aydınlandı. Etrafın aydınlanmasından istifadeyle hem koşuyor hem de şimşeklerin korkusundan kulaklarını kapatıyordu. Tabii belli bir yere kadar kendisine yardımcı oluyordu bu hava. Yine karanlık basınca önüne gelmiş olan çukuru göremeyip içine yuvarlandı. Başı çukurun kenarına değmişti. Başını tutarak:
    -Ah başım! Bunlarda mı başıma gelecekti?= Nedir bu çektiğim? Elçinin gazabına mı uğradım? Ne yapayım? Diye inleyerek koşuyordu. Başı kanamış kanlar içinde kalmıştı. Peşisıra şiddetli bir gürültülü bir yıldırımın düşmesi onu epeyce korkuttu. Kulaklarına parmak uçlarını öyle sokuyordu ki nerdeyse ellerinin hepsini içine tıkacaktı.
    Bu kadar korkulu havada kendi cemiyetine hiyanet edecek bir hain olarak yol alıyordu. Korkunun en büyüğünü ve en kötüsünü yaşıyordu. Fakat istediği yere ulaşınca bunları tekrar unutacak ve bir daha yapmak için, içinden kendisine dürtülecekti. İnsanın çıkmaza çıktığı bir yerdi. Çıkışın olmadığı çıkmaz. Nasıl bir şey olabilir? Tezatlık hayatın sona ermesidir. Hem ölmek hem de yaşamak, ölmeden daha iyidir. Düşüncesiz bir düşünce....
    Böyle korkarken yoluna devam etmeyi istemiyordu. Fakat buralarda kalmaya da korkuyordu. Korku ile çile arasında kalıyordu. Çile kendisine daha güven veriyordu. Yolu az kalmıştı zaten. Bir iki şimşek daha çakmadan yerine varabilirdi. Bulutlar her tarafı kapkaranlık etmeseydi yine rahat olabilirdi. Yağmurun yağması kendisini rahatsız etmiyordu bile. Farkında olan kim? Elbiseleri kıpkızıl olmuştu. Yağmur damlalarının kana karışmasıyla...
    Görevli er, görevinin bilincindeyken pek rahatsız olmaz. O görev anındaki zorluklara pek aldırmaz. Çünkü işin içinde hayatını kurtarmak, istediği bir hayatı yaşama azmi ona hep yön veren dürtüler olarak, onu rahatsız eder. Namı, böyle görev peşinde koşarken bazı şeylerden uzak olması hesabıyla mutluydu. Yolun sonuna gelmişti. Gideceği ev, bu zifiri karanlıkta kendisine görünmüştü bile. Dostları toplanmış kendisinin getireceği haberden dolayı onu bekliyorlardı.
    Kapıyı hızlıca açıp paldır küldür içeri girdi. Çekmiş olduklarını unutmuş bir rahatlama ile:
    -Merhaba dostlar!
    -Ne olmuş sana Namık? Kim seni böyle yaraladı? Diye hepsi birden bağırıp, onun yaralanan vucuduna gerekli müdahaleyi yapmak için yerlerinden fırladılar. O sakin fakat yorgunluğunu belli edercesine:
    -Hayır dostlarım! Bana kimse dokunmadı. Yolda düştüm. Hem de iki kez düştüm. Üstelik çukura yuvarlanırken başım bir taşa değdi ve kırıldı.
    -Tanrılar adına doğrumu söylüyorsun?
    -Evet Abdullah! Tanrılar adına yemin içerim doğru söylüyorum. Karanlıkta yürürken ve o korku ile yol alırken bu kadar yaralandığımı, elbiselerimin parçalandığını, üstümün başımın kana bulandığının farkına bile varamıyordum dersem yalan olmaz herhalde.
    -Tanrılar adına sana şifalar dilerim. Tanrımız seninle olsun!
    Getirilen haber unutulmuşcasına hep onu soruyorlardı. O da elinden gelen kısa cevaplarla geçiştiriyordu. Sonunda Abdullah'ın aklına onun getirdiği şeyler gelince:
    -Bugün ne haber ile geldin? Diye sorunca, herkes onun vereceği cevabı pür dikkat dinlediler. O elbiselerini ocağın yanında kuruturken bir iki arkadaşı da hazırlamış oldukları külü onun yarasına basmakla uğraşıyorlardı. O:
    -Savaş ile geldim!
    -Savaş mı?!... Hep bir ağızdan bağırıp ayağa kalktılar. O sözüne devamla:
    -Evet savaşla geldim. Yakında Elçi düşmanlarıyla savaşacak. Bizler ne yapacağız? Diye sordu.
    Hepsini bir düşünce almıştı. Acaba bunun sonucunda ne olacaktı? Kendilerinin bu durumda yerleri hangi taraf olacaktı? Reisleri şeytanca bir fikir ileri sürmek için onları düşünceden uyarmak için el çırptı:
    -Şak, şak, şak.
    -Dostlar beni dinleyin!
    -.........
    -Bildiğiniz gibi düşmanlarımız iki taraftır. Elçi taraftarları ve Musa taraftarları. Bunların ikisini birbirine kıydırmalıyız. Bir de Ortaklar vardır ki bunların bizim şehrimizin dışında olmalarına rağmen Elçi ve taraftarlarına düşmandırlar. Onların birbirlerini yok etmeleri gerekir. Fakat biz iki taraftan görünerek tavır almalıyız. Bizim için asıl önemli olan şehrimizi kendi örf ve adetlerimize göre idare etmektir. Musalılarla işbirliği yapalım. Onları şehrimizin dışındaki Ortaklara gönderelim. Ortakları kızıştırsınlar, biz de Elçiye katılalım. İki taraf savaşacağı zamana kadar böyle görünelim. O zaman savaş sahnesinde biz kuvvetlerimizi Elçi'nin kuvvetleri arasından çeker geri döneriz.
    -Yaşasın reisimiz!
    -Peki bu işin sonu nasıl olur?
    -Bu kadar açıklamadan sonra durumu daha anlayamadınız mı?
    -..........
    -Şehrimize savaştan sonra gelir el atar, eski durumumuza kavuşuruz. Çünkü Elçi ve taraftarlarının kazanma ihtimalleri yoktur.
    -Ya onlar kazanırsa? Diyen Namık'a:
    -O zaman yerin altı bizim için yerin üstünden hayırlı olur!
    Namık, kendisini kurutmuş ve getirdiği haberden dolayı nelerin planının yapıldığını düşünerek kendisine kızıyordu. Hem onlardan gözükmesi, Elçililere ne gibi zararlar verdiğini ve bunlara ne gibi faydalar sağladığını düşünüyordu. Hilenin sonu gelmezdi. Başındaki sargıdan dolayı gündüz her kesimden kendisini tanıyanların soru sormaları ve onların durumlarına göre ayrı ayrı cevaplar vermesi kendisini hayatından bıktırıyordu.
    O gece ve ondan sonraki günler düşüncelerin beynini kemirmesine sebep oldu. Artık her gece ve gündüzü öyle geçiyordu. Acaba ne yapmalıydı? Bu hainlik ne zamana kadar sürecekti? Bu tuzağı onlara haber vermezse eşi, dostu, amcaoğlu, babası hep zarar görecekti. Sadece kendi arzusu sebebiyle dünyanın düzenini bozmak hiçmi hiç kabul edilecek bir şey değildi. Artık rüyalarında bile böyle olayları görüyordu. O gecenin benzerlerini hatta daha şiddetlisini rüyasında görüyor, o kabuslarla uyanıyordu.
    Uyanıkken aynı korkularla yaşıyordu. Sonunda karar verdi, bu ikilikten vazgeçmeye. Artık tek yapacağı şeyi yapmalıydı. Tek bir yolda bulunmalıydı. Elçinin huzuruna gitti:
    -Ben size hainlik ettim, beni bağışlar mısınız?
    -Biliyordum! Diyen Elçinin yüzüne şaşkın şaşkın baktı. Elçi tebessüm ederek:
    -Bildirmen bir başarıdır.Senin için bir kurtuluş ve çevrendeki insanlara bir vefadır. Sağol. Tanrı seninle olsun.
    Elçi elini kaldırıp onun başının üzerine koyunca, günlerce içinde bulunduğu rahatsızlık birden yok oldu. Mutlu olarak evine gitti. Karanlıklarla dolu dünyada artık korkmuyor ve sanki gündüz evine gidiyordu.


    Emin Yaprak
#09.08.2009 11:43 0 0 0
  • İki Dil Bir Bavul - İki Dil Bir Bavul Filmi - İki Dil Bir Bavul 2009 - İki Dil Bir Bavul Vizyon Tarihi - İki Dil Bir Bavul Oyuncuları

    İki Dil Bir Bavul 2009

    Vizyon Tarihi: 23 Ekim 2009

    Oyuncular: -

    Yönetmen: Özgür Doğan, Orhan Eskiköy

    Senaryo Yazarı: Orhan Eskiköy

    Müzik: Serkan Gülgül

    Görüntü Yönetmeni: Orhan Eskiköy

    Ses Ekibi: Mert Özer - Premix

    Tür: Belgesel

    Ülke: Türkiye 81 Dk


    Orhan Eskiköy ile Özgür Doğan'ın yönettiği belgesel film İki Del Bir Bavul, önümüzdeki aylarda Perişan Film tarafından vizyona çıkarılıyor.

    İki Dil Bir Bavul, üniversiteden yeni mezun olmuş ve uzak bir Kürt köyüne atanmış Türk öğretmenin bir yılını, onun okula yeni başlayan ve Türkçe bilmeyen çocuklarla yaşadıklarını anlatıyor. Bir yıl boyunca öğretmenin farklı bir topluluk ve kültür içindeki yalnızlığına, çocuklar ve köylülerle yaşadığı iletişim problemine, çocuklardaki değişime tanık oluyoruz. Süreç boyunca öğretmen ve çocuklar birbirlerini tanımaya ve anlamaya başlıyorlar.


    noimage

    noimage

    noimage
#09.08.2009 02:00 0 0 0
  • Türkiye Meyveciliğine Bakış - Türkiye Meyveciliği - Türkiye Meyve Yetiştiriliciği

    Asya ve Avrupa kıtaları arasında bir köprü oluşturan ve üç yanı denizlerle çevrili olan ülkemizde meyvecilik kültürü tarihin çok eski dönemlerine kadar uzanmaktadır.

    noimage

    Anadolu'da yapılan kazılar bundan 4-5 bin yıl önce incir, zeytin, nar, keçiboynuzu, üzüm, ceviz, kestane, ayva, antepfıstığı, badem, elma ve armut gibi önemli meyvelerin bu topraklarda yetiştiğini göstermiştir. Yabani olarak yetişen ve meyvelerinden yararlandığımız alıç, kuşburnu, böğürtlen, karayemiş, iğde, melengiç, mahlep vb. daha bir çok meyve türü de ülkemizde doğal olarak yetişmektedir. Ülkemizde eskiden üzüm ve meyve yetiştirilen alanlara genel olarak bağ denilmekteydi. Hala da Anadolunun bazı yerlerinde meyve bahçelerine bağ adı verilmektedir. Bahçe deyimi ise (bağçe-küçük bağ) eskiden Türk evlerinin önündeki küçük alanlar için kullanılmakta iken günümüzde daha çok ticari meyve yetiştirilen alanlar için kullanılmaktadır.

    Yazın serinletici ve iştah açıcı özelliğiyle taze meyveler sevilerek yenirken, badem, ceviz vb. kuru meyveler ile kayısı, dut vb. kurutulmuş meyveler de kış gecelerinde ailelerin vazgeçilmez çerezleri olarak tüketilmektedir. Meyveler ayrıca meyve suyu, konserve, reçel, marmelat, pekmez olarak da günlük yaşamımızda yer almaktadır..

    Cumhuriyetin kurulmasından hemen sonra ülkemizde meyve yetiştiriciliği bilimsel ve teknik temellere dayanarak gelişmesini sürdürmeye başlamıştır. Bir çok meyve türünde artan üretim miktarına paralel olarak kişi başına düşen meyve miktarı da artmıştır. 1930-1940'lı yıllara kadar çeşitli meyveler ve özellikle de bazı subtropik meyveler (muz, portakal, limon ve mandarin gibi) ülkemizin bir çok bölgesinde satın alınamayacak kadar pahalı iken, bugün hemen her yerde bol miktarda ve ucuz fiyatla bulunmaktadır.

    Türkiye günümüzde her yıl 12 milyon ton dolayında meyve üretimiyle hem ülke içi gereksinimini karşılamakta hem de dış satım yapmaktadır. Türkiye sahip olduğu çeşitli iklim farklılıkları nedeniyle elmadan antepfıstığına, muzdan fındığa kadar her ülkeye nasip olmayan meyve türlerini yetişirebilmektedir. Bu yüzden, Türkiye meyve yetiştiriciliği bakımından kendine yeterli sayılan ender ülkelerden biri olarak kabul edilmektedir.

    Günümüzde meyve bahçelerinin işletilmesinde modern yöntemler kullanılmaktadır. Ticari meyve yetiştiriciliğinde gübreleme, ilaçlama, budama vb. bakım işleri düzenli olarak yapılmaktadır. Özellikle turunçgil, kiraz ve çilek tarımında uygulanan teknikler meyvecilikte ileri ülkelerle yarışacak düzeye gelmiştir. Öteki meyve türlerinde de modern yetiştirme teknikleri uygulanmaya başlanmıştır. Örneğin, elma üretimi için son yıllarda bodur ağaçlarla sık dikim bahçeler kurulmaya başlanmıştır.

    Ülkemiz, mevcut meyve yetiştiriciliğine ek olarak önemli bir meyvecilik potansiyeline de sahiptir. 1990'lı yıllardan itibaren yeraltı sularının kullanılmaya başlamasıyla birlikte İç Anadolu Bölgemizde ticari meyvecilik gelişmeye başlamıştır. Yine, Güneydoğu Anadolu Bölgemizde sulama olanaklarına paralel olarak önemli bir meyvecilik potansiyeli doğmuştur. Ayrıca, önceleri, taze tüketime yönelik meyve bahçeleri pazarlama kolaylığı yüzünden daha çok büyük kentler ve ana ulaşım yollarının yakınında kurulurdu. Ancak günümüzde ulaşımın yaygınlaşmasıyla birlikte pazarsızlık yüzünden değerlendirilemeyen ve meyveciliğe uygun arazilarin de üretime girmeye başladığı görülmektedir.

    Ülkemizde değişik meyve türlerine ait çok sayıda meyve çeşidi bulunmaktadır. Örneğin ülkemizdeki elma çeşidi sayısı 500'ün üzerindedir. Gerek yurt dışından getirilen çeşitlerle gerekse yurt içinde yapılan ıslah çalışmalarıyla mevcut meyve çeşitlerinin sayısı giderek artmaktadır. Meyve bahçesi kuran bilinçli üreticiler pazar tarafından beğenilen kaliteli ve verimli çeşitleri yetiştirmektedir.

    1980'li yılların ortasından itibaren çiftçiler meyve yetiştiriciliğine ciddi bir şekilde yönelmeye başlamıştır. Bunda meyveciliğin, tarımın kazançlı bir dalı olduğunun anlaşılmasının payı büyüktür. 2000'li yıllardan itibaren tarım dışı mesleklerden de kişilerin meyve bahçesi kurmaya heves ettikleri dikkat çekmektedir.

    Mevcut meyve bahçelerinin önemli bir bölümünün arazi büyüklüğü ekonomik ölçülerde değildir. Meyve bahçelerinin "kapama" olarak kurulmasına önem verilmelidir. Yani, 5-10 dekarlık bahçeler yerine 50-100 dekar ya da daha büyük alanlarda ve az sayıda türden ve standart çeşitlerden bahçeler kurulmalıdır. Meyve bahçelerinin kapama olarak kurulması üreticimizin rekabet gücünü arttıracaktır. Yetiştirilecek meyve çeşitlerinin dış pazarın da istekleri dikkate alınarak seçilmesi durumunda dış satım olanakları gelişecektir. Bu amaçla sadece dış pazara yönelik bahçelerin kurulması da düşünülebilir.

    Ülkemizde meyve fidanı üretimi artık daha çok özel sektör tarafından gerçekleştirilmektedir. Çeşitli bölgelerde büyük fidanlıklar ya da fidan üretim kooperatifleri bulunmakla birlikte, sertifikalı ve kaliteli fidanlar yeteri kadar üretilmemektedir. Bu arada bir çok küçük özel fidancı da standart dışı fidan üretmektedir.

    Ülkemizin sahip olduğu bol güneşlenme bir çok Avrupa ülkesinde yetişmeyecek kalitede meyveler üretilmesine olanak vermektedir. Modern meyvecilikte kaliteli meyve üretimi esas olmakla birlikte, son yıllarda "iyi tarım uygulamaları" çerçevesinde çevreye dost bir şekilde meyve üretmek de büyük önem kazanmıştır. "İyi tarım uygulamaları" yakın gelecekteki meyve ticaretinde kaliteyi belirlecak ve uluslararası rekabette etkili olacak önemli bir konudur.
#09.08.2009 00:50 0 0 0
  • Süs Mandalinası - Kamkat Fortunella - Süs Mandalinası Nasıl Olur

    Kamkat : Kumquat, fortunella spp. swingle.
    Kamkat, Turunçgiller içinde küçük mücevher olarak adlandırılır "the little gems of the citrus family"
    Kamkat Çincede altın portakal manasına gelir "gold orange".
    Dünyada kabuğu ile beraber yenilen tek narenciye çeşididir. Anavatanının Çin olduğuna inanılır. Batı dünyası ile tanışması 19.yüzyıl ortalarında olmuştur.
    Dünya da, Çin, Japonya, Amerika, Porto Riko, Guatemala, Kolombiya, Brezilya ve Güney Hindistan da yetişir.
    Türkiye de ise, Rize'ye 50-60 yıl önce Batum'dan gelmiş olan kamkat uzun zaman nasıl değerlendirileceği bilinemeden kalmıştır.

    Biz onu önce süs mandalinası diye bildik. Sonra adının King Kong olduğu söylendi. Onu bahçedeki mandalinaların bir türü sandık, oysa yalnızca narenciyenin yakın akrabasıymış.

    noimage

    Zaten her yıl bizi kandırmasından da belli. Her yıl, tamam artık, bu yıl meyve vermeyecek, hala çiçek açmadı diyoruz. Sonra Temmuz sonu - Ağustos başı ilk goncalar patlıyor. Meyvesi de bütün yıl üstünde kalabiliyor. Görünüşü pek süslü olduğundan meyvelerinin yalnızca fazlasını alıyoruz. Bitkiyi fazla yormamak için. Topladığımız meyveleri votkayla dolu bir şişeye atıp bozdolabına koyuyoruz. Güzel oluyor.
    Süs bitkisi diye onu saksıda büyütüyoruz. Her yıl kök bakımı yapıp yeni toprakla karışık keçi gübresi koyarak tekrar aynı saksıya yerleştiriyoruz. Biraz bonsai muamelesi görüyor. Taze sürgünlerde Narenciye ile aynı yaprak kıvrılmasına (güve) maruz kalmakla birlikte biraz daha dirençli. Ama bu, hep el altında durmasından kaynaklanıyor da olabilir.

    Rutaceae ailesinden. Anavatanı Çin ve Vietnam. Batı dünyası ile tanışması 19.yüzyıl ortalarında olmuş. Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde yetiştirilmeye çalışmişsa da en iyi meyve oluşumu Rize ilinde sağlanmış. Rize'ye ise 50-60 yıl önce Batum'dan gelmiş ancak uzun zaman nasıl değerlendirileceği bilinemeden kalmış.

    Kullanımı

    * Kamkat genelde taze meyve olarak kabuğu ile birlikte yenilir.
    * C vitamini bakımından zengin olan kamkat, kabuğu ile beraber yenildiğinde gribal enfeksiyonları önlemede önemli rol oynamaktadır.
    * Reçel ve marmelatı yapılır.
    * Çok değişik bir aroması vardır.
    * Meyve suyu ve sos olarak kullanılır.
    * Dünya'nın en pahalı restaurantlarında tatlı ve salatalarda en gözde yeri alır.
    * Alkollü içki masalarının bulunmaz çok değerli mezesidir.

    Evinizin balkonunda bir meyve ağacı

    Kamkatın en önemli özelliklerinden biride süs bitkisi olarak kullanılmasıdır.
    Uzun yıllar değeri bilinmeyen ve son yıllarda özellikleri belirlenen kamkatın süs bitkisi olarak evlerin balkonlarında, çevre düzenlemesinde, yazlık bina ve villaların bahçelerinde kullanabilinecek tek narenciye çeşididir.

    Bitki üzerinde bir yıl meyve
    -Kamkat, üç yaprak anaç üzerine göz aşısı yapılarak üretilir.
    -Erkek ve dişi organları aynı çiçek üzerinde olduğundan tek bir kamkat bitkisi her yerde çiçeğe ve meyveye yatabilmektedir.
    -Meyveler iri zeytin büyüklüğünde olup Nisan-Mayıs aylarında yeme olgunluğuna erişmektedir.
    -Meyve koparılmazsa bir yıl bitki üzerinde kalabilmekte, aynı lezzetle yenebilmektedir.

    Çeşitleri

    Kültür altına alınan, yiyecekleri için yetiştirilen kamkat'ın tanınmış çeşitleri şunlardır:

    * Hong Kong: Chin chü, shan chin kan ve chin tou olarak adlandırılırlar. Hong

    Kong ve Çin'in bazı dağlık bölgelerinde yetişir. Çevre genişliği 1.6-2 cm civarındadır. Olgunlaştığında zayıf ve fazla etli olmayan kabuğu soyulur. 3-4 küçük çekirdeği bulunur.
    * Marumi: Japonya orjinli olup Meyve hafif basık küre şeklinde yuvarlaktır. Uzunluğu 3.2 cm kadardır. Altın sarısı renktedir. Meyve aromatic ve baharatımsıdır. 4-7 çekirdeği bulunur. Ağacı 2.75m'ye kadar ulaşır. Küçük yapraklıdır. Aynı sezon için de oluşabilecek soğuklara karşı daha dayanıklıdır.
    * Meiwa: Japonya orjinlidir. Kısa yuvarlak bir yapıda olup 4 cm'lik bir genişliğe sahiptir. Kabuk portakal sarısı renkte olup çok kalındır. Meyvesi tatlı olup 7 çekirdeğe sahiptir. Sık sık çekirdeksiz veya daha az çekirfdekli olanlarına da rastlamak mümkündür. Çin'de de yaygın olarak bu çeşit yetiştirilir. Taze olarak yenilmek için en ideal kamakat'dır.
    * Nagami: Çin'den dünya'ya yayılmıştır. 4-5 dilimlik meyvesi olup. 2-5 çekirdeği vardır. Yuvarlak olup 4-5 cm büyüklüğe erişirir. Mevsimi Ekim'den Ocak ayına kadardır. Ağacı 4.5m'ye kadar ulaşır.

    Gıda Değeri
    100 Gram Kamkat'ın Gıda Değeri
    -Kalori 274
    -Protein 3,8 g
    -Yağ 0,4 g
    -Karbonhidratlar 72,1 g
    -Kalsiyum 266 mg
    -Fosfor 97 mg
    -Demir 1,7 mg
    -Sodyum 30 mg
    -Potasyum 995 mg
    -Vitamin A 2.530 I.U
    -Thiamine 0,35 mg
    -Riboflavin 0.40 mg
    -Ascorbik Asit 151 mg
    * Bu değerler United States Department of Agriculture alınmıştır.
#09.08.2009 00:49 0 0 0
  • Burçların Birbirleriyle İlişkileri - Burçlar - Burçlar Nasıl Anlaşır - Kim Hangi Burçta

    Dilimizdeki yıldızı barışmamak deyiminin kaynaklarından biri olan bu listeler, insanlar arasındaki iyi ilişkileri önceden bilmeye, saptamaya ilişkindir. Aşağıdaki tablomuza göre kıyaslama yapabilirsiniz...

    noimage

    Bu listeleri yapanların inanışına göre burçları, yıldızları ve burçlarının doğası birbiriyle dost olanlar, iyi geçinir, yalnız burçları ya da yıldızları arasında dostluk olanlar orta halli bir uyuşma sağlarlar. Burçlar, burç doğaları ve yıldızlar arasındaki anlaşmazlık ve düşmanlıklar insan ilişkilerine aynen yansır.

    Yıldız ilişkileri listesinde yer alan gezegenler, dönemin inanışına göre, yedi kat gökyüzündeki sıralamayla, en uzaktan başlayarak en yakına doğru yer alırlar. Bu yedi kat gökyüzünün sekizinci katında, duran yıldızlar bulunur. Dokuzuncu kat gökyüzündeyse hiçbir gökcismi bulunmaz.

    Her yıldız etkilediği kişiye özel nitelikler verir. Yalnız kişileri değil, haftanın kimi gün ve gecelerini de etkilerler. Zühal, Müşteri ve Merih eflak-i selase-i ulviye, Zühre, Utarit, Süfliyeyn diye anılırlar.

    noimage

    KAMER:

    Yıldızı bu gezegen olanlar, maymun iştahlı, ihmalci, karasız ve hayale düşkündürler. Zayıf, güçsüz, dayanıksız olurlar. Bencil ve endişelidirler. Kamer birinci feleğe ve pazartesi günü ile cuma gecesine egemendir. Beyaz renk Kamer'indir. Dostu Şems'tir. Düşmanı yoktur.

    UTARİT:

    Yıldızı bu gezegen olanlar, zeki ve çalışkandır. Güzel konuşurlar, uysal ve sanata yatkın olurlar. Neşeli ve duyguludurlar. Aynı zamanda hileci ve vefasız olurlar. Utarit ikinci feleğe, pazar gecesi ile çarşamba gününe egemendir. Karışık renkler Utarit'indir. Dostu kamer düşmanları Şems ile Zühre'dir.

    ZÜHRE:

    Yıldızı bu gezegen olanlar, güzel, zarif, sevdaya eğilimli, sanatçı ruhlu olurlar. Eğlenceyi severler ve gösterişe, süse düşkündürler. Zühre üçüncü feleğe Salı gecesi ile Cuma gününe egemendir. Yeşil renk Zühre'nindir.

    ŞEMS:

    Yıldızı bu gezegen olanlar, güçlü, zeki, sanatçı olurlar. İşlerinde başarılıdırlar. Halkı güneş gibi çekerler. Gösterişe, eğlenceye tutkundurlar, hayal kurmayı severler. Şems dördüncü feleğe ve pazar günü ile Perşembe gecesine egemendir. Sarı renk Şems'indir. Eski müneccimler gezegenler arasında Şemsi sultan sayarak, öteki gezegenlere onun yanında görevler vermişlerdir; Kamer vezir, Zühre çalgıcı, Müşteri kadı, Zühal hazinedar, Merih serasker.

    MERİH:

    Yıldızı bu gezegen olanlar, güçlü, öfkeli,sert ve atak olurlar. Girişken ve kararlıdırlar. Fikirleri dengelidir. Daima kavga ve mücadele durumundadırlar. Merih beşinci feleğe ve cumartesi gecesi ile salı gününe egemendir. Kırmızı renk Merih'indir.

    MÜŞTERİ:

    Yıldızı bu gezegen olanlar, cesur, onurlu ve cömert, zarif ve talihli olurlar. Güzel konuşurlar. Alçakgönüllü ve yumuşak huyludurlar. Müşteri altıncı feleğe ve pazartesi gecesi ile perşembe gününe egemendir. Mavi renk Müşteri'nindir. Merih ile kamer dostları, Zühre ile Utarit düşmanlarıdır.

    ZÜHAL:

    Yıldızı bu gezegen olanlar, ahmak, cahil, kaba, korkak, cimri ve yalancı olurlar. Hurafelere inanırlar ve hayallere dalarlar. Zühal yedinci feleğe ve çarşamba gecesi ile cumartesi gününe egemendir. Siyah renk Zühal'indir. Zühre ve Utarit dostu, Şems ve Kamer düşmanıdır.

    İnsanların doğdukları andaki burç ve yıldız etkilerinin, onların talih, huy,sağlık ve görünüşlerini etkilediğine inanan eski yıldız bilimciler, her burçta doğan erkek ve kadınlara ayrı öğütler verir, dualar da önerirler. Doğu ülkelerinde doğum saatinin hatta gününün tam bilinmeyişi, takvim değişiklikleri, bunları saptayabilmek için cetveller, çizelgeler yapılmasına yol açmıştır. Arabi ayların örneğin ramazan ayının yıllara göre mevsim değiştirmesi düşünülürse, bu çizelgelerin önemi anlaşılır.
#09.08.2009 00:25 0 0 0
  • Burca Göre Saç Modeli - Saç Modelleri - Saç Modeli - Burç Ve Saç Modeli - Burçlar

    Burcunuza göre saçlarınız nasıl olmalı? Eğer curcunuza göre saç modelinizi merak ediyorsanız bu yazımızı okuyun.

    noimage

    Koç:
    Aktif, cesur ve bilinçlisiniz. Duygularınızı olduğu gibi belli ediyor, kısıtlamalara gelemiyorsunuz. Saç modelinizin ise sizi engellemesine tahammülünüz yok. Pratik, kısa saç kesimi tam size göre. Uzun saçlı Koç kadınları, saçlarını mutlaka geriye tarar ve at kuyruğu şeklinde bağlar. Düzgün görünümlü bir at kuyruğu için saçınız nemli iken pürüzsüzleştirici saç kremi uygulayınız.

    Boğa:
    İnatçı, güvenilir ve sabırlı kişiliğiniz var. Güzelliğiniz, cazibeniz ve tüm kadınsı özelliklerinize karşı ayaklarını yere sıkı sıkı basan bir yapıya sahipsiniz. Bu nedenle, fazla abartılı saç modellerini kendinize asla yakıştıramazsınız. Doğal görünümlü saçlar daha çok hoşunuza gider.

    İkizler:
    Çevrenizle son derece kolay ilişki kuruyorsunuz. Can sıkıntısı size çok yabancı. Aşırı düzene yatkın olmamanız, komplike saç modellerinden hoşlanmamanıza neden oluyor. Sürekli kontrol edilmesi gerekmeyen, doğal haline bırakılmış saçlar size daha uygun.

    Yengeç:
    Son derece duygusal ve idealist bir yapıya sahipsiniz. Ayrıca mesafeli bir insan olduğunuzdan herkesin size kolayca yaklaşmasına izin vermezsiniz. Bu yüzden, yerine göre gözlerinizdeki anlamı çevrenizden gizleyebilmeniz için uzun saçlarınız olmalı.

    Aslan:
    Herkesin sevgilisi olarak, yaşamı dolu dizgin yaşıyorsunuz. Dişi aslanın asaletine sahip olmanıza rağmen yine de kibar bir saç modeli size uygun değil. Burçların kraliçesi olarak herkesin size hayranlık duyması şart. bu yüzden, gösterişli saçlardan ve çarpıcı, cesaret isteyen son moda değişik renklerden korkmayın.

    Başak:
    Dakik bir insansınız. Hatta size mükemmeliyetçi bile denilebilir. Dağınıklığın hiçbir türüne dayanamazsınız. Bu yüzden saçlarınızın özenle taranmış olması şart. Saçlarınıza düzenli bir görünüm vermek için saç spreyi ve briyantin kullanın.

    Terazi:
    Cazibeli ve esprili olmak sizin en temel özelliğiniz. Ayrıca uyum ve estetik konusunda da son derece duyarlısınız. Tıpkı aslan kadını gibi, sizde lüksten çok hoşlanıyorsunuz. Yeter ki fazla dikkat çekici olmasın. Bu nedenle size sade ve şık saç modellerini tavsiye ederiz.

    Akrep:
    Burçlar arasında akrep kadını kadar ne istediğini bilen ve hedefe kilitlenen bir burç daha yoktur. Dışarıdan bakıldığında sakin ve soğuk görünürsünüz. Buna bağlı olarak mükemmel şekillendirilmiş saçlar ve her zaman bakımlı olmak tipik özelliklerinizdir. Saç modellerinizin daha yumuşak ve feminen olmasını sağlayın. Bu tür saçlar size daha çok yakışacaktır.

    Yay:
    Bağımsız karakteriniz sizin tipik özelliğiniz. Ani kararlar alabiliyor, maceradan hoşlanıyorsunuz. Jöle, sprey türü saç şekillenme ürünlerinden pek hoşlanmadığınız için yumuşakça dökülen saç modeli kullanmanızdan ve saçınıza pürüzsüzleştirici saç kremi gibi daha yumuşak formüllü ve doğal görünüm veren şekillendiricilerle şekil vermenizde fayda var.

    Oğlak:
    Kıvrak espri anlayışınız ve ortama uyumunuz sayesinde en zor durumlardan bile yüzünüzün akıyla sıyrılabilirsiniz. her konuda olduğu gibi saç konusunda da sağlamcısınız. Bu yüzden saçınızın bozulmasını önleyen ve her telin yerli yerinde durmasını sağlayan sprey ve jöle gibi şekillendiriciler kullanın.

    Kova:
    Etrafınızda olup biten her şeyle ilgili ve son derece ateşlisiniz. Sürekli yeni fikirler peşindesiniz. Bu durumda, karmaşık saç modellerine ayıracak zamanınız da yok. Ancak, o doğal ışıltınızı yitirmemeniz için saç bakımınıza da özen gösterin. Kişisel saç bakımınıza uygun ürünleri kullanmayı ihmal etmeyin.

    Balık:
    Romantik ve güçlü sezgilere sahip bir insansınız. Yaşamda duyarlı ve duygulu hareketlerle ilerliyorsunuz. Saçlarınız da sizin gibi duyarlı olduğundan boya ve perma gibi kimyasal uygulamalardan uzak durun. Bitkisel boyalar ve alkol oranı düşük şekillendiriciler kullanmaya özen gösterin."
#08.08.2009 23:53 0 0 0