MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Emeqine Saqlık Canım Hepsi Cok Güzel Olmus

    3. Resim Harika Yüreqine Saqlık
#01.09.2007 09:22 0 0 0
#31.08.2007 17:48 0 0 0
#31.08.2007 16:09 0 0 0
  • Konu: GeL..
    @*ßeß!Sh* adlı üyeden alıntı:


    noimage

    GEL ARTIK!

    Aşkım sonbahar
    Soldu yaprak gibi
    Sen yoksun
    Boşuna yağıyor yağmur
    Birlikte ıslanmayacağız ki...
    Aşkım sonbahar soldu yaprak gibi
    Nasılda koptun dalından
    O dal ki bir gül bahçesi
    Bir gün beklerim seni sonbahar akşamı
    Yerden alırım o masumca yatan yaprağı,
    Öperim binlerce kez
    Ama geri getirmem ki...

    Ben yine seni bekleyeceğim
    Her sonbahar dökülse de yaprakların
    Ve
    Her bahar yeniden gül dalında,
    Filizlenmeni bekleyeceğim.
    Bir ama bir gün umudumu
    Asla yitirmeyeceğim...

    Seni beklediğimi bilmesen de
    Beni her bahar sabahı duymasan da
    Gözlerimin içine bakmasan da
    Kalbimdekileri göremesen de
    Ben hep seni SEVECEĞİM...

    Hani mecnun var,
    Aşkı için çöllerde kavrulan.
    Hani Kerem var,
    Aslı için dağları delen.
    Hani bir de ben varya senin aşkından ölen...

    Aşkın yedi bitirdi beni,
    geçmiyor günler sensiz.
    Her anım;
    sanki susuz ve kurak bir çöldeyim,
    sanki güneşsiz bir dünyadayım,
    sen benim güneşimsin
    Kalbimi ısıtan...

    Bu ayrılık yetmedi mi?
    Çektirdiğin onca eziyet bitmesin mi?
    Gel ,gel artık
    Canımın cananı
    Gönlümün sultanı
    Kalbimin baharı
    Gel;
    Gel ki gülsün bu solan yüzüm
    Bitsin sensizlik matemi
    Yüzüne karşı bir kez olsun,
    Seni Seviyorum dememiş olsam da
    Seni SEVİYORUM.

    Sen beni hiç mi hiç sevmesen de
    Her ne kadar bunu bilmesen de
    Ben seni ömrümün sonuna kadar seveceğim
    Ve
    Senin aşkından öleceğim.
    Ne olur GELL artık,
    Burada seni masumca seven bir kalp var
    Ne olur gör artık
    GÖRDE SEV ARTIK...

    Seven kalbimi görmesen de olur
    Senin için öldüğümde
    O zaman anlarsın
    Görmekte gecikmiş kalbini,
    Ve
    Gözlerini dikeceksin arşa
    Belki isyan edeceksin
    Kendine kızacak
    Affetmeyeceksin
    Sonra gözlerinin feri gözyaşıyla yıkanacak,
    Artık yeter diyeceksin
    Belki bir gün senin aşkından ölen birisini göreceksin
    Ve artık o zaman çok geç olacak
    Ne kadar geç olursa olsun
    Bir gün seni sevdiğimi anlayacaksın!
    Ne olur yeteri kadar geç olmadan dön artık.

    Sana, dön diyorum ya
    Bana, gel diyorum ya
    Beni bul diyorum ya;
    İşte beni kabirde değil
    Yaşarken gel, Sev Beni istiyorum Gülüm.
    Beni orada aramaya başlamadan gel ne olur.
    Anlar insan seveni,
    Anlar, kimin için çarpıyorsa kalbimi.

    İşte o kalp seveni uğuna,
    Can vermeden sen gel karşılık ver
    Burada seni seven yaralı bir yürek var
    Yarası daha da büyümeden ne olur gel...
    GEL ARTIK!!!

    Orijinali Göster...

    İşte o kalp seveni uğuna,
    Can vermeden sen gel karşılık ver
    Burada seni seven yaralı bir yürek var
    Yarası daha da büyümeden ne olur gel...
    GEL ARTIK!!!



    Anlıcaklarını Sanmıyom Böle Sevqiyi

    Emeqine Saqlık Canım (:
#31.08.2007 15:46 0 0 0
#31.08.2007 13:29 0 0 0
#31.08.2007 12:56 0 0 0
#31.08.2007 12:55 0 0 0
#31.08.2007 12:53 0 0 0
#31.08.2007 12:48 0 0 0
#31.08.2007 12:32 0 0 0
#29.08.2007 15:49 0 0 0
  • SANATÇI ADI: Yüksek Sadakat

    ALBÜM ADI: Yüksek Sadakat

    ALBÜM YILI: 2006


    COVER:

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:

    1 - İhtimaller Denizi
    2 - Pervane
    3 - Kafile
    4 - Döneceksin Diye Söz Ver
    5 - Denizaltı
    6 - Belki Üstümüzden Bir Kuş Geçer
    7 - Aklımın İplerini Saldım
    8 - Hüzün
    9 - Yine de...
    10 - İkarus


    main-board.com
#29.08.2007 14:00 0 0 0
  • Kuzey Rüzqarı Dizisi 3Eylül' de Show Tv'de Ba$lıyor.

    Kuzey Rüzqarı Dizisi , Basrollerinde Oktay Kaynarca , Kadir inanir ,Çaqla Kubat, Ebru Cündübeyoqlu, Ebru Kocaaqa, Itır Esen ve Aliye Uzunataqan... Oynadıqı Dizi Çok Ses Getireceqe Benziyor. Nam ı Deqer Çakır Ve Deli Kadir Aynı Dizide Ekran Karsına Geciyor.

    Kuzey Rüzqarı Dizisinin Yapımcılıqını Sinetel'den ibrahim Mertoqlu, Yönetmenliqini ise Mustafa $evki Doqan Yapıyor.

    Kurtlar Vadisine Rakip Olarak Gösterilen Kuzey Rüzqari Dizisi, Güclü Kadrosu ile izleyicilerle Bulusuyor.


    Dizi Karekterleri :

    - Oktay Kaynarca (POYRAZ) - Kadir inanırın Yeqeni
    - Kadir inanır ( KUZEY TA$OVA) - Namı Deqer EKBER
    - Uqur Uysal - Ekberin $oförü

    1. Tanıtım







    2. Tanıtım







    3. Tanıtım




#29.08.2007 11:14 1 0 0

  • Aydan Şener ve Kenan Işık'ın başrollerini paylaştığı " Fikrimin İncegülü " adlı televizyon dizisi filmin çekimleri Tarihi ve Turistik Amasra ilçesinde yapılıyor.


    Med Film şirketinin yapımcılığını üstlendiği " Fikrimin İnce Gülü " adlı dizi Show TV.'de mayıs ayının ilk haftasında gösterime girecek. Fikrimin ince gülü isimli televizyon dizisinin 8 bölümü Amasra çekilerek, diğer kalan bölümlerinin ise Haziran ve Ağustos aylarında tekrar Amasra'da çekileceği bildirildi.


    Aydan Şener ve Kenan Işık'ın başrollerini paylaştığı " Fikrimin İnce Gülü " adlı TV.dizisinde Aydan Şener Uyuşturucu bağımlısı oğlunu bu illetten kurtarmaya çalışan bir anneyi canlandırıyor.







#29.08.2007 10:45 1 0 0
  • HANİ BENİM YEMENİM

    Hani Benim Yemenim Yemenim
    İşte Benim Yemenim (Al Başından Koy Başa Yazıverin Ta Başa)

    Çiçeği Nasıl Ekerler Ekerler
    Şöyle Şöyle Ekerler (Al Başından Koy Başa Yazıverin Ta Başa)

    Güzeli Nasıl Severler Severler
    Şöyle Şöyle Severler (Al Başından Koy Başa Yazıverin Ta Başa)

    Güzele Nasıl Bakarlar Bakarlar
    Şöyle Şöyle Bakarlar (Al Başından Koy Başa Yazıverin Ta Başa)

    Güzeli Nasıl Kaparlar Kaparlar
    Şöyle Şöyle Kaparlar (Al Başından Koy Başa Yazıverin Ta Başa)




    EKİNLER EKİLİRKEN

    Ekinler ekilirken
    Çiziye dökülürken
    Seni benden ayırdılar (suna da boylu keziban)
    Şafaklar sökülürken

    Vardım pınar akmıyor
    Yar yüzüme bakmıyor
    Dokuz deste gül aldım (suna da boylu keziban)
    Senin gibi kokmuyor




    AYAĞINDA MESİ VAR

    Ayağında Mesi Var
    Başında Mor Fesi Var
    Yaslan Dağlar Göreyim
    Ardında Yar Sesi Var

    Ceviz Dalı Eymeli
    Kaş Kirpiğe Deymeli
    Benim Olmecek Yari
    Sevip De Neylemeli

    Köprünün Altı Çiçek
    Bunu Kimler Biçecek
    Benim Nazlı Yarimden
    Gönlüm Vaz Mı Geçecek

    İndim Nane Biçmeye
    Eyildim Su İçmeye
    Yar Karşıdan Gelirken
    Kanatlandım Uçmaya
#26.08.2007 16:03 0 0 0
  • LATİFE UŞŞAKİ

    Latife Uşşaki


    Latife Uşşaki (1898, İzmir - 1975, İstanbul) Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı eşidir. 29 Ocak 1923 - 5 Ağustos 1925 tarihleri arasında iki buçuk yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile evli kalmıştır.

    Latife Hanım 1898 yılında İzmir'de doğdu. İzmir'in tanınmış ailelerinden Uşakizade (sonra Uşşaklı) Muammer Bey'in kızıdır. İzmir Lisesi'ni bitirdi. Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde hukuk okudu. Londra'da dil öğrenimi gördü. Kurtuluş Savaşı henüz bitmeden Türkiye'ye döndü.

    11 Eylül 1922'de, Türk ordusunun İzmir'e girişinin ikinci günü Başkumandan Mustafa Kemal'in şehre geldiğini duyunca karargâha giderek kendisiyle tanıştı ve güvenlik gerekçesi ile karargâhını babasının Göztepe'deki köşküne taşımasını teklif etti. Aile, Atatürk'ü 20 gün köşklerinde ağırladı. Bu tanışmadan sonra haberleşmeleri devam etti. Bir süre sonra Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde Hanım da, sağlık sorunları nedeniyle İzmir'e gittiğinde köşkte ağırlandı. Zübeyde Hanım'ın 14 Ocak 1923'te ölümü üzerine İzmir'e giden Mustafa Kemal ile Latife Hanım 29 Ocak 1923'te Muammer Bey'in evinde, sade bir nikâhla evlendiler. Bu, nikâhta kendileri de bulunduğu için dönemin âdetlerine uymayan bir törendi. Mareşal Fevzi Çakmak ve Kâzım Karabekir Mustafa Kemal'in, Mustafa Abdülhalik Renda ile Salih Bozok ise Latife Hanım'ın tanıkları idi.

    Bu evlilikle Latife Hanım, modern ve medeni Türk kadınının simgesi olma görevini üstlendi. Yeni devletin başkenti Ankara'ya gelerek Çankaya'da ilk cumhurbaşkanlığı köşkü olarak kullanılan Kuleli Köşk (günümüzde Atatürk Müzesi olarak kullanılan bugünkü adıyla Eski Köşk)'te yaşadı. Eşinin isteği üzerine TBMM'deki oturumları izlemeye giden Latife Hanım, TBMM'ye giren ilk Türk kadını oldu. Pek çok yurt gezisinde eşine eşlik etti. 1925 yazında Doğu Anadolu gezisinde aralarında geçen tatsız bir tartışmadan sonra Latife Hanım ve Atatürk boşandılar. Boşanma haberi, 5 Ağustos 1925 günü radyoda yayımlanan bir hükümet bildirisi ile duyuruldu.

    Ölümüne kadar İzmir'de ve İstanbul'da yaşayan Latife Hanım, evliliği ve eşi hakkında konuşmayı ya da yazmayı kesinlikle kabul etmedi. 12 Temmuz 1975'te İstanbul'da hayatını kaybetti ve Edirnekapı Şehitliği'ndeki aile mezarlığına gömüldü.


    Önemli
    Latife Hanım, soyadı kanunundan sonra Atatürk'ün özel isteğiyle Uşşaki soyadını almıştır. Ailenin soyadı Uşşaklı'dır. Uşaklıgil, yalnız amcasının soyadıdır




    HALİT ZİYA UŞAKGİL
    Türk roman ve öykü yazarı. Türk edebiyatında Batı anlamındaki romanın ilk yetkin örneklerini vermiştir.



    Mahalle mektebinden sonra Fatih Rüştiyesi'ne gitti. Tüccar olan babasının işlerinin bozulması üzerine, 1879'da İzmir'e yerleştiler. Halit Ziya orada bir süre rüştiyeye, sonra da Fransızca öğrenmesi için rahipler okuluna gönderildi. Fransızca'dan ilk çevirilerini bu yıllarda yaptı. Tevfik Nevzat ile 1884'te Nevruz dergisini, 1886'da da Hizmet gazetesini çıkarttı. İlk romanlarını bu gazetede yayımladı. Okulu bitirdikten sonra bir yandan İzmir Rüştiyesi'nde Fransızca öğretmenliği yaparken, bir yandan da Osmanlı Bankası'nda memur olarak çalıştı. 1893'te Reji İdaresi'nde başkâtiplik göreviyle İstanbul'a geldi. Hüseyin Siret, Mehmet Rauf, Rıza Tevfik, Hüseyin Cahit, Ahmet Rasim gibi yazarlarla dostluk kurdu ve 1896'da Edebiyat-ı Cedide topluluğuna katılarak Servet-i Fünun dergisinde kendine geniş ün sağlayan romanlarını yayımladı. 1901-1908 arasında yazarlığı bıraktıysa da II. Meşrutiyet döneminde yeniden başladı, ancak 1923'e değin yazdıklarını yayımlamadı. Bu arada, Darülfünun'da estetik ve batı edebiyatı dersleri verdi. V. Mehmed'in tahta geçmesi üzerine onun mabeyn başkâtipliğine atandı, dört yıl bu görevde kaldı. Daha sonra Reji İdaresi'nde yönetim kurulu başkanı oldu. Son yıllarını Yeşilköy'deki evinde anılarını yazarak geçirdi.


    Uşaklıgil'in İzmir'deyken yazdığı Nemide, Bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekâsı gibi ilk yapıtları, karşılıksız sevgiyi konu alan, acıklı, duygusal kısa romanlardır. İstanbul'a geldikten sonra Sevet-i Fünun dergisinde yayımladığı Mai ve Siyah ile acemilik dönemini geride bıraktığı izlenir. Daha önceki yapıtlarında ön planda gelen acıklı aşk serüveni, burada ikinci plana atılmıştır. Şairler, gazeteciler, yayınevi sahipleri ve yazarlar arasında geçen olayları ele aldığı bu romanda, hem o dönemin Babıâli dünyasını, hem de bu dünyanın gerçekleri karşısında yaşamda yenik düşen Ahmet Cemil'in hayalci kişiliğinde bütün bir Edebiyat-ı Cedide kuşağının bakış açısını yansıtmıştır. 1898-1900 arasında yazdığı Aşk-ı Memnu ilk büyük Türk romanı kabul edilir. Sağlam bir yapısı ve tekniği olan yapıtta zengin bir adamla evlenen genç ve güzel bir kadının yaşlıca kocasına sadık kalmak kararına karşın, elinde olmayarak yasak bir aşka sürüklenişi, olayın psikolojik nedenleri üstünde de durularak, gerçekçi bir biçimde anlatılmıştır.


    Uşaklıgil Edebiyat-ı Cedide'nin sanat anlayışı doğrultusunda yeni bir dil yaratmaya çaba göstermiştir. Osmanlıca'da bile kullanılmayan Farsça ve Arapça sözcükler bularak, Türkçe'de olmayan kurallarla tamlamalar yaparak konuşulan dilden çok ayrı, süslü ve yapay bir sanat dili oluşturmuştur. Ama Aşk-ı Memnu'yu yazdıktan sonra dil konusundaki görüşleri değişmiş, Edebiyat-ı Cedide'nin yarattığı dili aşırı süslü, ağdalı ve yapay bulduğu için Kırık Hayatlar'ı yalın bir dille yazmaya karar vermiştir. Daha sonraki yıllarda romanlarının yeni baskıları yapılırken de bunların dilini bir ölçüde yalınlaştırmak gereğini duymuştur. Son romanı Kırık Hayatlar, 1901'de Servet-i Fünun'da tefrika edilirken, sansürün karışması yüzünden yarıda kalmış, ancak 1923'te yeniden yayımlanmıştır. Uşaklıgil romana yazdığı önsözde, Kırık Hayatlar'ın daha önceki romanları gibi "hülya" ve "süs"e dayanmadığını, tam tersine yalnızca yaşamı ve gerçekleri yansıttığını belirtmiştir.


    Uşaklıgil pek çok öykü de yazmış ve Batı türü öykü anlayışının Türkiye'de yayılmasında rol oynamıştır. Öykülerinin konusunu ve kişilerini daha çok halkın fakir kesiminden almış, bu insanların acılarını dile getirmeye çalışmıştır.


    Romanlarında Uşaklıgil'in ilgi alanı dardır. Kişilerini ve onların sorunlarını işlerken sınırlı bir yaşantı çerçevesinin dışına çıkmaz. Duyarlı genç kadın ve erkeklerin aşkta uğradıkları hayal kırıklığı başlıca teması olmuştur. Ancak aşk konusunda görüşünün romantiklikten gerçekliğe doğru bir değişim geçirdiği gözlemlenir. İlk romanlarında daha platonik ve romantik olan aşk ilişkileri, son iki romanında yasak aşkla noktalanan cinsel bir tutkuya dönüşür.


    Yaşantı alanının darlığına karşın, Uşaklıgil Türk romanının öncüsü sayılmıştır. Çünkü ondan önce, romanı bir sanat yapıtı kabul ederek onun kadar ciddiye alan, bir sanatçı titizliğiyle romanın yapısına ve tekniğine gereken önemi veren başka bir Türk yazarı olmamıştır.


    YAPITLAR (başlıca): Roman: Nemide, 1889; Bir Ölünün Defteri, 1889; Ferdi ve Şürekâsı, 1894; Mai ve Siyah, 1897; Aşk-ı Memnu, 1900; Kırık Hayatlar, 1923. Öykü: Bir Muhtıranın Son Yaprakları, 1888; Bir İzdivacın Tarih-i Muaşakası, 1888; Heyhat, 1894; Solgun Demet, 1901; Sepette Bulunmuş, 1920; Bir Hikâye-i Sevda, 1922; Hepsinden Acı, 1934; Onu Beklerken, 1935; Aşka Dair, 1936; İhtiyar Dost. 1939; Kadın Pençesinde, 1939; İzmir Hikâyeleri, (ö.s.), 1950. Oyun: Kabus, 1918. Anı: Kırk Yıl, 1936; Sara ve Ötesi, 1942; Bir Acı Hikâye, 1942. Şiir: Mensur Şiirler, 1889. Deneme: Sanata Dair, 3 cilt, 1938-1955..
#26.08.2007 15:56 0 0 0
  • ANKARA-İZMİR KARAYOLU ( UŞAK DÖRTYOL )

    noimage




    1419 DA YAPILAN ULU CAMİİ

    noimage



    ATATÜRK HEYKELİ

    noimage




    UŞAK İSMET PAŞA CADDESİ

    noimage
#26.08.2007 15:19 0 0 0