@FireBlade adlı üyeden alıntı:
*yolun zorunu yürümüştüm ben
tanıştığımız zaman
sen dalgalanmaktaydın elvan elvan
o yüzden tam olarak
hissedemedin sen içimi
hala kulağımda çınlıyor
o alaycı kahkahan*
Sayfalar bitiyor artık,sayfalar ufalanıyor ellerimdeİçimde kırılan ve dökülen ince belli bir bardak misali ''zaman''Gerisinde bırakılmış herşey zarar,herşey ziyanKelimelerim ardıl dağların etekleri boyunca uzanan kar taneleri misaliBiraz ölü belki de,biraz da yaşayanAkşamın siyahı var ellerimdeBir sokak lambasının bakışları da üzerindeKaçışan birkaç satır aklımdaNe zaman yakalamaya çalışsam,ucundan kenarından biraz daha eksik kalanAdı konulamamış bir nedensizlikte;her defasında yarım bırakılan
''Tamamlanamayan''
Nedensiz bir üç noktaya,kimsesiz bir çocuk misali kollarını hesapsız kitapsız sonuna dek açan
Yalan anıyorum ağzımda bazen söndürülmüş tüm şiirlerimi ve satırlarımıKağıttan bir nehrim,üstümden pul pul dökülen sözlerim aslında sadece ''arınabilmek'' içinVe bazen o bildik melodilerim,defalarca virgül aralarında demlediğimEsası bir ''biz''de daha saklı hecelerle eşlik ettirdiğim,sureti hikayelerimin
*haberin yoktu henüz cilvesinden aşkın
sarsılmıyordun hiç ay tutulmasından
o kadar taşkın o kadar açtın ki
düşmen kaçınılmazdı arzın ortasından*
Elden düşme,incecik bir parça kumaşa sarılı bir yerlerde ''aşk''Eksilmiş ince ince tüm giysilerinden''Çok''tan biraz ''az'' da incitilmiş
Eski bir dostun tanıdık yüzü tadında cümleler var parmak uçlarımda arsızca gezinenSaatsiz sev(iş)melerin,öznesiz yüklemleri
Biliyorsun ya ''adam'',ben çok sev(di)m seniDinmedi hiç bu geçitsiz yolların en dumanlı ve sahipsiz mevsimleriOysa ki;her şeye rağmen ''ayrılıkta sevdaya dahil'' değil miydi?Ve ayrılanlar ''hala sevgili''
Okyanus renkli dizeleriyle bir şair,en umarsız lahzalarda çıkıp geliyor işte üç nokta son'larıma
Darmaduman olmuş etrafına saçılan,''o''na dair her bir parça(m)
Anladım ki;dudaklarımın ucunda özlediğim birkaç hece şimdi ''sev-gi-li''
Bir rüyanın tam alnındayken öpmüştün beniOysa ben bir yüzün fersah fersah ardından sevdim hep seniVe biliyorsun ya ''adam'';''hep seni''
Aşk;her daim içimde biraz isyanAniden;topsuz tüfeksiz meydana çıkanHer defasında;gümüş renkli bir ayrılığın gizlenmiş gövdesinde baş ve ayak olmaktan başka hiçbir işe yaramayan
''Kanatan,kanayan,mazoşist bir zevkle biraz daha kanatılan''
''Sus'' paylarıyla sindirilerek müebbet giymiş bir veda'nın,son nidaları belki de her ağır aksak adımımla birlikte sayıkladıklarım
''Gözlerimin önünde duyulası aksi,saçlarımın dalgalarında unutulası sedası''...
Son sürat giden bir arabanın direksiyonunu bir duvar yamacına kırmak gibiMevsimsiz bir baharda dökülen iki satırlık yaprak gibiOndokuz yılın nihayetinde yavaş yavaş açık vermeye başlamış bir hesap gibiBelki de ucundan ve bucağından kayıp verilmiş bir ''masal'' gibi
Ve en çokta;telaşsız bir günün sabahına,acıtılmış bir gerçekle uyanmak gibi
Güzel dudaklı bir kadın,sesi açılmış bir radyoda şarkısını ''avaz avaz'' söylüyor şimdi...Ruhumda o şarkıdan sana uzanmış ayak izleri...Ve biliyorsun ya ''adam'';asla söylemeyeceğim ben sana bu dizeleri:
*pişman olduğun zaman
zevke doyduğun zaman
huzur bulduğun zaman
dönebilirsin
ben yine burada olacağım
yaralarını saracağım
seni anlayacağım...*
Ufkumun perdelerinde defalarca araladım ben ''pişman olduğun zaman''ı...
Namelerin omzunda ağlatılan,sırılsıklam ve dibine vurmuş,cesur kelamları...Belki de ilk kez;yolu ''o''na çıkan nakaratlardan bir pay daha çıkaramıyorum ''içimdeki kadın''a...
Bir üç nokta sonunda daha anlıyorum ki;''aşk hala teslim olmamış bana''
...
Orijinali Göster...