MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Antandre Kimdir - Savaşçı Antandre - Mitolojide Antandre - Amazon Savaşçıları

    Antandre, Yunan mitolojisinde bir Amazon savaşçısıdır. Truva Savaşı'nda Penthesilea'nın 12 yardımcısından biridir. Adı, "Erkeklerden Önce Gelen, Erkeklerden Üstün Olan" anlamına gelir. Quintus Smyrnaeus 'un "Truva'nın Çöküşü" eserine göre Truva Savaşı'nda Achilles tarafından öldürüldü.

    Ama Peleus'un oğlu Amazonlar'ın öldürücü Antandre'sini parçaladı
#09.11.2011 19:22 0 0 0
  • Gözyaşı Yolu Hakkında - Gözyaşı Yolu Resimleri - Gözyaşı Yolu Tarihi

    Gözyaşı Yolu (İngilizce: Trail of Tears). ABD'de, 1831'de Kızılderilinden Çoktavların, 1838'de Çerokilerin sürgün edilmelerine Gözyaşı Yolu denir. Bunun sonucunda 4.000 kadar Çeroki Yerlisi yaşamını yitirmiştir. Çeroki dilinde bu olaya Nunna daul Isunyi (Gözyaşı Döktüğümüz Yol, Gözyaşı Yolu) denir. Bu deyiş, bazen sürgün edilen diğer yerli Amerikalı kabileleri -özellikle de Beş Uygar Kabileyi de kapsayacak şekilde kullanılır.

    Çerokiler'in Gözyaşı Yolu New Echota Antlaşmasının yürürlüğe konmasıyla ortaya çıkmıştır. 1830 tarihli "Yerlilerin Yerlerinin Değiştirilmesi Yasası"nın hükümleri uyarınca imzalanan bu antlaşma, Birleşik Devletler'in doğusundaki Kızılderili topraklarının Mississippi Nehri'nin batısındaki topraklarla değiştirilmesini öngörüyordu. Aralık 1835 tarihinde Birleşik Devletler yetkilileri, New Echota, Georgia'da 300-500 Çeroki'den oluşan bir azınlıkla antlaşma için temasa geçti. Bu kişilerden hiçbiri Çeroki Ulusu'nun seçilmiş yöneticilerinden biri değildi. Sonuçta, Çeroki ulusunu temsil etme yetkisi bulunmayan yirmi kişi; Mississippi'nin doğusundaki tüm Çeroki topraklarının Birleşik Devletler'e verilmesi karşılığında Çerokiler'e Kızılderili bölgesinde yeni topraklar ve $5 milyon verilmesini öngören antlaşmayı imzaladı.

    15.000'den fazla Çeroki antlaşmayı protesto etti; fakat 23 Mayıs 1836'da New Echota Antlaşması Birleşik Devletler Senatosu'nda -yalnızca bir oyla- yasalaştırıldı.

    Antlaşma, Başkan Andrew Jackson döneminde yürürlüğe konuldu. Jackson federal birlikler göndererek, batıya göndermeden önce 17.000 Çeroki'yi kamplarda topladı. Ölümlerin çoğu, salgın hastalıktan dolayı bu kamplarda meydana geldi. Bu kamplardaki görevlerinin dışında, Birleşik Devletler ordusu asıl göç yolculuğunda çok sınırlı bir rol oynadı. Yolculuğun büyük kısmı Çeroki ulusunun nezareti altında gerçekleştirildi.


    noimage


    New Echota'da bulunan bu anıt Gözyaşı Yolu'nda Cherokeeler'in anısına dikilmiştir.

#09.11.2011 19:19 0 0 0
  • Hocalı Katliamı Hakkında - Hocalı Katliamı Nedenleri - Hocalı Katliamı Sonucu

    Hocalı Katliamı (Azerice: Xocalı soyqırımı, Ermenice: Խոջալուի կոտորածի-Khojalui Kotoratsi) — Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti'nın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan Azeri sivillerin Ermeniler tarafından toplu şekilde katledilmesi olayıdır.

    "Memorial" İnsan Hakları Savunma Merkezi, İnsan Hakları İzleme Örgütü, The New York Times gazetesi ve Time dergisine göre katliam, Ermenistan'ın ve 366. Motorize Piyade Alayı'n desteğindeki Ermeni güçleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Karabağ Savaşında Ermeni kuvvetlere komutanlık yapmış bugünkü Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ve Markar Melkonyan'ın aktardığına göre kardeşi Monte Melkonyan, katliamın Ermeni güçler tarafından yapılan bir intikam olduğu açıklanmıştır.

    İnsan Hakları İzleme Örgütü, Hocalı Katliamını Dağlık Karabağ'ın işgalinden bu yana gerçekleşen en kapsamlı sivil katliamı olarak nitelendirmiştir.

    Azerbaycan Cumhuriyeti'nin resmî açıklamasına göre saldırıda 106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azeri vatandışı hayatını kaybetmiştir.

    Arka plan

    Dağlık Karabağ bölgesinin en önemli tepelerinden birisinde olan Hocalı kasabası Ermeni güçleri için önemli bir askerî hedef niteliği taşımaktaydı. Kasaba Hankendi'le Ağdam'ı bağlayan yolun üzerinde bulunup bölgenin tek havalimanı için üs konumundaydı. Human Rights Watch'ın raporuna göre Hocalı kasabası Hankendi'ni top ateşine tutan Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri tarafından üs olarak kullanıldığı için Ermeni kuvvetler tarafından top ateşine tutulmaktaydı.

    Aralık 1991'de Hankendi çevresinde yerleşen ve Azerilerin yaşadığı Kerkicahan kasabasının alınmasından sonra, Hocalı kasabası tamamen Ermeni ablukasında kaldı. 30 Ekim'den itibaren karayoluyla ulaşım kapanmış ve tek ulaşım vasıtası olarak helikopter kalmıştı. 20 Kasım 1991'de Hocavend semalarında Mi-8 helikopterin Ermeni kuvvetler tarafından vurulması ve sonuçda birkaç Azerbaycan devlet resmileri, Rus ve Kazak gözlemciler dahil 20 kişinin ölümünden sonra, hava ulaşımı da kesilmişti. İşgalden önce 1991-1992 kış aylarında Hocalı sürekli olarak bombalanmıştır. Hocalıdan çıkmış mültecilerin İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne söylediklerine göre, bazı durumlarda bombardımanlar açıkca sivil hedeflere karşı yönlendirilmiştir. Saldırı öncesi, birkaç aydır kasaba elektrik ve gazdan yoksundu.

    936 km2'lik alana sahip, savaşdan önce 2.605 aileden ibaret 11.356 kişinin yaşadığı Hocalı kasabası 26 Şubat 1992 tarihinde yağmaya[kaynak belirtilmeli] maruz kalmış ve kasaba tamamen yok edilmiştir. Uzun süre cesetlerin alınması bile mümkün olmadı. Kasaba Alef Hacıyev komutasındaki yaklaşık 160 hafif silahlı kişiden oluşan Özel Polis Gücü (OMON) birlikleri tarafından savunulmaktaydı. İlaveten 200 kişilik savunma kuvvveti mevcuttu.

    Katliam

    Ermeni güçleri 1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubat'ta bağlayan gecede bölgedeki 366. Alayın da desteği ile önce giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı kasabasında, Azeri resmî kaynaklarına göre, 83 çocuk, 106 kadın ve 70'den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 sakin öldürülmüş, toplam 487 kişi ağır yaralanmıştır. 1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, başları kesildiği görülmüştür. Hamile kadınlar ve çocuklarında maruz kaldığı tespit edilmiştir.

    Eski ASALA eylemcilerinden Monte Melkonyan, Hocalıya yakın bölgede Ermeni askeri birliklere komutanlık yapmış ve katliamdan bir gün sonra Hocalı çevresinde gördüklerini günlüğünde anlatmıştır. Melkonyan'ın olümünden sonra, Markar Melkonyan kardeşinin günlüğünü Benim Kadeşimin Yolu (My Brother's Road) başlığıyla ABD'de çikardığı kitapta Hocalı katliamını şöyle tasvir ediyor:

    Bir gece önce akşam 11 civarında, 2.000 Ermeni savaşçısı, Hocalı'nın üç tarafındaki yüksekliklerden ilerleyerek, kasaba sakinlerini doğudakı açılışa doğru sıkıştırmışlar. 26 Şubat sabahına kadar mülteciler Dağlık Karabağın doğu yüksekliklerine ulaşmış ve aşağıdakı Azeri kenti olan Ağdam'a doğru inmeye başlamışlar. Burdaki tepeciklerde yerleşen sivilleri güvenli arazide takip eden Dağlık Karabağ askerleri onlara ulaşmışlar. Mülteci kadın Reise Aslanova İnsan Hakları İzleme Örgütüne verdiği açıklamada "Onlar sürekli ateş ediyorlardı" diye konuşmuştu. Arabo'nun savaşçıları daha sonra uzun zaman kalçalarında taşıdıkları bıçakları kınlarından çıkarakak bıçaklamaya başlamışlar.

    Şu anda yalnız kuru çimenden esen rüzgarın sesi ıslık çalıyordu, ve ceset kokusunu uçurması için bu rüzgar henüz erkendi.

    Monte üzerinde kadınların ve çocukların kırılmış kuklalar gibi saçıldığı çimene eğilerek "Disiplin yok" diye fısıldadı. O bu günün önemini anlıyordu: bu gün Sumgayıt Pogromunun dördüncü yıldönümüne yaklaşıyordu. Hocalı stratejik bir amaç olmasından başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi.

    Bugünkü Ermenistan cumhurbaşkanı ve savaş süresinde Karabağ'da Ermeni güçlerine kumandanlık yapmış Serj Sarkisyan'ın İngiliz araştırmacısı ve yazarı Thomas De Waal'a söylediklerine göre:

    Hocalıdan önce, Azerbaycanlılar bizim şaka yaptığımızı sanıyordu, Ermenilerin sivil topluma karşı el kaldırmayacaklarını sanıyorlardı. Biz bunu [stereotipi] kırmayı başardık. Ve olay işte bu. Ayni zamanda o delikanlıların arasında Bakü'den ve Sumgayıt'tan kaçanlarında olmasını anlamalıyız.

    Karabağ hareketi içerisindeki önemli isimlerden biri olan Zori Balayan ise Ruhumuzun Canlanması adlı kitabında o dönemde Azerbaycan Türklerine karşı işlenmiş olan soykırım suçundan şöyle bahsetmektedir:

    Biz arkadaşımız Haçatur'la ele geçirdiğimiz eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğunun bağırış çağırışları çok duyulmasın diye, Haçatur çocuğun annesinin kesilmiş memesini çocuğun ağzına soktu. Daha sonra bu 13 yaşındaki Türke onların atalarının bizim çocuklara yaptıklarını yaptım. Başından, sinesinden ve karnından derisini soydum. Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika sonra kan kaybından öldü. İlk mesleğim hekimlik olduğuna göre hümanist idim, bunun için de Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi rahatsız hissetmedim. Ama ruhum halkımın yüzde birinin bile intikamını aldığım için sevinçten gururlanırdı. Haçatur daha sonra ölmüş Türk çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türkle aynı kökten olan köpeklere attı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir Ermeni vatansever olarak görevimi yerine getirdim. Haçatur da çok terlemişti, ama ben onun gözlerinde ve diğer askerlerimizin gözlerinde intikam ve güçlü hümanizmin mücadelesini gördüm. Ertesi gün biz kiliseye giderek 1915'te ölenlerimiz ve ruhumuzun dün gördüğü kirden temizlenmesi için dua ettik. Ancak biz Hocalı'yı ve vatanımızın bir parçasını işgal eden 30 bin kişilik pislikten temizlemeyi başardık.


    Ermenistan Maslahatgüzar'ı Movses Abelyan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na Ermenistan Dış İşleri Bakanlığı tarafından takdim ettiği mektupda, Azerbaycan'ın olayı "utanmazcasına kullandığını" söylemiştir. Abelyan, eski Azerbaycan cumhurbaşkanı Ayaz Mutallibov'un Çek gazeteci Dana Mazalova ile yaptığı ve 2 Nisan 1992'de Rusya'nın Nezavisimaya Gazeta gazetesinde yayımlanan röportaja dayanarak, sivillerin kaçışını kolaylaştırmak amacıyla Karabağ'daki Ermenilerin açmış olduğu dağ geçidinden yerli halkın kaçışının Azerbaycan Halk Cephesi militanları tarafından önlendiğini savunmuştur. Ayrıca Abelyan, Ermenilerin Azeri sivillere beyaz bayrak ile kasabayı terketme çağrısında bulunduğunu söyleyen bir Azeri kadınının sözünden alıntı yapan İnsan Hakları İzleme Örgütü Helsinki Watch bölümünün Eylül 1992 raporuna dayanarak, gerçekten Azeri militanlarının kaçmaya çalışanları vurduğunu yazmıştır.

    Daha sonraki röportajlarda Mutallibov, Ermenileri kendi sözlerini bariz şekilde yanlış yorumlaması gerekçesiyle suçlamış ve sadece, "Azerbaycan Halk Cephesi Hocalı katliamının sonuçlarını kendi siyasi çıkarlarına kullandı" diye söylediğini vurgulamıştır.

    İlaveten, İnsan Hakları İzleme Örgütü İcra Direktörü, sivil ölümlere Karabağ Ermeni güçlerinin doğrudan sorumlu olduğunu, hem kendi raporu hem de Memorialın raporunun Azeri güçlerin sivillerin kaçışını engellediğine ve sivillere ateş açtığına dair argümanı destekleyen herhangi delilin içermediğini ifade etmiştir.

    Uluslararası tepki

    İnsan Hakları İzleme Örgütü olayı Dağlık Karabağ Savaşı içerisinde yapılan en büyük katliam olarak nitelemiştir. Azerbaycan Parlamentosu 1994'te Hocalı'da yaşanan katliamı "soykırım" olduğunu ilan etti.

    Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin 30 üyesi (12 Türkiye, 8 Azerbaycan, 3 Birleşik Krallık, 2 Arnavutluk, 1 Bulgaristan, 1 Lüksemburg, 1 Yugoslavya Federal Cumhuriyeti, 1 Makedonya Cumhuriyeti, 1 Norveç, 1 Polonya) tarafından imzalanan, Ermenistan tüm Hocalıları öldürdüler ve tüm şehri harap ettiler ifadesinin de yer alan ve 19. yüzyılın başlarından beri Ermenistan tarafından Azerilere karşı işlenen soykırım olarak tanınmaya adım atılması gerektiğini bütün parlamento üyelere söyleyen 324 nolu bildiri yayımladı.

    2009'un Şubat ayında Kaliforniya Eyalet Alt Senatosu'nun üyesi Felipe Fuentes, Azerbaycan cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e yazdığı mektupda Hocalı olaylarını Azeri katliamı şeklinde nitelendirerek, kurbanların ailelerine başsağlığını sunmuştur.

    İsim

    Olay Azerbaycan tarafından "Xocalı soyqırımı" (Hocalı soykırımı), "Xocalı faciəsi" (Hocalı faciası) şeklinde adlandırılırken, Ermenistan tarafından Hocalı hadisesi gibi terimlerle ifade edilir. Dünyanın çeşitli dillerinde ve ülkelerinde de Hocalı katliamı benzeri ifadeler kullanılır.

    Anıtlar

    Yurt dışında Hocalı Katliamı anısına anıtlar inşaa edilmeye başlandı.

    Bu anıtların ilki Hollanda'nın başkenti Lahey (Den Haag), kentinde dikildi.

    Türkiye'de ilk Hocalı Katliamı anısına anıt başkent Ankara'nın Keçiören belediyesi tarafından 2005 yılında dikildi.

    2008 yılında Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de Hocalı Katliamı anısına anıt inşa edildi.

    2009 yılında Ankara ili'nin Beypazarı ilçe merkezinde Hocalı Katliamı anısına anıt inşa edildi.

    2011 yılında 26 Subat Hocalı katliamı yıldönümünde Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Dağlık Karabağ ve Hocalı'daki katliamı unutturmamak için Isparta'da Hocalı Katliamı anısına anıt inşa etme kara aldı.

    2011 yılında 26 Şubat Hocalı Katliamı yıldönümünde Ankara ili'nin Kızılcahamam ilçe merkezinde, Kızılcahamam Belediyesi tarafından Hocalı Katliamı anısına anıt inşa edilme kararı alındı.


    noimage


    Bakü'de Hocalı Soykırımı anıtı


    noimage


    Hocalı saldırısının olduğu tarihlerdeki bir gazete küpürü.


    noimage


    Hocalı saldırısında hayatını kaybetmiş olan 3 yaşındaki Gülmire Mehdiyeva ile 5 yaşındaki kiz çocuğunun Bakü'deki mezarları.

#09.11.2011 19:09 0 0 0
  • Dilmaçoğulları Beyliği Hakkında - Togan Beyliği Tarihi - Arslanoğulları Beyliği Hakkında

    (1084-1394)

    -Bitlis-Erzen dolaylarında kurulmuştur.

    -Beyliğe adını veren Dilmaçoğlu Mehmet Bey, Malazgirt Savaşına katılmış komutanlardandır.

    -1104 yılında başa geçen Mehmet Beyin oğlu Togan Arslan, büyük bir üne sahipti. Bu sebeple kendi soyundan gelen Erzen beyleri için Togan-Arslanoğulları denmiştir.

    -Gürcü ve Haçlılarla mücadele eden bu beylik, oldukça uzun ömürlü olmuştur.

    -Selçuklulardan sonra Harzemşah ve İlhanlı hâkimiyetine girmişler; Akkoyunlular tarafından beyliğe son verilmiştir (1394).
#09.11.2011 18:53 0 0 0
  • Konu: Artuklular
    Artuklular Hakkında - Artuklu Devleti - Artuklu Devleti Tarihi

    (1102-1409)

    -Devlet adını Oğuzların Döğer boyundan Eksükoğlu Artuk Beyden alır.

    -Anadolunun fatihlerinden olan Artuk Bey, hizmetlerinden dolayı Suriye Meliki Tutuş tarafından Kudüs valiliğine getirilmişti. Ancak Kudüsün Fatımîlerin eline geçmesi üzerine (1098) Artukun oğulları Sökmen ve İl-Gazi burada tutunamadılar. Suriyenin kuzeyi ve Güneydoğu Anadolu bölgesine geldiler.

    -Selçuklular tarafından kendilerine verilen bölgede, üç kol hâlinde, Artuklu devletini kurdular. Hasankeyf-Amid (Diyarbakır)

    Artuklu Kolu (1101- 1231):

    -Artuk Beyin oğlu Sökmen tarafından Hasankeyfte (Hısn-ı Keyfâ) kuruldu.

    -Nurettin Mehmet zamanında, Selahaddin Eyyubînin de yardımıyla Diyarbakır (Amid) ele geçirildi (1183) ve burası Artukluların merkezi oldu.

    -Eyyubîler Hasankeyf ve Amidi ele geçirerek bu kola son verdiler (1231).

    -Sökmen ve oğulları Haçlılara karşı mücadeleleriyle ün kazandılar. Nitekim Sökmen, Türkmen liderlerinden Çökürmüş ile birlikte, Urfa Haçlı Kontu II.Boudaini esir etmeyi başarmıştır.

    -Artuklular zamanında Diyarbakır ve çevresi Türk kültürünün en önemli merkezi hâline gelmişti.

    Mardin Artuklu Kolu (1108-1409):

    -Artuklu şubeleri içerisinde en güçlü ve uzun ömürlü kolu oluşturur .

    -Artuk Bey in diğer oğlu İl-Gazi tarafından Mardinde kurulmuştur(1108).

    -İl-Gazi Halep halkının isteği üzerine Halepe girmiş ve oğlu Temurtaşı burada bırakmıştır.

    -Oğlu Temur- taş, İl-Gazi gibi bölgedeki Haçlılarla mücadele etmiş; 1144de Urfayı Haçlılardan alması İslâm dünyasında sevinçle karşılanmıştır.

    -Güçlü devletler arasında kalan Mardin Artukluları, Eyyubîler ve Selçukluların hâkimiyetini tanımışlardı.

    -1243 de ise İlhanlılara bağlandılar .

    -Nihayet, Mardini alan Karakoyunlular bu devlete son verdiler (1409).

    Harput Artuklu Kolu (1185-1234):

    -Hasankeyf koluna hükümdar olamayan Ebûbekir, Harputa gelerek, Harput Artuklu kolunu kurmuştur (1185).

    -Alaaddin Keykubadın Harputa girmesiyle bu kol sona ermiştir (1234).


    -Artuklular, 1102'de Harput, Diyarbakır, Halep ve Mardin civarında kurulmuştur.

    -Bu beyliğin Hasankeyf kolu 1102'de Diyarbakır'da kurulmuştur ve 1231'de Eyyubiler tarafından yıkılmıştır.

    -Diğer kolu olan Harput kolu 1112'de Harput'ta kurulmuştur ve 1234'te Anadolu Selçuklu Devleti tarafından yıkılmıştır.

    -Diğer bir kolu olan Mardin kolu ise, 1108'de Mardin'de kurulmuştur ve 1409'da Karakoyunlular tarafından yıkılmıştır.
#09.11.2011 18:51 0 0 0
  • Gelişimin Temel Özellikleri Nelerdir - Gelişim Psikolojisi, Öğrenme Psikolojisi Konu Anlatımlar

    Her bireyde gelişimin ortak bazı ilkelere göre oluşur. Bu ilkeler aşağıda gibi sıralanabilir.

    1. Gelişme, genetik ve çevresel değişkenlerin karşılıklı etkileşiminin ürünüdür. Genetik araştırmacılar göz rengi, cinsiyet, beden biçimi, boy, zeka gibi bir çık yapısal özelliğin kalıtsal etkenlere bağlı olduğunu göstermektedir. Ancak kalıtım yoluyla getirilen birçok özelliğin çevresel değişkenlere göre biçimlendiği de bir gerçektir. Örneğin kalıtsal zeka potansiyelinin uygun eğitim yaşantılarıyla desteklenmemesi halinde, yeterince gelişmediği bilinmektedir. Öte yandan boy ve kilo gibi birçok fiziksel özelliğin gelişimi, yeterli ve dengeli beslenmeye bağlıdır.

    2. Gelişim yaşam boyu sürer. Gelişimi belli aşamalara bölünmüş ve her biri, önceki aşamaların birikimlerine dayalı olarak oluşan bir süreç içinde gerçekleşir. Başka bir anlatımla gelişim, organizmanın doğum öncesi evreden başlayarak ölümüne dek geçen zaman dilimi içinde helezonik halkalar şeklinde oluşan ve birbirini izleyen süreçlerin toplamadır.

    3. Gelişimin kritik dönemlerine özgü karakteristik özellikleri, hem düzenli hem de sıçramalı seyir içinde gerçekleşir. Örneğin, çocuğun duyusal ve dilsel gelişimi arttıkça, konuşması da gelişirken, yürümenin başladığı aşamada konuşma yeterli bir ölçüde duraksar. Öte yandan algısal ve zihinsel gelişme, ahlaki gelişimin önkoşulunu oluştururken, çocuklar içinde bulundukları sosyal çevre koşullarına bağlı olarak ahlaki açıdan farklı gelişim özellikleri gösterirler.

    4. Gelişim içten dışa, baştan ayağa doğrudur. Doğum öncesi evreden başlayarak, öncelikle başın ve sırasıyla gövde, kol ve bacakların geliştiği, aynı şekilde iç organların gelişimini, bedende şekil veren dışsal gelişimin izlediği bilinmektedir.

    5. gelişim genelden özele, bütünden parçaya, doğrudur. Gelişim süresince de önce bedenin ana bölümleri olan baş, gövde, kol ve bacaklar oluşmakta, daha sonra bu organları belli bir etkinlikte kullanmayı sağlayan ince kasların gelişimi başlamaktadır. Önce çocuklar belli bir gelişim aşamasında, sadece ellerini bir bütün olarak kullanırken, inde kasların gelişimi ile parmaklarını kullanmaya başlamaktadır.

    6. gelişim özellikleri ayrılmaz bir bütünlük oluşturur. Gelişim alanları karşılıklı olarak birbirlerini etkilemektedir. Örneğin çocuğun zihinsel gelişimi, dil gelişimi hem etkilemekte hem de ondan etkilenmektedir. Aynı şekilde çocuğun sosyal gelişimi, zihinsel ve ahlaki gelişimi hem nedeni, hem de sonucu olmaktadır. Şu haldı tüm gelişim alanları, iç içe geçmiş bir etkileşim örüntüsüdür.

    7. gelişim kritik dönemleri vardır. Organizma, belli bir zaman diliminde bazı gelişim alanlarında, nispeten para metrik bir evrimleşme içinde bulunur. Bu dönemlerde birey, belli öğrenme yaşantılarına ve çevresel etkilere daha bir hale gelir. Örneğin 0 - 3 yaş grubu içinde, çocuğun temel güven, sevgi ve kabul görme güdülerinin doyurulması, ileri yaşlarda özerk ve bağımsız bir bireyselleşme yetkinliğine ulaşmasına neden olur. Dolayısıyla bu dönemde özerkleşme ve bireyselleşme çabalarını yetişkinlerce engellenmesi ise, bireyin sosyal gelişimini olumsuz yönde etkiler.

    Şu halde gerçek duygu ve düşüncelerini yansıtma yeterliğinden yoksun bırakılan engellenmiş çocukların, bağımlı edilgen, hatta nevrotik bir kişilik yapısına sahip olmaları anlaşılır bir durumdur. Psiko - analitik yaklaşıma göre, belli bir psiko - sosyal gelişimi olumsuz yönde etkiler. Şu halde gerçek duygu ve düşüncelerini yansıtma yeterliğinden yoksun bırakılan engellenmiş çocukların, bağımlı edilgen, hatta novrotik bir kişilik yapısında sahip olmaları anlaşılabilir bir durumdur. Psiko - analitik yaklaşıma göre, belli bir psiko sosyal gelişim evresine özgün gereksinimlerin karşılanamaması, bu döneme takılmaya neden olur. Bu tür bireyler, bir sonraki gelişim dönemine özgü yeterlilikleri gösteremedikleri için, duygusal ve düşünsel açıdan gelişemezler. Bireylerde ergenlik ya da yetişkinlik dönemlerinde gözlenen davranış bozukluklarının nedenleri de, çocuklukta yeterince karşılanamayan bu tür ego gereksinimlerinde aranmalıdır.

    8. gelişim bireysel farklılıklar gösterir. Her bireyin genotipi ve fenotipi farkı olduğu için, gelişim süreci de farklıdır. Bu nedenle çocukların gelişimi süresince bazı benzer özelliklerin yanı sıra, kalıtsal mirasların ve etkileşimin örüntülerinin farklılığı nedeniyle bazı ayrılıklar göstermeleri de doğal karşılanmalıdır.
#09.11.2011 18:27 0 0 0
  • Gelişimin Kritik Dönemi - Gelişimin Kritik Dönemi Nelerdir - Gelişimde Kritik Dönem

    Çocuklar, bazı gelişim dönemlerinde ve yaşlarda belli tür öğrenmelere karşı yüksek duyarlılık gösterme eğilimindedirler. Çevre etkilerine karşı daha duyarlıdırlar ve çevrede düzenlenen öğrenme yaşantılarını diğer dönemlerden daha hızlı kazanabilirler. Psikologlar bu döneme kritik gelişim dönemleri adını vermektedirler.

    Ana-baba ve öğretmenler, çocukların üst düzeyde gelişimlerini sağlamak istiyorlarsa, bu kritik gelişim dönemlerinde, çocukların belirli yaşantıları geçirmeleri için olanaklar hazırlamalıdırlar. Örneğin; çocukların başkalarıyla yakın ilişkiler kurabilmesi için bebeklere yakın, sevecen, sıcak davranılmalıdır. Bu şansı, bebeklere sağlamadaki gecikme, en fazla altı ayı geçtiği taktirde, okul yıllarında sosyal ilişkiler geliştirme yeteneği zayıflayabilir. (Bowlby, 1965)

    Burada can alıcı nokta zamanlamadır. Eğer öğrencilere yaşamlarının belirli zamanlarında öğrenme fırsatları sağlanmamışsa gelişim ya yavaşlayabilir ya da tamamen durabilir. Birçok psikologa göre okul öncesi yılları psıko-sosyal gelişim için olduğu kadar zihin ve dil gelişimleri için de kritik gelişim dönemidir. Bu nedenle, özellikle sosyo- kültürel açıdan geri olan çevrelerde yaşayan çocukların bu dezavantajını gidermek için erken yönlendirici programların uygulanması gerekmektedir. Aksi taktirde çocuklar çok önemli bazı, yaşantıları zamanında kazanamayacaklarından dolayı yaşıtlarından daha geride görünebilirler.

    İlk yıllarda gelişim çok önemlidir. Bunu ilk kez Freud kişilik uyumsuzluğuna ilişkin çalışmalarında ortaya koymuştur. Freud birçok kişilik uyum bozukluğu gösteren kişilerin çocukluk yıllarında başarısız deneyimlere sahip olduğunu saptamıştır. Erikson ise bu devreyi güven evresi olarak değerlendirir.

    Knobloch ve Pasamanich 1974 yılında gerçekleştirdikleri, yaşamın ilk beş yılını kapsayan model gelişime ilginç bir yorum getirmektedir. Beş davranışın sağlıklı bir gelişim için bütünleşmesi gerektiğini söylerler.


    Bunlar:

    1. Algı, duygu hareket tepkileri ve göz el koordinasyonu içeren uyum,

    2. Başın dengesi oturma, ayakta durma, emekleme ve yürümeyi içeren tüm motor davranışlar,

    3. Objeleri el ve parmakları kullanarak yakalama ve kavramayı içeren motor davranış,

    4. Cümleler, yüz ifadeleri, mimik ve sözcüklerle kavrayış içeren dil faaliyeti,

    5. Beslenme becerisi, tuvalet eğitimi, bağımsızlık ve işbirliğini içeren kişisel-sosyal davranıştır.

    Knobloch ve Pasamanich, Arnold Gesellin çalışma ve ölçümlerini geliştirerek, gelişimin ilk beş yılında bazı kritik yaşların varlığını savunmuşlardır. Bu kritik ay ve yaşlar şöyle özetlenir.

    Birinci yılın ilk üç ayında, bebekler göz kürelerinin hareketini sağlayan oculomotor kaslarının kontrolünü kazanırlar. Dört haftalık yeni doğan, başının üstünde asılı duran bir objeyi hemen fark etmez, ama obje, çocuğun görme çizgisi üzerinde hareket ettirilirse çocuk onu sınırlı bir alan içinde baş ve göz hareketleriyle izler.

    İlk yılın ikinci çeyreğini oluşturan 18. ve 28 haftalarda başı ve bedenin üst kısmını destekleyen kaslarla, el ve kolların hareketini sağlayan kasların kontrolü kazanılır. Bebek, yastıklarla desteklenmiş olarak oturmaktan hoşlanır ve başını destek olmadan dik tutabilir, bir objeye uzatabilir.

    İlk yılın üçüncü çeyreği olan 28. ve 40. haftalar arasında, gövde ve parmaklardaki kontrolün geliştiği görülür. Çocuğun bu evrede başparmağını kullanabilmesi yakalama becerisini geliştirir.

    40. ve 52. haftalar arasında, çocukların bacaklarıyla ayaklarını kontrol edebildikleri ve bu evrede destekle ayakta durup yürüyebildikleri görülür. Bacaklar gövdeyi taşıyacak kadar kuvvetlidir, ama vücuttaki denge zayıftır. Çocuk rahatça oturabilir, vücudunu döndürebilir ve düşmeden bir yana eğilebilir. Yüzükoyun yatarken oturabilir, yerde sürünerek ilerleyebilir ya da emekleyebilir.

    İkinci yılda koşma ve yürüme gelişir, çocuklar küçük ve büyük tuvaletlerini kontrol etmeyi başarırlar. Konuşmaya başlarlar ve kişisel kimliğe sahip olmak isterler.

    İki ve üç yaşlarında çocuklar, dili bir düşünce aracı olarak kullanabilirler.

    Dördüncü yılda çocuklar gerek kişisel yaşamlarında, gerekse ev ortamlarında daha bağımsız olmaya başlarlar. dört yaş çocuğunun motor davranışı daha mükemmelleşmiş, her hareket tek başına yapılabilir hale gelmiştir.

    Beşinci yılda motor kontrolü olgunlaşmış dil oldukça yeterli bir biçimde ifade edilebilir hale gelmiş ve sosyal uyum görülmeye başlamıştır. Çocuğun hareketleri gelişmiş, dengesi kusursuz hale gelmiştir.

    Ayrıca ilk çocuklukta iki buçuk ve beş yaş kritik dönemlerdir. İki buçuk yaş dönemi bir geçiş dönemidir. 2, 5 yaş dönemi bir dönüm noktası ve sinir döneminin gelişiminde bir ara dönemidir. 2, 5 yaş dönemi çocuğunun dengesi tam değildir. En önemli özellik farklı kutuplar arasında yalpalamadır. sonuç olarak bu yaş bir aykırılık ve dengesizlik yaşıdır.

    5 yaş çocuğunun dönemi bir olgunluk dönemidir. 5 yaş çocuğu 4 yaş çocuğundan değişiktir. 4 yaş çocuğu değişkenlere kaypaktır. 5 yaş çocuğu ise olgun bir yapıdadır. Kısaca 5yaş çocuğu kendi kendine yeter, sosyaldir, kendinden emindir, şekilci ve uyumludur, rahat ve ciddidir, dikkatli ve kararlıdır. Nazik bir dosttur. 3 yaş çocuğunun gelişmiş biçimidir.

    Son çocuklukta ise 6 ve 10 yaştır. 6 yaşında çocuk 2, 5 yaşının olumsuzluklarını gösterir. değişken yaştır. Bedensel ve patolojik değişmeler dikkat çeker.

    10 yaşında düzenli huzurlu ve elde edilen bilgilerin özümlendiği toplandığı, dengelendiği ara evredir. 10 yaş çocuğunun günlük gereksinimine duygusal yaşamına sosyal gelişimine dikkat edilmelidir.


    Gelişim, bio - fizyolojik ve sosyo - psikolojik süreçlerin karşılıklı olarak etkileşmesinin ürünündür. Buna göre bireyin belli bir yaşantı deneyimini edinilebilmesi için belli bir yeterlik düzeyine ulaşması gerekmektedir. Burada belirleyici etken, zamandır.

    Gelişim sürecinde bireyler göreceli olarak farklı özellikler göstermekle birlikte, zaman değişkenine gör, belli yaşlı gruplarında ortak kişilik özellikleri de bulunmaktadır.

    Örneğin bireyin bilişsel, dil ya da ahlaki gelişiminin kalıtsa ve çevresel değişkenlere göre, bir ölçüde farklı olması doğaldır. Ancak kategorik olarak, normal koşullarda her bireyin yaş değişkenine göre, belli bir gelişme evresinde ulaştığı kabul edilmektedir. Gelişimin kritik dönemi olarak tanımlanan bu evrelerde, bireyler belli öğrenme yaşantılarına, bir önceki evreye oranla daha uygun ve hazır konumda bulunurlar.

    Öğrenme yaşantılarının desenleşmesi ve standardize edilmiş programların hazırlanması, gelişimin kritik dönemleri kavramı ile ilişkilidir. Bu nedenle öğretmenler ve anne - babalar çocukların eğitimde her kritik dönemin özelliklerine uygun bir öğretme - öğrenme stratejisi benimsemelidir.

    Örneğin kas ve kemik gelişiminin yanı sıra, zihinsel açıdan belli bir gelişmişlik düzeyine ulaşamayan çocuğun yürümeyi öğrenemeyeceği bilinmelidir. Aynı şekilde, zihinsel ve sosyal gelişim açısından belli yoksunluklar içinde bulunan çocukların, öğrenmede bazı güçlükler karşılaşabilecekleri uzak tutulmamalıdır.
#09.11.2011 18:20 0 0 0
  • Çocuklarda Gelişim - Gelişim Nedir - Gelişim Tanımı - Çocuklarda Gelişim Süreci

    İnsan gelişimi çevre ve kalıtım arasındaki sürekli ve karşılıklı etkimişimin ürünüdür. Kalıtımsal özellikler, kısaca biyolojik ön yatkınlıklar olarak tanılanabilir. Döllenmiş yumurta aşamasından başlayarak, genler taşıdıkları yapısal özellikler doğrultusunda hücreleri programlar ve böylece cinsiyet, saç rengi, fiziksel büyüklük ve hatta bir ölçüde zihinsel yetenekler, çevresel değişkenler ile etkileşerek şekillenir. Buna göre insan gelişimine yön veren iki temel süreç söz konusudur. Bunlardan biri, genotip ikincisi fenoptiptir. Genotip, ana babadan kalıtım yoluyla gelen tüm özellikler, fenotip ise aile, çevre, okul ve toplum gibi farklı sosyal bağlamlarda toplumsal ilişkiler yoluyla edinilen gözlenebilir tüm kişisel özelliklerdir.

    Gelişimin kalıtsal özelliklerini yansıtan genetik değişmeler, evrim sürecinde gerçekleşen üç etkene göre oluşmaktadır. Bunlar; değişkenlik (varibility), uyum (adaptaion) ve ayıklanma (selection) süreçleridir. Bireyin genetik yapısındaki oluşum ve değişmeler çiftleşme aşamasında kadından gelen X ve erkekten gelen XY kromozomlarının rastlantısal (random) yolla etkileşimine bağlıdır. Cinsiyeti belirleyen X ve Y kromozomlarının rastlantısal olarak etkileşimi, genlerde yer alan mutasyonlar (mutotions) yoluyla türe özgü davranış örüntülerini de (related species) içeren çok yönlü bir süreç içinde oluşmaktadır.

    Değişkenlik olarak biline bu etken uyum kavramı ile ilişkilidir. Uyum rastlantısal olarak bir araya gelen özelliklerinin doğal ayıklanma (natural selection) süreci içinde kalıcı hale geçirerek genetik yapıyı koruyan tüm değişimleri kapsamaktadır. Ayıklanma ise organizmamın çevreye uyum sağlamasını kolaylaştıran özelliklerin kalıcı hale gelmesi diğerlerini giderek sönmesi anlamındadır.

    Gelişimin sosyal çevre değişkeni ile oluşan boyutu ise, kısaca algılama sisteminin düzenlemesine bağlıdır. Buna göre, algılama sistemimiz farklı olsaydı, doğal olarak dişilimiz de farklı olacaktı. Bireysel deneyimlerimiz, içinde yer aldığımız kültürel yapıya (cultural pattren), sosyal gruba ve aileye bağlıdır. Örneğin, çocuğun saldırganlık davranışı, içinde yer aldığı sosyal grubun ve ailenin tepkilerine göre biçim denmektedir.

    Genel olarak, alt sosyo - ekonomik setlerinde gelen ve eğitim düzeyi düşük olan ailelerin, çocuklarını saldırganlık davranışlarını ödüllendirdikleri gözlenmektedir. Ayrıca yetişkinlerin, söz ya da davranış düzeyinde saldırgan tutumlarına sıkça tanık olan çocukların, onları model alarak benzer tepkiler gösterdikleri bilinmektedir. Öte yandan çocukların saldırganlık eğitimlerine -sessiz davranma'e -sistematik duyarsızlaştırma- yöntemleriyle yok sayma tepkisi veren eğitilmiş ailelerin, bu tür davranış bozukluklarını sağaltmada daha başarılı oldukları görülmektedir. Bu bağlamda cinsiyete bağlı rol yapısının, başat bir etken olarak algılandığı alt kültürlerde, saldırganlığın özellikle erkeklik kavramı ile özdeşleştirilmesi nedeniyle, yaygın biçimde oraya çıkması anlaşılabilir bir durumdur.

    Gelişimin iki temel bileşeni (compenets) olan kalıtım ve çevreden, hangisinin daha etkin bir faktör olduğu uzun bir zamandan beri tartışılmaktadır. Ancak, sorunun ortaya konuş şekli ile ilgili olan böyle bir tartışmanın, pratikte fazlaca önem taşımadığı açıktır. Sorunu, her hangi bir değişkenin üstünlüğüne indirgeyen ve bu nedenle bir düşünme yanlışı olarak değerlendirilmesi gereken bu yaklaşım yerine, bugün kalıtım ve çevrenin birbirinden ayrılmaz bir bütünlük taşıdığı görüşü kabul edilmektedir.

    Bu saptaya doğrulamak amacıyla kalıtım çevre etkileşiminin dil öğrenme süreci bağlamında inceleyelim. Doğuşta konuşma için nöro fizyolojik açıdan biyolojik ön yatkınlığa sahip olan çocuğun, dili öğrenmesi sosyal etkileşime bağlıdır. Ancak çocuklar belli bir nörolojik gelişme aşamasına ulaşmadan konuşmazlar.

    Örneğin çocuklar bir yaşından önce düzenli cümleler kuramazlar. Ancak çocuklarıyla doğumdan itibaren konuşan ve onların konuşma denemelerini ödüllendiren ailelerin çocukları, diğerlerine oranla dana erken konuşmaya başlamaktadırlar. Ayrıca, konuşma becerisi, kapsam ve nitelik açısından farklı özellikler göstermektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar, eğitim düzeyi yüksek olan aile ortamında ve sosyal çerçevede yer alan çocukların, deyimve kavramları daha yaygın ölçüde kullandıkları doğrulamaktadır. (Gerstle. 1982) Başka bir anlatımla, konuşmayı öğrenme gem, biyolojik, hem de sosyo - kültürel değişkenlere bağlıdır. Benzen bir durum, çocuğu bilişsel (cognitive), ahlaki (moral), davranışsal (behovioral), sosyal (social), duygusal (emotional), bedensel (physical) gelişimi içinde geçerlidir. Bu bilgilerin ışığında gelişim kısaca, organizmanın döllenmiş yumurta aşamasından başlayarak yaşam boyu geçirdiği çık yönlü iyileşme ve yetkinleşme süreci olarak tanımlanabilir.
#09.11.2011 18:16 0 0 0
  • Rum Kirkor`un Meyhanesi Albümü - Rum Kirkor`un Meyhanesi Son Fasıl - Rum Kirkor`un Meyhanesi Son Fasıl Yeni Albüm - Rum Kirkor`un Meyhanesi Track List - Rum Kirkor`un Meyhanesi Albüm Tanıtım

    SANATÇI ADI: Rum Kirkor

    ALBÜM ADI: Rum Kirkor`un Meyhanesi Son Fasıl

    ALBÜM YILI: 2011


    COVER:

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:


    Bir Rüzgardır Gelip Geçer Sanmıştım
    Müzik: Saadettin Kaynak
    Kimseye Etmem Şikayet
    Söz & Müzik: Kemani Serkis Efendi
    Kanun Taksimi
    Bakmıyor Çeşmi Siyahım
    Söz: Mehmet Sadi Bey Müzik: Hacı Arif Bey
    Bir Bahar Akşamı
    Söz: Fuat Edip Baksı Müzik: Selahattin Pınar
    Ey But-i Nevada
    Söz: Endorunlu Vasıf Bey Müzik: Dede Efendi
    Bu Akşam Gün Batarken Gel
    Söz: Ahmet Rasım Bey Müzik: Tatyos Efendi
    Ela Gözlerine
    Müzik: Sadettin Kaynak
    Gülsen Gülün Olayım
    Söz & Müzik: Sadi Hoşses
    Aydoğdu Batmadı Mı?
    Müzik: Saadettin Kaynak
    Aman Avcı
    Evlerinin Önü Mersin


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#09.11.2011 18:09 0 0 0
  • Yoga Relaxation Albümü - Yoga Relaxation Therapy Collection - Yoga Relaxation Therapy Collection Yeni Albüm - Therapy Collection Track List - Therapy Collection Albüm Tanıtım

    SANATÇI ADI: Yoga Relaxation

    ALBÜM ADI: Therapy Collection

    ALBÜM YILI: 2011


    COVER:

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:

    01- The Spirit
    02- Happy Lifetime
    03- Yoga Zone
    04- Love Land
    05- Namaste


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#09.11.2011 18:07 0 0 0
  • Rum Vasilis`in Meyhanesi Albümü - Rum Vasilis`in Meyhanesi Son Fasıl - Rum Vasilis`in Meyhanesi Son Fasıl Yeni Albüm - Rum Vasilis`in Meyhanesi Track List - Rum Vasilis`in Meyhanesi Albüm Tanıtım

    SANATÇI ADI: Rum Vasilis`in Meyhanesi

    ALBÜM ADI: Son Fasıl

    ALBÜM YILI: 2011


    COVER:

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:


    Sensiz Her Gecenin Sabahı
    Söz & Müzik: Muzaffer Ilkar
    Yanıyor Mu Yeşil Köşkün Lambası
    Yine Hazan Mevsimi Geldi
    Söz & Müzik: Şekip Ayhan Özışık
    Manastırın Ortasında Var Bir Havuz
    Ne Demiştin Niçin Caydın Sözünden
    Söz & Müzik: Selahattin Pınar
    Ne Zaman Geleceksin
    Söz & Müzik: Şekip Ayhan Özışık
    Nerelerde Kaldın Ey Selvi Nazim
    Söz & Müzik: İsmail Hakkı Bey
    Batan Gün Kana Benziyor
    Müzik: Sadettin Kaynak
    Bakışı Çağırır
    Söz: Fuat Edip Baksi Müzik: Selahattin Pınar
    Aşkımı Bilmedin Gözyaşım Silmedin
    Söz & Müzik: Şekip Ayhan Özışık
    Çamlar Arasında Süzülürken Mehtap
    Söz & Müzik: Muzaffer Ilkar
    Keman Taksimi
    Gözlerinden Yüzün Kulaklarımdan Sesin
    Söz & Müzik: Muzaffer Ilkar
    Ud Taksimi
    Yalnız Bırakıp Gitme Bu Akşam Erken
    Söz & Müzik: Mısırlı İbrahim Efendi
    Kanun Taksimi
    Doymadım Sana
    Çamlıca Yolunda


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#09.11.2011 17:51 0 0 0
  • Yunus Sesleri Albümü - Yunus Sesleri Dolphin Therapy - Yunus Sesleri Dolphin Therapy Yeni Albüm - Yunus Sesleri Track List - Dolphin Therapy Albüm Tanıtım

    SANATÇI ADI: Yunus Sesleri

    ALBÜM ADI: Dolphin Therapy

    ALBÜM YILI: 2011


    COVER:

    noimage

    noimage


    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:

    01- Dolphin Harmony
    02- Swim With Dolphins
    03- Healing Water
    04- Dolphin Dance
    05- Dolphin Magic


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#09.11.2011 17:48 0 0 0
#09.11.2011 16:48 0 0 0
  • İstanbul Bana Dar Şarkı Sözü lyric - Selim Gülgören İstanbul Bana Dar Şarkısı

    İstanbul bana daaaarrrr...
    Biliyorum her seferinde
    Bu durgunluğun sebebi ne
    Benim tedirginliğim ise...

    Korkuyorum ya geri teperse
    Pusulamın yönü değişirse
    O zaman hatıralar
    İstanbul bana dar...

    Şeklimi değiştiriyor gözlerin
    Heralde bu senin farkın
    Aç be aç aç güzel ağzını
    Söyleyemem bu benim tarzım..


    Selim Gülgören Resimleri

    Selim Gülgören Biyografisi

    Selim Gülgören Şarkı Sözleri
#09.11.2011 16:42 0 0 0
  • Hesap Ver Şarkı Sözü lyric - Selim Gülgören Hesap Ver Şarkısı

    Tum sehir uyumusken
    Her yer sesizlige bürünmüsken
    Benimse gozumde
    Bir damlacik bir an bile bi saniye
    O son uyku girmiyor sa eger
    Bilsen neden bilsen eğer
    Bi seni dusunurum
    Dusunmekten usuturmusum
    Ne kadar kaygi varsa basimda
    Uyutmuyo ! Uyutmuyo !
    Sanki butun dertler bir olmusta
    Hep ustume ususuyo
    Vay sen neler neler yaptin
    Bana boyle hesap ver
    Gecenin bir yarisinda
    Uykusuz kaldim ne haber


    Selim Gülgören Resimleri

    Selim Gülgören Biyografisi

    Selim Gülgören Şarkı Sözleri
#09.11.2011 16:41 0 0 0
  • Durgun Ateş Şarkı Sözü lyric - Selim Gülgören Durgun Ateş Şarkısı

    Bir aşk rüzgarı görüyorum hala sende,
    Esiyor ama herzamanki gibi yanlış olduğu yerde.
    Bir deli fırtınam sanıyorsun kendini hala,
    Unutma ki dünya bu yalan olan her şeyin farkında.

    Durgun ateş söyle bunun neresini söndüreceksin?
    Ki zaten yanmış olan yanlış aşkların olduğu yerde değil mi?

    Durgun ateş söyle bunun neresini söndüreceksin?
    Ki zaten yanmış olan yanlış aşkların olduğu yerde değil mi?

    Sen sönmeyen ateşimsin sanıyorsun kendini
    Sanki bir alev alıyorsun sevgilim,
    Külleri bile bana seni anımsatmıyor artık işte gördüğün gibi.

    Sen sönmeyen ateşimsin sanıyorsun kendini
    Sanki bir alev oluyorsun sevgilim,
    Külleri bile bana seni anımsatmıyor artık işte gördüğün gibi.

    Bir aşk rüzgarı görüyorum hala sende,
    Esiyor ama herzamanki gibi yanlış olduğu yerde.
    Bir deli fırtınam sanıyorsun kendini hala,
    Unutma ki dünya bu yalan olan her şeyin farkında.


    Durgun ateş söyle bunun neresini söndüreceksin?
    Ki zaten yanmış olan yanlış aşkların olduğu yerde değil mi?

    Durgun ateş söyle bunun neresini söndüreceksin?
    Ki zaten yanmış olan yanlış aşkların olduğu yerde değil mi?


    Selim Gülgören Resimleri

    Selim Gülgören Biyografisi

    Selim Gülgören Şarkı Sözleri
#09.11.2011 16:39 0 0 0
  • Dert Şarkı Sözü lyric - Selim Gülgören Dert

    Çal çal oyna diyor gözlerimin önünde
    Kıvır kıvır dilin kemiği yok işte
    Peşimde öyle büyük bir büyü var
    Aşk aşk onun esaretinde..

    Bir feryat dilimin ucunda,
    Kıvıra kıvıra haykıramaz oldum,
    Esir kalp tutkusu içinde,
    Bana bir haller oldu
    Fena görüyorum bende,
    Ona müebbet bu yürek
    Sonunda,uğrunda kalbimde mühürlenecek,

    bugün kendimi saldım ben,
    benliğimi verdim sana,
    yeterki senin elinden,
    gelsin dert dert...

    çal çal oyna diyor gözlerimin önünde,
    kıvır kıvır dil kemiği yok işte,
    içimde öyle büyük bir büyü var,
    aşk aşk onun esaretinde


    Selim Gülgören Resimleri

    Selim Gülgören Biyografisi

    Selim Gülgören Şarkı Sözleri
#09.11.2011 16:38 0 0 0
  • Cennet Şarkı Sözü lyric - Selim Gülgören Cennet

    Hani fani bu hayat ümit bağlayamam
    Olmadı diye oturup ağlayamam
    Gönlü geniş olan sükutu öğrensin

    Sevgimi yok yere ele bağlayamam
    Gelir ümidiyle hayallere sığınamam
    Kemale eren kendinden versin

    Sevdim, kaç kere bilemem
    Yaşadım, yok inkar edemem
    Bıktım, senle baş edemem
    Beeeeen

    Zaman, öylede geçiyor
    Hayat, böylede bitiyor
    Bitsin, umudum cennetten

    Ben dalkavuk olanı hizaya getiremem
    Sorma bana ben görünmezi göremem
    Merak eden kendine yönelsin

    Boş yere kimseyi oyalayıp üzemem
    Geçici şeylere heves edip üzülemem
    Fikrim hevesimi alt etsin

    Sevdim, kaç kere bilemem
    Yaşadım, yok inkar edemem
    Bıktım, senle baş edemem
    Beeeeen

    Zaman, öylede geçiyor
    Hayat, böylede bitiyor
    Bitsin, umudum cennetten

    Ben gözü görmeyene resim gösteremem
    Değerimi bilmeze değer öğretemem
    O önce e haddini öğrensin

    Biten sevgiye imrenip özenemem
    Boş sözü duyup düstur edinemem
    Neden kendine ah etsin

    Bildim, lakin söyleyemem
    Gördüm, ama izah edemem
    Dünya, senle baş edemem
    Beeeeen

    Zaman, öylede geçiyor
    Hayat, böylede bitiyor
    Bitsin, umudum cennetten

    Sevdim, kaç kere bilemem
    Yaşadım, yok inkar edemem
    Bıktım, senle baş edemem
    Beeeeen

    Zaman, öylede geçiyor
    Hayat, böylede bitiyor
    Bitsin, umudum cennetten


    Selim Gülgören Resimleri

    Selim Gülgören Biyografisi

    Selim Gülgören Şarkı Sözleri
#09.11.2011 16:37 0 0 0
  • Hande Yener Bodrum - Bodrum Flüt Notası - Bodrum Flüt Nota - Hande Yener Bodrum Flüt Nota

    Fa Fa Fa SoL Fa Mi Re Mi Mi Fa Fa Fa SoL Fa Mi Fa SoL Fa Mi Re La SoL Fa Mi Re Fa SoL Fa Mi Re

    Alıntı..
#09.11.2011 16:28 0 0 0