Kayıp bir orduyum hayata mağlup, Adı unutulmuş bir savaşçıyım.
Rüzgârın önünde bir lahza durup, Enginlere kanat çırpan acıyım
Mavi ufuklara son kez dokunup...
Karanlık, ardında gözyaşı saklar; Ağlayan sevdana tutsak ruhumdur.
Gözümden lav gibi süzülen yaşlar, Gümüş şamdanında yanan bir mumdur.
Ne seni ne beni bir anlayan var...
Akşamlar, bir garip ayrılık kokar, Ateşle yıkanır kutsal acılar...
Karanlığa ışık tutar yağan kar, Islak sokaklarda yorgun adımlar,
Mezarına doğru usulca akar...
21. Yüzyılın Yalnız Ve Mutsuz Çocukları Yazısı - 21. Yüzyılın Yalnız Ve Mutsuz Çocukları Ayşe Sönmez Bulut - Ayşe Sönmez Bulut Yazıları
Her tatil dönüşü okulların açılmasını heyecanla beklerdim eskiden...Çocuklarda öyle...tatil boyunca oynadıkları oyunları geride bırakmanın hüznü olsada yüreklerde,okula ,arkadaşlara kavuşmanın mutluluğu parlardı gözlerde.....
Bugünlerde çocukların gözlerinde aynı parıltıyı göremiyorum.Bıkkın,yılgın,yorgun bir halde sırtlarındaki çantaların altında ezilerek gidiyorlar okula....Arkadaşlara kavuşmanın sevinci yok artık küçük yüreklerde.Aksine bilgisayarını evde bırakmanın can sıkıntısı var içlerinde.
Modern çağın girdaplarına direnemiyor,günümüzün insanları.Çocuklarımızda öyle...Dirençsiz,mutsuz,doyumsuz büyüyorlar....Anneler,babalar işte, çocuklar evde..Arkadaşsız,kitapsız;sanal bir dünya oluveriyor her şeyleri...
Eskiden çok eskiden çeşit çeşit oyunlarımız vardı.Sokaklarımız geniş,trafik yoğun değildi.Mahallelerimizde çocuk sesleri yankılanırdı.Mahallenin tüm çocukları bir araya gelir,bilienen tüm oyunlar oynanırdı sırasıyla.(çelik çomak,saklambaç,seksek,çizgi,yakantop,istop v.b.)
Oyunda mutlu dönen çocuklar annelerinin ellerine bırakır kendilerini..Soğuk suyla ovularak yıkanan eller,ayaklar kurulanır,pijamalar giyilip,oturulurdu bir köşeye.Yemek zar zor yenir,daha sofra toplanmadan uykuya dalınırdı.
Eskiden oynanan oyunlar yok artık.Sokaklarımız daraldı,evler büyüdü,nüfus çoğaldı;ama bizler ,çocuklarımız gittikçe yalnızlaştı.çocuklarımızın yalnızlığını azaltabilmek için maddi şeylerin arkasına sığınıyor,istemedikleri kadar yapay oyuncak,istemedikleri kadar giysi alıyoruz.Son model bilgisayarlar önlerinde,yüzlarce cd ellerinin altında sanal bir dünyaya hapsedildiler...
Duygularını paylaşacak kimse olmasada yanlarında sanal arkadaşları var karşılarında.Bazen yanlşı da olsa gittikleri yol onlar bunu bilmiyorlar.Onlar da haklılar bir yerde;oynayacak arkadaşları yok,oyun sahaları yok,olsada güvenli değil.....Evde anne babaları yok..Ne yapabilir 21. yüzyılın çocuklar...
Geleceğimizi bu çocuklara mı bırakacağız?Sosyal ilişkiden uzak,düşünemeyen,yorumlayamayan,dilini doğru kullanmakatn yoksun bu gençlere mi?
21. yüzyılın yalnız ve mutsuz çocuklarını bu durumdan kurtarmak için yapmamız gerkenleri düşünüp çözüm yolları bulmanın,en azından düşünmenin zamanı gelmedi mi?
Yalnız ve mutsuz çocukları, sosyal ve mutulu çocuklar yapmalıyız tez zamanda...
Doğada ki Huzur Yazısı - Doğada ki Huzur Ayşe Sönmez Bulut - Ayşe Sönmez Bulut Yazıları
Aylardan ekim,insanı üşütmeyen bir sonbahar gününde Kovada'ya doğru yola çıkyoruz.Ülkenin milli park kontejanından bir yer burası.Çınar ağaçlar,meşeler,adını bilmediğim,hatırlayamadığım pek çok ağaç çoktan giymiş sonbahar giysilerini...Ağaçları,çalıların,ağaçcıkların adını bilmememk utandırıyor beni..Ha işte ,şurada bir alıç,galiba şu da ergen,ya diğerleri....
bir düşünün kaçımız her gün geçtiğimiz yollardaki ağaçları,çiçekleri tanıyoruz? oysa onlar bizimle yaşıyor,bizimle nefes alıyor. Biz isimlerini bilmiyoruz öğrenmeye de çalışmıyoruz. ama onlar yıkılmak nedir,bilmiyorlar. Her bahar en güzel renklerini,en güzel kokularını kuşanarak bize yaşatmaya. yine açıyor akasya en kokulu çiçeklerini,yine kazılıyor koca çınarın gövdesine ölümsüz aşıklar tutkuyla... yine serinletiyor salkımsöğüt şefkat dolu dallarıyla yorgun bedenlerimizi
polonyalı piyanist,Aurthur Rubinstein "ben yaşama tutkunum"der, "yaşamın değişiklerini rengini hareketlerini severim.konuşabilmek görebilmek duyabilmek yürümek müziğe ve resme sahip olabilmek..bir olduğunu biliriz bilmesine de günlük telaşların içinde en yakınımızdaki güzelliklerini bile gözümüden kaçırırız ne yazık ki...
Kovada'ya doğru yola devam ediyoruz.önümüze birden bir tilki çıkıyor.eşim zor durduruyor arabayı.o bize şaşkın şaşkın bakarken biz onu seyrediyoruz.bu kez kızlar "sincap" diye bağırıyor. ağacın dallarında iki sincap koşup oynuyor.şuradaki huzur hiç bir yerde yok inanın
"İnsanlar.hayvanların aksine yaşamın tek amacının ondan zevk almak olduğunu öğrenememiştir." demiş ingiliz yazar Samuel Betler bir düşünsenize kaçımız yaşamı dilediğimiz gibi yaşayabiliyoruz? ertelenen hayaller derken bir şeyler kayıp gidiyor sanki ellerimizin arasından oysa hayvanlar ekime inat yaklaşan kışa inat mutlu yaşıyorlardı biz de doğayı yaşamaya kararlıyız bu gün.
Düşen sarı yapraklara inat,gökyüzünü kaplayan kara bulutlara inat bir yerde durup arabadan iniyoruz.Göl kıyısına doğru yürüyoruz gölün üstünde yüzlerce kuş.Adını soruyorum eşime "karabatak" diyor.V e devam ediyor."kuş gribi çıkmasaydı bu kadar karabatağı bri arada göremezdin.İnsanların acımasızlığı, doğaya verdikleri zarar üzüyor kızları da.İrlandalı yazarBernard Shaww "insanlkı hep boşa çıkarıyor beni,doğa ise hiç bir zaman."demiş.İnsanların bunca zulmüne karşılık doğa bizi bağrına basmaya hazır gerçek dost.Bazen tek bir yaprağı,tek bir çiçeği yeter bizi gerçek alemden çekip almaya.
Hayalkırıklıklarımızın,mutsuzluklarımızın tek çıkış noktası doğa.Garip bir tılsım gizlidir derinliklerinde.
Ben tam bunları düşünürken eşimin ayağı kaydı.birkaç çakıltaşı göle yuvarlandı.O anda inanılmaz bir şey oldu.Muhteşem bir görüntüyle donup kaldık.Yüzlerce karabatak,çakıl taşlarını sessinden ürkmüş,kanatlarının ucunu suya vurarak bizden uzaklaşmaya başladı.Uçmuyorlar,sanki suyun yüzünde yürüyorlardı.Çok etkilenmiştk.Kaçımız böyle bir görsel şölene şahit olmuşuzdur.Ya da kaçımız böyle bir şöleni izlemek için neler vermeyiz?
Doğa böyle bir şey.bambaşka bir boyuta geçmek gibi,onunla buluşmak.Usul usul ilerler,yavaş yavaş uzaklaşırız dünyamızdan.Keşfetmeye heveslendiğimiz bu yeni dünyada kötülükten eser yoktur.Bencillikler,kıskançlıklar,kavgalar tıpkı bir sis bulutu gibi dağılmaya başlar.Her adımda içimizdeki iyimserlik biraz daha gün yüzüne çıkar,kendimizle yüzleşiriz.
Kovada'ya yaptığımız sonbahar geimiz,ilk defa şahit olduğumuz;daha önce farkına bile varmadığımız pek çok güzellikle sona eriyordu.Geri dönerken herkes susmuş,yaşadığı güzellikleri sindirmeye çalışıyordu.
Bizi doyuranyaşatan, koruyan doğa, ruhumuzdaki yaraları da tedavi etmek sarıp sarmalamaya hazırdı. Kim bilir belkide bundandır onu sevdikce hep daha iyi hep daha mutlu olmamız.İçimizdeki en çocuksu,en saf yanımızı ortaya çıkarır.
Geri dönüş yolunda mutluyduk.Bir o kadar da şaşkın.İnsanların mutlu olmak için pek çok nedeni varken neden mutsuz olduklarını,kendilerine karşılıksız her şeyi bağışlayan doğayı neden katlattiklerini tartıştık. Bir süre bir cevap bulamadık. Ama bir köşe yazasınınson cümlesini herkesle,her şeyle,insanlarla,doğayla paylaşmaya karar verdik.:"untmayın ki öfkenin ve üzüntünün en büyük kötülüğü insanın yine kendisinedir.Ve doğa onların en önemli panzehiridir."
Deniz Kitap Özet - Ahmet Kahraman Kitapları - Deniz Kitap Tanıtım - Deniz Kitap Fiyatı - Deniz Ön Okuma
Kitap Özet
"Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için şerefimle bir defa ölüyorum. Sizler, bizleri asanlar
şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz.''
Onlar için darağacındaki fidanlar dendi, masum gençler dendi... Hiç kimseyi öldürmemiş olmaları ön plana çıkarıldı. Kimileri de lanetle andı onları. Ancak hiçbir biçimde önemleri yadsınmadı.
Ölüm tehdidinden korkmayan, darağacını gericiliğin yargılandığı bir kürsüye dönüştüren tavırları unutulmadı. Onlar devrimci oldukları için asılmışlardı... Sonraki yıllarda yüzlerce, binlerce kez tekrarlanacak infazlardan biriydi ölümleri... Bugün de her devrimcinin kalbinde, parkasıyla, kavruk bakışlarıyla bir suret yaşıyorsa, bu; onların kazandıklarının kanıtıdır.
Deniz
Ahmet Kahraman
Chivi Yazıları
Fiyatı : 16,00 TL
Kasım 2011
224 sayfa
ISBN: 9786055708448
Meleklerden Mesajlar Kitap Özet - Diana Cooper Kitapları - Meleklerden Mesajlar Kitap Tanıtım - Meleklerden Mesajlar Kitap Fiyatı - Meleklerden Mesajlar Ön Okuma
Kitap Özet
Uyanışa Kulak Verin...
"Kalbinizi her şeye açın; kendinize, evrene, yıldızlara, doğaya, her şeye. Enerjiyi günün her ânında kucaklayın ki o da size destek olsun."
Kadim kehanetlere göre 26.000 yıllık bir astrolojik dönemin sonuna yaklaşıyoruz. 2012'nin kış dönümünde ilahi değişim için daha önce hiç yaşanmamış bir fırsat doğacak. Kozmik bir ân, evrensel bir sessizlik ânı yaşanacak.
Meleklerden Mesajlar, insanlığın geleceğine dair tüm merak edilenleri melekler âleminden gelen bilgiler ışığında ortaya seriyor. Dünya'nın arınma dönemleri, on iki yükseliş çakrası, kozmik kapıların nerede ve ne zaman açılacağı, aydınlanma, tüm bu süreçlerde sayıların rolü gibi konulara eğiliyor. Daha da önemlisi, 2012'nin gizemi ve yeni bir dönemin başlayacağı 2032 ve sonrası hakkında mevcut bilinç düzeyimizle tahmin bile edemeyeceğimiz ipuçları veriyor. Ekonomik ve politik olaylar, doğal afetler, iklim değişiklikleri ve teknoloji gibi modern dünya meseleleri hakkında meleklerden aldığı mesajları bizlere iletiyor.
Bizleri bekleyen olağanüstü değişime hazırlanırken hepimizin kullanabileceği bir rehber
Meleklerden Mesajlar
(Zorlukları Göğüslemek, Fırsatları Yakalamak için Bir Davet)
Diana Cooper
Maya Kitap
Fiyatı : 15,00 TL
Kasım 2011
240 sayfa
ISBN: 9786055675370
Namlunun Ucundaki Mahalle Kitap Özet - Orhan Tüleylioğlu Kitapları - Namlunun Ucundaki Mahalle Kitap Tanıtım - Namlunun Ucundaki Mahalle Kitap Fiyatı - Namlunun Ucundaki Mahalle Ön Okuma
Kitap Özet
O meşum güne kadar mahallenin adını sakinleri ve komşu ilçeler dışında bilenler sınırlıydı.
Tapusuz ve sıvasız evleri, çamurlu yolları, işsizi ve yoksulu bol olan bu mahalleyi, bağlı bulunduğu ilçenin belediyesi bile unutup kaderine terk etmişti. Çoktan hurdaya ayrılması gereken o da saatte bir gelen otobüsleri de olmasa dış dünyaya bağlantıları külliyen kesilecekti. Ama yaşlı otobüsler sayesinde İstanbul'un merkezi noktalarına ulaşmasalar da hiç olmazsa komşu ilçelere kadar uzanabiliyorlardı...
Takvimler 12 Mart 1995 tarihini gösterdiği gece, mahallenin adını sadece Türkiye değil, cihan duydu. Üstelik mahalleyi tanıtmak adına kendilerinin özel bir çabası olmaksızın... O gece beyaz bir Renault Station marka otomobil, İsmetpaşa Caddes'nin başladığı tepeden bayır aşağıya süzülürken içinden uzanan eller dört kahveneyi taradı. Bir kişi yaşamını yitirdi. Katilleri taşıyan otobomil hiç acele etmeksizin biraz ötede çatallaşan yol ayrımından sağa saparak gözden kayboldu.
Yapılan saldırıyı ve polis ekiplerinin kayıtsızlığını protesto etmek isteyen mahalleli, karakola yürüdü. Polis ekipleri de bunu bekliyormuşçasına kendilerine taş atanlara mermi ile karşılık verdi..
Sevgili Orhan Tüleylioğlu, Gazi Olayını ve Davasını unutturmak isteyenlere inat dört dörtlük bir araştırmaya imza attı. Hem gelecek kuşaklara yanlış materyal bırakmamak hem de o üç gün Gazi'de yaşanan katliamı yeniden belleklere kazımak için yapılan bu çalışmayı çok önemsiyorum.
-Miyase İlknur-
Namlunun Ucundaki Mahalle
(Gazi Mahallesi Olayları 12 - 13 Mart 1995)
Orhan Tüleylioğlu
Uğur Mumcu Vakfı Yayınları
Fiyatı : 22,00 TL
Kasım 2011
365 sayfa
ISBN: 9786054274307
Nazan Kitap Özet - Orhan Tez Kitapları - Nazan Kitap Tanıtım - Nazan Kitap Fiyatı - Nazan Ön Okuma
Kitap Özet
İnsanların kimisi yaşama tutunur, kimisi tutunamaz, iğreti yaşar. Yaşamı algılamak, yetişme tarzı, kimlik sorunu, çevresel boyut vb. gibi özelliklerdir onları etkileyen. Yaşamak, bu dünyanın geçiciliğini bilerek. Tutunamayanlar bu geçiciliği daha iyi algılarlar. Belki de bir şeye, şeylere bağlanmak istemeyişleri ondandır, kim bilir?
Nazan ile Özgür'ün sıradışı öyküsü bir sevgi arayışı mıdır?
Nazan
Orhan Tez
Cinius Yayınları
Fiyatı : 5,00 TL
Kasım 2011
73 sayfa
ISBN: 9786051273419